Go back

Sadriye Görece ve Cihat Ersin Aydın

from Tuğrul Ağırbaş ile Rahat Battı

49m 15s

Sadriye Görece ve Cihat Ersin Aydın

Blind-duk, görme engellilerin yaşam kalitesini artırmak ve eşitlik sağlayarak sosyal bir girişim olarak Türkiye’de önemli bir dönüşüm yaratmıştır. Bu girişim, sadece sosyal amaçla değil, finansal sürdürülebilirlik açısından da güçlü bir yapıya sahiptir. Turun Arbaş ve Cihat Ersin Aydın, kendi yaşam deneyimleriyle girişimciliğin değerlerini açıklar: hata yapmanın yerini öğrenme, kritik bir kültür olduğu, özellikle Amerika’da hata deneyimi pozitif bir gelişim olarak görülmesi. Girişimcilerin gençlere bakış açısı, yenilik ve değişimleri destekleyerek daha özgür ve açık düşünme becerileri kazanması sağlanır. Ekip içinde aynı ruh ve tutku paylaşılmak, sürdürülebilirlik ve başarının anahtarı olarak görülür. Girişimciliğin başarı sırası, finansal sağlamlık, çalışanların mutluluğu ve açık iletişim gibi faktörlerle belirlenir. Ayrıca, gençlerle vakit geçmek, fikirlerin gelişmesi ve yenilikçi bakış açılarının kazanılması, girişimcilerin kendi sınırlarını aşmasını sağlar. Bu yaklaşım, Türkiye'den Amerika'ya kadar dünya çapında girişimciliğin gelişimine katkı sağlar.

Transcription

6720 Words, 47720 Characters

Turkish
[MÜZİK ÇALIYOR] Merhabalar, ben Turun Arbaş. Bana rahat batana kadar 31 yıl dünyanın değişik ülkelerinde tek bir firmana çalıştım. Üstelik son on altı yılı, Türkiye ve diğer ülkelerde büyük ekip deli ve işleri yönettiğin gelen bir bir kurumdu. Sonra dediğimi bana rahat battı ve kendi işimi kurumdu. Yola çıktım, hatta yoldan çıktım da denedidir. Bugün beni yoldan çıkaranların ele başları bana sürekli rahat battıram aynı zamanda bolca ilham ve cesaret veren bir değil tam iki konumlar. Rahat battı potkestinin de fitri ve adı da sapanca da yaptığımız bir buluşmada iki genç arkadaşımdan gelmişler. İşte karşınızda engellerin önüne konan tüm engelleri kaldırmak için çalışan blind look girişiminin kurucuları Sadriye görece ve Cihat Ersin Aydın. Aslında farklı kuşakların farklı bilgilikte de sahip olduğunu her yerde konuşan ve savunan biri olarak şöyle bir hata yaptığımı itiraf etmek istiyorum. Kurum salda ve yine hayatımda gençlere daha çok vakit geçiren onlarla iş yapmaktan keyif alan biri olarak gençlere hiç rahat batmazmış gibi bu güne kadar potkeste, hiç 20 yaşlarda konuk almamışım. Sadriye bundan önce yine storytelde nasıl olunur adlı programda ne de örneğe de halika bir programa katılmıştı. Geçtiğimiz günlerde Ayşen Zaman Prum katıldığı ve bana göre konularında en iyi iki isim ve Marco olan Nila Ve örnek ve Ayşen Zaman Prullu podcasti de dinledim ve çok beğendim. İkisine de ülkemize ve dünyaya yaydıkları cesaret ve ilam içinde, başlangıçta teşekkür etmek isterim. Haydi o zaman başlayalım. İsterseniz cevapları siz seçin ve bir bir cevaplayın, çünkü elimde 30 ayakın soru var. Size herkesin sorduğu ve bana da zaman zaman sorulduğu için garip gelen o soruyla başlayalım. Gençler, çağne işler yapıyorsunuz. Çok büyük firmalarla çalışıyorsunuz, engellerin dünyasına engellisiyle getirmek için çok büyük işler yaptınız. Bu enerjiyi nereden buluyorsunuz? İçten yanmalı motor gibi evleniyorum falan diye başlıyormuşum. Ya aslında hayatın içinde bize enerji verecek çok fazla alan var. Nereden bakarsa kaya tordan görüyoruz. Dünya negatifliklerle dolu dersek öyle görüyoruz. Enerji bulmak için bakarsak, sabah güneşin doğuşu, arabayla buraya gelirken kahkahalar atmamız, dinlediğimiz bir müzikten yarım saatlik bir geyik muhabbeti doğması. Her şey, insana enerji veriyor bence. Mesela şu an hayatımda en çok sevdiğim insanlar, ikisiyle bir arada doğalmak da bana enerji veriyor. Böyle de yağacılık yapıyoruz. Enerji var diyorsun yani, enerjiyi bulmak için biraz aramak lazım, istekli olmak lazım. Enerji var, negatifi de var, pozitifi de var. Sen neyi maknatısın, ona karar vermen gerekiyor. Evet. Peki sizinle 6 yıl önce iti çekirdeyim, büyük ben karışmasını da tanışmıştık. Benim o zaman efesle çalıştığım dönemde ve para ödülünü blank dukle siz kazanmıştınız. Öncelikle sormak istediğim soru şu, o ödülü nasıl kullanmıştınız gidişimiz için. Cevaplamak isterim ama Türkiye buna hazır mı bilmiyorum. Türkiye hazır mı? Geri şimdilik yıllarımızın ilk başları ve kazandığımız ilk ödüler aslında. O kazandığımız ilk ödülü biz zorlu sentırdaki güzel bir burgerci de iyi yiye bitiremedik diyebilirim. Sadece kendimizi yemedik ama paylaştık. Tabii ki. Yani efeslen aldığınız büyük ödül, hamburgerler yüzde seksen ona bana 20 kilo olarak geri döndü sonrasında. Bir a burger yaptık. Hakkını verdik. Biraz blank lukun kurumu hikayesine ve sizin tanışmanıza dönelim. Ortaklık nasıl başladı, kim teklif etti, nerede kurulduğu biraz dinleyebilir miyiz bu lanet lukum? Ben başlayayım. Sonra cihada devledeyim. Benim ünlü olmak gibi, influncer olmak gibi bir hayalim vardı. Ve bu süreçte, görse leçiden bana en iyi destek olabilecek insan cihat diye düşündüm. Ve cihatın kapısını çağladım. Karanlıkta yemek isimli bir organizasyon da yönülü olarak çalışıyorduk cihatta. Ve sen YouTube'u olacaksın da kimin hayatına ne değişecek? Biraz çözüm odaklı ol dedi çünkü o zamana kadar henüz yirmi iki yaşında ve sekiz farklı iş kurmuş, batırmış biri. Buradan sonrasında sana devledeyim cihat. Sadece'nin YouTube kanalı fikri vardı. Benimle bir araya geldi, ne yapabiliriz diye. Dedim kuracaksın da ne olacak insanların hayatına ne değişecek? Görmengellerin hayatında ne değişecek? O dedi ki görmengellerini anlatmak istiyorum. O sırada çok organik bir şekilde sadece ile otururken menu geldi. Ben baktım menu karar verdim sadece sen ne yersin dedim. Okumadın ki dedi. Hayatımda ilk defa bir görmengeller dışarı çıkmışım. Bir mekandayız, bir menu geliyor. Ve ben öküz gibi, sadece ediyorum ki. Aynı ayı. Kabul ediyorum bunu. Ay stavrulla. Ne yersin, sadece dedi ki okumadın ki. Cahillik diyelim. Cahillik diyelim. Cahillik. Daha ki var aile. Ne zaman podcast'ın şeyine yakışmıyor. Sonrasında kafamda şimşekler çakmaya başladı. Öncesinde yedi sekiz tane iş kurmuşum, batırmışım. Çözüm insanıyım. Sadece dedim, YouTube fikini kenara atıyoruz. Bunu çözmemiz lazım. Yapabilir miyiz dedi? Yaparız dedim. Senin YouTube kanalının ismi neydi dedim? Ne yapmak istiyordum? Bıla inuptı dedi. Bıla inup komu aldık odakka. Bana dedim bir hafta ver. Bir hafta içerisinde. Envi pörünü yani insanı içine çıkarılabilir. İlk örünü ben yaptım. Yaptım getirdim sadece. Sadece çok. Sonrasında da aslında bu lain okunu ilk temelini orada attık. Gürümüze kadar geldi diyebilirim. Kaç sen aldı Cihat başlayalım. Yaklaşık beş yıl oldu. Görmen geldiği için menü ürünüyle doğduk biz. Sonra pandemi geldi ve bütün mekanlar kapandı. Dedik ne yapacağız? Görmen geldi. Kitliyle bir yerye gelmemiz gerekiyor. Sonra görmen geldi. Kitli evimize sipariş verirken sorun yaşıyoruz. Evdeki Bey'eze Şah'i kullanırken sorun yaşıyoruz dedi. Sonra bunlar çözemez miyiz dedik. Kulları sıvadık pandemi döneminde yeni ürünlerimizi geliştirdik. Bugün Türkiye'de yaklaşık 70-80 markanın aslında görmen geldiği için alt yapı tarafına hizmet veren bir çözmurtaya izleyebilirim. Evimize sağlık. Sadece sen nasıl ikna oldun? Yani bir bazı içinde okuyorsun. Havalı bir bölümün var. Amerikadalisi de gitmişin değişim programına. Ve muhtemelen kurum salda seni güzel bir gelecek bekliyor. Yani Cihat gibi değil eğitim. Hayat geçmişin. Onu açmak istemiyorum çünkü. Sen nasıl ikna oldun buna? Bir iki ailenine bunu nasıl anlattın? Ben girişimce oluyorum diye. Ben tamamen aslında Avrupa'da ya da Amerika'da yaşama odaklı. Bir hayat kurbuluyordum üniversitede. Eken sizin dediğiniz gibi. Erasmus'umu yaptım. Yurt dışında işlere başvuruyorum. Kurum sal şirketlerden, boştan işe elden teklifler alıyorum ama. Hayalim Google'da çalışmak. Dableyin güzel bir yer diyorum. Sonra. Dram gibi anlatıyorum. Girişimce olmak benim hedeflerim arasında. hayallerim arasında, planlarım arasında hiç yoktu. Bunu net bir şekilde söyleyebilirim. Ama beni içten içe hep rahatsız eden bir şey vardı. Ben acaba iş bulabilecek miyim? Kaygım hiç yoktu. Ama iş bulduktan sonra. karı yer basamaklarını yükselebilecek miyim? Memicin çok ciddi bir kaygıydı. Evet, kendime güveniyorum. Aldığım işi hakkıyla yapabilirim. İyi teslim edebilirim. Derdime anlatabilirim. Araştırırım, öğrenirim. Ama benimle aynı özelliklere sahip. kadriye var diyelim ki. ve o görüyor. O kadriyeler hep benden. birkaç adım önünde olacaklar. çünkü benim bir dezavantajım var. Ve benim önümde rol modeli. ya siyeme olmuş, siyiyo olmuş, siyefo olmuş. bir görmeyin, gelli yok. Bu beni rahatsız ediyordun. Ufuk çizgimle benim. Ütopya'm neresi? Kurum salayatta bunu göremiyordum. Cihat bana bir hayal sattı aslında. Korn olacağız, deka korn olacağız. O beni ikna ettisiyebilirim. Bu tabi siyemadan daha seksi bir teklif. Tabi. Peki. Yeter önce çalışırsan seni siyiyo yapacağım dedi. Aslında ben sizinle tanıştıktan sonra. ve çalıştıktan sonra da. sizi defalarca sahne de de izledim. Hem işinize anlatırken hem kendinize anlatırken. yaşaktan çok başarılısınız. Ve bana göre bir sürü siyemadan da, siyefadan da. siyo'dan da daha iyi anlatıyorsunuz. İşinizi ve dünyadaki arattığınız etkiyi. o yüzden aklında kalmasın yani hani. onu olamadım, bunu olamadım gibi. şedere takılma. Çünkü her zaman bazen kafamızda oluyor. Yani görmeyin geldiği olmandan ziyade. Kadınlar içinde çeşitli, bari yerler. olabiliyor. Okullardan mevzun insanla. Olabiliyor yani. Bu aslında. biraz sen ne derler kalı bir şey. girişimciliye girerek bence bunları. orttan kaldırman da iyi olmuş herkes için. İşin sahibi benim turul ve istediğim. tayetli verir mi kendime? Hiç içimde kalan bir şey yok. Küçüpe. Cihat şimdi senin muhteşem bir iknaiyetini. ne olduğunu düşünüyorum. Yani. gencecik başarılı bahçili. hanfendiği kurumsalda. hazır kurumsalın beklediği ve görmek istediği. insanı bir yemekte ikna ederek. girişimcili yapmışım ve kart bastırarak. kandırmışın. Kaybolmamalı orada dedim. Evet, çok iyi düşünmüş. Ama ondan önce kilisinin başarılarım ve. kayıtlardaki hikayen. çok da iyi değil. Yani üniversiteye geliyorsun. Okulun kapısından içeri girmiyorsun. Ders yok, sınav yok. Sekiz girişim, batırıyorsun. Neydi senin bu kadar girişimci. olma ya iten heyecanlandıran şey? Nasıl başladı? Aslında ben küçüklemden beri. girişimci olmak isteyen biriydim ama. bunu küçükken girişimci olacağım demiyordum. Babamla pazara gidiyorum. Bu amcanı iş yapıyorum. Orada bir esnaf var. Esnaf diyor. Sonra ilk okula başladığımız dönemini sorduğunda. ne olacaksın diye ben esnaf olacağım diyorum. Yani hani girişimci olmak hep içimde varmış ama. bunu tanımlayamıyormuşum. Sonra beş yaş büyük benden bir ağabeyim var. Ağabeyim üniversiteye geldi İstanbul'a. Lise deyken ben de onun yanına geldim. Karabük Safranma'lı gibi tarihi turistik. küçük bir şehirden ilk defa İstanbul'a geldim. Büyülendim. Çünkü Safranma'lılansın ona çok büyük bir dün ya. Çok kalabalık. ve fırsatlar şehri gibi geldi bana. Abim yanına geldiğimde abime şey dedim. Abim dedim ben su satmak istiyorum burada. O zaman şu an olmaya bir market markası var. Dün yaşındasın Cihat. Orta namama on iki on üç. Abim bir utanda yapma etmem. Yok dedim yapacağım, girdim markete bir poşet su aldım. Sultana amet meydanda koldu otur diye su satıyorum. Abim de uzaklım, utanarak beni izliyor. Ne yapıyor bu çökeye? Bence seni dinlerken de utanacak şimdi. Kesinlikle. Adam kurumsal hayatız, merdivenlerin çıkarken. -Sansın mısın sattır abi? Ozaktan abim beni izliyor, annem aramış o sırada. Abim bir şey müsaid değil şu an. Falan böyle telefon da konuşuyor. Sanki beni çalıştığım uzaktan adam gibi ama ot alıyor benden. Sonra sana ben osuları sattım. O yas tatinde ben safra muluya geri dönerken aklıma şey kazanım. Benim İstanbul'a gelmem lazım. Ve girişimci olmam lazım. Yani bir şeyler yapmam lazım burada. Üniversite hayalim etmiş zaman olmadı yani. Tabii ki üniversite hedefi mi oldu ama üniversite hedefi benim İstanbul için bir araştı her zaman. Lise de sorduklarını da her zaman özelim. İstanbul'a gideceğim. Ne okuyacaksın? -Ama okuyacağım değil. -Okumak için ne? Girişim içim. -Girişim matırmak için. -Evet, girişim matırmak için. -Hoş geldim peki o zaman. -Ben burada araya görmek istiyorum. Şimdi cihat eğitim karşıtı gibi de anlaşılmasın. Bu arada bana göre diye belki size göre de çok okur. Gece gündüz araştırır her konuda bir fikri vardır. Hayatın yiyoruz bir an sıkı o peçesi gibiydi. -Dorum. -Kendine eğitim, eğitanlardan değil mi? Peki şimdi ortaklık zor bir iş. Girişim dünyasını da kurum salda da yapılan her işte de. Procede bile. Yani ortak bir iş yaptığınızda. Çoğu zaman ortaklıklar iyi bitmeyebiliyor. Sizin için bulantuktaki ortaklığınızın, sizki kurucusunuz, suplantukta. En sevdiğiniz ve en sevmediğiniz yanlarını biriniz. Sevdiklerini biriniz sevmediklerini söyledi. -Sadece sevdikleriyle başlasın. -Eyvah. -Eyvah. -Yandın cihan programdan sonra tırpatarım lan sana. -Evet. -Sevdiklerim çok güzel yemek noktaları keşf ediyor. Benim hiç bunu düşünmeme gerek yok. Gurme gibi hissediyorum cihan sayesinde. Sürekli yeni hobiler ediniyor ve ben onun edindiği hobiler sayesinde hiç alakama olmayan konular da fikir edinyorum. Bir teniz konuşuyor, bir müzik konuşuyor. Ben en iyi kulaklık markasından, teniz raketinin, kalitesi nereden anlaşılır hepsini biliyorum. Ama hiç orada bir derinleyim yok. Ama ortamlarda satılacak bilgileri cihatten öğreniyorum. Böyle canın sıkıldığında mutsuz olduğunda en iyi arkadaşım. Aynı zamanda, işin dışında da. Birlikte ki evli vakit geçirebiliyorum cihatla. Her şey için ararım. Geçen çamaşır makinen bozulu. Allah teydim çamaşır makinesi değiştireceğim. Ekstra bir gider çıktı. Millet tezsacı yarar. İşte servisarlar. Ben diyordum. Ben de hiç anlamadım ama raskele çöldü. Çok iyi. Böyle bir şey. Çok çok iyi orta. Süper. Senin ortaklıkta zorlandığın. Sadiye ile de olabilir, genel ortaklıkta de olabilir. Zorla hem olum, hem olumsuz gibi olacak beyim cevabım aslında. Sadiye sırtımı çok rahat yaslayabildiğim için bu bende güzel bir konfor olanı yaratıyor. Bazen tembelliği itebiliyor bu beni. Aslında Sadiye sırtımı yaslayabildiğim ama bu benim için çok güzel bir şey. Güvenebilmem, işleri, teslim edebilmem, birbirimize konuşabilmemiz, pastaşebilmemiz. Ama bu konfor olanı yaratlı için bazen kurum saladığım imdiyede düşünüyorum. Olumsuz dedim cihat. İşte olumsuz, hem olumlu hem olumsuz. Bir daha korkuyor benden. Estağfurullah. Olumsuz inatçı mı mesela? Bazen bazı fikirleri kabul ettirmekte zorlanıyorum. Çok kavga edebiliyoruz ama ofsten çıktığımızda o kalmıyor. O şiddetli kavgalar vesaire bitiyor bir kenara koyuyoruz. Sadiye gibi Naif Bey'in salaman hiç tartışmak kavga etmek istemem ama iş gereği bazen edebilmemiz. Ama ben çok şahit olmuşumdur. Evet evet sizin ev mutfak baya kavgalarımız vardır. İstemeyerek oluyor işin atıldığı. Peki tamam o zaman kapatıyoruz bu konuyu. Politik şihat. Hiç hayalimizdeki cevapları vermedi. Şimdi genelde iş adamlarına ve başarıda çıkış yapmış, girişim kurucularına şu soru gelir. Efendim gençlere bir tavsiye verecek olsanız o ne olurdu? gibi benim de çok sevmediğim ve çok tavsiye vermekten daoşlanmam. Ben ise bunu size sormak istiyorum. Yani kurumsardan çıkan ve yedi bir kariyer çizmek isteyen, girişimce olmak isteyenlere sizin en büyük tavsiyeniz bizim gibi yaşı gelmiş ve kurumsardan çıkıp yeni bir kariyer kurmak isteyenlere bir tane tavsiye verecek olsanız birer tane ne verirsiniz. Ben şey demek isterim. 8-5 bir hayat var orada o da tabi kâr zaman 8-5 olmayı uzayabiliyor vakitler. Ama girişimcilik gerçekten 7-24 uyku dayken bile düşündüğün bir dünya. Gerçekten tutku duyduğun konu değilse ve çözmek istediğim bir problem değilse girişimcilik girilecek bir şey değil, sadece para kazanmak için falan yapılacak bir şey değil. Kurumsalın şartlara her zaman daha güzel gözüküyor. Ama dünyada derlendiğin çözmek istediğim bir problem varsa da sonuna kadar gitmen gerekiyor orada. Gerçekten bu problemi çözmek istiyor muyum onu sorgulamalı kurumsalda kişiler buluşmuyorum. Teşekkürler. Ben de şunu söylerim, benizi boşmuş düşünün. Biz 5 yıllık girişimciz ama yaşadığımız deneyimler bizi tedirginleştirir de hayata dair. Yapabileceğimizi olan inancımız mesela 2019-2020'de daha yolunu çok başlarındayken yaparız. Niye yapamayalım ki şu yapmış ben mi yapamayacağım diyorduk? Şu an daha çok sorgularken buluyoruz kendimize. O öğrenilmiş çaresizliği unutalım. Cehallet güzel bir şey bence girişimizle. Parantelerin içinde o cahil cesareti insana yolu aldırabiliyor, diğer türlü çok bildiğimizi düşündüğümüz şeylerde hareket edemiyoruz. Ya bir sürü konuda öyle yani çok biliyoruz diye düşündüğümüz zaman genelde duvara tost diyebiliyoruz. Halbuki öğrenme ve merakla devam ettiğimizde öğrendiklerimizi büyüterekli devam ediyoruz. O açıklık iyi bir şey bence. Girişimcik'te daha çok şiiriyor. Oğlum salda bu tolere edilebiliyor yani pozisyonunuz yaşınız varsa ve uzmanınız varsa kimse size ayağın dışarıda kral çıkmak demiyor ama girişimcik'te öyle değil. Siz takılıyorsunuz zaten engellere ve tuzaklara. Şimdi blind-duk sizin işiniz görme engellerin kurum ve markaların işlerine engellisale getiriyor ve her insanın hakkı olan eşitlik ilkeyesine onnak sağlıyor yaptığınız işler. Bana göre bu bir opcun değil zaten şirketler ve markalar için. Şirketlerin bu güne kadar görmezden geldiği ve tüketicisine ulaşmalarınız zorlaştıran bir durumda daha doğrusu tüketçlerin onları ulaşmasını da zorlaştırıyorum. Sizinle çalışmaya başlayan en çok hangi özelliktenizden memnun oluyor? Ben markalarla müşterilerimizle çok iletişimli olduğum için ben buna. Biraz şey söylesenize ağırlıklı sadece hangi alanda uzmanlaştı Cihat hangi alanda. Tabii. Ben satış bizimle çalışmaya başlayan markanın mutluluğu devam etmesi sürece görme engelli, kumneti, enerji mutlu topluluk yönetimi ve erişilebililik ekiplerimizden sorumluyum içeride. Ben de aslında ürün, strateji ve finans olarak diğer kısmı yurtan, kurcur tanrıgıydı. Cihat arkadaki Bey'in. Cihat bu arada kumbeğini ben dileyim diyebiliriz. Biz bir Bey'in birerlo bu yüz aslında. Böyle de kibarız birbirinize. Şaşırtıyoruz değil mi? Torul Bey size. Ben çok değilim. Çalıştık. Hiç sorunca yap gelmiyor yalnız. Şöyle bizimle çalışan marka neyi seviyor? Suresi takipini yapıyoruz. Biz de bir şey yapalım dediklerinde o bizde kaybolup gitmiyor. Takipini yapıyoruz. Ama ben markalarda neyi sevmiyorum. Biraz da oradan gireyim. Yaptığımız iş onların gözünde diyelim ki bir marka 10 milyon, 20 milyon mobil bankacı da kullanıcısı var. Bana geliyor diyor ki. Sadececim evet körlerde bankacılık kullanabilirsin. Senin anlıyorum. Ama 20 milyonda 200 bine mutlu etmek gerçekten umrumda olmalı mı? Bunu duyduğumda üzülüyorum. Çünkü 20 milyonun, 20 tane seçeneği var. İstediği bankayı kullanır öyle değil mi? Ve yarın değiştirmek istediğinde seni kimse tutamaz. Ama 200 binin şu anda 100 de 100 erişli bir olarak kullanabileceği banka sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Yani diğer tarafta sonsu seçenekler var. Ama sen burada 200 binin mutlu ettiğinde zaten sen de başka bir yere gitmeyecek. Öyle bir kitleden bahsediyorum ki Sadakat Everest'de, 100 de 85 Sadakat oranı ile hareket eden, arkasada katil hareket eden mekidler. Bunu ya ben yeterince anlatmayı başaramıyorum ya da onlar. Şey peki, sadece bir kaç tane böyle çok iyi uygulamadan örnek versene yaptığınız, çalıştığınız şirketlerle beklenmedik. Böyle bir kaç tane neyi çözdünüz? Mesela Amazon'da bir sürü ürün var değil mi? Görmeyken ne alışveriş yapabileceği. Bizden önce ne alacağını bilerek Amazon'a giren bir görmeyken yerli. Alışverişini 42 dakikada tamamlıyordu. Çok basit bir şey alacaksınız. 42 dakikada onu almaya harcıyorsunuz. Ama şu anda 7 dakikada bu işe tamamlayabiliyor. 100'de 600'lik bir hız kazanırdı. -Hatiş. -Hatiş. Amazon globali de bu kez stedi olarak iletişim mecalarında falan işlendi. Başlangıçta markaların iyiyetli sosyal sormuluk gibi yaklaştığı bir konu aslında kullanıcı deneyimi tarafında gerçekten iyi ki yapmışız. Dediklerin noktada işin etkisini görüyorlar. Yani başlangıçta iyi bir şey yapalım diye giriyorlar. Ama burada da bir müşteri varmış bir potansiyar varmış. Bunu gördükten sonra 2. yıl, 3. yıl, 4. yıl hâlâ bizimle çalışan bir çok markamız var. Evet biz de de ilk çalıştığımızda başladığımız olay sizin görmeyken yerler için menu seslendirmeyi. Doğru şikâyesi oydu. Anlattınız biraz önce de ve gerçekten o toplam büyük kitleyi gördüğümüz zaman bazı. kapsayıcılığı unutabiliyoruz. Şirketler olarak orada bize sunduğunuz sizmet. Bence çok inanılmaz bir izmetti. Ve insanların yeme içme yerlerine gittilerinde bulantuk epiyle karşılaşmaları mennerin sesli duyulmaları çok iyi gelmişti bize ve hakikaten çok etkilermiştik. Ama tam şirketi kurduğunuz arkasından pandemi patladı Cihat. Nasıl batmadan çıktınız pandemeden? Iki bin on dokuz yıllık kurduk ürünü geliştirdik belli bir seviyeye geldi. Efez gibi güzel markalarla apartnarlık kurup yayılmaya başladık dediğiniz gibi pandemi geldi ve mekanlar kapandı görmen gelinin mekanı gidebilmesi, menü okuyabilmesi ve dışardaki özgürlüğü derken biden tüm dünyaya evlere kapandı. Sonrasında aslında içgörüyle beslenmeyi orada öğrendik diyebiliriz kitle bize döndük. Evde ne ihtiyacınız var? Yani yabatacağız yiğini çözümler üreteceğiz. Sonra kitle bize döndükten sonra kitle bize çeşitli sorunlarını söylemeye başladı. Ben markete gidelimiyorum çünkü tüm dünya kapandı. Onlar ne alışveriş uygulamaları erişleyebilir değil. Bankacılık transferi yaparken sorunlar yaşıyorum. Sonra kafa kafaya verdik görmen geldik kitle biz ekibimiz. Bu sorunlar nasıl ortadan kaldırabiliriz diye çözümlerimizi geliştirdik. Aslında bulaylık bugün sunduğu çözümleri yüzde seksene pandemide kuluç kadar ortaya çıktı diyebilirim. Çukarmış. Size yaramış yani. Kesinlikle. Çok da güzel bir dönüşüm olduğundan sonra daha da işin şekli de büyüdüğü, faydası da büyüdü bence. Kesinlikle. Hem digitalde hem fiziksa halde eee üç yüz altmış tercih bir erişilebirlik sunmaya başladık. Evet. Yani insanların hep ben şey dikkatimi çekerdi yurt dışına gittiğimde görme engellerin konuşma engellerin, görme engellerin daha fazla sokakta olduğunu görüp daha fazla kafede restoranda alışverişte olduğunu görür. Bizde daha az gördüğümü düşündürdü ve sizin yaptığınız aslında görme engelleri çok özgürleştiren bir hareket hem mobilde, hem teknolojide özgürleştiriyor, hem de sokağa çıktıklarında özgürleştiriyor. Başıdan da çok doğru işler olduğunu düşünüyorum. Sadece şimdi sana sorum, demin şirketler olarak sordun, iyi uygulamalardan görme engellerin sizin uygulamaları kullanarak markalarda şirketlerle yaşadığı böyle en güzel aklında kalan iki üç deneyimi bizimle paylaşır mısın? Tabii. Mesela biz marketlerle birlikte çalışıyoruz. Aklınıza gelebilecek ilk iki market zinciri. Migrosla karmurla birlikte çalışıyoruz. Öyle hani atamam, online alışveriş kanallarını görme engellim. Bamsızca erişebileceği hale getirdik. Öyle hiç görüller alıyoruz ki ben bastonuna markete gidiyorum. Gittiğimde biri bana destek oluyor, süt istiyorum, yumurta istiyorum diyebiliyorum. Bir fiyat karşılaştırması, marka karşılaştırması yapamıyorum. Çünkü oradaki çalışanın da vakti çok kısıtlı. İki alışveriş torbaları ile evime dönmeye çalışırken zorlanıyorum diyor görmeyelim. Bir elinde baston, bir elinde bir el ile taşıyabileceği kadar makul alışveriş yaptıysa. Onu taşıyor ama zaten iki elinde dolduracak kadar torba varsa yandık. Gidemez evine. Bu bile çok güzel bir şey söylüyor. Biz haslını aklımıza gelmeyen turlul olarak her gün düşünmeyeceğiniz. Evimin yakınında market varsa giderim. Oradan alırım dersiniz değil mi? Online orada müthiş bir hayat kolaylaştırıcılığı, tercihten öte bir hayat kalitesine artıran bir şey vardı görmeyelim. Geçtiğimiz sen 2024'de benim ilk başta söylediğinizde çok da aklıma yatmayan ödül törenini, her sene yaptığınız ibrant ödül törenini ilk defa dünyada zifiri karanlıkta bir otelde yaptığınız ve inanılmaz bir kalabalık zifiri karanlıkta girdi ve yemek yedi. Ve ibrant seromanisini kutladı ödülleri aldı. Markalar ve kurumlar normalde yaşayamayacakları bir deneyimi bir törende yaşadılar. Nasıl da bu karar verme süreciniz cihat ve müşterilerin tepkilerin soru nasıl oldu? Aslında bizim doğuş hikayemiz karanlıkta yemekte başladı için yıllar önce sadece de karanlıkta yemek organizasyonunda gönüllü olarak çalışıyordu. Ben de orada gönüllü olarak çalışıyordum. Karanlıkta yemek bir çok yerde yapılıyordu. Ama dünyada ilk defa karanlıkta bir ödül törenini yapma fikri bizi çok heyecanlandırdı. Çevremiz anlattığımızda dediğiniz gibi olur mu öyle iş dediler. Ama günün sonunda geldiğimizde görülmemiş bir işe imzahattık ve insanların tepkiler inanılmaz. Orada görüneye çalışıyordunuz. İki gece yaptık İstanbul Hilton otelde bossforusta yaklaşık 250 kişiyi aradık. Hani 500'da arlamak isterdık ama operasyonu zor olduğu için iki geceye ayırıp o şekilde yaptık. Ve acayip bir deneyimli bizde oradaydık ve yemekler servis edildi, müzik, canlı müzik vardı, dans edildi ve buna hepsi rifiri karanlıkta oldu ve çok acayip bir deneyimden. Kesinlikle bir de orada görmen geldin anlamak için değil görme duysu olmadan bir geceye katıldıkları için insanla etkileyim. Çok etkileyim. Kesinlikle. Sadece sana zor bir soru soracağım. Hiç tamam pes ediyorum noktasına geldiğiniz mi? Geldiği seni siz devam etmeyi iten ne oldu? Ben periyodik olarak pes edmem noktasına geliyorum. Gelip gelip dönüyorum. Ya girişimcilik gerçekten kolay bir şey değil. Hele şu dünyanın içinde bulunduğu dönemde sosyal girişimce olarak anılmak çok da zor. Buna bir de günlük operasyonlarda ki iniş çıkışlar işte kullanıcının küçük bir mutsuzlu marka ile yaşadığın küçük bir şeymişleri ile yaşadığın küçük bir şey. Ortığında gerginlik. Her şey birikiyor ve seni yeter artık noktasına getirebiliyor. Tek başıma olsaydım şimdi çoktan bırakmıştım muhtemelen. Bülent çok üzülerek söylüyorum. Ama dedim ya Ortığında artık İstanbul'da beni geri döndüren kişi o oluyor. Ben de aynı şekilde. Ne güzel. Solo fondur olmayın. Ne güzel gerçekten. İlk başta sordum sorun cevabı şimdi geldi. Yani bu ortaklıkta en sevdiğiniz yanlı pes edmen noktasından beni tekrar işe döndürüyor. Çok çok güzel bir cevap. İkibinizde çok sevdiği görmeyen geldiği arkadaşımız da var. Şey merak ediyorum Cihat. İkibinizde sizinle çalışan arkadaşlardan en ilginçetine sahip kişide ve o özellikle biz de paylaşırımız. İkib yedirimizin hepsi birbirinden. Direkt şu demem çok zor. Spor geçmiş olup etizim geçmiş olan hala. Sporaya atına devam eden iş özel hayatta yangesini koruyan birçok iyi insan var. Ama benim en çok etkilendiğim bu zamana kadar görmen geldiği ekip arkadaşımız Kadir. Çok şaşırtı beni evden çalışabilirsin dememize rağmen. Haftanın beş günü beylik düzünden kalktı Kadıköy modadaki ofise geldi. Benim bu zamana kadar etkilendim en etkileyce hikaye bu diyebilir. Çok güzelmiş. Hatta video su falan vardı galiba değil mi? O fatih. Fatih burak ikizlerdi. Onlar Yettep'e üniversitesinde okurken bizimle çalışmaya başladılar. Banamsızlıkları biraz zayıfta. Bıla aynı kaya gidip gelirken aslında özgüleştiklerini hissettiler. Bir gün Kadıköy modadaki ofisinin camından bakarken öncesinde Fatih aradım. Otobüs durarından seni alayım dedim. O zamana kadar sürekli ekimizden biri gidip Fatih'ye alırdı. Yok dedi bugün kendim bir gelmek istiyorum. Biz bütün ofisi olarak Kadıköy modadaki ofisinin camına gittik ve Fatih'in ofise tek başına gelişine izledik. Linkte de bunu paylaştığım hatta duygu dolu bir günümüz için. Çok katılıyorum. Çok güzeldi. Farklı kuşaklarla ikinizde iyi anlaşıyorsunuz diye biliyorum. Yani kendi yaşadığınız kadar benim yaşadığım arkadaşlarımız da var. Muhtemelenimizde bir iki kuşak var. Yani ben bu umarım siz xya esinselerde size göre yaş çabuyuk insanlarla ne alışverişi yapıyorsunuz. Neden bizim yaşlarda oturmaktan vakit geçirmekten zevk alıyorsunuz? Sadıya Hanım. Klişe cevaplar vermek istemiyorum burada. Tecrübelerinizden besleniyoruz. Demek istemiyorum. Ben yaşça benden büyük hala hayat enerjisini kaybetmemiş insanlarla bir arada dolmayı seviyorum. Böyle hani kronik yaşlılarla dolaşmıyorum diyorsunuz. Kronik yaşlılar evet mesela iş hayatında da böyle isimler var. Kronik ternek içinde yaşlı diyebileceğimiz. Bana pragmatik olarak fayda da sağlayabilir. Ama ben o insanla sosyal bir bağ kurmayı tercih etmiyorum. Birlikte gülebilecek miyiz? Ne bileyim sabah dörde kadar bey oğlunda vakit geçirebilecek miyiz? Ya da kadı köyden pen diye birlikte bisiklet sürebilecek miyiz? Yaş fark etmek sizin birileriyle bunları paylaşabiliyor olmak. Diyor mu ki? O yaş önemli değil orada sadece bir sayı var. O insanın ruhu genç kalmış. Sadece kimlikte ki sayı artmış. O öyle insanlar seviyorum. En de buna katılıyorum. Hayatı dolu yaşayan aslında insanlardan öğrenmeye ve onlarla birlikte keyifli vakit geçirmeye çalışıyor. Zaten her zaman şey diyorum. Bir kişinin hikayesi başka bir kişinin hikayesini değiştirebilir. Yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımızla. Bravo. Hayır Cihat konuştu. Geri şimcilik de en çok zorlandığınız alan ne oldu? Zaman zaman her girişimciler konuşuyoruz ve farklı alanlarda sorunlar çıkabiliyor. Bazen bu ürün geliştirme olabiliyor. Bazen şirket kültürü, insan yönetimi, insan seçme. Bazen finans hukuk gibi aslında kurum salda çok uzmanların olduğu alanlar sizde her birini kendiniz çözmeye çalışıyorsunuz. Sizin açınızdan en zorlayan alan hangisiydi? Birin bulamsız. Ben şunu söylemek isterim. Türkiye'de eriştebirlik kavramını kurumları anlatmak bizim için en büyük zor çalıştı diyebilirim. Yani hani eriştebirlik diyorsun o ne diyorlar? Engelli, ürün kullanabilir. Herkesle eşit haklara sahip olması. Bir yerden sonra artık eriştebirlik kavramı oturdu ve bu ekosistamda farklı girişimler de ortaya çıkmaya başladı. Hani tabii ki finans da pazarlama da operasyonla hiç tecrübemiz olmadığı için geçmiş girişimlerden öğrendiğim kadar ben sadece de kurum sal stajlarının öğrendiği kadar bu işin içine da aldık. Yani kurum sal bir hayatımız olmadı hiçbir zaman. Biz imdat butonuna basmayı iyi öğrendik diyebilirim. Hukukta bir şeyi bilmiyorum. Allah'ını yapacağım şimdi demeyiz. Gideriz bir avukata. Öğret bize deriz. Ama dediği gibi eriştirebilirlik nedir? Görmeyin geldiği telefonu. ve telefon mu kullanacak? Benim görmen gelmişlerim var mı? Bu soru yaşmak kolay olmayabilir. O da zaten nelerde iki lardan bir tanesiniz bu olan da konuşmaya başlayan ben insanların farkındadığını arttırmaya çalışan. Dünyada başlayan ve çok yükselen bitirenken, Türkiye'de sizinle de ses bulmaya başladı diyebiliriz. Ya bir de çok yoğun çalıştığınızı gözlemliyorum hatta pazarlı günleri bile ofisek kapanıp gelecek haftanın işlerini planlama sını yapıyorsunuz ve çalışıyorsunuz. Yani bütün evde iken de bu yon tempo da sosyal hayatınızı sürdürebiliyor musunuz yoksa girişimliği hayatınızın tamamını kapısıyor mu? Eskiden haftanın yedi günü çalışıyorduk Sorul Bey, yaşlandıkça diyeyim parantez içinde. Artık Cumartesi günlerini kendimize ayırmaya başladık ama pazarlı günleri yiyorum, günde olsa şey seviyoruz. İşte önümüzdeki hafta bizine bekliyor, ekiple hangi ekiple neler yapacağız bunu planlamayı seviyoruz. Altı indirdik çalışma gününü. Özel hayat dengesinde son bir bir buçuk yıldır. Güzel hikâyeler olmasa da korumaya çalışıyoruz. Peki. Sadece bunu senden üzereyim. Ben şey söyleyeyim mi? Sadece uzaklara da aldım. Özeli hatımıza vakit ayırmayı öğrendik çünkü çok düştüğümüz zamanları oldu. Sadece iş, iş, odaklı bakınca hayatı her şey ters gittiği anlarda tutunacak bir dal bulamıyorsun. Cihat müzik yapıyor. Ben komediyen olmaya çalışıyorum kendi çöpümde. Bunun eğitimini alıyorum. Hesal seyahatlerinizden örnek verin tek başına seyahatı çıkıyor musun Sadriye? Çıkıyorum en son ocakayında romaya gittim. Neler yaptın? Böyle dört günük bir Roma seyahatim oldu. Bir grupla mesela yürüyüş yaptım. Bir italyan oranın yerlisi bize Roma sokaklarını üç saat boyunca gezdirdi. Beş kişilik bir İngiliz aile, bir rüz, bir türk. Bir de temel. Onun dışında makarna yapma tölyesine katıldım. Orada da çok farklı evlkelerden insanlar vardı. Sonrasında hep birlikte kokta ile gittik mesela. Sokak lezzetleri turuna katıldım. Orada böyle atmışlı yaşlarında bir amca vardı. Geri kalan herkes otuzlu yaşlarında beş kızdı. Amca da tek başına seyahat ediyormuş. Hepimizi sırayla kandırmayı etkilemeyi denedi. Ama hiçbirimiz pasar meyzi çok mutusu oldu. Nereye düştün sadece? Senin cihat en son, ben sevdim arkadaşlarımla tatil yapmayı seviyorum. O şeyler diye yaşamış tecrübesi olan insanlarla yazın, turular, başla Amsterdam'a gittik. Bazı ele gittik. Gençler gibi. Gençler gibi eğlendik. Evet ya, şey de Amsterdam'da hem iyi çalıştık hem iyi eğlendik gerçekten. Kişisel gelişiminiz için neler yapıyorsunuz? Yani bu kurum saldırısını için genelde planlanır ve önünüze sundur. Bazen de atta çok iyi de denk gelmez bazısını seversiniz. Çoğunu beğenmezsiniz falan. Sizin kendinizi giriştirmek adına benim sevdiğiniz, alışkanlıklarınız ya da rutinleriniz var mı? İş adına çok fazla mentörlük alıyoruz aslında ama iş dışında biraz sevdiğimiz seyleri keşfetip oralarda derinleşmeye çalışıyoruz. Örnek veriyorum işte ben müzik konusunda derinleşmeye çalışıyorum. Sadece komediği sevdiği için stand-up eğitimler alıyor Amerika'da. Aslında sevdiğimiz alanlarda vakit geçirmeye çalışıyoruz. Profesional alan da iyi insanlardan mentörlük almaya çalışıyoruz. Örnek verse de cihat nasıl mentörlük yani şirketlerde de hep zorlanan bir şeydir. Bu tersine mentörlük, düz mentörlük, koştuk. Girişimci dikte nasıl oluyor bu mentörlük? Neler alıyorsunuz mesela? Ya burada birkaç tane model var aslında bir girişimcinin girişimciden öğrenmesi. Bir de girişimcinin tecrübeli'den öğrenmesi. Zaten girişim ekosistemdeki arkadaşlarımızda sürekli dirsektema aslında olduğumuz için onlarla sürekli pastaşabiliyoruz işte. Açlarını olacak ekibinası, büyütüyorsun, ne yapıyorsun bu konuda çok daha. Rahat hangi sıklıkta mesela yapıyorsunuz buna? Burada bir, kendi zonumuz var aslında bir 5-10 kişilik ekip onlarla çok daha sık pastaşıyoruz. Haftalık diyebilir misin? Haftada üç, dört, oh boy. Evlerimize gidip geldimiz birlikte yemek yaptığımız girişimce arkadaşlarımız var. Bir de sizin gibi aslında tecrübeli bize yol gösteren insanlarla haftada 6-7-8. Bir Amerika sorusu gelsin. Yaklaşık 1,5 yıldır Amerika'ya gulabale gitme çalışmalarınız var, hazırlıklarınız var. Ve her fırsatta da aslında silikon vadisine gidip orada yaşamayı deneyinliyorsunuz. Ürünün yüzü anlatmayı deneyinliyorsunuz ve fırsatlar yakalamaya çalışıyorsunuz. Bundan sonra Amerika ile ilgili planınız nasıl olacak? Şu anda girişim kurmaya niyetli. Benden genç benden, benle yaşıt, benden yaşça büyük hiç fark etmez. Birileri varsa lütfen ilgili şiminizi global başlatın. Bu kendimize yapabileceğimiz en büyük iyilik olacak bence. Çünkü Türkiye'de doğuduktan sonra işte burada İxIZ sayıda müşteri edindikten sonra bir konfor alınla geliyoruz. Ve Amerika'da istediğimiz kadar Türkiye'de başarılı olalım, sıfırdan başlıyorsun. Ve o sıfırdan başlama hali, biraz Türkiye'de ego beslendikten sonra insana çok zor geliyor. Ya ben başardım, şu kadar emararım var, şu kadar müşterim var. Ne yapıyorum ben burada diye biliyorsun. Amerika'da erişilebililik özelliğini konuşacaksak kanunlarla kurun nasıl çok iyi bir şey mesela. Biz Türkiye'de baktığımızda hep şunu söylüyorduk. Ya ben Türkiye gibi erişilebilirliğin kanunla kurunmadığı bir ülkede şu kadar markayla parlarla kurduysam Amerika'da. Neler yapalım mı, neler? Gittik, bir baktık, evet kanunlarla kurunuyor ama senin kadar teknolojik olmasa da bu iş zaten bir şekilde çözmeyi başaran şirketler var. Ve Amerika'da da erişilebililik birinciyle öncelik değil, kanuna uyuyamıyorum tamam diye bir geçikleri bir şey. Hiç de hayalimizdeki gibi olmadı yani bir yerde. Ama çok kucaklayıcı bir özelliklesilik olmaz, çok kucaklayıcı bir ekosistem yani sen orada ürününün tekrar tekrar yıkıp yapabiliyorsun. Türkiye'de ne oldu, sen bu değil miydin diyoruz yani anlarda yeni bir şeyler deniyorlar, bu kötü gibi bir şeymiş gibi yansıtılıyor ama Amerika'da yol arıyor. Yani 5 milyon doları batırdın mı? Harika o zaman gelse 10 milyon dolar vereyim çünkü bunu batırmayacağını biliyorum. -Göz yürek. -Batırsan da 20 verir. -Bazırsan da 20 verireceğim. O yüzden Amerika bundan sonrası bizim girişimcilik yolculuğumuz. Amerika'dan başlayarak dünyaya hitap etmek diyebiliriz. Tamamen global bir hedefimiz var artık. Peki, gelecek için bir aysen hayallerinizi konuşalım biraz da. Kendinizi nasıl bir dünyada yaşamayı hayal ediyorsunuz, nasıl bir hayat kurmak istiyorsunuz. Yani girişimcilik de bir hayatınızda mutlamelene olacak, işiniz olacak. Ama özell olarak hayatınızdaki hayalleriniz neler? Benim öncelikle bulanluktan sonra değiştirmek istedim. Dünya da büyük bir problem var. Onun peşinden gitmek istiyorum. Amerika'da Peter Till Ekole deniliyor bunu. Aslında kişilerin sadece eğitim seviyelerine eğitimdeki başarılarına göre değil. Hayattaki yapmak istedikleri, tutkularına ve oğlandaki çabalarına göre, burs ve destek oğlan da çalışmak istiyorum. Hatta Peter Till Burs'u diyor ki, Amerika'da okulu bıraktım mı? Bir tutku mu var? Gelsana 100.000 dolar burs veriyorum diyor. O Ekole devam ettirebilecek, dünyada etkâr edecek bir iş yapmak istiyorum. Bunu tamamen givbek gibi düşünüyorum ama o zamana kadar yapmak istedim, yerişleri başarmam gerekiyor. Özell olarak da aslında müzik alanında ilerlemek istiyorum ve köpeklerle huzur bulu bir hayat geçirmek istiyorum, köpekler çok seviyorum. Ne güzel, sadece sen de söyledin bir soruyor. Ben 30 yıllık hayatıma baktığımda bana en çok keyif veren anlar, kendime meydan okuduğum anlar. Ben hayatımın geri kalanında o adrenelerini canını tutacağım şeyler yapmak istiyorum. Ne bileyim, Avrupa'nın Euro-Velodi'ye çok keyifli bisiklet rotaları var. Bu rotayı tamamlamak istiyorum. Japonya'da Fuji dağından bisikletle danhyalı yapmak istiyorum. İşte ne bileyim çıldırgölünü yine bisikletle geçmek istiyorum, çıtır çıtır, buzlar kırılacak mı kırılmayacak mı diye. Böyle bir sürü hayatımda tıkatmak istediğim şeyler var. Bunları yapmak bana keyif veriyor, bir yere bağlı kalmak istemiyorum. Dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir yanda olabilirim. Benim bir çizgi film kahramanın karakterim yok mesela. Çünkü bütün çizgi filmleri ben bu blajla izledim ve hepsini aynı kişiler seslendiriyor da. Hepsini aynı ilmiş gibi. Hepsini aynı ilmiş gibi hissediyorum. Mesela işte de bileyim, sünger bu sizin için özeldir, işte de bileyim için kayığı çok özeldir. Onların görselleri de ben de yok, sesleri de ben de yok. Ne yapacağım ben? O yüzden çocukkuların hayattaki engellerini olursa olsun, hayatı algılama biçimlerine olursa olsun. Hepsinin keyifle izleyebileceği bir çizgi film yaratsam dünyanın mutlu insanı olur. Bir sürü var yapmak istediğim şey. Çık o tam arkası kurmak istiyorum, sayayım mı hepsini? Say. Ya bu kap seclik konusunun geldiği noktada dediğim gibi Türkiye için daha geriden gelmek de beraber fena da bir yol kat etmedik. Yani son en azından 3-4 sedir. Siz de beraber başka markalarında çıktığını başka girişimlerinde bu işlere girişten. Dernek gibi vakıf gibi değil ama girişim olarak. Bunu nasıl yorumluyorsunuz? Yani şöyle de bir algı var mı acaba? Yani sosyal girişim, para kazanmaz sosyal girişim. Siz kendinizi sosyal girişim gibi mi görüyorsunuz yoksa Bılainttuk farklı bir kategori deme görüyorsunuz. Biz önceki kendimizi girişim olarak görüyoruz. Son sosyal girişim olarak görüyoruz. Sadece sosyal amaçla kuruluyor olsaydık enci olarak, dernek olarak kurulabilirdik. Yani evet, bulainttuk bir girişim. Sosyal el anda bir çözüm yaratmayı çalışan bir girişim. Sosyal girişimcik tanımını ben de cihatta çok sevmiyoruz. Çünkü finansal olarak kendini hayatta tutmak zorundasın. Ekibine maaşlarını ödemek zorundasın. Ben sosyal el anda bir iş üretiyorum diye ekibimdeki kimse yönüllü olarak çalışmıyor. Kırıldığı. Zomuz günden beri buna çok özen gösterdik. Ekip arkadaşlarımızın maaşları, sektör standarlarına yakın orada olsun diye. O yüzden gerçekten finansal sürdürülebilirliği sağlayan sosyal girişimler yaratalım diyorum. Ama şimdi burada meseliyi çözmek olduğu için çirketin önce yaşaması gerekiyor. Bu rucuların mutlu olması gerekiyor, çalışanı mutlu olması gerekiyor. Çirketleri mutlu etmesi gerekiyor, ikna etmesi gerekiyor. Bu da gerçekten çok büyük kaynak ve efor. Dolayısıyla önce gelişim sonra sosyal girişim ki öyle bakmak lazım. Peki Cihat senin de sadece beraber işte bu Amerika maaşlarlarınız devam ediyor. Amerika ile Türkiye arasındaki girişimcilik bakışı ve uygulamalar arasında ne farklar var en büyük? Türkiye girişimcilik ekosistemi de kültürünü aslında burada kötülemek istemem. Tabii ki iki tarafında güzellikleri, kötülükleri var ama Amerika'da gördüğümüz en güzel şey. Sadece en az önce bahsettiği gibi sen bir hata yaptıysan orada kusurlu olarak algılanmıyorsun. Türkiye'de bir hata yaptığında ya da battığımda o da battımış iş yapmayı bilmiyor gibi bir algın oluyor. Ama Amerika'da sen battıysan tecrübelendin, sana teklerden para yatırabilirim. Çünkü geçmiş tecrübelerinin bu işinde kullanabilirsin gibi bir algı var. En büyük farkın mı olduğunu düşünüyorsunuz? Acaba şey mi? Biz hata yaptıkça hata yapmaya devam eden bir kültürümüz bu var. Onlar öğreniyor, biz öğrenmiyor muyuz? Belce kesinlikle öğreniyoruz ama biraz daha hata yaptıkça insanların gözünde kredimiz Türkiye'de düşüyor gibi. Orada kredimiz artıyor. Çok güzel ifade ettin. Super. Başka ne var? Sadriye senin gözlemlerin Amerika. Sen Amerika'da olmayı çok seviyorsunuz? Evet. Şu var. Amerika'da birilerinin mesela Türkiye'de birine bir akıl sorduğumuzda benzer evrelerden geçiyorsak biraz bilgi cimrisi olabiliyoruz birbirinize karşı. Amerika'da kendi yatırım soğuzleşmesinin seninle paylaşıyor mesela. Aman buradan şunu mu alır, değerlememimi görecek işte. Diyor ki "Benim yatırımcım, şunu ilgi duymaz, buna ilgi duyar. Ben onu böyle etkiledim. Bunları çok açıklıkla paylaşıyorlar. Türkiye'de paylaştığımızda eksileceğimize inanıyoruz. Orada. -Paylaştık da çoğaldığınız gibi. Bir dünya var. -Bilgi, den sonra ben Network'u de söyleyebilirim. Burada bilgi paylaşmak gibi Türkiye'de, Network, paylaşma, network, sakınma, şeyi var. Ama orada insanların network'unu çok rahat açıyorlar. Seni bununla tanıştırabilirim, bir kahvede buluşturabilirim. Burada biraz daha. +İş birliği. +Ve şeffaflık orada girişimcilik ekositeminde. Bunlar tabii büyüten işler aslında hani, rekabette herkes birbirinden saklar ve yeni fikirler kapalı olur. Orada bir tanesi aradan çıkmaya bir büyümeye, tekerleşmeye, çalışırken girişimcilik ekositemi aslında baktığın zaman. Daha paylaşmıyor, daha açık sistemlerin kullanıldığı çünkü toplamı büyütenmiş olduğu için. Bu daha orada daha benim semmiş bir model olsa gerek. Aslında San Francisco'yı San Francisco'ya ben ya da Amerika'yı girişimcilikte üst yapan ana konularden bir de bu bence o kültürün olması. Mesela Türkiye'de bir de şey var, girişimci, sürekli yatırımcaya kendini kanlamaya çalışıyor, yatırımcaya her şeyi bilir gibi bir algı var. Ama Amerika'da yatırımcılar şunu söylüyor. Arkadaşlar biz basit ekip bakıyoruz bu hayatı. Bizim bildiğimiz bir oyun var. Ben senin alanını bilmiyorum. Ben kağıt üzerinde bu iş olur mu olmaz mı? Kağıt da gördüğüm kadarıyla söylüyorum ve herkesin gittiği yoldan gitmeyi tercih ediyorum diyor hani. Zaten o yüzden birileri erbeğen minin ilk yatırımcısı olduğunda diğerlerinden ayrışıyor çünkü olmayacak bir şeye inanmış oluyor. O yüzden yatırımcı kendini senle eşit görebiliyor. Türkiye'de biraz daha hani yatırımcılar. Üstten bakma şey var. Eyli mi? Üstüyüş. O galiba kurumsalda da var. Yani benim anlattığınız hikaye razı yakın geldi. Böyle sanki yukarı çıktıkça daha çok tecrübelendikçe her şeyi biliyor mu şimdi hissiyede her konuda konuşmalıyım. Fiktim varmış hissi artıyor. Bilmiyorum demek Türkiye'de çok rastlamadığımız bir şey. Yani bir genel müdür. Bu konuyu ben bilmiyorum. Bir anlatsana falan çok demmez yani hani. Sadece onun dediği örneğin üzerine bir örnek verebilirim burada aslında hani Amerika'da bir yandalar fon yöneten biriyle çok rahat kahvede buluşabilirken burada. Birkaç milyon dolar yöneten bir kişiyeyle bir araya gelmek sorun olabiliyor sana. Vaktim yoks. Yani yukarıdan bakma en büyük sorunumuz Türkiye'de. Mesela 10 milyar dolarlık bir yatırımfonunun önünden geçiyorduk rastgele Amerika'da pala altıda. Girebiliyor muyuz acaba? Çünkü ne kapıda güvenlik var ne bir şey var. Girdik kapıdan bir tane yatırımcı ismi biliyoruz o fondan. Adik o burada mı? Burada dediler ve kendimize o adamla kahve içerikken bulduk. Çıkıda sadece şey dedim. Türkiye'de böyle 10 milyar dolarlık fon yöneten bir bina olsa rahat girebilir miydik yoksa onu da tüfeklerle bekleyen adamlar mı olurdu? Evet. Ama o herhalde oranın da kendilerini yazıyor açıklı yani o iki tarafta bunun faydasını gördükçe ve işi büyüttükçe daha açık olmaya başlamıştı. O bir kafa yapısı yani. Peki arkadaşlar yardım son sorma takımınızda kimlerin olmasını isterdiniz. Hayalinizdeki isim de olabilir profil de olabilir. İda takımınız nasıl olur da. Ben tek bir şey istiyorum. Öyle çılgın uzmanlıkları olmasına gerek yok. Olmaz cılar gelmesin benim takımıma. Bir şekilde bir yol buluruz cılar gelsin. Dün biz mesela ekibimizde sarp var. Onunla bayağı zor bir iş yaptık. Tekrar tekrar deniyoruz, başaramıyoruz, tekrar deniyoruz, ürünlerle akalı bir şey. Ama birimiz olmazsa inansak bitirecek yani. O gün bitirecek. Akşam sekiz de çıktık ofistan. Sabah yedi de çalışmaya başlamıştık. İkimiz de de o inat vazgeçmeme olduğu için günün sonunda yaptık. Ekip arkadaşlarımız o başardık sıkı inşaatını atarak çıktık ofistan. Bunun yetkinlikle bir şeyler bilmekle bilmemekle hala kası yok bence. Bu tamamen bir kişilik özelliği vazgeçmeyen insanlar olsun. Ben de şunu söylemek isterim. Sadece işi olarak gören değil. Bizim de aynı ruhu paylaşacak insanlar diyebiliriz. Bazen kurum saldan gelip çok daha tecrübeli bir insanla uyuşamazken ama stajarlıktan itibaren seninle olan insanlar. Aynı ruhu paylaştığı için aynı tutkuyu paylaştığı için senin o yolda daha iyi koşabiliyor. Aslında uzun yol arkadaşları diyebilirim ruhu paylaşabilecek tutkuyu paylaşabilecek. Süper çok güzel cevap. Sizin var mı bana sorunuz? Kapmanı isten önce. Neden gençlerle vakit geçiriyorsunuz? Herhalde iki tane sebebi var. Kurum salda da öyleydi. Bir ad önce ciatın da bahsettiği gibi ben sanıyorum, şey daha çok seviyorum. Beraber iş geliştirme, beraber fikir geliştirme ve gelirken gençlerin daha açık olması, daha ön yargısız bakabilmesi olaylara. Beni iş yaparken daha özgür kılıyor ve daha çok boyutlu düşünmemesi halıya ediyor. Yani öbür türlü şirketlerde gelirdi. Şöyle şer oluyor. Biz onu denedik. Çalışma da. Biz buna bakmıştık, beğenmemiştik. Bunu ikna edememiştik gibi. Kendimize o kadar çok bari yer koyuyoruz ki burada yenilik innovation ve değişim yapma konusunda çok fazla kendimize engelliyoruz. Bir süre sonra da halimizden çok memnun olmaya başlıyoruz. İşte ben ora hata alışmamak ve yerimi korumamak amacıydı. Daha çok beni zorlayacak ve bana daha çok şey öğretecek. Gençlerin yenikçi bakış açısını daha anlamlı buldum kendimi için ve bundan da memnunuma çıkacağız. Ben şey sormak isterim, kapınızı çalanı herkese vaktinizin nasıl yiğitiriyorsunuz. Hani mahallenin berberiyle doturuyorsunuz, girişimciyle doturuyorsunuz. Kurum salayatta daha önceki arkadaşlara üst üze insanlarla doturuyorsunuz. Bu vakti nasıl yiğitiriyorsunuz. Ben kendimi koyuyorum bazen sizin yerinize yapabilir miyim düşünüyorum gerçekten. Birisi yapıyorsa genelde yapılan bir şey oluyor. Yani benden yapılamayan bir şey olduğunu inanmıyorum. Değişemeyen değişmeyecek bir şeyin olduğunu da inanmıyorum. Yani bu biraz borçlardan pozitif bakan bir tarafım var. Gezaman da 24 saat ya herkese yetmesi zor geliyor bana. Ya geçmişteki ayırmadığım zamanları da kafamda ekliyorum üstüne belki ailen falan şey diyor. Geçmiştikten daha fazla çalışıyorsun ya da işte çalışıyor, görünüyorsun da diyebilirsin. Çok fazla bir şeyler üretme ve eratmeyi çalışıyor mu? Biraz geç kalmıştığın aklımda kalın içlerin herhalde birazcık öne çıkması lazım. İnsan yaratmak isteyinceyi aratıyor gerçekten ve o zamanını daha iyi kullanmayı da öğreniyor. Kime ne kadar ve hangi konuya ne kadar zaman ayıracağını sanki daha iyi şey yapıyorum. 10 gün sonra 1 ay sonra 2 ay sonra koyduğum modeller de var işte yürüyüşü bir yıl önceden planlıyorum ya da büyük işleri daha önceden planlıyorum. Aile buluşmaların çok önceden planlıyorum. Onun dışında da şey de seviyorum. Yani farklı insanlardan farklı kafaların öğrendiğim şeylerin yaptığım işlere faydası çok fazla geliyor. Onları kaçırmamak için de biraz kendimi zorluyor olabilirim. San Francisco kafası. Hadi kapatalım. Benim güleç şimdilik dünyasına bakışımı değiştirdiğiniz ve bu konuda adım atmam konusunda ilam olduğunuz için teşekkür etmek istiyorum size de. Ve katıldığınız için çok teşekkür ediyorum sadece evece at. Daha kap seyze bir dünyaya katkılarınız için de ve işlerizin büyümesini de dört yüzde hep beraber bekliyoruz. Yeni konuklarla rahat battu sohbetlerimizi dinlemek için serimizi takip etmeye unutmayın. Görüşmek üzere.

Podcast Summary

Key Points:

  1. Blind-duk girişimi, görme engellilerin hayatına ulaşım ve eşitlik sağlayarak sosyal girişimciliği önemli bir örnek olarak ortaya çıkardı.
  2. Girişimciliği başarıyla sürdürülebilir yapmak için finansal sürdürülebilirlik, çalışanların mutluluğu ve ekibin hedefe bağlılığı önemlidir.
  3. Türkiye'de girişimciler hata yaparken kredi kaybederken, Amerika'da hata deneyimi öğrenme ve değer kazanma sürecinde bir fırsat olarak değerlendirilir.
  4. Sosyal girişimciliğin başarı için finansal yapıya sahip olması gerekir; yalnızca sosyal amaçla kurulmamalı, sürdürülebilir bir ekosistem oluşturmalıdır.
  5. Kurum salda işlerin başlangıçta dengesiz olmasından dolayı girişimcilerin ruh hali ve tutkusu daha güçlü hale gelir.
  6. Gençlerle vakit geçmek, fikirlerin geliştirilmesi, kendi sınırlarının aşılması ve yenilikçi bakış açısı kazanma için kritik bir süreçtir.
  7. Girişimciliğin başarılı olabilmesi için ekibin aynı ruh ve tutkuyla birleşmesi, birlikte mücadele edebilme ve süreklilik sağlar.
  8. Girişimcilerin dünya çapında hedeflerini belirlemesi, özellikle Amerika gibi açık ekosistemlerde daha fazla fırsat bulma yönünde ilerlemeleri mümkündür.

Summary:

Blind-duk, görme engellilerin yaşam kalitesini artırmak ve eşitlik sağlayarak sosyal bir girişim olarak Türkiye’de önemli bir dönüşüm yaratmıştır. Bu girişim, sadece sosyal amaçla değil, finansal sürdürülebilirlik açısından da güçlü bir yapıya sahiptir. Turun Arbaş ve Cihat Ersin Aydın, kendi yaşam deneyimleriyle girişimciliğin değerlerini açıklar: hata yapmanın yerini öğrenme, kritik bir kültür olduğu, özellikle Amerika’da hata deneyimi pozitif bir gelişim olarak görülmesi.

Girişimcilerin gençlere bakış açısı, yenilik ve değişimleri destekleyerek daha özgür ve açık düşünme becerileri kazanması sağlanır. Ekip içinde aynı ruh ve tutku paylaşılmak, sürdürülebilirlik ve başarının anahtarı olarak görülür. Girişimciliğin başarı sırası, finansal sağlamlık, çalışanların mutluluğu ve açık iletişim gibi faktörlerle belirlenir.

Ayrıca, gençlerle vakit geçmek, fikirlerin gelişmesi ve yenilikçi bakış açılarının kazanılması, girişimcilerin kendi sınırlarını aşmasını sağlar. Bu yaklaşım, Türkiye'den Amerika'ya kadar dünya çapında girişimciliğin gelişimine katkı sağlar.

FAQs

Sadriye ve Cihat Ersin Aydın, iki genç arkadaşı olarak görme engellilerin yaşadığı zorluklara dikkat etti ve bu sorunu çözmeye karar verdi. İkisi bir araya geldi ve 'Görmen Geldi' adında bir girişim oluşturdu.

Görme engellilerin günlük yaşamında karşılaştıkları engeller, alışveriş, bankacılık ve sosyal etkileşimdeki zorluklar, girişimin doğuşunun temel nedenleriydi. Bu, insanların eşit erişim ve özgürlük sağlayabileceği bir çözüm olarak ortaya çıktı.

Pandemi sırasında mekanlar kapandı ve evde yaşayarak yapılan alışveriş, bankacılık gibi ihtiyaçlar ortaya çıktı. Bu durumda, evde ihtiyaçlarını karşılamak için ürünler geliştirildi ve erişilebilirlik çözümleri genişletildi.

Görmen Geldi, Migro ve Karmu gibi marketlerle işbirliği yaptı. Bu işbirlikleri, görme engelli kullanıcıların alışveriş yapabilmesi için online alışveriş kanallarının erişilebilir hale getirilmesini sağladı.

Görmen Geldi, Türkiye'de yaklaşık 70-80 marka ile işbirliği yapmaktadır. Bu markalar, görme engelli kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılamak için ürün ve hizmet geliştirme sürecinde çalışmaktadır.

Görmen Geldi, görme engelli kullanıcıların yaşam kalitesini artırmayı amaçlıyor. Bu, erişilebilirlik, sosyal eşitlik ve teknolojik gelişmenin birbirine katkı sağladığı bir girişimdir.

Chat with AI

Loading...

Pro features

Go deeper with this episode

Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.