Kitap, ailenin toksik olma eğilimlerinin, bireyin duygusal ve psikolojik gelişimini engelleyebileceğini açıklıyor. Aile kutsal değildir, çünkü içine alınan öfke, korku, sınırlar ve alışkanlıklar bireyi etkiler. Bu nedenle, farkındalık cehennemi geçmek, geçmişteki yaraları ve yanlışları kabul etmek, kendi değerlerini yeniden tanımlamak önemlidir. Sınırlar, ailenin davranışına müdahale etmek yerine kendi duygusal bütünlüğünü korumak için önemli bir araçtır. İlişkilerde nevroz, sürekli sevilme isteği, terk korkusu ve bağlanma bağımlılığı şeklinde ortaya çıkar. Bu durumun fark edilmesi ve iyileştirilmesi, bireyin özgürlüğüne ve mutluluğuna ulaşmasına yardımcı olur. Sevgi, zincir gibi değil, bir deniz gibi olmalı; mesafe, boşluk, dengeli bir ilişki gerektirir. İyileşme doğrusal değildir; geri dönüşler, umut ve umutsuzluk arasında gerçekleşir. Bu süreçte, geçmişteki acılarla başa çıkmak, kendi değerlerini kullanmak ve karşı tarafı merkeze koymadan, kendi hayatını yönetmek gereklidir. Kitap, bireyin aile ve ilişkilerden bağımsız, özgün bir cennet kurmasına olanak sağlar.
Bir podcast fikriniz var ama nereden başlayacağınızı bilmiyor musunuz?
Ya da başladınız ama podcastinizi büyütmenin yollarını marıyorsunuz.
Fikrinizden yayına, format, kayıt, kurgu ve büyüme süreçlerinde podcast BPT yanınızda.
Açıklamadaki link etiklayın, kısa testi çözün ve podcastiniz için en uygun paketi hemen keşfedin.
Herkese selam Ayrıca ben, hoş geldiniz, alterntü fiyzona.
Bugün hepimizin fark etmesi gereken her gün yaşadığımız olaylar üzerinden farkındalıklarımızı anlayarak kendi cennetimizi nasıl kuracağımızdan bahsedeceğim arkadaşlar.
Psikolojik danışmam ve yazar, tümç tatakerin farkındalık cehennem derdik tabından bahsedeceğim size yani.
Kendisi özellikle gerçekçi psikolojik tespitleriyle ve dobra biraz da saklılığıyla bilmem bir psikolojik danışmam.
Hadi o zaman kendi cennetimizi yaratmak için farkındalıklarımızın cehennemine doğru şöyle bir yola çıkalım.
Kitap diyor ki, bu kitap sizi hiç bir yere götürmeyecek, o olduğumuz yeri sorgulatacak ve sizi fazlasıyla rahatsız edecek.
Başlarda biraz canınızı acıtacak ama giderek size gerçeği gösterecek ve siz iyileşeceksiniz.
Bizleri doğru bildiğimiz her şeyi sorgulamaya davet ediyor yazar arkadaşlar.
Etrafımızdaki sahte mutlulukları, zoraki gülüşleri, kendini acımasız, cekandıranı insanları görmeye başlayacaksınız ve bunları gördükçe kendi gerçeğinize yaklaşacaksınız.
Başlarda dediğim gibi yine biraz canınız acayicek ama aynı zamanda dönüşerek gerçek özgürlüğünüze kavuşacaksınız diyor.
Unutmayan her dönüşüm acıyla başlar ve kendi cennetinizi kurmak için önce farkındalık cehenneminden geçmek zorundasınız demiş.
Şimdi hayatımız da bazen bazı şeylerin iyi gitmediğini hissederiz.
İlişkimizde arkadaşlarımız da işimizde hatta bazen kendi içimizde bile değil mi?
Ama çoğu zaman o gerçeği kabul etmek istemeyiz.
Çünkü fark ettiğimiz anda ne gerekir arkadaşlar?
Bu artık beni dinlerler bile otur diye düşünüyorum.
Değiştirmemiz gerekir ve bizim biz insanların en çok korktuğu şeylerden biri de neydi?
Gerçeği gördükten sonra artık eski hayatımıza dönememeyi.
Dönmeyeceğimizi bilmekte.
Peki neden böyle yapıyorduk biz?
Önceki bölümlerden yine hatırlayın.
Zihnimiz güvenli alanı seviyordu değil mi?
Zihnimiz kötü olsa bile tanıdığı düzeni bırakmak istemez.
Çünkü bilimmeyen şeyler beğenimiz için her zaman daha riskidir.
Daha büyük bir tehdit içerir.
Zihnimiz doğru olanı değil tanındık olanı seçmeye eğilim nedir?
Bu yüzden bazen mutlu olmadığımız ilişkilerde kalıyoruz.
Bizi büyütmeyen işlerle çalışıyoruz, hatta bazen bize iyi gelmeyen insanları bile hayatımıza tutuyoruz.
Çünkü bildiğimiz şey yanlış olsa bile bize güvenli geliyor.
Yunku diyor ki bilinç dışı bilinçli hale gelene kadar hayatınızı yönetir.
Yani biz fark etmeden yaşadığımızda, bakın fark etmeden yaşadığımızda seçim yapıyor gibi görünsek de çoğu zaman gerçekten seçmiyoruz.
Ne seçiyor?
Alışkanlıklarımız seçiyor, korkularımız seçiyor.
Bize tanıdık gelen düzen seçiyor aslında.
Dolayısıyla güvenmememiz gereken aynı tip insanlara güveniyoruz.
Aynı hataları yapıyoruz.
Yazarın söylediği farkındalık cehenneme bu arkadaşlar, uyanma halimiz.
Ve insan uyandıktan sonra aynı şekilde yaşayamaz.
Çünkü gördüğünüz şeyleri bir daha görmemiş gibi damlanamazsınız.
Filosof Herodeyvittin Küsabii sözü vardır.
İnsanların çoğu hayatlarını sessiz bir umusuzluk içinde yaşardır.
Ve yazar aynısının da der ki bir gün gelir ve tomurcik olarak kalmanın acısı çiçek açmanın iskinden daha büyük hale gelir.
Hayatınızda bir şeylerin yanlış olduğunu hissettiğiniz anda aynı yerde kalamazsınız arkadaşlar.
Hiç kimse aynı yerde kalamaz.
Eğer aynı yerde kalıyorsanız, bir döngünün içine kışıp kalırsınız ya da dibye vurursunuz.
Ama buradaki farkındalık ne biliyor musunuz?
Hani bir söz vardır ya, eğer dibye vurduysan oradaki inciyi almadan yükselmediği.
İşte bu farkındalık kitabında yazar, yani tünç atakar bu yüzden yazmış.
Bu farkındalıklarla, bu farkındalıkların farkına vararak böyle bir karışık bir tekerleme gibi oldum.
Farkındalıklarınızın farkına vardığınızda.
Gerçekten size ne kadar yaralar verdiğini ya da ne kadar dönüştürdüğünü gördüğünüzde o cihennemin içinden böyle yana, yana, yana, yana böyle.
Her yeri yıkıp dağıtıp iyice yanıp kül olup ondan sonra canitinize geçeceksiniz diyor.
Bu, aynı, Kur'ân-ı Kerim'da yazan, yani daha doğrusu şöyle söyleyeyim.
İslam mentafori gibi fark ettiniz mi?
Hani nasıl biliyoruz biz?
İşte herkes mutlaka cennete girecek.
Ama öncesinde günahları için cehennemde yanılacak diyorlar.
İşte yanılacağız, yanılacağız.
Ben mesela öyle biliyorum, gelin olarak.
Kur'ân-ı Kerim'da yazıyor, şu ayatı yazıyor, demiyorum, yanlış anlaşılmasın.
Yanılacaksın, yanılacaksın, sonra yeniden var olacaksın.
Bütün günahlarının bedelini yanarak, o da diktan sonra cennete gideceksin.
Bu biraz, bunun gibi, biraz ağır oldu ama biraz böyle bir şey çağırıştırıyor.
Yani yazar diyor ki, farkında olarak, farkında olursanız ayar.
Bir yılının içinde yaşamaya bırakmış olursunuz.
Her ne kadar riskli geliyor olsa da şu anda bize farkederek cennetinize ulaşabilirsiniz diyor.
O zaman ilk farkında olmadığımız algıdan başlıyorum.
Aile kutsal değildir.
Çünkü sadece sağlıklı aile her şeydir diyor.
Şimdi arkadaşlar, kitapta önce toksik olduğunu anlatmadan sağlıklı aileli ne olduğunu anlatmış.
Normalde böyle aileli ilgili atıp tutarken, genelde kötü aile, şöyle değil, böyle değil, toksikdir denir en başta.
Ama yazar tam tarzını yapmış, bu da benim dikkatimi çektim.
Yani demiş ki, ilk kitabın başında aile kutsal değildir, dedikten sonra sağlıklı aileyi tamlamış.
Sağlıklı aile her şeydir demiş.
Sağlıklı aile birbirine önemseyen, destekleyen, koşulsuz seven, incitmemeye çalışsan, herkesin kendini değerli ve özelliği hissetti.
Sadece kan bayla değil, günül bayla ürülen, hayatını fırtınlarından dönüp gelinle bilecek güveni liman olan gerçek ve sağlıklı iletişimin olduğu, duygularının samimi paylaşıldı.
Endişelerin açıkça konuşuldu, sevinçlerin birlikte yaşandığı yerdir, sağlıklı aile demiş.
Ben de şey diyeceğim şimdi, pardon, böyle bir aile solan var mı, böyle bir aile de büyalim.
Mutlaka ferevermişsinizdir.
İtti yaşsanız önemsen yer arkadaşlar, sağlıklı aile de hatalarınız, affedeleri, kusurlarınız, hoşgörlür, sağlıklı aile problemleri halının altına sürpürmek yerine yapıcı bir şekilde çözmeyi tercih edendir.
İşte sağlıklı aile bu durar, arkadaşlar.
Eğer sağlıklı bir aileyiniz varsa, diyor ki yazarımız, tadını çıkarın, tek yapmanız gereken onlarla güzel ve anlamlı anılar biriktirmek.
Yani arkadaşlar, sağlıklı aile sadece aynı evde yaşamak değil, ruhunuzu geniştedecek iyileştirecek bir birliktelik olmalı.
Şimdi kitabın esas tokadığı geliyor, farkındalık tokadığı, kutsallık kılıfını parçalayın diyor yazar.
Ve açık açık da söylemiş, aile kutsall değildir demiş, çoğu aile psikolojik açıdan toksiktir diyor.
Hani hep diyorlar ya, aile toplumun temelidir diye, hayır bu sadece geleniksel bir dayatmıdır, toplumun temeli herkes için adaletin sağlamması diyor.
Herkese aynı hakların, aynı koşullarda verilmesidır diyor.
Hemen şuradan kaşım alıyorum, bastıyorum ve üzerine imza mı atıyorum, biz arkadaşlar aileyi ne sandık hep ne dedik, işte hep kutsall bir şey gibi gördük de böyle söylerek.
Hani aile sorgulanmaz, anne babaya laf söylenmez, aile ne yaparsa yapsın bir bildiği vardır.
Evde yaşayan şeylerde aile içinde olur, yani aile içinde olur böyle şeyler diyoruz, geçiştiriyoruz, kol kırılır, yeni içinde kalır.
Ama değil, aile kutsall değildir arkadaşlar, bu cümle ilk başta sizi rahatsız etmiş olabilir ama öyle.
Çünkü bize tam tersi olduğu öğretildi.
Körü körüne ailecilik yapmayın, aileinizin gerçekten sağlıklı bir aile olup olmadığının farkında olarak o cehennemden, o acı cehennemden geçin ve zennetinize yaratın diyor.
Ailesi yüzünden istediklerine ulaşamayan, istemediği işleri yapan, hevesleri kırılan, mutsuz olan, sevmediği insanlarla evlenen, sevmediği kişilerle boşanamayan.
Sırf annesinin babasının gurur duyması için, o saçma ego hisseri için istemediği bölümlerde, üniversite okuyan o kadar fazla iski, o kadar çok insan var ki.
Ve o insanlar hayatları boyunca ailelerin ona yine mahkum oluyorlar, zehirlendiklerini fark etmeleri lazım.
Benim ruhuma iyi gelince oğluna işte işim mesleği, eşi, aşkı, hobileri, ben bilirim, benden başka kimse bilemez ki.
Bizden onları ayı değiliz, bazen anneler babalar bizi uzular olarak görüyorlar, yaşamadıkları hayallerine, bizim gerçekleştirmemizi istiyorlar, ya da onların gözleriyle dünyaya algılamamıza istiyorlar.
Ve biz de fark etmiyoruz, diyoruz ki ya, annem o benim, annem, benim iyiliğim için öyle diyor, evet tabii ki iyi olmamıza istiyorlar, yani en azından çoğu anne iyi olmamıza istiyor.
Ama bunu onların kurallarına göre yapmamızı istiyorlar, o yunun başka ramağını benim, bizleriz geçen seneye de sanırım, üniversite yerleşim sonuçları açıklandığında bir video izlemiştim.
Annesi babası ile bakıyorlar sonuçlarına ve bilgisi yer mühendisteği bölümüne giriyor bir tane kız, siz istediğiniz diye annesine babasına kızıp bir ağlıyor arkadaşlar.
Babası diyor ki gayet de güzel bir bölüm annesi falan şey diyor işte, sen istediğin hayır, sen istediğin, ya o kadar üzülmüştüm ki o arkadaş ya, ben de o zamanlar o tarz böyle ona yakın bir şeyler yaşamıştım çünkü.
Direkt aklıma o geldi ve o anda geçmişe gittim.
Acaba. Mağadet'im onu delil de şunu setseydim nasıl olurdu diye.
Yani o kızı çok üzülmüştüm.
Hatta bakın, kızın sesindeki çaresizliğe bakın bir dinleyin bakalım.
-Beygisayar mı annesli? -Bana bak bana bu zorla yazdırdınız.
-Eşegiler var Allah'ım. -Gelmezdi ya bana bu zorla yazdım.
-Sorla falan yazdılarım artık. -Eşegilerle girmişsin.
-Bana ben o ben buraya istemiyorum. -İkimiz.
-Hadi girmişlerciyi ben buraya istemiyorum.
-Dişini altına yazdırdınız mı? Niye geldin? -Dişi paşa yazdınmıştik.
-Altına yazdırdınız mı? -Hayır güzeldi.
-Eşegilerle istemiyorum.
-Gelmedik ki yemedik ama yardım ediniz.
-Anneciğim bir türlü olmasınlar. Yolmuşsun yalnızdın sen onu.
-Dişten öyle şükür sıralşeyi.
-Sorla ver göre olsun. Yessiz yadalım ne deniz birinciye.
-Vardım ve istemedim.
-Dişekin değilini en başlayasın.
-Kızın sesindeki o çaresizliği, o üzgünlüğü o ben ne yapacağım şimdi geri dönüşüm yok.
-Yani onu hissediyorsunuz değil mi arkadaşlar?
-Burada arkadaşın sesine isensiniz kullandığım için hakkını helal etsin.
-Belki beni dinleyenler arasındadır.
-Yani ben çok üzülmüştüm ya bu kıza.
-Yani arkadaşlar her zaman her konuda annem babam diye onları kustal bir kaseye oturtmaya
gerek yok.
-Netolun sınır koyalım diyoruz ya önce en yakınlarımızla başlayalım bence sınır koymaya.
-Türüm mesela iyi yapmaya çalışsanız da yani belki tam olarak iyisin yapmadığınız
ama yapmaya çalıştınız ve anneniz beğenmiyor yani işte.
-Diyorsunuz ki teşekkür aldım anne ya sonuçta teşekkür almak kötü bir şey değil değil mi?
-3-4 tane 4 olması gerekiyor diye biliyorum.
-Ama derkin neden taktılaldın hani ilk söylediği şeyi budur.
-İş bulursunuz daha iyi bir maaşlı iş bulamadım.
-İşte daha yüksek maaşlı daha düzgün bir yer bulamadım mı der.
-İşte evleninceksiniz bunu mu buldum der?
-Yani demese bile anneler babalar da öyle bir şey vardır.
-Yani tamam mı böyle oturup da saatlerce anlatmasa bile 1-2 kurduğu cümle 1-2 kelime bir bakışı bile sizi bunu hissettirir.
-Ya bu böyle bir şekilde hayat olmaz arkadaşlar bu şekilde böyle anne babayla devam ederek sınır koymayarak neton mayarak.
-Yani siz cennetinizin yaratamazsınız ki.
-Tabii ki öncelikle çözümeniz gereken en yakındaki insanlarla olan ilişkileriniz.
-Mesela ben çok şey görmüştüm kendi etrafımdan çocuk büyütüyorsunuz.
-Kendi arkadaşlarımda da bunu gördüm.
-İşte annesi beğenmiyor nim için çocuk yetiştirmesiniz ya nim için çocuk büyütüyorsunuz ya.
-Yani siz ne yaparsanız yapın orada size rahat bir alan bırakılmıyor.
-O yüzden bugün birisi size küçük bir eleştiri yaptığında yani otarız insanları menecik de olsa bir eleştiri yapıldığında neden bu kadar içinize oturur anlamış oluyorsunuz.
-Yani o cümle size bir eleştiri yapıldı o cümle arkadaşlar aslında bugün sadece o kişinin azından duyduğunuz ve eleştiri cümlesi olmuyor.
-Arkasında annenizin babanızın sesi geliyor.
-Yıllarda size hissettirilen o yeter sizlik duyguysa geliyor.
-O yüzden şu anda eğer çok alınganı hissediyorsanız ya da en ufak bir eleştiri de yıkılıyorsunuz, kırılıyorsunuz kendinizi ordunları atıyorsanız.
-Ya da saatlerce aklınızda bunu saçma sapan bir şekilde düşünüyorsanız aslında arka tarafta ebeveyninize ne o söylediği eleştiri cümleleri yatabilir.
-Size hissettirdiği o yeter sizlik duyguysa olabilir.
-Mesela biri sadece işte bir iş yaptığınızı ilmişlerinde.
-Bunu başka bir türlü de yapabilir miydik bak şunu denersen daha kısa olur dedi.
-Bir iş yaptığınız daha kısa yolunu göstermeye çalıştı.
-Halbuki gerçekten iyi niyetli ve size daha az zamanınız gitsin diye o işi yaparken öğretmek istiyor.
-Siz bu normal bir yorum olarak duyamıyorsunuz arkadaşlar.
-Çünkü yine suçlanmışsınız gibi hissediyorsunuz yine yeter siz bulunmuşsunuz gibi hissediyorsunuz.
-Sünkü evinizde çoğu zaman mesela yaptığınız şey olmamıştır.
-Sizi o şeyin hissettirdiği olmuştur, bir şey yap.
-Evde mesela bir iş yaptığınız zaman, başka bir şey yaptığınız zaman, dırınız işe değil de size hissettirdiği duyguya odaklanmışsınızdır ve bununla büyümüşsünüzdür.
-O yüzden de şu anda hala bunun çilesini çekiyorsunuzdur.
-Bir de şu var, ebemenlerimiz her şeye sizin iyiliğiniz için yaptığını söylerler, işte ben senin kötülüğünü ister miyim?
-Ben senin iyiliğin için söylüyorumlar.
-Tamam, bazen gerçekten iyi niyet olabilir ama şu çizgi ayırmak lazım.
-Eğer bir cümle bir kelime sizi büyütmüyorsa, sadece küçüldüyorsa, eğer sizi güçlendiğini miyorsa, sadece suçta hissettiriyorsa,
-Eğer sizi hayata hazırlamıyorsa, sadece kendinizden şüphe ettiriyorsa orada bir durup düşünmek lazım.
-Çünkü her karışma ilgi değildir, her eleştiri terbiye değildir, her müdahale sevgi değildir.
-Bazen adı sevgi gibi söyleniyor ama bıraktığı hizlüpedir yaradır arkadaşlar.
-İşte biz de toksik ailenin açtığı büyük yaralar da bu kadar bizim hayatımıza etkiliyorlar.
-Şöyle durumlarda oluyor arkadaşlar, kitapla da değinilmiş.
-Bu tarzı aile de yaşadığınız zaman, bu tarz durumlar yaşadıktan sonra aileye büyük bir öfke duyuluyor.
-Yani çok büyük bir öfkeniz oluyor.
-Yani aileye karşı biriktirdiğimiz yoğun öfkemizde bizi yanlı seçimlere sürükleyebiliyor.
-Aile işte bu kadar derinden etkiliyor o kadarımıza.
-Çünkü biz dünyaya önce aile de tanıyoruz.
-Sevilmeyi korkuyor değeri, utancı, güveni, suçluluğu.
-İşte aileye de önce orada öğreniyoruz ya, bağlamı kurama ile tanıdığımız can bu olvay var.
-Biliyorsunuz o diyor ya, çocuk için ilk ilişki sadece bir ilişki değildir.
-Sonra ki yaşayacağı, tüm ilişkilerin taslalar diye.
-Nedisi o taslağın oluştuğu yer ailemiz.
-Alismina'nın yıllar önce dikkat çekmeye çalıştığı bir konu vardı.
-Çocuklukta bastırılan acı, öfke ortadan kaybolmaz.
-Ama biçim değiştirir ve bizimle yaşamaya devam eder demişti.
-Nasıl devam ediyor biliyor musunuz?
-Biz ailemize duyduğumuz öfkeyi belli bir zaman sonra sevgiyi çevirmeye çalışıyoruz.
-Neden çünkü hala onlarda beraberiz görüşüyoruz.
-Ve iletişibimizin de bir yerden sonra iyi olmasını istiyoruz.
-Ama içimizde onlara karşı biliklerimiz ve öfkeimiz var.
-Onu anlıyorsun, ben nasıl yapacağım?
-Annen babamani küslam olmaz, olmaz, bu olmaz.
-Nasıl yapacağım diyorsun?
-Soradıyorsun ki ya, güzellikle iyilikle işte ben bunu sevgiyi dönüştürmeye çalışayım diyoruz.
-Yani ne olursa olsun annendir babandır düşüncesinden dolayı.
-Kitap diyor ki öfkeyi sevgiyi çevirmek için tüm kendimizden vazgeçişlerimiz.
-Bizim öfkelerimizi daha çok büyültüyor diyor.
-Ve diyor siz farkında olmadan.
-Bu öfkele yaşarken bu öfkeyi sevgiyi dönüştürmeye çalışırken diğer hayatınızda başka yapacağınız seçimlerinizde hatalar yapıyorsunuz diyor.
-Mesela bir tane örnek vereyim.
-Aile'den kaçmak için sevgilisine aşık olduğunu sanıp hayatının aşık olduğunu sanıp sonsa kadar onunla çok mutlu yaşayacağını düşünüp evinden gidip erken yaşta enrenen arkadaşlar.
-Ve her zaman bunun sonucu ne olmuştur biliyor musunuz? Aileye geri dönüş olmuştur. Bu zaten bütün araştırmalarda da kanıtlamış kitapta da yer vermişler zaten.
-Yani siz ailenizden kaçtığınız zaman mutlu olmak için aslında aşık olmadığınız, aslında gerçekten sevmediğiniz kusurlarını gördüğünüz ama önemli değil ya, deyip de gidip evlendiğiniz kişilere yapışmanız arkadaşlar.
-Sonra bunun sonucu yakın bir zaman kısa bir süre sonra yine aileye dönüş oluyor.
-Sizler böyle bir toksik aileye doğdunuz. Sonlarla yetişkinliğinize eriştiniz diyelim.
-Büyüdüğünüz artık ve ailenizde size verdiği zararlardan sağlıklı şekilde farkında değilsiniz diyelim, ne olacak?
-Yani farkında değilsiniz bu söldüklerimin, aslında bunları yaşıyorsunuz, kabul etmek istemiyorsunuz, yok ya şöyle yaptı ama babam böyle dedi ama yok ya değil dediniz.
-Farkında değilsiniz ama yetişkiniz değelim.
-Yazar diyor ki, ne olacak diyor? İlsel olarak bütün hayatınız boyunca tamamlanma duygusuyla anninizin babanızın görüncesine kalacaksınız diyor.
-Kendi hayatlarınıza gidemeyeceksiniz, özgün yolculuğunuzu sürdüremeyeceksiniz diyor.
-Takine zamana kadar tamamlanma çabalarınızın boş bir çabu olduğu gerçeğiyle yüzleşene kadar.
-Ailenizden toksik bir aile olduğu gerçeğinin farkını varıp onların içinden geçene kadar.
-Bir podcast fikriniz var ama nereden başlayacağınızı bilmiyor musunuz?
-Ya da başladınız ama podcastinizi büyütmenin yollarını marıyorsunuz.
-Fikrinizden yayına format, kayıt, kurgu ve büyüme süreçlerinde podcast BPT yanınızda.
-Açıklamadaki link etiklayın, kısa testi çözün ve podcastiniz için en uygun paketi hemen keşfedin.
-Ayağatınızın herhangi bir noktasında annenizle ya da babanızla ters düşen ne kadar ya da onlara muhtaç olanla kadar bunu fark edemeyeceksiniz diyor.
-Ya gerçekten çok acı. En sevdiğim, nefret ettiğim cehennem gibi gelen farkındalık bu güday arkadaşla toksik aile durumu.
-Bu anlattıklarım yaşıyorsanız bu farkındalığı yaşamadan cennetinize gidemezsiniz.
-Kitaptaa konuyla alakırla yazar böyle bir özet yapmış sözün özü olarak söylemiş, ben de size bunu iletmek istiyorum.
-Yani sözün özü arkadaşlar, toksik ailenizini yolaşacağız ehilenmelerin duygusal ve psikolojik sorudanın sizi aşağı çekmesine.
-Potansiyelinizi, hayata geçirmenize engel olmasına izin vermeyin, tararlı olun ve kurban rolundan çıkın.
-Kendiğinizi suçlamayı bırakın, bağımlılıklardan uzak durun, kimse sizi kurtarmaya gelmeyecek.
-Siz kendinizi kurtaracaksınız.
-Eğitiminize odaklanın, üniversite okumak zorunda değilsiniz belki ama geçerli bir meslek edinmek zorundasınız, edinmek zorundayız.
-Kuluna bileceğiniz tüm dürüst kaynakları kullanın, ekonomik özgürlüğünüzü kazanmadan ve toplumun içinde geçerli bir yer edinmeden toksik ailenize sınır koyamaz ve onların zehirli döngüsünden çıkamazsınız.
-Ailenize duyduğunuz, trammatize olmuştun yol açtığı öfkinizi yıkıcılığa değil, üretkenliğinize dönüştürün.
-Sürekli ailenizin size yaşattıklarını konuşarak ve onlara öfke kusarak değil, kendinizi gerçekleştik.
Dikçe hayatın içinde daha güçlü var oldukça iyileşeceğinize unutmayın.
Togsik ebe ve inenizin yaşlılığında onlarla ilgilenmek zorunda kalırsanız da sadece vicdanınızın sesini dinleyin.
Bu son söz kısmı çok hoşuma gitti arkadaşlar o yüzden size doğrudan direkt aktarmak istedim.
Şimdi şöyle diyeceksiniz bana eminim ya da içinizden geçiriyorsunuz.
Ayça güzel anlatın evet ve ben bir şeyleri fark et, ben biraz evet cehennemde yaşıyorum.
Yaşamışım ya da hala şu anda onlarlayayım.
Bu kadar kolay mı annem babaya kardeşasını koymak?
Yani o benim annem babam ya söylemesi kolay diyebilirsiniz.
Kolay değil elbet, hele aile söz konusu ise hiç kolay değil.
Çünkü aile bize sadece söz söylemiyor, suçlulu, korku, alışkanlık, ayıp olur.
Beni yanlış anlarlar annem üzülür babam yine patlar gibi duygular da yüklüyorlar.
Bu yüzden ailenizde sınır koymak teklik bir mesele değil arkadaşlar.
Duygusal bir dayanıklılık mesele ise sağlıklı sınırlar, sitresinizin azalmasına ve ilişkilerinizin daha sağlıklı kurulmasına yardım edecek.
Ama özellikle sınırlarınızın çok geçirgen oldu.
Yani herkesin duygusuna fazlaca karıştı ailelerde bunu uygulamak daha zor.
Yani sizin eğer duygunuzda çok karışan bir ailenizi varsa evet uygulamanız biraz zor olabilir.
Yani teyrode mesele şu sınır koymak sizi artık sevmiyorum demek değil.
Sizin duygunuz size benim kararım bana diyeceksiniz bunu demeniz gerekiyor.
Aşırı içice geçmiş aileniz varsa yer sınırlarınızı mutlaka bulanıktır.
İşte sizin alanınıza kolay girerler bir eserlik sanki tehdit gibi algınların.
Yani siz bir eser olarak bir şey yaptığınız zamandan ya da bir eser olarak bir plan yaptığınızda sizi böyle hemen tehdit olarak görmeye çalışırlar.
Yani mesela sizin bir konuda bir canımız sıkıldı.
Tek başınıza bir eser olarak bir karar vermek istiyorsunuz ya da hâlâ düşünme aşamasınız.
Anneninizin mesela bir korkusu var doğruyu karar verecek mi diye ve sizin hemen kararınız yönetmeye çalışır.
İşte babanız öfkelenir.
Hemen ne olur evin havası değiştirir.
Siz kararınızda böyle şaşırmış olursunuz, ne yapacağım diye diye daha büyük bir kutya düşmüş olursunuz.
Bu teyrodedir.
Ama pratikte arkadaşlar şunu karıştırmayın.
Sınır koymakla karşı tarafı değiştirmek aynı şey değil yani zaten anneniz babanızı değiştiremezsiniz.
Siz ailenizin sizi etkilemesini azaltacaksınız.
Onların karakterini diline refleksine bir gece de zaten değiştiremezsiniz.
Yani kendi hakkınızı korurken onların da hakkını ezmeden konuşmanızı gerekiyor.
Sunu netleştirin kendinizde.
Ben en çok ne etkiliyor?
Eleştirilerimi, beni eleştirmelerimi, sürekli bana bir fikir vermelerimi.
İşte çocuğunuz varsa çocuğuma karışmalarımı, paramla eşimle, işimle ilgili yaptıkları baskılar mı.
Yani bu sorları sorun sizi etkileyen.
Yani ailenizin siz en çok etkile değil şeylerine.
Bunları bulunar arkadaşlar.
Mesela hani bir rezancı dedi mi ya bir arkadaşın işte çocuğu vardı.
Annesi şanım için çocuk yetiştirmişsiniz ve sayla falan diyordu.
Bu kız gerçekten uzun bir sıra telepe aldı bu konuda büyük sıkıntılar yaşadı çünkü.
Ve ailesi her çocuğuyla karıştığı zaman kuru bir cümle vardı.
Onu hiç unutmam hep söylediyordu.
Yani benim çocuk terbiye mi?
Bu şekilde yorum yapılmasını istemiyorum diyordu.
Ve herkes bir anda böyle susuyordu.
Ve annesi bu cümleyi her duyduğunda sanki ilk defa duyuyormuş gibi şoka giriyordu, gözlerini açıyordu böyle.
Sonra bir şeyler olmuştu bir kere bir ateşme olmuştu.
Ses yükselmişti.
Kız hemen dedi ki, eğer bu ses yükselirse, biraz daha yükselirse konuşmaya bitireceğim.
Çocuğum alıp gideceğim demişti.
Herkes böyle sus pus dongunuydu.
Dongunda eğlenme işte oynamayı yemeği içmeye devam etmişti.
Yani şöyle arkadaşlar buradaki püf noktayı fark etmesinizdir.
Açıklama uzadıkça sınır koymanız dolaşıyor.
Yani açıklama uzadıkça sınır zayıflıyor.
Çünkü toksik tarafta olan kişi.
Çoğu zaman açıklarımı anlamak için değil.
Yani neden bunu yaptığını anlamak için değil.
Sizin içinizden açık kapı bulmak için sizi dinliyorlar.
Yani sınır koymak, bir cümle kurmak değil aslında.
O cümlenin sonucuna katlanmak.
Anneni suksiyorsa, babanız serip atıyorsa.
Kardeşiniz sizi nankörü ilan ediyorsa ben kötü birimi pan yine kapılmayın arkadaşlar.
Ve sınırlarınızın çizginizin içinde kalın.
Ve sizin için seçtiğim diğer bir farkındalığa geçiyorum.
Affetmek ve unutmak yoktur.
Affetmek ile ilgilenmeyin.
Affetmeye çalışmayı boşverin.
Herkes, her şeyi bilerek, isteyerek gözünüzün içine bakarak yaptı.
Artık etkilenmeyecek düzayı de dönüşmek vardır diyor.
Ve diyor ki, eğer yeni bir hikâyeye başlamak, yeni bir hikâyeye azmak istiyorsanız
bıktıysanız geçmişinizde sizi ihanetmiş insanların hayaliyetleri ile yaşamaktan
hep arkanıza bakarak acaba hâlâ bana bakıyorlar mı, beni görüyorlar mı?
Bana yaşattıklarını fark ediyorlar mı diye sormaktan yurulduğuysanız eskiye tutunmayı bırakmalısınız.
Evet onlar hâlâ sizi görüyorlar, fark ediyorlar, hâlâ sizi izliyorlar ama önemli sevmiyorlar.
Çünkü size yaptıklarının hepsini gözünüzün içine bakarak ve bilerek yaptılar.
Arkadaşlar artık arkanıza bakmayın.
Orada sizin için hiç bir şey kalmadı.
Yeterince üzülmediniz mi?
Parçalanmanıza sebep olanlar kahkahalarla hayatlarına devam ediyorlar.
Bu yüzden onları affetmek zorunda değilsiniz.
Farkındalığımız hep olsun affetmek zorunda değilsiniz ama kendiniz de ve duygularınızla
yitirdiğiniz bir kurmak ve kim olduğunuzu hatırlamak zorundasınız.
Çünkü bazen başkasının bize ne yaptığını yıllarca anlatıyoruz.
Ama kendimizin bunun neden izin verdiğini hiç konuşmuyoruz.
İleşmemiz sadece fayli hatırlamakla başlamaz, kendi inkârımızı, kendi vazgeçişlerimizle fark etmemizle başlar.
Rus sağlayı için hep vurgulanan şeydir bu.
Zeynesev ve duygu sal iyi oluş hâlimiz sadece başımıza ne geldiğiyle değil.
O yaşadıklarımızın bizi nasıl etkilediğini fark edip fark etmediğimizle de ilgili.
Kendinize eğer ben işte o bana ihanet edince neden suçmayı seçtim, neden kırıldığım yerde kaldım.
Neden bana iyi gelmeye şeyin normal sandım, neden hep karşı tarafı anlamaya çalışırken kendimi yarı yolda bıraktım.
diye sorular sormazsanız kendinize yani sorgulamazsanız geçmişteki acılarınızı karakteriniz sanacaksınız.
Yorgunluğunuzu kaderiniz sanacaksınız.
Alıştığınız şeye sevgi sanacaksınız.
Kendinizi sorgulayıp olayın affetmekle ilgili olmadığını fark ettiğinizde bundan sonra geçmişi kurcalamaya söz vermiş olursunuz arkadaşlar.
Benim buradan diyor ki insan nerede bitip tükendiğini karşı tarafın onun için sınırının ne olduğunu bilmezse kaybolur.
Kadar güzel bir sos gibi.
İnsan nerede bitip tükendiğini karşı tarafın onun için sınırının ne olduğunu bilmezse kaybolur arkadaşlar.
Yani o kişinin sizi nerede tükettiğini bileceksiniz ve onu biz sınırının içine hapse diyeceksiniz.
Bunu bilmezseniz, bunu fark etmezseniz kayboluyorsunuz.
Neden bu kadar geçmişim, uzatakılıyoruz biliyor musunuz?
Çünkü zihnimiz anlam veremedi yaraları.
Bir main ah bulamadığı yaraları kar tekrar düşmemiz için önümüze koyar.
Siz kendi tepkilerinize ve o darvanışı neden yaptığınızı o dakikanın.
Yoksa aynı hikayeyi başka insanlarla yeniden yaşarsınız.
Diyor ki yazarımız.
Yaranızı yarayı açanla onaramazsınız.
Yarayı açan onlarmayı bırakın.
Genelde sanki yarayı siz açmışsınız gibi sizi suçlar.
Peki nasıl iyileşeceğiz böyle bir durumda olduğumuzu fark ettik.
Nasıl yine bu farkındalık cehenneminden çıkıp cennetimize inşa edeceğiz.
Anlatmaya çalışmayın arkadaşlar.
Kabulinin ve yarınızı kanatan boyu kopartın.
Size böyle davranan insanın size traumatik bir etki bırakmasında tabii ki olan.
Yani bir trauma yaşatmış olabilir size.
Ama onu sumayın arkadaşlar.
Tırağıma başkalarını aşırı değer verme sonucu gelişir.
İyileşmeyse kendine değer vermeye başlamanın sonucudur.
Tırağıma size iki şeyden birini yapacak.
Külleriniz de boğulacaksınız ya da küllerinizden yeniden dolayacaksınız.
Bir de şunu da ekleyim arkadaşlar.
Bu da işinize yarayacağını düşünelim bir farkındalık.
Tırağıma'nın iyileşmesi doğrusal ilerlemiyor.
Yani dün düz bir çizgi üzerindesiniz.
Ve hep ileri giderek iyileştiremiyorsunuz.
Tırağımanızı geri dönüşleriniz de tekrar tekrar dibbe vurmalarınızda.
Umut ve umutsuzluk arasında gidip gelmelerinizde iyileşebiliyorsunuz.
Yani olur da bir gün sizi yaralayanları affetmeye kalkarsanız
sizi hiç umursamadan devam edenleri uykusuz gecelerinizi
yağmurlarla beraber sabahlara kadar nasıl ağladığınızı sakın unutmayın.
Herkese ve her şeyi affedin ama sizi çaresizliğe
ve terk edenleri asla affetmeyin diyor arkadaşlar yazarımız.
Ve diğer bir farkındalık ilişkiler ve sevgi yanılsamalarımız.
Yazarımız diyor ki farkındamasınız diyor, kısacık bir ömrümüz var.
Ve bu kısacık ömrümüze da kadar çok anlam yükliyoruz.
İlişkilerimizden de kadar çok anlam yükliyoruz değil mi?
Çok sevilelim istiyoruz, tamamlananını istiyoruz.
Bazen ailemizden gelen duygusal zedlenmeleri ilişkimizle unarmak istiyoruz.
Biri bizi çok sevgi ve onunla öyle ne kadar birlikte olalım istiyoruz.
Birazcık olsun sevilebilmek orona çoğunlukla kendimizden,
özümüzden vazgeçiyoruz, ödünler veriyoruz.
Gitmesin diye çılgınca çabalar gösteriyoruz.
Genellikle de duvara tostayıp, ayata ve ilişkiler okusuyoruz.
Peki, neden böyle oluyor?
Çünkü anladığımız ve kabullenemediğiniz bir gerçeklik var.
Her ilişki bitecek diyor arkadaşlar.
Biz bunu kabul edemediğimiz için sevgi dilencisi oluyor yani.
Şunu kabul edin diyor.
Bu ilişki, her ilişki olduğu gibi bu ilişki de bitecek.
Ama ayrılıkla bitecek ama ölümle bitecek.
Bu gerçeği bir kez kabullen deyiniz de siz de değişmeye başlayacaksınız.
İlişkilerinizde değişecek.
Biliyorum ama diyor.
Gerçeklik bu, ki bunu kabul ettik.
Daha sonra bu ilişkilerimizde nelerinin farkına varalım ki bu cehennemden çıkıp cennete gidelim.
Nevrozunuzu iyileştirin diyor.
Ne demek bu?
Aşırı kaybetme korkusu, terk edilme paniyi, ona yalma bağımlığı,
işte sürekli sevilme açılı, yalnız kalamama, yalnız kalmaktan korkmak,
rededilmeye aşırı hassas olmak, takıntılı düşünceler, sağlıksız bağlanma.
Bunların hepsi bizim nevrozunuz, yani nevutik taraflarımız.
Halil Cibran'ın ermiş kitabında aşk evilik ve çocuklar bölümünde
Cibran sevgiyi sahip olmak değil, yani birisine sahip olmak, sahiplenmek değil.
Yakın olup yine de birbirinin içine girmemek, bağ kurmak ama bu olmamak.
Sevmek ama kontrol etmemek gibi anlatmıştım.
Sevgiyi zincir gibi değil, iki kıyı arasında hareket eden bir deniz gibi olduğunu söylüyordu.
Birlik telerinizin içinde de biraz mesafe, biraz nefes alanı olsun demiş.
Birye birinize sevin ama sevgiyi zincire çevirmeyin, ruhlarınızın iki kıyı sarasında hareket eden bir deniz olsun diyor.
İşte birlikte durun ama fazla yakın durmayın.
Çünkü tapınakların sütünları ayrı olur demiş, peki nasıl iyileştirebiliriz nevrozu diyor ki kitabımızda.
Balık sudan çıkmadıkça suyun içinde olduğunu bilmezmiş, bazı ilçiklerde böyle.
İçinden çıkmadan, niyin içinde olduğunuzu ve size neler yapıldığını anlamazsınız.
Herkes, çevirinizde herkes, eğer şu anda böyle bir ilişkide yasanız size neler bu ilişkiyi bitir.
Ama hiç kimse, toksik ilişkinin beslediğin nevrozunuzu illeştirmekten bahsetmez arkadaşlar.
Yani nevutük yönünüzü fark etmeye ve iliştirmeye başladığınızda bu kopartmanıza gerek kalmıyor.
Bakın bu benim çok dikkatim çekti.
Çünkü biraz önce yazar bize neredeyse annemizi babamıza röbetmemizi istemişti.
Ama şimdi ilişkeler için diyor ki, sen diyor ilk önce nevutük taraflan ebilez önce saydım ya adım adım, onları diyor bir iyileştir.
Belki diyor toksik ilişki değildir, biraz da diyor, bir bak bakalım diyor ya bence gayet de güzel bir tespit.
Çünkü nevutük taraflarınızda fark edip iyileştirmemeye başladığınızda bu kendi kurur, parçalanır ve tamamen de zaten kopar diyor.
Nasıl yapacağız? İşte örüntünüzü fark edip başka bir kas geliştirmeye çalışacaksınız.
Atıyorum, bağımla ilişkörüntünüz var. Nasıl kurtulacaksınız? Pizikoloji dört temel şey söylüyor arkadaşlar bunun için.
Bir hep bahsettiğim. Başta da söylediğim sınır koymak, iki kendin mutluluğunun sorumluluğunu almak.
Yani siz eğer mutsuz oluyorsanız ilişkide tamamen karşı tarafa mutsuzluğunu yük demeyeceksiniz.
Sizdenizden siz sorumlusunuz. Düşüncelerinizden siz sorumsunuz çünkü üç kendinize tanıyacaksınız.
Gerçekten ne istediğinizi, ne almak istediğinizi, kim olduğunuzu bileceksiniz dört kendinize beğer vermeyi bileceksiniz arkadaşlar.
Yani size kötü bir şey yaptı değilim karşı tarafa ağlamaya başladığınız.
Lan diyeceksin o kim beni ağlatıyor.
Kimsin sen, siz kimseniz be diyeceksiniz?
Yani sizin değeriniz böyle ilişkide değer bulunu yani başkanı olacak.
Size iç köpek gibi davran birisine affediyor ya. Bir daha yapmayacak dediği seniz.
Megvanların sözünü hatırlayın arkadaşlar bir kere yapan bir daha yapar.
Sadece uygun koşulları uygun şartları bekler bu kadar basit yapmadıysa da uygun şartları uygun koşulları bekler.
Yani siz böyle yapan bir kişiye onunla hala beraber averseniz hiç kendime değer veriyorum.
Sabah kalktım yok ama yaptım işte meditasyonu yaptım kitabımı okudum.
Artık ilişkilerim de söyleyeyim böyleyim işte yok şurada yürüyüşümü yaptım, sporumu yaptım.
Karrierimi yapıyorum. Dili öğreniyorum demeyin.
Kendinize değer vermiyorsunuz dur.
Çünkü zaten temel olan hayatta her şey gitse her şey elimizden alınsa ne kalacak?
İnsanlar kalacak hayatta. İlişkiniz ayağını sıkılacak.
Onlar düzeltemezseniz iyileştiremezseniz kendinize değer vermemiş olursunuz.
Yani kendinize arkadaşlar feda eden rolden çıkartacaksınız.
İlişki içinde de karşı tarafı merkeze koymayacaksınız ve iyileşmeniz bu şekilde hızlanacak.
Bir de arkadaşlar kitabdaki şu bölümde çok hoşuma gitti ilişkilerimiz de ilgilep diyor ki
"Bizler insanları sevgimizle ilmek ilmek dokunduğumuz iyisler giydiriyoruz."
Gün gelip iyisi parçalanınca gördüğümüz çıplak gerçekten tiksiniyoruz.
Ne demiş? Aysel Gülal. Sen sandığım şey belki benim yüreğimde.
Sertapta çok güzel söylüyordum ama bu şarkıyı.
Bu yüzden biten ilişkileriniz için üzülmeyin.
Bazen bitmesi gerekir. Kendinize bulmanız için. Olduramadım diye kahrolmayın.
Bazen olmaması gerekir. Daha iyisi olacağı için.
Mutlaka başınıza gelmişler diye düşünüyorum.
Yaşadığınız bazı ilişkilerinizde siz çabaladığınız için sabrettiğiniz, hala umut ettiğiniz.
Dayandığınız için sürmüştür o ilişki.
Artık gücünüz tükenip taşımaktan vazgeçtiğinizde de işte o ilişki kendiliğinden o zaman bir tane arkadaşlar.
Kitapta kadın ve erkeğin yani bir ilişki sonrasında ya da ilişki içindeyken yaş tutma şeklinde değilmiş.
Diyor ki kadınlar için.
Kadınlar ilişkinin bitmesinin yasını ilişkinin içindeyken tutarlar.
Azala azala kırıla kırıla tutarlar bu yasa.
Anlatma çabası ile ağlamalarla, öfken öbetleri ile bazen de sessizce içe çekilmenerle yaparlar.
Yas bittiğinde adım atarlar, erkeklerse bu adımdan sonra yas tutmaya başlar
ve ayrılmak isteyen partnerine duygusuz ve acımmasız olmakla suçlarlar ama artık çok geçtir.
Sildiğin zaman asla gireye bakmayacağını bildiğinden silmemek için delice çabalaman ve karşı tarafın bu yüzden seni görmesi yaşayan belir.
Bu bölümün sonuna geldik arkadaşlar.
Umarım bu farkındalıklar kendiceğinlemenizden çıkıp güzel bir cennet oluşturmanıza yardımcı olmuştur.
Yalnız kitap bu kadar değil daha başka başka çok sevdiğim bölümler ve kısımlar var.
Büyük ihtimalle ikinci bölümünde yaparım diye düşünüyorum.
Ben lütfen Instagram ve Spotify üzerinden takip almayı unutmayın.
Dinleyen arkadaşlarım da gönderin var Instagram'da.
Onun altına yorumlara bekliyorum.
Ben dilediğiniz için çok teşekkür ederim.
Görüşmek üzere kendinize iyi bakın.
Bye bye.
[MÜZİK ÇALIYOR]
Podcast Summary
Key Points:
Aile kutsal değildir, toksik psikolojik yapılar içinde olduğunu fark etmek, özgün yaşamı kurmaya başlamak için gerekir.
Farkındalık cehennemi geçmek, geçmişteki acılar, öfke ve yanlışlıkların farkına vararak kişisel iyileşmeye yol açar.
Aile içindeki sınırlar, duygusal dayanıklılık ve kendi değerlerinin korunması için önemlidir; aileye karşı kırılganlık ve kontrol olmaz.
Sınır koymak, ailenizin davranışlarını değiştirmek değil, kendi duygularını korumak ve onların etkisinden kaçınmak anlamına gelir.
Nevrotik ilişkiler, sürekli sevilme ihtiyacına ve terk edilme korkusuna dayanır; bu durumun fark edilmesi ve iyileştirilmesi gerekir.
Aile toksikliği sonrası, geçmişteki yaraların farkında olunması ve onlara affetmek yerine öz değerlendirmesi yapılmalıdır.
Sevgi, zincir gibi değil, iki kıyı arasında hareket eden bir deniz gibi olmalı; mesafe, boşluk ve rahatlama önemli bir kuraldır.
İyileşme doğrusal değildir; geri dönüşler, umut ve umutsuzluk arasında gidip gelmek suretiyle gerçekleşir.
Summary:
Kitap, ailenin toksik olma eğilimlerinin, bireyin duygusal ve psikolojik gelişimini engelleyebileceğini açıklıyor. Aile kutsal değildir, çünkü içine alınan öfke, korku, sınırlar ve alışkanlıklar bireyi etkiler. Bu nedenle, farkındalık cehennemi geçmek, geçmişteki yaraları ve yanlışları kabul etmek, kendi değerlerini yeniden tanımlamak önemlidir.
Sınırlar, ailenin davranışına müdahale etmek yerine kendi duygusal bütünlüğünü korumak için önemli bir araçtır. İlişkilerde nevroz, sürekli sevilme isteği, terk korkusu ve bağlanma bağımlılığı şeklinde ortaya çıkar. Bu durumun fark edilmesi ve iyileştirilmesi, bireyin özgürlüğüne ve mutluluğuna ulaşmasına yardımcı olur.
Sevgi, zincir gibi değil, bir deniz gibi olmalı; mesafe, boşluk, dengeli bir ilişki gerektirir. İyileşme doğrusal değildir; geri dönüşler, umut ve umutsuzluk arasında gerçekleşir. Bu süreçte, geçmişteki acılarla başa çıkmak, kendi değerlerini kullanmak ve karşı tarafı merkeze koymadan, kendi hayatını yönetmek gereklidir.
Kitap, bireyin aile ve ilişkilerden bağımsız, özgün bir cennet kurmasına olanak sağlar.
FAQs
Toksik aileler, bireylerin duygusal denge, karar alımı ve güven duygusunu etkileyerek, kendi yaşamlarını sağlıklı bir şekilde yönetmesini zorlaştırır. Bu ailelerin etkisi, çocukluk döneminde öğrenilen öfke, korku ve alışkanlıkların, yetişkinlikte devam etmesiyle sonuçlanır.
Sınırlar, kendi ihtiyaçlarınızı ve duygularınızı korumak için belirlenen sınırların, diğerlerinize müdahale etmemek anlamına gelir. Ailede sınırlar, duygusal dayanıklılık ve sağlıklı ilişkilerin kurulması için önemlidir ama diğerlerinin karakterini değiştirmek için değil.
Farkındalık cehennemi, gerçek yaşamı, duygularımızı ve alışkanlıklarımızı fark etmek zorunda olduğumuz bir süreçtir. Bu süreç, önceki yanlışlıkların farkına vararak, özgeçmişimizdeki yaraları ve korkuları anlamaya ve değiştirmeye çalışmayı içerir.
Toksik bir aileden kurtulmak için, aileyle olan ilişkileri sınırlandırıp, kendi değerlerimizi ve hedeflerimizi tanımlamak gerekir. Bu süreçte, kendi duygularımıza ve seçimlerimize dikkat ederek, ailenin etkisinden bağımsız olmaya çalışmalıyız.
Aile üyelerinin eleştirileri, özellikle çocukluk döneminde, bireyin kendi değerlerini ve seçimlerini etkileyebilir. Bu eleştiriler, bir kişinin kendi güvenini ve karar verme kapasitesini zayıflatabilir.
Nevrotik ilişkiler, sürekli sevilme, yalnızlık korkusu, terk edilme korkusu ve kontrol isteği gibi duygusal yaralar içerir. Bu ilişkiler, bireyin kendi değerlerini kaybetmesine ve bağlantılarını aşırı bağlamasına neden olur.
Chat with AI
Loading...
Pro features
Go deeper with this episode
Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.