Uygarlık Tarihi Ders 4: Sanayi Devrimi, Frederick W. Taylor, Fordizm
from Uygarlık Tarihi Dersleri - Ata Özdemirci
41m 38s
Ders, zorlu toplumsal olayların ardından tarihsel perspektifin iyileştirici etkisi üzerine bir girişle başlıyor. Ardından Sanayi Devrimi'nin yalnızca üretim artışı olmadığı, tarım devrimiyle birleşerek nüfus artışını tetiklediği vurgulanıyor. Nüfus verileri üzerinden ekonomi-nüfus ilişkisi açıklanıyor: 0 yılında 170 milyon olan dünya nüfusu bugün 7,8 milyara ulaşmış; ekonomi nüfustan hızlı büyüdüğünde ortalama refah artıyor. İngiltere örneğinde köyden kente göçün nedenleri (şehirdeki fırsatlar ve tarım makinelerinin köyde yarattığı işsizlik) ele alınıyor. Sanayi Devrimi'nin tarihlendirilmesindeki kafa karışıklığı giderilerek Endüstri 1.0'dan 4.0'a uzanan tasnif açıklanıyor. Endüstri 4.0'ın makinelerin birbirleriyle iletişim kurduğu, beyaz yakalı işlerin de otomatikleştiği bir dönemi ifade ettiği belirtiliyor. Dersin merkezinde Frederick Winslow Taylor ve bilimsel yönetim yaklaşımı yer alıyor: Taylor'ın hayatı, işçiden baş mühendisliğe uzanan kariyeri ve 1911'de yayımladığı eseri anlatılıyor. İş bölümü, uzmanlaşma, hareket-zaman etütleri, bant sistemi ve ergonomi gibi yöntemlerle verimliliğin nasıl kat kat arttığı örneklerle gösteriliyor. Ancak bu yöntemlerin işçide yabancılaşma yarattığı da kabul ediliyor. Taylor'ın yüksek ücret ve prim sistemi önerisiyle işçilerin refahının arttığı, bunun da sosyalizmin yükselişine karşı kapitalizmin ayakta kalmasında etkili olduğu belirtiliyor. Son olarak Fayol'un yönetim ilkeleri ve Weber'in bürokrasi yaklaşımıyla klasik yönetimin üç sacayağı tamamlanıyor; bu dönüşümün tüketici toplumu, eğitim sistemi ve ulus devletler üzerindeki etkileri ele alınıyor.
herkese merhabalar. Biraz keyifsiz bir günün ardından bir aradayız. Böyle sert olaylardan sonra ders bazen anlamsız geliyor.
Bazen bu sayı iyileştirici etkisi oluyor. Eee çoğunluklu iyileştirici etkisini eee hissediyorum ben kendi adımı.
Umarım sizin için de öyle olur. İnsan bugünün gerçekliğini kaplanamadığı zaman tarihi döner, tarihiye kaçar, tarizden bahseder ya da insanlık hakkında daha geniş düşünmeye başlar, daha genel bu bakar.
Ya da eee içinde bulunduğunuz yerde çok sıkışmış hissediyorsanız biraz daha geriden bakarsınız yüksek bir katil, yüksekten baktınız küçük bir nokta.
Biraz daha geriden bakarsınız, dünyadasınız, daha geriden bakarsınız, kâinat de küçücük ve tozu evresinin üstündeyiz. Tozu evresinin üstünde de birtakım sallar var, salların üstünde, izasınız, sıbuların üstündeyiz.
İnsan aslında nerede olduğunu hatırlıyor bu dua olaylarından sonra, gerçekten can sıkıcı bir durum. Yıllarda bu mesleğe yapıyorum, o kadar çok kötü olaydan sonra derse girmek zorunda kaldım ki terör olayları, patlamalar işte darbe girişimi yok insanların önmesine kazalar felaketler.
Hakikaten bu normalimiz de normalimiz haline gelmeye başladım, normalimiz oldu. Bugün de böyle durumda hesapımıza geçmiş olsun, özellikle hizmirli arkadaşları daha bir geçmiş olsun.
Varım, uzun bir süreliğine son olur bu. Öldüce konuya gireceğim, siz çok dağırlamadan, sanayi devrimle kadar getirmiştik geçen dersi ve sanayi devriminin bütün alt yapısı nasıl oluştu ve arka planında neler var, bunları açıklamaya çalışmıştık.
Adladığımız önemli bir nokta oldu, o nokta da şu sanayi devrimini sadece işte arabaların üretimi, çatal bıçak, kaşık, apartman, cemento, bunların üretimi olarak düşünmeyin, sanayi devrimi, eğer tarım devrimiyle birleşmeseydi, hemen hemen hiçbir yetkisi olmayacaktı çünkü aynı zamanda çok ciddi bir nüfus artışını da tetikledi.
Ve eğer bu nüfus artışını biz tarımda tarım makineleriyle yapılan devrimlerle kaşlayamazsaydık ya da yapar gibi böyle kaşlayamazsaydık ya da 1970'lerdeki ciddi tarım sal dönüşürüne kaşlayamazsaydık.
Bugünman başka şeyleri konuşuyor olduk, o yüzden esas olan hiçbir zamanı unutmayın, demir çelik üretimini arttırılmışsınız ama demir çelik yemesiniz, yediğinizin içtiğinizin soluduğunu savanın en temel şey olduğunu, üzerinize bastınızı evimden, en temel şey olduğunu, dua ile olan ilişkimizin ve kısmende mücadelemizin en temel mücadelemiz olduğunu hiçbir zamanı unutmayın.
Biraz nüfus artışından bahsedin sanayi devrimi öncesinde yaşanan, sıfır yılında dünyanın nüfusu 170 milyon civarı tahmin ediyor.
Yani neredeyse iki Türkiye kataş insan, dünyadaki toplam insan sayışık sayısıymış sıfır yılında bu sayı 1000 yılına geldiğimizde 275 milyona çıkmış ancak çok ciddi bir büyümeden bahsedemiyoruz.
1500 yılına geldiğimizde 450 milyonmuş, dünyadaki bütün insanların sayısı 1700'e geldiğimizde 1610 milyon 1700'lerin sonuna geldiğimizde de yaklaşık 900 milyon, 1 milyar arası insanı daha yeni ulaşmış 1800 yılında dünyaya.
Ama sadece 700 yıl içinde bir buçuk katakmış, 1 milyar 600 milyonlar fırlamış, bugünkü dünyaya nüfusunu tam rakamını söyleyeyim, 7 milyar, 794 milyon yani o döneme göre yaklaşık olarak altı kat duyulmuşuz.
Bu ne anlama geliyor? Nüfusunu'nun miktarı altı katı artıyorsa ve ekonominiz altı kat büyümüyorsa o zaman ortalama olarak fakirleşiyorsunuz. Nüfusunu artışından daha fazla büyüyorsa ekonominiz o zaman da ortalama olarak zenginleşiyorsunuz.
Çok basitmiş mantık kurabilirsin. Demokrifik yapıda işittiğinden bahsedeyim. Türkiye'de bu oranlar 1900'üz ve 60'lara kadar %70'i köylüydü.
Sana'yı devrimi hikayelerinde ders kitaplarında anlattığımız devin aslında batın edin etlerin başına gelen şeyde Türkiye'de köyden kent'e göksler, 1960'lar 70'ler ve en yoğun bir şekilde 1980'lerden sonra ve bugünler yaşanmış.
Tarihin en büyük kent'e göçünün şu an içindeyiz Türkiye'de. Yani İngiltere'nin Almanya'nın Fransa'nın yaklaşıklar 100 yıl önce yaşadığı problemleri yaşıyoruz aslında kent'inleşme.
İşte burada bir arada yaşama deneyimi kurma gibi. 1750 yılında İngiltere'nin Nüfusunu 100'de 90'ını köylüyüş.
Sadece 100 yıl içinde Nüfus'un demokrifik yapısı yarı yarıya değişiyor ve artık İngiltere'nin Nüfus'un yarısı şehirle yaşıyor.
İmrâcaplarını dördü kaptıyorlar. Köylüyden kent'e göçün iki temel nedeni var. Birincisi şehirlerdeki fırsatla evet.
İkincisi de köylerdeki fırsatlarında kalkması örneğin bir tarım makinesi, ortalama bir tarım makinesi 9-10 kişinin yaptığı işi yapabiliyor ve o kadar adama ihtiyaç kalmıyor artık köylerde.
Aynı miktarlarının çok daha az insanında üretebiliyorsunuz. Böylece kent'e göç etmek zorunda da kalıyor peksi peysen.
Dünya Nüfusu 4 kat artmış binle 1080'lerin ortalar arasında ekonomisi ise 6 kat duymuş yani neredeyse de faç seviyesi çok fazla değişmemiş.
Ortalama 100 deli artmış bir ailenin de faç seviyesi. Ama o tariften bugüne 1080'lerin ortalarından bugüne Nüfus 6 kat artmış ama dünya ekonomisi 50 kat duymuş.
Bu 1 ay başına ortalama gelir artışının 100-900 olduğu anlamına geliyor. Herkes 9 kat zenginleşmiş 19. Yüzüyorlar buraya doğru.
Bunları satın almak gücüne endek istediğinizde rakamlar az çok değişir oynar ama satın almak gücü açısından da herkes zenginleşmiş bunu rahatlıkla söyleyebiyoruz.
Peki sanayi devrimini tarihi ne zaman başladı tam olarak? Sanayi devrimini tarihi şu an kime sorsak yoldaki bir çevirsek ne başlatmıştır sanayi devrimi desek buhar makinesi diyecekler.
Bizde sorsanız sanayi devrimine buhar makinesi deriz buhar makinesi ne zaman keşfedirmişti 1765 sanayi devrimi ne zaman başladı?
Yani bu demin arttı söylediğin vercinin bir kartışı yani 40 kat 50 kat büyümesi ekonominin ne zamanı olmuş 1800'lerin sonundan sonra.
Yani sanayi devrimini şey başlattı diyoruz buhar makinesi başlattı diyoruz ama bildiğimiz anlamıyla sanayi devrimi 7. Yüzün başında gerçekleşiyor.
Gerçek üretim vardı şu o zaman gerçekleşiyor. Burada bir kafa karışıklığı vardı. Almanlar yakın zamanda bu tasnif yaptılar.
Tasnif şöyle sanayi bir sıfır, enüstri bir sıfır, enüstri iki sıfır, enüstri üç sıfır, enüstri dört sıfır diye dört tane bölüm ayırdılar.
Ve buradan da bir strateji koydu almaya kendi ülkesi için bu tasnif yaptıktan sonra şimdi yakışıklar 5 yıldır ortada enüstri dört sıfır diye gezinle insanlıyor.
Sanki tarih boyunca kullanılan bir kavrammış gibi düşündübilirsiniz. Çok yeni bir kavramada yeni konmuş.
Bir kavram sallaştırma aslında. Ve bu kavram sallaştırma aslında şeyi iyi çözdü.
Enüstri bir sıfır, enüstri iki sıfır arasındaki dönemi iyi çözdü. Yani buhar motorunu icat edilmesinden sonra bir süre alet edevat teknik makine bunlar da keşf ediyor.
Ve üretim belirli miktar artıyor. Ama nasıl gerçek sanayısı çıraması, enüstri iki sıfırla başlıyor. Seri üretim sistemleri bilimsel yönetim yapmaşımını fabrikaları uygulanması, band sistemleri uygulanması elektriğim fabrikaları integrasyona.
Bu da enüstri iki sıfır diyoruz bu dere. Ne kadar sürüyor? 1970'lere kadar enüstri iki sıfır dönemi olarak tasnif edilmiş. 1970'lerde Almanya ve Japonya'nın 2. Dünya Savaşı'nın yaralarını tamamen sarmış olması ve büyük bir sanayi anlısı başlatması.
Ve bu hamledi de hem teknolojiyi yenilmemelir. Hem kalık sistemlerin yenilmemeleri, hem otomasının sistemlerin yenilmemeleri ve yüksek mekanizasyona geçmeleriyle enüstri üç sıfırla geçilmiş.
Bugün enüstri üç sıfır da dünyanın pek çok yeri ve pek çok üretim tarzı.
ve bir tasnif noktası daha konulmuş, günümüzde gelecek eyleceğe doğru giden dönem.
Ona da en düştür dört sıfır adını koyuyorlar.
Bu da şu anlama geliyor.
Artık beyaz yakai işlerinde makineler tarafından yapılacağı.
Sadece mavi yakai işlerinde değil, pek çok beyaz yakai işlerinde makineler tarafından yapılacağı.
Fabrikaların yönetim yazılmayı ile birbirleriyle konuşucu.
Örneğin tedarikkinizi, entegresiniz siz yazılım olarak.
Ve sizin stocklarınız azaldığında tedarikkinizi otomatik olarak haber gidiyor.
Ve sizin stock miktarınızda göre onlar sipariş gününü hazırlıyorlar.
Otomatik olarak onlar üretim sevkiyatını yapıyorlar.
Logistik gerçekleşiyor ve bizim siyahımıza geliyor.
Bunlar tamamen entegret, buradaki planlama insanlar yapmıyor. Artık makineler yapıyor.
Ve her yerin internet oldu.
İnternete bağlanmak gibi kavurunluğumada bütün makinelerin ve hatta insanların online onu duyuyor.
Üç boyutlu yazıcılarla her şey fırcinta edebildiğimiz bir dünya.
Makinelerin birbirleriyle konuşabildiği ve bilgi üretebildiği bir dünya, bilgi işleyebildiği bir dünya.
Code yazabilen code'lar örneği.
Böyle bir dünya da endüstürü, dört sıfır olarak anlatırdı.
Ve almanlar özellikle kendi ülkelerindeki nüfus projeksiyonlarına baktıklarında
yüz yıl sonra olan üstü bir nüfus düşüşü görülüyor, namaya da.
Yani insanı yatırm yaparak insan olacaktır bir sistem kurarak bir gelecek hikayesi
yazamayacak bir anı gördüler ve endüstürü dört sıfır, stratejisini şimdiden koydular.
Bunun adının onlar tarafından koyulması, o yüzden pek tesadüf değil.
Peki, bu üretim sanayı üretimi neye benziyordu.
İnsanlar yan yana, eldirliyle, iş birliğiyle çalışıyordu.
Ustalar, bebek çok çalışanlar aynı mekânın içerisine yatırılmıştı.
Çocuk eşçiler çalışıyordu.
16-17 saate varan çalışma süreleri vardı.
Haftosunun izinleri yoktu.
Gelir seviyeleri oldukça düşüktü, yaşan koşulları hiç iyi değildir.
Ve sanayi devriminin başlangıçılarında.
Çevri kiliri inanılmaz yüksek dönemin çistirinin ve ondurasını istiyor.
Amerika'daki fabrika bölgillerini tarif eden yazarlar gökyüzü gözükmüyordu.
Ömrdu manundan tarif ediyorlar.
Korkun bir çevri katlayamını yaşandı.
İnsanların bütün günlerini fabrikada geçirdikleri, kalabalığın içinde yaşadıkları,
evvelerinin aslında koptukları, unsuzdur hayatı tasavredir, canlandırılıyor.
Sanayi devrimi dönemiyle alakalı.
Çocuk eşçilerin sayısının ne kadar yoğun olduğunu biliyoruz.
Bek çok yerde tercih edildikleri biliyoruz.
Küçük boylu oldukları için, küçük yerli oldukları için,
dağız para istedikleri çefala.
Yani kapitalizmimin iki sıfır versiyordu.
Bir sıfır versiyordu geçen hafta anlatmıştık.
Başka kapitalizm şirketlerin olduğularının falan olduğu dönem.
Şimdi şirketlerin, beledlerin gücünün biraz daha yüksek olduğu
şirketlerin üretme odaklandığı döneme geçtik.
Ve üretim verinliklerini odaklandıkları döneme geçtik.
Bu dönemde en düştürü iki sıfır gibi, kapitalizm, iki sıfır her geçiş parasında
başka bir kapitalizm türü var.
Ve verinliği odaklanan, sürekli üretim artışın odaklanan,
çeviriyi ve insanın çok fazla umursamayan bir üretim anlayışı var.
Peki, 1900'lü ilerle başlayan büyük üretim sıçraması nasıl gerçekleşmiş?
Yani buhar motoru keşfedilmiş, buhar motoru keşfedileli 150 yıl olmuş neredeyse.
Elektrikte var, fabrikalar elektrikte verilmeye başlamış.
İşçiler var, usta başladı var, sermaye var.
Kozuma, kozuma fabrikalar var.
İnanılmaz bir şeye kışı var, hammade akışı var.
Bu ülkelere belki bu bahsettiğimiz patlama nasıl oluyor?
Ne keşfediliyordu, üretim bu kadar patlıyor.
İşte burada, normalde tarihi kişilerle bakmak çok doğru bir hareket değildir.
Ama öyle bir kişi de görselleştirebileceğimiz, figürleştirebileceğimiz bir dönüşüm var ki.
Frederick Winslow, Taylor, bilimsel yönetim yaklaşımın kurucusu.
Aslında bu figür, bilimin ve aklın, metot, fabrik öğretim, metotları üzerine uygulanışına simgesi, bir senbol.
Ve kendisi başlı başına bir, itsin ve bir ekol yaratmış bir kişilik.
Tarihi değiştiren insanlardan bir tanesi.
Neredeyse Marx kadar etkili bir insan, tarihin gidişe atıldı.
Neden olduğunu, birazdan anlatacağım.
Ve kapitalizmi sosyalizmi karşısında, kazanmasının da, hemen müsebiblerinden bir tanesi.
Biraz kendisinden bahsedebilir, bu nasıl bir adam?
Çünkü bahsetmeye deyicek kadar enteresan bir hayat var.
Bir kere varlıklı bir aile de doğuyor 1856 yılında.
Ve Amerika Fransa Almanya'da, çeşitli okullarda okuyor.
Sonra pek çok varlıklı ailenin çocuğu gibi harvırt da okuk eğitme almak istiyor.
İki yıl boyucu bunlara hazırlamıyor.
Ama çeşitli sağlık sorunları yüzünden bu hayali gerçekleşmiyor.
Sağlık sorunlarını çok ayrıntılı bilmiyoruz ama oksisif, kompezi, bozukluğu olduğuna dair yazılardığı var.
Çok tehditli bilgiler değil bunlar.
Çok problemleri olan, fizikliyiz, ustal problemleri olan enteresan bir insan.
Şimdi normalde, varlıklı bir insanın, varlıklı ailenin çocuğu, üniversiteyi kazanamadığı ne yapar?
Babasını aldığı parayla iş kurar, bu adam öyle yapmıyor.
Bu adam 1874'te makinesi çırağı olarak işe başlıyor.
Bir anlamda, mühendis olabilmek için akşam okuluna gidiyor.
Geceleri mühendislik eğitimini alıyor, gündüzleri de çırak olarak makinesinin yanında çalışıyor.
Sonra işçi olarak giriyor, bir çelik fabrikasından, minbel çelik fabrikasının fabrikaya işçi olarak giriyor.
Burada altı yıl gibi kısa bir süre içerisinde baş mühendis oluyor.
Bir anlam mühendislikle hozunda alıyor.
Yani işçi olarak giriyor, fabrikada her kademeyi görüyor ve baş mühendislik kadar geliyor, bir anlamda gece eğitimli alıyor.
Sonra başka bir şirketi geçiyor, o şirkette de, çeşitli ayetten keşfediye patantina aldığı büyük bir buhar işleyicisi var, kendi üzerine patantı.
Sonra başka bir şirketi de genel müdür oluyor, bu şirketi ağaç, endüstrisi alanında, yani çelikten tamamen çıkmış oluyor.
Bir stürede burada çalışıyor, sonra artık burada da genel müdür olarak kontratını bitirdikten sonra dünya alığını da belli bir oranda yapmış oluyor tabiyle de üyeceğiz gibi.
Ve kendisini bilimsel yönetim yaklaşımını, ülkeye ve dünyaya tanıtmaya adıyor.
Bir misyon edin ya, kafazlık dert ettiği bir şey var, biz bu ülkenin kaynakları verimsiz kullanıyoruz.
İnsanların emeklerini kullanırsan, olan üstü verimsiz kullanıyoruz, çökelatıyoruz.
Hep beraber çok daha mürefe yaşayabilecekken kötü üretim koşulları ve kötü üretim teknikleri nedeniyle inanılmaz israf ediyoruz.
Hem ürünü, hem parayı, hem maddi, hem maddi, hem de insan gücünü diyor.
Ve bilimsel yönetim yaklaşımıyla, biz bu meseleyi çözebilegisi diyor.
Ve bu fikirlerini aymaya başlıyor. Seminerler veriyor, konferaslar veriyor, davetlere gidiyor, konuşmaları yapıyor.
Bilimsel yönetim yaklaşımını insanlara öğretiyor.
Bilimmeye başlıyor bu işin daha sonra ve donanmadan davet ediyorlar.
Tersanede, gemi üretiminde bize destek olur musun diye, iyi bir vatan sever olan teydir gidiyor, tersanede metoplarımı uyguluyor ve gönül olarak bu işi yapıyor.
Sonra, 1911 yılında incecik bir kitap yazıyor.
Bu kitap, dünyayı değiştiren kitaplardan bir tanesi.
adı The Prince of the Soft Scientific Management, bilimsel yönetim ilkeleri. Bu ince basit, sade anlaşılır kitap ki, bir yerden teyvimle derseniz karıştırın.
Pütüphelilerden bulursunuz ve oldukça sade bir İngilizce ile yazılmış.
Meseleleri tane tane güzel güzel anlatan, mükemmel ve kitap yazıyor.
Ve bu kitabında bilimsel yönetim ilke ve esastlarına anlatıyor.
Bir evsel aktivitelerden koca manşirketleri, ortada koyuşirketlerden farklı sektörde yer alan şirketleri.
Bunların tamamında evrensel olarak uygulana bilecek metoplarına olduğunu ve bu evrensel metopların herkesin yararına olduğunu söylüyor.
Kitabında neler anlatıyordu? The Prince of the Soft Scientific Management Kitapında.
İmk önce kendi gözlemlerini paylaşıyor. Bir işçi olarak girdiği fabrikada. evyeye kadar çık. Yani her kademeyi gördü. İlk gözlemiş o. İnsanlar çalışmıyor, çalışıyormuş gibi yapıyor herkes.
Oralar da bulunuyor. Zorda kalmadıkça kimseye işe elini sürmüyor ya da zorda kalmadıkça kimse extra bir gayret sarketmiyor.
Zorlamaya gelmedikçe insanlar koşturmuyorlar. Çünkü işçinin hayatını değiştirebilecek hiçbir unsuru yok.
Bugün çok iyi bir günümdeyim. Çok iyi kalattım. Bugün çok iyi çalıştım. Bu düşünce benim hayatımda hiçbir değişiklik elatmıyor.
Bugünün dünden daha iyi olması. Bir iş için hayatını hiçbir değişiklik elatmıyor.
Ve bazı insanlar doğası geriye daha çalışkan. Bunu ilk okulda, orta okulda falan test etmişsinizdir.
Bazı öğrenciler vardır. En öndü o turüsürekte söz ister.
Hocaya kadarışır müdahale eder falan bir süre sonra. Hocaya da boyudur. Öğrenciler de boyudur.
Ve psikolojik baskı yapmaya başlarlar.
İşte el kalkınca öflemeler, püflemeler başlar, arkasından gözler de evlenmeye başlar çocuk konuşur.
Öğretten doğunu görüremekiler başkasına söz verir falan.
Ve bu psikolojik baskılarla birlikte çocuk neyin kastedildiğini, anlar ve elliğini çok fazla kaldırmamaya başlar.
Çok fazla gözle batmamaya başlar.
İş hayatı da buna benzer. Doğası geriye biraz daha çalışan olan işçiler, işe girdiğinde bu çalışkanlıklarını sergiledikleriz ama sosyal baskılarla karşılaşırlar diyor.
Ve çok hızlı bir şekilde çalışma miktarları, diğerlerinin mikti seviyesine indirir diyor.
İççiyi motine edebilecek hiçbir unsur yok diyor.
Ayrıca biz işlerin yapılış şekli hakkında çok uzun zamandır hiç düşünmemiş istiyor.
Ortaçağı da ustalar, çıraklarıyla birlikte bu işleri nasıl yapıyorsa aynı yöntemleri hiç soğuklamadan koca mafabrik olarak koymuşuz ve aynı şekilde uykuyoruz.
Metot hakkında, yöntem hakkında düşünmüyoruz lazım diyor.
Düşünmeye de işe en küçük parçalarına yaratak başlıyor.
Bir iş, han madde edelim, çık diye dönüştürüdüğü bir süreçler toplulur. Ve her bir süreç adımınladığı, bir eylem gerekir, bir hareketkedeki bir katma değer yaratan bir şey vardır.
İşte her bir katma değer yaratan, aşamayı en küçük parçalarına yırdığımızda bir işinlik, koskobik bir şekilde yan yana planlayabilirsiniz.
Öyle şeyler vardır ki bazı gün surları paralel yapabilirsiniz. Bunlar bedeli bir noktalı birleşir. Bazen on surlarda birbirlerini takip ederler, süreçler birbirlerini takip edecek şekilde dizilirler.
Ve işleri en küçük parçalarına yırıyor.
Ve işin temel yapılış mantığında iştiriyor, ne bi' masa inşa ediyorsunuz.
Masayı oluşturuyorsunuz, etrafında insan kalabalığı var. Herkes bir şey yapıyor. Bir bir ucundan atlıyor, birisi sızın paralığı, birisi ayakları takip yapılan kalabalığı kısaysını aktırmamız. Masanın üretim hızını aktırmıyor diyor, bu yandan.
Olsa şöyle olsaydı, masanın masayı oluşturan işlerin işin her bir parçası, yan yana dizilse ve bunlar birbirin tamamlayacak şekilde bir bandta, akısa idi çok şey değişebilir.
Yani önerdiği metopta, ürün hareketli insanlar sahibit, uygulamada nasıl, ürün sahibit insanlara hareketli ve içeride ürün yavaş yavaş oluşuyor.
Bu diyor, yanlış diyor, hatalı diyor. İnsanları böyle tespiktanesi gibi, yan yana diziyor. Önlerine bir band koyuyor, bandta, muharmak nesile çalışan ve bedeli bir hızda hakıtılan, usta tarafından bir hızı belirlenen bir band.
Bu bandın hızıda en yavaş işe göre tasarlanmış, ki diğer işler onu beklemek zorunda kalmasın, sabit hızda akam bir band dinşeydi.
Ve bu band boyunca süreç parçaları, birbirin takip ediyor.
Körnün buna en diye örnek, fort fabrikası, hatta fortist üretim sistemi olarak da geçer bu.
Arabanın şesesi girer, yavaş yavaş üzerinde parçalar eklenen, eklenen bütün fabrikayı yilan gibi dolanır. Herkes bir parçasında koyar, koyar, koyar, koyar en son, araba fabrikadan çıkar.
Fabrikanın çıkışında beklerse de şunu görürsünüz, araba çıkıyor süreç. Şu hızlı araba çıkıyor. O da fabrikanın üretimizdir.
İşte böyle bir band sistemi yarattı. Ve işleri en küçük parçalarına böyledikten sonra en doğru metopları testit ediyor.
O iş, en doğru nasıl yakılır, deli hangi alet kullanılmalı, nasıl bir açıyla durulmalı, o işi yapacak kişinin profili nasıl olmalı, kolumu kuvvetli olmalı, bacam kuvvetli olmalı, gözmi iyi olmalı, parmaklarımı iyi olmalı gibi.
İşe göre insanları yerleştiriyor ve herkesin o işte uzmanlaşmasına sağlıyor. Yani olan üstü, kalifiye olmayan bir iş gücünden her birbiri birerçi perçistat olan adam yaratıyor.
Bir adam akşamak kadar bir de sıkıyor. Dünyanın en iyi bir de sıkıcı sorur. Bir adam akşamak kadar yanında şu hareketi yapıyor, banttan geçen şöyle aynı hızlı.
Bu hareket en iyi yapan adam olur. Bir adam bunu yapıyor, bu hareket en iyi yapan adam olur. Herkes mükemmel bir işçi haline geliyor. Tek bir basit bir iş yaparak.
Bunun dez avantajını, dez avantajı bunu yaratıca psikoloji kasar, bu konunun üzerine iş durmuyor.
Psikoloji kasar ne? İnsan emeğiyle bedeniyle nihayı görün arasındaki bava kopartıyorsun aslında.
Yani sen bir de sıkıyorsun akşamak kadar. Ne iş yaptın akşamak kadar? Sen bir araba fark kısına, araba ürettin ama hiç araba üretmiş gibi hissetmedi.
Ya da insanları yemek yaptın. Haşçılığın en zevkini tarafıdır yemek yaparsın. İnsanları yerken izlersin. Onların mutluluğunu görürsün, sen de tatmin olursun.
Ama akşamak kadar orada havuç da olarsan, en insanlara çok güzel yemekler yapıyorum ve tatmin oluyorum diye isletmezsin bu sende.
Çok gitti bir yabancı daşma duygusu yaratır. Bu kavramın adını koyan da kar markz olmuş. L'ya ne işin demiş?
Belki yabancı daşma güzel bir çeviriyor ama daha doğru çevirisi şu olabilirsin. Yaratıklaşma.
Nasıl yaratıklaşıyorsun ya da yabancılaşıyorsun? Elin akşamak kadar şu hareketi yapıyor.
Ve bir süre sonra elin senden bağımsız bir varlık haline geliyor. Bedene ile beyninin arasında ilişkisi kopuyor. Eline yabancılaşıyorsun, kolunu yabancılaşıyorsun. Bedene yabancılaşıyorsun.
Kendine yabancılaşıyorsun, dünyaya yabancılaşıyorsun. Bir hayalet gibi oğul buluyorsun ve hayalet gibi istediyorsun aslında.
Bu hiç seyahatın üzerinde çok fazla durulmamış. Bu çok ciddi bir yannet ki olarak kalmış ya toplum yapısını bozulacak kadar kötü bir yannet ki olmuş.
Ama yaratlı pozitif etirlerden devam edelim.
İş bölümü yapmıştı, uzmanlaşma yaptı, hareket ve zaman etiplerini bilimsel yönetim yaklaşımın içine sokuyor.
Yani o işin yapılış şeklini izliyor.
Şimdi sadece Frederick Taylor değil, Müslür dönemdeşi var, enüstri üniversiteyi kurucuları olarak gördük. Bunlar aynı zamanda.
Örneğin giyibürtler var, karikoca giyibürtler, on iki tane çocukları var. Çok enteresan bir aile, ikisi de bilim insanın.
Ve kendi metoplarını geliştiriyor. İnsan hareketlerini çeşitli simgelerle anlatan, simgeler topluluğu geliştiriyorlar ve fabrikallardaki üretimi.
Bu simgelerle gösteren bir metoduoji uyguluyorlar. Ön en giyibürtler, duvarustular üzerine çalışıyorlar.
Duvarustuları, duvarı nasıl verir? İzliyorlar.
Tuğla'ya aldı, koydu, yere ildi, malaya aldı, harcı sürdü, koydu, yere ildi, malayı bıraktı, tuğla'ya aldı.
Buradan sonrasını izlememe gerek yok. Buradan sonrasını stekrar. Demek ki senin bu dokuz adımını işi taslif etmem ve biraz daha iyi aile getirmen gerekiyor.
Dokuz adımını işi taslif edip iyi aile getirirsen, bütün işi iyi aile getirsin.
Şimdi tek tek yapıyorlar. İnsan bedeninin parçalarıyla gövde, sağ kol, sol kol, sistem ters görüyorsunuz tabii ama.
Parçlara eviyorlar. Birinci adım, gövde eğilir, ikinci adım, sağ kol, yere gider ve tuğla yalır.
Üçüncü adım, gövde kalkar, dördüncü adım, tuğlayı koyar, beşinci adım, gövde eğilir, altıncı adım, yerden malayı ve harcı alır, yedinci adım, gövde kalkar, sekizinci adım.
Bunu süre, dokuzunca adım eğilir. Onunca adım, tuğlayı almam, o yüzden zaten tekrar alacak, dokuz adımını veriş.
Bu işten sıvır programı, bu işin az daha iyi aile getirebilirsiniz. Bu elini kullandırsın. Size göre sağa bana göre, sol el.
Bu elini kullandığında, şu olur. Sol elini, tuğlayal, sağ elini de malayla harcı aynı ama.
Ve kalk bunu sür. Bir daha yap, kalk bunu sür.
Merimli'yi kaç kat arttırdınız? İki kat. Ne kadar para harcıdınız? Sıvır teyret.
Buradan iççi, nün kaybettiği bir şey oldu mu? İşçi burada hiçbir şey kaybettiler.
Peki, buradaki tek problem bu muydu? Hayır, başka problemler var. Sürekli eğilip kalkmasın.
Sürekli eğilip kalkmasın nasıl çözerdiniz?
Örneğin bunu bir yükselti üzerinden alabigeldi.
Kursa Durni yazar, duvar yüksekliği, 1 metre eli santüvetliği ulaştıktan sonra, işte dinlenin usta bu.
bu işisi üzeri tuğlamaları harç dolu bir masaya işçinin önüne getirir ve işçi artık böyle yapmaya başlar.
Kaç katı zlandı bu iş? 2 kat daha hızlandığını düşünün.
Yani sadece metod uygulayarak yeni bir makine keşfetmeden, yeni bir yatırım yapmadan işi 4 kat büyüttünüz.
Ve bunu tek bir iş için yaptınız.
Tek bir işin tek bir parçası için yaptınız.
İşçi aynı parayı veriyorsun, aynı anma diye harcıyorsun ama 4 kat daha efektif sonuç oldu.
İşçi bundan ne kazanıyor?
İşçi bundan hiçbir şey kazanamıyor, belli bir kokma da o kadar işçinin bir kazancı yok.
İşte şimdi işçinin kazanç noktasını da geliyoruz.
Bu eylemleri yapmadan bu iş analizlerini yapmadan önce.
250 tane tuğlu örüyor günde örneğin.
Karolun ve feyle geliyorlar ve ölçüyorlar.
Yeni metodlarla bu rakam bine çıkmış durumda ve normalizda.
İşçi ediyorlar ki biz senin maaşına kadar güzel verme devam edeceğiz.
Ama bu bin tuğların üzerine çıktığın her bir tuğlu için sana extra biraz daha para vereceğiz.
Neyi keşfetiyorlar?
Parkça ve pirim sistemini keşfetiyorlar, bir pirim sistemini.
Bu bir dolar nasıl ölçersen bir selt nasıl ölçersin?
Her bir tuğlu için sana bir selt daha vereceğim diyorsun.
Neden iki değil, neden üç değil, neden bir.
Burak kapı nasıl hesaplarsın?
Ya da iki selt veriyorsun, neden üç değil?
Şöyle hesaplarsın.
O adamın extra bir tuğlu daha koymasını sana yarattığı kazancı ölçersin.
Örneğin beş selt kazandırıyorsana bu adamın extra tuğlu koyması.
İki selt ver, gitsin.
Zaten sen onu vermezsin, o işi yapmayacak.
O yüzden olmayan bir şeyden aslında gideri aratıyorsun.
Gelirden gideri aratıyorsun.
Ve bir kazan kazansı sistemini koyuluyorsun.
Burada nasıl bir problem çıkabilir?
Kalite problemi.
Kızlı yapacağı için kalite problemi yaşayabilir.
O problemi nasıl çözersin?
Başına da bir tane usta başı koyuyorsun.
Burada bakın şöyle bir mantık var.
Eş kişi bir duva da örüyorum.
Sakin sakin örüyorum.
Bir tanesinin sırtından çektin geriye doğru aldım.
Buradaki verimlilik hazırlığı şu yüzde kaç?
Yüzde yirmi.
Şimdi bu geriye çektiğin adamı şunu söyledi.
Sen bu insanların yapacağı işi planlayacaksın.
Bunların âletini hedevatını eksik bırakmayacaksın.
İşini organize edeceksin.
Herkesin yetkisi sorumluğu belide olacak.
Bunun başında duracaksın.
Ayrıca bu insanlar kavga edebilirim.
Motivasyonu düşebilir.
Çeşitli problemler yaşayabilir.
Onlara ağanında müdahale edeceksin.
Kendiler alırındaki koordinasyonu sağlayacaksın.
Örneğim bir tanesi çok yukarı doğru giderken öbürü geri de kalmayacak.
Bunları dengileyen kişi de sen geride duran olarak sen olacaksa.
Sen yavaşta sen hızlanmayacaksın.
Aynı zamanda bu adamların hem işdisipliğini de.
Hem geliş gidiş saatlerimi.
Hem de üretim kalitesini denetleyeceksin.
Gönetimi beş fonksiyonu saydım bakın.
Planlama, hörbütleme, yöneltme, koordinasyon, denetimi.
Sen bu beş evlemin sayesinde.
İçinden çıktığım bu işin verimlerinin %20'den fazla arttırır mısın?
Arttırırsan o zaman her dört kişinin başında ben bir kişiyi koyarım.
Burada çok basit rahatsınlar ve hesaplar.
Ve yöneten yönetiden ayrımına çok net bir şekilde yapıyorlar.
Usta başı sayısını aktlıyorlar.
Fonsiyonu ustamaşları koyuyorlar.
Ve bir konuya da havodakta nefrederek değildir.
Ergonomi diyor.
Hayati bir meseret.
Ergonomi ne demek?
İnsan bedeneyle iş âleti arasındaki uyurla verir.
Yani iş âletinin benim bedelsel huzularıma göre şekli ve semalime göre tasarlanmış olması demek.
Örneğin, bu mağasın avuç çiçekinde tasarlanmış olması.
Ergonomi bir tasarım.
Ta ne amdar terlerden bir taş buldular.
Muhtemelen ceviz kırmak için falan kullanılmıyor.
Ay ben bu mağas boyundu.
Tak tak tak buraya.
Bazı tasarımlar iyidir.
Satalik boyunca yedi kat dibini kazıyorsun.
Yedi kat geçmişten gelen bedeniyet buluyorsun.
Kaşık çıkıyor doktan gelen bildiğiniz kaşık.
İlk üretildiğini yürü etilmiş.
Mantıklı bir tasarım.
Demek ki kalıyor.
Ama mesela bu çiçekli sürekli değişmiş.
Ergonomi şöyle tarif ediyor teyir.
Biz âletleri üretirken mekanihin mantığıyla üretiyoruz.
Ve âleti mekaniz masaya niye çalışacak şekilde üretiyoruz.
Çarkları düşünerek üretiyoruz.
Biz bunu kullanacak insanı düşünerek üretmeyiz.
Bu üretim verinliği normal bir şekilde arttırılıyor.
Biz ab tasarladığı şeylerden bir tanesi küre, kömür küreyi tasarlıyor.
Çok enteresan bir adı.
Biz her şeyi aynı kürekli kürüyoruz.
Kömürü farklı küremeliyiz.
Karı farklı küremeliyiz.
Kumu farklı küremeliyiz.
Bir de farklı kürekler tasarlıyor.
Yani çok enteresan işler yaptı.
İş bölümü, uzmanlaşma, hareket ve zamane tuttuları.
Yeni ücretsiz temelini kullanılması yöneten yönetmenin ayrımı ve ergonu.
Fredrik teyleri başka bir şey daha söylüyor.
Bizim işletmek kitaplarında peki yazmaz bu.
Benim diyor, çalışanların piyasaya göre çok daha kalifeye olmalı.
Ve piyasaya göre çok daha iyi ücret vermeliyim.
Ayrıca benim sistemi de koyuyor.
Bu adam işçileri o kadar aslında yüksek maaş verilmesini tekrar ediyor ki.
Kapitalizm'in maaşı, kapitalizm'in en sert simgelini olarak gösterilen bu adam.
Vakti zamanında tarihin biricisi olarak kolbinist olmak kusurlanıyor.
İşçi'ye yüksek para ödemeyi teklif ettiği için.
Fredrik teyleri pek çok yerde dinliyorlar, saygı duyuyorlar.
Ve en net direbir, onun önerilerini uygulayak işi en refor doluyor.
O yüzden fordi izim olarak biliriz.
Biz aslında demin saydığım bu yöntemleri.
Bu yöntemlerle yapılan üretimler, verinliği o kadar artırıyor ki.
Fabrik'aların üretimleri inanılmaz bir hale geliyor.
Geni tüketiciler yaratıyor bu üretim.
Tüketicisi arttıkça üretimi artıyor, üretimi arttıkça tüketicisi artıyor.
Ve insanların refah seviyesi artmaya başlıyor.
İşçilerin de refah seviyesi artmaya başlıyor.
Her yerine iyi paralar geçmeye başlıyor.
Mesela dönemin fort fabrikası çalışanının bu günün parası ile çift tane iltelelerde maaş aldığı ile ili anı izler vardı.
Yani gelir sevgililerde iyi hale gelmeye başlıyor.
Bu şu açıdan önemli, 1917'de sohseliyizim kuruluyor.
Sohbetler birliği kuruluyor biliyorsunuz.
Bu batı ülkelerindeki işçisinin duvurduğundan etkiliyor.
Ve örbitteniyorlar, sendik kadar kuluyorlar.
Ve sosyaliyizim akımı inanılmaz kuvvetleniyor buranın işçisinin duvurduğunu içindir.
Toplum bu kadar büyük bir çiziminde kuvvetlenen bir görüşün kaybetmek ihtimali yok gibi gözükürken.
İşçilerin yıllar içinde yaşan standakları gelişiyor.
Ve toplum hayatına entekli oluyorlar, hafta sonu sinemaya gidebiliyor mesela.
Eşriyle çocuğuyla yaşayan güzel bir evde yaşayabiliyor.
Bu kazandığı parayla iyi yemekler yiyebiliyor.
Yani toplum hayatını entekli olabilir bu işçiler.
Ve bu sahiyede aslında tarihin akışı da değişiyor.
Bu nedenle tarihin akışı da değişiyor.
Karl Marx ve arkasından gelen uygulayıçılar.
Pastanın paylaşımına odaklanıyorlar.
Pastayı da büyütüyorlar.
Teydir'in tekniklerini sohbetler birliği aynen uyguluyor bu arada.
Ama baştaki verimlilik anlayışı.
Ve devlete ait olan bu fabrikaları aynı verimliliğim.
Sergilenemeyeceği hepimizin doğal kabuğuyla olacağı için
çok iyi anlarsınız ki aynı büyüklükte sonuç yaratmıyor.
Ve teydir'in ve sanayede evrimi diğer konusurları pastayı büyütüyor.
İşçilerin bu pastadan aldığı dilimi büyütüyor.
Bu da tarihin gidişatılığın ciddi oranda etkiliyor.
Dönemdaşları fayol var.
Yönesel teoriyi kuruyor.
Fransız fayol.
Alman Marx ve Bervar bir sosyalık kendisi de modern örgüt yapısının
neye benzemesi gerektiğini tarif ediyor.
Brokelesi yaklaşımını koyuyor.
Gelenexel yetkinin karşısında hukuki yetkiyi koyuyor.
Yani sen bir yerde mündür sen yöneticiysen
o koltuğun haklarına kullanıyorsun.
Ve işle ilgili kullanman lazım.
Otoru ten iş de sınırlıdır.
Bize bugün çok normal gelen bu fikir aslında bir devrim.
Genel somut objektif kurallar olmalıdır.
İşe alırken işten çıkartırken, yükseltirken, pirim verirken
liyakat esası olmalıdır.
Yani kişi maksimeler.
Bürokratik düzenle herkes verdiği kararların emirlerini
sorumluluğunu almalıdır ve örgütler geriye doğulu, devetimi açık olmalıdır.
Her şeyi kayda almalı istiyor.
Ve bürokratik yaklaşımına kuruyor.
Klesik yönetimin üç bacaya olarak tanrıcıp edilir.
Taylor, Feyoğlu ve Weber.
Bir tanesi günümsel üretimi yaklaşımayla bir tanesi yönetimin ilkelerini koyarak
Weberse modern örgütlerin yaksını ortaya koyarak.
Peki, bu devrim nasıl bir dünya yarattı?
Yaratılan dünyada, pek çok insan tüketice oldu.
Yani normal.
hâlde tüketici olmayan pek çok insanın tüketim sınıfına dahil olduğunu
görüyorsunuz. Elektrik'te ev aletlerini kullanımı artıyor
mesela kadınlar extra zaman buluyor kusayede daha çok
boş vakitleri oluyor. Eee kadınların kaderine etkileyen
unsurlardan bir tanesi olarak olarak görüldü. Tüketici
kredileri veriliyor insanları. Novab dahan rica olmayan
yöntemler. Şimdi insanlar tüketici kredini kullanıp
bir şeyler tüketmeye anlayı başlıyor. Eğitim sistemleri
buna göre tasarlanıyor. Sana ait oplumun ihtiyacı,
sanayı dairim ihtiyacı nasıl bir ihtiyacı var. Sabırla
olacaksın, disiplinli olacaksın, söz dinleyeceksin,
itaat kere olacaksın, çok fazla sorulamayacaksın. Eee
insanlarla aynı işi yapıyor olmaktan sıraya girmekten,
şeklülden, şemalden saatten, şumdan bundan
bocunmayacaksın, söylemeyeceksin, disiplinli olacaksın. Bütün
eğitimi sistemişte buna göre tasarlanıyor. Bugün hala izledi
vardır bu eğitimi sistem. Sanayet oplunun
ihtiyaçları doğrusuna tasarlanmış. Eee ulus
teletlerin kurulumu hızlanıyor. Çünkü eee
sınırları çizilmiş. Eee ve içerideki talebi yönete
bileceğiniz eee yeri geldiğinde gümlüp tuvarları koyabileceğiniz
ulus teletleri ihtiyacı var. Yerli sanayicilerin
her ülkele. Eee ama de ihtiyacı ve sömür giderin
önemi eee net bir şekilde artıyor. Köydenkente ciddi
bir şekilde göçe göç oluyor. Eee ve korkun çalışma
şartları eee girmülleri sonlarına kadar belirli
oranda düzeltse de yine koşullarını koruyor. Aranan
sonra devam edelim.
Podcast Summary
Key Points:
Zorlu olayların ardından derse girmenin zorluğu ve tarihsel perspektifin iyileştirici etkisi vurgulanıyor.
Sanayi Devrimi'nin tarım devrimiyle birleşmeden anlamlı olamayacağı, nüfus artışının bu süreçteki kritik rolü anlatılıyor.
Dünya nüfusu 0 yılında 170 milyon iken bugün 7,8 milyara ulaşmış; ekonomi nüfustan daha hızlı büyüdüğünde refah artıyor.
İngiltere'de 1750'de nüfusun %90'ı köylüyken 100 yıl içinde yarısı şehirde yaşamaya başlıyor; göçün nedeni şehirdeki fırsatlar ve köydeki iş kaybı.
Sanayi Devrimi buhar makinesiyle değil, 1800'lerin başında seri üretim ve bilimsel yönetimle gerçek anlamda başlıyor; Endüstri 1.0'dan 4.0'a tasnif yapılıyor.
Frederick Winslow Taylor, bilimsel yönetim yaklaşımıyla iş bölümü, uzmanlaşma, hareket-zaman etütleri ve ergonomiyi üretime kazandırıyor.
Taylor'ın yöntemleri verimliliği kat kat artırırken işçilerde yabancılaşma yaratıyor; ancak yüksek ücret ve prim sistemi işçilerin refahını da yükseltiyor.
Klasik yönetimin üç sacayağı Taylor, Fayol ve Weber; bu dönüşüm tüketici toplumunu, eğitim sistemini ve ulus devletleri şekillendiriyor.
Summary:
Ders, zorlu toplumsal olayların ardından tarihsel perspektifin iyileştirici etkisi üzerine bir girişle başlıyor. Ardından Sanayi Devrimi'nin yalnızca üretim artışı olmadığı, tarım devrimiyle birleşerek nüfus artışını tetiklediği vurgulanıyor. Nüfus verileri üzerinden ekonomi-nüfus ilişkisi açıklanıyor: 0 yılında 170 milyon olan dünya nüfusu bugün 7,8 milyara ulaşmış; ekonomi nüfustan hızlı büyüdüğünde ortalama refah artıyor.
İngiltere örneğinde köyden kente göçün nedenleri (şehirdeki fırsatlar ve tarım makinelerinin köyde yarattığı işsizlik) ele alınıyor. 0'a uzanan tasnif açıklanıyor. 0'ın makinelerin birbirleriyle iletişim kurduğu, beyaz yakalı işlerin de otomatikleştiği bir dönemi ifade ettiği belirtiliyor.
Dersin merkezinde Frederick Winslow Taylor ve bilimsel yönetim yaklaşımı yer alıyor: Taylor'ın hayatı, işçiden baş mühendisliğe uzanan kariyeri ve 1911'de yayımladığı eseri anlatılıyor. İş bölümü, uzmanlaşma, hareket-zaman etütleri, bant sistemi ve ergonomi gibi yöntemlerle verimliliğin nasıl kat kat arttığı örneklerle gösteriliyor. Ancak bu yöntemlerin işçide yabancılaşma yarattığı da kabul ediliyor.
Taylor'ın yüksek ücret ve prim sistemi önerisiyle işçilerin refahının arttığı, bunun da sosyalizmin yükselişine karşı kapitalizmin ayakta kalmasında etkili olduğu belirtiliyor. Son olarak Fayol'un yönetim ilkeleri ve Weber'in bürokrasi yaklaşımıyla klasik yönetimin üç sacayağı tamamlanıyor; bu dönüşümün tüketici toplumu, eğitim sistemi ve ulus devletler üzerindeki etkileri ele alınıyor.
FAQs
Sanayi devrimi tarım devrimiyle birleşmeseydi etkisi çok sınırlı kalırdı; çünkü aynı zamanda büyük bir nüfus artışını tetikledi. Bu nüfus artışı tarımdaki devrimlerle karşılanmasaydı bugünkü düzen konuşulamazdı.
Nüfus, ekonominin büyümesinden daha hızlı artıyorsa toplum ortalama olarak fakirleşir. Ekonomi nüfustan daha hızlı büyüyorsa ortalama olarak zenginleşir.
Birinci neden şehirlerdeki iş ve yaşam fırsatlarıdır. İkinci neden ise köylerde fırsatların azalmasıdır; örneğin bir tarım makinesi 9-10 kişinin işini yapabildiği için köyde o kadar insana ihtiyaç kalmaz.
Endüstri 1.0 buhar motorunun icadıyla başlayan dönemdir. Endüstri 2.0 seri üretim, bilimsel yönetim ve elektriğin fabrikalara girmesiyle; Endüstri 3.0 ise 1970'lerden sonra otomasyon ve yüksek mekanizasyonla başlar. Endüstri 4.0 ise makinelerin birbirleriyle konuştuğu, yapay zekâ ve üç boyutlu yazıcıların kullanıldığı günümüz dönemidir.
Taylor, bilimsel yönetim yaklaşımının kurucusudur ve işleri en küçük parçalarına ayırarak en verimli yöntemleri belirlemeyi amaçlar. İş bölümü, uzmanlaşma, hareket ve zaman etütleri ile üretim verimliliğini artırmayı hedefler.
Bant sisteminde ürün hareket eder, insanlar sabit kalır; her işçi yalnızca tek bir küçük işi yapar. Bu yöntem üretimi büyük ölçüde hızlandırır, ancak işçide yabancılaşma ve yaratıklaşma duygusu yaratabilir.
Chat with AI
Loading...
Pro features
Go deeper with this episode
Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.