Sağlıklı Podcast: Sağlık İçin Mutluluk, Verimlilik ve...
41m 16s
Podcast konuğu Dr. Evren Ersöz, verimlilik ve mutluluğa dair bütünsel bir perspektif sunuyor. Verimliliği sadece iş dünyasıyla sınırlamayıp, aşk, dostluk ve günlük yaşam pratiklerine uyarlanabilen bir gözlük olarak tanımlıyor. Kurucusu olduğu Acil İhtiyaç Projesi Vakfı, şeffaf bir köprü kurarak, özellikle ulaşılması zor bölgelerdeki ihtiyaç sahiplerine yardım götürüyor. Afrika'daki yetimhane projesi, yardım çabalarının insan hayatında yaratabileceği dönüştürücü etkiyi örnekliyor. Mutluluk konusunda ise "tümsel mutluluk" kavramını öne sürüyor; bireyin kendi mutluluğu ile başkalarının mutluluğu için yapabilecekleri arasında sürdürülebilir bir denge kurmasının önemine değiniyor. Son olarak, anlam arayışının, geçici hazlardan daha kalıcı bir tatmin ve hayatın zorluklarına direnç sağladığını vurguluyor.
Herkese merhaba. Ben Elif Erkin. Sağlıklı podcast'te, uzun, anlamlı ve de sağlıklı bir yaşam için yapılması ya da yapılmaması gerekenleri ben soruyorum, alanında uzman konukları anlatıyor. İhama almak için dinleme yazılmısınız. Sağlıklı podcast'ı yeni bölümüyle karşınızdayım. Bugün konum, akademisyen, yazar, Türkiye'nin sayılı MCC'yi ünvanlı koçlarından biri ve de dünyayı daha iyi bir yer yapmaya baş koymuş bir iyilik geldiyse sevgili Dr. Evro Nurluğlu, Evrucum, Sağlıklı podcast'a hoş geldin. Hoş bulduk. Top etimize geçmeden önce seni dinleyenlere tanıtmak istiyorum, tanıyanlar bol miktarda var eminim tanımayanlar için bir özet geçmeye çalışacağını tabi seni nasıl özetleyebiliriz bilemiyorum ama. Sen beni ağa, Balaş University Socioloji ardından New York ve Editepe University'lerinde reklamcılık ve iş cüneyes üzerine yüksek lisans çalışmaları ve İstanbul University'in de civil toplum konuşları üzerine doktorayı tamamlayarak uzmanlığını, uzmanlık katmış bir öğrenme tutkunu diyebilirim Evru için. Profesional Karrierinde verimligen sütü başkanı olarak görev yapan Evru aynı zamanda koçluk dünyasının en üst seviyesi olan Master Certified Koç İmvanlada sahip Kurum Salda'nın ya da liderlik gelişimi değişim yönetip, takım koçluğu ve kurum kültürü inşaası gibi alanlarda üst düzeyreticileri de bu doğru otu da rehberlik vermeye devam ediyor. Verimlilik okulu ve mutluluk okulu konceptlerinin iki harika konceptin yaratıcısı ve verimliliğin sadece teknik bir süreç değil aynı zamanda zihinsel bir salıta mutluluk hal olduğunu da sabunıyor kesinlikle katılıyorum ben de. Bir yandan da bu yonluğun içinde yazarlık kimliği de o yollculuğa çıktı ve devam ediyor. Kendinden kaçarken yakaladığım seni mutluluk kılavuzu, vaha ve denemeyi deniyorum adlı kitapları bulunuyor. Bunun yanında da benim de gönüllülerinden oldu. Acil ihtiyaç projesi vakfının kurucu başkan olarak yıllardır derz avantajı gruplar için çalışıyor. Bir modern zaman gezgini diyebiliriz dünyanın pek çok bölgesini ziyaret ediyor. Düzelliği olarak ve özellikle Afrika'da bir Türk açık yetimanesi ve iyilik çiftliği kurulmasına da öncelik etti. Burada muazzam bir oluşum bence. Onu da detaylayacak konuşacağız. Bugün sevgili Dr. Evrunurluğlu, stratejik gilletişim mutluluk ekonomisi, sosyal barış ve bir eser barış dönüşmek olanlarında verdiği konferanslar yazdı. Eserler ve ürütü projelerle toplumun herkesimine bana da ilham vermeye devam ediyor. Şimdi bugün sadece başarıyı ve kurum sal dünyaya değil mutluluğu verimliliği ve de işte o aradığımız içsel vahaya da konuşacağız. Çünkü biliyoruz ki sağlıklı yaşam bütünsel salgı yönetimini gerektiriyor. Evet, kısa olamadı. Çünkü çok şey var. Çok da tebrik ediyorum. Acel ihtiyaç projesi vakfıyla başlayalım isterim. Bir senden dinleyelim. Vakfın amacı, vizyonu nedir? Çünkü biliyoruz ki iyilik yapmak ve başka bir hayata dokunmak insanın kendi ruh sağlığı üzerinde de çok çok iyileştirici bir güç. Afrika'daki yetimhaneler, Türkiye'deki vakıf çalışmaları daha çok yeni tunca evliden geldim. Hem bu yolculuğu ve vakfı sormak istiyorum hem de bu yolculuğun seni nasıl dönüştürdüğünü sormak istiyorum. Acel ihtiyaç projesi vakfı ihtiyac sahibi annelerle onların ağırlıklı olarak babasız olan çocuklarının bir bütün olarak 36 derece yardımla desteklemeyi gün geçtikçe geliştirmeye gayret eden bir vakf. Bu yolda da hayır severlerle ihtiyaç sahipleri arasında şefaf bir köpür kuruyoruz. Birleşmiş milletlerin sürülebilir kalkma hedeflerinden, açlığa son, yoksulla son, susuzluk, eğitim, fırsateşitliği bir pek çok alanda hizmet veriyoruz. Bizim özelliği herkesin kalbinden geçen, aklından geçen iyi değil, kendi kendine gerçekleştirmesi için, gerçekleştiği bilmeleri için bizim de katkımızla bir alana oluşturmamız. Memuniyet de herkesin İstanbul'daki iyilik merkezimize bekleriz. Memuniyet de herkesin eterlendeki ofisimize sohbet etmeye bekleriz. Yeter ki, kalplerinden bir iyilik etsin, şu bile olabilir. Ben bir şey yapmak istiyorum ama bilmiyorum. Ve biz burada amaç olarak iyiliğin çok ilağı büyük, süslüküsü şeyler olmayabileceğini bugün iyiliğin gerçekten bunun hasretini çeken ya da özenen iki tane gel kız alıp, koförü götürmek bile olabileceğini anlatmaya gayret eden bir el kimsiniz. Peki ne yapacağız? Araya bir parantez açayım, zahattığınızda detaylıca dinleyelim. Ama hani yıllar içinde, kimilinin çocukluğundan itibaren bu hiz vardır. Az önce söylediğin yani iyilik yapmak, iyilikle çoğalmak, iyilikle daha da iyi hissetmek. Kiminin belki belli yaşa geldiğinde bu hiz ve çağırı daha güçlenir. Ve işte o da ne yapacağım sorusu, hep aklımızın bir köşesinde olur. Benim için burada sizin en iyi yaptığınız şeylerden biri de birincisi gerçekten çok şeffaf olmanız. Yelere karşı ikincisi yardım, eli uzatılacak kişileri de çok detaylı bir şekilde araştırmanız ve hikayelerin dibine kadar dinlemeniz bu güven ortamı. Bence buna çok ihtiyaç duyuyor, iyilik severler, yani birilerin hayatına dokunmak isteyen insanlar. Burada şah aşağı yok, gösteriş, yaptığım demek yok. Yani o fotoğrafları çekip hani ben bir kalem kuto hediye ettim yok. Burada gerçek iyilik var. Ve güvenerek doğru kaynaktan doğru kaynağı ulaştığını bilerek bu iyiliğin bir aracı seola biliyor insanlar. Bu çok kıymetli. Evet, gördüm seni. Tabii ki, için teşekkür ederiz. Bu işte bu hem şeffaflık klağı yardım edebilmenin en uçallarını nasıl zorladığımızı şöyle anlatayım. Şimdi biz anadolu'nu köylere gidiyoruz da karış karıştı oluşuyoruz. Bizim gittiğimiz diğerler şehir merkezinden çok uzatlı da yerler. Yani en uçsulurdaki, dağlardaki tepelardaki, sapayarlar, kimsenin girmek istemediği köylere. İşte iki gün önce geldiğimde bir köye girmek istedik, çıl düşmüş. Ben düşmüş çılgın edeme korada canlı canlı gördüm. Peki neden bunu tercih ediyorsun? Çok basit. Diğerini gidip şehrin merkezinde bir yere hediye vermek çok kıymetli. Ondan daha da kıymetli olan bir şey var. Hem onu yapmak artı hem de en uç yerdeki alanlara giderek orada kildi sanırım mutlu etmek. Ben şöyle bakıyorum, felsefe olarak. Biz evimizdeki temizlik uzmanına işimize yaramayan kıyafetleri deri verdik. Varken. Temizlik uzmanımız kulağına vaz diye, onu kullanamayacaktırını akrabalarımıza verdik. Akrabalımız buna uygulmaz diye kafamızdan geçtiği için sevdiğimiz arkadaşlarının kıyafetleri verdik. Bunu bu zene dedik, durun biraz daha iyilik yapalım. Bir tane de burs verdik, iki tane de burs verdik. Sonra şoförümüzü yolladık, bir eveytanadığımızın birine bir erzak gönderdik. Sonra CTK'nın birine de şoförümüzle eşya gönderdik. Bitti mi? Bitti mi? Görmediğimiz bir insana çok uzaklardaki ulaşabilmek için bir çaba sarf ediyormuş gerçekten. Benim için bununla da sosyal sorunluk falan değil, bununla da sosyal sorunluk. Biz sadece filmlerde görüyoruz. Orada bir uzakta bir köy var. Hayır efendim uzakta bir köy yok. Bizim görmezden geldiğimiz bir köy var. Oradaki bir kız çocuğu gece aç uyumasın diye şu hayatımıza. En az bir defa, o çocuğa 1 kilo yumurta, bir kilo tereyağı hatta. Koca mağanın bir kutuyumurta ve ekmeğin bir gönderiyorsa ki, o zaman uzakta ve çok uzakta olanı ulaşmakla ilgili bir etabı attakmışız demektir. Bu da baştan dünya vatandaşına geçiriz. Evet. Sende nasıl bir dönüşüm oldu bu. Çok uzun zamandır zaten ruhun buraya çekilmiş durumda. Ama sana nasıl faydası oldu? Bir de Afrika'yı da soracağım tabii. İkere her yerin tadını çıkarma ve o nimetin kıymetini bilmeklerle akalı bir şey. Ben bugün biz ziyafet sofrasında oturuyorsan mayar. O sofraya asla ayıplamam. Çok hoşuma gider. Ne güzel o nimetler var. O parayı kazanabilmiş. O imkanusuna birmiş insanlar var. O ziyafet sofrası için çalıştığın insanlar para kazanmış, şepfi servis, elemanı herkes. Bunu yıllı sıra şunu düşünürüm. Allah'ım inşallah bunları dokunmadıklarımız doğru yerlere gider. Bunu akıl edebiliyor muyuz? Bunu akıl ettikten sonra bir geliş problem yok. Diyorlar. Diyorlar dönüşüm. Yani kıymet bilmek, minnevimak kadar ve tadını çıkarmak kadar. Elinden gelenin yapmak, elinden geleni yapmakla, elinden gelenin fazlasını yapmaya gayet etmek arasında bir fark var elif. Bu da anlamamız çok önemli. Demin uzak gülere de o yüzden söyledim. Yandı.
Benim çok sevdiğim için üzerimdeki hırkan var. Ve bu hırkanım ben de benzerinden iki tane var. Birini de bir kız arkadaşıma verdim çok sevdiğim. Yani önemli olan beni bu kız arkadaşıma bu üzerimdekin de çıkartıp verebiliyor mu? Tabii. Yani zenginlik mal çokluyla değil. Mal topluyla, ya göz topluyla bence kime te olan şey bu gerçekten. Doğru, doğru ve hani ne kadar çok güvenilir kaynaklarla bunu yapabilirsek aslında dediğin şeyi de yaşıyoruz. Yani bir vicdanen daha iyisi diyoruz. İki o eforü sarf ettiğimiz ve birilerine yatına dokunduğumuz için ruhen daha iyisi diyoruz. Sahip olduklarımızın kıymetini daha iyi biliyoruz dediğin gibi tadını da daha iyi çıkarıyoruz. Hani bu demek değil ki sürünelim ve kendi hayatı standardığımızı düşürelim. Bunu yapmadan daha fazla çabası harf ettik daha çok yere mutlaka yaklaşabiliriz. Taki Afrika'lara kadar. Bu da muazzam bir şey. Yani ben ilk duyduğumda hatta dedim ki evru hani Afrika'da bir yetimane iz yarıete gitti. Seyahat etmiyi de seviyor. Destek olmayı da seviyor. Şimdi burada bambaşka bir şeyden bahsediyoruz. Bir sistem kurmaktan bahsediyoruz. Oralarda. Nereden aklına geldi? Nasıl başladın? Nasıl gidiyor? Bir de onu dinleyelim zaten. Bunun nasıl başladığı kumus ve nasıl devam ettiği konusu? Belki başkalarını da ilham olabilir diye demir kelebek adında benim hayatımın sosyal sonunda ilinitili bölümlerini el alan bir kitap var. Ve bu noktam varsa o kitapta başka insanların da deneyimleri ilham verebilir diye düşünüyorum. Ben bu işin altı yaşında başladım. Biraz abartılaydı. Gönlümden geldi ve o sesi dinleyerek gittim. Benim bu ses peki çok insan da içinde vardır. Aslında afrik olarak bakmıyorum. Şöyle bakalım. Türkiye acı bir ihtiyac borcesi vakvunun anağılığını bütün ekip burası için çalışıyoruz. Ebu olarak ben tek başıma dünya yetimhanerinde oluşuyorum. En son Nikaragoa Panama meksikatarraflarında ettim. Onun hemen öncesinde Kambovçat tarafındaydım. En donenzi tarafındaydım. Faklı yetimhanelerle bir yetimhanede dost olarak daha fazla öğrenmek, bildikleri mahtarmak, yararım olması yada yardım götürmek için çalışıp malar yapıyorum. Afrika'ya gelince Afrika'da benim kendi sosyal sorumunu hatta benimle beraber bakıfta bir iki arkadaşımın böyle. Biz bunu böyle görüyoruz. Peki neden Afrika? Bir parça daha Türkiye'ye uçak konumu daha yakın ve ömrümüzde görmediğimiz kadar. Açlar ve sefilliğe terk edilmiş insanların ve çocukların yaşadığı bölgeler var. En her zaman arkadaşlarımın diyorum ki ya dostlarım ben ölmeden, benle beraber, lütfen, yetimhaneleri ve susuz köyleleri gelin. Çünkü muhtemelen benim kadar deli çıkmayacak buralara sizi götürecek. Daha önce gidip buraları güvenle hale getirip bu kadar zamanla emin vericek vap verecek. Ben bunu içinde güreğimde hissediyorum çünkü şunu gördükten sonra hayat daha farklı benim için. Çocuğa soruyorum. En son ne zaman yemek edin diye? Dün diyor. Ne yemek edin diyorum? Anlidesine soruyorum. Bir kaşık kadar, lapa ama tadı o kadar kötü ki anlatmam imkansız. Ne hayal edersin diyorum. Ne gitsen mutlu olurduğun diyorum. Beyaz ekmek diyor. Peki diyorum nasıl beyaz ekmek bulamam ki diyor. Sıcak beyaz ekmek. Yılmuşak beyaz ekmek. Beyaz ekmek dediği bir sonunu da söylemiyor elifçim ya. Ya böyle bir parçel ekmek değil söylüyor. Evet. Başka ne istersin diyorum. En olsa keşke diyor ya. Çok uzundur yemedim diyor. Daha önce diyor, epe önce diyor, bir kere yemiştim. Bunlar çok git dişeler. Bunlar duymamız gereken ve kayıtınca görmemişken. Bistikle yani bunu gördükten bunları duyduktan sonra bir insanın zaten sanırım aynı kalması da mümkün değil. Hayata aynı bakması da mümkün değil. O yüzden ben de buradan hani hem acı ihtiyaç projesiyle mutlaka zaten bir sonraki turda ben de gelmek istiyorum. Afrika bilmiyorum. Becerebilirsem oralara da gelmek isterim. Elimizden gelenin güzel söyledin. Yani orada bir tık fazlası için uğraştığımızda aslında birilerinin hayatında hayal bile edemeyeceğimiz büyük bir fark eratma şansımız var. Ömrümümüzde bunu kaç kere yapıyoruz? Zaten hayat koşuşturmacısında bir hamstır misali aslında birbirine çok benzeyen günler yaşıyoruz. Son dönemde ben de çövü arkadaşımla konuşuyorum. O joy of life diyeceğim. Herkesin içinden yavaş yavaş çekilmiş durumda. Ülkemizin durumu, Türkiye değil sadece bütün dünya, konju onuktur, hayatın giderek daha da hızlanıp, daha da zorlayıcı olması. O yüzden bütün bunlar ruhumuza çok iyi gelecek ve başkalarının hayatına çok çok iyi gelecek şeyler. Parçası olmak çok kıymetli. Emeklerinizi sağlı bir mükemmel olarak gerçekten yürekten bunu yapıyorsunuz. Mütiş bir şey çok takdir ediyorum. Ben buradan bir çağırda yapmış olayım. İsteyen herkes bizimle beraber yani yardın götürmek, kendi yardınlarına elleriye götürmek, çevresini yardınlarına elleriye götürmek isteyen herkes, bizimle beraber anadoluya da gelebilir, yetimhanelerde gelip bir susuz köleye de gelebilir. Yeter ki kendi yardınlarına oraya götürsün. Yoksa biz buradlara fotoğraf çekmek için götürmüyoruz. Ya da böyle bir yetim bileyim var. Bunu da görelim, görümbakalı neymiş diye götürmüyoruz. Kesinlikle bu çarayı da yapmış olalım. Sürekli de yine lehelim. Şimdi gelelim verimlik estütsün. Verimlik estütsün başkanı olarak da hani sana şey soracağım. Yani bu senin için verimliğin tanımın esalıklı verimliğin tanımın et çünkü baktığımız zaman verimliğlik konusuna şirketler zaman zaman böyle özellikle odaklanıyor. Ve o odaklanma sonucunda belki maliyet kazanımları olabiliyor hani verimli karşıya olabiliyor ama böyle bir bir yandı da böyle börn altlarda olabiliyor hani. Hem bir esen olarak sağlıklı verimliği nasıl tanımlarsın? Bunca yıl verimli gözü. Ben şimdi benim için şöyle bir konum. Çok uzun zamandır çalıştığım için gülümsemem de o yüzden. Hani benim için aşk verimliği diye bir şey var. Mutfak verimliği diye bir şey var. Arkadaşlar dostluk verimliği diye bir şey var. Böyle bayağı bütünsel bir açıdan bakıyorum bunu. Evet doğru işi doğru şekilde doğru kaynakla yapmak gibi bizi bir şikayetlerde kullandığımız bir verimli tanımız var. Çıktı ve girdiyle alakalı ama buna şöyle bakmamız iyi olur verimli kardeşine. Hani aynı girdiyle daha fazla çıktı diyoruz ya. Ben diyorum ki birincisi eldekiyle daha mıyımın olmak. Yani aynı koca ile daha mutlu yaşamak verimli kardeşi bunu beceremiyorsunuz. Ne? Ne? Aynı garduroptan farklı aksiyosu var. Gisi çante ve ayakkabı bu konbindirmek. Bu verimli. Ya da demin aynı girdiyle daha fazla çıktı dedim ya. Şiştirdim. Aynı çıktayım daha az girdiyle öğretmenim. O da nedir sadeleşmek. Peki mutfakta daha az malzemelere daha lezzetli tatlılar salatalar, ayemekler yapmak ya da kalabalık ve seni yoran arkadaş çevirenden sığılıp özel hayatına daha küçük ve sağlam bir dos grubuyla devam etmek. Evet bana göre verimli bir şey. Sen her şey aslında o verimli gözlüğünü takıp bakıyorsun. Bunu yaptığımız zaman eminim ki çok hoşuma gitti. Ben de o gözleri bakacağım bakalım. Şu ana kadar fark etmeydiğim neler yakalayacağım. Çünkü hep iş açısından konuşuyoruz ama sağlamız açısından, mutluluğumuz açısından ilişkilerimiz açısından hayatımızın içindeki günlük pratiklerimiz açısından da bakabiliriz verimlik gözlüğüyle ve eminim ki çok fazla illeştirecek şey bulacağız. Bu da bize belki daha fazla zaman daha fazla ekonomik olarak kaynak kazandıracak ki daha daha mutlu alalım. Şimdi bir de mutluluğun okuluğuna bağlamak istiyorum burada. O da çok güzel yani mutluluğun okulu olur mu? Mutluluğun okuluğum olabiliyor. Yani bir tane 15 yılı geçti bildiğim kadarıyla kambakistan para koy. Yani az önce de bahsetti. Çok fazla mutluluğun üzerine araştırmalar da yapıyorsun. Ben kambakistan'a gittiğim de bu arada çok ilginç. Hani bana bir keleme söyle kambakistan'a ilgili desen mutluluuk derdim. Bütün o sefalete o yokluğa o kaos aramen insanların yüzünde gördüğü mutluluğum. Mesela viyet namla birlikte gitmiştik o seyate. Yani viyet nam daha şahşahlı, daha işe kendini modernize etmişti. Daha çok zenginlik var orada belli ki. Ama bir kaos da var. İnsanlar mutluluğun kızgın birbirini dolandırmaya çalışıyor gibi böyle sürekli nereden gol yemem diye arkanı dönemiyorsun falan. Ama kambakistan'a o yokluğa rağmen mutluluuk istisetmiştim. Bilmiyorum sana. Ne ilham oldu? Mutlulu kokulunu kurarken bu araştırma verilerinden de bize biraz bahsedersen. Ali'de de var mesela aynı şey. Çünkü orada mutluluğuda besleyen bir inanç kültürünün hayatına geçirmeyi başarmış. Bir önceki atalar. Onlardan onlara, onlardan onlara daha kuvvetli bir sistem var. Bir de iyi olanı görmeye daha alışkınlar. Bizim kültürümüzde farkındaysan biz kösü olanı görmeye alışkınız. Yani bunun karşılık olarak ilikleride var, kötülükleride var. Şimdi biz Selamünaleyküm.
zaman verimiliği, iş verimliği, üretim verimliği, zihinsel verimli falan diye düşürken ben de diyor ki mutluluk verimliği diye de bir şey var elifçim. Yani mutluluk verimliği dediğimiz şeyi, ben turunca kitabımda, kendinden kaçarken yakaladığım seni aldık ki tabunda şu şekilde yazdım. Tümsel muçuluk diye bir kavram var. Bunu benim ortaya attığım bir kavram ben de diyorum ki insanların kendi adet elifin özellikle alın. Elifin kendim mutluluğunu hedeflerken aynı zamanda başkalarının mutluluğu için de yapabileceği şeyleri düşünmesi tümsel muçuluk. Güzel. Yani kendi kırmızı çizgisini görmesi, kendi mutluluğunda elifin minimum feragat etmesi ama minimum feragat ederken başkalarına mutluluğu için maksimum yapabileceği şey yapakması ya bu süremik. Elifin çocukları var, ayaka bir ailesi var. Elif onları için kendine feragat edeceği sınırı biliyor. Ayeter diyeceği sınırı biliyor. Ve bu sürem mi düşünüyor? Ama orada durmuyor. Çocuklarında ailesi için maksimum ne yapabileceğini de bakıyor. Ben bunu söylediğinde genelde insanlar şöyle anlıyor. Hem de Miru'u feragat çok belir. Hayır öyle değil. Bizim egoizim ve fedakarlık sınırlarımızı farklı insanlar için farklı şekilde geliştirebiliriz. Bunun üzerinde bir parçal oturup düşünmemiz. Ve bu optumum seviyeleri çizmemiz bizim için yeterli. Evet şimdi hayatın içinde zaten bu dediğini çok görüyoruz. O fedakârlığım boyutu arttığı zaman bireyin. Koyduğu fedakârlığım boyutu arttığı zaman bir süre sonra bence bir şeyler birekmeye başlıyor. Ben onu da yaptım, bunu da yaptım. Karşılığında ne gördüğümkiler. O duygular, o kırgınlık, belki kızgınlık ve o birikim daha da kötüye neden oluyor gitmesinin işlerin. O açıdan sana katılıyorum. Hem esnemek. Çünkü bir mutlu olduğunda senin mutluluğunda artıyor. Senin sayende mutluluğunda. Ama senin mutlu süzelecek kadar başkalarını mutluluğunu, öne koyduğunda da sürdürlebilir bir şey olmuyor. İşte verimle gerhalde orada bozuluyor. Bir de sana şunu soracağım. Böyle bir, tabii gerçekten zor dönemlerden geçiyoruz. Yani herkesin etrafımızda kime sorsak herkesin bir derdi var kendine göre. Ve bir yandan iyi tarafından bakmaya çalışıyoruz işlere. Ama bir taraftan da böyle sanki bir mutlu olduğunda zorunluluğu da var. Kendim için de söylüyorum. Yani mutsuzum dediğimde bir vicdan azabı. Hani aslında çünkü bütünsel olarak mutluyum ama şu konudanda mutsuzum ya yine de şükret bakneler var adönüyor. Böyle bir döngü de olabiliyor. Yani sen nasıl görüyorsun? Yani bu mutluğun olmaz, orunuluğu bizi bazen daha mutsuz edebiliyor. Tabii ki. Ben bu konuştum bir konu biliyor musun? Tabii bu konuda yazıyorum da. Önemli olan şey. Mutluluktan daha önemli olan şey anlam. Evet. Çünkü anlam uğruna biz mutsuz olmaya katlanabiliriz. Soruyu yok. Çünkü orada bir anlam buluyoruz. Atatürk, Gandhi, Sörmadır Tereza, Mandela, Cengudil, Çukakı'da vefat etti, primatlar için. Mağamlılar için bulan suçeler başarmıştı. Bu insanların için anlam var zorluklara karşı savaşmayı başarmışlar. Eline benzer şekilde biz hazlardan bugünün dünyasında besleniyoruz. Evet. Yani biz hazın yerine bir parça daha fazla anlamlı şeyler yapmayı konuşabiliyor olsak hayatımız daha çok neşelenenecek. Ve mutluluktan da suçluluk durmamanız lazım. Bir de o kategori var. Ay ben şimdi yiyorum çok üzünen. Hüzün pek ve arkadaşım onu yediğin için mutsuz ol. Hayat sana onu verdim iş ama sen şunu düşün. Sen bu tabağın yarısını bilisiyle paylaşabiliyorsan lütfen paylaş yap. Değil mi takılmamak paylaş. Evet. Evet. Çok doğru. Bir hedonizm dönemi bir yandan da işte bu hayatın zorluklarından kısa süreli hazlarla kaçma çabası da var. Raih bu ki anlamına bir hayata doğru kendimizin nasıl yönlendiririz arasak. Daha derin bir mutluluğa. Temelde mutluluğum. Evet sorunlarla mücadele etmeye bir anlamak hoşup engellere aşmaya çalışacağız. Çok güzel anlattın. Şimdi vaha kitabında da yani senin her kitap zaten otur bir podcast çek de işte muhid podcast olsun diyelim. Bu birinci böyle vahadan bahsediyorsun. Bir vahadan bahsediyorsun. Ne kadar kavus olursa olsun etrafımızda. O kavusun ortasında kendi içsel vahamızı yaratıp bir oraya kaçabilmekten. Bunu biraz anlatır mısın? Nasıl yapacağız? O ilk adımı nereye atmamız lazım? Nereden bulacağız? İçsel vahamızı. İlk adım aslında gene verimilik de geliyor. Psikolojik verimilik. Yani kendimizi tüketmeden kendi üç dünyamızı nasıl güçlendirerek yaşayabiliriz. Çevremiz de anlamlı ilişkiler kuruyormuş. Bizi duygusu da çıdan yiyor olmayan aksine zenginleştiren ilişkilerde geliştirebiliyor muyuz? Yoksa durup durup sürekli olarak. Bizi aldatan kandıran vesare insanları mı gidiyoruz? Özelliklerimize mi gidiyoruz? Ve var olsal verimilik. Yani felsefi verimilik. Mesela ne kadar çok yaptın değil. Ama eğlenenlerin kimliğin değerlerin ve yaşamım macın ne kadar uyumlu. Önce bir ben hani böyle bir insan mıyım buna bakmak lazım. İşiye dediğimiz zaman ben pek çok biliyorsun. İş insanıyla yöneticiyle patronlaşılık istiyorum. Evet. Baktım da ilk sorularımdan bir tanesi. Sen gıda takmese olarak ne kullanıyorsun? Ne yiyorsun? Ne içiyorsun? Ama bir şaşırıyorlar falan. Dilsin emin geldik. Uzmanım geldik. Kardeşime niye geldik? Ver bince mi geldik? O şu değil mi? Yanlış mı geldik? Evet. Ben de diyorum ki çok doğru geldim de senin için doğru insanlıyım birazdan anlayacağız bunu. Evet. Neden? Kendisine bakmayan bir insanın. Kendi iç dünyasına. Yani beyni daha doğru çalısın diye. Eğer ilk stat diye almak istiyor ve bunu almıyorsa. Eğer kabızlığı var ve buna yardımcı olacağı bir takım uygulamaları kullanmıyorsa geçmiş olsun. Çünkü bugün pek çok bir mutlulu kormanın aslında bizim varsaklarımızda da emitile olduğunu biliniyor. Bir parçalık ya bunu görebilir. Ama bu adam ya da bu kadın bu yatırma kendisine yapmadığım bitteki. Hırçınının bir kısmın tamamıyla kendine bakmamasıdan kaynaklanacak. Unutkanlığı, belki unutkanlığı daha tefeyi almamasıdan ya da unutkanlığı. Yoksa yiyecekler yemesinden ya da yemesinden kaynaklanıyor olacak. Yani buralardan başlayalım. Kesinlikle katılıyorum. Zaten bir sonraki sorun bir de olacak. Yani çok insana. Özellikle iş insana. Koçuşluk yapıyorsun. Yani sağlıklı podcast de bütün sen sağlık yönetimini hep vurguluyoruz. Bu iş öyle sadece yılda bir çakap yaptır. Maal'a yapılacak bir iş değil. Bir kere zaten sağlık yönetimi daha yeni yeni. Çok az bir kitlenin gündemine geldi. Hastalık yönetimi var herkes de işte. Özellikle sağlıklı sigortan var. Allah korusun başıma bir şey geldiğinde onu kullanırım. Halbuki ben bugün ki halimeğinde sağlıklı olması için pek çok şey yapabilirim. Bunlara ne kadar vakit emek harcıyorum. Senin genel gözlemin. Ve çoğunun da işte David Tamine eksikliğiyle demireksikliğiyle ilişkikli olduğunu bile biliyoruz. Yani o tükenmiştik. Sen drumunun o işteki hırsız hırçınlıkların iletişin bozukluklarının berrak düşünememenin gibi gibi. Hep sinindasında medikal taraftan tın bir taraftan baktığında belli çözümleri de var. Basit bir açık ve yürüyüşü gibi çözümleri de var. Senin en sık gördüğün sıkıntılar neler o taraftan baktığında. En sağlıklı sız alışkanlıklar neler. Ben çok seviyorum o sağlıklı sız alışkanlığı. En sağlıklı sız alışkanlık. Bence şu hamur yeme olayımız çünkü artık beyin size ile doğurduğum. İişkile her diren diyor. Ben onlarca kitabı okudum. Onlarca yani kendim bunu hani acaba kaçamak yapabilir miyim diye. Şimdi şeker de umdu vesaire. Bir insan bunu biliyor ve kafasında beyin size hissedi olsa eğer benim yalvardığım insanlar oldu. Bir haftaya, bir hafta lütfen bir uygun doktorla konuş. Uzmanla konuş. Ve ardından bakalım sana belki de onu şekeri peynirleri. Kısa sürelini bir hafta kesecek. Bak bakalım kafandan nasıl çalışıyor. Elif muazzam sonuçlar aldık. Şimdi bunu bile bile bir insanın hala aynı alışkanlıklara devam etmesi. Bence o insanı Erdem'e bir çalışan yapmıyor. Erdem bir koca yapmıyor. Erdem bir anne yapmıyor. Bunları bile bile bizim çocuklarımız için bile. Ben çocuğum için hayatımı feda ederim falan. E zaten sen çocuğun için değil. Yanlışlık evini feda ediyorsun o kadar sigara içerik. Bakın ben ahlak bekçisi değilim. Sağlık, savrusu falan değilim. Ama iş, konu daha iyi yöneticikliğe, daha iyi takım arkadaşına falan geldiği zaman ya da daha iyi ebevenliği. Bunlar da parametrelardan birer tanesi kendimizi kandırmıyor. Kesinlikle öyle. Ve artık biliniyor ki, onca ütiyi konuşuyoruz bugün hani sadece kaç yıl yaşadığımızı değil. O yılların nasıl yaşadığımızı da çok şükür ki konuşmaya başladık. lifespan ve hâsı. Ben ne kadar birbirine yaklaşırım peşindeyiz. Ve hala bütün araştırmalar, yapılan çalışmalar gösteriyor ki, yüzde sek sene yaşantarızımızla yönetilebilecek şeyler. Yediklerimizle, uyku, h hareketimizle, sosyal ilişkilerimizle, zihin sağlamızı güçlendirmemizle, kalan yüzde yirmisi evet, peptitenyecek de, delim, nadları, ayriye alalım, infaradlara girelim, soğukluşlara girelim. Yani imkan olanlar bunda yapsın ama, su basmanı en temelde yaşam tarzımızı bu doğrultuda ne kadar düzenliyoruz. Ve sağlıklı yaşam dağendiğinde de hala işte çakatta bir şey çıkmadılar. Söyleniyor ya da beden sağlığı olarak hastadeli mi yiyeyim? Ler söyleniyor. Al, birki kuyuş bütünsel bedensel zihinsel sosyal artık bunu da çok net biliyoruz. Ve bu doğrultuda dediğin gibi nelerini şe yaradığını kendimizde, tespit edip fark edip uzmanlarla birlikte o doğrultuda bir şeyleri değiştirebiliriz. O zaman zaten mutluluğumuzda verin, neler teart edecek. Evet, ama bunu bir eklemi yapacağım. Lütfen. Şimdi, uluslarımız araştırmaların tamamında bezer sonuçlar var. Hani mutlulu, kuduruz ya ona bağlı, şuna bağlı falan diye. Burada çok net araştırma sonuçları bize diyor ki, yani ebru ve elif kendileriyle olsa olsa genetik olarak, hani derler benim mizacımın suzaya yatkın şöyle böyle hırçınım için, biz taş çatlası yüzde kırkını getirebiliyoruz. Yani yüzde kırk kendilerimize gelen kuduruz. Yüzde on hayat şartlarımızda yani biz alaskada da oturuyorsak, afika kıtasında da yaşıyorsak, Türkiye'nin bir köyde de yaşıyorsak, bu sadece yüzde o da on etkiliyor, çok dikkat edilir. Peki, geri kalanını, şaybka rakamak geri kalanını, aslında yüzde elilere belki de var. Rakamakada çok kısa saptamaların olmuş olup, ya da yüzde yirmi diğeri bir olsun. Yüzde kırk minimum bizim davranışlarımız, seçimlerimizm, senle konuştuğumuz şey. Duruşmuş. Payağı tam bakış tarzımız, davranışlarımızla o mutluluk geliyor. Yani mutluluk şöyle, bizi pilajda, eğer birileri daha beğenirse bir parça mutlu oluyoruz değil mi? İşte o pilajda o mutluluğu da alanlar, biraz spor yapıyorlar, biraz gıdağla ne dikkat ediyordu. -Tabii, davranışların sonucu. -Aynen öyle, ne yaptığınla da ilgili. O zaman sürede olmadan senden tüyoları da alalım. Bugün dinleyenlerimizin bizim hayatımıza katabileceğimiz böyle. Ruhumuza iyi gelecek, küçük. Evet, evet. Ya da hayatınıza bak, şurutini katın ve gözlemleğin farkı göreceksiniz diyeceğin ne olur? Denemiği deniyorum ki tabunda bütün başkalar var buna dair. Çok uzun zaman, turuncuk tabi için araşırma yapmıştım. Kendinden kaçarken yakaladığım seni çıkmadı. Orta bir mutlulu kâjı çıktı karşıma. Yani mutlu olan ve mutlu edenlerin ortak alışık anlıklarındeler. Dört tane anakonu var. Bunlardan bir tanesi insanın özüne saadık kalması. Özüne saadık kalmasını ne demek? Değerlerimiz ölçüsünde yaşayabiliyor muyuz? İkinci konu Sadelik. Sadelik birimiz için bir gece kocaman bütübe takma, başkatmışı takmamak olurken bir başkası için bir şey takmamak da olabilir. Kendi Sadelik'in izini yaşayabiliyor muyuz? İkinci konu Sadelik. Üçüncü konu ritverler. Sizin ailenizle beraber. Aide bir kere, bir simitli özel bir kahvaltı etmenizle bir rutin. Arkadaşlarınızla beraber aide bir kere, bir istineminde bir makarna partisi yapmanızla bir rutin. Sevdiğiniz neleri koyuyorsunuz bu hayata? Dörgüncü ve bana görüşe o önemli olan itselbörüş. Kendimizi kırpalıyor muyuz? Yoksa. Olamaz bir yerine. Açma. Mağne doğru soruları kendimize sormaya başlayarak hatalardan ders alarak ve artık ben bu yoldan gidiyorum ama kimse kimse kendisi için geçmiş yaratamıyor değil mi? Ama geleceği yaratma ihtimali misler elif. Bu yaratılamak çok önemli. Birçede kadar bir şey söyleyebilir miyim? Ekliğebilir miyim? Evet, evet. Mutlu olan ve mutlu eden insanla geliyorum dedim ya. Onları 24 tane alışkanlığını yazmıştım. Turunç bir tabta da var. Orada 24 alışkanlık şöyle bir. Yani benim için önerilen bir 24 tane alışkanlık var da bir yaşamamacına sahipler. Sonra paylaşıyor olar. Ya paylaşmak ne demek? Sana halanlar memleketten, turşu getirmişler. Onu biriniyle paylaşıyor ya. Halamı tutmıyorum. Evet. Sonra küçük şeylerle mutlu olmak için o küçük şeyleri dillendiriyor. Ya elif sen ne zalif insanısından bana o kitabın yanında bir tane de hediye kartıyla ev notu yazmışsın. Buna bakabilmek, bu açıdan konuşar bilmek. Sonra eleştir ya açıklar, neden eleştir ya açıklar? Çünkü biliyor o insanı yersenle doldan söylemezse arkandan konuşacağım. Arkadan konuşmaları yerine hiç olmazsa doğruydu ki onu düzeltebilirsin. Tabii. Peki, anın tadını çıkarmak nedir? Anın tadını çıkarmakta bize şunu unutuyoruz. Biz yaşamak için bu dünyaya geldik. Sürekli olarak geçmişte geleceği düşünmek için değil. Ve bizimle beraber olan insanları da o frekansı yayıyoruz. Andı kalabilmek aslında senin kendimle beraber olduğunu insanları saygı duymakla başlıyor ve anlar yaşayanlar çok daha affedici olduklarını gördüm. Benim için en kıymetlerine bir tanesi affedicilik. Demiyorum ki hata hala olduklarını insanların unutun. Ama diğer tarafta bana zarar veren bir insanı ben niye sürekli kalbimliğe de kafamla taşım. Bek kutlama yapan kutlama yapmak çok önemli. Çok. Evet. Harika harikasın. Kitapları da mutlaka bir tur daha ben de paylaşacağım. İçerikler müthiş. Ve de rehber niteliğinde. Şimdi son su soruya geldik. Salıklı post gibi podcastdeki konuklarımın hepsine aynı soruyu soruyorum. Burada senin durumunu ben biliyorum. Bazen çünkü şey oluyor. Terzikendi söküğünü dikemez hocanın dediğini yapın ama yapmanı yapmayırlar oluyor. Sen o hani Amerikalılar'da ya walk the talk. Yani dediğini de yapanlardan olduğu için zaten böyle ışıl ışılsın ve ışıkla saçıyorsun ilhamda oluyorsun. Bu yoğun tempo da bu kadar seyahat bu kadar koşluklar, yoğun iş temposu, yazarlık bir yandan. Sen kendi sağlanı korumak için böyle olmaz, olmaz. 3 tane rutinin ne hemen. Tast sağlanı beden. Sen sağlanı biraz da onlardan ilham alalım. Birincisi kaslarıma yatırım yapmaya kendime söz verdim. Bu benim için bizim yaşlarımızda ki fok önemli. O yüzden kasım için neye yatırım yapacaksan, doktorlarla konuşuyorum, spora yapıyorum ama spor kendime göre, kendime aşmaya çalışıyorum. Burada kendimi çok zorladığım, anlamda söylemiyorum. 9, %10, pirets, dance, mesela ben caz dinlemezdim. Caz bazı bir dance kurusunda gidiyorum şu anda. -Allah'a emanetler. -Beyini mi farklı çalıştırayım diye. -Bak, baktım. Olabiliyor, olabiliyor. -Evet. Birinci alışkanlığım bu. İkinci alışkanlığım. Yeni yerler görmekten, imtina etmiyorum. Evet çok seveme merame. Yeni yerler gezmeye, kendimi çok vermeye çalışıyorum. Çünkü yeni yerlere geçmek sadece ülkeler gitmek değil. Her gezdim ki an olmayabilir. Bir sergiye bile gitmemiz. O sanatçının bakış açısını dinlemek. Boş boş gezmek değil, belki bir rehberlik almak orada. "Hah diyorum, böyle bakış açılar var. O bakış açıları beni çok mesliyor." Ve beslediğimde dünyada sadece ben olmadığını anlıyorum. 3. olarak da dünyada sadece tek başıma yaşamadığımın kendime sıkış hatırlatıyorum. Bu da beni kendi bulundurum yere. Oldukça köklüyor, kendi durmuşuma köklüyor. Paylaşmaya köklüyor. Sohbetlere köklüyor. -Kendi olmayan. -Kendi derdimi sadece derdimi olmadığını anlatıyor bana. -Evet, harika, harikasın. Vahlar ne güzel. Çok keyifliydi. Senle sohbet etmek her zaman olduğu gibi. Dediğim gibi bu birinci se olsun. Çünkü öyle bir yol var. -Tabii ki hepsi daha da derineşecek, daha da derineşecek. Sohbetlere evi lebilecek konular. Bir de birleştirirken sohbralardan bahsedelim bir istersen. Yani onu da çok kıymetli mi buluyorum? En son, ben de katıldım. Çok teşekkürler. David için çok hem yet yeni şeflerli, hep yeni lezzetler. Hem de hep yeni insanlar tanıma ve biraz oldun fan usta çıkıp, bambaşka hayat hikayelerini dinleme ve yalnız değilim. Bak başkaları da bunları yaşıyor, görme. Ya da birilerinden bir şeyler öğrenme. Gerçekten çok keyifli buluşma. Bir buluşmaydı. Onu da biraz anlatırsan sevinirim. Birleştiren sohbralar adama altında bir konseptle bir mekan da buluşuyoruz. Ben bunu ilan ediyorum. Ben hiç tanımaya alayım.
ya da tanıyanlar, gelerek benim soframı konuk oluyorlar. O sofrada bir sohbeti zarif çöynetmeye gayret ediyorum. O sohbette kişiler, birbirlerle, deneyimle ne aktarıyorlar, sevdikleri filmleri, aktarıyorlar, türlü öneriler getiriyorlar, birbirlerle daha yitanıyorlar. İşin işkileri geliştirenler olduğu, arkadaşlıklı olsun, perçalilerle olduğu ben de çok mutlu oluyorum. Neden? Çünkü bazen kendi küçük alanlarımızda, hayatlarımızda kalıyoruz. O hayat başkalar büyük gözükse de biz içinde yaşadığımız için, nasıl bir süre sonra bize daha geliyor. Oysa, ben başka hiç bizim alanımızdan olmayan insanlar ya da bizi vadanımızda olur. Tanımadığımız insanlarla tanışma büyük zenginlik, hele birleştiren sofralarda kurduğunuz o tamamı güvene dayanın. Tamamı, samimiyete dayalı, tamamı farkındalığa dayalı olan sofra'nın tadını çıkartırken ben başka oluyor. Bunlar deneyim yerlerinin izlenimleri, ben de doğru olduğunu yolduğunu düşünüyorum. Bunu devam ettireceğim. Kesinlikle doğru yoldasın, devam ettir. Harika, çok teşekkür ediyorum. İyi ki geldin. En kısa sürede yeniden görüşmek üzere. Görüşmek üzere çok teşekkür ederim fırsatıcığım.
Podcast Summary
Key Points:
Dr. Evren Ersöz, akademisyen, yazar ve MCC sertifikalı koç, verimlilik ve mutluluk kavramlarını bütünsel bir yaklaşımla ele alıyor.
Kurucusu olduğu Acil İhtiyaç Projesi Vakfı, şeffaflıkla çalışarak dezavantajlı gruplara, özellikle en ücra bölgelere yardım ulaştırmayı hedefliyor.
Afrika'da bir yetimhane kurma projesi, yardımın sınırları zorlayarak insan hayatında nasıl büyük farklar yaratabileceğini gösteriyor.
Verimlilik sadece işle ilgili değil; aşk, dostluk ve mutfak gibi yaşamın tüm alanlarına uygulanabilen bütünsel bir bakış açısı.
Mutluluk, "tümsel mutluluk" kavramıyla açıklanıyor; kişinin kendi mutluluğu ile başkalarının mutluluğu arasında sürdürülebilir bir denge kurması önemli.
Anlam arayışının, geçici hazlardan daha derin bir tatmin ve zorluklara katlanma gücü sağladığı vurgulanıyor.
Summary:
Podcast konuğu Dr. Evren Ersöz, verimlilik ve mutluluğa dair bütünsel bir perspektif sunuyor. Verimliliği sadece iş dünyasıyla sınırlamayıp, aşk, dostluk ve günlük yaşam pratiklerine uyarlanabilen bir gözlük olarak tanımlıyor.
Kurucusu olduğu Acil İhtiyaç Projesi Vakfı, şeffaf bir köprü kurarak, özellikle ulaşılması zor bölgelerdeki ihtiyaç sahiplerine yardım götürüyor. Afrika'daki yetimhane projesi, yardım çabalarının insan hayatında yaratabileceği dönüştürücü etkiyi örnekliyor. Mutluluk konusunda ise "tümsel mutluluk" kavramını öne sürüyor; bireyin kendi mutluluğu ile başkalarının mutluluğu için yapabilecekleri arasında sürdürülebilir bir denge kurmasının önemine değiniyor.
Son olarak, anlam arayışının, geçici hazlardan daha kalıcı bir tatmin ve hayatın zorluklarına direnç sağladığını vurguluyor.
FAQs
Vakıf, ihtiyaç sahibi anneler ve babasız çocuklarını 360 derece desteklemeyi hedefler. Birleşmiş Milletler'in sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda açlık, yoksulluk, eğitim ve fırsat eşitliği gibi alanlarda şeffaf bir köprü kurarak hizmet verir.
Verimlilik sadece işle ilgili değil, aşk, mutfak ve dostluk gibi hayatın her alanına uygulanabilir. Sağlıklı verimlilik, aynı kaynakla daha mutlu yaşamak veya aynı çıktıyı daha az girdiyle elde etmek gibi bütünsel bir yaklaşım gerektirir.
Mutluluk Okulu, mutluluğun teknik bir süreçten ziyade zihinsel bir durum olduğunu vurgulayan bir konsepttir. Kamboçya gibi yokluk içindeki toplumlardan ilham alınarak, mutluluğun kültürel ve inanç sistemleriyle beslenebileceği fikriyle geliştirilmiştir.
Tümsel mutluluk, bireyin kendi mutluluğunu hedeflerken başkalarının mutluluğu için de çaba göstermesidir. Bu, kişinin kendi sınırlarını bilerek minimum feragatle başkaları için maksimum katkı sağlamayı dengelemesini içerir.
İyilik yapmak ve başka bir hayata dokunmak, kişinin kendi ruh sağlığı üzerinde iyileştirici bir güce sahiptir. Bu, vicdani bir rahatlama sağlarken, sahip olunanların kıymetini daha iyi anlamaya yardımcı olur.
Proje, dünyanın en ücra bölgelerindeki ihtiyaç sahiplerine ulaşma arzusuyla başladı. Afrika'da bir Türk yetimhanesi ve iyilik çiftliği kurarak, açlık ve sefaletle mücadele eden çocuklara kalıcı destek sağlamayı hedefliyor.
Chat with AI
Loading...
Pro features
Go deeper with this episode
Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.