Bu konuşma, Lacancı psikanalizin temel ilkelerini ve klinik pratiğe katkılarını ele almaktadır. Konuşmacı, Lacan'ın Türkiye'de öncelikle felsefe ve edebiyat alanlarında tanındığını, ancak zamanla klinik pratikte de önem kazandığını belirtir. Lacancı psikanalizde analizan kavramı merkezi bir rol oynar; analizan, kendi kendini analiz eden kişidir ve analist pasif bir konumdadır. Özne, dilin bir etkisi olarak ortaya çıkar; doğumdan önce başlayan söylemler ve söylenmemiş sözler bile özneyi şekillendirir. Lacan, dili bir araç olarak değil, içine doğduğumuz bir yapı olarak görür. Klinik pratikte semptomların bireysel hikayesi dinlenmeli ve genelleştirilmiş tanılardan kaçınılmalıdır. Örnek olarak, Mercedes arabaları çalan 15 yaşındaki bir çocuğun vakası verilir; bu çocuğun semptomu, ailesindeki evlilik krizi ve annenin sevgilisi gibi çatışmalara öznel bir yanıt olarak ortaya çıkar. Çocuğun arabaları annesinin memleketine bırakması, semptomun aile dinamikleriyle bağlantısını gösterir. Son olarak, Büyük Öteki kavramı açıklanır; bu, bireye yabancı ve etkili olan ötekileri ifade ederken, küçük öteki bireye benzeyen kişilerdir. Konuşma, bir insanı dinlemenin ve semptomların kökenini anlamanın önemini vurgular.
[MÜZİK ÇALIYOR] Şöyle başlayayım, konuşmamı. Tabii, lekancı psikanaliz derken aslında çok geniş bir alandan bahsediyoruz. Şunu söyleyebilirim size. Özellikle daha yakından ilgilenen insanların da bildiğini varsın yorum. Aslında lekan, caklekan Türkiye'de psikanaliz kliniyi üzerinden değil FESEFE edebiyat kültürel çalışmalar, sinema gibi alanlardan tanından birisiydi daha çok. Yani lekanın Türkiye'ye girişeği birçok başka ülkede olduğu gibi klinik, tenziyade diğer alanlarla ilişkili. Özellikle Türkiye'de sılabocayacak, alamba diyor, ciditpatlar gibi ve şu an ismini sayamadığım başka birçok ünlü düşünür ve birlikte aslında Türkiye'ye okurunun ralarına girmiş birisi. Ve tabii bunun zaman içerisinde şöyle bir karşılığı da oluşmaya başladı. Sonuçta lekan bir psikanalist ve lekanın söylediği bu sözlerin, teorisinin, öğretisinin, klinik pratikte bir karşılığı var mı? Ve bu bizi şöyle bir noktaya getirdi, psikoloklar, psikiatlistler, psikolojik danışmanlar, olayısıyla, klinikte, baka gören hastalarla, danışanlarla, analizanlarla, artık herkese nasıl laplandırıyorsunuz? Çalışan insanlar ra, lekancı psikanalizin sunabileceği bir katkı var mı? gibi bir sorul ortaya çıkardı. Ve bizim bu soruya cevabımız kesinlikle olduğu gibi. Şunu kast ediyorum, bu noktada. Yani lekanın aslında bir takım farklı disiplinlerle, multidisiplinler bir psikanaliz anlayışı ortaya koyduğu fiktinden ziyade ki bu kesinlikle bir baka zaten böyle. Lekanın bir psikanalist olarak, klinik pratiği olan birisi olarak hangi pozisyonunda olduğuna dair bir meraklı oyandı. Türkiye'deki klinisyenler kaçısını, en büyük baştığı klinisyenler diyebilirsin. Ve işte bizim bu noktada attığımız adımlardan bir tanesi de, unustar arası bir kuruluşla, Paris Merkezi, France Merkezi, Epeyir Seyal diye, unustar arası, lakancı forum diye Türkçe çevirebileceğimiz bu kuruluşla, unustar arası bir bağlantı gerçekleştirerek, bunun Türkiye'de bir ayağını oluşturma koldu. Ve biz çalışmalarımızı bu unustar arası kurumla birlikte ilerlice. Peki, bu kısa girişten sonra, yani Lekanın artık felsefeden edebiyat tan bilinen bir figür olmasından ziyade, kliniğin içerisinde, klinisyenler tarafından yavaş yavaş bilinen bir figür haline gelmesinden bahsettim. Ve yavaş yavaş, Lekanın kliniye katkılarını ne olduğunu size anlatacağım. Tabii çok geniş teorik bir perspektif var burada. Hangi noktadan gireceğim konusunu benim için de hep soru işareti oluyor. Her seferinde sadece bu toplantı için söylemiyorum. Ama bugün şöyle bir şey planladığım kısacası size söyleyeyim. Bugün biraz baka konuşacağım sizinle. Tabii bu vakalar kendi vakalarım olmayacak. Ama bu vakalar, lakancı psikanalistlerin bir takım vakaları olacak. Ve psikanalizinin tam olarak nasıl işlediğine, lakancı psikanalizinin tam olarak nelerle ilgilendiğini yine bize de olsun size aktarmaya çalışacağım bir çalışılmayacağım. Ve bu konuya şöyle giriş yapmak istiyorum. Psikanalizde tabii ki psikanalizlerken burada bu bağlandığı lakancı versiyonundan bahsediyorum. Analiz konuşan varlıklarla yapılır. Bu konuşan varlık kavramı, Lekanın ortaya attığı bir kavram. Ve fransızca parlet olarak yazıyor lakan bu kavga. Bu kavramı iki şekilde okumak mümkün. Fransızca söz oyunu yapıyor, lakanın söz oyundarı meşuldur. İlla biliyorsunuzur bunu. Parle diye yazılıyor ve et diye yazılıyor. Bu şekilde okunabilir ki bu şu anlamaya geliyor. Parle konuşmak demek et varlık demek. Yani konuşan varlık. Ya da şu şekilde okunabilir bu parletsir kavramı. Par ve let diye. Bu da şu demek, par tarafından demek. Let's be harf demek. Yani şöyle okunabilir Türkçesi, Kısacası'yı harf tarafından. Yani gösteren tarafından inşa edilen olarak okunabilir. Dolayısıyla psikanaliz için kısacı şunu söyleyeyim. Psikanaliz konuşan varlıklarla. Harf tarafından. Gösterem tarafından inşa edilen varlıklarla yapılan bir praksiz pratik. İşte lakan bu konuşan ve dilin bir etkisi olarak ortaya çıkan özneye psikanalize analizan diyor. Analizan da şu demek. Lakanci psikanalize bu lakanın ortaya attığı bir kavram ve diğer analitik ekolar da kullanıyor bunu. Danışan hasta, peyşin, klahin, gibi kavramlar kullanılmıyor lakanci psikanaliz. Lakanci psikanalize bir tane kavram var. Analizan diye geçiyor. Ve analizan şu demek, kendi kendini analiz eden kişidemek. Dolayısıyla lakanci psikanalize aklımızda tutmamız gereken en önemli noktalardan bir tanesi şu. Lakanci psikanalize analizi yapan kişiye analistin kendisi değildir. Lakanci psikanalize analizi yapan analizanın kendisidir. Dolayısıyla analizan demek zaten kendi kendini analiz eden analiz işlemini yapan kişiye anlamında geliyor. Bu lakanın ortaya attığı bir kavram ve sonrasında diğer dediğim gibi analitik ekolar da da tutuldu bu kavram. Dolayısıyla ilk belki de lakanci psikanalize, klahkancı kliniği ilişkisi öleyeceğimiz şeylerden bir tane suçu. Yani ola şöyle gelişmiyor. Karşımıza birisi geliyor. Bu kişiye size bir takım şeyler söylüyor. İşte tramalarına anlatıyor, çocukluklanlarına anlatıyor. Siz de bununla ilgili bir takım teorik çıkarımlar yapıyorsunuz. Ve bilinç düzeyinde buna onlara anlatıyorsunuz. Bakışta senin burada oydıklıs kompleksin varmış. Bakışta burada kastrasyon kompleksin varmış gibi ilerleyen böyle sert yorumların ya da manası yorumların yapılı bir klanik pratik değil. Birinci olarak bunu söyleyemeyler. Ve az önce konuşurken şöyle bir şey söyledi. Dilin bir etkisi olarak ortaya çıkan öznedik. Bu çok önemli bir kulu. Dilin bir etkisi olarak ortaya çıkan özne ile yapılır psikanalize. Peki ne demek bu? Süslü bir kavram gibi görünüyor ama ne anlamak? Bunun size sonluklaştırmak için şöyle basit ve çok anlaşılır bir örnek verebilir. Çocuk bir çocuğu eyalalım bir bebeği. Daha dünyaya gelmeden önce bildiğimiz üzere onun hakkında konuşummaya başladır. Mesela şöyle denir, ebebeğinleri tarafından, çocuğumuz olursa adını atıyorum ayşe koyarsın. Ya da şöyle denir, benim çocuğum olursa ona şunu şunu kesinlikle yaptırmak. Ya da benim çocuğum olacak ve ileride şöyle şöyle bir insan olacak, işte şu olacak mı olacak? Artık ne varsa, futbolcu olacakdan, devrimci olacak kadar bu kategoriyi gelişte tebilirsiniz. Ve bu cümlederi gündelik ayakta zaten sürekli duymaklı mümkü. Ebebeğinleri, dedesi, ninesi, teyzesi, eşi, dostu, akrabaası bu çocuk. Daha henüz dünyaya gelmeden önce zaten bu çocuk hakkında konuşmaya başlıyor. İşte öz ne psikanaletik açıdan, lakanci psikanaletiz açısından? Bu ötekilerden gelen sözcüklerin, bu ötekilerden gelen kelimelerin, ki buna lakanci psikanaletize gösteren deniyor. Eşit değil, birbirine sözcük eşitleri gösteren değil, ama şimdi bir sözcük kelime diyebiliriz gösteren bir sonucu olarak ortaya çıkar. Diyorlekan. Öz ne? Kendisi hakkında söylenmiş ve bu nokta çok enteresan, söylenmemiş tüm sözlerin bir etkisi olarak ortaya çıktık. Dolayısıyla lakanci sından, öz ne? Konuşan var. Aslında dilin içerisine doğan ve dil tarafından şekillenen ama tamamen de dilin bir nesnesine dilin bir aparatına indirgenemeyen bir vark. Lakanci psikanalisi anlamak için en önemli noktalardan bir tanesi de bu. Aslında lakan bu noktaya şöyle geldim. Biliyorsunuz Freud bulduk bu tedavi, konuşma tedavi size denilen şeyi. Ve psikanalisi Freud incadilly. Ve Freud bu teorisini çok ileri noktalara kadar teşelen. Belliakan için şöyle bir soru ortaya çıktı, hepimiz için olduğu gibi. Peki bir insan konuştukça neden bu insanın üzerinde bir etki olsun ki? Neden bu insan kendi sorunları hakkında konuştukça, kendi hikayesi hakkında konuştukça, bir takım gelinç dışı oluşumlarına dair bir takım çağırışımlarda bu bundukça. Neden bu insan daha iyi olsun? Semtomları neden geçsin, neden hayatta ki pozisyonu, öteki insanlarla ilişkileri temelden kökten değilsin ki, bu çok meşru bir soru, bu soruyu sürekli sormak gerekiyor bence. Yani analistlerimde zaten sürekli sormaya devam ediyor olması gereken bir soru. Ve lakan işte bu soruyu merkeze aldığı zaman şöyle bir cevap var geliyor bu soruya. Aslında özne dediğimiz, oluşur dilin etkisi altında ortaya çıkan bir konuşur. Bunu çok besit olarak az önce anlattım. Yani biz aslında doğmadan önce annede babalarımızın ya da yarın bir gün bizim akrabalarımız olacak birtakım insanların ta yülünde zeyin dünyasında diye.
zaten bir anlamda doğmuş oluyoruz. Ve bu doğmuş olduğumuzun kanıtı da onların söylediği sözler, sözcükler, kelimeler. Bizze ilgili taillillerini ortaya koyabilmelerinin aracı, bizze ilgili, fantizlerine ortaya koyabilmelerinin aracı kullandıkları kelimeler ve sözcükler. Ve tabii bu doğumadan önce başlıyor ve doğduktan sonra da tahmin edebileceğin üzere, hepimizin bildiği üzere devam edin. Çocuk daha doğduğu andan itibaren çocuğa konuşulmaya başlamıyor. Ona bir çok ses söyleniyor, bir çok söz iyi kötüyi artık nasıl değerlendirirseniz, bir çok gösteren ve bir çok kelimeyi sözcükle karşı düşündü. Bu çocuk. Dolayısıyla işte lakanın aslında psikanalizde söz konusu olan failin bu konuşan varlık ya da diğer bir değiştireşinde şimdilik eşitleyebiliriz. Öz ne olarak ortaya koyması, psikanalizde ki faali, aslında temelde bu arka plana dayanıyor. Ve dediğim gibi özde öyle bir şey ki yani bizim üzerimizde o kadar etkili ki bizim hakkımızda sadece konuşulan şeyler değil, bizim hakkımızda konuşulmayan şeylerden de etkilebiliyoruz. Bunun çok basit bir örneği var. Çok klasik kikayı biliyorsunuzdur bana babam hiç seni seviyorum demedi. Demedi, bakın seni seviyorum aslında baktığınızda dilin bir iki tane kelime'nin yanına gelip oluşturduğu bir sözlizi. Ama işte bakın bu kişi bir kişi kalkıp otuz yaşında. Ya da işte başka bir yaşında artık her neyse kalkıp böyle bir kelime kullanıyorsa böyle bir cümle kuruyorsa demek ki işte sadece özlemin üzerinde söylenmiş sözlerin değil, söylenmemiş sözlerin de etkisi var. Dolayısıyla buradan şunu özetlemek mümkün öz ne dilin bir etkisi olarak ortaya çıkıyor. Lakancı psikanaliz olsun. Peki ve bu öyle bir şey ki özlenin dille ilişkisi, henüz öz ne heni konuşmadan önce, hem doğmadan hem de konuşmadan önce başlıyor. Dolayısıyla burada lakanın en temelde ayrıldığı bir noktada var bazı dil bilim teorisiyenleri gidiyor. Lakan kendisini dilin bir araç olarak gören bir araca indirgeyen tüm akımlardan ayrı bir noktaya koyuyor. Lakan için dil bir araç değil, dil tamaksine, tam tersine bizim içine doğduğumuz bir şey ve onun etkilerine malrusu kaldığınız bir şey. Dili netkisini anlamanın çok basitle bir yolu var. Birisi karşınızla geçip size çok kötü bir söz söylersen size hiç hoşunuza gitmeyen bir şey söylersen zaten dilin sizin nasıl etkilediğini de çok iyi anlarsın. Ama öyle olmasına da tabii gerek yok. Dolayısıyla işte lakanın Freud'un öğretisine getirdiği en temel katkı kısacası öylersek çok indirgeyerek konuşuyorum. Aslında bu konuşma denen pratiğin neden bir kişi de değişim yarattı ve özne mi kendi kendini hakim olmayan olarak ortaya çıktı ve dilin sözcüklerin gösterenlerin etkisiyle birlikte yoğrulduğunu oluştuğunu söylenez. Bu nokta çok çok önemli. Lakancı psikanalize belki bu noktadan bir giriş yapılabilir. Çünkü bazen şunu söyleyebilirim size kısaca. Tabii lakancı psikanaliz diye bir şey var. Demek ki lakanın ortaya koyduğu öğretinin bir etkisi olmuş ve lakancı psikanaliz diye özel bir şey orkaç. Çünkü lakanın zaten zamanında diğer psikanalitik ekolilerle yaşadığı sıkıntı. Adlı adınca söylersek ipayla yani ustalarası psikanaliz birliğiyle yaşadığı sıkıntılarını en temelinde zaten bu kavram sallılaştırma farkı yer alıyor. Lakan biliyorsunuzdur belki 1963 yılında ipadan ayrılıyor. 11. Seminer itibariyle ve 11. Seminerin Türkçesi de var bu arada. Metisiye inlerinden çıkıyor. Tövk yıllar önce dili ferahirken çevirdi ve 11. Seminer itibariyle lakan artık tamamen kendi yoluna, kendi öğretisini odaklanıyor ve kendi öğrenciler ile birlikte devam ediyordu. Dolayısıyla burada anlatmaya çalıştığım şey şu. Lakan işte psikanalizi ele alırken konuşmanın dilin özdeyi nasıl kurduğunu nasıl etkilediğini ve nasıl dönüştürdüğünü ortaya koymayı anlaşıyor. Peki bu girişi temel girişi yaptıktan sonra Lakanci psikanalizin kimle çalıştığını size anlattıktan sonra biraz perspektifimi kaydıracağım ve bir vakı üzerinden şu sovyak cevap olmayan çalışacağım. Bir insanı dinlemek gerekiyor mu? Niye bir insanı dinleyelim? Yani bir insan gelmişse o kabin semptonları varsa, vardır işte 1-2 sengilacı geçersin. Ya da işte bir takım bilizsel davranışı terapiyon temleri uygularsın o semptonlarına azaltmaya çalışırsın. Neden bir insanın sorunlarını problemlerini anlamayı ihtiyaç bu? Yalım ki. Bence bu da çok önemli bir soru. Psikanaletik klikinik üzerine konuşacaksan. Öyle ya bu şeyin işe yarıyor olması lazım. Kalkıp yıllarca bu öğretiyi öğrenmek bu öğretinin içerisinde yorulmak istiyorsan. Dolayısıyla size şöyle bir baka örneği vermek istiyorum. Ben bu vakayı Polver HG diye belçıkalı bir lekancı psikanalisi var. Polver HG'nin on bin normal en adır dizorduruz. İşte bundan aldım. Türkçesinin şöyle söyleyebiliriz. Normal olmak ve diğer bozukluklar üzerine diye bir kitap. Türkçesi yok da bir İngilizce bir kitap var. Bu vakada on beş yaşında araba gırsızlığı yapmaktan dolayı polis tarafından yıkalanmış bir erkek çocuğunu. Aynısı tanık olması ve hızlı bir tedavi için psikola aletürüyor. On beş yaşında bir çocuk var ve araba ırsızlığı yapmaktan dolayı sürekli başı belaya geliyor. Ve işin daha da kötü yanı bu çocuğun ilk bukuatı değil. Yani öncesinde de tekrarlayan bir takım araba çalma davranışları var. Ve işler eğer böyle devam ederse çocuk ceza alacak. Dolayısıyla çocuğun davranışların hareketlerini düzeltmesi gerekiyor. Şimdi bu vakayı en az iki şekilde değerlendirebiliriz. Seçeneklerden biri bu çocuk da davranış bozukluğu var da yıp bu uygun su zararınışları düzeltmeye çalışmak. Ki bir çok ekolde bu yapılıyor. Diğeri ise bu çocuk da ortaya çıkan bu semptum. Çökenlerini bulup onu çocuğun kendi öznelliği içerisinde helal var. Yani aslında bu semptumun hikayesini dinle. Bu semptumun arkasında ne yatıyor, merak edip karşımızdaki kişiyi bu vakada ergen bir çocuğu. Bu konuyla ilgili konuşmaya davet etmek ve konuşturma. Ve bu çocuk ne ilki, ne şanslı ki, analitik çalışan bir terapiste karşılaşıyor. Ve ilk görüşmede pis kola ondan bu sorunla ilgili daha fazla ayrıntı istiyor ve çocuk da ayrıntıları anlatmaya başladı. Öncelikle şortaya çıkıyor. Bu çocuğun çaldığı arabaları, markası Mercedes olmadığını. Bakın, birinci öznellik işin içerisinde katıldı. Aslında bu çocuğun araba çalma problemi yok. Bu çocuğun Mercedes Marka arabaları çalma problemi. Dolayısıyla genelliştirilebilir olmaktan daha ilk adımda çıktı. Tamamen özelal bir şey olmaya daha ilk adımda başladı. Arabaları çalıyor, bu çocuk Mercedes Marka arabaları ve onlara hiç bir zarar vermeden ülkenin başka bir yerine gidiyor. Ve arabayı orada bırakıyor ve kendi yaşadığı yeri otostokla geri dönüyor. Bakın, ikinci şey daha ortaya çıktı. Çocuğa özel bir durum daha ortaya çıktı. Bu çocuk arabayı çalıp, herhangi bir yere gitmiyor. Bu çocuk arabayı çalıyor, ülkenin belli specific bir noktasındaki. Ve orada arabayı bırakıyor ve otostokla geri kendi yaşadığı yere geri dönüyor. Ve bu arada arabayı falan zarar da vermiyor hani böyle. Ve psikoluk ona, çocuğa bunların nedenini sorduğunda şöyle bir yanıt alıyor, bilmiyorum. Çocuk bunların neden yaptığını bilmiyorum ama yapıyor. İkinci görüşmeler. Psikoluk, çocuktan çocuğun ailesiyle ilgili daha fazla bir bir bir al biliyor. Ve şöyle bir durumla karşılaşıyor. Aile de ebeveğinin arasında bir evlilik kriz var, evliliklerin de bir kriz var. Anne seçkin bir aileden gelen birisi, babayısı işçısını fıkökendi. Ama baba çok çalışarak iyi bir sosyal ekonomik seviyeyeyi ulaşmış. Anne'nin bu arada başka bir sevgilisi var. Ve bu biliniyor hem babatara kundan biliniyor hem çocuklara kundan biliniyor. Ve bu ailedeki temel sorunu zaten bu. Ve baba bu durumla yüzleşmekten kaçılıyor. Baba hatta öldeki ölümüne çalışan birisi. Ve tahmin edin baba nerede çalışıyor? İşte tam tahmin ettiğiniz yerde çalışıyor. Mersede etsene çalışıyor. Ayrıca çocuğun arabaları çalıp ülkenin başka bir yerinde bıraktığını söylemiştir. Hatırlarsınız. Ve tahmin edin çocuk arabaları çalıp nerede bırakıyor? Anne'sinin soyağının hala bir prestece sahip olduğu yere gidiyor. Yani anne'sinin memleketine gidiyor. Ve arabaları gidip orada bırakıyor. Dolayısıyla bakın çok basit, iki seyanslık bir sekan salınatlım size. İki seyanslık çok somut bir sorumla gelmiş bir çocuk var. Arkadaşlarımızda.
araba çalıyor. Ve burada bile iki seyans boyunca bu çocuğu kendi seyem tomu üzerinde konuşturmanın. Kendi hikayesi üzerinde konuşturmanın nasıl özel yollar açtığını bu vakta bize çok çok çok iyi gösteriyor diye düşünüyorum. Yani bu çocuk işte kendi hikayesinde ele alamadığı ya da ailesinde ele alamadığı bir takım çatışmaları etrafında bir seyem tom şekillendiriyor ve bu seyem tomu aracılığı ile bu çatışmaları ele almaya çalışıyor. Ama bu öyle bir seyem tom ki ne yazık ki bu çocuğun başını belaya sokan sıkıntıya sokan bir seyem. Ve bu çocuk işte bu seyem tomu ile bir psikoloğun karşısına geldi. Ve bu psikoloğuna çocuğum böyle yapma sana yakışıyor mu demek yerine bir anlat bakalım ne oluyor dediği anda ve çocuğa bununla ilgili daha fazla ayrıntı vermesi konusunda bir yönlendirme yaptığında karşımıza tamamen öznel tamamen bu çocuğa özgü bir iki aileç bir. Dolayısıyla işte şu sorunun cevabını bu dan anlamak mümkün. Neden bir insanı dinleyelim? İşte bu yüzden dinlemezseniz bu sorunun nasıl çözebileceğinize dair bir fikir edinmek de çok sonunda şöyle olur şunu söyleyeyim bu çocuğun darını spozlukluğunu çözebilirsiniz çözülmeyecek bir şey değil ama başka bir bozukluk ortaya çıkar. Onu da çözerseniz ama başka bir şey ortaya çıkar. Dolayısıyla işte bir sorunluğun entemelden ele alman. En kökenden ele almanın gerekli bu vakak bence bize çok iyi gösteriyor. Ve bu bağlamda düşündüğünüzde bu çocuk için araba çalma semptomunun bu çocuğun ailesinin arzusuna yani büyük öteki diye bir kavran varla kancılıkta büyük ötekinin arzusuna öznel bir yanıt olarak ortaya çıktığını söyleyip hepsi. Aile de bir var bir sıkıntılar var muhtemelen bu çocuktan da bir ton şey talep ediyorlar bu çocuk o kavsun içerisinde ve bu çocuk bu sorunlara bu sıkıntılara bu çatışmalara ve ötekinin arzusuna bir yanıtırı diyor. Ve bu çocuğun bu davranışlarını ailesinin az önce bahsettiği miktayısından ayrı düşürmek mümkün değil. Dolayısıyla yine teorik noktaya geri dönersek burada iki tane boyut var. Bir tanesi ilk başta bahsettiği özüne boyutu bir tanesi de büyük öteki derken şöyle bu İngilizce de büyük harfli ağdırla yazılıyor ve Fransızca da büyük harfli aile ot diye yazdıyor. Ve bunu da Türkçe'ye çevirirken büyük harfli öyle öteki ettiği ailesiniz. Vele ben cılıkta bir de küçük öte gidiyemiz kavran. Bu iki kavramın arasındaki farkı size çok kısaca anlatacağım. Küçük öteki demek şudemek bize benziyen bizim gibi olan ötekiler. Mesela. Psikoloji öğrencisiniz üçünün sınıfta okuyorsunuz. Üçünün sınıftaki diğer kişiler gibi. En basit haline. Yaşıtlarınız, meslektaşlarınız ayrıca böyle bir değer atfetmediğinizi, idealleştirmediğiniz birtakım diğer insanlar sizin gibi olan size benziyen insan. Bir de lekancı psikoloji izle büyük harfli yazılan öteki var. Bu şu anlamı geliyor. Size radikal olarak yabancı olan öteki. Bunu şöyle düşünabilirsiniz. Bir çocuk için mesela anne ve babası ona yabancı olan ötekiler ilk başta. Annelik, babalık ona yabancı olan onun bilmediği birtakım ötekiler olarak konullanan pozisyonu. Ya da bunu daha da sonluklaştıralım. Hani daha gündelik örneklerle sonluklaştıralım. Mesela çok idealleştirdiğiniz bir hocanız olabilir bu büyük öteki. Onun söylediği her söz sizin üzerinizde diğer kişilerin söyledikleri sözlerden çok daha büyük etkiler yatır. O size bir şey söyler, bir bakış atar, size bir meyla tar, meyilde bir noktayı bir gülü atlar. Sizin çok hoşunuza gitmeyen bir ifade kullanır ve günlerce belki aylarca onun hakkında düşünürsünüz. Acaba bana niye böyle söyledi? Acaba artık beni eskisi gibi görmüyor mu vesaire. E bunun işte ya da bir şey gibi de düşünülürsünüz bazen aşık olduğunuz bir kişi olarak da düşünülürsünüz. Dolayısıyla büyük öteki dediğimiz şey bir pozisyon, bir konum hayatımızdaki çeşitli insanlar, çeşitli kurumlar ve kuruluşlar bu pozisyonu bu konuma geçebilme özelliğine sağlıyor. Ve ilk büyük öteki olarak söylediği lakanın İngilizce Düsöz oyunu yaparak anne. Çünkü İngilizce de lakan şöyle yazıyor. Küçük harfli me, büyük harfli o madır. Yani bir anmenin içerisinde bir büyük öteki var, bir öteki var. Dolayısıyla işte çocuğun ilk doğduğu anlamı itibara büyük ötekiyle bir ilişki içerisinde. Ve büyük ötekiyle ilişkiyi içerisinde girebilmesinin aracı değil. Tamam. Burada çocuğun somut olarak konuşması ya da ebemeyinlerinin somut olarak konuşması değil. Bu dili ağzımızdan çıkan kedimeler gibi konuşulmuyon değil. Çünkü bu kişiler sarı ve dilsiz olabilirler ve işaret dili de kullanıyor olabilirler. Yani bir konsept olarak değil. Tamam. Bir şekilde çocuğun ötekinden bazı işaretler alması, bazı göstergeler almasından bahsediyoruz. Ve işte bu vakadan bize çıkartılabilecek ders şu psikanalizde semtumun çabukat ortadan kaldırılması gereken bir şey olarak ele almış. Semtum öznenin büyük ötekinin arzusuna, büyük ötekinin ondan isteklerine taleplerine verdiği en biricik, en pususi yanıt olarak okuluruz. Semtum sayesinde ve öyle bir işleri var ki semtumun psikanalizdeşisinden analiz semtum sayesinde mümkünale gelebilir ve onun aracı da öyle, semtum aracı da öyle bir kişinin öznelliği ele almak için. Ve işte analizde, analizana eşlik eden kişi olmak durumundadır, konumundadır. Onu analiz eden değil. Çünkü psikanaliz analiz eden analizanın kendisidir. Analizan kendi kendine analiz eden. Ama burada sakın şu kafa karışıklı oluşmasın. O zaman ben oturayım, o to analiz yapayım. Yok arkadaşlar, o işler öyle olmuyor. Çünkü konuşmanız gerekiyor. Ve bir ötekine konuşmanız gerekiyor. Ve bu ötekini hem tükü tükü olarak bazen görmeniz, hem bazen büyük ötekin olarak görmeniz gerekiyor. Bu ötekini konuşurken ona onu birtakım pozisyonlara konumlara koymanız gerekiyor. Ve işte şunu sağlıyor bu büyük ötekin pozisyonuna koymak analiste. Belki de ölmüş olan ebeveynlerinizde hiçbir zaman çözemediğiniz birtakım sorunları bu büyük ötekin pozisyonlar geçmiş analiste, yansıtarak ona konuşarak geçmişe dönüp ele alamayacağınız birtakım konuları bu analiz aracı lila ele alabilmenizi sağlıyor. Çözemediğiniz bazı konuları. Hiçbir zaman geriye dönüp güzel temice eniz bazı şeyleri tekrar tekrar bu pozisyona koyduğunuz analiste birlikte ele almanızı sağlıyor. Ama tabii buradan şunu da kısaca söyleyeceğim çok uzatmadan bir analistin nihayi pozisyonu büyük ötekin olmaktay. Çünkü büyük ötekin olmak aynı zamanda kişiye directisler vermek birtakimlerde bulunmak ve ona gideceği yolu göstermek dedi. Ama bu konuyu çok fazla ilerletmeye can çünkü bu daha ileri bir tartışmayı getiriyor. O tartışmaya çok kısaca bahsedeyim. A'n estesi diye bir şey var. Psikanalist de obce, pöti, a duymusunuzur ila yine böyle süsdük aramlar an bir tanesi. Ve bu analistin belli bir noktadan sonra obce pöti yani a'n estesi konumuna gelmesi gerekiyor. Ama burası şimdi lik hepinizin bir arzum nesnesi soru işaret olarak kalstir. Peki o zaman işte burada şunu söylemek çok önemli. Psikanaliz uçusundan semptom bir an önce ortadan kaldırılması gereken bir şey değil. Peki ne semptom psikanaliz uçusunda? Burada işte tekrar froyda dönmek gerekiyorum. Ben kendimi dönmiyorum. Lakan dönmüyoruz hatten froyda sürekli. Biliyorsunuz lakanın 1953'te başlıyor seminerleri ve lakan şöyle atlanmıyor. Froyda dönüş diye atlanmıyor. Lakan verdiği seminerler ve 25 tane seminer veriyor. Taki ölmeden bir yıl öncesine kadar. Psikanalizda çisimden semptom bir kişinin öznelliğine ele almak için bir özenenin öznelliğine ele alabilmek için girilen kapı olarak düşündüğüm. Ve froy, semptom için çok önemli bir şey söylüyor. froy, semptom da ikame bir duym olduğunu söylüyor. Bakın bu nokta çok önemli. Ikiame bir duym vardır diyor. Sapsdü, Satisfaction İngilizcesi. Yani froy, şunuk anlıyor. Hastalarıyla konuşuyor, hisserik hastalarıyla konuşuyor, o psisik hastalarıyla konuşuyor, konuşuyor, konuşuyor. Semptomların bir noktaya kadar gerilediğini görüyor. Ama bir noktadan sonra semptomların tekrar geri geldiğini ya da ısrarla varlıklarını sürdürdü. Ve froy, bu noktada şöyle bir soru soruyor. Niye? Neden böyle bir noktadan sonra bir noktadan sonra konuşuyor? Ve froy bunları söylerken semptomların içerisinde ikame bir duym olduğunu söylüyor. Yani öznelin semptomundan keyif aldığımız söylüyor. Ve lekan tam olarak bu noktadan yola çıkarak ortaya cüysans kavramına söylüyor. Cüysans şu demek. Bir çok anlamı var Fransızca'da. Orgasma anlamına geliyor. En cüysans, yani keyif anlamına geliyor. Ve bir de hukuki anlamında bir hattan yararlanmak anlamda. Lekanın kullandığı kapsamda hepsini içeriyor ve lekan şöyle bir manada kullanıyor. Cüysans bir keyif ama şöyle bir keyif. Acı
veren bir keyif. Sıkıntı veren bir keyif. Çok basitse indirgeyecek söylersek arabesk. Ama tabii tamamen karikatürüzeye diyorum tamam mı? Yani sakın öyle düşünmeyi çok karikatürüze etmek için söylüyorum. Daha somutlaysın diye söylüyorum. Yani işte arabesk şarkı dinleyip bundan keyif almak içmek sevgilim beni terk etti. Şöyle terk etti. Ben mafuldum. Bir şekilde giden iki ayı var ya. Bu tabii en somut görünür hali. Ama bir çok öznenin symptomunda bu cüysans çok daha gizli çok daha saklı. Dolayısıyla bir psikanımızın amaclarından bir tanesi de symptomla ilgili şunu açığa çıkarmak. Bir hikaye yağı çığa çıkarmak iki kişinin bu symptomdan aldığı keyif et cüysansı açığa çıkarmak. Hemen bu noktadan sizi başka bir vakaya götüreceğim. Ne demek symptomdan alınan cüysans. Bu kadar önemli bir şeyin. Öyle ya insanlar bize geldiklerinde ne diyorlar? Ya benim böyle bir sorunun var. Beni bundan kurtarın. Ben ilişkilerin ve bir türlü yürütemiyorum. Bana ilişkilerimi nasıl yürüteceğimi söyleyeyim. Anlatın. Ben erkekleri etkileyeyim. Etkileyemiyorum. Nasıl etkileyeceğim. Ben kadınları etkileyemiyorum. Nasıl etkileyeceğim? Ve sayere ve sayere. Bu vericeyim. Örnek Türkçe bir kitab tanıaldığımı şey. Türkçe derken Türkçe'ye çevirmiş fikte. Deriyim nedir? Ankorya'yınlarından çıkan depresyon, yaz ve melancholy diye bir kitabı var. Kesinlikle okumanızı öneririm. Bu kitabda bir vakap. Bu symptomın içerisindeki hikayeyi ve symptomdan alınan cüysansı yani hikayeme tatmini çok güzel anlatan bir vakolduğu için seçtim bu vakit. Şimdi anlatıyorum bu vakayı size. Bu vakadaki analizan Londra'da yaşayan bir kadın. Bu genç kadın en sonunda erkek arkadaşıyla beraber evet taşınmayı başardığımda derin bir depresyona gidiyor. Yani durum şu. Sevgilisi Amerika'da yaşıyor ve iki yıl boyunca ilişkilerini uzaktan suyudurmuşlar. Hafta sonları uçak yolculuğu yapıp görüşüyorlar. İşte birisi bazen Amerika'ya gidiyor, biri bazen Londra'ya geliyor, görüşüyorlar. Ve sonrasında o hafta kim geldiyse yaşadığı şehre geri dönüyor işi için gücü için. Kadının partneri olan adam bir noktadan sonra Londra'ya taşınıyor. Ve bu zahmetli ilişkideki yolculuğun ve ayrı kalmanın yarattığı zorluklar sonaya gidecek diye umutlanıyor ikisi. Çünkü düşünün yani birisam erikada birisi Londra'ya yakın yerlerde değil pek zor bir ilişkiler. Ve bu noktadan sonra adam Londra'ya taşınıyor. Kı taşınıyor kadının yanına ve bu noktadan sonra adamlık kadın aileye bir yaşamaya başlıyor. Ama kadın iki gün sonra hüzünlü atıl keplermiş ve kaygılı bir ruh haline bölüyor. Bu duygular zamanla daha da ilerliyor ve yayılıyor bütün hayatına kadın. Ve ilişkilerini bitiriyor. Bu ilişki bitiriyor. Tam kavuşmanın gerçekleştiği anda bu ilişkinin çatırıda maya başladığı an ve ilişki bitiyor. Bu kadın bu ilişkiyi bitiren deplesif durumunu neyin tetiklediğini ancak yıllar sonuna başladığı analizde anlayabilecek bir diyor. Deriyen nedir? O anda zaten bir çözümde bulamıyor bunu ayrılıyorlar ve adam gidiyor o kadın da kendini yollardır. Ve bu kadın bunu yıllar sonra başladığı analizde ele alabilir. Bunu nedenle anlayabilir? Neden tam da istediğini aldığı anda her şeyde almış ve ilişkisi bitmişti. Böyle bir soru çıkıyor bu kadın için o o da analizde. Ve ilk açıklama basitçe şu mesafeyle karakterize olurmuş bu ilişki bu değil mi? En baştan itibarın uzak mesafe başlamış uzak mesafe ortadan kalktı. İkisi birbirine kavuştu. Dolayısıyla arzu. Söndüğü ve kişi arzunun yerine koyacak bir şey bulamadığı için depresi onu koy. Önceden hep bir taeyülü vardı, fantasisti vardı, onu item bir güç vardı. Hafta sonu, şey gideceğim. Amerika ve gideceğim ya da aptasını. Erkek arkadaşım gelecek burada çok güzel vakit geçireceğiz. Tarzı bir taeyülü vardı ve onu canlı tutuyordum. Ama diyor derin müyüdür. Durum kesinlikle bu kadar basit değil. Bu çünkü çok genel geçer bir açıklama. Bu her vakada öyle olması gerekiyor bu vakada geçerliği için. O zaman her uzak mesafeliydişkiden yakın mesafeli donelkişeleri depresyona girmesi ayrılması ya da bir takım cikliği problemler yaşaması gerekiyor. Ama şunu da biliyoruz ki çisimlikle durumu ödedi. Bazı insanlar inanılmaz mutlu oluyor. Uzak mesafeli ilişkiden korktuğunu. Ama işte durumu bu kadar basit değil diyor ve durumu ne olduğunu bu kişinin özme likayı ise bağlamında bize anladım. Devam ediyorum o kadar. Kadın anı dizan bu ilişkili ilgili konuştukça kendisi için esas önemli olan anların Amerika'ya gidip geldiğinde ortaya çıkan ayrılık anları olduğunu anlıyordu. Diyor değil mi? Yani kadın için hoşça kaldırması gerektiği anlar çok önemliydi. Veda etmesi gereken anlar çok önemliydi. Tüm anılarına bu veda anları sıraet etmişti. Peki bu anılar onun için neden önemliydi? Peki şunu ekleyin bu arada bir kişinin bir kişi için bu anıların neden önemli olduğunu nasıl anlarız? Hiç sürekli dönüp dolaşık bunlardan bahsediyorsa her konuda dönüp dolaşık meslemeyizlül buraya geliyorsa bu adamdan her bahsettiği anda eskiden ilişkimiz ne kadar güzel değil de başlayan her kelimenin her sözcüğün, her cümlenin sonu bu noktaya bağlanıyorsa şunu söylememiz çok kolay. Bakışı için bu ayrılık veda anları hoşça kalanları çok önemli. Sonra derinlidir ortaya şu soruyu atıyor az önce söylediğini gibi. Ayrılıklı ilgili veda anları ilgili bu anlar. 14 yaşındayken babası kanserden dolayı vefat etmişti. Ama ailesindeki hiç kimse. Ondan babasının neden acı çektiğini ya da bu sürecit ölümle sonuçlanacağından bahsetmemişti. Düşün 14 yaşındasınız babanız kanser ama kimse gelip bu adam kanser ve ölecek demiyor. Babasında bir şeylerin yolunda gitmediğini babasının iyi olmadığını biliyordu. Bunun farkındaydı. Fakat yine de onun öleceğine dair bir taailülü yoktu. Ve ölüm haberi onun için öngürülemez ve deşef verici bir olaydı. Tüm bu zaman zarfında babasını yakından göreceğini düşüyordu. Ya babası düzelecek ve babasının yanına gelecekle onu yakından görecek. Ona kötü haberi okulda vermişlerdi. Ve onun ifadesiyle bu anda intibaren artık hiçbir şey onun için bir anlam ifade etmez olmuş. Babası haftalardır hastane değildi. Fakat kız babasını görememişti. Babasına el ve daha diyemeden babası ölmüştü. Ve bu noktadan sonra artık erkek arkadaşıyla ilişkisini neyin devam ettirdiğini ve neyin bitirdiğini anlamıştı. O kadar uzakta yaşayan bir adama aşık olması basit bir tesadüf değil. Haptası onu yolculukları onun bu ve daha sahnesini tekrar tekrar sahneye koymasını aracılık edin. Her ayrılışlarında tam olarak babasıyla hiç yapamadığı gibi tutkuyla ve dağlaşıyordu. Çok tutkuyla ve dağlaşılan sahneler getirin bir sündür. Tam da artık ve daha edemeyeceği anda yani erkek arkadaşı Londra'ya taşınıp aralarındaki mesafeyi ortadan kaldırdığında aşkı solmaya başlamış ve aşkdan geriye kalan boşlukta depresyon ortaya çıkmaya başlamıştı. Depresyon durumunun altında yatan şey bu vakada bu kişinin bu kadın analizanın babasına hiçbir zaman diyemediği hoşça kaldı. Bir bakın bu kadın bunun yıllar önce yaşamış olmasına rağmen bu paterni keşfedebilmesi. Bu depresyonun arkasında bu ayrılığın arkasında yatan hikaye keşfedebilmesi yıllar sonra gitti analiz de anca mümkün hale gelmişti. Dolayısıyla burada iki tane şey görmek çok önemli. Bu kadın için çok acı verici gibi yorumlama ve daha anları geçsin artık. Ben bundan kurtulmak istiyorum. Yanıma gelsin Londra'ya taşınsın. Mutlamelen bu iki selemin ilişki süre erken adam Amerika'dayken bir psikola gitseydi. Belki de gitmiştir bilmiyorum. Bundan yakınıyor olacaktı. Uzak ilişki sürdürüyorum. Olmuyor. Her seferinde çok üzübüyorum. Ne yapacağım daha az üzülmem için bana bir öneri verir misiniz falan geçtik. Ama aslında bu anda şunu görüyorsun. Bu kadın için bu sempton. Yani bu ayrılık anları o anlaki yaşadığı üzüntüler, neseleler, problemler sıkıntılar. Aslında bu kadın için çok çok önemli bir işlere sahip. Ve ne zaman ki bundan feragat etmek zorunda kalıyor. Yani partneri yanına geliyor. O zaman bu kadın için esas problem sorun ortaya. Evet çıkmaya başlıyor. Olası bir işle psikanalisi de. Lakan psikanalisi, semptoması satüsünü de bu şekilde görmek gerekiyor. Bazen bir insandan semptomunu alırsanız, geriye o insandan hiçbir şey kalmayabilir. O yüzden bu noktaya çok çok dikkat etmek gerekiyor. Hızlıca semptomu geçirmeye çalışmak bir çözüm değil. Bunun örneğini psikoz üzerinden görmek çok mümkün. Siz de bir tane serviste görülen bir hastadan bahsedeceğim. Bu hasta, dinler bir hasta ve obsesif şikayetlerinden, obsesif ve kompleyosif şikayetlerinden ötürü yataklık psikâti servisine bir şekilde geliyor, psikâtiye başlıyor ve sonunda geliyor. Ve bu adam
ve adam için şöyle bir sorun var. Çok dindar birisi bu arada. Bütün şeyleri yaptığı hareketleri yedi kez yapması lazım. Yedi kez ışığı açık kapatması lazım, yedi kez kapıyı açık kapatması lazım mesai de mesai. Aslında baktığınızda çok pür bir oğkb gibi görünüyor değil mi? O possessif, kontrolsif, ozuk. İşte yapmati, cbti, bilisel darınışı terapiyi, az alsın yediden üçe düşsün, üçten bir de düşsün, mesai. Ama zaman içerisinde şöyle bir şey çıkıyor bu adam ne ilgili o diye. Bu adam eğer yedi kere bu işi yapmazsa başına bir şey geleceğine düşünüyor. Ne geleceğini düşünüyor biliyor musunuz? Tabii burada klinik vakalarını konuşuyoruz o yüzden tüm hassasiyetleri bir anlamda bir kenara bırakmamız gereken bir nokta. Bu fekt klinik vaka bu. Peygamberle cinsel ilişkiye girmek zorunda kalacağını düşünüyor. Bakın görüyor musunuz? Burada bu yedi kere yapılan bu hareket, bu adamı koruyormuş. Belki de bu adamın ömür boyu bu yedi kere bu hareketi yapması lazım. Ya da bunun yerine bir şey koyabile ne kadar, bunun yerine ikame bir şey koyabile ne kadar, bir analitik çalışma ile. Bu adamın bu semptumuna, bu kompleci anlarına kesinlik ve kesinlikle dokunmam lazım. Çünkü bu adamdan bu yediği alırsanız çok kavutik bir alana bu adamı sertlikmiş oluyoruz. Onun için sonu gelmez bir dipsiz kuyuyor açmış olma tebrikesi ortaya çıkıyor. Dolayısıyla burada semptumla elalırken psikanalitik açıdan onun işlevini, onun o kişinin özelliğine, dair hikayesini, çok çok çok iyi düşünmek lazım. Peki sempton o değil, sempton şöyle değil, sempton böyle değil, e psikanalizin semptonla işine ne yapacağız? O zaman hepimiz panik atığımız varsa ömür boyu panik atak. Ya da bir tekim, o psikopsi sepsetomlarımız varsa ve psikotikte değilsek ömür boyu o psikopsi sepsetomları sürdürmemiz mi gerekiyor? gibi bir soru da o teşke. Diğer de depresyonda gelmiş bir insan. Ya sen depresyondasın, bu senin semptonun dur biz bunu geçirmeyelim. Sen de bana on beş sene gelme şeyimiz. Gel bana para ver belki iyi olursun mu? İttağımız. Kesinlikle değil. Psikanalizin sempton üzerinde yaptığı bir operasyon var. Sepson'un dönüşümü mümkün hale göre bir bir psikanalizde. Bunu yine çok derin bir konu, bir çok farklı dörtü, ünlü bir dörtüsünü özellikle ele almamız gerekiyor. İstansızı dairin tümle ele almamız gerekiyor. Çok uzun bir yoldan devam etmemiz gerekiyor. Ama bunu çok böyle popüler bir örnek üzerinden verebilir. Söyle bir örnek bu. Bir jumbo diye bir film var. Biliyorsunuz değil mi? Jumbo diye bir film var. Bu jumbo film sorunuşu. Bu jumbo film kulakları çok büyük. Böyle taşa alarak kadar sarkıyor. Ve herkes onunla dalga geçiyor. Ve bu jumbo bu konudan dolayı inanılmaz derecede depresif ruhale sahip değil mi? Herkesin onunla dalga geçtiğini çok büyük kulakları olduğunu, bu kulaklara keşke sahip olmasayıp olmaması gerektiğini falanmış. Ve sonra bir kainlilerliyen vakitlerinde bir yanlış olmasın için de tamam hatırlamıyorum. Kuş da yer halde bir kuş arkadaş ediliyor. Ve bu kuş arkadaşında zaman içerisinde şunu öğreniyor an diye. Bu kuş arkadaşıyla birlikte keşfediyor bunu. Bu büyük kulakları jumbo uçmak için kullanabilir. Ve jumbo bu büyük kulaklarını uçmak için kullanmaya başladığı anda bırakın diğer filler gibi diğer hayvanlar gibi sıradan bir hayvan, sıradan bir fil olmayı kendisi diğer bütün hayvanlardan diğer bütün fillerden ayıran diğer bütün hayvanlar demeyelim de diğer bütün fillerden hiç olmazsa ayıran bir özellik tamamen ona has ona husursiyoğlan bir özellik kazanmış oldu. Dolayısıyla bir jumbo fil, bir analistin, ne kancı psiklet analistin karşısına geldiğinde ya da ne kancı yönelimini çalışan bir psikotere psiklet aslında geldiğinde. Amacımız onun kulaklarına ameliyat yapıp onun kulaklarını küçültmek değil. Onun kulaklarını küçültücek bir takım şeyler vermek değil. Ya da onu ya üzülme, boş ver. Geçer bunlar pozitif düşün, anda kal. İşte mindfulness falan filan demek değil. Ama şu bu kişiye o kulaklarla aynı bu kuşun yaptığı gibi neler yapabileceğini göstermek. Bu örnekle uçmuş başka bir örnekle başka bir şey yapabilir. Başka bir örnekle bu kulaklarını önemli tamamen ortadan kalkabilirdi, bu özüntüden kurtulabilirdi ve başka bir takım potansiyallerini, başka bir takım onu hususi kılabilecek özellikleri olmaya çıkabilir. Ama işte bir psikanalizde amaçladığımız şey yapmaya amaçladığımız şey, tam olarak kişiye özgü olan şey yani semtomalık dönüştürmek ve bu dönüşümle birlikte o kişiye kendi öznelliği, kendi hususi olduğu yeni teslim etmeye çabalamak çalışıyor. Bir bu şu manaya geliyor. En baştan edildi. Öz ne büyük ötekinden gelen sözlere, büyük ötekine tabi, dilet abi, büyük ötekinin sözlerine, sözcüklerine, fantazilerine, onun hakkındaki düşüncelerine tabi. İşte bir psikanaliz namajladığı şey şu. Öz ne büyük ötekinden mümkün olduğunca ayırmak. Yani artık sizin için önemli olan insanların annenizin babanızınızı zamanında size edildiği bir sözün hayatınızı o kadar da belirlemiyor olmasını sağlam. Sizin kendi yolunuzu, annenizin babanızın, eşinizin dostunuzun etrafınızdaki önemli kişilerin, kurumların, ideallerin yolunuzu çizmesini yani şundan kurtulmanız sağlamak. Bu ideanlere göre tamamen yaşamaktan kurtulmanız sağlamak. Ama bu şu anlamada gelmiyor. Tamamen kurtulmak değil, tamamen kurtulmak, ölümle falan anca mülkü. Mümkün olduğunca kendi öznelliğinizle birlikte büyük ötekin ile hiç günizi sürdüm. Mesela. Hem kendi öznelliğinizin olduğu, hem size en has olan size en hususi olan şeyin bir yandan çalıştı. Hem de büyük ötekin ile ilişkide olduğunuz. Hem küçük ötekilerle, hem büyük ötekin ile hem toplumla kültümle, sanatla, edebiyatla neyse gideceğimiz yok. O gideceğiniz yönlü, hem ilişkide ama hem de hususi bir şekilde ilişkide olduğunuz bir yol açmak. Bu soruyu kızlıca cevaplayacağım. Bu çok güzel bir soru. Büyük ötekinden ayrılıp, ayırıp başka bir büyük ötekin yemiyorlendirmek gerekiyor. Kesinlikle haliz. Çünkü bir kişiyi, bir büyük ötekin ile anayırıp, başka bir büyük ötekin ile yönlendirmek. Aslında o kişiyi istediğiniz yeri yönlendirmek olursunuz. Çok basitçe söyleyeyim. Bir kişi diyelim ki, işte sanatla ilgilenmek istiyor, okunuyo dair bir takım ailesinin idealleri var. Siz o idealleri, yıkıyorsunuz yerine başka bir ideal koyuyorsunuz. Bu değil. Bir psikanerizin amacı sonucu kesinlikle bu değil. Dolayısıyla işte, size dedim ya, analistin aldığı niyayı pozisyon bir büyük ötekin pozisyonu değil. Büyük ötekinin ötesine geçmesi gerekiyorlar bizim o an esnesi dediğim arzu nesnesi konumuna geçmesi gerekiyor. Bunu şöyle özetleyebilirim. Bunu Freud'un verdiği çok güzel bir yanıt var. Freud şöyle diyor. Bir analist, aktarımı, ceketi sırtında taşır gibi taşımalı diyor. Ne alıp onu üzerine giymeli, ne de onu fırlatıp atmalı. Dolayısıyla işte bir analistin. Psikanelizle ki konumu tam olarak bu olmalı. Ne analizanın ona atfettiği şeyleri, idealleri, aşk talebini, sevgi talebini, karşılık bunlara karşılık vermeli. Yani mesela onu yönlendirmek, ona aşık olmak, ona bir takım idealleri yönlendirmek, analistin yapacağı çekecinlikle bu olmalı. Ne de analizanın, hastanın, işte danışanın artık her neyse, ona yönlendirdiği pozisyonları, onu koyduğu konumları elinin tersiyle edip itip retleti. Analistin pozisyonu tam olarak bu şeyleri hem kabul edip hem kabul etmemek. Kabul etmek ama ona istediği yanıtı vermemek. Bazen kabul etmemek. Dolayısıyla Freud'un verdiği örnekten daha iyi anlatabilen bir örnek ben bugüne kadar duymam. O ceketi sırtınızda taşımanız gerekiyor. Tamam. Bir kişiyi, bir büyük etekinden, yani bir idealli, bir etkiden alıp başka bir büyük ötekini gönderirsiniz. Aslında analizin tam tersini yapmış olur. Kişenin kendi yolunu bulmasını sağlamak çok önemli. Lakanın aslında kendisini daha farklı, pozroydenlerden daha farklı bir noktaya koymasınının en temel sebebi bu. Çünkü şöyle bir şey var. Bütün diğer pozroyden ekoallerde değil. Ama bazılarında analizin sonunda analistin güçleyi buzuyla özeşleşme gibi bir son taayüledi. Özellikle eko psikolojisinde, anafroydu ve devamının takipçilerinin takip ettiği şeyde. Lakan bunu çok eleştiriyor. Bu diyor işte Lakan, bir kişiyi bir büyük etekinden alıp öbür büyük etekine pastamak gönderdi. Kişiyi kendi hususiyetini, kendi yoluna yönlendirmek buradaki esas önemli olanla. Dolayısıyla işte Lakan, büyük eteki pozisyonunda kalmamak gerektiğini kendini bir analistin kendisini analizana özleşteşebileceği bir fikir olarak sunmaması gerektiğini söylüyor. Hatta bir kişi eğer analizin sonunda analistiyle özleşleşiyorsa o analiz daha yeni başlamıştır diyor Lakan. Yani çünkü bir yarı özleşteceksiniz zaten buna yapacak bir şey yok. Ama lakanci psikoloji, ama bütün bu özleşleşmeleri dağıtmak. E bebe inlerinizin söylediği sözlerle olan özleşleşmelerinizi, ideallerinizde olan özleşmelerinizi. Dağıtmak derken hepsinde dağıtmak değil. Yani tamamen her şeyi dağıtıyoruz ve kişiyi bir kalbini.
şimdi bırakmıyoruz. Ama bunları ele almasını sağlıyoruz ve kişinin bunları içerisinden ya da bunları alternatif, hep yeni bir yoldan başka bir yola gitmesini almıştır. Bir diğer soruya geçeyim buradan, hemen terapist arzun estesi konumuna nasıl geçebilirdi ki? Çok güzel bir soru. İnanılmaz doğru bir soru ama nasıl yanıt vereyim bilemedim. Şöyle yanıt verebilirim size. Daha ileri bir okumaya davet edebilirim size. Yine lakanci psikanalize bir giriş diye bir kitap var. Burus Finkin. Lakanci psikanalize bir giriş. Bu kitabın özellikle ilk beş bölümü tamamen aslında bu konuyu anlatıyor. İki soruyu ele alıyor bu bölümler. Birinci soruşu, bir insan niye analize gelir? Ya lahtta niye terapiye gelir? İkinci soruda şu bir terapide değil, bir analizde, ama analizde terapide buna ekliyorum. Analiztin konumu ne olmalıdır? Dolayısıyla sizi belki buna bu kitabı daha ayrıntılı okumaya yönlendirebileyim. Ama kısaca söylülemem gerekirse şu. Tam froyu duym dediği pozisyonu da kalırsanız. O kişiye ne sizi koyduğu pozisyonlara geçip akıl veren, tavsiyeler veren yönlendirmeler yapan birtakın birinç düzeyin daha çıklamalar yapan. Bir kişi konumuna geçmezseniz. Ne de onun size yansıtlığı şeylere elinizin tercih ile itmezseniz ve bunu bir süre sürdürürseniz zaten arzun esnesi konumunu otomatik olarak geçemilirsiniz. Birye kısa bir yanıt olarak size vereyim ama bu tabii çok çok verin bir okumayı prati vesaire gerektir. Hayvanfobisi, yedi kez ışığı açıp kapatmak daha spesifik bir sempdom iken hayvanfobisi daha yaygın ve birçok insan tarafından benzer yaşamından bir sempdom gibi görünebiliyor. Bu da lakancı psikanerize nasıl yapmış oluyor? Fobi konusu yine lakanın çok etraflıca el aldığı bir konu. Şöyle ki Fobi deyince aklımıza psikanerize kim geliyor? Çok meşhur bir çocuğumuz var. Küçük hans. Lakan küçük hansı tekrar tekrar tekrar tekrar tekrar tekrar tekrar elavlıyor. Örütse boyunca. Ve lakan bu vakayla birlikte bize şunu gösteriyor. Fobilerin de bu bir özlenin russallığında çok önemli bir yer olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla bir kişinin bir hayvana dair. Fobisi varsa işletiyorum böcek fobisi var. Tamam mı? Bu kişinin böcek fobisi olması bu kişiyi hala genelleştirilabilir bir katıgırı olduğunu koyabileceğimiz anlamına kesinlikle geldi. O kişinin o böcek fobisini neyle ilişkili olduğunu bulmamız lazım. Çünkü baktığınızda semptonlar bir anlamda bir dününden çok da farklı değil işte. Yani panikatak diye bir şey var. Ama herkesin panikata aynı anlamı geldi. Ama şunu yapabilirsiniz size. Bu arada şunu da söyleyeyim size. Psikaneriz ağıricinde hiçbir şey işe yaramıyor. Hiçbir şey insana fayda etmez. Hiçbir şey insanın sorunlarını çözmez falan demiyor. Tamam? Birisayda ablanız bir değişeriye bir iş. Diğerleri değişeriye bir iş. Ama işe yaramaktan ne anladığınızda bağlam. Ben işe yaramak deyince daha özen halde dönüşüm olarak okuyorum algılıyorum ve daha yapısal bir çözüm olarak algılıyorum. Yapısal çözüm derken de şunu kastediğim ben bir süre ilk satokladım. Biraz akim olduğum bir alan. Bize çok önemli bir şey anlatmış da hocalarımız. 1980 yılında güney Koreli Türkiye'nin ekonomileri birbirine hemen hemen eşit. Gayrı Safi milliyasılası, parvun kişi başına düşen geliri hemen hemen birbirine eşit. Ama şu an baktığımızda güney Kore'nin eşit başına düşen milliyeleri bizim iki buçuk katılması dolar bazı. Bizimki on bin dolar civarındayken atıyorum onlarınki 22-25 bin dolar civarı. Ve şöyle bir soru ortaya çıkıyor. Tabii ki satıcalara için niye ne oldu? Şu oldu güney Kore inşaat sektörüne yönelmedi. Bir takım yapısal reformlar yaptı. Bir takım uzun madeli yatırımlar yaptı. Ve sonuç olarak en bildiğimiz iki tane büyük marikayı üretip başkaları da vardır. Ben bilmiyorum derdi. Bunday birisi birisi samsung değil mi? Tamam, bir günde olmadı. 80'den bu yana 40 sene geçti. Çok uzun suydu. Evet ama şu an bizden çok daha iyi durumda var. Ama işte Türkiye gibi biz yola da girebilirlerdi. İtalya'da dayanıp inşaat sektörü gibi daha kısa vadede para getirebilecek bir yola da girebilirlerdi. Ama işte bunun da bir takım sonuçta bulduk. Dolayısıyla o zaman ki sorunlar dönüp de olaşı farklı formlarda şu an bizi tekrar bulduk. O isiyle bir insanın özlerliğini de yaşadığı sorunlar olan işkisini de böyle düşünebilirsiniz diye düşünelim. Tamam. Eğer kendinize ya da kendi problemlerinize daha uzun madeli bir yatırım yaparsanız daha uzun madeli daha gerçek sonuçlar ve edey dersiniz. Ama inşaat sektörüne yönelirseniz sektörünüz, batarş ve elinizde ne olur onu artık kim bilir. Sanırım biraz bu örnek sonuçlaştırdı, sonuçlaştırmıştır diye düşünüyorum. Parlayet ülkelemesinin çözümünün dinlediğin bir dersi dilim varlığı ölümdürdenmişti. Siz boğanlatımı nasıl değerlendirirsiniz? Hiç duymadım. Dilim varlığı ölümdür. Derken ne kastedildiğine, daha hiç bir fikrim yok. Bir de lakan gibi, biz kanalizde ilgili insanlar konuşurken bazen çok böyle lakan'dan fazla lakan gibi konuşabiliyorlar. Yani o kadar da tabii ki karmaşık lakanı anlamak çok zor ama biraz size belki şunu anlatabilmişimdir. O kadar da zor değil. Evet çok zor. Ama o kadar da ulaşılmaz, o kadar böyle bir takım işte bilinmez formullar. Aman Allah'ım işte şöyle yok, cinsel ilişki yoktur, kadın yoktur. O laları da var. Adım adım, yavaş yavaş, sakin sakin bitmek gerekiyor. İlk önce bu adımın derdiğiniz sıkıntısını başlayıp oraları doğru gitmek gerekiyor. Ben yaklaşık 7 senedir, aktif olarak ilgileniyorum. Emin olun o kadar çok anlamadığım şey var ki henüz lakanla ilgili, psikanalize ilgili. Bırakın lakanı, Freud ile ilgili. Dolayısıyla çok böyle süsdü kelimelerden ben mümkün olduğumca kaçma taraftarı olan bir insanın Dolayısıyla bunu söylüyen kişiye sormak lazım. Dilin varlığı ölümüdük derken de kastediyorum. Delözün psikanalizeleştirilerini derlendiripmiyorum. O bilmiyorum, çok iyi bildiğim bir şey de değil. Delözü çok okumadığım. Tabii ki eleştirir, hakikadır eleştiriyor. Ne yapalım? Başkaları da Fukod'a eleştiriyor. İşte bir takım insanlar eleştiriyor. Onların bilece iş. Lakancı psikanalize cinsellikli bir do gibi kavramların yerine edir. Klasik psikanalize'den farklı yorumlanan kavramlar var mı? Var tabii, libido lakanın kullandığı bir şey ama lakan libido uyuyor. Çok fazla da kullanmıyor. Libido'nun yerine biraz lakan rüyesansı koyuyor gibi düşünelim. Ama her zaman libido fikri devam ettiriyor. Diğer bir noktada cinsellik flayelilakanın her zaman ki burgu su var cinselliye dair. Hatta 20. semineri de lakanın Türkçe çevredildi. Yine metisiye yıllarından çıktı. Ankour Fransızası, Türkçe'ce yine sılaş hala şeklinde çevredildi. Aslında lakanın 20. semineri tamamen cinsellik ve cinsiyete yönelikli seminer. Dolayısıyla belki nasıl bu kavramlarla ilişkilen değili bu seminerden takip etmek bir anlamda mümkün olur. Ben tabii cinsellikli ilgili bir takım yerlerde anlatmıştım bir şeyler. Ama yaklaşık 1,5 saat süren bir sunulmuyor. Şöyle bir kitap önerebidir. Yine size "Alenkın, Jupançıç" diye bir yazar var. Şuraya yazıcam. Bu yazarın neden psikanaliz diye bir kitabı var. Biraz zor bir kitap olmakla birlikte tam olarak lakanca psikanalizde cinselliği nasıl ilalındığını. Hatta Freud'un malle kanını cinselliği nasıl ilalındığını çok çok iyi anlatamı. Biraz ama kendiniz zorlamanız lazım bu kulkian. Tamam çok kolay ile gelmeyen bir kitap. Son olarak son bir soru daha var. Somut şartlarından bahsedecek olursak kısaca psikanaliz solmanın en temel şartı kendi psikanalizinden geçiyor olmak ve geçmek. Onun dışında teoriki çalışmaları ilerletmek sürdürmek ve süper bir yonu almak. Lakanca psikanaliz zehirliği bir psikanalistan ya da bir yüzden çok psikanalistan duruma göre süper mücran almak. Bu işin bir kısmı. Diğer bir kısmı seçiyor. Ben olayı biraz şöyle bakıyorum. Psikanaliz olmak diye bir kimlik var. İşte dediğin gibi sanki işte bir takım aşamalardan geçiyorsunuz sonunda psikanaliz soluyorsun. Ve psikanaliz solunca her şey çözümlenebilir hale geliyor. Ben bu olayı çok öyle bakmıyorum. Ben bunu şöyle düşünüyorum. Diğer bütün alanlarda olduğu gibi. Siz eğer psikanalizle ilgileneyorsanız teorik ve pratik olarak, kılmik olarak. Ve bu yolda psikanalizin etiğinin gerektir diye şekilde devam ediyorsunuz. Yapılması gereken, yani kendi analizinize gitmek, kendisemtonlarınızı ele almak, hasta görev süper bir ziyon almak ve teorik çalışmayı devam ettiriyorsanız. Ve bunu belli bir kurum kuruluş başlığı altında yapıyorsanız bir takım alternatif kuruluşlarda var bununla ilgili. Aslında psikanalizli olmaya doğru giden yola girmizsiniz. Ama psikanalizli olmayı bir hedef gibi görmek. Sanki işte bir takım adımlar var. Ben psikanaliz solacağım. Adamın yanına psikanaliz yazacağım. Sonra gelsin hassalar. Tarzı bir konumlanmanız ilişkilenmeniz varsa. Diğer tüm profesyonlarda, diğer tüm meseklere olduğu gibi
burada da aslında evet zengin olabilirsiniz belki. Çok para kazanabilirsiniz. Bir şeyler yapabilirsiniz. Ama yaptığınız şey ne kadar işe yarar. Analyazanlar, hastalar ne kadar fayda alır. Teoriye ne kadar hakim olursunuz nasıl bir kat kusunlarsınız. O artık biraz size kalmış bir durum oluyor. Ama psikanalist olmak dediğimiz şey en temelde. Furoydun ve lekanlıy psikanalizle işinden şey yapıyorum. Furoydun ve lekanın öğretisi çarçevesinde şekillenmiş bir klinik praksise dair olmak. Bu arada praksisi birkaç kese bulundan praksisi şu demek. Teoriy ve pratik. İkisini bir araya gelmiş abi. Tamam. Yani sadece teorideyiz. Çünkü psikanaliz öyle bir şey ki. Furoydun öğretisi de öyle. Teoriy, pratik, pratik teoriyi besliyor. Yani kendi işe gitsin de bir şey yaratıyor. Böyle dönem bir top gibi düşünün. Teoriy, üste gelince pratik tarafına doğru yiliyor ve öyle öyle devam ediyor. Dolayısıyla bence psikanalist olmak. Hedeflenmesi, amaçlanması gereken bir şeyden ziyade. Deneyimlenmesi gereken bir şey. Hem psikanalize giderek, hem hastalar rüya göreerek. Çünkü şöyle bir kararı da varabilirsiniz. Çok oluyor. Ya bu işe yaramıyor diye düşünabilirsiniz. Hastalar da işe yaramadığını düşünabilirsiniz. Ya da işe yaratığını düşünabilirsiniz. O zaman bir analizin sonunda psikanalisi olmaya ihtiyaçlayamadığınızı gerektuğu imadığınızı düşünabilirsiniz. Anlatabiliyor muyum? Dolayısıyla psikanalisi olmak bir yolculuk ve bu yolculuğun sonunda adınızın yanında bir titri eklenemidir psikanalistimliğe ya da eklenmeyebilir. Ama bence ise önemli olan şey. Bu işin etiğiyle birlikte teorik bir pratik gerekliklerini yerine getirerek devam edin.
Podcast Summary
Key Points:
Lacan'ın Türkiye'ye girişi felsefe, edebiyat ve kültürel çalışmalar üzerinden olmuş, klinik pratikten ziyade teorik alanda tanınmıştır.
Lacancı psikanalizde analizan kavramı önemlidir; analizi yapan kişi analist değil, kendi kendini analiz eden analizandır.
Özne, dilin bir etkisi olarak ortaya çıkar; doğumdan önce başlayan konuşmalar ve söylenmemiş sözler bile özneyi şekillendirir.
Lacan, dili bir araç olarak görmez; dil, içine doğduğumuz ve etkilerine maruz kaldığımız bir yapıdır.
Klinik pratikte, semptomların bireysel hikayesi dinlenmeli; genelleştirilmiş tanılardan kaçınılmalıdır. Vaka örneği: Mercedes arabaları çalan 15 yaşındaki çocuğun semptomu, aile çatışmalarına öznel bir yanıt olarak ortaya çıkar.
Büyük Öteki kavramı, bireye yabancı ve etkili olan ötekileri ifade eder; küçük öteki ise bireye benzeyen kişilerdir.
Summary:
Bu konuşma, Lacancı psikanalizin temel ilkelerini ve klinik pratiğe katkılarını ele almaktadır. Konuşmacı, Lacan'ın Türkiye'de öncelikle felsefe ve edebiyat alanlarında tanındığını, ancak zamanla klinik pratikte de önem kazandığını belirtir. Lacancı psikanalizde analizan kavramı merkezi bir rol oynar; analizan, kendi kendini analiz eden kişidir ve analist pasif bir konumdadır.
Özne, dilin bir etkisi olarak ortaya çıkar; doğumdan önce başlayan söylemler ve söylenmemiş sözler bile özneyi şekillendirir. Lacan, dili bir araç olarak değil, içine doğduğumuz bir yapı olarak görür. Klinik pratikte semptomların bireysel hikayesi dinlenmeli ve genelleştirilmiş tanılardan kaçınılmalıdır.
Örnek olarak, Mercedes arabaları çalan 15 yaşındaki bir çocuğun vakası verilir; bu çocuğun semptomu, ailesindeki evlilik krizi ve annenin sevgilisi gibi çatışmalara öznel bir yanıt olarak ortaya çıkar. Çocuğun arabaları annesinin memleketine bırakması, semptomun aile dinamikleriyle bağlantısını gösterir. Son olarak, Büyük Öteki kavramı açıklanır; bu, bireye yabancı ve etkili olan ötekileri ifade ederken, küçük öteki bireye benzeyen kişilerdir.
Konuşma, bir insanı dinlemenin ve semptomların kökenini anlamanın önemini vurgular.
FAQs
Lakancı psikanaliz, Jacques Lacan'ın Freud'un öğretisini dil ve gösterenler üzerinden yeniden yorumlayarak geliştirdiği bir psikanaliz ekolüdür. Öznenin dilin etkisiyle kurulduğunu savunur ve klinik pratiği bu temel üzerine inşa eder.
Lacan, Türkiye'de öncelikle felsefe, edebiyat, kültürel çalışmalar ve sinema gibi alanlardan tanınmıştır. Zamanla klinik pratikteki karşılığı merak edilmiş ve psikologlar, psikiyatristler ile danışmanlar tarafından da ilgi görmeye başlamıştır.
Analizan, kendi kendini analiz eden kişi demektir. Lakancı psikanalizde analizi yapan analist değil, analizanın kendisidir; bu kavram, danışan veya hasta gibi terimlerin yerine kullanılır.
Özne, dilin bir etkisi olarak ortaya çıkar; kişi doğmadan önce hakkında söylenen sözler ve gösterenler tarafından şekillenir. Sadece söylenenler değil, söylenmeyen sözler de öznenin oluşumunda etkilidir.
Büyük Öteki, kişiye radikal olarak yabancı olan ve idealleştirilen ötekidir; örneğin bir çocuk için anne-baba veya çok değer verilen bir hoca. Bu ötekinin sözleri ve arzusu, öznenin üzerinde büyük etkiye sahiptir.
Semptomlar, öznenin kendi hikayesi ve aile çatışmaları bağlamında ele alınır; genel bir bozukluk olarak değil, kişiye özgü bir anlam taşıdığı düşünülür. Bu nedenle semptomun arkasındaki öznel hikaye dinlenir ve konuşulur.
Chat with AI
Loading...
Pro features
Go deeper with this episode
Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.