KALT'ın Podcast'i / 63. Bölüm / Birlikte Alkol Almak İçin Buluştular
46m 15s
Podcastin bu bölümünde konuşmacılar, günlük yaşamın sıradan ama derin gözlemlerini mizahi bir dille ele alıyor. Zamanın herkes için farklı aktığı, modern hayatın insanı birden çok sorumluluk ve döngüyle baş başa bıraktığı belirtiliyor. Askerlik anıları üzerinden, yoksunluk dönemlerinde tüp çikolata veya çubuk kraker gibi basit şeylerle duygusal tatmin sağlamanın (kompanse etme) önemi anlatılıyor. "Altmetin" kavramına eleştirel bir yaklaşım getirilerek, sanat eserlerindeki gizli anlamların aşırı yorumlanmasının izleyiciyi asıl deneyimden uzaklaştırdığı savunuluyor. Konuşmacılar ayrıca, günümüzde insanların sürekli olarak "eve bir şey götürme" telaşı içinde olduğunu, bunun hücresel düzeyde bile gözlemlenebilecek evrensel bir davranış olduğunu mizahi bir dille ifade ediyor. Podcastin sonunda, iç çamaşırı modası gibi sıradan görünen kültürel değişimlerin bile aslında toplumsal dönüşümün önemli parçaları olduğu vurgulanıyor. Genel olarak, sohbet hem eğlenceli hem de düşündürücü bir şekilde ilerliyor.
[Müzik çalıyor] Kaltın pot kezte. [Müzik çalıyor] 63. bölüm. [Müzik çalıyor] Birlikte, arka olalmak için bu düştüler. [Müzik çalıyor] Şarkıyla gireyim. Şarkıyla gireyim. Tamam. [Müzik çalıyor] Evde dola tam takır. Kafam keyfim çap çakır. Benim yarım kok sakır. Yer demir, gök bakır, helaloy. Haleluya. Çünkü haleluya'nın Türkçesi dilimizde var. Helaloy'dur. Mesela argumunda ercumettir. Çok az kişidir bunu Ermancığım. Bunlar seni heyecanlandılar şeylere yoktu. Yani ben bunu mutluyadan. Ben neyim biliyor musun? Ben bunları insanlara bildirmekle vasıyım yani. Kendimi bunu vasıit ayn ediyor. Ben sana terlik vermedim. Doğru diyorum. Ben şimdi şu an şey yapıyorum. Bazen ayaklarını ısıtmak için başkalarının ayaklarına basman gerekir. Ben şu an oturduğum koltuğun ayaklarını ayaklarını koyuyorum. Artık onların ayakları benim ayakları gösterir. -Selam. -Tarlı kemen yeri yok. Ben burada bir kendimce tatlı bir engellilik yaşıyorum. Tamam. Tamam mı? [Gülüyor] Evet, herkese selamlar olsun. 6. podcastinin 65.5 oldu artık 6.6 oldu. 64 oluyor galiba. Çok iyi gidiyoruz ya. Evet. Yani sayısını tutamamızın nedeni çok seri üretim değil. Aide bir gelmesidir. Çoğu şey bunu defalarca anlattık. Çok güzel şey. Aide bir gelir. Evet. Mesela. Seks. Mesela. Regil. Evlilikler de sen. KDV ödemesi. Evet. Mesela. Faturalarımız. Mesela. Aide bir gelen alkolik dayımız doğru. Yani bunlar dünyadaki bir çok şey aide bir gelir. Güzel gelir. Biz insanlar soruyor ya. Daha sık yapmanız lazım. Belki de sizin zamanı biraz daha salmanız lazım. Yani zamanı örme. Zaman yönetimi diye bir bölüm yok demin üniversitelerde. Zaman yönetimi yok da. Danil üniversitesinde. Zaman yönetimi. Bak zaman yönetimi iki yıllık. Evet. O aslında şu demek. Dört yılı iki yılı indirme. Evet. Olara. Yağısında evet. Yani zamanı yavaşta tıp uzlanırmak sizin elinizde. Herkes için bir şekilde okuyorsa sizin için de öyle akmak zorunda değil. Evet. Mesela. Tüp. Sen hiç tüp gördün mü hayatında? Nasıl tüp? Tüp. Tüp. Tüp çukolata vardı mesela. Hatırlıyorsa çok okuran. Tüp çukolata diye geçerdi. Tüp. Tüp. Tüp çukolatayı emmediğim kadar asgarlikte emmiştim. Tuğutu şu an, Aykarlık'ta sen ki bütün cinsel isteklerini yerine getirmisin. Yani tam ters olur ya insanlar genelde, askerlikle mahrumya görür. İnanılmaz bir yerine koyma vardı. Kompansa üzerine. Yani bir şey yoksa bir şeyle kompansa ediyordun da vamlı. Eylence olmadığı için gidiyordun da vamlı cips alıydın. Cipsle kompansa ediyordun. Bazen cigarette bitiyordu, kantinde bütün askerler ona Türk Çukurotayla kompansa ediyordu. Ama en meşeydi o oral fixasyonu gidermek için çok dertli. Adamı almışlar asker ama kaç sene kaçmış geride 6 aydık çocuk bırakmış. Anası bekliyor. Kenarda çönmüş böyle uzaklara bakarak cipsle kompası. Bir de şey de olabilir. Çok fazla hani tinerci balici de gidiyor ya. Evet onlar da. Belki o da bir yerine koyma uygulaması olabilir yani. Cipsle kompası çekierek genelden oral fixasyonu cigarette üzerinden göre susanlı çubuk, çubuk kreker üzerinden biz o da bitiyordu işte. Bir sede ders de hocam bizi erken çıkarsın diye çubuk kreker içiyorduk biliyor musun? Ve çubuk kreker yanıyor ve içine çekilebiliyor. Dumanını veribiyosun. Bunu bir kere de anlatmış olalım sana. Vallahi mı? Açıkçası ben de gördüğümü yani kendimde tanık olduğumu hatırlıyorum. Evet. O seçeneklerin tek tek kaybolması da görüyorsun. Aslında bir kıyamet sonrası senar da görüyorsun. Önce sıngı görebitecek. Ondan sonra onun yerine çubuk krekerler bitecek. Sonra insanlar tüm çukolata için birbirini bıçaklamaya başlayacakları. Artık tüm çukolata deniyor mu hala da? Tüm krem çukolata deniyordu. Şimdi hani şey var ya cinsel fantazilerde çukolata sürmek vardır. Hani onu böyle voltaran gibi süren var mıdır tüm çukolatayı? Bak buraların hep. Ne olmuş. Sıkı sık olmuş. Çok caskat olmuş. Senin biraz çukolata ihtiyacın vardı. Öyle bir rol playla. Bala çukolatayı. Süren var mıdır diyeceğim mi vardır yani? Peki var oğlum. Sarı ellemarirlesini. Sen tüm çukolata diye tümden geldin. O tüm büyüklinde çukolata ister miydin mesela? Takılacak dedantörü eve. Normal tüm çudan gelecek. Bazen şöyle bir şey oluyor. İstediğin bir şey var hayatta. Yani çok istediğim şey var. Ama o zaman da kadar duymamışsın. Bilmediğin için istediğinde bilmiyorsun. Şu an öyle bir şey oldu. Öyle bir şey oldu şu anda bana. Şu an öğrendim ve öğrendiğim anda hayatta en çok istediğim şey olduğunu anladılar. Dantörü lütfen bana bana et. Çıkır o. Çıkır nereden geldi aklına? Tüm şükür dilerim. Tüm şükür dilerim. Yani dünya üzerinde bir tane zaman yoktur. Zaman her nesine için her etrafımıza bu gördüğümüz her şey için farklı akar. Mesela tüplere yaşamıyorsun değil mi? Senin doğal kızımıza var. Peki hiç tüplere yaşadım mı? Yaşadım tabii ki. Tüplü bilirsiniz. Yok tüplere yaşamıyorum. Katalitiğe takılır. Evet işte. Çok acı da. Şofbene takılır. Abi tüplün hayatı kullanımda göre manyak gibi kullananlar da var. Mesela biz de 4-5 ay, 6 ay. Onun için zaman öyle geçiyor. Bir kere takıyorsun. Sonra seninle tüplarasında ki zaman ayrılmaya başlıyor. Sen günü günü ne işte. Kaldın podcasti gelmediği. Efendim öyle söyleyeyim işte. Bugün işte Amazon teslim edecekte etmediği. Bu facık daikkaların peşinde koşarken o bir 6 aylık bir süreci başlıyor orada. Ama ondan sonra şunu fark ediyorsun. Normalde bizim sirkadayan döngümüz var ya. En temel değil. Evet. Sen artık modern hayat da öyle bir yere gelmesin ki senin 15-20 belki 30 tane sirkadayan döngün var. Tabii canım. Şey geliyor ayda bir. Ya ben dayımı aramadım. Sirkadayan döngüsü. Aş şöyle. Abi aydır baba, anamı aramadım. Belki şimdi bozulmuştur. Babaannemin sirkadayan döngüsü. Sen girden fazla sirkadayan döngüyü. Regule etmekle artık mükellefsin. Evet. Bu ne? Birbirine inanılmaz bir baskın. Çok inanılmaz bir. Ve o da gaz yapar. Evet. Baksana zaten şişirir. Evet. Tüp olursun. Kendi. Ve biz de artık kendi tüplerimiz olmaya başladık. Ve bizim tüp firmamızın adını ne biliyor musun? Ne? Soy gazlar. Bilerim misiniz? Soyradık. Soyradık. Tavladada vardır. Nadir bulunan elementlerdir. Ametlerdir. Tek atomla öyle hatırlıyorum. Evet. Reklamlarında da hale soy gazya oynatmak isterdim. Ama tabii artık o da kendisi belli bir yaşayardı. Bizi kaltı soy gazlar gibi düşünün arkadaşlar. Biz 5-6 kişiyiz. Yani ben kendimi ne yapıyorum? Ne yaparken buluyorum biliyor musun? Yani geçmiş geçmiş. Geçmiş zaman. Bir gün o kadar derdin arasında çocuğun 20 insan gösterisi geliyor. Beğaz pantolon kalmamış. Şu an milleti parçalıyoruz. Başkaların önüne geçmeyi çalışıyoruz. Beğaz pantolon almak için en son herhalde 90'larda falan yaşamıştır böyle bir mücadele. Kendimi, bir anda bunların arasında şey diye düşünürken buluyorum. Tüp'te artık yavaş yavaş azalmıştır. Siz ya senin beğeninın neresinde var bu? Yani ben hiçbir şey ne sabun tutamazken. Ne kendi maddi durum, ne sabun tutabiliyorum, ne bizim işte gösterilerimizin tarihini bile biliyorum. Tanıştığımız insanları bilmiyorum sana soruyorum herkese tek tek. Evet. Yani sen bazen benim karımın ismini neydi diyorsun? Evet. O tabii sevinirken falan. Karım ararsa biliyim. Döndüğümüzde bu. Ben de bir şey yapamaz. Yani evet. Hiçbir şey ne sabun tutamazken senin beğinin de tükünün de artık. Geçen gün ne de düşündüm biliyor musun? Benim en son iki sen önce patlamıştı. Çok benim. Siz bu bir sene. Bu bir içimde değil değil mi? Ne? Kina yerli mecazik konuşmuyorsun. İki sen önce patlamıştı. Şof benim. Yok şey değil tamam. Yok. Çünkü altmetin. Ben senin bir vermencim. BDSV değil yok. Delikanlı adam altmetin vermeniz. Tamam, birazdan açacağım. Sen devam edin sen. En son işte iki sen ay iki buçuk sana önce patlamıştı. Çok benim. Demek ki dedim bu sene şof benim patlayacak. Bir mental otolarak koyayım. Gerçekten. Senin her koyduğum mental not. Daha önemli olanları aşağı doğru itiyor ya sonra telefon da da böyle damstro notları bakarken ya ben bu hesap numarasını nereye yazmışım da herkes saçma sapan bir sürü not geçiyorsun. İşte işte işte. Öyle aşağı itti. Bu hafta boşalacaktım ya. Önemli. Yani. Önemli notların hepsi gitmiş. Üç ay geçmiş falan. Ya bu geçenlerde şey düşündüm. Çok fazla altmetinle bir dünyaya dönmeye başladı. Hani filmi sanatı edebiyatı yetmiyor bir de gündeli kayattı da. Ben aslında orada sana ne demek istemiyorum sana o.
6.00'ne almadın orada. Aslında kalalım gidelim. Bunların sohbeti beni çok baydı. Falan diyor ya işte eşin dostum. Sen 6.00'ne alın. Ya abiciğim ben istemiyorum. 6.00'nin çözünlümlemek zorunda kaldım. Bir dünyadan çok sıkıldım. Teşekkür ederim. Şu an Erman bana kahve koyuyor. Şu anda yine podcastimizi görüntüli olarak kaydediyoruz. Ve her zaman olduğu gibi yine patronumuza görüntüli olarak ulaşıyoruz. Bunu da YouTube'da Spotify'da dinleyen Spotify'da dinleyen dostlarımıza şey yapalım. Her neyse 6.00'ne almasıydı Önler Mancığım. Şimdi bakıyorsun ya. Sinemaya edebiyata. Frank Henshtan var. Tavaya. Dracula. Zombiler var falan böyle. Bunların filmleri eserleri var değil mi? Frank Henshtan deri. Zombidir. Draculadır. Bunlar aslında büyük aydınlanmanın sonucunda gelen Humanizma ve kapitalist sistemi insanı çevirdiği canavarlaştırdığı dünyada aslında bizim korktuğumuz kaçtığımız bastırdığımız duygularının regressif olarak geri dön. Bulağı bulağı. Yahu ne anlatıyorsun? Dayı diyorsun. Ben zombi film izlerken bunları düşünmüyorum. Bir şey diyorum. O kutumuz zombi geldi. Kaçın oradan yada. Çünkü oturun bu ağzını kesin falan diyorum. Yani tamam diyecek. Ben ensem de terminator varken zombi varken, Dracula varken yok işte humanizma bizi buraya getirdi. Bastırdıklarımız geri dönüyor. Bilmem ne? Dracula aslında emlak işidir. Çünkü Dracula aslında bir emlak hikayesi. Doğru biliyorsun. Evet. Yani adam mal mürk almaya çalışıyor şeyden. Bana diyor ki orada güzel bir ev bulun. Burada şeyler buraları iyice berbat olmaya başladı. Altmanı dediğimiz hizki sermayene tekrar senin çalışıp alamayacağın mülkleri bir anda gelip toplaması. Senin daha hayatın boyunca çabalaman. Adam emlak alıp vatanla aşık almak istiyor. Emin evim. Tamam mı? Emin evim. Fuzule. İşte yani hani bir şekilde korku evimdir. Ne bileyim yani bir şey vardır. Em evimdir. Em evim. Yani tarihi açıdan bakacaksak. Neyse yani ben bunları düşünmüyorum. Ben diyorum ki hani şunu öv. Şu frankenç tane boğun. Evet. Şu zombi, şu duramayın kesin diyor. Bir tane vuramıyor musun? Diyorsun. Yani ben orada hayat da öyle ya ensemiz de bu kadar fazla böyle bıçaklığı gündemler varken biz altmetine alamayabiliyoruz. Ben onun delikanlı adamın gerçekten altmeti mi vermeyeceğini düşünüyorum? Ve hani şeydir. O zaman ne olsun biliyor musun? Bu yönetmenler filmin sonunda çıksın. Mac sonunda hakem hocaları çıkıyor ya. Tartışma da pozisyon. Bu arada bunu anlatmaya çalıştım. Herkes filmin sonunda altmetilerini açıklasın. -Abi o da. -Tacma mı olur? Yani o zaman film çekmesin çıksın altmetin ile açıklasın. Yani ne film çekiyorsun? Öyle değil. Ben şimdi filmi izlerken kaçırıyorum altmetilerini. Ben de kaçırıyorum yani. -Oğlum da dinye geçen gün ne kadar üzüldüm. Prank Einstein'ın yazır kim de şeylemedi? Şelbimi de. -Merişel. Şelbimi öyle bir şey. -Kalana şişe. -Her şey yanlış söylüyor. -Dur, sonra de millet o yalnız böyle olacaktı falan gibi düzeltiyor. -O da onlar da aklı. -O da da. -Merişeli. -Evet, merişeli. -Ya o da kadınla yıkılan doğumla ilgili bir şeymiş, vücut yaratmak, kendinden bir şey çıkarmak ne kadar üzüldüm ya. -Ben ne kadar mutluyduğunu izlediğim için okuduğum için sonra ne kadar üzüldüm. -Kadın derdi varmış. Ben ne kadar kendi kafama göre eğlendim falan diye. -Evet. -Yani biraz sonra utanıyorsun da ben bunlar çok iyi bağmıştım diye bu kadar kadın derdi neymiş falan diye düşünmekten. -İras dediğin gibi. -Dazını kaçırıyor insanı. -Ben Prank Einstein'ın ilk izlediğinde man kafa diye çevirmiştim Türkçe. -Ne de yani? -Özgün duyuarlama. -Özgün man kafayı diye yani. -Doydu. -Kecstein tam pasajda çırıltıcıyacak bir adam değil mi? -Dorunuz gün bir yere koysam çok güzel. -Yani güzel getir götüreşini yapabilecek bir adam kendini. -Ya böyle engelini tamamlamadığın engeller var ya hayatta. -Yani şey olarak sosyal engerliği. -Ya bunda bir şey var diyorsun ama bir anda da saygı diyorsun korkuyorsun. -Tamam öyle biri gibi dediğin gibi. -Pasajda çaycı olabilir. -Evet. -Tost çay bir gibi bir şey olabilir. -Teprarlayan hareketlerde yapabilecek. -Kesiyi çok doğru. -Ve herkesde de hoş sohbet olacağı. -Dapta. -Dapta. -Dapta. -Dapta. -Dapta. -Dapta. -Dapta. -Dapta. -Dapta. -Dapta. -Dapta. -İnfu. -Çalında olmamız düzlerine. -Oşarı şaşırıyorum ya. -Böğren iddia vaylarında. -Kürlü düşene kadar sigar ağzında bir tane kadar sigarı bırakmıp kupon yapan adamlar var ya. -Tek hücüre liktan sudan kareye çıkıştan ağzında sigar hale iddia kuponu yapmaya çok uzun bir süre var ya. -Evet. -Ama sonuçta bu tamamlanmış ya. -Evet. -Diyorsun bu başarılımış. -İnanılmaz bir şey değil mi çok. -Hahret etmiyor musun sen ya nereden nereye geldik ya? -Tek hücüre liktan sürekli elimden aylon torbalarla eve gülmeye çalışmaya da çok şaşırıyorum yani. -Hahret etmediğimiz gün öldüğümüz gündür ya hayırlı. -Hahret etmiyor mucizeler, ahret etmediğimiz gündür. -Galbasa'nın eskişehirde görülen bir varlık haline gelmesin. -Tor mu? -Evet. -Ya bu geçenlerde bir izleyicimiz sevgili takipçimiz bana şey de de eskişehirde. -Abi seni sürekli eskişehirde elinde nalon torbalarla eşofmanlığı balıkçı bereriyle bir yerleri hızlı hızlı giderken görüyoruz ya. -Ya sen nasıl bir insansın yani nasıl ne yapıyorsun? -Yani yapmaya çalıştım bir şey yok. -Yani ben de en çok öyle görülü olabildim işlerim var ve eve dönmeye çalışıyorum ben. -Yani bir an önce eve dönmeye çalışıyorum çünkü hani mikroskopla böyle hücretleri ince diyorsun ya böyle hücret 6, hücret yanı. -Evet. -Harek çok böyle vıgır vıgır ya bence onları daha da böyle büyük bir mikroskoplayıncıyorsak onların da elinde nalon torba var ve onlarda eve dönmeye çalışıyor. -Yani mikrodan makroya nalon torballe eve dönmeye çalışan varlık. -Bu arada yani hücretlerde elinde nalon torboyla bir yerden bir şey götüren var yani. -Hücüre kesesi var sonuçta yani. -Zaten şey paketleri götürüyorlar yani. -Sinir hücretleri de bir şey paket. -Abi o ona protein götürüyor, o ona ölüsüken götürüyor. -Biz ne yapıyorsun mesela biz bir yerden alıyoruz mandalina, mandalina kabukların atıyoruz karınca orada. -Sürrekli eve bir şey götürme şey var yani. -Peki bir şey soracağım şimdi. -Evet canım. -Mesela hastaneler falan nereden ele geçirdiklerini bilmiyorsun numaranı. -Bıdırdık yere. -Öz egzama. -Öz egzama. -Özlazer hastanesi. -Diardımcı Doçant Doktor. -Bilmemli bilmem ne. -İşte ürüroji kliniğinde hizmeta başlamıştır. -Henit ulektir, operatör, henni ulektir. -Hasganemizde göreve başlamıştır. -Nasıl yıkımı işte saçı ki falan. -Yani şeyde değil mesela. -Reklam gibi de değil sadece şey söylüyor. -Evet. -Adamın işe başladığı ile ilgili sana da doğru. -Herhalde bir tabaktaından sevilen bir doktor. -Evet. -Bize geçti, transoya haberi gibi. -Evet. -Ama başka hiçbir mesaj gelmemiş bir daha da başka hiçbir mesaj gelme. -O adam hayatıyla ilgili bende bir mesaj var. -Mesela bunu ayıracak kadar paran var diyelim. -Hı hı. -Ve bir şirketle anlaştın. -Eski şehr civarında böyle insanlara esim esköndeli mi seslenmişti. -Ozan akıyorl. -Bugün oturduğunda başlamıştı. -Evet. -Torba ile şey gidiyorlar. -Her gidersine gidecektir. -Evet. -Çok isterim. -Ona push notification deniyordu galiba değil mi? -Tesemesi ile gidiyorlar. -Yani aynı işte. -Önce bir sürüle bir yol var. -Yara gitmiş telefonumuz, bunlarlarımız telefonunuzun. -Evet. -Sonra ya başı, başı alışmaya başlıyor. -Ozan akıyorl. -Her gidersiler çıkmıştır. -Evet. -Evinle duyuyordur. -Ozan akıyorl. -Banyaya girmiş. -Tadar vermiştir. -Ey son şey gitsa çok güzel olur. -Bütün eski şerdekileri. -İnliği gibi kararını verecektir gibi. -İttirme bir bir de. -Yani madem, bu kadar info çalındayız. -Kişsel abonelik gibi. -Bana doktor hastanede işe başladığından hiçbir farkı gelmiyor. -Ozan akıyorl bugün. -Bir kalın ayakkabısını giymeye kalın ve karar vermiştir. -Çok güzel. -Bu gün yağmur olabilir. -İçindeki kadını keşfetmiştir. -Şeyi falan çekeler. -Çekilir. -Bir onlar var bir de sana söylüyorum. -10 bin lira bende diye mesaj geliyor. -Kımar şeylerin öyle başlayabilir. -Sana söylüyorum karım bende. -Kırın bir şey de olabilir. -Kırın ele geçirdim. -Hadi. -Ama ondan sonra karın ele geçirdim. -Bir bakacaksın şeymiş. -Yeni açılan fit dünyaya diye bir vücut geliştirmen. -Karım egzersizleri falan filan. -Aa. -İnşallah böyle bir şey diyeyim. -Yani bazı yemekte seversin, bazı yemekte seversin. -Ben de filmde sevmiyorum altmetin gerçekten sevdim. -Terminatorik'in bile okumasını yapıyorlar ya. -Terminatorik'i 13 yaşındayız dedim ben. -Ben benim uyaşlı altmetin yasal olarak almama izin yok. -Ben ve çok keyif aldım. -Ne yapayım şimdi ki o keyfi gerimi yağdeydim ya. -Bana ne gibi geliyor biliyor musun? -Gittin Japon ya. -Asıl gitmen yere gitmeden geri dönmüşsün. -Tamam. -Yani veya ünlü bir restorana gittin ama oranın bir şey çok meşurmuş. -Oraya kadar gidip mercimek çorbası içip geri dönmüşsün. -Abi ne yaptın orada? -Onu yiyecektin ışı ıslama köftesini yiyeyim. -Aa. -Aa. -Altmet ne alamadık. -Aa. -Evet yarım yemişim. -Ama yedin mi yedin? -Yedin mi o çok güzel. -Bu besin insanı yararlı olduğumu. -Çok hoşu bayı. -Okey abi belki de altmet ne ihtiyacı yok ki senin. -Belki bekle. -Belki bekle. -Belki açın bana.
Yani senin belki suçiye değil, gerçekten şöyle güzel, ezme süzme bir mercimek çorbesine ihtiyacım var. Onun için çok zorlamayın. Hele bir de ecnebinin altmetini bize hiç uymaya biliyor. Evet, onların giydikleri donlar bile farklı. Onların giydiği donlar farklı, onların olmaz. Evet. Arma geri don diye doncuğa açar mısın? Dünyanın sonuna ezotebilirsiniz. Hiç düşünürme de ama bir Türkiye'de bir tarihte Ağrupa ile giydimiz donlar aynı oldu bir gün. Yani kalite olarak mı? Hayır şekil mi? Şekil, baksız devrinde katıldık bizde ama kutlanan veya bilinen bir tarih değil mi? Söğrün. NATO'ya girdiğimiz tarih belli, medeniyi hukuk aldığımız tarih belli, bazı anlaşmalar katıldığın ama don birliği. Doğru, ben de şey düşünüyorum. Acaba ülkede ilk baksırı kim giydi? Getiren giymiştir. Getiren giymiş mi dürdüyorsun? Getiren giymiştir. Yoksa bence birini düşünerek getirmiş olabilir. Birisi, Siliplona bak. Niye acaba şey dedi? Bunu uzatalım. Evet, yanları da olsun diye de. Çok karolara giriyor falan gibi mi? Yani çok ağzımıza sokacak gibi oluyor her şey. Bence şey gördü. Siliplonun böyle sarkmaya başladıktan sonra altta boşluk oluyoruz. Evet. Bu har odası. Bu için alt tarafta bir şey, küçük bir kese oluşuyordu. Bence ilk kim giymiştir biliyor musun? Baksırı. Emre altılu giymiş olabilir. Emre altılu biraz tarih olarak. Uyar işte doksanların başıya. Evet. Doğru. O kan boyuyla ne giymiş olabilir ilk baksırı. O kan boyuyla ne giymiştir o kar. Falan falan. Giymiştir belki. Yani kendisiyle birini. Bilen varsa arkadaşlar yasın ya da kendi sülalesinde ilk baksırı kimin giydini bilen varsa yorumlara yazabilirsiniz. Bu başıya ulaştırın. Evet. Duyum değil mesela kendi biliyorsa ülkede ilk ben giydim. Bu da belgesi diye bir şey varsa. Evet. Çok duymak istez. Bunların da böyle hayatımıza etkileyeden. Belki medeni okuk kadar etkileyeden ama konuşulmamış şeylerinde tarihini yazılması lazım. Oyuncuların gerçek olmaması üzerine. Baksana bir şey soracağım. Bu filmler dedik. Altmetindedik. Geçen bir şey düşün. Oyuncuł çok zor ya. Yani ağlı yolar, yarı atıyorlar. Oyuncuğum çok güzel anlatıyor. Ağlıyorlar ve yarı atıyorlar kendilerini. Evet. Düşünün mü? Çok zor bir meslek. Ama her mesleğin bu ş hareketleri vardır ya. Bizim de var. Tabii ki. Dam time var ya bizim kuliste geçirdiğimiz zaman. Kayıt dışında geçirdiğimiz zaman ya da işte bizim yaşamımız genelde Dam Time bence. Yani senin de gördüğün kadarıyla. Bende gördüğün kadarıyla. Ooooooo. Aşağı zamanı. Evet. Mesela suçu sparış beklerken. Oyunculuğun sence yüzde kaçı boş ama şey yaparken değil. Böyle şey beklerken değil. Rollun gelmesini beklerken değil. Mesela patlamadan gözünü kaçırıyormuş gibi yapıyor. Erman şu an elini yüzüyle yüzüne ortaya ve patlamadan konulmuş. Ay yüzüne el ile kapatıp korunuyor. Korundu. Şimdi bu ne kadar oyuncılık ki? Bayağı mesela şey yapıyorsun. Yarda yaptın. Bayılmış gibi yapıyorsun. O mesela şey diye düşünüyordur. Ha iyi kolaylandır. Evet. Ve yani bunu ellikere çıkıyorlar. Sen o günün ağzını açık yerde yatarken geçiyoruz. Ben Dam Time mıdır? Ya şey midır? Boşu. Oyunculuğun boşumudur. Oyuncılık tamamen boş bir ayda. Meşgal edir. Boş bir meslekdir. Hiç gereği yoktur. Çünkü ben orada şey görüyorum. Ya bu oyuncu diyorum. Mesela bir filmi izlediğimde ben Erman şey sanmıyorum. Gerçek sanmıyorum. Kafayı çalıştırıyorum. Düğüm ki bu oyuncu. Bana oyunculuk yapıyor anlatabiliyor muyum? Onun için ne oluyor? O tamametikmem boşa düşmüş oluyor. Ya bu adam gerçek değil diyorum. Sen mesela ağzı açık muhasebeceği bu adam gerçek değil. Diyor musun? Hayır. O metod oyuncusu. Sen. Gerçekten ağzı açık düşündüğü bana mal olan vergiboşların düşündüğü. Çünkü bana haber vermemiş son ödemeleri vergisinin. Ve ben orada diyorum ki mesleğiyle ilgili şu an gerçek bir şey yaşatıyor bana. Ama oyunculuk da ben onu çok az kışıyor. Mesela birinin ölmesi lazım. Sen işletim sistemi olarak atama Ahmet Çakara geçmiş. Ahmet Çakar yüklemiş. Doğru mu eskidikçe? Ben Cicik gibi bir şey olurum diye düşünüyorum. Diyor. Yaşlandıkça Ahmet Çakarımı dönmüş. Oyunculuk şaklama anlatıyor. Yoktasına gelmiş. Onları da Cicik gördün mü ya? Ne hale geldin? Sen Bernhard Köpek'den de benziyor. Çok tatlanmış. Boynuna bir fuçu bağlayacağın şuan salla boş Cicik'in. Gestsin dursun zaten. Yani bu bir. Beto unum. Bu bir itiraf olsun. Ben zaten böyle 2000'lerin başından beri evimde beslemek istiyorum. Boysun Cicik. Çok tam istediğim cin sayvanı. Evet. Ama tabii cin sayvan almakta bize yakışmaz. Öyle bir sokakta çerçop almamız lazım devamlı. Gerçek hayvan sevdiği. O kadar ben tek adam nasıl filozof olur ya. Ahsik tekstik. Sadece böyle feyeler şeyler mi? Ya Türkiye'de olsa büyük bitim halde. Ya Türkiye'de olsa Youtube'u yaparlar. Döntlü. Evet. Çok kötü yani. Ocağım şeye de geldim. 1 milyon memet gibi. 1 milyon salla boş. Sosöyajı'dan da anlayan futbol yorumcusu falan yaparlar. Çok iyi kurtuldu. Çok iyi kurtardık. Kendine ne alır olsun? Doğru. Kaç başka yerde doğarak nasıl bir şey? Nasıl bir övgülsün başka yerde doğması da öyle. Ya böyle çok göz önünde olmayan ülkelerde doğmam lazım. Sulao bak ya. Sulao ben. Hayır dedemeyeceğin yerle. Erzurum Erzincan. Kırklarıyla kırk hele. Yani bunlar hani tamamen australya mı? Derken oralarda çok iyi büyüyorsun. Çünkü tam olarak seni bilmiyorlar. Doğru. Doğru da yaşadın. Doğru da yaşadın. Ama derdime de kötü Youtube'u yapamıyorlar mı? Ya şey yaparlar. Tarih'e tutuyor. Sulao bulup bir Youtube'u yapamadınız. Serizler Youtube'u bilmem olmuştur belki. Bakmadı meyazan. Yok bayağı şey. Var mı? Ama kendi yerini açmıyordu mı? Yok ya. Yok artık. Jet Ali gibi önseydi. Sirek de. Aslında açsa çok şey olur. Şişt. Ayy. Şişt. Sürük burnunu, oyunu, oyunu, oyunu. Falan böyle. Çok güzel olur. [MÜZİK ÇALIYOR] Madarı olmadan ölmeye çalıştığımız çalar ya bunlar. Çok zor. Çok zor. Yani dayanabilecek kadar dayandık gibi. Şu anda kadar geldik mesela. Değil mi? Her yerde bir madarı etmeye çalışan birileri çıkabilir mi? Evet. Yani insanlığı yani hani. Bizi diyorsan çünkü benim bir şey de var. Bir şey de var. Evet. Benim tavşan kılığında şeyin var videom var seninle birlikte. Ya onla böyle değil. Yani gün için onlar. Onlar bizim gönülürüm madaralıklarımız. Yani. Allah anlaşkına yani. Düğüm gece bursa da otogardaydık mesela yani. Yani bura ulaştaydık tamam mı? Ondan önce de bura ulaştaydık. Dört saat önce. Bursa göstersene gittik. Ben seni erkek toaletine götürdüm ya. Evet. Ve dedim ya. Bur15 lira git şu amcaya söyle. Geçe de duran. 2 tane erkek dedim sonra. 2. 2 erkek dedik. 30 yırhımızı verdik çıktık. Erman dedik ki. Gece tekrar dönerken İstanbul'a. Adama gidelim şey diyelim dedi. Abi bizi hatırladın mı diyor yani. Mesela bir otogar toaletçisini. Abi beni hatırladın mı demek. Aslında sen onu orada madarı etmek diyorsun demek. Kendi keyfin yani. Ford'ı seykoffiyor. Orada ilginç bir neşemiz fazla yerinde. Evet işte. Eşek derken. Tamamını söyleyip yürde bir yer. Eğer gireceğiz. Gündelik neşe kapısten. Vastatın ortalığının üzerindeyse sen. Potansiyar bir madarı edicisindir. Mesela. Saalim ne yapıyorsun lan. Ulan yine giyinmişin. Fiyat tip o gibi falan. Yani böyle. Lafı sokup geçer yani anladın mı? -Anladım bu adam. -Altıları bana bolgam ilanç bir kelime. -Mazarım. -Bi kere daha söyleme. -Benim şu an sinirleri mi kudur mu? -Tamam. Madara dererek. -İkincisi senin dediğin adam, Atom'dur. -Evet. -Sinapsızdır sinir saçarnı. -Sen diyordun ya. -Bu otogara herkese merhaba diyecek herkese. -Naptın. -Tüppbebeğe devam mı? -Abi devam. -Hıç sakın bıkmak yok. Aynen. Olana kadar. -5.6.Zalim Avi. -Senin tabanca ben de bir iki şey yapıp vereceğim. -Sıkıp vereceğim. -Herkesle çalışverişi olmuş. -Potkesin başında sen dediğin ya. -Bir sürü fazla sirkadayan zamanı evet kontrol edebilen insan olmak. -Evet. -Bunlar öyle adamlar. Bunların yaşam enerji ise o kadar yüksek yer. -Senin özel şartlarını biliyor. -Dokuz aydır çocuk yapmaya çalıştığını. Artık tüppbebeğe karar verdiğini biliyor. -Deyerinin oğlunun sabıkası olduğunu biliyor bilmem de. -Dükkan dükkan ya da böyle bir o bir o gezerek herkese hayatta atıyor. -Zaman polisimiydi TimeCop. -TimeCop zaman polisi. -Fetim şülderi anladığı gibi. -Şu an sebandam acaba. -Çok önceden emniye teşte atındaki fetü yapılan mısın an? -Sen sinapsıları çok güzel var mısın? -Zaman den değil gibi fetü. -Evet. -Geyineler zamanı onlar kontrol edebilirsin. -Evet. Zamanı. -Zaman gazesinin tasarımını öldüğü bir dönem vardı. -Fontları falan gördüm mü falan. -Ondan sonra emillete evinde zaman gazesi bulunca o fetü olaylar nasıl o yiyerek yok ettiyorlar mı? -Tasarımı güzel. -Evet. -Neyse zaman polisi gibi bir şey oluyor otogarın içinde. -Evet. -Yani o zamanın akışından sorumlu gibi o yüredükçe okuyor zaman. -Herkesin zamanını aktırmaklamıyor ki çünkü orada bakıyorsun. -Yazanelerde bekleyen adamların bazen zaman duruyor. -Ona bir şey lazım. -Tokat lazım. -Zaman tokadı.
-Tamsle. -Kör saatçi miydi hani? -Evet, evet. -Biz de bir şey miydi? -Evet, arada bir saatte. Biz de de vardı. Bir tane böyle mekaniz mal saat. Araladırız şu yandan bir tane koydu. Bu tek sene. -Tı, tı, tı. -Ona zamadan ona mı yörüyor? -Evet. -Ben o adamları şey gibi düşünüyordum hani. Hayat kontrolcesi gibi düşünüyorum. Çünkü hani gidip senin herkesin zaaflarını bildiğini, esbirliği yolla, gündemini hakimim diyor bilmem. Generdir de öyle adamlar öldürülür. Evet, bir yerde böyle. Bu çay. Generdir de beraber alkoll alındığı bir yerde öldürülür. Bilirsin değil mi yani? Ben büyük bitimali beraber alkollalın diye bir şarkı yazacağım bir iki ay yarmaz. Sen seni o dağına alarak yapacağım bir şarkı olacak. Türkiye'de biliyorum da yerler olduğunu. -Alkol alınacak bir yer yok. -Evet. -Beraber alkollalmak için arabaya biniyorsun. -Kesinlikle. -Arabada kissel alanın çok zor sağlandığı bir yerde. Mesafe sağlayamazsın. -Elinlik kolunu tam böyle rahat koyamayacağını yerlerde yüzünden. -O sıkışmışlık isiz. Çok hayatında güzel bir şey olmuyorsa kötü şeylerden bahsediyorsan. -Şuraya dönemedin, şuraya dönemedin. Şurada yanda adam var. -Abi o kızı kaçırmayacaktım falan diyor. En son böyle, hani elini boğazını koyuyor. Benim artık elimi koyacak, yerimi kalmadı. Direksiyonu koyuyorsun. Yere koyuyorsun. Vitese koyuyorsun. -Sıkıldım. Değip öldürürsün arkadaşım. -İç böyle düşünmemiştim. Muhteşem. Evet ya. Elini kolunu koyacağım yer yoksa. Aslında bir anda kendine yer açmak için arkadaşını katlediyorsun orada yani. Evet. Ben zaten şey düşünüyorum. Benim en sevdim haber tipleri. Yani içinde ikili beraber aldık. Kol almaya gitti ve devamlı olaylar geçmiş. Bir de birinin tuhaf hareketler servilemesi. Ben hangi haberlerse vermiyorsun? Önce haberi okuyum. -Sea. -H.C. Bir de F.E. -Me. -Billikte alkol olmak için üçünün de yok. Ondan sonra H.C.F.E.'ye sarkıntılı gitti iddası ile işte ötik yine kurşunlayarak -Eveşe oku etti falan falan. Biraz zaten benimini çalıştırmaya başlatamam. Biraz böyle logistik bir şey. Birinin karat kadın olması lazım ya da orada üçlü bir şey olması lazım. Yani bence burada cendir, füleyi düşünüyorum. -Ben de cendir koymak istiyorum ama bir şey yani. -Evet. -Bir çözmem gereken bir şey var orada. Hangisinin ilişkisi, hangisiler ne durumda. Ondan sonra bir katman daha çıkıyor biliyor musun ne? -Tersilişki. -Hayır yanlarında yaşları yazıyor. -Bir bakıyorsun 68-69-70 iki. -Ooo. -Bi bambaşka bir şey açılışı kadarcı kabar. -Dört satıraber. -Bir uçıldıkça açılıyor. -Bunlar 70 yaşında arabaya binmişler alkol olmak için ilerlemişler. -Bir zaman için rahatlamıyor mu? -Ölen. -Yani tabi Allah kılsın. -Kimse ölmesinde şey diyorsun. -Yetmişse olabilir ya ölüm diyorsun. -Çünkü şey diyor alkolun tesiriyle tersilişki talep ediyor mesela. -Yani mesela alkol yokken düz ilişkimi talep ettiler. -Sohradan ya bir de içelim. -İştikten sonra karar verelim diye. -Terk tekrar danmış yatırı da orada da tersilişkimi istedi. -Bilemiyorsun ya. -Şimdi pazarlık kurbanın başında yapılır. -Yani. -Viktim olan kurbanın başında mı? -Çok güzel ya. -Kurban pazarında hayvan pazarında hayvanın başında yapılır pazarlık, düzilyişki, şöyle gidiyorsun. -Ama diyorsun, mesela gidiyorsun, anlaşıyorsun adamla. -Tan böyle hayvanın başına gelmişsin, böyle erinliyorsun, veriyor. -Bir 400 daindir diye böyle sallamıyor. -Tersiz içkide istiharda öyle yani. -Ordu. -Hayvan sahibi sinirlenip seni bıçaklayabilir tabii. -Tamam, birader anlaştık zaten yani sahibinden bir yerden bulmuşsun gelmişsin. -Bana öyle yaptı mesela ben peda satıyordum, sonra gider peda satıyordum. -Pazarlığını yaptı, indirimin aldı. -Bir yerde buluştuk şeydir. Ben buraya gelene kadar 20 lira akbiler canım, 20 lirayı da düştildi pedaldan. -Vaşerefsiz ya. -Tam bir, yani bu olacaktır. -Tam bir fetocuyu da öyle demek söylüyor. -Tamam bir anlandı, bak, herhangi bir anı bize böyle tarihler gelebilir. -Tamam, biz ne yapacağız? -Benim tarih silişki tarih. -Yem bana yapılan tarih silişki tarihleri, oydinçti benim orada. -Onu bu az zaman gerekiyordu. -Hayır, biz ne diyeceğiz, bilolursun insanlar ya. -Birlikte avikoli alın. -Size birileri bir şeyler teklif edebilir. -Size biri tarih silişki mi teklif edeceksiniz ki? -Dostum bana ters bu iş ki. -Değil mi? -Eyviniz sıkımı ve gidin. -Öldürmeye gerek yok, illa yani. -Çünkü ona artık o tarihs, düz olarak gelmeye başlamış. -Ola bilir insanları şeyleri tutmayabilir. -Tersin pistir. -Demeye gerek yok. -Bak orada yani anlatabiliyor muyum? -Tersin bir şey sınırlanırım. -Yani 70 yaşına gelmiş, bir insan hala yaşamaya neşe sevince olmasa çok sınırlanır. -Bir de tersten girmeyi. -Evet, hala böyle şeyiniz olmamak. -Yani manyakça da tabii ki o da bir. -Ee ki. -Hayatı giymiş, kayatım bir parçak. -Şikarmış, çorap bir bir de tersten giymeye başlıyor. -Yani bu artık şey demek. -Ben de öyle bir, böyle bir yaşam enerjiası var ki. -Yani 70 değil, 277'e kadar gider bu makine diyorsun. -Ama teknikli olalım, ona müsait değil. -O zaman da ne yapıyorsun? -Sağ ol lan, yardım istiyorsun yani. -Bu şey gibi. -Yani mesela partnerini ikna ettin. -Dedin ki o şey de tüplayarmış da. -Bu akşam sana çıkartan sürebilir miyim diye sordun. -Olur dedi. -Olmaz dedi önce. -İzcan değil, yatak, batar, çok mantıklı. -Beymak mı o çok uzun gelebiliyor böyle şeyler. -Yani ben kendimi razı olacağım için, yapış yapış. -Ne yapacaksın onu? -Ama illa da illa, illa da illa. -Nasıl sonra? -Avla kahretsin dedim. -Tamam, kabul ediyorum. -Onun sonra bir geliyor, şey almış. -Kova ve en dandik markasını almış. -Evet. -Fratellho falan tarzı, en dandik pastaylardı, kulağılan bir şey almış. -Bunu diyor işte, bu bize 5 akşam yeter, 6 akşam yeter. -Bunu da hesabını yapmış. -Çok güzel. -Ya da işte kulata yağmış, yanına reçel de getirmiş. -Olmaz. -Birader sen niye zuluyorsun her şeyi? Yani senin zaten karşı tarafı yeri de ettin belli bir de üstüne oğlum. -Recheli de koyacağım, ekmeği de surcunu. -Tahinini buldum, pek mezimde eksik olmasını dersin. -Böyle ilerliyor hayat. -Şu anda bizimle yapmamız lazım. -Bize soruyorlar. -Abi dünyanın nereye gidiyor? -İnsanlar nereye gidiyor? -Dediklerin de söyleyeceksin. -Hoşuma gidiyor. gidiyor. Sadece çok hoşuma gidiyor diyeceksiniz çocuklar. Yani biz densize general olarak genel bir tasyağı bu olabilir. Bir donkollar üzerini. Havalanlarında el konulam yiyecekler falan oluyor ya. Bablarla bir yerlere götürmeye çalışıyor. Çok fazla şey gördüm. Afrika'lılar. Afrika kıtısındaki dostlarımız insanlar. Genelde çok fazla oraya buraya yiyecek götürmeye çalışıyorlar. Hep yakalanıyorlar. Ve böyle şey görür. Üstüm, dur, dur, dur. Ya şey yapmak istemiyorum şu an. Üstüm, yap, yap, yap. Ya işte böyle ağılıyorlar. Şeyleri havalanın görevlerinde ben götü. Ama abicim bir bakıyorsun. Babul'un içinde koca o zaman bir kemik yani anladığım. Tabii ki ilk süreyle geçmeyecek o yani. Böyle böyle. Dayısına götürmek için kemik olmuş. Ya bir de gitmişler yani mesela Avrupa'dan falan bakıyorum. 3 Babul yiyecek 250 yürüyülük falan bir şey. Un bunu götürüyorlar. Haklılar belki de yok abi oralardı. Gerçekten insanı kriz yaşanıyor. Ama tabii ki el konunuyor. Ve babul babul bir sürü Afrika'lı babulunun yemek de olabalığına el koyulduğunu gördüm ben. Çok üzüldüm. Ya şey düşünmüyor. Acaba bütün Afrika'daki insanın birbirine götürürken el konundan babulları tekrar da Afrika'ya verseler açtık sorunu çözülür mü? Afrika'nın. Çözülmez mi? Yok. Yetmez. Peki saniye şey mi oldu? -Hah. -Şeye sorucağı da ödür. -Neyse. -Berlin Hava olanında Nijari'ye giden bir şey yakalattı. -Tamam. Mesela oradaki şeyleri arkadaki Afrika'lı kökenler mi yiyordur? Yoksa orada böyle bir multi kultu yeme içme kültürü var. Hans da hani sarı alman, Hans da beyaz alman, Hans da yiyor mudur? Ben hep ilk alan kaçırıp ikenarda yiyordur diye düşünüyordum. Hans bulduğu sağansıyor. Türkler de hep bir don yakalatıyor ya. Mesela bizde de o var. Bir don, bir don, Zeytin, turşu. Ben şeyi duydum yani. Gınam, gınam, yeni olmuş. Berlin Hava olanında yani. İyi güzel. Yani yemmesi benim daha çok hoşuma gider. Acaba bir donu çok gözünü karartıp, bebek kılığına sokmuş birisi var mıdır? Ben bunu illa götüreceğim diye. K, şey koltuk almış bir donna. Bir donda insan kılığına sokmuş, bebek yani. (Gülüyor) Ve devamlı bir donu emzirir gibi yapıyor. -Unlaşılması değil. -Bence şey çok korkunç olur. -Büyük bir oyuncak bebeğin içine, turşu ve Zeytin doldurmuş, bebe dolin içine. Evet, öyle götürülmüş müdür? Ya da riyal dolin içine, -düşün bakmısını. -Riyal sak değildim. -Yasak değil. -Ama bilet almak zorundan mısın? Gerçi yapıyor. -Havalarında çalışan arkadaşlar varsa. -Abi artık çok gerçekçi riyal dolar yapılıyor. -Onu da yani şey yapmamız gerekiyor. -Bilet almamız gerekiyor. -Vas şuan bakma. -Çılgın şeyce, şey tane büyük lan geldi. -Vardır, riyal dolu, fikri mükemmel bir fikir. -Yani mutlaka onu haznesi vardır. -İçine Zeytin, riyal dolu çok büyük bir şey. -İnsan buydun da böyle bir şey. -Tabii çabuk. -Riyal dolu, ne oldu? -O, o.
-Saş gösterifimi açtığında o torpüda gibi açılıyor. -Belki içildi. -Doluğ olacak diye bir şey mi ki var onu? -Yok. -Artık böyle siliconli bir konu çok güzel bir malzemeden yapıyorlar. -Ben gördüm böyle Instagram'da reasler önime düşünüyorum. -Mesal adam böyle götünü sıktırıyor. -Şeyin hani aynı his gibi düşünüyor. -Aynı hisse bunda için dolu olabilir. -İnsan da içi doludur. -Dolukum bok doldur. -Kim zeytin doldur. -Ülmem nedir? -Aca böyle sok ama. -Şeyhiz. -Çünkü bir dona şey giydirmek çok hastalıklı. -Yakaladırsın. -Bir dona bebek zıbınlılımın giydir. -Tamam. -Aç şu çocuğun sıratını diye bir şey duydum. -Sakin bebiydi görelim diye böyle bebeği devamlı. -Gözüne tutacaksın be. -Oğlum bebeği ama bir yani hani bir don şeklinde bebek de çok şey. -Baz bebek böyle oluyor. -Zomol bir bak. -İç görmedim bir don şeklinde bebek. -Ben öyleydim mesela bebekken bir don şeklinde bebekler. -Evet. -Ama benim şey tane bir plan geldi aklıma. -Budut falan. -Bunları da bedava verdiğimize inanamıyorum ya bu fikirlere. -Yal yıllardır zaten yani sadakanın yetiğine daha çok zor. -Dazol için işimiz gücümüz yine razı geliyor. -Evet. -Galiba insanlara yaptınız hayırlar nedeniyle hakikaten şimdiye kadar. -Kodar mahalleye üstümüze bu kadar çok müdü. -Şöyle iki kolu amfte bir adam buluyoruz. -Tamam. -Buna bir don şeklinde kollar yaptırır. -Yani uzun önce tamam. -İçi sızdırmaz tüp şeklinde tamam. -Tamam. -Ve ucuna da eller takıyoruz. -Turutuz kolların bir ters kovletim ve turşun bir şaşıracağız. -Allah. -O muzdan ele kadar aslında turşu bir donu. -Tamam. -Bir şurada var, buradan bükülebiliyor attı. -Tamam. -Böyle yapabiliyorsun. -Bir tane de burada var. -İki kol dolamaması lazım şahsın. -Evet. -Oradayınız 4 kilo çıkartırsın turşu. -Çok güzel olur. -Bir de şey yapacaksın. -Parmak uçların hafif delik yapacaksın. -Uçak da şöyle parmağını hoşta çok akırağın tüpik gibi. -Böyle alttan yukarı doğru sıkıp bir tane turşeceksin kimseye göstermeden. -Dideceksin ki ben bir vodka alabilirim bir ufak. -Aha. -Al sana uçak da hem de bir yandan daha. -Ya da James'ın falan böyle viski miski söyleyeceksin. -Çok güzel olmaz mı? -Turşu ona kadar. -Ya uçağa en güzel kullanmış insan olursun. -Hem de. -İnsan bedenin en güzel kullanmış. -İnsan bedenin en güzel. -Aklını en güzel kullanmış. -Şurası sadece. -Şey bir turşu bir ver. -Evet. -Şurası karışık. -Evet. -Zetin. -Biz de güzel yaşaydı zetin. -Evet. -Çünkü en çok benim gördüğüm zeytin yakalanıyor şeyde. -Avrupa hava alanlarını. -O kadar fazla zeytin yakalanıyor ki. -Ya bak gerçekten biraz sistematik davranılsa. -Evet. -Oradan zeytin yağm arkası çıkar. -Tamam. -Avıl özgür yani. -Anladın mı işte? -Şey Berlin birlik. -Tamam filan gibi böyle işte. -Güzel soğuk sıkım tezistleri yapacak. -Abi kafayı bilmiyor. -Bir de yiyecek rengülasyonları sıkıya Avrupa'da. -Evet. -Asla bu y*r orada şey yapıyorlar. -Güzel böyle bizim götürdüğümüz suçuklar, binlendir. -Elle yoğurulmuş falan hani. -Bunu alamayız. -Vücük, vücük kıymadıyor. -Arkada var ya. -Yemin ediyorum Türk gecesi yapmıyorlarse beni yatırıp şurada gücür gücür kesinler. -Armancım ya. -İmha ediliyor dediklerine mi römsün? -Şey hani. -Selim amcan, dün gece onu imha ettiğinde. -Deler ya mesela yenge ne ya da işte. -Bir tepsi baktılar. -İmha etti. -Bence orada da altmetim var. -Yani hemar şeyleri takıyorlar. -Arkada tarkanın zilleri var diye. -Aa evet. -Tarkan zili takıp hemen. -Takıkları. -Takıkları. -Tücükleri etrafında dans ederek pişiriyorlardı. -Ya hiç ateş kullanmadan sadece. -Kecücüler'in ateşiyle. -Ben sana bir şey söyleyeyim mi? -Avrupa halı limanlarında çalışan görevler bizden daha fazla ortadoğu ve afrika mutfağına hakimdirler. -Ben sana biz o kadar çeşitleyemek yemiyoruz dur. -Valla. -Kalitelis'in deyemiyoruz dur yani. -Evet. -Evet söyleyeyim yani. -Yani şerefsizler bütün dünyayı sömürdünüz tamam mı? -Tamam mı? -Mazdumun ahını aldığınız, afrika'nın ortadoğunun bir de yemeğine çöktünüz tamam mı? -Adıştı şimdi ahı tutuyor bak. -Avrupa ne oldu şimdi? -Ne oldu? -Köçek. -Köçek o tram köçek etti bunları. -Adan bir tokatlamadığı kaldı Avrupa liderleriniz. -Sizden bir bok olmaz. -Bizim sayemizde adamsın. -Sen adam mısın? -Dan falan diyor yani şey. -Avrupa ziliydir. -Yani deyip gerçekten etkileniyorlardı bundan sana. -Yok onlar da çünkü adamlık falan zaten bunlar şey görenirse. -Tram ne diyor erkek gibi sen adam mısın lan diyor? -Diyor ki adam eşçinsel mesela yani bana böyle vız gelir, tris gider diyor yani ama öyle değil işte. -Avrupa birinin ortasına bir yıldız daha koymuşlar gördün mü? -Ne duruyor? -Bu da şey demek. -Opinız, açız, işbirliklerini, bizimle aynı bakış açısında olan işte Avrupa Idar'ine. -Herkes Avrupa'dır. -Avrupa'dır. -Ya oğlum düştüğünüz zoraşinde bırak bu götüneyim ayaklarını ya. -Sen kendi kendimi konuşuyorsun, iki sefer. -Ee ne? -Ee, de. -Abi bir şey olur. -Abi birini yediniz nerede? -Hoşça kalın diyoruz. -Hayat. -Yani baktığınız her tarafta köfteler vardır. -Bir de o köfteleri yiyenler vardır. -Siz o köfteleri yiyenlerden olun. -Ede afiyet olsun. -Ekrar görüşmek üzere. -Hoşça kalın. -Öptük. -Bayey! -Merhaba, podcastin sonuna hoş geldiniz. -Size, kaltın sunumu yedi hazi yıran da zorlu pesa emedi. -Demişler miydi? -Saat 21. -Fırsa fırda demişler miydi? -Detler tükenmek üzere, bir an önce internetten biletinizi alın demişler miydi? -Demişler miydi? [MÜZİK ÇALIYOR]
Podcast Summary
Key Points:
Konuşmacılar, zaman algısı, günlük hayattaki zorluklar ve modern yaşamın getirdiği karmaşık döngüler üzerine sohbet ediyor.
"Altmetin" kavramı tartışılıyor; film, sanat ve edebiyatta gizli anlamların aşırı yorumlanması eleştiriliyor.
Askerlik anıları, tüp çikolata ve çubuk kraker gibi nesnelerle duygusal tatmin sağlama (kompanse etme) örnekleri veriliyor.
Modern hayatta insanların birden fazla "sirkadiyen döngü" ile baş etmek zorunda kaldığı ve bunun strese yol açtığı vurgulanıyor.
Nostaljik bir dille, geçmişteki basit yaşam ile günümüzün hızlı ve karmaşık temposu karşılaştırılıyor.
Mizahi bir dille, iç çamaşırı (baksır) tarihi gibi sıradan konuların bile kültürel önemi sorgulanıyor.
Summary:
Podcastin bu bölümünde konuşmacılar, günlük yaşamın sıradan ama derin gözlemlerini mizahi bir dille ele alıyor. Zamanın herkes için farklı aktığı, modern hayatın insanı birden çok sorumluluk ve döngüyle baş başa bıraktığı belirtiliyor. Askerlik anıları üzerinden, yoksunluk dönemlerinde tüp çikolata veya çubuk kraker gibi basit şeylerle duygusal tatmin sağlamanın (kompanse etme) önemi anlatılıyor.
"Altmetin" kavramına eleştirel bir yaklaşım getirilerek, sanat eserlerindeki gizli anlamların aşırı yorumlanmasının izleyiciyi asıl deneyimden uzaklaştırdığı savunuluyor. Konuşmacılar ayrıca, günümüzde insanların sürekli olarak "eve bir şey götürme" telaşı içinde olduğunu, bunun hücresel düzeyde bile gözlemlenebilecek evrensel bir davranış olduğunu mizahi bir dille ifade ediyor. Podcastin sonunda, iç çamaşırı modası gibi sıradan görünen kültürel değişimlerin bile aslında toplumsal dönüşümün önemli parçaları olduğu vurgulanıyor.
Genel olarak, sohbet hem eğlenceli hem de düşündürücü bir şekilde ilerliyor.
FAQs
Podcast'in 63. bölümü yayınlanmış, ancak konuşmacılar 6.6 veya 64 olduğunu tartışıyor.
Helaloy, Haleluya'nın Türkçe karşılığı olarak dilimizde bulunan bir ifadedir.
Hayır, zaman yönetimi bölümü üniversitelerde yok; ancak Danil Üniversitesi'nde iki yıllık bir program olarak geçiyor.
Askerlikte eğlence olmadığı için cips, oral fiksasyonu gidermek için bir kompanzasyon aracı olarak kullanılıyordu.
Tüp çikolata, geçmişte popüler olan ve emilerek tüketilen bir çikolata türüdür.
Sirkadiyen döngü, vücudun biyolojik saatidir. Modern hayatta birden fazla döngüyü yönetmek zorunda kalıyoruz, bu da gaz ve şişkinlik gibi sorunlara yol açabiliyor.
Chat with AI
Loading...
Pro features
Go deeper with this episode
Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.