Go back

Tatminsizlik

from Haddini Aşan Yaşam Rehberi

23m 38s

Tatminsizlik

Bu kayda göre dünyanın en zengin kişileri, sadece para kazanmak değil, daha derin bir tatmin olma arayışında bulunmaktadır. Elon Musk, Jeff Bezos gibi insanlar, milyar dolarlık servetlerine rağmen ömür boyu çalışmakta ve bu çaba, sadece ekonomik kazanç değil, içsel hırsın ve tatminin olmamasının nedeniyle yaşandığı görülmektedir. Hırs, bir aşırı istek olarak tanımlanır ve bu hırs, doğa ile uyumun eksikliğiyle ilişkilidir. Gılgamış destanı gibi eserler, hayatın sınırlarına ve ölümüne dair gerçekten akıllı bir şekilde bir anlam arayışını yansıtır. Tatmin, doğal arzulara odaklanarak elde edilirken yapay arzular, hırsı artırır. "Haresi" gibi metanın, hayatın sınırlarına dair bir metafor sunar. İnsanların kendi eliyle dünya kutsal kıldıkları, "tanrıyı öldürdük" düşüncesiyle bir anlam kaybı doğurur. Yaşlılar ve çocuklar, hayatın basit ve anlamlı yönlerini yaşar ve bu, içsel yaşamın temelini oluşturur. Sonuç olarak, tatminin anlamını bulmak için insanlar doğa ile uyum içinde olmalı, yapay arzulara yönelmeyerek, hayatın doğal sınırlarına dikkat etmelidir.

Transcription

2830 Words, 19436 Characters

Turkish
Bu kaydı yapmadan önce dünyanın en zenginler listesine baktım. Tepede ki Elon Musk'ın 320'i ve Realas'ının 220.4 Jeff Bezos'un ise 220.1 milyar dolar serveti vardı. Teknoloji sektörünü yakından takip ettiğim için gayet ağaşına oldum ve haklarında pek çok şey bildiğim okudum bu isimler hala gece gündüz durmadan çalışıyorlar. Bu insanlar muhtemelen hayal ettiğimiz ve bilmediğimiz için hayal bile edemediğimiz her şeye zayıp olmalılar. Üstelik mesela Elon Musk bugün bir şey olsa bütün yeni gelir kaynaklarını kaybetse ve enindeki servete kalsa ve her gün 10 milyon dolar harcamaya karar versi servetini bitirmesi seksen sekiz yıl sürüyor, seksen sekiz yıl. Peki bu çaba niye neden çalışıyor hala bu insanlar, bu insanları uykularından alıkoyan nedir? Sadece daha fazla para kazanmak için olmadığı ortada yani en azından görünüyor bu. Başarı desek o da hepsinde fazlasıyla var. Peki mesele nedir para değilse, başarı değilse, şan şöhret değilse ya da bir başka tabir ne bu kadarı dahi yetmiyorsa mesele nedir? 100 milyarlarca dolar servet bir küresen çaptaki başarı ile bile tatmin olamayan insanın doğasında biz fakir fukara takımının tatmin olmasını beklemek ne kadar anlamlı. Yoksa bizzat bizi ayakta tutan bu tatmin olamma halimi, menzili yetişmek üzere çıktığımız bu yolda rahat bir nefes almak bize aram mı? Tatmin olmayı bu kadar güç hale getiren şey nedir? Dini aşağıya, yaşam rehberinde yine çok büyük sorular eşliğinde tüm hairim meşerinin kökenindeki tatmin sizlik meselesini bakıyoruz. Evet efendim, öncelikle her bölümde yaptığımız gibi kavramları binetleştirelim. Çok basit iki terimi anlatacağım size bir tanesi tatmin, diğeri de tatmini yönelik yolda bir türlü kurtulamadığımız hırs meselesi. Şimdi tatmin tahmin edeceğiniz gibi, arapça bir sözcük. Ne anlamı geliyor? Dinme, istenen bir şeyin gerçekleşmesini sağlamaya ya da daha genel anlamıyla bir doyuma ulaşma, huzur bulma, sakinleşme haline anlatıyor tatmin. Bili hırs var şimdi yani bu bölümünde tatmini yönelik süreçte daha çok tatmin sizliği oluşturan hırs meselesi nedir hırs o da arapça ve bir şeyi elde etmek için duyulan çok kuvvetli karşı konulamaz isteği tanımlıyor. Aşırı bir tutku var içinde, üstelik bu aşırı tutkuğunun içinde birazcık da böyle öfke notaları var, yani kekremsi bir şekilde öfke de içeri öyle hani romantik bir tutku değil. Baya öfkeli bir tutku, hırslı hasetli bir tutku, içinde arzu var ama en cinnikde var. Ve bu hırsın kökeninden beslenen çok böyle kulağımıza çalınan başka sözcükler da var mesela ihtiras mesela muhteriz yani hırsızı kişi anlamında. Tabi bu hırs meselesinden bahsedince aklıma zülfrivanenin bir romonundan bir pasaj geldi, huzursuzluk romanım aranızda okuyanlar olabilir çünkü Türkiye'nin en çok satanları arasında kaldığı aylar boyunca. E senin bir kısımında hırsın sözcük kökeni olan haresi kavramından bahsediliyor ve hani güzel bahsettiği için yani livan elinden daha güzel bahsedemeyeceğimi düşünmediğim için bir zat kitaptan size okuyayım o ilgili bölümü, hırsı haresi anlatan bölümü. Şöyle diyor. Devenlere çöl gemileri derler bilirsin. Bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden açsızsız çölde yürür de yürür o kadar dayanıklıdır yani ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır ve çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar o yararlardan kanakmaya başlar. Tuzlukan diken ne karışınca bu tat devenin daha da çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür de ve bunun adı haresidir. İşte livan elinde aktardığı üzere doğrudur yanlıştır bile ama hani haresye dediğimiz yani hırsızın kökeninde yatağında bizzat bu hayatı ve tatmin uğruna peşinde koşup tatmin ve siz diye düştüğümüz hayat tam da böyle bir şey galiba peki sahiden öyle midir, peki sebebi nedir, sonucu nedir, çaresi nedir, gelin anlayabilmek için başlayalım çabalama ya. Teknoloji nedir sorusuna cevap ben çok beğendiğim bir tespit var her romonu ve öyküsünden ayrı lezzet aldım, İngiliz yazar daglız edem sahit. Diyor ki özetle, sen doğmadan önce icat edilmiş her şey doğanın bir parçasıdır. Sen doğulduktan sonra 30 yaşına kadar icat edilmiş her şey teknolojidir, 30 yaşından sonra icat edilen her teknoloji ise hem doğanın düzenini aykırılır hem de muhtemelen sonun başlangıcıdır. Algımız böyle şekil demiyor sahiden de edemsin bu ironik tasvirinde olduğu gibi bizden önce icat edilmiş hiçbir şey bizim gözümüze böyle parlak bahsedilesi, önem verilisi gelmiyor. Ve bu konunun üzerinde bundan niye bahsettiğime genince biraz düşün düğümüzde ve etraf takip tepkileri gözlemleyince hani bu sözleri hak vermememek mümkün değil. Üstelik bu algı ve yaklaşım sadece teknolojiye hasta değil, hayatı da esasen böyle yaşıyoruz. Yani sorunları yaşadığımız döneme ve onun koşullarına hastanetmekte ya da tarihin minadını kendi kuşaklarımıza koymakta fena halde becerikliyiz, buna çok meyindiysi. Ve şüphesiz çağlarının kendine belirgin halleri var yani o çağı ait, o çağla birlikte ortaya çıkmış, o çağı tanımlayan onunla anılan emareler şüphesiz var ama tatminsizlik kesinlikle bunlardan biri değil. İnsanlığın bu güne kadar taşıyabildiği ilk yazılı destan, gılgamış destanın tatminsizliğin en karim örneklerinden biri bir başka açı ile vaktığımızda. Kim neyi çok umamış denk gelmemiş olanlar için kısa bir özet geçin. Uruk kendinin kralı gılgamış, yarı tanrı, yarı insan ve son derece zalim bir hükümlardır. Halkı ondan kurtulmak için tanrılara gece gündüz doğa eder durur. Bu yakarışlara duyarsız kalamayan tanrılarda nihayetinde en ki duadlı bir insan yaratırsın. Gılgamış ve en ki dübbi sebeple kavgaya tutuşur ve ardından dost olurlar her öyle iddialı kavganın sonunda yaşanan durum, gılgamış destanın da kendini gösterir. Ve birlikte sonra kafadarlar bu ikini tanrıları kızdıracak bir sürü vukuata karışırlar. En sonunda tanrılar yeterler ve en ki duyu öldürürler. En yakında ostunun kaybı gılgamışın içine ölüm korkusu eker. Kendinin de bir gün öleceğini anlar ve ölüm süzlüğün sırrını ulaşmak için bilge utna pişti mi aramaya başlar. Nihatinde onu ölüm süz yapacak bitkiyi bulur, utna pişti mi ona söyledi ama uroka dönerken yolda bir yılan bitkiyi çalar. Gılgamış ölümü kabullenmek zorundadır artık geri dönme şansı yoktur. Ama bu sayede insanın yaşamının anlamının ve ölüm süzlüğünün aslında yaratılan eserlerde ve diğer insanların hafızalarında olduğunu anlar. Gılgamış ne güce doyar ne dostluğa ne zaferi ne de yaşadığı görkemli hayatın sınırlarına. Bu sayede insanın tatmin sizliğini binlerce yıl önceden bizleri hatırlatır. Antik günah filozoflarından epikür olsa göre tatmin sizlik esasen yanlış arzuların peşinde koşmaktan kaynaklanır. Tatmin olabilmenin sırrı sınırını ve doğal arzuları odaklanmakta yeter. Tatmin sizliği aratan yapay arzulardır. Ne kadar doğalı yönelirsek o kadar kolay tatmin oluruz. Arzularımız ne kadar yapaylaşırsa da o kadar tatmin sizliğin içine düşeriz. Stoacular ise tatminin sırrını uyum ilağa çıktılar. Doğa ile uyum içinde olabilirsek arzuları kontrol etmek demem ki olur. Kontrol edemediğimiz her şey ise bir tatmin sizlik vesilesine dönüşür. Bir önceki köksüzük bölümünde deyindiğim bir bilgiyi yine demek hatırlatmak istiyorum. Arzumuz olmadan, bizi sorulmadan, seçemediğimiz şartlarda içine doğduğumuz daha doğrusu Martin Haydi gelin de gayet isabetli tabeliyle fırlatıldığımız bu dünyadaki şaşkınlığımızın yönetilmesinin hiç kolay olmadığı kesin. Her konuda ve her anda sonsuz seçeneklerle efsundanmış zihnimizi berraklaştırmak kolay değil. Çünkü esnasen bizzat dünyanın kendisi bu küresel vakit desen zihni bulanıklıktan besleniyor. Yani bu düzeni berrak zihinlerle ayakta tutmak mümkün değil. Anlam arayışını şeylere yöneltince her şey gayet kolaylaşıyor. Mesela ne bileyim, bu arabayı aldık mı tamam, şu kadar kazandık mı rahatlayacağız. Şöyle bir hayat kurduk mu bizden mutlusu yok. Öyle bir peki. El vette hayır. Çünkü her zaman daha parlak bir hedef, daha cahazip bir ihtimal. Ya da bir türlü ısınamadım o tabiyle gerekirse bir tık fazlası her zaman vardır. Bulagımda bölüm notlarında bağlantısını paylaştığım bir yüzü var. 2011 tarihli ve başlığı hep daha parlak bir hedef vardır. Hayatımdaki hedefleri ve ulaştığım anda yok oluşturmadan anlatıyorum. Ana fikri vermek için kullandığım örnek ise 2003 yılında bana hediye edilen kıymetli bir puro. Hediye olmasının da etkisi var ama o puro o zaman gözüme o kadar kıymetli görünmüştü ki onu özel bir günde tutturmaya karar verdim. Özel bir şey olmalıydı ve o da onun ödülü olmalıydı. Önce bir ev sahibi olursam içiğim dedim oldu ama sonra daha da özel bir şeye saklamalıyım dedim. Çocuklarım olunca dedim onlar da oldu ama daha da özel bir şeye hak ediyordu belki. Sene 2024 şu sözleri sizlere aktarırken o puro hala huymi durumda duruyor. Özel bir anımı bekliyor artık gerçekten emin olamıyorum ama 21 yıldır yaşadığım onca şeyin ardından bekleyeceğim tam olarak ne kaldı onu da bilemiyorum. Bir yanıyla yabancı bir romanda okudum. Hacı gitmek isteyen fakat bir türlü gitmeyen dükkan sahibini hatırlatıyor bu durum bana. Hacı gitmek dışında hiçbir hedefi olmadığı için o dükkanın sahibi esnaf bu planı hep erteniyordu. Çünkü bir kere gidip döndükten sonra hayatın hiçbir anlamı kalmayacaktı. İşte o tütün yumağı da benim için böyle bir şeyim acaba belki de buhtemelen. Düşünür kikegağır taktıma geldi. Her söylerken böyle çok az önce bu nasıl bir güzel soyadı değil mi? Hani soyadı kikegağırtı olan birisi ne olabilir değil mi bakıldığında? Bu kikegağırtı soyaplığı bir tehiz satçı oğlurumu, popkestçı oğlurumu, olmadı. Filozof olmak için kurgulanmış bir soyadı gibi neyse kikegağır tatmin sizi kalni insanın içi ve dış dünyası arasındaki uyumsuzlığa bağlıyorum. İç dünyamza ait russal özlemlerimizde dış dünyamızın sunruğu bu dünyavi gerçektik bir türlü kavuşamıyor ve bu bizde dehşetli bir sıkıntıya ratıyorum. Nihayetinde yine hatırlatalım köksüzsük başlıklı bölümünde de deyindiğimiz gibi satın değişiyle hayatın zaten kendisi boş. Bir bir boşluk içinde tutunacak bir dalaramakta o kadar behüde. Biraz önce deyinliğim gibi içinde yaşadığımız düzen varlığını zihinsel bulanıktık yaratan bir tatmin sizinle ya boşlu. Modern kapitalicim sürekli yapay arzularını yaratarak bizi oyalamak zorunda. Bu oyalanma esnasında tatmin olma hali, metrex filminde gözünüzü asıl gerçeği açan mağabey hapsı seçmek gibi korkmuş bir şey. Yani sistem adına korkunç yoksa bizim adımıza bir korkmuştu yok elbet. İtihacınız olsun ya da olmasın hep daha fazlasını istememiz gerekiyor. Çünkü o meşhur reklam sloganında vurgulandığı gibi sen buna değersin. Peki hiç merak ediniz var mı acaba bu bölüm özelinde siz neye değersiniz? Kerim biraz da onlara kulak veririm. Yeterince beslen dinizi düşünerek devam edelim nereden devam edelim sıcak havuzdan soğuk düşe atlayarak. Bu dizime bakalım bu dizim duka olarak adlandırıyor bu tatmin sizliği ama kendisi dahi. Yani böyle belki itsel niye yönelik en çok böyle aklımıza gelen seçeneklerden tatmin sizliği yaşamın temel gerekçeleri arasına koyuyor. Temel gerekçesi temel gerçeği. Öğretinin en son hedefini temsil eden nirvana vardır bilirsiniz işte nirvanaya ulaşmak fesaiyle işte. Bu öğretinin en son hedefi olan o en üst mertebe nirvanaya ulaşmanın tek yolu tatmin sizlikten tamamen kurtulmakta yata. Aman düşünür niçenin meşhur sözü tanrı öldü değil mi? Yani çok meşurdur kendi ismiylemi sen var tanrı öldü ve onu biz öldürdük çektiğinde devam eder. Ve neyi anlatır? İnsanın kendi elleriyle dünya birleştirip sıradanlaştırıp metaya çevirdiği kutsallığı anlatır. Yani artık biz tanrıya öldürdük onu bir ikoraya herhangi bir şeye dönüştürdük. Onun kutsaliyetini insanlaştırdık. Bu bizde bir anlam kriz yaratı, bir kriz doğurdu çünkü anlamı kaybettik ve hiç dik de baş başa kaldık. Aristotel'e size biraz daha ümit verici neyi sikim. Tatmin sizin insanı daha iyi ya güzere, daha erdemli olan ayağın ilk bir arayış olduğunu ve istiklarda şekildir. Sürerse eğer bu çabanın nihayetinde insanı o sürekli andığı erdemli yaşama ve mutluğa ulaştıracağını söylüyor. Böyle olacağını üyletmek isteyenler değilim ama hani bilmiyorum arışsotelerimizde epeğimi zaman geçti. Hala emin olamadığımızı göre hala eşenemekte fayda var. Daha böyle yakınlara gelecek olursak daha şina olduğumuz fikirlere gelecek olursa. Gazani ve benzeri İslam halimleri tatmin sizde insanın nefsine yenik düşmesi olarak tanımlıyor tahmin edeceğiniz gibi. Daha da tatmin halini yani bir başka değiştiğe geçici olan bu hayattan amanı hem yanlış hem de faydasız olduğunu savunuyor. Benzer şekildi Fransız düşünür pas kaldı. Dünyarı şeyden tatmini mümkün olmadığını kalpteki boşluğu sadece ve sadece tanrının dolarabileceğini söylemiş. Şimdi bunlar IT hoş da Kredi Kartın Nazgır'ı tutarını kime diyecek nasıl diyecek yani değil mi? Hani bir pas kalın arışsoteler için bununla ilgili bir çözüm var mı bize? Maalesekti oradan yok. Buna ne arışsotunun, ne gazelinin bir yanıtı var. Fakat finansal salık danışmanları arzularımızın ve tatmini sizliğimizin en büyük ilacının borcu ödenmeyen Kredi Kartın'ın temerlütü düşme halini olduğunu savunuyor. Zira modern yaşamdaki anlam arayışımızın ve tatmini sizliğimizin en somut belgesi ay sonunda karşımıza çıkan Kredi Kart ekstremiz. Demek ki hani hazır bu kadar işin gerçeklerine, somut gerçeklerine soğuyudan kopup böyle yüzümüze tokat gibi çarpan hâllerine geldik dayandık. O zaman gelin bölümün son safasında tavsiyelere bakalım. Ne yapabiliriz bu tatmini sizlikle mücadele için? Çok çok konuşmak mümkünde hani uzun lafın kısasında tatmini sizlik ne yaşadığımız çağası, ne de bize has. Ve bu dünyanın düzeninin ve türlücün doğasının kronik bir sonucu. Bir gün ne yapmalı. Şimdi bunun yanısını ben bir sevdim. Kişisel tatmini sizliğimi milyar dolarlık servetim ne yaşıyorlardım şu anda. Puçağı yönelik her derdin bir ilacı, bir seminleri, bir formülü, bir uzmanı var ama ne yazık ki tatmini sizliğin yok. En azından benden keremedim belki de. Fakat yine de bu konuda kafayaran uzmanların tavsiyelerinden bazı ipuçlarını sizler için derledim. Ben aktarayım. Siz dinleyin, kafanızda bir demleyin, pişirin, bakalım ne kadar mümkün. Birinci sırada çok sürpriz bir madde var. Hayatta aklınıza gelmeyecek bir ayrıntı daha astıkettim. Sanıyorum, tabii ki hiçbiriniz için bu sürpriz ama hatta kimilerinize hakaret gibi de gelmiş olabilir yani. Güç bir adem en başta ama yine de bu derdin büyük bir kısmını da tek başını şifası. Şimdi mevcut yaşam şartlarından dolayı bazınız kardeşim paramı var, tüketmeye diğe içinden geçiriyor olabilir. Tamam güzel, kabul ama o zaman şimdi bir de içsinizle kulak verelim. Şöyle düşünün, diyelim ki paranız yok. Tüketim yapamıyorsunuz zaten, belki şöyle bakalım duruma, paranız olsaydı ne yapardınız? Yani milyarlarca dolarınız olsaydı ne yapardınız? Tam da bundan sözü diyorum işte. Paramız olsayıp yapacaklarımızı yönelik çok uzun bir istimiz var. İşte o hayaller de hini aitinde bizzat yine bizi takminizsizlik tuzana çekiyor. Pek çok iradesine alındaki gibi, mesele yokken değil, varken onunla nasıl baş ettiğimiz. Yani mesele olmadığı için harcaya mamak, yiyememek, yiyememek ya da harcaya mamak, yiyememek, yiyememek değil. Varken bunlara mı el etmemek, tamuh etmemek, bir de böyle düşünmekte fayda var. İkinci tavsiyeğimiz daha sosyal medya bu tavsiye benim de size bir tavsiye olsun hani imya etinde. Şimdi sebebini tahmin etmek güç değil, sosyal medya kollektif olarak el birliğiyle inşa ettimiz bir dopam intruza. En mutlu anların hatta bazen bizzat en mutlu anımız gibi görünsün diye kuruladığımız anların galerisi teşşir reyonu. Yoksa hiç birimiz sosyal medya hesaplarımızdaki kadar mutlu ya da mutsuz, değilinize elbeti. Aşırılıkların ve kutupların devrinde bir polar gelgitlerinde savrulup duruyoruz. Sosyal medyanı armağını anca imrenme ya da haset. Ya da sizin güzel hatırınız için, çok o zaman imrenme be hasetliyip de biraz yumuşatayım. Bir diğer tavsiye ise değerlere edinmek. Şimdi sevdiğiniz markanın herkesin üstünde görmeye başladığınız kıyafeti, eminim bir sürediğine de olsa siz mutlu edecektir beni ediyor mesela. Fakat paramızın yettiğiyle sınır bir şeylerin ötesinde hayatımızı yönelik bir evdeleyeceğimiz erdemler hem bedava hem de daha uzun badeli takminler yaratıyor. Erdemler meselesini bir başka bölümünde işlemeyi düşündüğüm için hani burada çok içine dalıp da kaybolmak istemiyorum ama hani bu meselesini üstüne birazcık kafaya ormaktan fayda var. Hani hedeflediğiniz ideallerin peşinde koştunuz bir yaşamın yaratacağı tatmin hem daha ekonomik olacak hem de daha uzun ömür olacak. Ve son tavsiye yaşlıları ve çocuklara o dakiklanmak bu benim kişisel tavsiye mani hiç bir yerden duymuş. dolayısıyla bunu tamamen bana atfedabilirsiniz, doğru dur yanlıştır tartışılır ama hani hiç bir derdimizde adını almasakta biyolojik bi makine olarak özünde hormonlarımızın dengesi ve dengesizliğiyle tanımlanan bir hayat sürüyoruz. Ve bunların zilbesini temsil eden ergenlik dönemi en başa çıkılmaz, en zor en illet dönem, durulmak üzere dalgalandığı ortaya ışlar da yine yabana atılır türden diyen herbet. Oysa bebekler çocuklar ve yaşlar, hayatı yönelik bize çok daha anlamlı şeyleri gösteren mucizeyi bir aynalar ve üstelik çok sayıda var ve etrafımızda her yerdeler. Bir çocuğun mesela, küçücük şeylerle o devasa mutlulukları nasıl üretebildiğine şaşırmamak mümkün mü? Her şeye kolayca şaşıran, üzülen sevilen çocuklar bize sürekli karmaşıklaştırdığımız, daha böyle içinden çıkılmaz hani getirdiğimiz yaşamın üzünde ne kadar basit olduğunu hatırlatır. Ve yaşlılar, hayatın debdebesini atlatmamış, hormonları durulmuş, hayatın hay huyundan nasibini fazlasıyla almış yaşlar, yaşamın kaçınılmaz sürecine yönelik ne çok şey anlatır. Ve hem çocuklar hem yaşlar bize neyi hatırlatır, neyi yüzümüze vurur? Böyle uğruna necim mücadeleler verdiğimiz hayaller kurduğumuz şeylerin onlar için hiçbir şey fade etmediğini görürüz değil mi? En an gibi şey aklınıza getirin muhtemelen etrafınızdaki bir çocuğu için hakkı rağmanızı arkadaşınızın çocuğu sokakta karşılaştığını hiçbir şey ifade etmeyecektir. Bir açlı içinde öyle hani bu hayatın debdebesinin bizi tatmini sizde eğitem unsurların çoğu'nun hormonal hallelerimizden, yaşımızdan ve çevresel faktörlerden olduğunu unutmamaktı fayda var. Bütün bunları okumasını bile ne elbetim. Yaşlılardan değil mi bununca aklıma annennem geldim. Üstümde pek çok kişinin emeği var ama ben asla annennemin çocuğuyum. Size onu ve onunla geçirdiğimiz anları böyle saatler oyunca anlatmak isterdim ama bu bölüm o bölüm değil yani en azından konumuz onu uygun diyeyim. Annennem pek çoğumuzun annesi gibi sırtlandığı ve belki de çok az insanı taşıyabileceği hükdere rağmen sevgi dolu erdemli bir hayat yaşadı. Ancak bir vakit zihin ile bedeni arasındaki rekabet o bildik ve kaçınıma seyre girdi. Onu öylesine seviyorduk ki onsun bir günümüz dahi olmasın diye son senelerinde mümkün olan her tedavi üstünde uyguladık. Oysa vakti çoktan doğmuştu bizim onun varlığıyla ruhumuzu tatmin ettiğimiz her an onun için bir işkenceydi. Bunu ancak onu toprağa verdikten soranladık. Konuşmakta zorlandığı bir gün artık su içemiyorum pastadı geliyor dedi bana. Bir yudum suyum bile ızdırabı dönüştüğü bir hayatı düşünmek kolay olması gerektiğin mi? O yüzden hala su içerken aklıma hep annennem geliyor. Kayfine vararak bir bardak suyu lıkır lıkır içmenin dahi fazlasıyla tatmin edici olduğunu bana hatırlatıyor. Allah rahmet eylesin. Bu bölümü sizi tatmin ettiğimi olarak sonlandırıyorum. Görüşmek üzere. [MÜZİK ÇALIYOR]

Podcast Summary

Key Points:

  1. Dünya en zenginleri arasında Elon Musk, Jeff Bezos ve Real Madrid'in servetleri oldukça yüksek olup, bu kişilerin hayattaki çabalarının sadece para kazanması değil, daha derin bir tatmin olmama hedefi vardır.
  2. Hırs, arzularda bir aşırı tutku ve öfkeli bir istek olarak tanımlanır ve bu hırsın, doğa ile uyumun yokluğuyla doğrudan bağlantılı olduğu görülüyor.
  3. "Haresi" kavramı, devinelerin dikenlerini kopramasıyla kanlanma, kan kaybı ve ölüm gibi bir döngüyle açıklanarak, hayatın doğal sınırlarına ve tatminin olamayacağına dair bir metafor sunar.
  4. Tatmin, doğal arzulara odaklanmakla sağlanır; yapay arzular ise tatminin tam tersi olarak, sürekli bir hırsı ve eksiklik hissi doğurur.
  5. İnsanlık tarihinin öncü eserleri, özellikle Gılgamış destanı, yaşamın sınırlarına ve ölümüne dair bir anlam arayışını yansıtır.
  6. Tatminin temelinde, dünyayı kendi elimizle kutsal kıldığımız, "tanrıya öldürdük" düşüncesi, anlamı kaybettiğimiz ve içsel boşluğa düştüğümüz bir kriz ortaya çıkar.
  7. Yaşlılar ve çocuklar, hayatın asıl anlamlarını yaşar ve bu, bizi içsel olarak ileri贿赂 eder; özellikle çocukluk dönemleri, basit mutluluklara sahiptir.
  8. Tatmin olmama, geçici bir hırsı değil, bizi doğa, doğa ile uyum ve yaşamın doğasıyla özdeşleştirmemiz gerektiğini gösterir.

Summary:

Bu kayda göre dünyanın en zengin kişileri, sadece para kazanmak değil, daha derin bir tatmin olma arayışında bulunmaktadır. Elon Musk, Jeff Bezos gibi insanlar, milyar dolarlık servetlerine rağmen ömür boyu çalışmakta ve bu çaba, sadece ekonomik kazanç değil, içsel hırsın ve tatminin olmamasının nedeniyle yaşandığı görülmektedir. Hırs, bir aşırı istek olarak tanımlanır ve bu hırs, doğa ile uyumun eksikliğiyle ilişkilidir.

Gılgamış destanı gibi eserler, hayatın sınırlarına ve ölümüne dair gerçekten akıllı bir şekilde bir anlam arayışını yansıtır. Tatmin, doğal arzulara odaklanarak elde edilirken yapay arzular, hırsı artırır. "Haresi" gibi metanın, hayatın sınırlarına dair bir metafor sunar.

İnsanların kendi eliyle dünya kutsal kıldıkları, "tanrıyı öldürdük" düşüncesiyle bir anlam kaybı doğurur. Yaşlılar ve çocuklar, hayatın basit ve anlamlı yönlerini yaşar ve bu, içsel yaşamın temelini oluşturur. Sonuç olarak, tatminin anlamını bulmak için insanlar doğa ile uyum içinde olmalı, yapay arzulara yönelmeyerek, hayatın doğal sınırlarına dikkat etmelidir.

FAQs

Maddi kaybı olmasa bile, onlar için tatmin olma ve hayatın anlamı gibi derin ihtiyaçlar vardır. Para değil, içsel bir motivasyonu vardır.

Tatmin, istenen bir şeyin gerçekleşmesi ya da bir doyumu, huzur ve sakinlik hissi olarak tanımlanır.

Hırs, bir şeyi elde etmek için güçlü bir istektir ve içinde öfke veya haset gibi duygaları taşır. Bu, tatminin dışına çıkmasına neden olur.

Gılgamış, ölümü kabul etme süreciyle hayatın sınırlarını ve sonunun anlamlı olduğunu öğrenir. Bu, insanın yaşamının anlamı ve tatmininin temelini oluşturur.

Sosyal medya, toplu olarak dopamin salar ve insanları mutluluk ya da haset duygularına sürükler. Bu, gerçek içsel tatminin etkisini zayıflatabilir.

Çocuklar basit mutluluklarla yaşar, yaşlılar ise hayatın derin anlamlarını yaşar. Bu, bir hayatın bütünüyle anlamını ve tatminini yansıtır.

Chat with AI

Loading...

Pro features

Go deeper with this episode

Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.