Go back

Kanserin Tedavisi Bizden Saklanıyor Mu?

15m 16s

Kanserin Tedavisi Bizden Saklanıyor Mu?

Konuşma, kanser tedavisinin bilinçli olarak saklandığına dair yaygın inancı ele alarak başlıyor. Katılımcıların %80'inin bu konuda şüpheleri olduğu belirtiliyor. Ancak asıl sorunun bilimin kendisine değil, ilaç şirketleri gibi ticari yapılara duyulan güvensizlik olduğu vurgulanıyor. Kanserin büyük bir endüstri olduğu, yıllık 220 milyar dolarlık ilaç pazarıyla orta ölçekli bir ülke ekonomisine denk geldiği ifade ediliyor. Araştırmalara rağmen başarı oranının düşük olduğu, klinik denemelerde %5'ten az ilacın onay aşamasına geldiği belirtiliyor. Kanserin tek bir hastalık olmadığı, 200'den fazla türü ve genetik çeşitliliği olduğu anlatılıyor. Kanser hücrelerinin sürekli mutasyon geçirerek ilaçlara direnç geliştirdiği, bu nedenle tedavinin zorlaştığı vurgulanıyor. Tedavilerin üç amacı olduğu: tümörü kontrol altına almak, yaşam süresini uzatmak ve yaşam kalitesini korumak. İmmünoterapi gibi yeni yöntemlerin bazı hastalarda dramatik sonuçlar verdiği ancak herkes için işe yaramadığı belirtiliyor. Son olarak, kanserin çözümünün kişiye özel tedaviler, genetik haritalama ve yapay zeka kullanımıyla mümkün olacağı ifade ediliyor. Erken teşhisin önemi vurgulanarak, kanserin henüz oluşmadan yakalanmasının hedeflendiği belirtiliyor. Konuşma, kanserin bir gün sıradan bir hastalık gibi kontrol altına alınabileceği umuduyla sonlanıyor.

Transcription

1825 Words, 12815 Characters

Turkish
[MÜZİK ÇALIYOR] Geçtiğimiz ay bebar bilimin sosyal medyası haplarında bir hanket yapmıştım takip edenler görmüştür. Kanserin tedavisinin bulunduğuna, ancak bilinçli olarak saklandığına inanıyor musunuz diye sormuştum. Ve katılanların ortalama yüzde seksenicivarı çağrenin bulunduğunu ve kesinlikle saklandığını düşünüyor. Ya da bu konuda şüpheleri var. Bakın bu ciddi bir oran, burada bir sorun var. Süpriz de gelebilir ki mi için? Bilimin, tıbbın, bu kadar geliştiği bir çağda bu güvensizlik garip gelebilir. Ama durum göründüğünden çok daha kalmış. Ve böyle hissedenleride çok geçerli sebepleri olduğuna eminim. O yüzden bilen bilir. Geçtiğimiz yıl çok sevgili emel ablamı kanserden kaybetmiş birisi olarak. Olabildiğince objektif bir şekilde bu konuyu ele almak istiyorum. O zaman hadi bu işin aslı hastarı nedir ya da ne olabilir? Bu güvensizliğin ve şüphelerin kaynağın nerede? Dikkatle hazırladığım araştırma dosyamızı açıp bir bakalım. Düşünsenezi, güzel bir sabah uyanmışsınız. Yatırımlarınızı garanti bebeğe kriptokolayla'yla yapmışsınız. Kulunucu dostu A 100 ve 724 canlı destek de kriptoya yatırım yaparken rahat bir nefes almışsınız. Siz de kriptoya yatırım yaparken kapanız rahat olsun istiyorsanız garanti bebeğe kriptoya geçin. Eçünkü birlikte yaparız. Son da söyleyeceğimizi başta söyleyerek başlayalım bir kere. Bu konuda şüperi olan insanların bir çoğunun şüpe duydukları konu. Bilimin kendisi değil, doğrudan bu işin ticaretiyle ilgili olan. Başta ilaç şirketleri olmak üzere suç dosyası oldukça kabarık olan yapılardır. Yani bu konuda şüperi yaklaşanların büyük bir kısmını bilim karşıya olarak görmek büyük yanlış olur. Ebeti iflah olmaz şüpecilarda söz konusu. Ancak biz bu konuyu mantık çerşevesinde sorgulayanların zihinindeki soruları cevaplamaya çalışarak devam edelim. Ve ebette her zaman olduğu gibi önce meyvzuyu bir masaya yatırım. Evet, kanser bir endüstridir. Büyük bir endüstri hem de. İlaçlardan hastaneleri, görüntülemeden yan ürünlere kadar korkunç paraların döndüğü bir sanayi. Sadece ilaç tarafında yıllık 220'la 230 milyar dolarlık bir hacımdan bahsediyoruz. Şöyle söyleyeyim, birçok ülkenin yıllık ekonomik çıktısı 200'la 300 milyar dolar bandındadır. Yani kanser ilaç pazarı tek başına orta ölçekli bir ülkenin ekonomisine denk. Bu hacmin de birkaç yıl içinde 300 milyar dolara açması bekleniyor. Bu ne anlama geliyor? Kanser tedavisi tek seferlik bir uygulama değil bir süreçtir. Mesela bugün en çok kazanan kanser ilaçlarından biri olan Ketroda. Hastaya tek sefer veririniz. Genellikle 2-3 hafta da bir uyguladır. Ve bu tedavi çoğu hastada bir iki yıl. Bazen daha uzun süreç. Ve Ketroda 2023 yılında 25 milyar doların üzerinde gelir üretti. İşin bir de yatırım tarafı var tabii. Dünyada sadece kanser araştırmalarına. Buna kamu ve özel sektörde dahil harcanan para yıllık yaklaşık 70 ilaç 100 milyar dolar bandında tahmin ediliyor. Garip olan şu. Bu maliyetin büyük kısmı başarılı ilaçtan değil, başarısız olanlardan geliyor. Çünkü on kolücı alanında klinik denemelerde başarı oranı çok düşük. Faz birden onay aşamasına gelen ilaç oranı genellikle %5'in altında. Yani %adaydan 95'i yol da eğleniyor. Bunun şöyle bir dolayı etkisi de var. Eğer bir tedavi patent denemiyorsa ya da uzun vadeli yüksek gelir üretmeyecekse o alana yatırım bulmak çok daha zor oluyor. Bu yüzden bazı doğal çözümlerin veya alternatif tedavilerin etkinliği para kazandırmadığı için de yeterli araştırma yapılmadığı yönümde indişelerde var. Başımda gelin işin diğer tarafına bakalım şimdi. Bu kadar büyük bir pazar, RGH harcanan yıllık 100'lerce milyar dolar. Peki tezavide başarı oranı nedir? Yani bir dönüş alabiliyor muyuz bu yatırımlardan? Yine istatistiklerle konuşalım. Genel anlamda bu sorunun cevabı evet. Geçmişe göre kanser kaynaklı ölüm oranında istatistikliği olarak belirgin bir düşüş var. 19. ile 2021 arasında kanser ölüm oranı %30 ile 33 oranı da azalmış durumda. Ama başka bir istatistik bize kanserden ölen insan sayısında artış olduğunu gösteriyor. 19. ile 2023 arasında kanserden ölen insan sayısı %74 artmış. Ama bu oran bize aldatmasın. Ölen sayısında artış ölüm oranında düşüş var. Şöyle anlayabiliriz bunu. 1990'da %100'i 2 % kanserden ölürken bugün %100'i 1040 ölüyor. Yani iyileşme var ama şimdi buradaki ama şu. Bazı istatistikçiler bu oranı tek başına tedaviyle açıklayamayacağımızı. Bunda örneğin sigara kullanımının azalması. Günlük hayat ve çalışma hayatında kanserhocan kullanımının önemli ölçüde azalması ile de açıklayabileceğimizi söylüyor. Ve bu iyileşmenin umut verici olsa da yapılan harcamalar ve vaad edilen devrimsel tedavilerle örtüşmediğini de söylüyor. Yani aslında her şeye rağmen çok da yol kat edemediğimizi söyleyenler çok. O yüzden başka bir soru soralım. O kadar araştırma, o kadar harcama, o kadar yatırma ve tıpta bilimde bu denli gelişmişliği rağmen hala neden bir çare bulamadık kardeşim. Güzel soru. Gayet de yerinde bir soru. Şimdi bunu cevaplamak için asıl en önemli soruyu sorumamız gerekiyor. Kanser ne ki? Yani kanserin tanımını iyi yapmamız ve arkasındaki mekanizmayı iyi anlamamız lazım. Çünkü burada daha en başta bir yanlış anlaşılma var. Kanseri tek bir hastalık gibi düşünüyoruz ama değil. Bugün tıpta tanımlanmış iki yüzden fazla kanser türü var. Ve bu sadece isimlendirilenler. Genetik seviyeye indiğinde yani tümörlerin DNA'sına baktığında bu sayı binlerce farklı varia sön açıkıyor. Yani aynı akciğer kanseri tanısı almış iki insanın tümörü bile genetik olarak tamamen farklı olabiliyor. Peki bu kadar çeşitliğek nereden geliyor? Şuradan. Kanser aslında dışarıdan gelen bir şey değil. Virüs değil, bakteri değil. Kanser sizin kendi hücrenizin bozulmuş halledir. Normalde hücrederin çok sıkı bir kontrol sistemi vardır. Ne zaman bölünecek, ne zaman duracak, ne zaman ölecek. Hepsi programlıdır. Mesela hücudunuzda her gün millerlerce hücre bölünüyor. Ama bu kausa dönüşmüyor. Çünkü hücreder dur komutunu dinliyorlar. Ama zamanla DNA'da hatalar birikebiliyor. Buna mutasyon diyoruz. Bu mutasyonlardan bazı kritik yerleri bozuyor. Hücreye dur diyen genler devre dışı kalıyor. Hücreye bölün diyen genler sürekli açık kalıyor. Hücreye öl diyen mekanizma yani apoptos çalışmamaya başlıyor. Sonuç hücre artık kontrol dinlemiyor. Sürekli bölünüyor ölmüyor. Yani aslında çok basit bir şey oldu. Hücre kurallar bir çiğnemeye başlıyor. Ama olay burada da bitmiyor. Asıl mesele şurada başlıyor. Bu hücreder çoğaldıkça yeni mutasyonlarda biri geliyor. Yani tümür dediğim şey sabit bir yapıda değil. Sürekli işen bir popülasyon. Aynı tümörün içinde bile farklı alt türler oluşabiliyor. Bir kısmı hızlı büyüyor. Bir kısmı yavaş. Bir kısmı ilaca duyarlığı bir kısmı dirençli. Bu yüzden kanser aslında bir hastalıktan çok küçük bir evrim sistemi gibi çalışıyor. Bir ilaç veriyorsunuz diyelim ki hücrederin %90'a öldürdük. Gerik alan %10 onlar dirençli olanlar ve onlar çoğalıyorlar. Bir süre sonra artık hastalık geri geliyor. Ama bu sefer daha güçlü. O yüzden mesele şu. Sabit bir düşmanla savaşmıyoruz. Sürekli değişen adaptı olan öğrenen bir sistemle savaşıyoruz. Yani ortada tek bir problem yok. E dolayısıyla tek bir çözümde yok. O zaman başka bir soru da açıkıyor karşımızda. Boşuna mu uğraşıyoruz. Yani ortada tedavi edilecek bir şey de yok gibi. İmkansız bir görev var. Ve amaç sadece param o zaman. Bunun cevabında çok kısa bir aradan sonra konuşacağız. Evet. Boşuna mu uğraşıyoruz diye sormuştuk. Bunun cevabı çok katmanda. Ve en insanı tarafından bakarsa konu iyileşmek ya da iyileşmemek değil. Bazı insanların iyileşme şansları çok düşük olsa da. Hem kendileri hem de sevdikleri için daha uzun bir ömür. Birlikte geçirebilecekleri fazladan birkaç ay her şeyi değiştirebiliyor. Burada da tedavi türleri devreye giriyor. Bazı durumlarda hedef gerçekten tamamen yok etmek. Buna küratif tedavi dönüyor. Özellikle erken evrede yakalanan kanserlerde. Ameliyatla tümürün tamamen çıkarılması. Ve üzerine eklenen tedavilerle hastalık tamamen ortadan kaldırılabiliyor. Yani evet bazı kanserlerde insanlar gerçekten iyileşiyor. Ve hayatına devam ediyor. Ama her zaman bu mümkün değil. Çünkü hastalık çoğu zaman geç fark ediliyor. Ya da vücuda yayılmış oluyor. İşte burada amaç değişiyor. Bu durumda da tedaviler temel de üç ayırılıyorlar. Birincisi tümörü küçültmek ve kontrol altına almak. Kemotere bir radioterep gibi yöntemler hızlı bölünen hücredere hedef olur. Amaç tamamen yok etmekten ziyade, büyümeyi durdurmak ya da yavaşlatmak olabilir. İkinci hastalın süresini uzatmak. Bugün birçok kanserde insanlar eskiden altı ay yaşayacakken tedavilerle bu süre yıllara çıkabiliyor. Bu küçük bir şey. bu hastalığın ölümcül bir krizden yönetilebilir bir duruma evrilmesi demeyelim. Üçüncüsü yaşam kalitesini korumak. Buna palliatif tedavi deniyor. Amac hastayı iyileştirmek değil, araya azaltmak, nefes almasını kolaylaştırmak, hayatına daha yaşanabilir hale getirmek. Ve son yıllarda işin içine başka bir katman daha girdi. Hedefe yönelik tedaviler ve immunoterepil. Mesela immunoterepiler bağışıklık sistemini yeniden kanseri tanıyacak şekilde aktive etmeye çalışıyor. Yani direkt hücreye öldürmek yerine gücuduğu yeniden savaşa sokuyor. Bazı hastalarda gerçekten dramatik sonuçlar görebiliyoruz. Ama herkes için çalışmıyor. Çünkü yeni aynı problem, her kanser farklı. E başa dönüyoruz o zaman. Ve evet, Big Farma derler ilaç şirketleri, paranın peşindirdir. Evet. Tarihte sayısız defa affedilemeyecek skandallarla ismi kililmemiştir. Bunu reddetmek saflık olur. Fakat burada anlayacağınız üzere durum çok daha çetrefiyle. Ki emin olun, kanserin herhangi bir türü için kesin bir tedavi geliştirebiliyor olsalar. Bunun getiresi çok daha yüksek olur. Ve kazançlarını kat pek attırabilirler. Böyle bir ilaç için insanlardan alabilecekleri ücretleri tailledebiliyor musunuz? Ve insanların ölüm karşısında böyle bir çare bulunması durumunda neler yapabileceklerini. E peki alternatif tedaviler, doğal çözümler, farklı bitkisel tepilerle kanseri iyileştirdiğini da edenler. Bunun cevabı da umut endüstriğiyle verilebilir. Kanser nasıl bir büyük endüstriği ise umut emin olun çok daha büyük bir pazar. İnsanlar en ufak bir umut kırıntısına bile muhtaç olduğu durumda, maalesef ne kadar içten içe bunun bir çare olmayacağını bilse bile büyük paralar arcağı biliyorlar. Umut bağlayabiliyorlar. Çare bulduğunu söyleyenler ise maalesef yine söylemden öteye gidemiyor. Zira her insanın durumu farklı ve kimin neden ve nasıl iyileştiğini anlamak zor. Peki son olarak bu işte hiç umut yok mu? Ne yapacağız? Bu işin çıkar yolun nedir? İnsanlık kanseri bir gün yenebilir mi? Ve bunu nasıl yapabilir? Konunun tek bir süper ilaçla çözülemeyeceğini anladık artık. O yüzden eğer kanserinin en azından bazı türlerine ve belki de bir gün tüm türlerini önlemek ya da tedavit bir kisiyorsak, şu an ki yaklaşımdan başka bir yaklaşım e ihtiyacımızdaki. Bunun da tek bir cevabı var. Kişiye özel tedabiler. Evet, her kanser her kişi de ve hatta kişinin organlarında bile farklılık gösterebiliyorken, genel bir çözüm beklemeyi bırakmamız gerekiyor. Neye ihtiyacımızı var derseniz genetik haritalama ve yapay zekanın birleşimini. Bugün artık bütün örüğün genetik haritasını çıkarabiliyoruz. Ama bu sadece verin. Verin tek başına bir şey ifade etmiyor. Bu verili ne yapabileceğimizi bulmamız gerekiyor. O nedenle yapay zekanın tıp alanında ilaç geliştirme alanında daha fazla gelişmesine ihtiyacımız var. Çünkü yapay zekaya artık yavaş yavaş yeni ilaç molekirleri tasarlaya biliyor. Proteinlerin nasıl katlandığını çözüyor. Ve hangi hedefin işe yarayacağını simül e edebiliyor. Bunun kusursuz çalıştı ve çok hızlı bir şekilde her biraya uygun genetik profile göre hedefli çözümler üretebildiği noktada çok daha büyük bir sıçrama görebiliriz. Takip etmemiz gereken önemli bir alan bu. Ama daha da önemli bir alan var. Cancer henüz oluşmadan yakalamak. Cancer bir anda oluşmuyor. Yıllar süren bir süreç. Hücrelar yavaş yavaş bozuluyor. Ve en sonunda görünür hale geliyor. Erken teşhis dediğimiz şeyde tam olarak burada devreye giriyor. Yer riskini önceden görmeye çalışıyoruz. Ya da cancer daha kitle haline gelmeden yakalamaya. Çünkü cancer hücreleri büyürken kanak küçük DNA parçaları bırakıyor. Yeni teknolojilerde bu çok küçük sinyeli yakalamaya çalışıyor. En artık hedef şu. Cancer'ı geç vark edip tedavi etmek değil daha başlarken yakalamak. Hatta başlamadan yakalamak. Ve bunun ne kadar erken yapabilirsek çözmekte o kadar kolaylaşıyor. Yani özetle. Mesela birilerinin bir ilacı bulup saklaması değil. Mesela baştan, düşündüğümüzden çok daha zor bir problemle karşı karşı olmamız. Ve evet yavaş ilerliyoruz gibi görünüyor olabilir. Ama aslında her parçayı tek tek çözerek ilerliyoruz. Ve umarım bir gün cancer insan hayatını bir anda alt üsteden bir son değil. Erken yakalanıp kontrol altına alınabilen. Sıradan bir hastalık gibi konuşur. [Müzik çalıyor] [MÜZİK ÇALIYOR]

Podcast Summary

Key Points:

  1. Kanser tedavisinin bulunduğu ancak saklandığına dair toplumda yaygın bir güvensizlik ve şüphe var.
  2. Kanser büyük bir endüstridir; ilaç pazarı yıllık 220-230 milyar dolar hacme sahiptir.
  3. Kanser tek bir hastalık değil, 200'den fazla türü ve genetik çeşitliliği olan karmaşık bir süreçtir.
  4. Tedavilerde ilerleme var ancak ölüm oranlarındaki düşüş, sigara kullanımının azalması gibi faktörlerle de ilişkilidir.
  5. Kanser hücreleri sürekli mutasyon geçirerek ilaçlara direnç geliştirebilir, bu da tedaviyi zorlaştırır.
  6. Gelecekte kişiye özel tedaviler, genetik haritalama ve yapay zeka ile kanserin erken teşhisi ve önlenmesi hedefleniyor.

Summary:

Konuşma, kanser tedavisinin bilinçli olarak saklandığına dair yaygın inancı ele alarak başlıyor. Katılımcıların %80'inin bu konuda şüpheleri olduğu belirtiliyor. Ancak asıl sorunun bilimin kendisine değil, ilaç şirketleri gibi ticari yapılara duyulan güvensizlik olduğu vurgulanıyor. Kanserin büyük bir endüstri olduğu, yıllık 220 milyar dolarlık ilaç pazarıyla orta ölçekli bir ülke ekonomisine denk geldiği ifade ediliyor. Araştırmalara rağmen başarı oranının düşük olduğu, klinik denemelerde %5'ten az ilacın onay aşamasına geldiği belirtiliyor.

Kanserin tek bir hastalık olmadığı, 200'den fazla türü ve genetik çeşitliliği olduğu anlatılıyor. Kanser hücrelerinin sürekli mutasyon geçirerek ilaçlara direnç geliştirdiği, bu nedenle tedavinin zorlaştığı vurgulanıyor. Tedavilerin üç amacı olduğu: tümörü kontrol altına almak, yaşam süresini uzatmak ve yaşam kalitesini korumak. İmmünoterapi gibi yeni yöntemlerin bazı hastalarda dramatik sonuçlar verdiği ancak herkes için işe yaramadığı belirtiliyor.

Son olarak, kanserin çözümünün kişiye özel tedaviler, genetik haritalama ve yapay zeka kullanımıyla mümkün olacağı ifade ediliyor. Erken teşhisin önemi vurgulanarak, kanserin henüz oluşmadan yakalanmasının hedeflendiği belirtiliyor. Konuşma, kanserin bir gün sıradan bir hastalık gibi kontrol altına alınabileceği umuduyla sonlanıyor.

FAQs

Hayır, kanserin tek bir tedavisi yok çünkü kanser 200'den fazla farklı türü olan karmaşık bir hastalıktır. Tedavi bulunup saklandığı iddiaları yaygın olsa da, bu daha çok ilaç endüstrisine duyulan güvensizlikten kaynaklanır.

Kanser ilaç pazarı yıllık 220-230 milyar dolar hacme sahip ve bu, orta ölçekli bir ülkenin ekonomisine denk. Tedaviler uzun sürdüğü için ilaç şirketleri büyük kazanç elde ediyor.

Ölüm oranı düşüyor: 1991-2021 arasında %30-33 azaldı. Ancak ölen insan sayısı arttı çünkü nüfus yaşlanıyor ve kanser daha yaygın teşhis ediliyor.

Kanser, her biri farklı genetik mutasyonlara sahip 200'den fazla türü olan bir hastalık grubudur. Aynı tümör içinde bile farklı alt türler oluşabilir, bu yüzden tek bir tedavi mümkün değil.

Klinik denemelerde başarı oranı çok düşük; Faz 1'den onay aşamasına geçen ilaç oranı %5'in altında. Ancak erken teşhis edilen bazı kanserler tamamen iyileştirilebiliyor.

Bilimsel olarak kanıtlanmış değil. Umut endüstrisi nedeniyle insanlar bu tür çözümlere para harcıyor, ancak çoğu iddia söylemden öteye geçemiyor.

Chat with AI

Loading...

Pro features

Go deeper with this episode

Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.