171: Kırım mutfağından Türkiye’ye: Lezzetler, yolculuk ve ön yargılar
27m 5s
Podcast bölümünde Ömer ve Lenur, Kırım Tatar mutfağı ve kültürü üzerine sohbet ediyor. Öncelikle Kırım'ın imza yemeklerinden çi börek tanıtılıyor; adının kızgın yağda çıkardığı "çi" sesinden geldiği, hamurunun çiğ olmadığı vurgulanıyor. Ayrıca yantık, samsa, burma ve köbete gibi hamur işleri, boza, kattık ve yazma gibi içecekler anlatılıyor. Mantı konusunda Kırım'da büyük boyutlu mantı yapılırken Türkiye'de küçük mantıların tercih edildiği belirtiliyor. Lenur, Türkiye'deki Kırım Tatar izlerini araştırmak için Eskişehir, Bursa ve İstanbul'u gezdiğini; Kırım caddeleri, camileri ve parkları gibi birçok yeri ziyaret ettiğini anlatıyor. Özellikle Eskişehir'de bir Kırım Tatarının kendisine "Akaylar aru musunuz?" diye seslenmesinin onu duygulandırdığını ifade ediyor. Ayrıca Türkiye'de Tatarlar hakkında yanlış algılar olduğunu, örneğin çekik gözlü olma beklentisinin doğru olmadığını ve dildeki farklılıkların doğal olduğunu vurguluyor. Son olarak, İstanbul'da Fatih'teki tarihi çi börekçiyi ve Eskişehir'de Odunpazarı'nı ziyaret etmeyi öneriyor.
[MÜZİK ÇALIYOR] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'ın yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Bu bölümü de Ömer ve Lenur'la beraberiz. Bir önceki bölümü de söylemiştik. Kinci bir bölümü daha olacak. Ömer, Lenur'la beraber daha da inmek istediğimiz konuşmak istediğimiz şeyler var. Bu bölümde onları konuşacağız. Öncelikle nasılsın Lenur? Tekrardan. Merhaba. Çok iyiyim. Çok sağ olun. Yine de sizinle podcasta buluşmak çok güzel geldi sağ olun. Teşekkür ederiz Ömer. Sen nasılsın? Ben de çok iyiyim. Teşekkür ediyorum. Evet. O zaman direkt konuya giriyoruz. Çünkü bir önceki bölümde biraz daha kendimizden bahsettik kendimizi tanattık. Bu bölümde biraz daha detay şeyler konuşalım istiyoruz. Evet. Ben direkt şunu sormak istiyorum. Benim çok merak ettim. Ömer'le zaten sürekli yemek hakkında konuşuruz podcast ediyoruz. Favori konumuza geldik. Aynı da bile. Kırımın imza yemekleri nerder? Mesela evinizde en çok hang yemekler pişer? Ooooo. Yani şimdi bir söz söylerimde damaklarınız böyle sulanacak. Sen de benim damam öyle sandın. Şimdi ben gözün başkanı söyleyeyim siz sonunu söyleyin tamam mı? Çi börek. Emin gerçekten hazırım. Ben hazırdım. Evet bu yemeklerimizin kralıdır aslında. Evet. Çi börek dünyadan am kazanan bir yemek yani. Dünyanın herhangi bir yere gidersen çi börek bulmak inkanın olacak diye düşünüyorum. En de Türkiye'de iken çok gördüm. Yani eski şehirde. Esat sen her yerde, her adamında çi börek, çi börek, çi börek yani. Bu bizim milli yemeğimiz dediğim gibi çok meşurdur. Çok lezzetli. Çok müthiş bir şey. Güzel, ustadık isteyen. Evet. Çok lezzetli bir de şey. Tedeka var ya. Tedeka kaliba. Tırt diye koyun. Çi börek gibi geçiyordu. Geçen yılak kadar. Ve geçen yıl onu değiştirdiler. Şimdi çi börek oldu. Yumuşak ki. Evet. Yumuşak ki yok oldu. Evet, kayboldu. Yani o aslında çiyle alakası yok. Çi börek iki sözden gelen bir şey. Çiği de şey demek. Onu sıcak yağın içine koyduğun zaman. Çi gibi bir ses geliyor ya. O seslinden gelen bir şey. Cızırdama gibi. Evet. Bizde de çiği kelimesinin anlamundan dolayı. Sanki pişmemiş börek gibi bir alıyor var. Ama alakası yok. Di mi? Ben çocukluğumda onu düşündüğümü hatırlıyorum. Bunu ne si çiğdi ya. Görüyorum yapılışını. Şimdi tavaya atıyorlar mesela. Pişiyor. Neler yaşattı size bu şeyler. Ay ben ya. Neler çektik. Eti kim ya bu taparlar. Hatta şöyle bir şey söyleyeyim. Herhalde bakayım 15-16 yaşında falan. Susiye'ye gittim. Orada da oturduğumuz bir yerde. Çi börek yazıyor da tamam mı? Orada arada bir şeyini olmaması dikkatimi çekmişti. Ama zamanları öğrenmiştim. Bunlar doğru yazıyor. Kırımda çi börek'in birkaç isimi var. Yine de şivere bağlı. Yani bazı yerlerde şumuş da diyorlar. Yani bambaşka bir kelime. Bazı yerlerde kürborek. Söylenir. Yani kür kür. Oradan ses geldiği yerinden. Bazı yerlerde şürborek derler. Yani farklı. Evet. Bir de onun en yakın akrabası. Çi börek'in yakın akrabası da yantık. O da aynı şekilde. Ama pek bir farklı. Tavanın üzerine hiç yahu koyulmaz. Kavrulduğu zaman. Hiç yahu koyuluyor. Kuru oluyor. Böyle kuru çi börek gibi bir şey düşünün. Böyle. Sonundan da üzerine sarıya şey yapıyor. Sürülüyor. Yani böyle yeniliyor. Çok kuru olmasın diye. Şu an görseline baktım. Bu da güzel gözüküyor. Evet. Lenor'un söylediği şeyleri araştırıyorum. Ben bunların hepsini yapan bir yöre. Yapan bir yerler var mesela. Ben bilmiyormuşum yani. Evet. Sırı börek dediğin varmış mesela. Yantık varmış mesela. Yantık sanki duymuştu mu? Evet. Azır baycanda da onlar kutap adlı bir yemeği iyiyor. Kutap. O da aynı bir şey gibi. Yani Türk mutfağı birine benzer. Yani mesela dolmamız da var, sarmamız da var. Yani aynen. Sonra Samsa var. Samsa ne olduğunu biliyorsunuz sanırım. Samsa neydi? Ozbekistan'da Samsa var. Tandır içini yaparlar. Tandır ne olduğunu biliyorsunuz değil mi? Böyle ocak yani dışarıda duran ocak. Evet. Ama bizim Samsa var mısı fırında pişir. Onlar biraz farklı olur. Onlar böyle üç köşeli olur. Evet. Bu da çıtır bir şey galiba değil mi böyle? Evet evet çıtır çıtır doğru. Bu açı gibi değil de börek böreği benziyor biraz da Samsa. Evet. Hamuru da böyle yani ne derler onu? Hamurların çeşitleri var ya. Milföy'e benziyor sanki böyle biraz. Bu kelimeye hiç bilmiyorum. Ne demek ki? Bu da aslında Fransızca'dan gidiyor. O yüzden bilmiyorum. Milbindemek, föyde yaprak demek. Birini yaprak böyle. Çok katlı. Ah katmer. Katmer biz diyoruz. Katmerli kamır. Aha. gibi. İşte sonra burma var. Yani burma sözünden geliyor. Çünkü burunu uyuyor böyle. Evet. Tatlı mı bu? Fırında pişen bir yemek. Hamuru içindeyse kıyma ve şey. Patates. Ayy. Şey patates sanırım frabzonda da kartop diyoru var değil mi? Kartop almanca da sen kartop erdi mi? Trabzonda ben duymadım ama trabzonda da özellikle mesela Rumi canın etikili olduğu yerler falan var. Belki bazı bölgedelinde söyleniyor olabilir. Tamam. Mesela lahanaya ne diyorsunuz orada? Lahanaya. Lahanaya. Ne derler? Kapısla diye bir şey yok mu? Ha kapıska. Kapıska evet. Ha ha işte bizde de aynı. Ditur lahanaya evet kapıska var tabii. Ay ne? Sonra da ne var bizde? Köbete işte o da hamur aşı hamurdan yapılan bir yemek. İçinde de aynı kıyma işte pirinç oluyor. Yani yörelere göre bazıları pirinçle yapar bazıları patatesle yapar. Gönbe gibi bir şey var Türkiye'de sanırım. En benzi. Gönbe'ye benziyor. Evet Köbete. Genelde aslında hamur işiz senin söylediğin şeyler. Evet evet hamur işi doğru. Yani göçebe bir milleti siz giden hamur aşı hamur işi diyorsunuz değil mi? Hamur işi daha çok yenilir çünkü enerji veren o zaten. Tabii aynı nöyene. Evet içeceklerden eskiden buza vardı. Buza ne olduğunu biliyorsunuz. Boza. Boza herhalde. Boza. Tam mevsimindeyiz. Evet evet oy komisden aklıma geldi yani. Ay ben de. Ayranda vardı ama ayrandan daha çok şey içiyoruz biz. İsmin iyi de. Kımız mı? Yok yok yok. Kımız vardı ama daha çok küzeyden. Boscuro var da yaşayanlar onlar daha çok kımız içeride. Ama biz şey diyoruz ya neydi? Kefir olabilir mi? Yok yok. Kefir yok. Kefir değil. Bizim bildiğimiz bir şey mi? Yok. Kattık ne olduğunu biliyor musunuz? Kattık. Yani yorurt. İşte yorurt. Türkçesi yorurt olmak lazım. Evet yorurt. Evet ayrandan daha katı tabii. Evet. Sonrada ona su, kere biber tuz eklerken böyle bir itilere. Bu da herkese yorurt gibi bir şey. Karabiber tuz ekleyip. Evet. Daha sıva ağır bir şey. Bu neydi? Baksana unuttum. O ne bişey mi olur? O ne bişey mi olur? Vallahi bugün böyle bişey var. Yazma. Oh. Geldi geldi. Yazma. Yazma. İsmin yazma. Evet. İsmin yazma. İliğinçmiş. Yani bu kırmda sık tuketilen bir şey mi? Evet evet. O yani yaz zamanı böyle buzdolabından yordu alırken ona su eklerken böyle bişey yapıyorsun. Çok böyle. Senin serinletiyor. Serinletiyor. Serinletiyor. Evet. İsmin yazma isiminden mi geliyor peki? Nasıl? Belki de bilmiyorum. Yazılmıyor. Ama yazılıyor. Yazılmak diye bir film var galiba. Yazılmak yani şey. Kayıb olmak gibi bir şey değil mi? Yok mu öyle bir şey? Bizde bir tek hani kalemle yazma gibi ama demek ki başka bir anlamı var şeydi. Yok yazmak başka bir şey yazılmak. Karışmak gibi mi? Karışmak gibi. Evet su içerisinde yok olmak kaybolmak, yazılmak gibi şey. O galiba şey. Yordu su içine şey kayboluyor ya. Karıştırın, karıştırdığın zaman belitliğemden geliyor. Anladım. Çoksi persifik süper bir şeymiş yanlış değil. Evet. Ya mesela uygur türkleri var ya uygurlar. Evet. Şimdi bu akılma geldi. Uygur sözü uyutmak sözünden geliyormuş bana uygur bir arkadaşın böyle dedi. Uymak uyutmak diye bir film var ya. Evet. Onu da işte yordu uyutuyorlar mesela. O da ayrı böyle çok specific bir film gibi geldi. O yüzden söyledi. Evet evet gerçekten. Evet biraz Türkiye yaptığın seyahat hakkında konuşalım yani. Seyahat denenmez aslında bir sene kalmışsın. Bir dakika. Bir dakika. Sas noktam mantıyı unuttuk. Sen ki mantıdan bahsetti ki. Ama mantımız başka. Bak ben Türkiye geldiğim zaman şey gördüm. Eski şereye geldi mesela yazıyor. Kırım tatar çibere kıve mantı evi. Haa dedim şimdi kırım mantıfından yiyeceğim dedim. Girdim. Bu mantıları gördüğüm zaman.
-Bizlerim yavru da oldu vallahi. -Yap bizim mantılarımız bir havuç kadar yani bir şeyim elim kadar oluyor. -Evet evet. -Türkiye'deki mantılar işte şey küçük böyle bir şey çıklar. -Evet evet biz de çok küçük oluyor. -Evet o çok ilginç. -Güneye geldikçe mantı boyunluk küçülüyor. -Çok ilginç. -Kayseri de hepten ortadan kayboluyor. -Herhalde hinkal, hingel gibi şeyler de söylüyorlar. -Kıngal evet. -Azerbaycanı falan da öyle deniyor. -Evet sevdiğim bir şey. -Ohh hinkalları çok seviyorum. -Gurjistan'a da gittim oradaki hinkallara onların benzeri yok dünyaya yüzünde. -Vallahi. -Demey evet. -Bir de düşmere diye bir çorba var belki bilirsin. -Nasıl? -Düşmere diye bir çorba var Azeri Mutfağında. -Düş beri? -Ha ha mantı ile yapılıyor. -Nee yok duymadım. -Yani mantıın her türlü su çok lezzetli oluyor. -İnanılmaz bir şey ya. -Fatiha Sultan Mehmet kahvaltıda yermiş. -Ağzının tadını bilen biri. -Öh öh öh. -Denemek lazım o zaman. -Aynen. -Ama şekerden ölmüş dikkat etmek lazım. -Hah. -Hah. -Hah. -Buna da dikkat edelim o zaman. -Ey be. -Aa işte çorbalarımızdan da Türk Mutfağında düşündüğümüz zaman ilk mercime geliyor, izogelin geliyor. -Kırımday ise çorba diyoruz. -Hı. -Tüm çorbalara da çorba diyoruz. -Ama bir çorba'nın türü de çorba, normal bir çorba diyoruz. -Yani şey orta asya da çorba diyorlar sanırım. -Yani su ondan sonra ya kuzu eti ya danayeti patates ve birkaç sebze bu kadar. -Yani buna biz çorba diyoruz. -Bunu çok yiyoruz kırmda. -Onan sonra uygur mutfağından bize geçen laman var. -Onu da çok yiyoruz kırmda. -Laman belki duyduğunuz bilmiyorum. -Laman biz de çok çok çok farklı bir anlamı. -Satır bir şey var. -Evet büyük tuvaletini yapamayan insanların yapmak için dışarıdan bir müdahale ile. -İlginç bir tesadüf. -Laman şimdi de geliyor aslında. -Lam yendemek. -Lam acı mien makarna acı makarna. -Şimdi laman insana derseniz yani acı bir şey yerken ağır huyuyor. -Belki on. -Evet. -İzmir bulan kişinin değişikli bir mize anlayışı varmış galiba. -Evet ilginç bir tesadüf ortaya çıkarmış oldu. -Çok böyle felsefiyi şeylerden buraya geldik. -Evet. -Yani çankın laman yaptım dediğimizde. -Türkiye'de çok kötü bir bakış alırsınız ama karımda galiba çok güzel bir bakış alırsınız. -Yani güzelliğin laman yedim derse çok kötü olacak değil mi? -Çok çok ama. -Allah'ın şerefini yap. -Dikkat edelim. -Kırıma gelip laman yemezseniz kırıma gelmedi insan. -Bıza değil mi? -Kedede yer bütün ülkelerde böyle tanıtılmalı. -Evet. -Evet sonra da alışke çorbası var alışke diyoruz ona. -Böyle bir çorba içine hamur parçaları koyuluyor. -Böyle bir çorba var hem de sizin yediğiniz mantı biz de buna tataraş diyor var. -Çok ilginç değil mi? -Tatar aş. -Tatar aş. -Çok ilginçmiş ki gerçekten. -Evet aş yemek demek biliyorsunuz. -Tatar aş bu böyle biraz yiri olanlara diyoruz. Sus sus. Yani mantı biliyorsunuz ama sulu olanı yani çorba olanı onlar daha küçük olur. Ona biz kaşık aç diyoruz. Kaşık açı. -Tıkçası o olursa kaşık yemeği gibi olacak. -Evet. -Supermiş. -İlginç gerçekten. Çok uşuma gidiyor böyle şeyler. -Aynen. -Aynen öyle. -Evet, Lenur biraz daha kültür hal şeyler hakkında konuşalım. -Yeme içmeye yeterince. -Takçası o vakit ayırdık. -Evet. -Türkiye geldim. Neler gezdim. Bunlar hakkında mı? -Evet. Yani burada nereleri gezdiğin neler gördüğün, seni şaşırtan sana ilginç gelen hoşuna giden farklı gelen. Yani bunlara hakkında hepsinin hakkında konuşalım istiyorum. -Tuhaf gelen veya. -Tamam. Ben kırım tadarı olarak elbette ki kırım tadarlarla alakalı yerleri gezmek daha çok planlaştırdım. Türkiye'ye geldiğim zaman İstanbul'u gezdim elbette bu yani turiz maçısından da, tarih açısından da çok değerli bir yer. Ama mesela gebleye gittim. Çok gezilen bir yer gibi görünmüyor. Ama orada mesela kırım tadar derniği var. Orayı gittim. Geble. Yani İstanbul'un yanında. Sonra mudanya'ya gittim. Bursa, bursan bir ilçesi sanırım. Bursa'ya gittim. Yani yine dediğim gibi kırım tadarlarla alakalı bir şeyler aradım ya. Mesela geblede İsmail gaspuralı parkı var. Sonra tatar camiyi var. Sonra gittim. Bursa'ya orada da tatar camiyi buldum. Orada tatar kopru buldum. Sonra gittim eski şehire. İsmail Bey gaspuralı adına yer altı geçidi buldum. İsmail gaspural caddesini buldum. Sonra şehrim merkezlerine gezdiğim zaman kırım caddesini buldum. Kırım camisi var. Kırım kafa rıvar. Kırım. Kırım Türkleri parkı var. Kırım cami yani çok şey var. Sonra da kaldığım yer yani geldim. Otele kalmadım bir arkadaşım var. O da bana kendi anahtarını verdi dedi. Eskişeri gelirse benim apartmanı da kalırsın dedi. Geldim. Apatmanın adı da bahçesara yapardı. Yani böyle kırımla alakalı çok yerler var orada. Kırım kırat hanesini var bile. Çok iyi gerçekten. Sonra beni şaşırtan şeylerden eskişeride birinci günüm. Gidiyorum böyle kırım caddesinden. Kırım kırat hanesinin yanında gittiğim zaman. Bakıyorum. Yaşlı böyle insanlar oturuyor. Adamlar oturuyor. Çay içiyorlar. Böyle rahat rahat. Birisi de arkamdan bağırıyor. E akaylar aru musunuz diyor. Şimdi bunu anlamıyorsunuz sanırım. Akaylar erkekler demek. Adam var demek. Aru musunuz bu da çok ilginç bir şey. Aru demek. İyi demek. İyi misiniz diyor. Ama musunuz diye bir ek yok kırım tatarca da. Otur çeleşmiş. Evet böyle. Türk çeleşmiş. Yani çok şaşırdım böyle. Aru sunuz mu demesi lazım değil mi? Evet. Bak. Çözdik. Çok iyi olmuş şimdi. Ama sevine ekle linktin. Kırım tatarca. Abi. İzik kraymiyen tatar yapalım yani. Evet. Evet. İzik Türk'ü hiç var. Şimdi izik kırım tatarca. Evet. Neden olmasın? Yani kılların böyle dimdik oldu. Yani şey şaşırdım. Yani kırımda yaşadığım şeyde Türkiye'de yaşadım. Çok böyle. Ne kadar güzel bir şey evet. Nostarcık bir şey oldu. Evet. Bu arada kılların dediniz biz de mesela tüylerim diken diken oldu deriz. Aa işte ben Türkçe söylemek istedim. Biz de aslında böyle söylemiyorlar. Nasıl söyleniyor? Benim kimi dedi. Ya da saçlarım tüm tık oldu. Öyle de diyor var. Çok iyi. Evet. Biz de de tüylerim. Dik diyor musunuz? Diyoruz evet. Dik öyle bir şey var mı? Var. İkileme, pek iştirime olarak değil mi? Evet evet. Sonra işte eski şeride bulunduğum zaman yine de işte kırmı hala hatırlayan kişileri bulmaya çalıştım. Buldum. Orada 16'ya kadar intervü çektim. Yani bunları biraz işlep şey yapmak istiyorum. Yani bir araştırma gibi yapacağım bunu. Kırmda da bunu göstermek istiyorum. Yani kırmdan göç eden bizim halkımızın milletimizin bir parçası şimdi orada yaşıyor. Yine kendi kimliklerini unutmuyor. Urfadetlerimizi devam ettiriyor. Dilimizi unutmamaya çalışıyor. Yani bence bu sadece Türkiye'deki kırm tatarlarla, kırmdaki kırm tatarların bağlarını değil de umumun Türkiye ile kırmın bağlını daha çok böyle kattırmak, daha çok böyle zenginleştirmek amaçla olur bence. Evet vallahi çok güzel bir iş yani emeklerine sağlık gerçekten. Eline sağlık. Sağ olun. Bir de bir makale yazdım. Ondan sonra kırma dönerken makaleminde ismi Türkiye'deki toponum ne olduğunu biliyor musunuz? Yani yer adları, mesken adları. Yani toponumlarla bağlı, yani kırm tatar adları, yani Türkiye'de kırm tatar adları yer adları gibi bir şey yazdım. Evet. İşte baya şey buldum, baya isimler varmış. Mesela taptık koyu var. Taptık. Taptapmak, Türkçe ibadet gibi bir şey. Evet, evet. Ibadet kılmak. Bizde tapmak bulmak demek yani bulduk. Koyu. Aslında tatar jası taptık oğlum. Çok iyi, evet. Aynı. Ya da mesela Balaban Koy. Balaban Aslında Türkçe olmayan bir kelime bildiğim kadarıyla. Balaban büyük demek, büyük koy. Balaban soyaht olarak da çok kullanılan bir kelime Türkiye'de. Balaban diye bir köyde var İstanbul'da.
Evet. İşte evet İstanbul koyu hakkında diyorum. Evet. Sonra mesela yeşilada köyü. Yani kırma biz bazen yeşilada diyoruz. Sonra ne vardı? Aa bazı adlar ise maalesef değişmiş zaman zaman. Mesela tatarkoyu vardı. Eşimdiki ismi ihsaniye eskiden tatarkoymuş. Sonra yeni köy eskiden nogaik kızı kızı. Yani değişimlerde oldu. Evet zaman zaman olmuş. Şu anda da değişiyor mesela bazı dillerden geçmiş. Köy isimleri Türkçeleştirme kapsamında değiştiriliyor. Şöyle bazen eski ismine geçenler de oluyor. Şu anda öyle bir şey de var. Hani zamanında değişmiş mesela öyle bir talep var. Köyde eski ismini tekrar alan yerlerde oluyor. Evet bu konuyla ilgili en iyi kitap. Bence hakan kırmılının Türkiye'deki kırmdadar ve nogaikör yerleşimleri. Orada her şeyi yazdı. Nereye göç etmiş, nereye yerleşmiş, neler yaşanmış gibi her şeyi var. Oradan yani çok şey buldum. Çok iyi. Peki Türkiye'de mesela nasıl söyleyeyim? Yabancı olarak bir yere gittiğin zaman bizim için de bu böyle. Hani sorulan bazı şeyler oluyor. Bize aslında komik gelen, yorucu gelen bizimle ilgili insanların ön yargıları olur. Yani her nereye gidersek giderim. İkırım tatör olarak sana Türkiye'de sürekli sorulan şeyler oldu mu bu şekilde? Evet. Benim gözlerin biraz böyle yiri diye bir söz var mı Türkiye? Şey mi? İri büyük. Evet. Bu büyük. Evet, İri gözlü insan olarak kendimi kabul ediyorum. İşte ama Türklerin tepkisi böyle. Tatar dediğinde böyle çekik gözlü bir kişi olması lazım değil mi? Evet. Ben de böyle geliyorum. Ben tatarın deyince onlar böyle bana bakıyor. Yok canım. Sen tatar değilsin ama. Evet sen çakma bir tatarsın diye bir şey daha oldu. Bir laf da geldi. Allah'ım. İyi araştır. Ben şey çok sinirlendim. Yani ne diyorsun sen çakma bir tatar? Gerçekte. Allah'ım ya Rabbim. Sonra da bazı tatarlar bile Türkiye'deki kırık tatarlarla çok kömük şeyler de yaşandı. Mesela onlar şive konuşuyor ama ben mesela şimdi kaç yüz yıl geçti kırınla şimdi edebi dil var silen var. Onlar da bu şeyleri öğrenmiyor. Tabii ki de orada yaşadık var. İşte ben konuştuğum değil onların konuştuğu dilinden biraz farklı. Evet çok tuhaf. Yani onlar buraya gelince onların dilleri kafese girmiş gibi olmuş ve değişmemiş. Doğru doru doru doru. Evet. Albuki sizin ki yani senin konuştuğun kırm tatarca sı tabii ki her dil gibi değişmeye devam etmiş. Çok enteresan bir şey. Doğru. Yani mesela Türkçe şimdi Türkçe'yi alırsak şimdi İstanbul Türkçesi edebi dil olarak kabul ediliyor. Evet. Öyle değil mi? Tabii. Ama şimdi Gerçek Türkçe İstanbul Türkçesi değil diye bir şeyler de duyduğum. Yani şimdi ana dolu da konuşulan dil farklı, İstanbul Türkçesi farklı falan diyor var ya. Kırında da aynen böyle. Yani o işte bu doğru bu sahte öyle bir şey yok. Yani dil yaşayan bir vücut gibi her zaman buyuyor, yeni bir şeyleri oranıyor, her zaman değişecek bir şey. Eğer bu yolunu durdurursak, dil yani çok nasıl böyle basit bir dil olacak. Yani ilerlemez. Evet. Tabii aynen öyle. Ondan sonra da işte kaybolma da yoluna çıkacak. Yani kırm tatarcanın da zaten tehlike altında bulunması bununla alakalı. Yani şimdi dilin ilerlemesi için yeni söz cüklere peydaf olması lazım. Ama dil sürekli böyle canlı bir şekilde her yerde, her bir sağda kullanamadığı için dil ilerleyemiyor. Evet. Evet gerçekten çok ilginç bir durum yani düşününce, üzerine konuşunca aslında gözüktüğünden da çok daha farklı, çok daha derin şeyler içerdiğini fark ediyor insan. Evet. Evet, bizim soracağımız şeyler aşağı yokları bu kadardı. Senin kendini bahsetmek istediğin, eklemek istediğin bir şeyler var mı lanır? Yani bana göre baya çok şey konuftuk. Eğer başka fikirlerim olursa, ya da sizin başka sormak istediğini şeyler olursa, 3.4. da podcasta görüşebiliriz yani. Kesinlikle neden olmasın? Evet. Memnuniyetle. Evet. Çok keyifliydi gerçekten. Çok iki bölümümüzde gerçekten bizim için de çok güzel geçti. Dinleyicilerimizde inşallah keyif alırlar. Evet, hatta İstanbul'a gelirsen buradaki kırm tatarı mutfağından bir şeyler denediğimiz ya da bizim buradaki aynı karşılığı, Türk yemeklerini denediğimiz güzel videolarda çekebiliriz beraber. Bizim dinleyicilerimize de önerdiğin bir yer olacak. Yemekler hakkında çok konuştuk yapalım. Evet. İşte İstanbul'dayken tarihi o da başlık çiburakçisine mutlak gitmelisiniz. Oradaki çiburakları yani çok benden. Nefis böyle güzel çibereklere var. Aslında böyle eski bir usulla onları pişiriyor. Yani buna çok şaşırdım yani. Bu yük bir kazanda böyle şey güzel yapıyor. Mutlamelen eminle yerin orada ise. (Gülüyor) Evet. Evet güzel bir tavsiye oldu. Fatih'de. İstanbul'da, Fatih'de. Sonra şeyde eski şehirdeyse seniz, şey gitmelisiniz. Odu'nun pazarına gitmelisiniz. Orada kırm tatar çiburak evi diye bir şey var. İşte kafa. Kırm tatar müstesiyanında. Orada iki yer var. Onların isimleri benziyor ya. Şimdi başkasına gitmeyin. Buraya müzenin yanında o otumuna gidip. Evet. Bu kadar çok sağ ol. Biz de teşekkür ederiz. Bu dediğin yerlere ben uğramaya çalışacağımıza ki İstanbul'dakine. Nadal reklamcili bu arada gerçekten kendi dinacısını tavsiye ederimiz diyelim. Evet. Evet. Gönlümden geldi. Evet. Çok teşekkür ederiz. Katıldığınız için çok keyifli bir sohbet oldu. Siz de çok sağ olun. Dinleyicilerimize de tavsiye ediyorum. Muakka, Klenur'un, Instagram'ı sabına bakın. Takip edin. Çok farklı pipenceradan bakmış olacaksınız. Siz de kesinlikle çok güzel içerikleri var. Takip etmeyi değer. Sayahat delisi. Lennur vacipe. Evet. Bir bölümün daha sonuna geldik. Bizi dinlediğiniz için çok teşekkür ederiz. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. Hoşçakalın. Hoşçakalın. Görüşmek üzere.
Podcast Summary
Key Points:
Kırım Tatar mutfağının en önemli yemeği çi börektir ve adını pişerken çıkardığı sesten alır.
Kırım mutfağında çi börek, yantık, samsa, burma, köbete gibi çeşitli hamur işleri öne çıkar.
Kırım'da yaygın içecekler arasında boza, kattık (yoğurt) ve yazma (sulu yoğurt) bulunur.
Türkiye'deki Kırım Tatarları, dil ve kültürlerini korumaya çalışır; Eskişehir'de Kırım caddesi, camiler ve parklar gibi birçok Kırım izi vardır.
Kırım Tatarları hakkında yanlış algılar (örneğin çekik gözlü olma beklentisi) ve dil farklılıkları (Türkiye'deki Tatarların eski şiveyi koruması) tartışılmıştır.
Summary:
Podcast bölümünde Ömer ve Lenur, Kırım Tatar mutfağı ve kültürü üzerine sohbet ediyor. Öncelikle Kırım'ın imza yemeklerinden çi börek tanıtılıyor; adının kızgın yağda çıkardığı "çi" sesinden geldiği, hamurunun çiğ olmadığı vurgulanıyor. Ayrıca yantık, samsa, burma ve köbete gibi hamur işleri, boza, kattık ve yazma gibi içecekler anlatılıyor.
Mantı konusunda Kırım'da büyük boyutlu mantı yapılırken Türkiye'de küçük mantıların tercih edildiği belirtiliyor. Lenur, Türkiye'deki Kırım Tatar izlerini araştırmak için Eskişehir, Bursa ve İstanbul'u gezdiğini; Kırım caddeleri, camileri ve parkları gibi birçok yeri ziyaret ettiğini anlatıyor. " diye seslenmesinin onu duygulandırdığını ifade ediyor.
Ayrıca Türkiye'de Tatarlar hakkında yanlış algılar olduğunu, örneğin çekik gözlü olma beklentisinin doğru olmadığını ve dildeki farklılıkların doğal olduğunu vurguluyor. Son olarak, İstanbul'da Fatih'teki tarihi çi börekçiyi ve Eskişehir'de Odunpazarı'nı ziyaret etmeyi öneriyor.
FAQs
Çi börek, Kırım mutfağının milli yemeğidir. İsmi, hamurun sıcak yağa atıldığında çıkardığı 'çi' sesinden gelir, çiğlikle ilgisi yoktur.
Evet, yantık ve samsa gibi benzer hamur işleri vardır. Yantık kuru olarak pişirilirken, samsa fırında üç köşeli yapılır.
Kırım Tatarları Türkiye'de Eskişehir, İstanbul, Bursa ve Gebze gibi şehirlerde yoğun olarak yaşamaktadır.
Kırım Caddesi, Kırım Camisi, Tatar Köprüsü ve Bahçesaray Apartmanı gibi birçok yer adı vardır.
Bazı Türkler, Kırım Tatarlarının çekik gözlü olması gerektiği gibi önyargılara sahiptir. Ayrıca, Türkiye'deki Tatarların şivesi Kırım'dakinden farklıdır.
Kattık (yoğurt) ve yazma (yoğurtlu içecek) sık tüketilir. Ayrıca boza ve ayran da popülerdir.
Chat with AI
Loading...
Pro features
Go deeper with this episode
Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.