The transcription discusses the impact of beliefs and perceptions on shaping behaviors and outcomes. It highlights an experiment on wine tasting that showed how expectations can influence perception. Studies on student performance and social interactions demonstrate how beliefs about potential can affect outcomes. Confirmation bias is discussed as a phenomenon where individuals seek evidence to confirm their existing beliefs while ignoring contradictory information. Ultimately, the text emphasizes the importance of maintaining a positive and open-minded perspective to influence our reality and behavior positively.
Transcription
3342 Words, 24334 Characters
[MÜZİK ÇALIYOR] Sevgili dinleyiciler büyük bir haberle başlıyoruz. [Ağlama sesi] Artık garanti bebeğe ya kripto var. Evet, kolay da hızlı arayız. 7-4 canlı destek ve telepiyasa yapıcı limit emirlerinde sıpır işlem komisyonu garanti bebeğe ya kripto da. Üstelik kripto dailyatırımlarınızı garanti bebeğe ya mubilde tek ekrandan görebilirsiniz. Hemen indirin garanti bebeğe ya kripto kolay lilyatınışım. Ayrıntılı bilgi garanti bebeğe ya kripto kompteyi rebe. [MÜZİZİK ÇALIYOR] [MÜZİZİK ÇALIYOR] [MÜZİZİK ÇALIYOR] İnsanın kendini anlaması bir ormanın içinde yürümek gibi. Kendi adımlarımızla açacağımız patikalarla kendi yolumuzu çizmemiz gerek. Ben Pınar Sabancı, podbime diye de beraber hazırladığımız psikopatikada bu yolları beraber keşfediyoruz. [MÜZİZİK ÇALIYOR] Merhaba. Ne düşünüyorsun hayatın hakkında? Şansızlıklar hep seni mi buluyor? Uraşsan da isteklerinin gerçekleştiğe konusunda bir inancın kalmadım mı? Yeni bir adım atmak konusunda terevdüt mü duysun? Ve ya sen de ben her zaman yolumu bulurumculardan mısın? Yani belki de bir görürüm, kötü zamanlar geçireceğim. Ama azimle hacı yatmaz gibi tekrar ayağa kalkarım mı dersin? Hiç düşüncelerinin gerçekliğe dönüştüğünü bir şey gerçekten tüm detayları ile hayal etinde bir şekilde gerçekleştiğini düşündün mü? Veya buna şahit oldu mu? Çok klesik bir örnek vardır. Sanırım bir çok kişinin başına gelmiştir. Ertesi tabaç çok önemli bir şey vardır. Biz sınav, sunun veya sayat gibi mesela. Uyumam lazım dersin. Ama içinde bir kurt düşer ya uyuyamazsam ya uyku tutmazsa diye. Saat on iki olur, bir olur, iki olur. Gerçekten uykuya dalmakla zorlanırsın. Bir nevi kendini gerçekleştiren kenarete dönüşürüm bu. Bu çok basit bir örnek tabii. Ama işte bu bölümde konumuz boğulacak. Yani düşündüğümüz şeyler zaman içinde gerçeği dönüşebilir mi? Bunun hakkında konuşacağım. Düşüncelerimizin, isteklerimizin, inancılarımızın gerçeği dönüşmesiyle ilgili antik günahmetörücüsünde önlü bir hikaye var. Kıpırsla hikaye atar, Pigmel'in'in hikayesi bu. Pigmel'in kapı sadasında yaşayan bir hikaye atar. Kadınlarla yaşadığı olumsuz tecrübeler. Onu kadınlardan uzaklaştırır. Pigmel'in önünceye de kimseyle evlenmeyeceğine dair ant içer. Kendisini de zanaatine hikaye atar. Kadınlara dair ümitini kaybettiği için bir gün hikaye da olsa kimseye benzemeyen mükemmel bir kadın yaratmaya kar verir. Uzun uğraşlarını ardından, fildişinden bir kadın hekeli yapar. Ama hekel o kadar güzel olmuştur ki Pigmel'in yarattığı bu kadını aşık olur. Adını da uyuyon aşk anlamına gelen Galatiyya koyar. Pigmel'in hekiline her gün uzun uzun sayreder ve her gece riyalarına Galatiyya'nın canlandığını görür. Sonunda Pigmel'in aşk tanıçısı afredetin tapınana gidip, ondan Galatiyya'ya gerçek bir canlılık ve duygu vermesin ister. Afrede Pigmel'in bu duasını duyar ve onun dileğini kabul eder. Pigmel'in evine döner aşık olduğu hekeline sarılır öpüp koklamaya başlar. Ve o anda Galatiyya'nın tanenin yumuşaklarını, videodunun sıcaklığını hissetmeye başlar. Galatiyya artık bir hekel değildir. Canlanmış, gerçek bir kadına dönüşmüştür. Galatiyya da hekel çalışın aşkına karşılık verince, evlenirler, çocukları olur ve ömür boyu mutlu mesut yaşarlar. Bayılıyorum böyle keillere, bu arada hep mutlu mesut yaşıyor herkese evlenip. Bir anlamda ilişkilere aşk kadar çarpık bir inanış geliştirmemde de sebep oluyorlar. Aslında bunlar. Çünkü sanki hayatta hiç zor günler, dertler sıkıntılar, yokmuş, birbirini sebef evlenmek mutlu son demekmiş gibi bir algı yaratıyor. Bakın bakalım, ondan sonra nasıl başlıyor gerçek hayat sorumlulukları. Yani sonsuza kadar mutlu yaşamak diye bir şey yok. Birbirlerin hep sevdiler, bazı günler kavga ettiler. Bazen canınca hennem ediler, "Neyin ben bu arada, Amerikan filmi dövürüm canınca hennem diye kim konuşuyor?" bilmiyorum ama bazen iyi ki bulmuşuz birbirimizi dediler. Bunlar daha gerçekçi bir anladım. Yani hayat tek başına, kendi hep mutluyada mutsuz değil biriyle, kendi. Ben hikayeyi şöyle değiştiriyorum öyleyse, Galatiyya da hekel çalışın aşkına karşılık verince evlenirler, çocukları olur. Bazı günlerdi, dişirler, birbirlerine zor o katlanırlar bazen çok severler, birbirlerine şükrederler, şu hayat yolculuğunda birbirlerini buldukları için ve iyisiyle kötüsüyle bir ömrü veya ben paylaşırlar, yol arkadaşı olurum. Bu mitholojik öyküye ayar vermem bitti ise devam ediyorum. Burada pigmail'in hekeline karşı olan beklensize onun canlanmasını sağlar aslında. Ha ya Ali, bir nokta da gerçeğe dönüşür. Şimdi neden anlattın bunun? Çünkü sosyal psikoloqlar pigmail'in etkisi adı verilen psikomitolojik bir kavram tanımladılar. Bu narcissim gibi, o dipus kompleksi gibi, yine kesinli antik yunan müte öncesinden alan bir kavram. Ve düşüncelerimizin, isteklerimizin, beklentlerimizin gerçeğe dönüşmesini konu edin. Yani başkalarının özellikle de mesela benden üstsün olduğunu düşündüğüm. Yüksek bir yerde kolunlandırdığım insanları. Benim hakkımdaki beklentelerine denk düşen davranışlar sergilemem anlamına geliyor bu. Bunu anlasacağım. Ama önce düşüncelerimizle gerçeklik arasında gelişkiden bahsetmek istiyorum. Çünkü düşüncelerimiz, her şeyden önce bizim gerçekliğimize dünyayı nasıl algıladığımızı şekillendirme gücüne sahip. Şimdi 2001 yılında yapılan bir deney var, şarap tadımı deneyi. Şarabın anavata diyebileceğimiz bir yerde, Fransa'nın Borda şehrinde yapılıyor. Yani Borda Üniversitesinde. Bayağı da klasik bir deney, belki daha önce duymuş olabilirsin aslında. Araştırmacılar ortakalitede bir Borda şehrinde alıyorlar. Ve biri pahalı görünen, diğeri de ucuz görünen iki şeye dolduruyorlar. Sonra da farklı şişelere konulmuşum aslında 1-1 aynı şarab bunlar. Degiz tatörlerden aynı şarab tadım uzmanlarına mutatmalarını istiyorlar. Ve sonuç olarak da tadımı yapan kişiler, iki kişiye birbirinden çok farklı pahalı veriyorlar. Pahalı şişe de servis edilene böyle komplek, stengeli, yumuşak gibi olumluyorlar yapıyorlar. Ucuz görünen bir şişe de servis ettin ama 1-1 aynı şarabada zayıf, hafif, yaban gibi olumsuz yorumlar yapıyorlar. Ama aslında 2-2 de aynı şarab. Şimdiden böyle oluyor, bu da bir beklensi var, tadımı yapan kişilerin beklensi yani. Şişelere önceden gördükleri için daha şarabın tadına bile bakmadan çok tam bir araya varmışlar aslında kendi beklentilerini doğrudusunda. Yani ilk in şekilde işin gerçeği bizleri içinde geçerli bu. Ve mesela, eğer bir şarabın ucuz olduğunu düşünürsek, tadı bize de ucuz gelebilir. Çok iyi bir şarap içtiğimizde düşünürsek, tam ters olabilir Borda gibi. Bu kitaplarla ilgili de olabilir, filmlerle ilgili de olabilir. Bazen esrafımızdaki herkesin iyi bir yorum duyarsak bir şeyler hakkında ya da mesela bir filmin iyi ve kaliteli bir yapım olduğunu düşünüyorsak ondan. Hani işte yapım şirketi yönetmeni, tüm veriler bu yöndeyse sevmeyebiliriz, ne sıkılabiliriz. Ama kalitesiz olduğunu veya boş olduğunu düşünme ihtimalimiz daha azdır. Bu deneye gelince de şu çok ilginç bence yani tıpatıp 1-1-1 aynı şarab veriliyor ve degustatörler yani onların işi bu. Onlar aynı olduğunu anlayamıyorlar bile. Hani nasıl olur da bu kadar yanılabilirler diye düşünüyor insan. Sonuçta o özel eğitiminin olduğu alan bu. Ve bunların aynı şey olduğunu bile anlayamıyorsun gerçekten ilginç yani. Şimdi böyle dediğimde bu durumun istisna olduğunu düşünüyor olabilirsin. Sonuçta bir labarator ortamında kontrollü bir şekilde yapılmış bir deneye bu zaten. O yüzden gerçek hayattaki pek çok durumda, geçerli olmadığı gibi bir argümanla gelebilirsin buna. Ama şimdi günümüze nörebilimsel bulgular da bize peynimize böyle işlediğini söylüyor. Biz günlük yaşamda duyularımız aracılayla dünyaya doğrudan eşimiz varmış gibi hissediyoruz. Ama aslında durum böyle değil yani ne kaste diyorum burada. Mesela ben bir şey dokunduğumda dokunma hissi parmaklarımda oluyormuş gibi hissedelim. Ama aslında her şey beynimde olur. Bu durum tüm duyular mı için geçerli bu arada? Görmek dediğimiz şey aslında gözle gerçekleşmiyor. Ve işitme dediğimiz şey kulaklarımızda ya da kokud dediğimiz şey burnumuza gerçekleşmez. Bunların hepsi beynimizin faliyetler aslında. İnsan beyninde düşü, kafatasımızın içinde dış dünyaya doğrudan teması olmayan bir organ beyin. Ne seslerle, ne görüntülerle, ne kokularla doğrudan bir teması var. Karanlık ve sessiz bir kutunun içinde gibi. Dünyada olan biten şeylerin bir ilgisi duyuyor organlarımızdan beynimize iletiliyor. Ama iletler şey doğrudan görüntür ses veya koku değil aslında. Sadece bir elektrik sinyale, renksiz, kokusus, tasus, bir tür veri yerli sadece. Beyninde bu gelen veriyi, capcanlı, rengi, arayın ve algı deneyimle dönüştürüyor. Yani kısacası, bizim gerçeklik dediğimiz şey aslında dışarıda var olan. Ve duy organlarımız yoluyla bizim içimize akam bir bilgi değil. Beynimiz dışarıdan gelen duysa verileri pasif bir şekilde kaydetmiyor yani hani dünya. Bu şekilde var ve biz onun kaydedip öyle algılığı diye bir şey yok, tam tersine. İçeri akam çeşitli verilerden bir hikaye yaratmakla meşgul beyin. Ve şu an etrafındaki her şeyde bu hikayenin bir parçası. Yani şu an bu bölümde alatırken, kötü panemdeyim mesela. Ve gördüğüm her şey benim ziynimin kendi hikayesi, benim beynimin duyularımdan gelen bilgiler hakkındaki yorumu. Ben böyle görüyorum, bunları belki sen farklı görüyorsun. Aramızda algı farkında anlayamıyoruz, aynı şeye baktığımızı sanıyoruz. İşte bu noktada da biz ne kadar burnumuzla koku aldığımızı, gözlerimizle gördüğümüzü, kulaklarımızla duyduğumuzu zarnetsekte. Aslında bunların tamamını, beynimizle kendi algımıza göre yapıyoruz. Bir gerçekliği herkes aynı görmüyor yani. Hatta biz bu konuyu benim, bu sen yaptın bir söyleşi serisi vardı orada Sinan hocayla, Sinan Cananla konuştuk. O da bir sinir bilin, uzmanı olarak dış dünyada değmez her şey aslında ziynin içerisinde oluşturuluyor diye anlattı bu durumu. Yani beynimizin neler yapabileceğini, gerçeği nasıl yapılabileceğini hiç ama hiç affet almamak gerekiyor. Şimdi bu kadar mı bu konu peki diye sorabilirsin, sonuçta bunların tamamı bizim algımızla ilgili şeyler. Düşüncelerimiz nasıl gerçeği dönüşürsün, gerçekten dış dünyayı değiştirmek. Bir şeylerin gerçekten değiştiğini görmek anlamına geliyor biraz. Doğru, tabii ki öyle, ama tüm bunlara anlatmamın nedeni aslında dünyayı olduğu hale değil de zihnimizdeki haliyle algıladığımızda burgu yapmak. Yorumlıyoruz onu yani. Ve her şey burada başlıyor aslında. Çünkü bir sonraki adında o zihnimizdeki bu yorum, darrınışlarımı zor teye çıkmaya başlıyor yani. Ola'nın bir tane böyle şekilleniyor bundan sonra. Sevgili dinleyiciler büyük bir haberle başlıyoruz. Artık garanti bebe veya kripto var. 7-4 canlı destek ve teylepiyasa yapıcı limit emirlerinde sıfır işlem komisyonu garanti bebe veya kripto da. Üstelik kripto dailyatırımlarınızı garanti bebe ve ammubilded tek ekrandan görebilirsiniz. Hemen indirin garanti bebe veya kripto kolay ile iletanışım. Ayrıntılı bilgi garanti bebe veya kripto komperi ebe. Sürdür ile akıllı ve ekolojik alternatiflere geçiş yapmak çok kolay. Plastik ve tek kullanımlık ürünler yerine, hem size hem de doğaya dos seçenekleri keşfedin. Sürdür nokta konuda geçerli, şimdi sürdür kodu ile yüz doğmuş indirimi kaçırmayın. Siz de bu değişimi bir parçası olun. Şimdi başra bahsettiğim pikmeyaleğin etkisine döneyim burada daha açıklayıcı olacak bence. Robert Rosenthal ve Lenore Jacobs'ın diye ekipsikolog var. Bunlar beklentlerinin nasıl gerçeği dönüştüğüyle ilgili ünlü bir de ne gerçekleştiriyorlar? Kalifornia'da bir okulda araştırmacılar, iyi kokula öğrencilerini bir zekatesine sokuyorlar. Hani neredeyse tüm öğrencilerimi nasıl çok yakın puanlar alıyorlar. Ama bu sonuçları da sadece bu araştırmacılar biliyor. Tessin sonrasında da araştırmacılar sınıftan razkele birkaç çocuğu seçip bilisten hazırlıyorlar. Sonra da gidiyorlar sınıf öğretmenine, bakın bu çocuklar testten çok yüksek puanlar ileride çok başarılı olacaklar diyorlar. Ama aslında başarılı olacaklarını iddia ettikler çocuklar, testten aldıkları puanlar sınıfzaki diğer öğrencilerden farksız. Tabii öğretmenlerin gerçek teslam şarkına bir bilgileri yok. İşte işin buradan sonrası iyi ginsileşiyor, oradan bir sene geçiyor. Araştırmacılar yine aynı okula gelip aynı öğrenciler yeniden bir zekatesi yapıyorlar. Ve biz sene önce öğretmenlere bundan yüksek zekalı çok başarılı olacaklar denilen öğrenciler sınıf ortamızın gerçekten de üzerinde puanlar alıyorlar. Yani biz sene önce aslında hiçbir nesnal veriye dayanmadan öyle, kafadan sallanmış, atılmış bir gerçeklik bu bir iddia ve biz sene sonra gerçek olmuş oluyor. Anne nasıl oluyor bu peki? Bu sefer çünkü şarap sadımındaki gibi subjektif bir algıdan da söz etmiyorum yani bayağı, objektif bir test yapılıyor ve öğrenciler bu test de başarılı oluyorlar. Bu araştırma gerçekleşen psikologlar bu deneyden şöyle bir çıkarım yapıyorlar. Bu öğretmenler, öğrencilerin potansiyaller üzerine bir düşünceleri oluşuyor. Beklentileri bu da onlara karşı davranışlarını yaklaşınlarını etkiliyor ve çocukların daha başarılı olmasını sağlıyor. Şöyle şeyler oluyor mesela öğretmenler bu biz sene boyunca gelişimi potansiyel olan öğrenciler daha sıcak bir öğren mortamızınlıyorlar. Bu öğrencilerin daha yüksek öğrenme kapısı olduğuna inandıkları için onlara daha ileri seveyede bilgileri paylaşıyorlar işte iyi kaynaklar örneriyorlar. Onlara daha fazla cevap fırsatı veriyorlar, daha katılıncı olmalarına teşvik ediyorlar, yanıklarına daha fazla olumluyorum yapıyorlar, hata yapsalar, daha anlayışlı yaklaşıyorlar. Ona yanlış cevap verdiğinle mesela yanlışlık geçmiyorlar, onu yerine hataya açıklıyorlar, işte nerede hata yaptıklarını anlatıyorlar. Tüm bunlarda öğrencilerin davranışlarını düşüncelerine etkiliyor haliyle. Kendilerine daha fazla güvenmeye başladı öğrenciler, işte bu inanç artık çekenlerin olan daha fazla çalışıyorlar, başardıklarını inandıkları için derslerden ve ders çalışmaktan daha fazla keyf almaya başlıyorlar. Yani bu durum pozitif bir döngüğü dönüşüyor. Bu sayede aradan geçen bir yılın sonunda araştırmacıların en başta öne sürdüğü, bu çocuklar çok başarılı olacaklar kehanetin gerçeği dönüşmüş oluyor. Yani buradan çıkan sonuçta, inançlarımız ve duygularımız zamanın içine davranışlarımız etkiliyor ve biz bir düşünce itsel olarak ne kadar inanırsak, bu inanç doğrultusunda davranmaya başlıyoruz. Davranışlarımız zaman içine çevremizi de etkilemeye başlıyor ve sonunda da başka düşüncelerimiz inançlarımız gerçeği dönüşebiliyor. Tabii burada çok önemli bir ayrımdan söz etmem gerek, hayatta bizim etkileyebileceğimiz ve etkileyebileceğimiz şeyler var. Mesela yaşamın içine spontan olarak geçen olaylar üzerinde hiçbir kontrole sahip değiliz. Yani hangi aile de doğduğumuzda kontrolümüz dışında durar neyin, depremler, salgınlar, hava durumu, trafik kazalara ölüm. Bunların hiçbirini kontrol edemeyiz. Yani şimdini moda söylemeyle evrenen ne kadar mesaj yollarsak yollayalım. Bu türden olaylar düşüncelerimize değiştirmemiz mümkün değil, etkileyebileceğimiz şeylere gelince, mesela düşüncelerimiz, yargılarımız, inançlarımız, başımıza gelen olaylar nasıl yorumladığımız bu olaylar nasıl tepki verdiğimiz. Bunlar üzerinde çok daha büyük oramda kontrol sahip değiliz ve bunları zaman içine değiştirmemiz mümkün. Tabii etkileyebildiğimiz şeyler yalnızca kendi düşüncelerimiz ve gerçekliğimiz değil. Dış dünyada olan biter üzerinde etkilebiçine sahips ki bu demin bahsettiğim araştırma da tam olarak bunu ortaya çıkarmıştı zaten. Mesela yeni biriyle tanıştığım diyelim ve bir sebepten ötürü onun güvenilmez biri olduğunu düşünüyorum. Böyle düşünürsen muhtemelen çok farkında olmasan bile ona Afif Soğuk davranır, hissettiririm bunu. Karşılığında o da beni benzer bir şekilde aldığı için o da muhtemelen bana mesafeli davranır. Ne olursa onun da gerçekten güven vermedi bana bak nasıl da haklı çıktım deriz muhtemelen bir şey yaşadığımızda. Ve ya bir sebepten ötürü bu yeni tanıştırım ki şey sevdim diyelim. Dolayısıyla nasılcak davrandım. Bu durumda o da muhtemelen bana dağı sıcak davranır yine başçaki düşüncelerim ve tahminlerim haklı çıkmış olur. Tabii ki Karşılığında nasıl davranacağını tamamen kontrol edemem. Yani karşımdaki insan benim ona sıcak davranma rağmen yine de bana Soğuk davranmayı tercih edebilir. Ama genelde bunun olmayı ihtimal daha düşüktür. Daha ististahidir yani. Çünkü kurduğum ilişki de bana düşen payda neler yaptığım, nasıl davrandığım, karşımdaki nasıl davranacağını da büyük ölçü de etkiler. Ha düşüncelerin gerçeği dönüşmesi de khanetlerin gerçekleşmesi de bu şekilde işler. O kadar çok örnek verebiliriz ki bunu aslında. Mesela matematik konusunda çok kötüym kafam basmıyor diyen birin ne kadar uğraşırsa uğraşırsın yapamayacağını inandığı için hiç matematik çalışmaz genelde. Fiya dinlerken böyle yarım kulak dinler, işte anlayamıyorum zaten diye böyle bir hükmü vardır en başta. Sonunda da kendisi hakkındaki bu yargısı gerçeği dönüşür. Gerçeği dönüştükçe de başka ki yargısı de orulanlar. Ha bu arada bu ben olabilirim yani bu hikayenin kahramadım. Matematik'im çok iyi de uzun yıllar boyunca benim küçükken. Sonra orta ki gibi sanırım matematik çok ilgi duymamaya takip etmemeye başladım. Herhalde o dönümün içeriyle, hocası ile bir sürü şeyle ilgili, dilderslerin çok severdim ben her zaman. Takip etmedikçe de matematik dersinde çaktırmadan böyle başka romanlar okuyup, işi derslik yapmanın içine eresinler çizmeye başladı böyle. Başka şeyler yapmaya başladım keyif aldım. Ve bir süre sonra matematik bana arabçe gibi gelmeye başladı. O kadar koptum ki olaydan tabii o zamanda kötü notlar almaya başlığını çalışmak da istemiyorum. Yani kötü not aldıkça kafam basmıyor diye bir hiç çalışmadım. Çok da kopmuş olduğumu nokta da artı. Ve üniversiteye kadar inan bu böyle gitti. Halbuki üniversiteye notlarım çok yüksekdi benim ve düzenli çalışıyordum, matematikten de en yüksek puan almıştım sınıfta. Yani sonra ademek yani isteyince anlıyorum demiştim hani başlan, programlı bir şekilde çalışıp ya ben bunu yapacağım dediğimde. Yapabiliyor musun? Bunca sene hani boşuna bu kadar ötelemişsin matematiye diye düşünmüştüm. Yani bu örnek bana çok uyuyor ama yine mesela başka bir örnek veriyor. Soselleşmek konusunda kötü olduğunu düşünüyorsun diyelim. Bir partiye'da buluşmaya gittiğinde muhtemelen en soselleşmek yerine orada. Bir köşede tek başına durup kimselere konuşmaya bilirsin. Biraz daha çekingan darbında bilirsin. E tabii sonunda sen kendini soytladığın için belki kimse de sana o kadar girişken bir şekilde gelip konuşmaz. Bir iki denerler belki birkaç kişi giderler. O zaman başkaki inancında doğru çıkmış gibi olur. Ve en klasik örneği vardı burada örnek verip duruyor ama son olarak şu örnek çünkü bilindik bir şey bence. Hani sürekli eşinin onu aldısıcağına inanan biri. Mesela kısıkla eşinin davranışlarını böyle izlemeye başlar şu mesajını kontrol etmeye başlayabilir. Bu ilişkilerde çok gördüğümüz bir şey çünkü. Ve zaman içinde de bu kısıklayıcı davranışlar ilişkilerinde gerçekten gerginlerinden olur. Evlilikler de huzursuz bir evliliğe dönüşebilir sonunda. E bu olduğunda da eşinin onu gerçekten alatma ihtimali. Yani normal şartlara göre daha çok artar. Çünkü aradığı huzuru ve doyumu ilişkisinden alamamaya başlamış olur. Bu arada tabii ki bunlar doğru da olabilir. Kısacısı biz doğru olduğunu inandığımız şeyleri ortaya çıkacak şekilde arkadaşlarız. Bu yüzden olaylara yaklaşımızda da baştaki inançlarımız düşüncelerimiz olayların nasıl gelişeceğini de asıl çok beleler. Acı bir şey daha var. Kendimiz hakkında bir şey inandığımızda aslında iki şey yaparız. Confirmation bahist dediğimiz o doğrulamaya anladığı ve algıda seçilik. Yani baştaki inancımızı güçlendirecek kanıtlar ararız. Baştaki inancımızı aykırılan şeylerden göz aradadarız. Mesela işimle başlarsız olduğuma inanıyorsam yaptığım her hata yetence iyi olmadığımın kantına dönüşür gözümde. Bir şey iyi yaptığında ise bunu şansa bağlayabilirim. Bu yüzden kendimize ve dünyaya daha genel olarak daha olunluğu bir bakış açısı edilmek çok önemli. Ama tabii tekrar hatırlıktığım burada düşüncelerimiz sihirli mistik güçler sahip değiller. Yani en azından bugün bildiğimiz kanıtlayabildiğimiz kadarıyla bu hala böyle. Yalnızca düşünmek ve inanmak bir şey gerçekleşmesi için yeterli değil yani. Sadece çok önemli bir ilk adım var. Ama işin içinde başka adımlar da var. Nedir peki bunlar? Şimdi her şey düşünceyle başlar. İlk adıma bu yüzden düşünce diyebilirim. Düşünce dediğimiz şey, sizinle bize dolaşan fikirler. Ve bir fikir sürekli aklımıza gelmeye başlamışsa giderek kalıcılaşmaya başlar. Ve kalıcılaşan düşüncelerde inancı dönüşmeye başlar. İkinci adım bu yüzden inancıdır. Burada düşüncelerimizin doğru olduğunu inanmaya başlıyoruz. Ve bu inancı darlanışlarımıza dayanlısız. Bu da bizi düşünce adıma getiriyor yani darlanışa. Biz bir şeye gerçekten inandığımızda darlanışlarımız bu inançlar takip etmeye başlıyor. Ona göre şekillemiyorlar. Ve tekrar tekrar aynı şekilde darandığımızda da artık otomatikleşiyorlar. Geldik dördünce adımı. Otomatikleşen darlanışlar oluşkanlık haline almaya başlıyor. Yani günlük olarak rütunimi saline geliyorlar. En önemli adımlardan biri bir alışkanlık yüzlerce, binlerce kestekarlanlığında kimliğimiz bir parçasına dönüşüyor. Kendimizi bu alışkanlıkla burutinle özeşeştirmeye başlıyoruz. Ve onu sürdürmek için de çaba harcıyoruz. Hani biz insan olarak bize kolay geleni alıştığımızı yapmak isterizlerim ya. Daha otomatikleşmemiş yeni ve alışkanlığa geçmek zor gelir ya bize. İşte biz yeni bir patika açmış oluruz bir alışkanlığı tekrarlayarak. Ve zaman içinde bize kolay gelen yol onu uygulamak olur zaten. Mesela koşu yapmaya düşün, alışana kadar doğur gelir her sabah o yakkıbıları ayağına geçirip belli mesafeyi koşma. Ama bir kez rutina haline getirdiğinde bu sefer yapmadığında kötü isetmeye başlarsın. Bir parkruu tamamlamakta çok daha kolay hale gelir. Peki ve son adım olarak da her gün tekrar edilin alışkanlıklar gerçeğimiz olurlar, onu şekillendirler. Günlük alışkanlıklarımız, rütunimiz neyse biz de ona dönüşürüz. Ki şu anda içinde bulunduğum yani seni sen yapan durumda aslında bu türdün alışkanlıkların davranışlarım bir bütünü. Pınar kimdir? Nasıl biridir? Neleri severdiye düşünümle aklıma böyle bir çok şey geliyor. Okuduğum kitapların, izlediğin filmlerin içinde bulunduğum sohbetlerin, çevremdekilerin. Arkadaşlarımın bir ortalaması hale dönüşüyorum. Gördüğüm ülkeler, duyduğum hikayeler, her sabah uyandığımda yapmayı seçtiğim şeyler. Ve el önemlisi, hayata kendime dair inançlarım beni bugün olduğum kişi yapıyor. Senin de seni bugüne şu an ki haline getiren çizgin yolda hangi adımları atıp hangilerini atmayacağına etkileyen belli düşüncelerin inançlarım vardır mutlaka. Ve bugün bir bakıma bu inançların eseri olarak görebilirsin kendine. O yüzden neden bu adımları yavaş yavaş değiştirip istediğimiz yönde yeni bir ben inşa etmeyelim ki öyle değil mi? Elbette hayatta her şey her zaman istediğimiz gibi olmaz olmayacaktır da. Kuduğumuz hallerin gerçekleşmesi kadar hayakre kılıkları da var hayatın içinde. Düşme, kalkma, acı, mutluluk, hepsi kol kola. Ama ne olursa olsun, bir gün her şeyi yeniden yoluna gelecek. Ben her zaman yeniden yoluma bulurum in anca hayatımızı yoluna sokma gayretliği için motivasyon oluyor bize. Düşüncelerimiz kendini gerçekleşten kehanet haline geliyor bir yerden sonra. Beklantilerimize denk düşen davanaşar sergiliyor, beklediğimiz sonuçları ulaşıyoruz. O zaman madem düşüncelerimiz davranışlarımızı dolayısıyla hayatımızı şekillendiriyor. O halde sonunda her şeyi iyi olur diyelim bence. Peki, bölümün sonuna gelirken sen de belki kendi hayatına bakıp kendi yaşamın üzerine düşünebilirsin. Seni bugüne getiren şu an ki sen yapan inançların neler, bir işe girişirken onu başarabileceğini inanıyor musun yoksa zihinin hep teredüt mü dolu. Bir şeyler ters gittiğinde bunu dünyanın sonuymuş gibi mi algılıyorsun? Yoksa bir şekilde sonunda her şey her zaman iyi olur mu diyorsun? Bu gibi inançların bir gözden geçirebilirsin. Daha öncep söylediğim gibi farkındalık değişimin ilk adımı ve bu türde inançlar çoğu zaman farkında olmadığımız şekilde zinimizin arka planında sahaptırlar. O zaman sen de beni dinlemeyi bitirdiğinde bunları fark etmeye çalışarak değişim konusunda ilk adımı atabilirsin. Ben de yine tekrar tekrar kendine ve bunları hatırlatmaya devam edeceğim. O zaman bir sonraki patikada birlikte yürüyen edek hayat ürünün çizme konusunda kendi gücünün farkında olduğun günler dilerim. Görüşmek üzere.
Podcast Summary
Key Points:
An experiment on wine tasting demonstrated how expectations can influence perception.
Beliefs and perceptions can shape behaviors and outcomes, as shown in studies on student performance and social interactions.
Confirmation bias plays a role in reinforcing existing beliefs and interpreting events accordingly.
Our thoughts and beliefs have the power to influence our reality and behavior.
Summary:
The transcription discusses the impact of beliefs and perceptions on shaping behaviors and outcomes. It highlights an experiment on wine tasting that showed how expectations can influence perception. Studies on student performance and social interactions demonstrate how beliefs about potential can affect outcomes.
Confirmation bias is discussed as a phenomenon where individuals seek evidence to confirm their existing beliefs while ignoring contradictory information. Ultimately, the text emphasizes the importance of maintaining a positive and open-minded perspective to influence our reality and behavior positively.
FAQs
Garanti Bebeğe ya Kripto, canlı destek ve limit emirlerinde sıfır işlem komisyonu ile kripto yatırımlarını kolayca yönetmenizi sağlayan bir hizmettir.
Pigmel'in hikayesi, kendine mükemmel bir kadın yaratma amacıyla fildişinden bir kadın heykeli yapması ve bu heykelin gerçek bir kadına dönüşmesini konu alır.
Düşüncelerimiz, inançlarımız ve davranışlarımız zamanla gerçeğe dönüşebilir. Pozitif beklentiler ve inançlar, davranışlarımızı etkileyerek gerçeklik algımızı değiştirebilir.
Beklentilerimiz, davranışlarımızı ve karşımızdaki insanların davranışlarını etkileyerek gerçeği dönüştürebilir. Örneğin, olumlu beklentiler başarıya yol açabilir.
Düşüncelerimizin doğrulaması, başlangıçtaki inançlarımızı güçlendirecek kanıtları arayarak ve çelişen kanıtları görmezden gelerek çalışır.
Chat with AI
Loading...
Pro features
Go deeper with this episode
Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.