Go back

Viyana'ya Gitmeseydim Bilmezdim

38m 46s

Viyana'ya Gitmeseydim Bilmezdim

Konuşmacı, uzun yıllardır dülgerlik yaptığını ve hayat üzerine derin düşüncelerini podcastlerde dinleyicileriyle paylaştığını belirtiyor. Türkiye’ye kısa bir tatil için geldiğini, ancak burada kalma süresini uzattığını ve Kuştepe’de yaşamaya başladığını anlatıyor. Kuştepe’nin çarpıcı zıtlıklarını gözlemliyor: lüks alışveriş merkezleri ile Roman mahallesinin yan yana olduğu bu bölgede, sokakta üçlü koltukta oturup çekirdek çitleyen insanlar gibi sıra dışı anılar yaşıyor. Geçmişte, aldatıldıktan sonra depresyona girdiği dönemde bir spor salonunda ağlama krizi geçirdiğini, bugün aynı salona dönüp ne kadar değiştiğini fark ettiğini aktarıyor. Hayatını, istemediği şeyleri eleyerek şekillendirdiğini; sömürücü iş yerleri, değersiz ilişkiler gibi unsurları geride bıraktığını vurguluyor. Regl ağrısı nedeniyle spor salonundan erken çıkmasını başarısızlık olarak görmediğini, önemli olanın devamlılık olduğunu belirtiyor. Ayrıca, seyahat korkusunu ve yatılı okul travmasını anlatarak, Viyana’ya yaptığı bir iş gezisinin değişiminin ilk kıvılcımı olduğunu ifade ediyor. Bu gezi, ona hayatın farklı olabileceğini gösteriyor ve daha mutlu bir yaşam kurma yolunda ilerlemesini sağlıyor.

Transcription

5235 Words, 36021 Characters

Turkish
Merhaba, bendeniz dülgere oldu. 20 yıldan fazla sıredir, terepiye gidiyorum ben. Bu 20 yılda sabahlara kadar uyumayıp hayat üzerine çok düşündüm. Siz benim gibi düşünmeyin geceleri, maşılmışıl uyuyun diye yaşadığım aydınlanmaların hepsini bu podcastler sizle paylaşıyorum. Varoluşsa sancılarınız ve siz hazırsanız Mert ve Naughty terepi başlıyor. Bu arada yeni bölümlerimi kaçırmamak için beni takip etmeye unutmayın. üzerine bölüm yapmaya karar verdim. Şimdi okudum. Abla bak başına bir şey gelmesini istemiyorsan kalk bölüm yap. Çünkü o kadar uzun zamandır keyfi yerine ve yeni bölüm yapıyorsun ki, artık dua etmemek için kendimi zor tutuyorum. Şu kadının başına bir iş gelsin de üzülsün de. Konuşmak için bir tane bölüm kaydetsin diye. Güzel kardeşim ne olur? Kendinsel, kendinsel, kendinsel öyle şeyler dileme. Kevbu eminlerindeki kendine dülderi oluyordu, belediyesi olarak sizlere hizmet vermem. Örmeye devam edeceğim. Şimdi ancakla araya açtığımız için hemen abdeklerimi geçeyim. Şu an nerdeyim? Şu an Türkiye'ye 3 hafta diye gelmiştim. Böyle şey gibi oluyor. Mügyanlı'da var ya adamlar bakkala diye gitti. Sonra adamın 3 sene sonra Almanya'da buluyorlar falan. Benim beliye gidişim de zaten böyle olmuştu. 3 haftalık bir tatil için gitmiştim. Sonra 2 senedir, böyle de yaşıyorum. Bu seferde gelirken dedim ki 3 haftalık bir tatile geliyorum. Türkiye'ye ondan sonra işte hani işimi gücüm halledip geri döneceğim. Memlik etim olan baliye derken ben uzatmaya karar verdim. Temuz'un başında gelmiştim Türkiye'ye. Temuz Türkiye'de geçti. Ağızdası Türkiye'de geçiriyorum. Elilde de Türkiye'de olacağım. Çünkü elilde zaten bir çekimimi vardı. O yüzden git geldi olmasın dedim. Komple dedim birleştiriyorum. Hem de bildiğinizde belki bilmediğiniz üzere ben bir şey yazıyorum. Bu yazın sürecinin de ilk teslimi el ayında olacak. O yüzden onu da böyle Türkiye'de yazmak istedim. Yani neden derseniz Türkiye'de dair bir şey yazarken sanırım Türkiye'de olmak. Türkiye'nin sanını gözlemlemek. Yani gözlem memlemedim zaten 40 sene boyunca. Daha doğuş 38 sene boyunca evet gözlemledim ama. Hani burada olunca o hisler geri geliyor. Ağız doğru falan hani. Mesela şimdi kuş tepe deyim tamam mı? Kuş tepe bence çok ilginç bir mahalde. Çünkü bir tarafı Trump tavırız buranın yani böyle bildiğimiz bir AVM hani bildiğimiz içinde markaları olan işte. Ondan sonrası işte. Şişlim işlinin şantaşı gidiyor. Ama hemen apartmanın diğer tarafının itibaren de işte. O meşhur kuş tepe mahalesi yani çingeneleri yaşadığı çingen edemek de. Bu orada sanırım aslında bakarsanız İngilizce'deki zeynice kelimesi gibi ırkçı bir söylem. O yüzden hani roman insanların yaşadığı değil. Çok farklı bir kültür ve onları da burada ben gözlemliyorum. Çünkü sürekli hani aşağı taraflarda bir yere gideceğimiz de o mahalenin içinden geçiyoruz. Ya inanılmaz bu arada. Mesela geçen bir tane şey gördüm. Üçlü koltuk çıkarmışlar sokağa. Ve önlerinden araba geçiyor. Üçlü koltukta oturmuş. Çekirdek çit diyorlar ve. Yani bunun başka nerede görebilirsiniz bilmiyorum yani. Gerçekten hani tam olarak kuş tepe özgür bir şey. Sonra bir tane dün akşam da şöyle bir şey görük dün akşam bir dödük akşam bir de. Bir tane böyle insta boot gibi bir şey yapmışlar. Yani eventlerde hani markalar yapıyorlar ya. Influğun sular gelsinler işte. Önünde fotoğraf çekilsinler. Instagram'ın paylaşısının nerede böyle cafcaflı bir de koruyapıyorlar. Işıklı, müşıklı ki hani güzel çıkacağını bildiği için fotoğrafların herkes orada gerçekten fotoğraf çektir. Instagram'la paylaşıyor. Markada adını oraya yazınca. Onların Instagram paylaşımlara girmiş oluyor. Neyse onlar gibi bir şey yapmışlar. Kerebekler, kuşlar falan hepsi ışıklı. Ve böyle üç boyutlu. Ve bir gece konunun önüne yapmışlar bunu ve böyle normal penyakı yafetleriyle oraya eşyan kadınlar. Hani böyle az önce o çekirdek çit de bir şeyler ile. Onların önünde oturuyorlar. Fotoğraf falan çekiliyorlar. Hani anlamadım tam olarak ne için olduğunu. Yani acaba bir düğün gibi bir şeyden mi kalmıştı da oraya getirdiler. Ya da gerçekten gidip eventten mi yürütdüler. Yani bilmiyorum ama muhteşem bir yer. Tabii ki her şeyleri muhteşem değil. Bir yandan da ben böyle her sene birkaç kez gelip böyle burada kaldığım için çok kavgaların ne aşıydı. Ola ilerine falan da şahit oluyorum. Mesela geçen gün şöyle bir şey oldu. Evin önünde tam apartmana girerken iki tane çocuk o mahalleden çocuk kedi tekmeliyorlar. Ondan sonra ben de gittim. Böyle çocuklara anlatmaya çalıştım. Çocuklar hani kedi tekmelemeyin. Bakın canları acıyor diye. "Obula sen onun ne yaptığını biliyor musun?" Dediler. Ben de "Ne yapıyordum?" herhalde dedim. Bu kedi bunlara saldırdı. Hani böyle acıttı canlarını bunlar da hani o yüzden ö çalıyorlar. "Ben de ne yapıyorlar?" dedim. "Çocuk böyle baktı. Onlarsın ya. Çocuk yapıyorlar." dedi. "Ben de çocuk mu yapıyorlar?" hani çocuk yapmanın eski kötü. Bak siz de çocuksunuz. "Anneniz babanız da sizi yaptı." dedim. Oblos sen de iyice delirmişsin. Dik bana da kızdılar. Yani ondan sonra ben de dedim ki daha fazla bulaşmayayım. Sonuçta hani ne yapacakları ne edecekleri belli olmaz. Bunlar da Türkiye gerçekleri. Yani şimdi böyle kimseye ayrı umcuduk yapıyor gibi olmak istemem ama gerçekten de sonuçta bilemiyorsunuz. Yani kimin ne madde kullandığını, kiminle çıkabileceğini, nasıl bir şey? O yüzden bu anıyı böyle komikli yerinde sonlandırmak istedim. Daha fazla tram ve ihtiyacımız yok bu podcast. O yüzden yürüdüm gittim. Neyse, sonuçta işte apartmanımız kuş depede. O yüzden de ben de işte böyle buraya yakın bir tane spor salonu buldum. Normalde üyeliğimi, ne oldu? Asıl spor salonu pazartesi gitmeye başlayacağım ama işte üyeli kişidenleri böyle bir zaman alıyormuş. O yüzden hafta sonu içine hızlıca buraya yakın olanı gittim. Ve buraya yakın olan spor salonu Trump Tower'ın içinde ve kendisi de benim yıllar yıllar yıllar önce hala ben reklam, ajanısında reklam yazarlığı yaparken gittim spor salonu. Yani daha önce bu podcast dinleyenler hatırlar. Ben aldatıldıktan sonra işte asla sporu bırakmadığımın haftada beş gün spor yaptığımın hatta. Bu yüzden çok ağır bir depresyonda olduğumu hissetmem ben hemen terapistimin bana. Bak bu kadar alır spor yapamazdın depresyonda olup saydın. Sen depresyonda değilsin dediğini falan size anlatmıştım hatırlar mısınız? Ve sonradan hala eminim ki retro spektif bir şekilde geri dönüp o zamanlara baktığımda görüyorum ki. Ben yüzde yüz depresyondaydım. Ama ben depresyonda olmamara hemen hiçbir zaman en dibimde, en içerimde yaşamaktan vazgeçmediğim için. Yani ilerideki deniz için hala tren etmeyi devam ediyordum. Yani zaten sporra gittiğim için depresyondan çıkacağımı biliyordum. Eğer sporada gitmeseydim çok çok karanlık bir yerde olurduğum. Neyse, oradaken şeyi anlatmıştım hatırlıyor musunuz? Böyle sürekli sporra gidiyordum ve bir gün böyle spor yaparken, burp yapıyordum. İşte böyle burpine bilmiyorsanız, kendiniz yere atıyorsunuz. Yerden kollarınızda itip tekrar zıplıyorsunuz. Tekrar kendinizi yere atıyorsunuz. Yüzüstü böyle bir hareket ve gerçekten de çok zor bir hareket. Ben de böyle yeni aldatılmışım. Aldatıldığım için nişanlımı evden koymuşum. O yüzden tek başıma kirayı ödeyemiyorum. Bir yandan hani nişanlımla aynı iş yerinde çalışıyorum. Onu görmek korkunç travmatık. Burada beni aldattığı kızda aynı azansda falan böyle. Yani hayatımda gerçekten tutunabileceğim hiçbir yer yok. İş yeri çok kötü. İş yerinde de performans yüzünden hani bana konuşmaya yapılmış. Yerdeniz artık kendine çekin düzen var. İşler hiç iyi gitmiyor diye. Aşk hayatımız zaten gördüğünüz gibi. Finansa olarak gittim, kredi çektim. Yeni bir eve taşınmak içine butaşıncak gücü bulamadım. Ve çektim kredi. Neyse çok kötüydüm. Çok kötüydüm. Tamama her anında çok kötüydüm. Ve en sonunda bir gün işte burp yapıyarak etmiyorkarken ben bir anda bahıra reka almaya başladım. Normalde böyle biri değilim ben. Ben normalde gerçekten hani tam tersine öfke falan gibi duyguları özellikle kamıyonlar da belli etmekten çok çekindirim. Çünkü uygun olmadığını düşünüyorum. Çok kontrolü birisiyimdir. Gerçekten beni tonlarca litre alkolle falan böyle yatıştırmanız gerekir ki ben hani eğlenmeye başlayayım. Fıla gerçekten çok kontrolü bir insanım. Çünkü çok benim için düşünen bir insanım. Benim için o yüzden çok garip bir anda. Yani bunu hâlâ inanamıyorum yaşadığımı. Bu kadar ne kadar ne kadar büyük bir baskı ve yorgunluk altındaysam. Bir nam bahıra reka almaya başladım. Yani bahıra rak dediğim böyle hani öyüm pöınkürerek. Ve ondan sonra o zaman beni çalıştı, transport hocam denizlemişti. Çok buraya gel. Milletsin tariz ettiğimi falan zanned çıkanı bir anda insan spor yaparken almaya başlar mı? Yani herhalde kötü davranıyor buna sporciz falan diye düşünürler. Beni hemen orada bir tane cema ki anlamı, dürün odası vardı. Oraya çekmişti. Kızım ne oluyor falan. Flandı anlatırmıştı. Ben ağlamakten konuşamıyordum yani. O kadar kötü arlayıydım ki. Ve ondan sonra altısını önceymiş bu. Yabana. 6 değil, 60 sene önce gibi geliyor. Bugün oraya gittim ve spor yaptım. Aynı salon içerisinde ve o camakyan ne o da o ağladığım odayı gördüm. Duruyor aynı yerinde. Salon çoğun değiştirmişler. Ve şöyle hissettim. Ben gerçekten çok akıllı biriyim ya. Çok akıllı biriyim dedim. 6 sene içerisinde hayaller kurdum. Hayat kurmak derken hiç bu zaman postif böyle olamadım o anlamda. Hani böyle geceleri yatıp böyle yazısıya kafam koyup hayaller kurabilen biri değilim ama mutlu bir deniz nasıl olduğunu hayal edemiyorum ama olacak dedim. O yüzden böyle bir hedef koydum diyeyim. Hedef koydum ve o hedef eee doğru giden yolu da bir günde bulmadım ama bu değil bu değil şey vardı ya. Bir tane inşaat reklam hoşunda adını söylemeyeyim reklam olmasa hatırlar mısınız? Bu hiç değil. Sürekli bir tane böyle zengin bir iş adamın ne projeler geliyordu. Bu değil. Bu değil. Bu hiç değil. Falan diye ben yok. Aynen bu şekilde oluyor galiba hayatım planlamam. Hani böyle eee bir tane Pinterest, Vision Board yapıp işte bunu yapacağım. Falan hani atatürk gibi böyle efendiler. Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz. Falan gibi bir netlikte olmuyor zaten öyle bir netlik olursa bir yerden öğrenmişsinizdir. Çünkü hayat keşfettikçe bence ortaya çıkıyor. Yani yolunu çizmek istiyorsan yanlış yolların üstünü kapata kapata doğurları buluyorsun, doğru yalı buluyorsun bence. Çünkü bütün yolları denemeden hangi yolun doğru olduğunu bilemezsin ki. Yani çünkü hani normalde Ankara'ya gitmek istiyorsan evet yol belli ama Ankara'ya gitmek istediğini nereden biliyorsun mesela bu? Belki İstanbul senin mutlu edecek belki İzmir. Belki Bali Belki Sidniği, Belki Londra bunları bilemiyoruz ki işte. Yani yoldarken tabii burada metaforik bir anlamda konuşuyorum ama tabii ki gerçekten nerede yaşamak isteyeceğinlere gitmek isteyeceğin gibi sorular dola bilir bu. Eee o yüzden de işte Ben de hani birçok yol deneyerek ya ben bunu yapmak istemiyorum. Burada yaşamak istemiyorum. Böyle bu tip insanlar hayatımda istemiyorum. Bu kadar kalabalık eşyalar istemiyorum hayatımda. Bunlardan korkmak istemiyorum artık. Böyle bir işle çalışmak istemiyorum artık diye diye diye diye. Tamam o zaman hani mesela böyle bir işle çalışmak istemiyorum. Bir eklemayacaksın da bana böyle sürekli sabahlara kadar çalıştırtıkları, emeğimi sömürdükleri sömürmek diyeceğim. Çünkü kimse kusura bakmasın, alınmasın, gücemmesin. Sistemi böyle olduğunu farkındayım ama bütün sistem sonuçta sömürüye dayalı ve şimdi tabii nasıl bilmiyorum belki hani zeyce neresiyonuyla birlikte bir şeyler değişmiştir ama bir insana sabit bir maaş verip, çalışma saatlerine sabit olarak belirlemiyorsanız ve sabah dörde kadar gerektiğinde çalışmasını istiyorsanız bu tabii ki emeğin sömürüsü, dürgeleşmiş ülkelerde olmayan bir şey. Benim bir tane arkadaşım var. Denim arkaya psikiyat list olarak gitti ve şeyi anlatmıştı bana ilk taşındığında yani unutamıyorum. Böyle birkaç kez, işten geç çıkmış ve ondan sonra ikinci de gelip hani ne oluyor demiş. Sırı da biraz işim kalmış. Onları yaptım demiş. Sonra bir kez daha yapınca, senle konuşabilir miyiz demişler ve demişler ki, işten geç çıkmana istemiyoruz. Eğer iş de alımında bir hatamızı olduğunu düşünüyoruz. Tanrıltıhan bize ilet, iş de alımını yeniden yapalım. Çünkü burada herkesin saat beşte burası kapatıldığında çıkabiliyor olması lazım. Eğer sana fazla iş geliyorsa, yükleneyorsa lütfen bunu bize paylaşman gerekiyor. Ama beşten sonra burada durmanı istemiyoruz. Demişler. Yani bu bana şey gibi geliyor. Unicornlar, diarı falan gibi yani Türkiye'de çalışmış bir insan olarak. Neyse işte. Yani öyle bir iş yere istemiyorum. Beni aldıtan bir adam sadece cinselik iş için yaşayan bir adam hayatımda istemiyorum. Değer veren bir adam istiyorum demek ki. O zaman değer veren bir adam da soğuluyor. Bana şöyle şöyle şeyler yapıyor olması lazım. Benim neleri sevdiğimi aklına tutuyor olması lazım. Yani bunları zorluğunluktan değil. Beni sevdiği için, beni onu heyecanlanırdı mı için yapıyor olması lazım gibi böyle? Neleri istemiyorumların cevabını buldukça. İşte ben neleri istiyorum. Cevabını bulmaya başladım. Ve işte altı sene sonra, aynı spor salonunda, yücudundan mutlu, yaşadığı ülkeden mutlu, hayatındaki insanlardan mutlu, yaptığı işten çok mutlu bir deniz olarak spor mu yaptın mı? Bunu gerçek olduğunu inanamıyorum. Çok teşekkür ederim. Kendime. Bu hayatı yarattığım için değil. Beni çok değişmişim. Şimdi bir öğreniş söyleyeceğim. O zamanlar bu hikaye anlatırken şöyle anlatıyordum. O altı sene önceden dedim ya spor yaparken birden ağlamaya başlamıştım diye. Ben işte, ulubatlarsan gibiyimdir, bayrı adikmeden ölmem. Hani ağlasam bile, ben o sporu bitirim. Ki spor konusunda hala. Neredeyse böyleyim. Ama bugün ne yaptım biliyor musunuz? Reglim'in ikinci günüydü. Spora giderken hani. Gıcık bir şekilde ağırıyordu. O gıcık ağırlar beni durdurmaz. Gittim. Yaptım. Ve üçüncü set hareketimden sonra tam. Üçüncü set derken hani. Yalnız söyledim. Üç tane hareketi bitirdikten sonra. Dördüncü farklı bir hareketi geçecektim. Ve tam ona geçecekken. Bir. Aris'aplandık harnıma. Yani gerçekten hani sanki. Rahminin içine küçük bir el bombası altmışlar ve patlatıyorlar. Böyle bir şey olamaz. Normalde ben. Bunu bir başarısızlık olarak sayıcığım için spor salonundan. Programını tamamlamadan çıktın. Dememek için kendime. Ağlaya ağlaya kalır veya pardon. Hatadım ki hayır. Yani önemli olan hayatta çünkü. Tek bir performansın mükemmelliği değil. Performansın devamlılığı. Yani denesan, düzernesi para gidiyor musun gidiyorsun? O zaman sen zaten sporla ilgili başarısın kızım. Senin sadece bugün özellinde. Kimse mikroskopla bakıp. Zaten kimse bakamaz. Kendimi bakacağım. Bakıp. Kendine bakıp. O gündenizcığım 4 hareketten üçünü yapmadın. Son dakika yürü, şu da atladın. Reglarımı araya çıktın gittin. Diye kendime kızmayacağım çünkü bu kızılacak bir şey değil. Belki de bunu bugün yapmamız sebebi. Bugün değişmasını sebebi nedir biliyor musunuz? Muhtemelen de öyle. 6 sene önceki o. Beni köle gibi çalıştırdıkları zaman hatırladım ya. Şimdi ben bunu da denkenin kendime yapayım ki. Her şey öyle anlaşılmasın arkadaşlar. Benim canım tatlı değildir. Yani böyle. Ay, bugün hiçbir şey yapasın yok diyeyim. Sadece bu yüzden işlerimden kaytarmam. Ama gerçekten bir ağırın varsa da bu kaytermaktayız ki. O zaman tabii ki izin almanız gerekir, patronunuz, dan ya da kendiniziden, o yüzden ben de kermem bu izini verdim. Ve bundan sonra çok iyi hissettim. Hani denizim güzelim, elinden geleni yaptın. Spor salonu bir yere kaçmıyor. Yarın restaya yaparsın sonraki gün bir daha gelirsin ki geleceksin. Yani arada hasta olduğumuz günler ya da çok. Belki ne bileyim işte. Şu an dışında ki istemedim. Bazı aksliklerin olduğu günler gelmeyiz. Ama devamlılıktan kazanacağız. O yüzden bu da böyle eğer şeyseniz aklınızda olsun. Beni dinleyenler, ezbalikle genç birileri varsa aranızda. En ufak bir performans hatan. Yani performansınızla ilgili en ufak bir böyle şeyde bile. Kendinize çok yükleniyorsanız hani. Sadece bir gün bir şeyi çok iyi yapamadığınız için. Emin olun ki. Sizin bu kendinize yaptığınız işkenceyi size yukarıdan bakan patronlar görüyorlar. Hani "Amfide, pocalar" derdi ya. Ben oturduğum ya da her şeyi görüyorum diye çünkü. Bütün resimlere uzaktan baktığınızda bir adım geri altınızda büyük resmi görürsünüz. Kuş bakışı derler ya kuşlar tepadan her şeyi görüyor. Patron her şeyi görüyor. O yüzden siz düzel niç alışıyorsanız iyi bir performans saygıyorsanız onu zaten görüyor. O yüzden siz sadece tek bir iş için bile hata yapmamak için. Eninizde olmayan seveplerden ötürü kendinizi bitiriyorsanız. Sizin bu mükemmelliği çileğimizi patronlar sömürürler. O yüzden bunu düşmeyin. Arada bir herkes hasta olur. Herkesin tadıka çikolur ya da herkes uy yakalabilir. Bunların için kendimizi işkence etmeyin. Neyse ne diyordum? İşte spor salonuna geldim böyle. 6 sene sonraki halime baktım. Yani ne kadar farklayayım. Yani ne kadar farklığı bir insanım. Ve böyle yürüş yaparken hani şey düşmeye başladım. Tam olarak ne zaman nerede oldu bu değişim diye. Yani aslında bakarsanız hani hatta sporadaki değişim için hani size böyle bir mecik bir şekilde, sihirli bir şekilde işte. 2 haftada vücudunuz değişecek işte. Çok diyet falan. Yenbirisi var. Sıdolandırıcdır kaçın. Hani trust the process sürece güven bunlar böyle bir anda şak diye olmuyor. Yavaş yavaş ve devamlılıkla ısrarla azimle oluyor. O yüzden bence benim bu altısını değişimim de zamanı yayılarak oldu. Ama ama ama. Bunun ilk böyle o kılcımı benim kafamda ben değişebilirim ya. Bir şeyler farklı olabilir. İtimal ne zaman oldu biliyor musunuz? Bunun 4 sene falan önce diye tahmin ediyorum. Belki 5 sene öncedir. Neyse önemediğin süresi. Bana bir davet geldi. Ben o zamanlar bir uygulama ile birlikte çalışıyordum. Ve bu uygulama ile olan işimiz gerçekten çok başarılı gidiyordu. Bu uygulamada bir start aptı. Ve o yüzden bana dediğine herkide en az biz yatırım almak istiyoruz. Ve o yüzden de böyle yatırımcuların geleceği bir buluşma var yurt dışında. Sen de buraya gelsen konuşsan, bizde nasıl çalıştığını uygulamanın nasıl yürüdüğünü anlatsan. Çok güzel olacağını düşünüyoruz dediler. Ben de o yüzden tamam dedim süper. Ben de gittim bir tane konuşma hazırladım. Ve viyana'ya gittim. Ve normalde ben kesinlikle ve kesinlikle seyahat etmekten hoşlanmayı bırakın. Yani korkan bir insanım ben bunu dünyaya pozitif etmeye çalıştığım. kastlarım uzun zamandır, gülirler. Yani hatta yani sehat derken şundan bahsediyorum. Ben aşağıma, halleme gitmiyordum. Yani biliyorsunuz ben Türkiye'de yaşadığım son zamanlarda. benim terapistim, pis kanalistim yani. Teşvik yedi bir sokakta yaşıyor. De ben onun alt sokağını taşındım. Hiç hareket etmek zorunda kalmayayım diye. Yani böyle uzaydan bakıldığında sabit bir nokta olarak. hiç bir yere gidip gelmeyen böyle olduğu yerle titraşan bir atomcuk gibi yaşıyordum. O yüzden viyaneye, ancak, vanyak böyle bir şey için giderdim. Başka türlü bana birisi gelse deniz ben viyaneye gidiyorum. Sen de peşimle gel. "Man yakmayayım" dedim. Yani çünkü ben her zaman yatılı büyümenin de sanırım getirildiği bir şey var. Bunu da benim için evde ne ayrılmak çok trammatik oldu. Hani merak edenler için hızlıca bir cevap olsun. Zorla yollandığım için hiç istemeye istemeye, sırf okulu kazandığım diye. istemediğimi de söylemeye de hakkım olmadığı için. hiç kimse sormadı bile. Sustum kuzu gibi gittim ama her gece ağladım, kirliklerimi saçlarımı kopardım. geceri altıma işledim. Ve dolayısıyla bindim her otobüs, elimi ovalizi aldığım her yolculuğunun başı benim için. çok korkunç şeyler olacak. İşte şimdi çok kötü bir yere gidiyorum. Fikriyle eşleşti ve zaten ben yatakaneye gittikten bir sene sonra da. annem babam boşandığı için. geride bıraktım evde parçalanınca ben de. Şöyle bir düşünce oluştu bence. Ben bir yerlere gidersem, geride bıraktığım yer parçalanır yok olur. Hatta hala o yüzden böyle mesajım Türkiye'deyim ya ben. Bikari sonra Baley'e döneceğim. Böyle şey gibi geliyor, böyle sanki döndüğümde orada olmayacakmış gibi. Bunu böyle söyleyince bazılarına çok aptalca geliyor olabilir ama. birçok şeyi açsam da. kendimi yenemeye başarsam da. balşeler o kadar köklü ki. hani beyinle silmek sanırım. balşeler, imkansız ya da belki yeterince yaşayınca onları da görmek nasip olur. Ama şu isteyeceğim, tahmin ediyorum. Baleye gideceğim ve evi çok yabancılayacağım ve. eve dair bir huzursuzluk bir güven sizlik. burada benim başıma kötü bir şeyler gele bir hizlı olacak. Neyse, bunların hepsine. eski kasetlerinizdığına. yeneden bir şey çeker gibi. yaşımın ortaya çıktıği anlar. İşte yani eski bir şeyin üstüne yeniden yazmak gibi. yazacağız. Neyse işte ne diyordum. Ben bu sayede bana bu iş teklif geldiği için. viyana'ya gittim. Ve. viyana da o konuşmanın yapılacağı gün. işte bana adresi attılar Google Maps üzerinden. Ben de dedim ki. yani taksiyle. binip taksici şimdi İngilizce biliyorum. bilmiyorum, anlayacak mı falan. ostresleri yaşamak istemedim. Yürüyerek gideyim dedim. Hem de. yürürken de bir yandan ne kadar güzel işte görmüş olurum şehri. Ve. yani atıyorum. konuşma saat bir deyse. ve ben. biraz da yol görürüm diye erkenden mesela saat. on bir de çıktıysem, kermi iki saat verdiyse. bu iki saati yediğim yetmiyormuş gibi. bize konuşmamaya yarım saat kadar geç kaldım. çünkü. şehre. bakmaya. doyamadım. O kadar güzeldi ki mimarisi. yani. bütün tarihi binalar. böyle. sanki bir yedi katlı. çok zengin sosiet eden birisinin. paslası gibi. krem şantiyle böyle incecik incecik incecik yapılmış. böyle kremadan ayrıntılar gibi. bütün. şehirdeki binaların üzerinden incecik dantaller gibi böyle. işlemeler sarkıyor. ve iki binaladan biri. etrafına iskeleler kurulmuş. tek tek o detaylar incelikle. restore ediliyor, sürekli bakımı alınıyor. Yani. tamam güzel binal çok böyleyici bir şey ama. beni asıl düşündüren şey şu oldu. Ben Cihangir'de bir evde oturuyorum o sırada. ve benim Cihangir'deki evimde. hiçunu tam yorum bunu. oturdum yerden ne yazık ki. pencerenin önüne bir tane masa koymuştum. oradan yazıyordum. yazarken böyle bunu gözülemleme şansımı. diyim şansızlığına mı?. diyim. sahip olmuştu. Bir elektrik kablosu geçirilecek. bir yerden. klimamı takılacak artık. ne yapılacak. birini bilmiyorum, vakif. diğilim komşulardan bir tanesine. ve benim oturdum binal 150 yıllık bir bina. medişin de 150 yıllık öncesinden. hatta oturdum apartman Tarifini anantan bir podcast yapmıştım. Evimine kadar. evimine de bu kadar seviyorum olabilir adı. Bazı yerlerde sesim titriyor. Titrememez, ne uğraşıyorum. bir. movra korda toz. isimli bir. rum bir. beyfendide tarafından. yapılmıştı. birine tarihini araştırmıştım. ve bayılmıştım ve elişçiliğiyle yapılmış. İnanılmaz güzel detaylar var binağının dışında. Ve usta geldi. Türkiye'de bununla ilgili sanırım bir yasa olmadığı için belli ki. matka bunu aldı. ve George diye. süstemelerin ortaya yerinden bir delik açtı. Bana sanki kalbimin ortasına bir delik açmış gibi geldi. Ve oradan. ya işte. bu Cihangirli. ılık göttü, pembe. götlü. entellerin zırvaları falan diyedin diyorsanız. sizle. hayatayın yerden bakmıyoruz. Çünkü orada. tarih bir eser var. Yani tarihi bir eser derken. hepsini geçtim. Bir insanın elişçiliği var ya. bir insan. bugün hiçbirimizin vakti var mı? Bir binağının dışına oturup. saatlerce, saatlerce böyle hani. ya da. kılplarla mı yapılan el yapılan el yapılan. birine ama yok böyle bir işçilik var mı? Mimar'dan anlıyor bir insan olduğum için söylemiyorum bunları ama. böyle bir zaman, böyle bir. ince düşünce artık yok. Residenz denilen. dümdüz, blocktan bir şeyler. ekip geçiyorsunuz. Tamam, ben seneden artık böyle yapısınız demiyorum ama burada yapılmışı var. Çok güzel bir şey yapılmış ve artık bunu yapamıyoruz. Sargı duymamız ve korumamız. kendiğimiz için bakın o ataları falan değil. biz bunu bir daha yapamayacağımız için. bu güzelliği tutalım. saka. mızı böyle güzel güzel dursun. dememiz gerekmez mi? Benim içimden bu geliyor. O yüzden o usta. omartıkla, o ordan geçirdiğinde ben. şuna üzüldüm. Biz demek ki bu usta ile. çok başka şekilde bakıyoruz hayata. Ben usta'ya gelsin. Onun aynısını yapsın demiyorum. Ama en azından. kernesi güzel bir şey üretemiyorsun, yaratamıyorsun. yaratamıyorsun. Yaratılmış olanı takdir edecek güzelliği. dedemek ki gözünde artık. barındırmıyor usta. O usta artık o kadar. o da anlıyorum. Maddi olarak işte. bir sıkıntı da da derişudur bu dur ama bakın işte. tam olarak diyeceğim şey de bu. Demek ki viyanada bir şeyler o kadar farklı ki. demek ki bir şekilde o ustalarında bu maddi sıkıntısı yok. ya da yasalar. vunu izin vermiyor. Bütün her şey. bütün bu sistem zaten içiçe geçmiş durumda. Maddi yatta güzelliği görme becerisinde. kultur da bunlar zaten. güzellik. ya komple var bir yerde. ya da gerçekten bir şey çirkinleşmeye başlarsa. o ülken ekonomisi de çirkinleşiyor. miyumalisi de çirkinleşiyor. insanın huyuda çirkinleşiyor. her şey çirkinleşiyor. Ben buna inanıyorum. Ve o yüzden. ben o gün. konuşmamaya geç kalmamın sebebi. sokaklarda yürürken en son bir tane. etrafında iskelerle çevrilmiş. restaur edilen bir bünaya bakıp. şunu düşündüm. Deniz dedim sen kendini. bu kadar yalnız hissediyorsun ya. hani. senin gibi hayata bakmayan. o insanların arasında. demek ki böyle bir yer varmış. viyanı diye avrupa da. ve burada. bütün insanlar bütün şehir. oturup demişler ki. bu bünalar çok güzel farkındayım mısınız? Evet demişler hep böyle. Evet farkındayız çok güzel. O zaman bir yasa çıkaralım. ve bunları korumaya dar bir karar alalım. ve topladığımız vergilerin bir kısmını da. ayıralım. bu bünalarının restorasyonuna her cehılıp. sizce buna değer mi herkes evet demiş. onların meclisi karar. kurulu neyse artık. anladınız mı? Yani. bu. ben de inanılmaz bir heyecan yaratmıştı. bütün şehir. o koca koca insanlar. biz de ki o. büyükle adamlar başka bir şeylerin kararlarını verirken. bu insanlar gelip. bu günahlar çok güzel ve biz eveye. mizin vaktimizin. paramızın bir kısmını bu güzelliği korumaya acacağız. emişler. Yani ben bunu. hala aşamıyorum çünkü ben. karabukta büyümüştüm ve. karabukta büyüdüğüm. locman. karabuk zaten. güzelliği ile mesur bir şehir değil. Demirçelik farbıkası kurulduğu için. gök yüzü pembe olan. dumandan. işte benim büyüdüğüm. locman gibi dün. bünaların. sarpıştirildiği. bir tarihi falan olmayan. safranbolda vardır tarihte. Biz orada değildik. Düğümüz basit bir şehirde. onu geçiyorum. Bizim evde. güzelliğe hiç önem verilmezdi. evimizin dekorasyonunun. değesi dahi yoktu yani. Funksiyonel olarak alılmış eşyalar vardı ve ben. çocuk halimle kendime sürekli. annem babam işe gidince. bir şeylerin yerine değiştirir. Güzel yapmaya çalışırdım. ve onları için. hiç bir anlamı olmazdı. bunun halbuki ben. kendimde çocuk halimle bile farkındaydım. Bir şeyleri daha güzel yaptığımın. ve. kendimi şöyle hissediyordum hani. demek gibi yaptığım için çok önemli bir şey. hani. anneme babam. büyük insanlar ve. o büyük insanların dünyasında. bu güzelliklerin hiçbir önemi yok. Önemli olan işe gitmemiz. para kazanmamız işte. bakıcı ile. bilmem ne görevini konuşmamız. televizyonu bak. şurdan teleteksini şöyle. ayarladığı ona söylememiz. arabayı tamirre götürmemiz. bunlar önemli ve. insanın nezdinde. önemli insanların nezdinde. ciddi olan işlerdir. Benim evin. çirkin de koraçyanını. güzelleştirmeye çalışmam. vakit kaybıdır. Böyle görüyordum. Ve. hep böyle yaptığım. yetinekli olduğum çok konuyu. gereksiz saydım. Bu sabeni matematikte. ful çekebiliyor olma. büyük mersesinden. bunda. hep alkış alan bir şeydi. Ama benim sadece oraya çalışı olmasın. ben buna zev kaldığım anlamda gelmiyor. bir tatmin duyguca yaşıyordum, bir problemi çözdümde ama o fpanı daha çok mutama. getireyim daha çok matematik çözüyüm, bir insan olmadığım gitmiş zaman. Halbuki. İşte bu. Bir şeyleri daha güzel yaptığımda, başka insanlarda duygu yandırdım da yazdığımda mesela bunu hissediyorum. Bunu yapabiliyordum. Ve ben işte viyanaya gittiğimde o gün gördüm ki. Bir yerlerde, başka insanlar var. Aynen benim gibi. Bunlara kıymet veren. Tabunları böyle, bunların için yasalar çıkarmış olan bunlarla uğraşan. Ve ondan sonra. O sokak teyirurken yaşlıları gördüm. Yaşlı insanların böyle görebileceğini daha önce hiç bilmiyordum. Çünkü bence yaşlı mesela Türkiye'de üzgünüm ama yani. Türkiye'yi çamuratmak falan değilim, acımsakın böyle anlaşılmasın hani yaşadığı ülkenin ne olursa olsun. Orada kısmını bir şey görebiliyorsunuz. Türkiye'de daha çok güzel şeyler de var tabii ki ama. Ben şu an hani. Yurt dışında gördüğüm, viyana da gördüğüm güzel bir şey, karşılaştırdığım için böyle bahsediyorum. Yoksa Türkiye bana çok şey öğretti, çok güzel şeyler de var. Türkiye'de ama benim yaşlı dinci aklıma şu geliyor yani. Şişt, faldesi çantayza. Çünkü Türkiye'de insanlar iyi yaşlan parantes içinde, aharfa, yaşlanan mı adıkları için, evinin ellerinde olsa, o no havları olsa, o becerileri, o vizyonları olsa, onlarda, o paraları olsa öyle yaşlanmak isterlerden, ama Türkiye'de insanlar genelde eskiyolar. Yani, fiziksel aktiviteleri olmadığı için vücudları eskiyoo. Hinsel aktiviteleri olmadığı için zihinleri de eskiyoo. Gezecek görecek imkanları olmadığı için, yerlerinde durmaya mahkumlar, yani bir çok üzücü. Ve o yüzden de, eee, yaşlı insan, deyince benim aklıma, mutsuz sarkık, dudakların köşesi böyle, altı doğru, böyle sarkımış, böyle kudusyan, benimle bir yemeyeceğin, bir yenmediğin, diyen benim babanlem gibi, insanlar güle benim aklıma. Harbi Türkiye'ye yanada, fotoğraflarını, eee, çekip, ilk kez çünkü gördüğümde çok heyecanlandım. Sonra, ikinci üçüncü derken, eee, dedim ki ben izin isteyeceğim bu insanlama, fotoğrafını çekeceğim, çünkü çaradığımda, danca böyle bir yaşlı görmedim. Ve sonra Instagram'da paylaşmak için de izin almaya başladım. O insanlardan ve, eee, Instagram'da, önemde çıkanlarda hala var. Eee, yetmiş yaşı böyle üzerinde, çok iyi giyimli ve çok mutlu görün, insanların fotoğraflarını çekip, eee, koymaya başladım, çünkü bana çok ümit verdi. Çünkü, ben hep yaşlamayı, kararlındık bir şey olarak görüyordum, hani, ölüme doğru yaklaşacağız ve, eskiyeceğiz ve, eee, eklemlerimiz kötü olacak, ağrılar içerisinde olacağız ve, zaten iyi bir hat yaşamadığımız için, onun pişmanlık ürünü dolu olacağız ve, etrafımızdaki şikayet edeceğiz. Yani, tek, eee, çaremiz, bu olur gibi, hayal ediyorum sanırım ve, bir yana da insanların, çok güzel giyindiğini, yetmiş yaşında, seksen yaşında, hatta kadınların, prosek koy içerek, kafelerin önünde, kadet okuşturarak, hakikalar attığını, sessizce, gülümsyerek, kitap okuduklarının bir yerlerde, çok güzel kombinler yaptıklarını görünce, dedim ki, demek ki, çok güzel insanlar bir yeri geldiğinde, çok da güzel yaşlığına biliyorlar. Demek ki, bir yerlerde başka bir hayat, mümkün müş. Beni çok etkiledi bütün bunları görmek. Ve bu tatilin boyunca yani, tatil değilim o seyahatim boyunca, işte bir beyle gittiğim, telefonuma doğru düzgün o çekip, paylaştığım fotoğraf verdiği için de bakmadım bile, böyle hani vakit öldürmedim. Çünkü aslında bakarsanız, İstanbul'da yaptığım şey, çoğunlukla elime telefonla, vakit öldürmekti ya da başka bir şeyler de olabilir bu. Kimimiz sigara içerek vakit öldürüyoruz ya da, kimimiz işte telefon da, ekranı söklik, haydırarak, ne bileyim, başkızlararla alışkanlık, karnız varsa, bara gidip böyle, bazen boş muhabbetlerle vakit öldürebiliyoruz. Çünkü, iyi şeyler yoksa hayatınızın, tamamıyla ilgili böyle iyi setmiyorsanız, vakit öldürmeye çalışıyorsunuz, vakit çünkü geçmiyor diğer türlü ve acı veriyor. O yüzden vakit hızlıca geçsin, ne bir şeyler yapıyorsunuz. İşçerinizde çok streslaysanız, tamamıyla diyorum ki, sigara içmek falan gibi alışkanlık edinmişsinizdir. Çünkü sürekli o stresten kaçıp, arada vakit öldürmek için çıktığınız böyle bir balkon gibi bir yer vardır. Çoğu insanın yaşadığı benzer bir şey. Ve ben viyanoya gittiğimde, vakit öldürmeyi hiç ihtiyacım olmadığı gibi, vaktiği yetmediğini fark ettiğim, o kadar çok yapacak, şey vardı, o kadar çok görecek, şey vardı ki, şehir kültürle dolu, güzel insanlarla dolu, güzel mimariyle dolu. Ve sanırım ilk kez işte, viyanına gezimden sonra, galiba, dünyanın başka bir yerinde, hikayem bir yerde buralıkabilirim ve, yeni bir hata başlayabilirim, fikri, ikildi, benim kafama. Ve belki de, baliye taşımama, zemin hazırladı bu seyahat. Çünkü, yurt dışında başka bir hata mümkün olduğu düşüncesi, kafama gerçekten herkes o seyahatli, ikildi. Yani, dünyanın bir yerinde, benim gibi düşünen, hayatı benim gibi gören, başka insanları bulabileceğimi, viyanaya gitmeseydim, bilmezdim. Seyahat edin, o yüzden lütfen, bol bol seyahat edin. Hani diyorlar ya, atalarımız çok yaşayan değil, çok gezenbilir. Çünkü aynı yerde, yüz yılda yaşasam, aynı bilgilerle, dönüp duracaksın, aynı kısır, döngün içerisinde, yuvarlanacaksın, böyle bir tekerlerini döndüren, bir hemster gibi, ancak başka yerlere gezip gördüğünde, "Aa, böyle size mümkün müymüş?" diyorsun, "Aa, bu da yapılabilir miymiş?" "Biz madetlerimizden çok farklı ama burası." diyorsun, başka bir sürü insanın aynı anda onu yaptığını görünce, adetten diye, senin kural, taşı yazı uzan ettiğin şeyin, ben başka şekilde yaşınabildiğini görüyorsun. O yüzden gerçekten gezin, görün, bakın, dünyanın başka yerlerinde, başka insanlar nasıl yaşıyor? Seyahat edin yani. Ama seyahat ederken, güvenir bir aracıyi seçin ki, o dağınız problemlerde, çıkan aksaklıklarda değil, gerçekten keşfetçeklerinizde olsun. Bunun içinde size, o biletten bahsetmek istiyorum. O bileti bence duymayan, yoktur ama, o biletlerince aklına, otobüs gelende çoktur. Ben şahsen, o biletten bilet alarak bol rumada gittim, karadenize de gittim, otobüsede bindiğim, uçağda bindiğim. Ama o bilet, otobüs ve uçak dışında, araç kiralama, otel ve feribot kısımlarında da hizmet veriyor. Ve bütüncül bir seyahat deneymiş sunuyor. Yani, bir seyahat açıkçaksanız, uçağınızdan, otenize, araç kiralamanınıza, böyle bütün hepsini tek bir yerden çözebiliyorsunuz. Ve eğer bunun önemi bilmiyorsanız, yeterince, seyahat etmemişsiniz demektir. Çünkü, otelde sorununu çıkarsa, bütün tatiliniz zeyruluğunu biliyor. Ben bir keresinde, Tayland'a, resort adıyla ilan veren, deniz manzarılı fotoğraflar paylaşan bir otel. Böyle hiç de, hani, fena olmayan bir para ödeyip, tuvaletinde duvarat, çamaşırlayın asılı. Ve asflörsün ışıklaki, benim için, yani kırmızı çiz gelir. Bir otelde kalmıştım. Eğer hatırlarsanız, beni Instagram'ın takip ediyorsanız, o yüzden bu gibi durumlarda, sinir kriz geçirip, sakinleşiricellemak zorunda kalmak yerine, arada bir aracının olması ve hemen müşteri hizmetlerini ulaşabilmek, harika bir aracılık bana sorarsanız, o bilette, eğer bir sorun yaşarsanız, hemenceci kızlıca çözüm sunuyorlar. Ve bir sürüde kampanya var. O yüzden eğer takip ederseniz, çok daha uygun fiyatlara, önceden kampanyalarla, tatil satın alabilirsiniz. O bilet uygulaması ile, uygun fiyatlara, güzel tatiller yapabilmeniz. Ve böylece sinir süresi, seyahat edip, biriktirceğiniz hikâyeye, yaşayacağınız aydınlamaları, odaklanmanız için size bir kod aldım. Mertiven 15 koduyla, 100 bin TL'ye kadar, seçili otel rezervasyonda, %15 indiriminiz oluyor. Uygulamadan linkini ve kodu açıklamaları bırakıyorum. Umarım, o sayatı çıkarsınız, ve neler öğrendiğinizi de, bana da yazıp, anlatırsınız diyorum. Ve yavaş yavaş, bu bölümünde, sonuna geliyorum. Seyahat etmek, yani, hem yeni bir şeyler, keşfatmek için çok güzel bence. Hem de, gerçekten dertlerini, geri de bırakmak gerekiyor bazen ya. Her zamanda sürekli dertlerin, yüzüne yüzüne bakacağız, eşeceğiz, deşeleyeceğiz. Kendimizi bitireceğiz diye bir şey yok. Bazen de, bir mola gerekiyor insana. Bazen de böyle, birilerini de, geri de bırakmak gerekiyor. O yüzden eğer, demek isterseniz ki, kolla kendini, sıra bana geldi. Kadının fendi, erkekleri yendi. Bak, zaman değişti, sabırlar, tıkendi, yalvarmak, çok eskiden de, artık ben, seveceğim, gezeceğim, ve görürsün, sananeler edeceğim. Bir yerine, bencezayla, hakkından geleceğim senin, derseniz eğer, azda pek kan bunu çok güzel söylüyor. Azda pek kandan, sananeler edeceğim, şarkısını açın, ve ilk seyahatinizin, yolunda, benim için dinleyin, gülüm sayarak, tamam mı? Söz verin bana. Çok öpüyorum. Sizi, bir sonraki bölümde, görüşmek üzere. Güle güle.

Podcast Summary

Key Points:

  1. Konuşmacı, 20 yıldır dülgerlik yaptığını ve gece düşüncelerini podcastlerde paylaştığını söylüyor.
  2. Türkiye’ye 3 haftalık tatil için geldiğini, ancak süreyi uzatıp Kuştepe’de kaldığını anlatıyor.
  3. Kuştepe’nin zıtlıklarını gözlemliyor
  4. Geçmişte bir spor salonunda depresyon sırasında ağlama krizi geçirdiğini, şimdi aynı salona dönüp ne kadar değiştiğini fark ettiğini anlatıyor.
  5. İstenmeyen şeyleri eleyerek hayatını şekillendirdiğini; sömürücü iş yerleri, değersiz ilişkiler gibi unsurları geride bıraktığını vurguluyor.
  6. Regl ağrısı nedeniyle spor salonundan erken çıkmasını başarısızlık değil, devamlılığın önemli olduğunu öğrenme anı olarak değerlendiriyor.
  7. Seyahat korkusunu ve yatılı okul travmasını, değişiminin ilk kıvılcımı olan Viyana gezisiyle bağdaştırıyor.

Summary:

Konuşmacı, uzun yıllardır dülgerlik yaptığını ve hayat üzerine derin düşüncelerini podcastlerde dinleyicileriyle paylaştığını belirtiyor. Türkiye’ye kısa bir tatil için geldiğini, ancak burada kalma süresini uzattığını ve Kuştepe’de yaşamaya başladığını anlatıyor. Kuştepe’nin çarpıcı zıtlıklarını gözlemliyor: lüks alışveriş merkezleri ile Roman mahallesinin yan yana olduğu bu bölgede, sokakta üçlü koltukta oturup çekirdek çitleyen insanlar gibi sıra dışı anılar yaşıyor.

Geçmişte, aldatıldıktan sonra depresyona girdiği dönemde bir spor salonunda ağlama krizi geçirdiğini, bugün aynı salona dönüp ne kadar değiştiğini fark ettiğini aktarıyor. Hayatını, istemediği şeyleri eleyerek şekillendirdiğini; sömürücü iş yerleri, değersiz ilişkiler gibi unsurları geride bıraktığını vurguluyor. Regl ağrısı nedeniyle spor salonundan erken çıkmasını başarısızlık olarak görmediğini, önemli olanın devamlılık olduğunu belirtiyor.

Ayrıca, seyahat korkusunu ve yatılı okul travmasını anlatarak, Viyana’ya yaptığı bir iş gezisinin değişiminin ilk kıvılcımı olduğunu ifade ediyor. Bu gezi, ona hayatın farklı olabileceğini gösteriyor ve daha mutlu bir yaşam kurma yolunda ilerlemesini sağlıyor.

FAQs

Podcast, sunucunun hayat deneyimlerini, varoluşsal sancılarını ve kişisel gelişim yolculuğunu paylaştığı bir programdır. Gece uyumayıp düşünerek edindiği aydınlanmaları dinleyicilerle paylaşır.

Temmuz başında 3 haftalık bir tatil için Türkiye'ye geldi, ancak işlerini halledip dönmek yerine kalmayı uzattı. Ayrıca yazdığı bir kitabın ilk teslimi ekim ayında olduğu için Türkiye'de yazmayı tercih etti.

Kuştepe'yi çok ilginç buluyor çünkü bir tarafı Trump Towers gibi modern bir AVM'ye bakarken diğer tarafı Romanların yaşadığı farklı bir kültüre sahip. Bu çelişkiyi gözlemlemekten keyif alıyor ve mahallenin sokaklarında sıra dışı manzaralar görüyor.

Aldatıldıktan sonra zor bir dönemden geçiyordu ve iş, finans ve aşk hayatındaki baskılar birikmişti. Spor yaparken aniden gözyaşlarına boğuldu, bu onun için alışılmadık bir durumdu çünkü normalde duygularını kontrol eden bir insandı.

Hayatın keşfedildikçe ortaya çıktığını, yanlış yolların üstünü kapatarak doğru yolu bulduğunu söylüyor. Hedeflerin baştan net olmadığını, deneyimlerle ne istediğini ve istemediğini öğrendiğini belirtiyor.

Türkiye'deki iş kültüründe sabit maaş verilip çalışma saatlerinin belirsiz olmasını ve sabahlara kadar çalıştırılmayı emeğin sömürüsü olarak görüyor. Yurt dışında işverenlerin çalışanların mesai saatlerine saygı gösterdiğini örnek veriyor.

Chat with AI

Loading...

Pro features

Go deeper with this episode

Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.