Go back

Karl Marx - Kapital 1.Cilt İçin Sonsözüm

17m 58s

Karl Marx - Kapital 1.Cilt İçin Sonsözüm

The transcription narrates a story of a society where thievery is the norm, with everyone stealing from each other. The equilibrium is disrupted when an honest man enters the scene, refusing to steal and inadvertently causing changes in the social structure. The narrative explores themes of class struggle, societal dynamics, and the inherent complexities of human behavior within various social classes. The story reflects on the interplay between the rich and the poor, showcasing how power dynamics can shift based on individual actions. Ultimately, the tale serves as an allegory for societal structures, ethics, and the consequences of disrupting established norms.

Transcription

1847 Words, 13847 Characters

Bir zamanlar herkesin hırsız olduğu bir ülke vardı. Geceleri herkes bir fener ve levye ile silahlanıp komşuların evine girerdi. Tanarırken çoğalını doldurmuş geri döndüğünde kendi evininde soyulmuş olduğunu görürdü. Böylece herkes uyum içinde yaşardı. Kimsenin durumu çok kötü değildi. Biri birini o öbürünü soyar, böylece son insana kadar gelinir, sonuncu da o birinciyi soyardı. Bu ülkede ister sap, ister al, sahtekarlık demekti. Hükümet, insanlardan çalmak için kurulmuş bir suç örgütüydü. İnsanlar da bütün zamanlarını hükümeti aldatarak geçirirlerdi. Yaşam hiçbir sorun çıkmadan sürüyordu. Orada yaşayanlar ne zengin diler, ne de yoksul. Sonra bir gün, nasıl olduğunu kimse bilmiyor, dürüst bir adam çıkak geldi. Geceleri çoğalını alıp hırsızlık etmek için dışarıya çıkmak yerine evde oturuyo, bir posunu tüttürüp roman okuyordu. Hırsızlar oraya gelip de ışık görünce geri dönüyorlardı. Ama bu böyle gitmedi. dürüst adama böyle rahat bir hayat yaşamakla havanın ona göre hoş olabileceğini ama kimseyi çalışmaktan alık oymaya hakkı olmadığını söylediler. Evde oturduğu her gece bir aile açık alıyordu. dürüst adam verecek yanık bulamadı. O da tuttu, tan yeri ağrına kadar geceyi dışarıda geçirmeye başladı. Ama hırsızlık etmeye eli varmadı. dürüstü işte o kadar, köprüye kadar yürüyor, altından suyun akışını izliyordu. Sonra evine geliyor, eviniz soyumuş olduğunu buluyordu. Bir hafta geçmeden dürüst adamın beş parası kalmadı, yiyeceği tükendi. Ev soyulup sona çevirilmişti. Ama kendinden başka kimseyi suçlayamazdı. Sorun, dürüstüydü, düzeni alt üst etmişti. Karşılığında kimseyi soymadan kendini soymalarına izin vermişti. Böylece her sabah birisi geri döndüğünde evini soyulmamış buluyordu. dürüst adamın bir gece önce soyması gereken ev, çok geçmeden evleri soyulmayanlar, kendilerinin öbürlerinden daha zengin olduklarını gördüler. Onun için çalmak istemediler. Öte yandan dürüst adamın evini soymaya gelenler elleri boş döndüler, yoksullaştılar. Zenginleşenler köprünün üzerinde dürüst adamak atılmaya onunla birlikte akans suyu seyretmeye başladılar. Bu karışıklığı daha da arttırdı. Zenginleşenlerin de yoksullaşanlarında sayısı arttı. Bu kez zenginler geceleri köprünün üzerinde geçirirlerse yoksullaşacaklarını gördüler. Neden yoksullara biraz para verip, bizim için çalmalarını sağlamıyoruz. diye düşündüler, sözleşmeleri imzalandı, maaşlar, yüzdeler belirlendi. Her iki tarafta pek çok sahtekarlıklar yaptı elbette. İnsanlar hâlâ hırsızdılar ama sonuçta zenginler, daha zengin, yoksullar, daha yoksullar. Zenginlerin bir kısmı, ölesine zenginleştiler ki artık çalmaları ya da kendileri için çaldırmaları gerekmiyorlığı. Ama çalmayı bırakırlarsa çok geçmeden yoksullaşacaklardı. Yoksullar bunu sağlardı. Onun için yoksulların en yoksullarına mallarını öbür yoksullardan korumak için para verdiler. Böylece polis kuvvetleri kuruldu, hapishaneler açıldı. Dürüst adamın oraya gelişinden birkaç yıl sonra kimse çalmaktan, soyulmaktan söz etmez oldu. Artık yağınızcana kadar zengin ya da yoksull olduklarını konuşuyorlardı. Genede bir miktar hırsız kalmıştı. Bir de dürüst olan o tek adam vardı. O da zaten çok geçmeden aşıktan öldü. Kalvino hırsızlar ülkese. [MÜZİK ÇALIYOR] Merhabalar, sonunda birinci cildi bitirebildik. Bir arkadaş söyledimiş, 2020'de kapitalya başlamışsınız, 2024'de bitiriyorsunuz. Herhalde birinci cildi yeniden yazdınız diye. Doğru söylüyor, çok uzun bir zaman aralı girdi araya. Birinci cildin ileri okumalarının ve ikinci cildin bu kadar uzun bir süreye yayılacağını düşünmüyorum. Birinci ciddi, Marx'ın kendisi ve üstluğu bu bizimle beraberde. Meselesini anlatabilmek için analojilere başvuruyordu. Shakespeare'ler, Balzak'lar, Aristoteles'ler, Sofok'les'ler, Martin Luther'ler, Havada uçuyordu. Her bölümünde de o bölüme uygun bir elbise giyiliyor, meramını o şekilde anlatıyordu. Balbol örnekler, raporlar, rakamlar, tarissel süreçlerle meselesini durmadan somutlaştırıyordu. Zaman zaman belli meseleri tekrar ediyordu. Marx, kitabın uzun olduğunun farkındaydı ve okuyucuyu tutmak için yapılan uğraşları okurken, bir okur olarak görmemek mümkün değildi. Bu yüzden birinci cid, görece diğer cidlerden çok daha eğlenceli. Mesela ikinci cidde, Marx'ın bizimle beraber olmadığını hemen üstluktan anlarız. Çok daha üstlubsuz bir yapısı vardır ikinci cildin. Ve dürüst olmak gerekirse birinci cilde göre biraz sıkıcıdır. Üçüncü cidse gerek meselelerin çeşitliği itibariyle, gerekse sorunları, gerekse hacmi itibariyle altından kalkması biraz zaman alır. Fakat üçüncü cildin ele aldığı meseleler itibariyle en önemli cilt olduğunu söyleyenler de vardır. Kimileri birinci cilde okuyup ikiye okumadan direkt üçe geçebiliyor. Tabii biz böyle yapmayacağız. Ayrıca birinci cidde ele alınan bazı konulara aslında cildin kendisinde değinilmedi. Mesela üçüncü bölüm, para bölümü. Şimdi bu bölüm biraz uzun ve karmaşık bir yapıya sahipti. Mesela örnek olarak bu bölümde Marx, para'nın dolaşımızı arttıkça, dolaşım hızındaki artış oranına göre para'nın dolaşımdaki miktar'ın azaldığından söz eder. Yani bize para'nın dolaşımı ile ilgili bir ter sorantı verir. Oldukça da haklıdır. Para'nın dolaşımı ile ilgili güçlü bir gözlemdir bu. Para'nın tarihine baktığımızda para'nın dolaşı mızındaki artışın, beraberinde buna oranla dolaşım miktarındaki düşüşünü görmek mümkündür. Peki bu birinci cidde ne işimize yaradı? Hiçbir işimize yaramadı aslında. Çünkü biz üretim sürecine ele aldık. Aynı şekilde bahsettiğimiz üzere sermayenin değer, teknik ve organik bileşimleri de bu cidde olsa da olur da olmasa da. Fakat Marx haliyle tek bir kitap düşünmediği için okuyucuyu, sonraki cidlere hazırlayan bir argumentasyon yapısı kurar aslında. İkinci cidde geçmeden önce birinci cildin bir ileri okumasını yapma gerekleri duyuyor. Çünkü bu ileri okumalar birinci cidden gelme, elimizdeki mevcut kavram salaygıtların nasıl kullanıldığını hem bir örnek teşkil edecek, hem de onların nasıl derinliğe sahip olduğunu nasıl derinleştirilebildiğini göreceğiz. Yani kısaca yalnız ve birinci cildin bize verdiği takım çantası ile ve perspektifle dünyamızı, maddi kültürümüzü nasıl anlayabiliriz onu göreceğiz. Birinci cildin çok farklı ileri okumalarını yapmak mümkün. Mesela üçüncü bölümde ele aldığınız para bölümünün ileri okuması, hararinin para kitabı ve Keynes'in para üzerine bir incelemesi beraber bir ileri okuma olabilirdi. Fakat birinci cildin üçüncü bölümü ve sermayenin organik, teknik ve değer bileşimleri kavramları üçüncü cidde daha çok işimize yarayacağı için birinci cildin ileri okuması olarak bunları düşünmedim. Aynı şekilde tematik bir okuma da yapılabilirdi. Mesela genel bir içerisen ettiğin karakter aşınması kitabı. Emek gücünün ürettim maraçlarından koparılması ve iş bölümüyle birlikte belli departmanlara ayrılması sonucunda hem işin kendisine hem de ürettiği değere yabancılaşmasının bir ileri okuması. Bununla beraber ideoloji meselesi hele alınabilirdi. Sonuçta kapital, hala en sistematik yazılmış bir ideoloji çözümlemesi oğluma özelliğini taşır. Sinus savaşımları tariyle iyi bir ileri okuma olabilirdi. Ne kadar ileri gitmiş olsa da yıldızım hiç barışmasada gay de bortun gösteri toplumu, metafetişizmi kavramanın ileri okuması olabilirdi. Onuncu bölüm iş günü analizinin zaman ve mekan aracılığıyla işçinin disipline edilmesi durumundan yola çıkarak. Gene yıldızım ne kadar barışmasada Fukon'un hapishanenin doğuşu, dilliğin tarihi kitapları da aynı şekilde zaman ve mekan aracılığıyla suçlunun ve anormalin disipline edilmesini ele alır. Anlayacağınız birçok okuma yapılabilir. Liste uzar gider. Ben üç konu üzerindeyi onlaşacağım. Elbirliği, emeğin üretkenliği ve ilk birikim. Benim seçtiğim meseleler benim çok önemli bulduğum, kişisel deneyimlerimin bir tür sorgulamalarıdır aslında. İleri okumalarda umarım bu üç başlığın ne kadar önemli başlıklarını gösterebilirim. Buna ek olarak aslında sınıf sosyolojisi içinde topumsal değişme bağlamında detaylı bir sınıf ayrımına girişmeyi de ileri bir okuma olarak düşünmüştüm. Sınıf sosyolojisi birinci cidle bağlantılı olarak sınıfların ne kadar hareket halinde olduğunu ve günümüzde oldukça detaylı bir ayrıma girişildiğinde aslında bazı sınıfların alt ayrımlarının işlevsizliğini ya da yanlış bağlamlarda kullanıldığını görmemize yardımcı olur. Fakat bu ayrımlar benim masabaşını da kendi yaptığım ayrımlarımdır. Bu yüzden bu ayrımlarımın henüz olgunlaştığını düşünmediğim için yazılı veya sözze olarak ifade etme cesaretini kendimde bulmuyorum. Umarım ileride iyi bir sınıf sosyolojisi serisi de yaparız. Bu yayınlar benim için de uzun bir yol olacak. Üçüncü cilt ve ileri okumalar bittikten sonra sol kanatta olan ve klasik ekonopolitiğim bitiricisi olan Marks'tan sonra Alfred Marshall, Neoklasikler, Neorikardocuk Keynes Yanokul, Weblen ve sosyelis ekonom politikçi kaleç kişektiğinde bir ana hattan devam etmek istiyorum. Başka bir çok isim de bu aralara girebilir. Bunların ne kadar titizlikle ve ceral keskinliği ile yapacağın tamamen benim nefesimin kudretine kalır. Aynı şekilde anlattıklarımın ne kadar etraflıca ve bütüncül olduğuysa gene aklımın kudretini edinebileceğim boz zamanı, kısaca edinebildiğim üretken tembellikle doğrudan alakalıdır. Güçlü bir sola ihtiyacımız var. Bunun için de gel deyirmenlerine sağlılmamak, hap ve kabare çetelerden, sığ amprizmlerden kaçınmak için bu tür içeriklerin yararlı olacağına inanıyorum. Saf bir Marxist anlayışıya ve sosyelis bir inancı sahip olsan da ileride yapacağım her yayında da sığ bir doktmatizimden uzak kalacağım. Elimden geldiğince sığ amprizmlerden ve hazır, hap ve çetelerden de uzak kalmaya çalışacağım. El aldığınız nesneler, oldukça karmaşık ve yöntemsel olarak da kesinliğe ulaşması güç meselelerdir. Aristonun Nikomakos'a ettiğin girişinde dediği gibi bir şeyin doğruluğu, ancak onun konusuna görebilirler. Bu yüzden böyle sene kaygan zeminlerde, kesin yargılara ve ilkelere varılabilmesi güç görünüyor. Aynı şekilde ele alacığım her meseleyi masaya yatırırken onun birer öznesi olduğum için tamamen duygu sallıktan kopuk bir tavır sergilemeye çalışsam da bunun böyle olmadığı ve olamayacağı gayet açık görünüyor. Haliyle ele aldığım meseleyler ve ona yaklaşın biçimlerin bile benim sınırsal konumumdan bağımsız değildir. Sınırsal konumuma uygun veya tutarlı olmasa bile bağımsız olamaz. Bu yüzden üst ortasınıf veya burjuve mensub olsaydım, büyük ihtimalle kuş bilimiyle, astronomiyle ya da diğer doğa bilimleriyle ilgilenmeyi daha çekici bulurdum. Milyonlarca yıllık doğanın tarihi ve milyarlarca yıllık evrenin tarihi bana çok daha çekici gelirdi. 300-500 yıllık toplumsal meseleyler bana bu kadin bilimlerin yanında smol bizdası olarak gelirdi. Aslında burjuve mensub olduğum için de toplumla bir derdim olmazdı. Çünkü bütün toplum zaten benim çıkarlarımı gözeten kurumlara sahip olduğu için onunla uğraşmaya veya onu çözümlemeye bu denli ihtiyaç duymazdım. Mensubu olduğum sınıfımın hamuru da oldukça zor iç dinlemeklere sahip gibi görünüyor. Toplumun en alt tabakası haliyle psikolojik olarak en kompleksili sınıfa tekabıl eder. Çünkü kimse toplumun en alt tabakasında olmayı veya öyle görünmeyi istemez. İster vasıflı, okumuş, eğitimli olsun isterse vasıfsınız eğitimsiz olsun fark etmez. Ayartılması kolay bir sınıftır. Potansiyallerini, maddi veya sosyal koşullarından dolayı gerçekleştiremediği için başkalarına karşı haset ve kıskançlıklarla dolu bir sınıftır. Bu yüzden kendisini mensubu olduğusan ayırmak için elinden geleni yapar. Zaten o yönüde yönlendirilir. Hakim ideoloji de zaten onu gerek politik bir ziyinsel yapı içerisinde gerekse ekonomik elbirliği seçeneklerini sınırlandırarak onu kendi potasının içinde eritmeyi bir şekilde sürdürür. Azıcık bir maddi gücü olsun kendine ayırmaya uğraşır. Azıcık bir sosyal sermayesi yetkinliği veya entelektüeli tesu olsun hemen halt demeye şu işçiler demeye başlar. Bütün bunları bir kibir unsuruna dönüştürür. Kendini bu denli mensub olduğu sınıftan ayırma çabasının bizzat mensub olduğu sınıfın kompleksiyle mevcut ideolojiyle bağlantılı olduğunu söylediğinizde yasize öfkelenir ya da pek oralı olmaz. Kendine karşı dürüst olan kimileri ise size hak verir. Fakat sonrasında sızlanır, umutsuzluğundan söz eder. Fakat benim anladığım kadarıyla umut dediğimiz şey böyle bir şey değildir. Bu bir zorunuluktur. Örneğin elimiz kesildiğinde canımız yanar. Peki acı hissi olmasın diyebilir miyiz? Hayır. Acı hissi olmasa bedenimizi dinleyemeyiz. İşte umut da böyle bir zorunuluktur. Umutsuzluk beraberinde hissizleşmeyi de getirir. Fakat hissizleşme üzerimizdeki baskının ortadan kalktı anlamına gelmez. Mensube olduğumuz ve çıkarlarını savunduğumuz sınıfın hamuru da anlaşılacağı üzere kendine has iç dinamiklere sahip. Bu dinamiklerde kendine ve sosyal çevresine bakışına etkiliyor. Fakat bu bakışlar belli noktalar da genellikleri barındırsa da belli noktalar da yalnızca dönemimize özgüdür. O da her sınıf gibi tarihin değirmenin de dövülmeye devam etmeye mahkumdur. Diyelim ve bu bölümü de birektin duraksayana şiiriyle bitirelim. Diyosun ki, davamıza hayır yok bu gidişin, karanlık gitkide diyorsun, derinleşiyor. Güçler azalıyor diyorsun gitkide. Bunca yıl diyorsun, çalış çabala, sonunda ilk günden daha güç bir durma düş. O işte düşman her zaman kinden daha kuvvetli, yenilmez gibi de göründür. Biz de atalar yaptık, bu inkâr edilmez. Sayımız yavaş yavaş azalmada, suloganlarımız orada, burada daanık. Düşman sözcüklerimizin bir kesimini çarpıttı. Bugün edek söylediklerimizin hangisi yanlış şimdi? Bir kısmı yoksa hepsimi. Güveneceğimiz kim var artık? Artak alanlarımız bizler yaşayan bir urmaktan fırlatılmış. Geri de mi kalacağız? Kimseyi anlamadan ve hiç anlaşılmadan. Yoksa şans mı gerek bize? İşte senin sordukların bunlar. Ama kimselen bir yanıt bekleme, yanıtında kendim ver. Yeninci cildin ileri okumalarında görüşmek üzere. Bu dizinin betimlemesi TFT Film tarafından Sesli Betimleme Derneği'ne yaptırılmıştır.

Podcast Summary

Key Points:

  1. An analogy of a country where everyone is a thief is used to depict a society where stealing is normalized.
  2. The introduction of an honest man disrupts the thieving cycle in the society.
  3. The honest man's presence leads to a shift in dynamics between the rich and the poor, ultimately resulting in a system where some pay the poor to steal for them.
  4. The story reflects on class struggle, societal hierarchies, and the complexities of human behavior within different social strata.

Summary:

The transcription narrates a story of a society where thievery is the norm, with everyone stealing from each other. The equilibrium is disrupted when an honest man enters the scene, refusing to steal and inadvertently causing changes in the social structure. The narrative explores themes of class struggle, societal dynamics, and the inherent complexities of human behavior within various social classes.

The story reflects on the interplay between the rich and the poor, showcasing how power dynamics can shift based on individual actions. Ultimately, the tale serves as an allegory for societal structures, ethics, and the consequences of disrupting established norms.

FAQs

Herkes hırsızlık yapıyor ve soyuluyordu, ancak bu durum onların uyum içinde yaşamasını sağlıyordu.

Dürüst adamın gelmesiyle hırsızlık azaldı, insanlar arasında iş birliği ve paylaşım başladı.

Marx'ın 'Kapital' kitabı, ileri okumalarla okuyucuyu sonraki ciltlere hazırlayan bir yapıya sahip.

Sınıf sosyolojisi, sınıfların hareketliliğini ve toplumsal değişimi anlamamıza yardımcı olur.

Umut bir zorunluluktur ve umutsuzluk hissizleşmeye neden olabilir.

Her sınıfın kendine özgü iç dinamikleri vardır, bu dinamikler sınıfın bakış açısını etkiler.

Chat with AI

Loading...

Pro features

Go deeper with this episode

Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.