İzitorkiş podcast'inin bu ilk bölümünde, sunucular Emin ve Cihat, yeni başlayan podcast serilerini ve formatını tanıtıyor. Her hafta belirli bir konu seçerek üzerine sohbet edeceklerini, araştırmalarını paylaşacaklarını ve dinleyici geri dönüşleriyle interaktif bir içerik oluşturmayı hedeflediklerini belirtiyorlar. İlk konu olarak, her ikisinin de doğduğu, büyüdüğü ve halen yaşadığı İstanbul'u seçiyorlar. İstanbul'un sunduğu sonsuz imkanlar, kültürel çeşitlilik, tarihi ve doğal güzellikler (örneğin Emirgan Korusu, Sarıyer, Anadolu Yakası'nın semtleri) övülürken, şehrin trafik, aşırı kalabalık, yeşil alan azlığı ve günlük hayatta ciddi zaman kayıpları gibi olumsuz yönleri de samimiyetle eleştiriliyor. Konuşmada, İstanbul'da yaşamanın bir tür bağımlılık yarattığı, şehrin kaosuna alışan birinin başka yerde zorlanabileceği, ancak bu hayat tarzının ağır bedelleri olduğu vurgulanıyor. Sunucular kişisel deneyimlerini paylaşarak, İstanbul'un hem çok sevilen hem de zaman zaman yıpratan ikili karakterini ortaya koyuyorlar.
[MÜZİK ÇALIYOR] Herkese merhaba. İzitorkiş podcastin ilk bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin bugün Cihat bizimle birlikte. Nasılsın Cihat? İyi mi Emin? Çok teşekkür ederim. Sen nasılsın? Ben de iyiyim. Teşekkür ederim. İzitorkiş YouTube videolarına izleyen varsa beni tanıyor olma ihtimalleri var. Ancak sen ekibimize yeni katıldın. Bize kendini tanıtır mısın? Tabii ki. Söylediğin gibi ben İzitorkiş ekibine yeni katılıyorum. Benim bu ekipteki görevimde sana podcast içeriğinde yardımcı olmak. Biz beraber bu podcast yapacağız diye konuştuk. Uzunca yıllardır arkadaşız her zaman sohbet etmeyi çok sevdik. Çok kişidik onlar da araştırma araya birbirimize anlatıp böyle. Abi ya gerçekten bu böyle miymiş? Aa, böyle değil mi bir şey varmış diye çok konuştuk. Dik ki artık bunu bir içeri kalene getirelim mi? İzitorkiş podcast fikrini. Sen de konuştuğumuzu da da bunu ikimizin güzel yapabileceğini düşünmüştük. Beni de insanlar zamanla fikirlerimi olaylara karşı bu kışaçılarımı dinledikçe daha iyi tanırlar diye düşünüyorum. Çok heyecanlayım. Bu bizim projemizin ilk bölümü uzunca zamandır bir deneme bölümleri çekiyordu. Ama bu saydeni ilk bölümümüz bakalım nasıl olacak? Gerçekten merakta bekliyorum ben herkes gibi. Evet ben de bu konuda gerçekten çok heyecanlayım. Kendilerimizde sohbet ederken sürekli ne kadar güzel konulardan bahsediyoruz ne kadar güzel sohbet ediyoruz diye düşünüyoruz. Ama bakalım bunu insanlara sunarken o kadar başarılı olabilecek mis ben de bunun heyecan içerisindeyim. Ben güzel olacağını düşünüyorum çünkü yani aklımızdan geçenleri konuşacağız. Her hafta bir konu belirliyeceğiz. O konu hakkında düşüncelerimizi fikirlerimizi araştırmalarımızı anlatacağız. Bunları anlatırken insanların da yorumlarını görebileceğiz. Bize geri dönüşler sağlayacaklar onlar. Sakin olsaydı biz de çok fazla şey öğreneceğiz. Yani biz bu şey sadece biz konuşuyoruz ve paylaşıyoruz olsun istemiyoruz. Sonuçta etkileşimlerle beraber daha interaktif bir hale getirmek istiyoruz. O yüzden ben baya heyecanlayım. Sadece ben fikirlerimi ve düşüncelerimi anlatacağım. İnsanlar da beni dinleyecek diye düşünmüyorum yani. O geri dönüşleri almak insanların o konular da ne düşünülüğünü öğrenmek benim için de öğretici olacaktır. Ben bayağı heyecanlayım söyledim diyor. Evet evet kesinlikle her hafta bir konumuz olacak dedin. O zaman ilk haftamızın konusu ile başlayalım. Haftanın konusu. Ne olsun ne olsun diye düşünürken 2019 yılında YouTube videoları yapmaya başlarken ilk konumuz, ilk videokonumuz İstanbul oldu. Podkestemizin de ilk konusu yine İstanbul üzerinden olsun dedik. Çünkü ikimizde bu şehir de doğduk. Bu şehir de büyüdük. Bu şehir de yaşamaya devam ediyoruz. O yüzden ikimizde söyleyeceği çok şey vardır. Bu dünyanın en popüler şehirlerinden birisi olan İstanbul hakkında. Ne düşünüyorsun sence konus için olarak İstanbul nasıl bir konu? Çok genel bir konu. Herhangi bir şey konuşabiliriz ve gerçekten saatlerce de sürebilir. Eminim İstanbul'da yaşayan herkes buna katılacaktır yani hani. Çok specific bir problemi dahi saatlerce konuşabiliriz. Çünkü İstanbul'un içinde çok fazla değişken var. Trafiğinden bahsedebiliriz. Güzel mekanlarından bahsedebiliriz. Çok sevdiğimiz yerlerinden bahsedebiliriz. Ve gerçekten bunların hepsi üzerine saatlerce konuşabilecek mesela. O yüzden hani güzel bir başlangıç olur diye düşünüyorum. Mesela de en gibi 25 senedir burada yaşıyoruz. O kadar fazla yaşanan şey var ki. -Ben en 20 mağaltı oldu ya. Benim daha 20-60 olmadı. O usta sayında olacak. -Beyşeyimi bekliyorum. Ya dediğin gibi konuşacak. İstanbul hakkında o kadar çok konu var ki. İstanbul'un trafiği hakkında konuşmaya başlasak. Yerelde iki üç saatte gibi bölüm. Çekeri zenez. Ve en az yani o trafikte sıkıldığım kadar da sıkılırım orada. Konuşurken sinirleriyle ve sıkılırım. Onu da biliyorum yani. Çünkü hani daha yani şunu hemen söylemek istiyorum. Ben az önce dışarıdaydım eve yeni geldim. Bugün Trabzon Sports Champion oldu. Türkiye Football'a yine. Championlıklarına ilan ettiler. Sezonu kazanılar ve yani öyle büyük bir kalabalık var ki. Dışarıdan maslaktan geçerken tüm şeritler. Kapalı bir şekilde Trabzon Sports Arastarları Championlık kutluyolardı. Bunun güzel bir şey olduğunun bilincindeyim. Ama bir şehri kitlemeye yeter mi? Evet, yetiyor. Köprü kapalı. İşte yolların hepsi kapalı. İnsanlar çok eğleniyor. Bu enerjilerini çok seviyorum. Ama evime gitmem. Günün sonunda bir saat sürüyor. Ve bu şehrim böyle bir gerçeği var. Yani bir trafik sorunumuz var. Çok seviyorum diyeceğim İstanbul hakkında. Ama trafiği çok kötü diyeceğim yani. Bir yerden bir yere gitmek çok uzun sürüyor diyeceğim kesinlikle. Evet İstanbul hakkında bahsederken sürekli ama diyeceğimiz bir içerik olacak herhalde. Çünkü İstanbul artı taraflarda, eksiteraflarda çok yoğun bir şekilde yaşatan bir şehir. Kesinlikle katılıyorum. Nasıl başlamak istersen İstanbul'da en çok sevdiğin yeri bize söyler misin? Nereye yani? Çok seviyorsun? Nereye gitmekten başlamıyorsun? İstanbul şu açıdan çok hoşuma gidiyor. Hatta insanlar bunu turistik bir aktiviti olarak da yapıyorlar. Avrupa yakası ile Asya yakasını birbirine bağlayan ve geopolitik konumu da gerçekten çok önemli olan bir şehir. Nereye gitmeyi seviyorsun sorusunun da sonsuz cevabı var. Yani sadece Avrupa yakasına bile binlerce yersayılabilir. Asya yakasında binlerce yersayılabilir. Benim favori gitmeyi en sevdiğim yer şahsen Emirgans ahiri, Emirgankorusu o civarlar oradan boğazın o içerisinde yürüyüş yapmak o manzaranın içerisinde olmak bana her zaman farklı bir huzur veriyor. Benim için cidden çok özel bir yeri var oraların. Peki senin gitmeyi en çok sevdiğin yer neresi İstanbul'da nerelere gitmeyi neler yapmayı seviyorsun İstanbul'da? Söyleyip yerine katılıyorum. Bence de saydın İstanbul'un bir ders kitaplarında anlatılabilecek kadar çok büyük önemli olan yerler var. Suri çıkısımı var yani ilk fethedilen dönemde İstanbul sularının bulunduğu nokta oranın çok önemli bir tarihi doksu var oranın çok önemli tarihi özellikleri var. Orada böyle gezebileceğin yerler çok fazla oraların hepsini gezmek bir güne bazen sığmaya biliyor. Ama şahsen ben 7 yıldır sarıyerde yaşıyorum ve sarıyeri o kadar çok seviyorum ki sarıyerin doğası yeşilliği burada böyle Rumeli Fenerdine gitmek Rumeli Fenerdinde bir kahvaltı etmek, arıptıya gitmek orada deniz kenarında oturmak, sarıyer sahinleyenmek. Sanki böyle hem İstanbul'da inmişim hem de böyle kırsalda bir kasaba daymışım gibi hissettiriyor bana. Bu ikisini böyle kesiştiği yerde bulunmak çok hoşuma gidiyor. İstanbul'un Avrupa'ya kısım Kuzey bir bölgesi burası hani Karadenize de sınları var diyebiliriz üçüncü köpün bulunduğu bölgedeyim ben ama sarıyeri çok seviyorum dediğim gibi hani sanki şihr dışına çıkmışım gibi hissettiriyor bazen hani bizatta şöyle diyoruz aramızda Şehre'yi nelemiş tane taksimeyle lan tefalan gideceğimizi diş andaşına hem Şehre'yi nele motor hastara gidelim diye konuşuyor. Yani öyle ayrı bir kasaba gibi izleyeniz yani ben İstanbul'un bu kısmına bayılıyorum ama gerçekten dediğim gibi İstanbul'a hem çok yakın hem de çok uzak sen oraya taşındından beri zaten görüşme sayımızdaki düşüşte biraz dramatik ama kesinlikle sarıyer'e gittiğimde oranın çok daha farklı bir dokusu olduğunu çok daha farklı bir havas olduğunu ben de fark ediyorum. Yani bunun karşıda da örnekler var. Beykost tarafı da buraya benziyor mesela yaşilliği çok bol bir bölge daha az insanın yaşadığı bir bölge belki nüfus olarak çok fazla insan olabilir ama yoğunluk olarak öyle değil evler daha aile ayrı oluyor. Daha size bölgeleri falan oluyor oralar güzel. Bunu yanı sıra mesela işte buraya çok sevmem herhâmen ben bu şehrin merkeziyle de ağaşıyorum İstanbul'un sadece bir merkezi yok bir daha fazla merkezi var. Avrupa yakasında bile 3-4 tane böyle merkezi yalan vardır minimum olarak söylüyorum bunu. Mesela ben taksime gitmeye çok bayılmam açıkçası çünkü çok kalabalık olduğunu düşünüyorum. Taksime dolaşırken böyle biraz sıkıldığım oluyor yani kalabalık tam böyle kaçmak istiyorum bir yerlere ama her zaman taksime mesela İstanbul'un kalbi gibidir ve çok özellirdir gibi düşünüyorum. İstanbul yani binlerce kalbi var diyebiliriz şimdi Avrupa şehirlerine baktığımda işte olttağın olarak nitelendirilen tek yer oluyor ama İstanbul'u bunun için işte eminini diyebilirsin, sultanahmet diyebilirsin, taksime diyebilirsin, üç güdar diyebilirsin. Sonsuz sayıda yer var gerçekten İstanbul birden çok kalbi olan bir şehir gibi gerçekten. Evet ben de katılıyorum ve mesela ikimiz Avrupa yakasında yaşadık hep yani. Genel olarak daha iyi bildiğimiz böyle Avrupa yakası ama ben anadolu yakasından son zamanlarda çok daha fazla gitmeye başladım. Hep uzak diye işim düşmediğimi de çekeçmezdim yani orada çok fazla böyle bulunmadım çok fazla yaşamamıştım yani. Son zamanlarda arkadaşlarımın da ailelerin evlerine dönmesi evin dersinin bir dışının ardından o taraflara çok sık gitmeye başladım ve orası da o kadar güzelmiş ki hani. Kadıkayi merkezli bir yaka gibi bir şey ve yani bir yerden bir ulaşmak çok daha kolay dolmuşlar, minibüsler, metrolar, marmara iler her şeyleri var. Cadde de yürümek o cadde bostana gitmek, bada caddesi bulunmak çok keyifli Eren Köy Suha diyeyse o kadar sevdim ki yani. Ve burası İstanbul'un bir yakası sadece yani ben Avrupa yakasını hala çok iyi bilmiyorum. Ama altı senem yaşası burada benimle neredeyse ve anadolu yakası var da hiçbir fikrim yok mesela. Burası öyle büyük kozma opaliti bir yer. Bu bazen beni büyülüyor bazen de korkutuyor açıkçası. Şimdi şöyle düşün, sar yere gitmeden önce tabii ki sar yere önceden duyduğun biliyorsun ama bu kadar güzel bir yer olduğunu orada yaşamadan tam olarak deneyimliyemiyorsun. Bir anda da aynı bu düşünceyi diğer semptler için diğer ilçenç.
-Telere içinde belki uyku diyebiliriz dediğin gibi, işte suadiyesi, kadıkoyu, eren köyü ve sayre, belki onlar da çok inanılmaz eşsiz deneyimler sunuyor ve biz bundan bir haber yaşıyoruz şu anda. -Aynen öyle. Yani şöyle bir düşüncem var bu konuyla laf kalır. Bir yerin nasıl gözüktü ve içinde neler barındırdığından daha çok oradaki anıların oradaki tajıbederini önemli olduğu için İstanbul bu anlamda çok zengin diye düşünüyorum. Çünkü dünyanın her yerinden, her etnik kökenden, Türkiye'nin her şehrinden insanın yaşadığı şehir İstanbul burada her şeye rastlayabiliyorsun. Gerçek bir karmaşa var yani. Bunun için de o güzel anları yakalamakta çok keyifli oluyor. Bir sokak arası lokantasına girdiğinde hayatında ediğin en iyi kebabı yiyebiliyorsun mesela. O ismini, cismini kimse bilmiyor oluyor. Ben bu anlara çok değer verdiğim için o lokale samtere gitmiyor. Lokal ile soranlara gitmeye de çok seviyorum. Bir yerin özel bir şey varsa onları demeye çok seviyorum ki burada çok fazla var yani. İstanbul'un bu anlamda çok çok zengin olduğunu düşünüyorum. Tam bir böyle kültür yelpazası yani. Yani mesela İstanbul'da beni en çok şaşırtan konlardan birisi şu birisine bir mekan önerisi yapacaksın mesela atıyorum en iyi köftener de enir. Sen diyorsun ki Ahmet ustanın yeri diyorsun mesela. Aslında seninle o çok gittiğin sınırlı yıllar arasındaki belki en iyi yeri biliyorsun. Karşıdaki sana diyor ki "Aa" diyor sen Mehmet ustanın yerini bilmiyor musun falan. Mesela merak ediyorsun gidiyorsun gerçekten orası da harika bir şey yapıyormuş falan. O yüzden sonsuz imkan sonsuz öneri yapılabilecek yer gerçekten İstanbul anlatılabilecek gibi bir şehir değil tam olarak. Aynen öyle gerçekten buraya dolu dolu yaşamak için çok uzun bir vakte ihtiyaç var. Çok fazla imkan ihtiyaç var. Yani öyle bir vakte sahip olmak bile mümkün değil diye düşünüyorum çünkü her semtin her ilçeğinin trensivadın gibi. Ya iki farklı yakalım bile farklı hikayeleri var. Bunu çok çok abitürt buluyorum bazen. Bu açıdan da çok seviyorum. Ama hani bunu vurgulamak zorundayım. Çok fazla insanın yaşadığı bir şehir olduğumuz için nüfus yonluğumuz çok fazla. Ve bu sebebden ötürü öyle bir kalabalık var ki bu şehirde aslında. Bir yerden bir yere gitmekten bahsettik ya konuşmanın başından. Ya bazen o kadar zor olabiliyor ki yani ben nişan taşındaydım bugün. Sarı yere geldim. Bunlar kuşçum mesaf olarak birbirini çok uzak yerler değil aslında. A benim eve varmam bir araçla bir araba ile yaklaşık 40 dakika'ya yakın sürdü. Ve biliyorum yani ben mesela 40 kilometre yol yapmadım. Başka bir anadolu şehirde. Hani Türkiye'nin başka bir vilayetinde 40 dakika bir yerden bir yere gitmek için çok uzun bir sürede. Kesinlikle. Ve biz o 40 dakika bittiğinde eve vardığımızda az önce arkadaşımla şey konuştuk. Ya yol daha çıktı yani hani şu anpiyonu kutlaması dışında trafikte olmadı. İyi geldik aslında. Hani bizim için zaman algısı gerçekten çok daha farklı çalışıyor. Bir yerden bir yere gitmek için bir saat civarı süre çok iyi süre diyoruz. Ama aslında günün 24 de bir yani bu inanılmaz bir şey bence. Ya bu navigasyon uygulanalarında bile tahmin edilen varış süresini işler görürüm 40 dakika diyor. Sen otomatik olarak kafanda bir 10 dakika daha koyuyorsun mesela. Yani o uygulanalar bile verimli çalışmaya biliyor. O yüzden zaman algısı İstanbul'da biraz daha farklı çalışıyor gerçekten. Evet kesinlikle. Öyle yani ben biliyorum. Şimdi ailem de şu anda trabzonu da yaşadığı için bir yerden bir yere gitmek gerçekten oralarda bu kadar uzun sürmez. İlçede iştirmen gerekir. İlçede işirmekten kastım da gerçekten bambaşka bir dünyaya varmak gibi deri yani hani. Evet. Orada büyük bir olaydır 30 kıyamaca gitmek, kırk kıyamaca gitmek. Ve odayk 40 dakika sürer, 50 dakika sürer maksimum. Bizim burada ben şu anda kalkıp senin yanına gelmeye kal. Biliyorum yani bir saat falan yol gideceğim mesela. İkimiz de aynı yakada oturuyoruz aslında. O kadar dozak değiliz ama bir saat sürer diye düşünüyorum. Bu da İstanbul'un çok sevdiğim özelliklerinden bir tanesiyle çıkısı bu böyle baya uyuz olduğum bir özelliği hani. Hayır sen yoktur herhalde. Evet yani hayatımın yani günümün bir süresi ve önemli bir süresi kesinlikle yolunda geçiyor benim. Yani benim mesela günde işe gidiş gelişim toplam en az iki saat sürüyor ki bu çok insan hayatını ciddi bir süre bence. Kesinlik öyle. Uzun vadede baktığın zaman 10 sene çalıştığımda çok önemli bir süreyi sen yolunda geçirmiş oluyorsun. Ve trafikte geçirmiş oluyorsun diyor muyum bu böyle İstanbul'un gerçekten en yaralayacağı özelliği olabilir. O yüzden işine çok yakın bir evde oturmak İstanbul için çok iyi bir senleriyor. Ama onun denk getirmekte çok zor. Çık dediğimiz gibi burası bir metropol. Nereden ne iş yapacağım bile çok fazla öngörülemeyebiliyor. O zaman son olarak şöyle diyebiliriz yani İstanbul size çok fazla şehir sunuyor ama bedel olarak da çok ağır şeyler istiyor. Evet zamanımız da ödüyorsunuz bu bedeli gerçekten. Ama bu bir bağımlalık İstanbul'da yaşamış birisinin başka bir şehirde çok rahat edebileceğini düşünmüyorum. Belki rahat edebilir ama garipser diye düşünüyorum başka şehirler çünkü buranın bu kağılısına kardeşesine çok alışkınız yani buradaki o belirsizlik buradayacağın herkesin kanına işlemiştir bence. Peki, sana İstanbul'a ilgili o zaman bir soru sorayım. İstanbul'da yaşamanın en iyi tarafı ne, en iyi yönü. İstanbul'da yaşamanın en iyi yönü herhalde bitmek bilmeyen ihtimallar diye düşünüyorum yani bir akşam bir karar verdiğinde ben acaba nereye gitsem dediğinde bu sadece gece dışarı çıkıp eğlenmek anlamda olmak zorundayım. Yemek yemek olabilir, yeni bir yargı örme kalabilir. İstanbul sana sonsuz tanesesineksunabiliyor. Hiç bir arkadaşına bir gün oturursun ve şuraya gittim mi derse, mesela ben sana hayatına belki hiç duymamışsındır. İstanbul'un böyle çok fazla fırsat sunma özelliği var ve bunun en güzel yanı olduğunu düşünüyorum yani kafana koyarsan yapmak istersen yapabileceklerine sınır yok bu şehirde gerçekten. Peki sen için en güzel en iyi yönüne sence. Ben de benzer bir cevap vereceğim. İstanbul'un en meşhur geziyilecek yerlerine tekrar tekrar gittiğimde yaşadığım o değişki heyecanlar değişik ister beni çok etkiliyor. Sultanamet Meydan'la belki bin kere gitmişimdir ama bilinci de gittiğimde bile yine çok farklı ister yaşayabiliyorum. Çok farklı bir dokunun içinde olduğumu hissedebiliyorum. O yüzden çok özel bir şehirde yaşadığımı bilmek İstanbul'un en iyi yönlerinden birisi benim için. Ama ben de katılıyorum hatta aklıma çok net bir örnek geldiği bu konuda yere vatan sahnice çocukluğumdan beri her gittiğimde çok etkileniyorum. Dime o işte içindeki ışıklandırma miktarı olsun. Yani estetik olarak çok tatlı ne dediği bir yanı olmasa olsun orduki bir tane meydus eykeli var. Onun görüntüsü olsun ya çocukken aklıma işlemiş. Son zamanlarda hiç gitmedi mi ama yıllar önce gittiğimi hatırlıyorum bir sedeken en son gitmiştim zannırım. Gittiğim zamanında da yine çok etkilenmiştim hani. Bu çeşit çok detay çok güzel yerleri olan bir şehir İstanbul. Bu da beni çok hoşuma gidiyor beni çok yükseltü açıkçası. Evet peki herkesin belki de tahmin edebileceği bir sor olacak cevabını ama İstanbul'da yaşamanın en kötü tarafı sence ne? İstanbul'da yaşamadan en kötü tarafı az önce konuştuğumuz gibi herhalde burada yaşamak için zaman gibi bir bedel ödemek yani bir kargaşanın içinde olmak da her zaman keyfin yerindeyken belki başa de biliyorsun bu kargaşayla ve kavuslar ama işler raz gitmediğinde birazcık böyle ruhen kötü hissettiğindeki en çok da böyle keyfin yerinde olmadığında bazen İstanbul üstüne gelebiliyor. Yemal bir şeyden gideceğim. İzmir'e taşınacağım. Muğla'ya taşınacağım. Bunlara çok sık duyduğumuz şeyler bizim antalya gideceğim ben orada yaşayacağım. Bizim de öyle bir de biliyor bazen. Bizim bu yaşlı bir de söylemeye başladığımız şeyler aslında. Evet aynı. Senin ne peki var mı böyle? Nefret ediyorum ya bunun olmasını hiç hoşlanmıyorum da değilmiş. Ya benim de yine benzer olacak. Trafik temelli olarak şehirin kalabalığı. Ya cidden düşünüyorum başka insanların rahat rahat yapabileceği şeylere biz kalabalıktan dolayı çok uzun sürederde yapıyoruz. Bu da insanı stressi sokuyor. Ve bir andan da extra farklı bir şey söylemek istersem de yeşilliğin azlı, parkların azlığı denilabilir. Çok halklısın bence. O konlu üzerinde bile belki hatta bir birimde konuşuruz. Gerçekten bizim buna ihtiyacımız var. Ben şimdi sarı yerde yaşadım için belki İstanbul'un bazı belgelerine göre daha çok yeşil içinde. Metrafımda hep ormanlar var. Bir deniz kenarına gitmem mesela çok kolay olabiliyor ama. O kadar fazla betonlar ki bu şehirde çünkü çok fazla insan görecek küçük bir alanda yaşıyor. O alanlar da o alanları ağaçlandırmamız lazım o alanları yaşillendirmemiz lazım. Onlar bizim için çok değerli aslında. Şu an belki önemli çok da anlamıyoruz ama gerçekten daha fazla yaşayalım ihtiyacımız var ki Amerika'da yani New York'ın ortasına sentinle park gibi bir bir şey var mesela. Ben bu şehirde de öyle bir yalan olsun hatta ondan 5-10 tane olsun çok isterdim. Bence buna o kadar çok ihtiyacımız var ki yani. Peki o zaman sana bir soru sorayım İstanbul'u alakalı. Bundan 10 sene sonra kendini İstanbul'da mı görüyorsun? Yoksa başka bir şehirdeme başka bir ülkedeme görüyorsun. Eğer İstanbul'da görüyorsan da hangi sempte görüyorsun kendini? Hangi ilçede görüyorsun? Merak ediyorum. Şöyle düşünüyorum. Bu konularında bir plan yapmadım. Hayat işle nereye götürürse birazcık o akışa kapılmak istiyorum ama. 10 sene içerisinde yurt dışına taşınıp, bir süre yurt dışını tecrübet mi öyle. Dünyava tanlaşı olmak deniyor ya. Onu yaşamak istiyorum. Avrupa olabilir. Amerikalı bir oraları görmek oranın kültürünü tanmak orayı daha iyi tecrübet evvelmek istiyorum. Günün sonunda Türkiye'de yaşadığım düşünürsem İstanbul'da yaşadığım düşünürsem herhalde Anadolu'da. ve kasında badatçatlesine yakın bir yerlerde yaşamayı çok tercih ederim diye düşünüyorum. Oradan önceki dokusu, dışarıda gördüğüm insanlar, gittikler yerler benim kafamda yaşamak istediğim o hayale çok uygunlu. Orada da yaşamak istiyorum kesinlikle. İstanbul'da olursam büyük ihtimalle hep benzer yerlere gidiyor. Dilim ama Eren köy dolamak, suadeye dolamak çok isterim. Neden? Dokusundan çok memnunum oranın yürüyerek böyle badatçatçatçı dolaşmak, ailenle cadde bostan da sahile gitmek, oradan bir kahve almak, arkadaşlarını görmek, oralar da yemek yemek. Ben çok mutlu ediyor şu sıralar. Bunu ileride orada yaşam bir insan olarak da tecrübetmeyi çok isterim açıkçası. Senin kendini gördüğün yerlerse, onu senin içerisinde sence İstanbul'a naya dönmüş olacak mısın? Ya da burada yaşamaya dağm edersenler de yaşacaksın böyle bir hedefine hayalim var mı? Bunun cevavabını bilmeyi gerçekten çok isterdim. Kesin bir şey söyleyemiyorum çünkü İstanbul'u dedik ya her gün başka duygular yaşatıyor insana. Bir gün aşık oluyorsun, bir gün nefret ediyorsun. O yüzden her gün başka bir karar alıyorum. Diyorum yok bu şehir de hasta yaşanmaz. Ben başka bir yere taşınacağım. Bir yandanı diyorum ki ama Allah'ım İstanbul'dan başka bir yerde yaşamayı hayal dahi edemem. O yüzden net bir şey söylemiyorum maalesef. Ama eğer olur da İstanbul'da yaşarsam, yaşamaya dağm edersen belki Göktürk ya da sarıyer tarafları olabilir veya kuzguncuk, karşı tarafta kuzguncuk kanlıca tarafları olabilir. Böyle biraz daha sakin yerlerde, güzel manzarayı boğazı görebileceğim yerlerde ya da yaşayayım içindeki yerde yaşamayı tercih ederim diye düşünüyorum. Sende a izole yanıtlar verdin. İstanbul'un böyle daha kalabalıktan ve kardeş adam muhaf alanlarını seçtin gibi geldi. Bende ben de tam tersi şu anda şey düşündüm. Buna cihangir de diyebilirdim bu soruya cihangir de şahiden evden edersiz çok istiyor. İstanbul'da mesela bu da çok sık oluyor. Bir yere gidiyorum diyorum ki aprası ne kadar güzel ya işte kesinlikle hani inanılm mesela çok basit bir şekilde. Anadolu ya kısım da metrobüsü de işte metrobüsü gidiyorum katı köy doğru söğüt düşeşmeyeli. Fikirtepedan geçerken bir kaç sene önce oluyorsan dedim. Daha önce böyle gece konudu bölgesi olarak gördüm bölgede uzayan giden residanslar görünce gök delanları görünce çok oldum mesela. Bambaşka bir şey oldu vermiş hani orası değişmiş mesela. Kense dönüşmemi varlığı her sürekli yeni insanların gelmesi bazı insanların da gitmesi. Şehirde o kadarızı değişiyor ki belki de gök Türk mesela sakin dediğimiz rahat dediğimiz yerden bambaşka çok böyle kağıtık bir yerde dönüşebilir şimdi ben gök. Bir yerde çalışıyorum ve biliyorum yani şehir oraları doğru büyüyor ve göktürde çok hızlı gelişiyor. Şu an bir kasaba gibi hani izole bir kasaba gibi kaliteli bir kasaba gibi ama böyle şehirde göktür ki yaklaşmaya başladı açıkçası. Fede günberg'in bunu gözlemleince de çok ilginç oluyor yani düşününce şöyle bir yıl boyunca o yeşillik olarak gördüğün yerler ya da herhang gibi bir naya yapı olmayan yerlerin gittikçi dolması çok ilginç bir hisa aynı zamanda. Yani böyle yani uzaydan çekilmiş görselleri oluyor uydu görselleri hani. Yeşilmiş tari güncellerde. Yani yani hani hayal edebiliyorum şu an böyle. Bir böyle time lapse videosunda böyle yavaş yavaş ve yeşil der ki diyor yerine betonlar geliyor. Aynen öyle. Bunu yaptık yani hani. Hepimiz İstanbul'a taşınıyoruz çünkü ticaretin de merkezi burası. İşte tüm şirketlerin genel merkezileri çok onlukla burada öğretmenin de buraya gelmek istiyor doktor da buraya gelmek istiyor esnafı da burada olmak istiyor. Genel olarak herkes koştura koştura İstanbul'a geliyor. Üniversitelerin en iyileri çok onlukla İstanbul'da bazı aradan karada o yüzden öğrenciler de İstanbul'a gelmek istiyor. Yani hani öyle bir büyüyoruz ki öyle logoritim kartıyor ki bu grafik ve sonunun gelip gelmeceğin eder bir fikrim yok açıkçası. Bir gün bu şehirde 50 milyon insan yaşarsa ben şaşırmayacağım açıkçası. Ya böyle bir jazife herkes olmadığı mı ederse 50 milyon dolu yani çok. Bir topik bir şey değil söylediğim. Aynen öyle hani taş toprağı altın. Denen bir yer böyle bir tabir var mesela hani şu an hala böyle düşünülüyor mu bilmiyorum bu böyle çok 20-30 sene belki 40 sene önlüsünü lafıdır ama. Şu anda taş toprağı beton olmuş durumda birazcık taş toprağı insan yani. Yani insanların akmaya devam ettiğini düşünürsek taş toprağı demek ki altın ki insanlar akmaya devam ediyor yoksa bir fusu azalan bir şehir olurdu. Evet ama mesela şu an sana bir teklifte bulunursan deseler ki emin güne işe aridin de bir yere gideceksin. Şu an kazandığım parayı kazanacaksın yine benzeri bir karı yer yolunu olacak. Eşinle beraber oraya gitmek ister misin? Sen ne düşünürdün? Şu an beni bu numasaya koydu birisi diye. Şu anda gitmem herhalde ya çünkü burada potansiyelin limitin üst sınır yok kendini belirliyorsun diyebilirsin buna ama güneyde bir şehirde bilmiyorum yani standart bir hayat. Yani şu an genç olduğum için de bunu düşünüyor olabilirim ama şu anda kabul etmezdim herhalde sen. Ya ben de kabul etmezdim diye düşünüyorum. Bu çok güzel söyledi aslında. Oradaki o kelime de durulmak birazcık hani o biraz emekle hayatı hani. Hayatlarla yapacaklarımı yaptım ve artık sakin veya teşemek istiyorum. Huzurlu veya teşemek istiyorum hani basit derdlerimi olsun istiyorum. Düşüncesi geliyor bana. Oyse hani şöyle bir seçenek olmaması çok üzücü hem huzurlu mutlu ve sakin veya teşeğimde başarılı olan lazımsın. Lâsınır, streste böyle kalsma olması lazım. Bu da düşündürce açıkçası da ben ya ben gitmezdim ama oradaki hayatı da burada yaşamak isterdim yani. Yani anlatabildiğimi bilmiyorum hani. Bu huzurunu mutlu olun yani mutlululuk belki göreceğini bir şey bir konuda ama o sakinliğin dinginliğin yanında bir de potansiyeli olan söylediğim gibi bir şeyler başarabildiğim. Kovallıdığım zaman karşına alabileceğim bir yerde olmaya çok isterdim. İstanbul'un böyle bir jönü doğru gitmesinde çok istiyorum. Kendi adıma şu an edek çünkü daha farklı bir yer çok çabalaman gereken bir yer yani ben toplutlaşımada insanlar gördüğümüz zaman çoğunlukla bir yerden bir yere yetişmeye çalışıyor oluyorlar hani. İnsanların suratında böyle çok mutlululuk görmüyorum. Bunun pek çok sebebi var kültürase, eri vardır ekonomisi, eri vardır ama bu şehrine boğucu yanının da yani tekrar özellikle vurgulamak istiyorum. Maalesef burada yaşamakta bizim böyle gülere kanlattığımız kadar kolay değil yani. Buradan da herkese kolaylıklar dileyelim. Aynen öyle. Yavaş yavaş İstanbul'u, İstanbul konusunu kapatalım ve bir sonraki konumuza geçelim. Bu bölümde size ya bir şarkı tavsiye ediyoruz ya da bir dizi bir film tavsiye ediyoruz. Ancak ilk bölümü özel hem bir şarkı tavsiye edeceğiz hem de bir tane dizi tavsiye edeceğiz. Şarkıdan başlamak ister misin ya? Tabii ki bu şarkıyı her halde Türkiye'de ekibininlerin başında yaşamış olan herkes duymuştur diye düşünüyorum ama tekrar özellikle konus İstanbul olduğu bir bölümde bunu söylemeden geçmek istemendik. Sesliğimiz şarkı İstanbul'da son bahar teomanın şarkısı. Ancak bu şarkıyı gün içerisine değildi daha çok böyle akşama geceye doğru ben dinlenmesini şahsen tavsiye ederim. Özellikle böyle gözler kapatılıp böyle sakin bir şekilde dinlerseniz şarkının etkileyeciliği bence çok daha fazla oluyor. Yani herhangi bir şarkı için böyle tavsiye dilen tüketim zamanı duymamıştım bu bölüm adıma da bir ilk oldu. Akşam üzeri ve akşam saatleri aç karna. -Yani şruna katılıyorum. İstanbul'a son bar böyle yüzünün bir şarkı olduğu için çünkü son bahar durumuna anlatıyor ve teoman muhteşem bir şair bu ülkenin belki de çok ikonik isimlerinden bir tanesi. İstanbul'a son barı da tekrarlıyorum kendime ama gerçekten dinlemen çok az insan olmuştur. İsmini bilmesi daha herhalde da duymuştur. Yani çok basit bir aşk hikayesini, çok basit bir sevgi halini çok da ifa anlatıyor ve hani İstanbul'da son bahar ismi çok doğru bir isim diye düşüyorum. Çok güzel bir etiket yani İstanbul'da son barın öyle yüzünün bir yanı var. Zaten son barı yüzünün bir şeyken hani İstanbul'da bunu yaşamak işte beyoğlunda dolaşmak o estanda böyle ellerin cebinde hafif yüzünün. Başın ayağını eğik kendimi öyle canlandırabiliyorum yani belki kaç defa oposyonda bulunmuşumdur. Ben o kadar derin düşünerek bu tavsiye vermemiştim ama sen beni etkiriyedin açıkçası. Teoman işte anladım o gençlikle bize onu aşıladılar yani. Evet buna da teomanın etkisi diyebiliriz. Dezi tavsiyesi olarak da İstanbul'un sokaklarını çok sık göstermesiyle İstanbul'un 9'unu çok güzel hissettirmesiyle ben ezel dizisini önericem. Ama tabii ki önermese bebim bunlar değil asıl önermese bebim dizinin gerçekten harika bir dizi olması. Sen ne düşünüyorsun? Yüzde yüz katılıyorum. Ya yınlandığı dönemde de insanların hani çok sever ekiz dediğini tabii ki hani tüm Türkiye sevdi ve izledi. Çok fazla böyle fanatiyoğlu çok fazla seveni olduğu. Benim belki şu anda eskisi kadar gündemde değil çünkü popülerliği biraz azalıyor. Yeni generasyon ezelle izlemiştir diye düşünüyorum ama eskisi kadar böyle gündemde değil çünkü televizyonda canlı olarak yayınlanmıyor hani itibari. Yani aktiv olarak televizyonda bulumuyor ama insanlar YouTube'dan açık izliyorlar. İnternetten kayıtlarını bulup izliyorlar ve ben mesela iki defa izledim sanırım televizyonda izlediğim ek olarak söylüyorum. Yıllar içerisinde. Ve her izlediğimde çok etkilendim hani Türk dizi tarihinin en önemli dizlerinden bir tanem.
-Kiz simalle oyunculuklarını bulun hakkında bile bir bölüm yapabiliriz diye düşünüyorum. -Vardır eminim bu konu hakkında da konuşulacak baya bir şey. -Herkesin oyunculuğu çok iyi. Anlattığı hikaye çok iyi. Biraz Montecris'i kontu -Dem esinlenme veya onun biraz uyarlaması gibi bir yapısı var ama onu böyle Türk -Mozay'a çok iyi yedililmiş olduğunuz için. -Oturup izlerken gerçekten etkileniyor insan. -Baz sahnelerin atladığım oluyor. Tekrarizlerken bunu yapmıştım. Bazı böyle -Türk televizyonunu özgü dramatizasyon diye bir şey var. -Bazeleri çok uzatabiliyorlar. O kısmı rahatlarım ama hani izlememiş olan insanlar varsa ya da -Sadece ismini duymuş, izlemiş kabul eden insanlar varsa kendini. -Bence ezel haklısınlikle bir şans verin hani dizinin bölümlerin uzunluğunda çok bakmayın. -İlk sezonu çok acayip iyiyken, 2. niç sezon da bambaşka şekille çok iyi. -Sürekli seni şaşırtabilenmedi. Ya bence dizi -Standartlarında bir dizi olduğunu yürekli mi yanıyorum ezele? -Kesinlikle bence de çok üstücüzey bir yapım. -Yani sadece Türkçe öğrenenler değil. -Herkesin izleyebileceği gerçekten çok kaliteli bir yapım gerçekten. -O da zaten hani o da ikonlaşmış bir dizi o -Genelik müziğinden oyuncularına kadar o dizi ile anılmaya devam ettiler yani. -O böyle etkettilerin üzerinden atmaları -çok kolay olmadı. -İki tavsiyeimiz bu kadar diye düşünüyorum. -Haftenin sözü. -Evet şimdi de -bir sonraki konumuza geçiyoruz. -Burada da size bir deyim bir ata sözü ya da bir kelime -bir değiş tavsiye edeceğiz açıklayacağız. -Bugünün -deyimi de yine konumuzla alakalı -İstanbul'un üstüki dereyle alakalı bir deyim. -Deyimimiz atı alan üstükileri geçti. -Çok sık kula diyomusunca et bu deyimi günlük hayatında -nerdesi hiç kullanmıyorum ama yani çünkü -çok böyle -kulağı havalı gelen bir deyim bu. -At alan üstükileri geçtiği duymak çok hoşuma gidiyor çocukken bunu öğrendiğimiz -denimı hatırlıyorum yani atı sözleri kitabını böyle deyimler kitabını falan okurken -ya da birinin söylediğinden böyle -atla koşturan biri var böyle hani surplerden falan geçiyor benim kafamda öyle bir görüntü var yani -Anlamına açıklayalım önce -Atı alan üstükileri geçti -deyiminin manası -fırsatın -bir fırsatın kaçırılıp artık -yapılacak bir şeyin kalmadığını -anlatan bir şey olacağız yani bir şey için -çok geç kalındaysa -Atı alan üstükileri geçti -deyimi kullanabilir. -Bunun tarisler bir açıklaması var mı acaba mesela bu deyimi -gerçekten -herkes biliyor diye düşünüyorum ama hani -bunun altında yatan sebep ne yani neden üstükileri geçiyor alt mesela hani bunun üzerine -bir açıklamalı olmadığını çok merak ettim bildiğim var -biraz araştırdım biraz uzun bir hikayesi var burada -çok bahsetmek istemiyorum merak edemiyor, yormak istemiyorum sizde beni -Evet yani dinleyiciler de burada yormak istemiyorum merak eden varsa -Atı alan üstükileri geçti deyiminin hikayesi diye aratabilir -kör oğlu ile ilgili bir -hikayesi olduğu anlatılıyor vesaire -Ama özet de işte -yüzgüdar dakin birine -soruyorlar işte o -aradıkları kişiyi -o kişi de -o diyor atı alan üstükileri geçti şeklinde bir kullanım o -çoklar -lar gitti anlamında -aynım çoktan gitti anlamında -şu anda günümüze de bu şekilde -kullanıyor, eskiden çok daha sık kullanıyordu -şu anda biraz daha azaldığını -fark ediyorum bu deyimin kullanımının -ama sizde -bir şeyin artık -çok geç kalınlarını anlatmak için -oho o atı alan üstükileri geçti şeklinde -bu deyimi kullanabilirsiniz -ama bu deyimi kullanılık ile başta bir oho deniyor demiyor bana şu an -yöyle gibi geldi -oho -direkt atı alan üstükileri geçti -diğini -deyimi -oho o atı alan üstükileri geçti -diye kullanılıyor -e zaten böyle biraz hani -didaktik de bir yanı var yani kaç tarafı bir şey anlatmaya çalışıyorsun -sen farkındırlıyız ya ben ne -oğlu ay bitti çoktan falan gibi de bir yanı var -sizden gelenler -evet yavaştan artık podcastimizin son kısmına -ve sonuna doğru geçebiliriz -normalde -son bölümü müzde soru cevap yapmak istiyoruz -ancak bu ilk bölüm olduğu için -enüz bir aldığımız soru yok -fual olarak -sorlarınızı bizi -açıklamalar kısmındaki linklerimizden -iletebilirsiniz,instagramı sağlamızdan,youtube sağlamızdan -ya da mail adresimizden bize iletebilirsiniz,bizde seve seve bu -son kısmı da soruları cihatta beraber -cevaplamak istiyoruz -evet kesinlikle katılıyorum -daha önce söylediğimiz gibi bu bizim için sadece -bizim anlatacak çok fazla şeyimiz var,biz anlatalım size de dinleyin -düstürüyle yaptığımız bir şey değil -daha çok -bizde konuşmak istediğimiz tartışmak istediğimiz konular var birbirimizle -a bunu yaparken de sizin geri dönüşlerinizden bir şeyler öğrenmek istiyoruz -belki okona hakkında -sizden duyacağımız fikirle bizim de okonya bakış açımız çok değişecek -bu fırsatı -kesinlikle değerlendirmek istiyoruz bundan -bizim ahrum bırakmayın istiyoruz -sorlarınızı sorularınız olabilir -bize söylemek istiyoruz -bizde konuşmamız istediğimiz bir konu olabilir -bunları bize bildirirseniz -bizde podcastimizin bu son kısmında -bunları yanıt vermek,bunlar üzerine konuşmaya çok istiyoruz açıkçası -Evet -bugünlük bu kadar diye düşünüyorum -aynen öyle -ik bölüm -böylece -son armış oldu -bizi dinlediğiniz için çok teşekkür ederiz -148 podcastine desteklediğiniz için dinlediğiniz için çok teşekkür ederiz -bir sonraki bölmemizde -hafdaya -görüşmek üzere -görüşmek üzere
Podcast Summary
Key Points:
İzitorkiş podcast'in ilk bölümü, sunucu Emin ve yeni katılan Cihat arasında geçmektedir.
Podcast, her hafta belirlenecek bir konu üzerine sohbet, araştırma ve dinleyici etkileşimini hedeflemektedir.
İlk bölümün konusu, her iki sunucunun da doğup büyüdüğü ve yaşamaya devam ettiği İstanbul şehridir.
İstanbul'un sonsuz olanaklar, kültürel zenginlik ve güzellikler sunması yanında trafik, kalabalık ve zaman kaybı gibi zorlukları da tartışılmaktadır.
Sunucular, şehrin farklı semtlerinin (Sarıyer, Kadıköy, Beykoz gibi) kendine özgü dokusunu ve yaşam tarzını vurgulamaktadır.
İstanbul'da yaşamanın bir bağımlılık yarattığı, ancak ağır bedelleri olduğu konusunda ortak bir görüş bulunmaktadır.
Summary:
İzitorkiş podcast'inin bu ilk bölümünde, sunucular Emin ve Cihat, yeni başlayan podcast serilerini ve formatını tanıtıyor. Her hafta belirli bir konu seçerek üzerine sohbet edeceklerini, araştırmalarını paylaşacaklarını ve dinleyici geri dönüşleriyle interaktif bir içerik oluşturmayı hedeflediklerini belirtiyorlar. İlk konu olarak, her ikisinin de doğduğu, büyüdüğü ve halen yaşadığı İstanbul'u seçiyorlar.
İstanbul'un sunduğu sonsuz imkanlar, kültürel çeşitlilik, tarihi ve doğal güzellikler (örneğin Emirgan Korusu, Sarıyer, Anadolu Yakası'nın semtleri) övülürken, şehrin trafik, aşırı kalabalık, yeşil alan azlığı ve günlük hayatta ciddi zaman kayıpları gibi olumsuz yönleri de samimiyetle eleştiriliyor. Konuşmada, İstanbul'da yaşamanın bir tür bağımlılık yarattığı, şehrin kaosuna alışan birinin başka yerde zorlanabileceği, ancak bu hayat tarzının ağır bedelleri olduğu vurgulanıyor. Sunucular kişisel deneyimlerini paylaşarak, İstanbul'un hem çok sevilen hem de zaman zaman yıpratan ikili karakterini ortaya koyuyorlar.
FAQs
İlk bölümün konusu, her iki sunucunun da doğup büyüdüğü ve hala yaşadığı İstanbul şehridir.
Her hafta belirli bir konu seçilerek, sunucuların düşünce, fikir ve araştırmalarını paylaşacağı interaktif bir sohbet formatıdır. Dinleyicilerden geri dönüş alınması hedeflenir.
Sonsuz imkanlar sunması, kültürel çeşitliliği ve her ziyarette aynı mekanlarda bile farklı deneyimler yaşatabilmesi en olumlu yönleri arasında gösteriliyor.
Yoğun trafik, zaman kaybı, aşırı kalabalık ve yeşil alanların azlığı en belirgin zorluklar olarak ifade ediliyor.
Emin, Emirgan Korusu ve Boğaz yürüyüşlerini; Cihat ise Sarıyer, Rumeli Feneri ve doğal güzelliklerini özellikle sevdiğini belirtiyor.
Ulaşım sürelerinin çok uzun olduğu, kısa mesafelerin bile uzun sürdüğü ve bu nedenle İstanbul'da zaman algısının farklı işlediği vurgulanıyor.
Chat with AI
Loading...
Pro features
Go deeper with this episode
Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.