Go back

Yasın 5 Aşaması

0m 0s

Yasın 5 Aşaması

Konuşmacı, uzun süredir ertelettiği yas konusunu ele alıyor. Yasın, sadece ölüm değil, her türlü kayıp sonrası yaşanan doğal bir süreç olduğunu vurguluyor. Kendi deneyimlerinden ve bir film sahnesinden örnekler vererek kaybın şiddetini anlatıyor. Yasın beş aşamasını ayrıntılı şekilde açıklıyor: İnkarda kişi kaybı yok sayar; öfke aşamasında suçlanacak biri aranır; pazarlıkta kişi, kaybı telafi etmek için kendini değiştirmeye çalışır; depresyon, acının en yoğun hissedildiği dönemdir; kabullenme ise kaybın gerçekliğini kabul edip hayata devam etme noktasıdır. Konuşmacı, yas sürecinde kendine izin vermenin, sosyal destek almanın, duyguları ifade etmenin, kendini affetmenin ve gerektiğinde profesyonel yardım almanın önemini vurguluyor. Ayrıca, herkesin yas sürecinin bireysel olduğunu ve kişinin kendi dinamiğini oluşturması gerektiğini belirtiyor. Yasın doğal bir süreç olduğunu ve zamanla acının hafifleyeceğini söyleyerek konuşmasını sonlandırıyor.

Transcription

1792 Words, 11936 Characters

Turkish
Merhabalar. Bir süredir yasla ilgili bir bölüm yapmak istiyordum ama bu konu hakkında konuşmak benim için biraz galiba. Hani zor ve ağır bir konu gibi geldi bana. O yüzden hep böyle erkeğe dedim. Erteledim. Bu akşam da aniden bu konuda konuşmak istedim zaten. Bir süredir hazırlandığım için kafamda 35. Hani ne söylerim, ne konuşuyorum gibi bir program vardı şim. Di de yaz nedir? Yazın 5 aşaması nedir? Bunu konuşacağız. Yaz bir kayıttan sonra yaşadığımız bir durum bu. Kayıp sadece bir ölüm olmayabilir, bazen bir ayrılık, bir iş değiştirme, bazen taşınma. Sahip olduğumuz bir şeyi kaybetme, hatta annelerin hani o yeni doğum yaptıkları dönemde yaşadıkları öyle olsalığın bir sebebinin de geçmişte tanıdıkları ama artık başka bir hale evrilmiş. O eski kadının üzüntüsü ve yasa olduğu söyleniyor. Birini kaybetme duygusu bana 2 kere böyle çok yüzüme çarpmıştı. Hani birini kaybetmenin şiddetine 2 kere anlamıştım hayatımda. Birisi anneannem vefat ettiğinde annem şey demişti. Kaybetmek buymuş, onu kaybettim. Bir daha asla bulamam, bir daha asla göremeyeceğim. Ya da görebilecek miyim? Sürekli bunları söylüyordu. Böyle o yasın ve kaybın üzüntüsünü, derinliğini ilk anladığım zaman o zamandı. Bir de bir filmden bir sahne var. Benim adım Kağan diye bir film var. Bir hint filmi işte kadın bir adamla evleniyor. Adam Müslüman amerika'da yaşıyorlar ve işte 11 Eylül saldırıları oluyor işte Müslümanlara karşı bir antipati gelişiyor ve kadının aslında ilk evliliğinden Müslüman olmayan bir çocuğu var. Ama işte o adamın soyadını aldığı için değil artık hangi sebepten bilmiyorum işte. Üvey babası Müslüman olduğu için miydi bilmiyorum. Okulda zorbalığa uğruyor ve işte bir gün. Arkadaşlar okul arkadaşları dan gördü, işte şiddetten dolayı hayatını kaybediyor. Kadın hinduydu ve işte onu o ölü gömmeden önce bir ritüelliği vardı. Bir şey yapıyordu, çocuk böyle uzanıyordu. Yatak gibi bir yerde böyle işte çıplaktı bedeni. Kadın da böyle üzerine tütsü gibi bir şey yakmıştı. Böyle dolaştırırken onu böyle kal kaldırıp çocuğa sarılıp şey demişti. Lütfen bebeğim bana geri dön demişti. Ben bu filmi izleyeli belki 10 sene falan olmuştur ama o hani ölmüş ve sana bir daha geri dönmeyecek olan şeye sarılıp. Ne kadar sarılırsan, sarıl ne kadar ağlarsan ağla ne kadar hani istersen iste onun tekrar canlanmayacağını bilerek yine de onun sana geri dönmesini isteyerek onu o yalvardığı an ya da o yalvarma hali. O zaman da demiştim ki evet galiba birini kaybetmek tam olarak böyle bir şey. Yasın ilk aşaması inkar etme biliyorsunuz. Iıı belki çevrenize denk gelmişsinizdir. Biri bir yakınını kaybeder işte ölür mesela sevdiği birisi. Ölmediğini işte uzak bir yere gittiğini, geri döneceğini söyler. Hasta olduğunu hastanede yattığını, iyileşip eve geri geleceğini. Cenazesi olmuştur, onu gömmüştür. Bunu izlemiştir ama. Işte çocuğuysa o yurt dışını okumaya gitmiştir. Bir yerdedir. Bir yerden gelecektir. Vesaire vesaire ya da mesela. Ayrılan 2 çifte baktığımız zaman işte yaz tutan bir taraf varsa işte. Biz ayrılmadık bitmedi. Barışırız. Biz bunlar bizim aramızda olan şeyler gibi işte böyle. Hani OO süreci kabullenmediğimiz o geçici bir durum gitmiş gibi adlandırdığımız o dönemi inkar etme deniyor. Inkar evresi biraz kısa, çok uzun bir süre değil. Çünkü işte sonuçta ortada bir yokluk, gerçek somut bir yokluk var ve onunla tabi ki bir süre sonra yüzleşiyoruz. Sonra hemen arkasından öfke geliyor. O inkar'daki hissizlik geçiyor çünkü inkar da bir şey hissetmiyorsunuz. Çok fazla acı yok. Sonra bir anda öfke geliyor. Kaybın acısı hissedilmeli, hissedilmeye başlanıyor. Kaybı yaşayan kişi böyle suçlayacak birilerini arıyor. Öfke çok çok büyüyor ve bir alev topuna dönüyor. Yine bir örnek vereyim size mesela işte ailenizden ya da işte çevrenizden biri ölür. Işte doğal yollarla işte belki bir kalp krizi geçirir ya da işte hastadır zaten ya da bir şey olur ama dönüp cenaze evine baktığınızda birbirini suçlayan insanlar görürsünüz. Mesela bir kardeş, bir kardeşe şey der son zamanlarında anneme iyi bakmadın, iyi davranmadın ya da işte ameliyat ettirelim dedin ettirmeseydik böyle olmazdı. Ya da o zaten çok stresli bir dönemden geçiyordu. O gün sen onu üzdün ve işte kalp krizi geçirmesine sebep oldun ya da ben yaptım. Kişi kendin de suçlayabilir. Ben sebep oldum. Ben strese soktum. Bu yanlış kararı ben verdim. O öf gibi muhattap arar ve günün sonunda elbet bir muhatap bulur ve buraya doğru o bütün duygular aktarılır. Yasıl, üçüncü aşaması, pazarlık, pazarlık. Kişinin şöyle olursa böyle olur, böyle yaparsam şöyle olur gibi kendi içinde böyle. Acısını daha hafiflettiği içinde ufak bir motivasyon bulunduran. Biraz daha böyle kişinin kendisine hizmet eden bir süreç. Yine işte bir örnek vereyim size mesela bir ölüm var ve işte yazısı çok dayanılmaz acısı çok dayanılmaz kişi şöyle diyebilir, ben işte o zaten işte ölen kişiyi çok iyi ve ya da kaybettiği işte eski sevgili çok iyi işte. Çok yukarıda bir yerde görür kişi beyin. Hani böyle çalışıyor. Dolayısıyla o iyi bir yerde iyi bir noktada mesela işte öldü, kaybettim onu tamam o zaman ben çok iyi bir Müslüman olursam ya da çok neyse artık değilim. Çok iyi bir Hristiyan olursam. Çok iyi bir kul olursam ya da çok iyi bir kalp kalp taşırsam insanlar öldükten sonra gittikleri o işte inancına göre kişinin cennet ise ya da başka bir şeyse başka bir boyutsa orada tekrar kavuşabiliriz gibi bir motivasyonla. Içinde böyle umut barındıran kaçış barındıran bir süreç. Bir ilişki bittiğinde de mesela şöyle kişi şöyle yapabilir, bende sevmediği tarafları törpülersem eğer. Kendimi düzeltirsem kendime çeki düzen verirsem ve o bendeki bu değişimi görürse bana geri dönebilir ve bu motivasyonla kişi işte bir dönem acısının kaybının ağırlığını böyle perdeleyip. Kendini iyileştirme ya da işte bir amaç bulup onun içinde dönmeye başlayabilir. Bu aşamaya biz pazarlık diyoruz. Pazarlıktan sonra da dördüncü aşama olan depresyon geliyor. Ben depresyonu hep şey diyorum. Köprüden önceki son çıkış çünkü depresyon artık verdiğimiz son o. Dramatik tepki. Psikolojik bir bozukluğun sonucu değil. Yazın depresyonu, o ağır üzüntü sürecinin bir sonucu. Aslında doğal bir tepki kayıp verdik, üzüntü yaşayacağız. Tabi ki uyum yamayacağız işte yemek yiyemeyeceğiz. Motivasyon kaybı yaşayacağız gibi hani? Çünkü artık hani anladık, idrak ettik işte o pazarlığımız bitti, kendimiz düzelttik, çeki düzen verdik ama dönmüyor o kişi. Sürekli işte iyi bir insan olmaya çalıştık ama ne kadar bir süre sonra benim yolculuğum bitecek ve o kısma ben ne zaman geleceğim bilmiyorum. Çok uzun bir yol olduğunu fark ettim. Ve çöktüm, depresyona girdim bu yılsın. En karanlık dönemi olabilir ama bir noktada da kapının açılmasına en yakın olan an benim için. Çünkü depresyondan sonra kabullenme geliyor. Kabullenme hep şunu söylerim, ben kabullenme bence çok ansızın geliyor. Hiç. O noktaya gelemeyeceğinizi sandığınız hiçbir zaman bu durumla başa çıkamayacağınızı düşündüğünüz. O bana geri gelicek o geri dönecek ölmedi hasta işte okul okumaya gitti, hastanede yatıyor. Şimdi işte iyileşecek, eve geri gelecek beni. Şimdi işten çıkardılar ama onlar beni geri ararlar. Biz buradan taşındık ama arkadaşlarım beni unutmaz gibi gibi böyle o kendi müzi kandırdığımız cümlelerin bittiği. Evet, tamam, ben bunu kaybettim, artık yapacak hiçbir şey yok. Ve artık bu kayıtla başa çıkmam gerekiyor dediğimiz nokta kabullenme. Kabullenmenin kendi içinde bir ferahlığı var çünkü. Yapılacak her şeyi yaptım ama. Işte oyunun sonuna geldim. Mi demekte insanın böyle o kötü duygulardan o zor o sıkıntılı süren azar eden bir durum oluyor. Peki biz yaz tutarken neler yapmalıyız? Yaz sen fiziksel olarak hem de duygusal olarak zor bir süreç. O yüzden bunu yaşamak için bir kendimize izin vermemiz lazım. Hemen toparlanıp. Oradan oraya koşmanın bir manası yok. Hep şunu söylüyorum, mesela bazı arkadaşlarım ya da çevremde bazı insanlar var şey. Kim olduğunu biliyor, onlar diyor musun? Hayır, gözlemlediğim bir şey var mesela bazı insanlar hiç caz tutmuyorlar. Ölüm yasından bahsetmiyorum. Ölüm yazısı çok hani gerçek ve büyük olduğu için. OO artık daha başka bir şeydi. Başka bir gerçeklikte mesela bir ayrılığın yasını hiç tutmayan arkadaşlarım var. Tanıdıklarım var. Onlar için hep şey söylüyorum. Belki bu kadar koşmasaydın belki bu kadar saldırmasaydın belki iyi olmak için bu kadar hızlı aksiyon olmasaydın mevcut durumu iyileştirebilirdin ama çok fazla saldırdın. Çok fazla koşturdun ve şimdi hem yorgunsun hem de üzüntün bütün o cüretiyle bütün büyüklüğüyle sabit duruyor. O yüzden yazı yaşamak için kendimize izin vereceğiz. Hayatta acı çekmek var. Hayatta böyle yerlere düşmek, sürülmek, ağlamak, çaresizce onu görmek istiyorum. Demeler var, onu görmek istiyorum. Bana geri dönmesini istiyorum. Işte o filmde ki kadının o bebeğin çocuğunun cansız bedenine sarılıp, lütfen bebeğin bana geri dön demeleri var hayatta. Ama bir yandan da işte bir şey bittiyse bitmiştir. Bir şey artık yaşamıyorsa yaşamıyordur. Canlı değilse değildir. Bunu sadece hani metaforik bir yerden söylüyorum, sadece fiziksel olarak söylemiyorum. Iıı destek alacağız hep kendi günlük diyaloglarımda da çok vurgularım. Bunu sosyal destek çok önemli derim. Çünkü sosyal destek bizim zor ve katlanılmaz. Süreçlerimizi atlatmamıza bize çok yardımcı olur. O yüzden sosyal destek arayacağız. Sosyal desteğe tutunacağız. Duygularımızı ifade edeceğiz. Evet, çok üzgünüm, bir şey kaybettim, çok canım acıyor, çok mutsuzum, ağlıyorum, Gezer uyuyamıyorum, ağzım çamur gibi ağzımda çamur gibi tat var. Bunları dile getirebiliriz, duygularımızı ifade edebiliriz. Çünkü böyle böyle aslında azalacak o duygunun yoğunluğu. Sonra kendimize de biraz iyi davranmamız gerekiyor. Yani hani çok fazla düşünmemek için işte hayatımızı devam ettirebilecek kadar kendimize fiziksel olarak da duygusal olarak da iyi bakmamız gerekiyor. Kendimizi affetmemiz gerekiyor. Çünkü bazen ne yaparsak yapalım, ne kadar çabalarsak çaballayalım işte bazen bir şeyler gidiyor, bazen bir şeyler bitiyor. Bazen yeniliyorsa hayatta bazı kazalardan bazı krizlerden. Bazı hastalıklardan daha güçlü değiliz, kaderi değiştiremiyoruz. Bazı kavgaların sonu ayrılık da bitiyor. Bazı diyaloglar kesiliyor, birden hani bunu değiştirmek ya da durdurmak için o güce sahip değiliz. Çünkü bir yandan da hayatın bir planı var. Kaderin bir planı var, bu işlemeye devam ediyor. O yüzden kendimi saf vereceğiz. Bu kadar güçlü değilim. Tek başıma bunu yönetemem, onu hayatta tek tutamam. Hani benim elimde olan bir şey değil. Ben ameliyat kararını verdim diye ölmedi. Ben onu strese soktum diye kalp krizi geçirmedi. Ben bu kadar sinirli olmasaydım ben bu kadar. Ya da bilmiyorum işte, bu kadar uzlaşması zor bir olmasaydım belki gitmezdi. Daha çok çalışsaydım, daha erken gitseydim, daha geç çıksaydım belki patronun beni hiç kovmazdı. Bazen de erken gidersin, çok çalışırsın ama işten çıkarılırsın bir sebepten. Bazen ne yaparsan yap o kişiyi kurtaramazsın, bazen ne kadar çabalarsan çabala ilişki bir daha rayına oturmaz, çok güçlü bir şeydir. O raydan çıkan şey ne kadar itersen hiç olmaz. Artık bitmiştir. O yüzden kendimizi affedelim. Affetmek çok önemli. Zamanla ihtiyacımız olduğunu kabul edelim. Hani zamanla zamanla zamanla. Duygular körelecek alışıcaz. O acı ilk günkü şiddetiyle kalmayacak ve mutlaka. Kendimiz halledemiyorsak aşamıyorsak o döngünün içinde sıkışıp kaldıysak profesyonel destek alacağız. Yaz çok bireysel bir süreç. Hiç kimsenin ki hiç kimseninkine benzemiyor. O yüzden kendimizi tanımamız, hani bunu nasıl atlatabilirim, buna nasıl başa çıkabilirim? Kimden destek alabilirim gibi hani kendimizi tekrar ayağa kaldırmak için mevcut şartları iyileştirmeye çalışacağız? Ezberden konuşmak çok kolay ama işte yaşarken hep farklı şekillerde cerrahi cereyan ediyor. O hisler farklı şekillerde ortaya çıkıyor. Kendi dinamiğimizi, kendi rutinimizi oluşturmak için o motivasyonu kaybetmeyeceğiz. Ve her türlü yardıma her türlü desteği açık olacağız. Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.

Podcast Summary

Key Points:

  1. Yas, yalnızca ölüm değil; ayrılık, iş değiştirme, taşınma gibi kayıpları da kapsar.
  2. Yasın beş aşaması vardır
  3. İnkarda kişi kaybı geçici olarak görür; öfke ile suçlanacak biri aranır.
  4. Pazarlık, kişinin kendini düzelterek kaybı telafi etmeye çalıştığı bir süreçtir.
  5. Depresyon, kaybın derin acısının hissedildiği en karanlık ama kabullenmeye en yakın aşamadır.
  6. Kabullenme, kaybın gerçekliğini kabul edip başa çıkmaya başlama noktasıdır.
  7. Yas sürecinde kendine izin vermek, sosyal destek almak, duyguları ifade etmek ve kendini affetmek önemlidir.

Summary:

Konuşmacı, uzun süredir ertelettiği yas konusunu ele alıyor. Yasın, sadece ölüm değil, her türlü kayıp sonrası yaşanan doğal bir süreç olduğunu vurguluyor. Kendi deneyimlerinden ve bir film sahnesinden örnekler vererek kaybın şiddetini anlatıyor.

Yasın beş aşamasını ayrıntılı şekilde açıklıyor: İnkarda kişi kaybı yok sayar; öfke aşamasında suçlanacak biri aranır; pazarlıkta kişi, kaybı telafi etmek için kendini değiştirmeye çalışır; depresyon, acının en yoğun hissedildiği dönemdir; kabullenme ise kaybın gerçekliğini kabul edip hayata devam etme noktasıdır. Konuşmacı, yas sürecinde kendine izin vermenin, sosyal destek almanın, duyguları ifade etmenin, kendini affetmenin ve gerektiğinde profesyonel yardım almanın önemini vurguluyor. Ayrıca, herkesin yas sürecinin bireysel olduğunu ve kişinin kendi dinamiğini oluşturması gerektiğini belirtiyor.

Yasın doğal bir süreç olduğunu ve zamanla acının hafifleyeceğini söyleyerek konuşmasını sonlandırıyor.

FAQs

İnkar aşaması kısa sürer çünkü ortada somut bir yokluk vardır ve kişi bir süre sonra bu gerçekle yüzleşmek zorunda kalır.

Öfke aşamasında kaybın acısı hissedilmeye başlanır ve kişi bu yoğun duyguyu dışa vurmak için suçlayacak bir muhatap arar, kendini veya başkalarını hedef alabilir.

Pazarlık aşaması, kişinin içsel anlaşmalar yaparak acısını hafifletmesine ve kaybın ağırlığını geçici olarak perdelemesine yardımcı olur, umut ve kaçış barındırır.

Depresyon, yasın en karanlık dönemi olmasına rağmen doğal bir tepkidir ve kabullenmeye giden yolda kritik bir köprüdür, bu nedenle 'köprüden önceki son çıkış' olarak adlandırılır.

Kabullenme, kişinin tüm inkar, öfke, pazarlık ve depresyon aşamalarını geçtikten sonra kaybı tamamen kabul etmesiyle ansızın gelir ve yapılacak her şeyin yapıldığı hissiyle ferahlık sağlar.

Sosyal destek, zor ve katlanılmaz süreçleri atlatmada yardımcı olur; arkadaşlardan, aileden veya destek gruplarından alınan destek iyileşmeyi hızlandırır.

Chat with AI

Loading...

Pro features

Go deeper with this episode

Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.