Go back

İnci Küpeli Kadınlar

from Cinayet Masası - Sevin Okyay'la polisiye roman

30m 0s

İnci Küpeli Kadınlar

Arman Tunaboylu, Metin Çakır'ın yaratıcısı olarak bilinen bir yazar, 5 kitap yazdıktan sonra Berk'un İstanbul'u kahramanı ile yeni bir seride devam etmiştir. Berk'un kahramanı gerçekçi, günlük yaşamda şiddete maruz kalmış ve orki delerle ilişkili bir karakterdir. İkinci kitapta, kadınlar arasında şiddet, vasiyet ve içsel çatışmalar ortaya çıkar. Sezayı Amir karakteri, Berkun'la duygusal bağ kurarak onu ailesinden bir yadigar olarak görür. Yazar, okuyucuların hızla okuma alışkanlıklarına ve duygusal bağ kurmalarına dikkat ederken, kendi yazdığı öykülerde korku ve inandırıcılık sorunlarına karşı endişe duyuyor. Polisiye yazım türüne yönelmiş, hedefi karakterlerin derinliği ve inandırıcılığı ile okuyucuya etki yaratmaktır. Yazar, dördüncü kitabın senaryosu hazırlanırken, Metin Çakır'a dönme ihtimalini değerlendiriyor. Bu süreçte, günlük yaşantı ve duygusal karmaşaların özellikle kadınların içindeki yerini vurgulayarak, kitapların hem içsel hem dışsal gerçeklikleri ile okuyuculara daha etkileyici bir şekilde sunulduğunu belirtmektedir.

Transcription

1361 Words, 9084 Characters

Turkish
[MÜZİK ÇALIYOR] Merhaba, LTV Radio'un cinayet masası programına hoş geldiniz. Bu gün efendim bir konurumuz var. Daha önce galiba hiç neyin çıkmadı. Radio'da değil mi Arman? Buraya geldiğinde program yapmadık gibi hatırlıyorum ben. Evet efendim Arman Tunaboylu. Kendisini Metin Çakır'ın yaratıcısı olarak tanık ilk önce. 5 kitap değil mi? Metin Çakır, 5 kitap. 5 Metin Çakır kitabından sonra kahraman değiştirmek. İstiyacını hissettiler halde. Sırf bu programa gelebilirsin. Ve şimdi Berk'un İstanbul'u diye bir kahraman var. Taban taban azıcık belbirine iki kahraman. Ama mesela ben bakıyorum küçük kanımlar bazen böyle yazıyorlar heyeşek sosyal medyada. Berk'unu sana benzediğini iddia edenler ölçilerini de ben şöyle bezerlik olduğunu düşünmüyorum ben. Niye yakışıklı adam? Ay yakışıklık tamam canım. Evet ama giyme de çok paralarcamak lazım Arman Tunaboyla bakma. Bir de sen insanlarla geçimli bir insansındır. Berk'un pek böyle ziydaz yerde orki delerle muhabbet ediyor. Ciddi söylüyorum yani kendi orki deleri var. Yukarıda terastikatında. Ve orki delerlerin yanında oturuyor. Kendine gelmek için istediği zamanları böyle bir şey. Orki delerle konuşuyor. Kendisi kuleşik müzik seviyor. Orki delerde dinletiyor. Yani çok farklı bir kahramanımız var. İkinci kitabı. Bu bundan önceki kitap tam da sanki biraz farklı. Her şey aramaya yani ikisi de çok şiddetli değililer. Çiddetli sonucu olarak da hani insanı rahatsız etmiyor okurken onu demek istiyorum çok fazla. Ya da ben alıştım artık. Yani ciner çekelerine falan bahsediyorum canım. Ya evet aslında yani günlük yaşamın çok böyle alttan altı işleyen bir şiddeti var. Ben onu kullanmak istedim yani bunun dışında tabii yanmalar işkenceler adam yakmalar falan gibi şeyler de var. Ama yani kitap da var mı çok. Çok bilemiyorum yani ona o gözle bakmadım şiddeti olayına ama ben o günlük yaşamın o hayfoyun içindeki şiddeti göstermek isterim ama burada mesela kadına şiddet var. İkinci kitap da. Adamın beş eski karısı var hepsini korkun şiddet uygulamış öyle başka bir şiddet var bu sefer daha yaşamın içindeki ilci küpeli kadınlar, okadınlar. Evet. Bunları de hepsini ilci küpe vermiş ve vasiyet etmiş değil mi? Evet hepsini vasiyet eder. Enteresan bir adam tabii insan yani bir karakter yarattığı zaman kötü de olsa onunla bir empati kurup onu sevmek zorla ben polis diye kurga töllerleri düzenliyorum orada da yani hep bunu söylerim kendim de bu düsturu benim sevdim. Yani yarattığınız karakteri seveceksiniz tabii böyle yani elli tutulur bir yere olmayan bir adam sonuçta yarattığım çok farklı görünüyor tanıdıkçı. Ve eşlerinde ne derse öyle bir romantiz mağanın da her hâlde birer inci küfe hediye etmiş ve cenaze hem de takım bunu demiş bir tanesi oldukça yoksul düşmüş hatta onlardan beyehan bir müddet sonra satmaya kalkışmış ama bunu illa bu herifin cenazesinde takacağım diye satmamış o kadar yoksulluğuna rağmen. [MÜZİK ÇALIYOR] [MÜZİK ÇALIYOR] [MÜZİK ÇALIYOR] [MÜZİK ÇALIYOR] [MÜZİK ÇALIYOR] [MÜZİK ÇALIYOR] bilmiyorum. Çünkü bir halası var. Annesi babası o çok küçükken ölmüşler. -Harbi etmiş ama değil mi? -Halası büyütmüş. Soyadı, kaptancı oğlu. Yani o da saraydan gelme bir soy. Yani Berkun istiriz semez bu şeyin içinde. Ben bugün polisiye bıraksa rantiye bir adam. Bir şekilde geçinmeyi biliyor. Geçinecek. Tamam çok zengin değil. Çok üst düzey değil ama rahatlıkla geçinebilecek bir adam. Hatta ilk kitaftaki o belki hatırlarsın. O kış bahçesinin tarumar edilişi üzerine o bütçesi de ciddi bir gedik açıyor. Evet başka bir karakter. Ondan intikam almak için kış bahçesini tanan ediyor. Yerli bir ediyor yani. Evet. O da çalışmış bir yerde. Yani Berkun'un nasıl yoralayacağını geliyor. Bitti bir karakter biliyor musun? Ben çeviyorum onu. Gördük bir şekilde. Ferra'da yani. Evet, dediğim gibi karakterleri sevmek zorundayız yani yarattığımız karakterleri. Ben git gidi belki farkındasınızdır. Sezayı Amire. Emine Tamire. Sezayı Amir'i sevmeye başladım. Bu adam ilginçleşmeye başladı. Bakalım Berkun ama git gidi gene o gıcıklığını sürdürecek. Ama Sezayı Amir şey söylüyor açık çık. Sen sevmiyordun biliyorsun diyor. Ama takdir ediyorum diyor yani hani polistirini işe karşıların söz dinlememesinin iş takdir etmiyor tabi. Evvel almayı sevmiyor. Berkun. Sezayı Amir'in karısı ve Berkun'u çok seviyor. Onu ailesinden bir yadigar olarak görüyor. Sezayı Amir buna çıkışıyor, bağırıyor, çağırıyor. İki gün sonra akşam yemeğe gel, yengen mantı yaptı filanlıyor mesela. Aynen öyle bir yerde diyor ya bu kitapta ne yaparsın diyor? Çikâyet meydan sunuyor, bir kime çikâyet edeceğini diyor, en yukarıda diyor, o tövkünler de hanımış. Çikâyet edeceğim diyor. İşin diyece o zaman hemen kendini suya indiriyor. Sezayı Amir o da hanımdan bir at çekiniyor. Ve bir kaç sayıf önce de Sezayı Amir ona şey diyordu. Sen de espir yapıyor. Berkun boş boş bakınca, sen de hiç espir'den anlamıyorsun. Hiç mi zah duygun yok diyor. - Boş boş ve storuk sol. - Soğuk sol. Evet boş boş denmeyelim hakkı. [Müzik çalıyor] [Müzik çalıyor] [Müzik çalıyor] [Müzik çalıyor] [Müzik çalıyor] [Müzik çalıyor] - Enti vira diyor. - Love lafsatic King. Kings don't mean a thing. [Müzik çalıyor] [Müzik çalıyor] [Müzik çalıyor] [Müzik çalıyor] [Müzik çalıyor] - Erhan Tun'a böyleyle birlikteyiz. - Peki Arman, bir yıldan fazla olur galiba. Birinci kitap çıkıldı, değil mi? Evet, iki bin yirmi ikide çıkmışlar. Bayağı olmuş, soluşlar almışsın da mutlaka tepkileydi. Yani okurlar beğendi benim sedime, ikinci kitap nasıl gitti. - Çok iyi. - Metin'e özüreyenler de vardı. Evet, mesela birisi yazmış açık açık. İnşallah töbüm Arca Erhan sonunda Berkun'u öldürürler de diyor, Metin'e kavuşuruz diyor. Metin'in de öyle fanatikleri var. Berkun'u çok beğenenler oldu bu sefer. Bu zamana kadar yazıyordun, iyiydi güzeldi ama artık sen bir sanatçısın demeye kadar işi getirenler var. Ama aynı, "larıda şey" diyor mesela, "ya dökülebin üç saatte okudum." diyor. "Diyemiyorum ona. Ya adam ben onu üç yıl da yazdım ya. Orada inceyince uğraştım filan." "İç saatte okudum." diyor, çok güzel de diyor. Peki diyorum, şeyler nasıl karakterler, inandırıcımı, o kadınların nederler, vaziyetleri, durumları, yaşadıkları, tıraje ediler, inandırıcımı. İlandırıcılığı diyor, artık insanlar nasıl okuyorlar anlamıyorum yani. Biz hiç seyretmek gibi, oturuyorum günde, 12 bölüm seyrediyorum, bir sezonu bitiriyorum. Artık buna döndü iş, bu blogurlar filan da öyle yapıyorlar, bir bakıyorum. 50 tane kitap koymuş, bu ay bu kitapların hepsini okuyacağım. Ben o kadar tabii iki sene de okuyamıyorum. Ne yapıyor bu insanlar? Nasıl okuyorlar? Tabii herkes diye. Seviyorsun sen de karakterlerini seviyorsun. Mesela çatayla çok sever ki, yani çatayla galibinde birbinden zörece benzerliği yoktur yani. Demek ki çatay öyle bir olmak istiyorsun, belki de bilmiyorum yani. Galiba çok da ver, galiba ne çok sevene var ama. O da satan bir kitap, bir kahramak kitapları satan yani. Afif yesarenin yazdığı maykayımırlar gibi bir yerde. O da hani arkadaşlar ufak tefek diye bunu hırpalarmış, kendi yazdığı maykayımırlar da Afif yesari. Bütün arkadaşlarının dövdururmuş maykayımırlar. Gayet güzelmiş demek ki. Peki berkınla mı devam etmiyi düşünüyorsun şimdi? Yani aradı bir metine dönerim mi diyorsun yoksa Metin dinleniyor mu? Metin dinleniyor. Berk'unun üçüncü macerasının ufak, ufak teretmanlarına başladım. Bu sıraları biraz taşınma telaşımız var. O telaşı nedeniyle her şey ara verdim ama. Ama hala kafada geziriyorum, birkaç fikir var. Dördüncünün bile bir synopsisi var şu anda için. Yani minimum beş romanlık bir dizi olur berk'un ondan sonra Metin'e belki dönerim yani. Çünkü o hani uyuzu kaşınmak derler ya benimle böyle bir illa bir metin yazasın. Var o uyuzum öyle bir kaşıyasın var. O uyuzum en ulusu aradı bir tane yaz yani. Şey diyor ki mesela yaprakta sürekli yıldız aradan yazamam diyor. Ben de sıkılırım bu okurlar da sıkılır diyor. Ama hani bir gerilim romanı bir tane o yıldız aradan diyor. Onun gelfazesi geniş yaprağın o şairliği de var işte gerilimde yazıyor. Polisiyesi de var. Onun tabi avantajları çok bir kafam sadece polisiye yaparsın. Ama kendi yaparsın yani çünkü sen de hani senarıztıktan yani sinemadan gelme. Bir hepsini yapmışsın yani. Eren çabukmuş da çabuk tabarları üstün gibi geliyor. Aslında biz zamanlar bir kaza gelip böyle bir tane korku öyküsü yazdım. Korku öykülerinden de korku kurgusundan da aslında çok da korkarım. Çok nadir seyrederim okurum ben. Kendi yazığım öykü, tasih için okuyamadım bir daha. Kendi yazığım şeyden korktum. Ne derler? Fantastiki edebiyat çok ters gelir. Bilim kurgu, çok teknik gelir altından kalkamıyorum. O bir kalıyor bana adam gibi bir şey. Polisiye yazmak, belki aşk romanlar filan yazdım. Biraz dizistatında bir şeyler yazmak istiyor canım bazı. [Müzik çalıyor] "Kendi yazığım şeyden korktuğumlar filan yazdım." "Sinema televizyon, izliyorsunuz dokuz evliliyorsunuz." "Sinema televizyon, doğru." "Sinema televizyon, doğru." Cinayet masası. Hazırlayan ve sunan, sevinok yayın. Cinayet masası, suna erdi. Programın tüm bölümlerini, antivir, adyon, nokta, konu nokta tereya adresindeki podcast saypamızdan dinleyebilirsiniz.

Podcast Summary

Key Points:

  1. Arman Tunaboylu, Metin Çakır'ın yaratıcısı olarak bilinir ve 5 kitap yazmış, ardından Berk'un İstanbul'u kahramanı olarak yeni bir seride devam etmiştir.
  2. Berk'un kahramanı, orki delerle ilişki kurar, müzik seven, kendi yaşamını gerçekçi ve günlük şiddete dayalı bir şekilde yansıtır.
  3. İkinci kitapta, kadınlar arasında şiddet ve vasiyet öyküsüyle günlük yaşantı içindeki çatışmalar işlenmiştir.
  4. Sezayı Amir karakteri, Berkun'a karşı duygusal bağ kurar ve onu ailesinden bir yer olarak görür; bu duygusal karmaşayı incelemektedir.
  5. Okurların yoğun ilgi göstermesi, karakterlerin inandırıcılığı ve okuma deneyimi ile ilgilidir; bazı kitaplar "üç saatte okudum" gibi hızlı okunma ifadelerine sahiptir.
  6. Yazar, kendi yazdığı öykülerde korku ve inandırıcılık sorunlarına karşı endişe duyuyor ve polisiye yazım türüne yönelmiştir.
  7. Üçüncü kitapta Berk'un macerası devam ederken, dördüncü kitabın senaryosu hazırlanıyor ve Metin Çakır'a dönme ihtimali değerlendiriliyor.
  8. Yazar, yazma sürecinde okuyucuların hızlı tüketimini ve duygusal bağ kurmalarını göz önünde bulundurarak daha derin ve etkileyici içerik üretmeye çalışıyor.

Summary:

Arman Tunaboylu, Metin Çakır'ın yaratıcısı olarak bilinen bir yazar, 5 kitap yazdıktan sonra Berk'un İstanbul'u kahramanı ile yeni bir seride devam etmiştir. Berk'un kahramanı gerçekçi, günlük yaşamda şiddete maruz kalmış ve orki delerle ilişkili bir karakterdir. İkinci kitapta, kadınlar arasında şiddet, vasiyet ve içsel çatışmalar ortaya çıkar.

Sezayı Amir karakteri, Berkun'la duygusal bağ kurarak onu ailesinden bir yadigar olarak görür. Yazar, okuyucuların hızla okuma alışkanlıklarına ve duygusal bağ kurmalarına dikkat ederken, kendi yazdığı öykülerde korku ve inandırıcılık sorunlarına karşı endişe duyuyor. Polisiye yazım türüne yönelmiş, hedefi karakterlerin derinliği ve inandırıcılığı ile okuyucuya etki yaratmaktır.

Yazar, dördüncü kitabın senaryosu hazırlanırken, Metin Çakır'a dönme ihtimalini değerlendiriyor. Bu süreçte, günlük yaşantı ve duygusal karmaşaların özellikle kadınların içindeki yerini vurgulayarak, kitapların hem içsel hem dışsal gerçeklikleri ile okuyuculara daha etkileyici bir şekilde sunulduğunu belirtmektedir.

FAQs

Metin Çakır'ın eserlerinde kahraman değişimi istenmesiyle Berk'un İstanbul'u yeni bir karakter olarak oluşturuldu. Bu, günlük yaşamın farklı yönlerini yansıtmak için yapıldı.

Berk'un kahramanı orki delerle doğrudan muhabbet kurar ve orki delerle konuşur. Bu ilişkiler, kahramanın iç dünyasını ve kişisel yaşamını yansıtır.

İkinci kitap, şiddetin günlük hayat içindeki yollarını gösterir. Özellikle kadınlara yönelik şiddet ve aile içi kırılmaların anlatımıyla dikkat çeker.

Berk'un kahramanı, zengin olmayan ama rahatlıkla geçinir. Sosyal medyada dikkat çekici görünür, ancak iç dünyasında ciddi ve derin duygusal gelişmeler vardır.

Sezayı Amir, Berk'unu ailesinden bir 'yadigar' olarak görür ve ona çok seviyor. Bu duygusal bağ, kitabın gerilimli ve duygusal bir atmosferi yaratır.

Karakterlerin hayatları, durumları ve aile ilişkileri çok inandırıcıdır. Okuyucular, karakterlere karşı duygusal bağ kurar ve onları sevirler.

Chat with AI

Loading...

Pro features

Go deeper with this episode

Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.