Go back

Herkes Narsist, Her Şey Toksik: Terapi Dili Bizi Özgürleştiriyor mu?

from Yeni Şeyler Rejimi

35m 41s

Herkes Narsist, Her Şey Toksik: Terapi Dili Bizi Özgürleştiriyor mu?

Sosyal medya, psikolojik kavramları aşırı basitleştirerek "narsizm" ya da "toksik ilişki" gibi terimlerle bireyler arasında sorumlulukları azaltan bir dil oluşturmuş durumda. Bu yaklaşım, psikolojik terapileri mekanik ve şablonlu hale getiriyor; terapist, hastanın kişisel hayatını bilmeden onu "düzeltecek" bir sistem olarak tanımlıyor. Bu süreç, bireylerin birbirine bağlı olduğu, toplumsal dayanışma ile kurduğu gerçek ilişki sistemlerini zayıflatıyor. Çocukluk döneminde gelişen dolaylı iletişim, günümüzde doğrudan konuşma yerine içten geçer, ima yoluyla iletişim kuruluyor. Bu da çocukların duygusal tepkileri yorgunlaştırıyor ve empati yorgunluğu gibi yeni toplumsal sorunlar doğuruyor. Psikolojik terapiler, bireyin kendini anlamasını değil, onu toplumsal bir şablon üzerinden "düzeltecek" diye yaklaşarak, hayatın gerçek本质ini değil, toplumsal bir yapıya uymasını istiyor. Bu nedenle, psikolojik terapi süreçlerinde bireylerin birbirine yüklenmesi ve sınırların atılması, toplumsal dayanışmanın ve gerçek insan ilişkilerinin korunması açısından çok tehlikeli oluyor. Gerçek çözüm, bireyin kendine dair bilinçli, sağlıklı bir şekilde bağımsız olabilmesi ve toplumun ortak değerlerini koruyabilmesi üzerine kurulmalıdır.

Transcription

4337 Words, 30501 Characters

Turkish
<i>Herkese merhaba, Ben Nilde. Herkese merhaba, ben de Sılar. Gündelik hayatının oğluna kışına, biraz müdahale etmeye geldik. Yeni şeylerle ilgili mi başlıyor?</i> Bu hafta konumuz terapik hültürü olacak, hepimizin çok sık duyduğu bir eser hayatlarında da belki herkese terapili çok haşırlaşır olduğu bir dönemden geçiyoruz. Çünkü son yıllarda yalnızca duygularımızı değil, çevremizdeki insanları ve ilişkilerimizi de aslında psikoloji kavramlarıyla anlatmaya başladık. Birinin kapa davranışına narsizim, bir anlaşmazlığa toksik ilişkiye, bir eleştiriye sınır ihlal ediyoruz, etetiklenmek diyoruz. Elbette bu değil uzun süredir, adı konulmayan bir şiddeti, baskıyı veya duygusal sömürüyor, görünür kralıklılıyor ama aynı zamanda her çatışmayı bir kişilik bozukluğu ile her mutsuzlu bir eser bir yarayla açıklamak, toplumsal sorunu da yanlış insanlarla kurduğumuz ilişkilerle açıklamaya başladığımız bir halk kazanıyor. Bu hafta yeni şeyler aracığımda şunu soracağız. Herkes narsiz, her şey toksik hale geldiyse terapili bizi gerçekten özgürleştiriyor mu? Yoksa yaşadığımız sorunların toplumsal ve politik nedenlerine görünmez mi kılıyor? Bu hafta yine konunun uzmanına soracağız bunu. Psikoloji çalap en aslam bizimle hoş geldiniz hocam. Hoş geldiniz. Hoş bulduk. Ben öncelikle şeyden başlayacağım hocam, sosyal medyadan başlayacağım çünkü sosyal medyada psikolojiye dair inanılmaz bir desen formasyon var aslında. Sürekli önümüzde şöyle videoları çıkıyor. İşte narsiz insanın 5 belirtisi ya da toksik ilişkiyi tespit etmenin yolları ya da toksik insanın tespit etmenin yolları. Sosyal medyanın bu deli sıradanlaştırması insanların birbirine teysi koymasında kolaylaştırmaya başladı. Birine narsiz ya da tren mala etiketini yapıştırdığımızda onun kendi davranışlarındaki sorumluluğunu azaltmış oluyoruz sanıyorum. Böylelikte çevresine zarar veren biri çok traumpatik çocukluk geçirdim dediğinde biz buna müsama göstermek zorunda mı kalıyoruz hocam bu yaygın şayet kinesi ne düşünüyorsunuz? Şu zor sorular sorgunuz o ki da burada bir şey var yani tabii terapinin insanların terapileri kendilerinin ödemeleri, kinesi eğitmeleri terapislerin tabii para kazanmak için çok büyük bir rekabeti ne de yol açıyor? Onun için kendi arı kendi aralarında sosyal medyada kran kralı bir psikoloji terapisi yarışı var kim daha iyiliği? Onlar da kendilerini performans vermi göstermeyi çalışıyorlar, tek o zaman da çok indirgemezi bir şey var yani 5 saniye bir seyonsda düzüeltiriz abi, 7 seyonsda kurta rızablara muhabbetleri dönüyor. Bunların temelinde bir şey var, bir insan var sayın ama yani zaten insan doğasının bir değişmez bir insan doğasını, bir özünün olduğu bir fıtratın olduğundan yola çıkıyoruz. Yani siz bu fıtrat lan ya da bu doğadan kaydınız ve bir sizi yerinize getireceğiz, yani siz tam bir yerine koyacağız anla işin var yani yola çıkıyoruz. Tabii bu şey de yani yola getirmedi, yani şey var, bir doğru var, bir doğru insan var ve bu taris, taris boyunca da böyleydi, her kültürde aynı diye bir şey var ve bir size oraya getireceğiz, siz bir travma yaşananız ya da bir nasip bozukluğumuz var, sizi buraya getireceğiz diye. Bir şey var, bir vaat var, burada bir de şey söyleyeceğim, mekanik bir ön görülebilir, insandan yola çıkılıyor yani bir standart bir insan var, bu insan, bu şabyondaki çıktığı için tekrar bu şabının yerinden düzenlenmesi gerekiyor. Aslında şöyle bir şey yok, açık söyleyeyim, ben psikrenalistim, biz başka türlü çalışıyor, yani biz daha iyi zannamında anlaşılmazsın, yani ama biz nasıl çalışıyoruz en iyi ve onu bildiğim için ona oradan yola çıkarak söylemek istiyorum. Bana göre, biz psikrenalist bir psikrenalist bilmiyendir. Ben size bana geldiğiniz zaman diyelim ki bir şey soracaksın, psikrepli yapmak istiyorsun, ben sizi bilmiyorum, benim depresyonda ilgili, tramayla ilgili, ne bileyim işte, hysteriyle ilgili bilgilerin var. Ben bu bilgilerin yola çıkıp sizi ya onun içine sokarım, ben sizi de depresyonda var, o zaman sizin şu şurderleriniz vardır, o zaman biz böyle yapalım diye, benim kafamda bir plan var, ne yapacağımı biliyorum ve sizi bu yola yönlendiriyorum. Böyle olabilir, o zaman ama işte o zaman çok mekanik bir terapik tutun ortaya çıkıyor, ben kendim için söylüyorum, ben bilmiyen adamım, ben bilmiyordum. Siz bana geldiğiniz zaman ben sana yetikahinizi bilmiyorum, kendi ilişkildin, ilişkildenme biçimlerinizi bilmiyorum, sizin anneniz de içinizle kulduğunuz, diyadoğu bilmiyorum, siz bana geliyorsunuz, keyif vayattan keyif alamıyorum, eşimle, çok kavga ettim diyorsun, şahit emin, partneriniz varsa, işte bir de erdiniz anlatıyorsunuz, ya ben bir şabrondan yola çıkarsam sizi düzeltirim, tahammel ederim, ya da ben size ilgi gösteririm. Ben bir terapistin bilmemin, bilmeyen ama bilmek için çaba gösteren insan olduğunu düşünüyorum, yani o zaman da terapini öne açıklıyor, ben terapide şunu düşünelim, bir metafor olarak söylersen, siz geliyorsunuz, terap yapmak istiyorsanız, ben sinirli izleyen tutuyorum, denize dalıyorum, size şu sözü veririm, yani sizin denizde bulunmamanız için, bu yolculuk tabii süreçler, mutlaka sizin su yüzüne çıkıyor. Ben açıkmanın için bildirim, çabayı göstereceğimiz bu at edebilirim, nerde çıkacağımızı ben de bilmiyorum, terapinin nerde biteceğini, bitklikten sonra sizin nasıl dönüşeceğinizi, siz beni de dönüştüreceksinizdir, bana da deneyim katacaksınız, ben geleceksin, sizi tahammel edeceğim, döndereceğim değil, biz birlikte bir ilişki deneyimi yaşayarak, sizin geçmişteki yaşladığınız ilişkilerinin onları bir biçimde, yeni bir deneyim yapacağız demir. Aslında böyle olabilir. Şey şu, bizim en sıkıntılı olduğumuz yönlerde bir tane şey, erikber nedir bir adam var, bunun bir kitabı var, sana merhaba dedikten sonra nedediğimi anladın mı oldun? Çünkü bir söz, şimdi geliyorsunuz bana diyorsunuz ya bugün hava çok kıskıcak diyorsunuz, bunu söylediğiniz ruh halinizle, söylediğiniz iş bir iş blendirdiğiniz meselelerle bir süre anlamı vardır, ben sizin bildiğiniz, havanın iyi olduğunu, tempa şey olarak, derece olarak onu söylüyorsanız ben onu anladım. Ama siz havanın durumuyla kendi ruh halinizi anlatmak istiyorsanız onu anlamadım. Şunu söyleyeceğim, bizim iletişimi de çok başarılı olduğumuzu zannederiz, insanın hayatındaki en başarası olduğu şeyi iletişimdir. Yanlış anlamadılar ayolarça, işte ses tonunuzdan başka anlamlar çıkarırız, işte ben bir insanın, biz çalışırken terhçiler şunu yapmalı, yani bir şablonundan çok, o insana iyi ki duymak. O insana anlamak için sorular sormak, biz sorular sormarken o insanlar kendi kendileriyle değiştilenirler, bizimle başkattırlıyor, bizimle de başkattırlıyor ilişkilenirler, biz bir deneyim imkanı sunarız, yani ben şunu söyleyeceğim, iyileştirmek, vade, terapide tanısaal bir vaktir, yani ben terapistin bu vadi verip yapmasını biraz sıkıntılı bulurum. Ama onun sürecinde yolculuk, yolculuk sürecinde, ona sadece refakat edelim. İki duyarak refakat edebilirim, bir de şey söyleyeceğim, kendisini anlamak dediğim ya, laplar işte bir frans, bir psikara ister, o şey söyler, bulmacalı ileteler der, yani siz bir şey söylüyorsunuz, işte arkasında söyleyemediğiniz, ya da sizin de farkına varmadığınız şeyleri. Ben size tercum ederim, yani bir terapist bana göre anlayabildiği kadarını, hem kendisine, hem de kendisine gelen hastasına tercum eden bir dedi, ben bu soruya vereceğim, en. en kestirme ya da en kolay cevap bu, biz bilmiyorum demek, çok tehlikeli bir şey, bir şey daha ilave etmek isterim, yani ben şimdi uzay aracına giden, uzay göründerilen aracının, takip bir mühendisi olsaydım, siz bana benimle şöyle şey yapsaydınız, siz bana sadece bilmediğiniz konuları soralım mısın? Ben de şişinerek burada anlatırdım, böyle oluyor, şöyle oluyor, hani, ama psikoloji, her insanın bildiği bir şey, sosyal bilimlerin en büyük sorunu, siz de psikolojiden biraz biliyorsunuz, işte anneniz de biliyorsun, yani sosyoloji siz de biliyorsunuz, insan aday, bir ruh haliniz var, onu biliyorsunuz, sosyal çevrendiğinden yer yer deneyimleriniz var, sosyoloji de öyle. Şimdi onun içindir ki, psikoloji, sosyoloji, pedagogu, sosyal bilimlerdekilerin, herkesin uzmanın olduğu için. Bir şey var. Tabii sosyal medyada şimdi önceden bilgi bir yerden alın. Ben bilgi almak için kitap okuyordum, akademiye gidiyorum, pis kolok beğendim, froydu ben biliyordum, froyd benim babamı tapılmalı gibiydi, bense froyda anlatıyordum. Sonra da hak yılda nasıl döneceğinizi yolunu gösteriyordum. Sosyal medyada ile beraber dönemde. Dün gelişen diciza dönemde herkes iki tane poskes dinliyerek, üç tane belgisel izliyerek herkesin uzmanı olduğunu, herkesin de bildiği bir konuda. O zaman psikoloğlu biraz da performans göstererek üç dakikada, iki dakikada, ben de şimdi performans göstermenin derdim bir taraftan bir konuda. Öyle olarak ben mühim insanım bana gelin, benseyi iyileştirim ağabey abla, muhabbetindeler. Bu da tabii çok psikolojiden çok uzaklaşmayı, popliğiz psikolojiye, pozitim psikolojiye yönlendiriyor. O da ben ne kadar yararlı bilmiyorum. Bu yolun böyle gidilmesi beni çok rahatsız ediyor. Hocam aslında şeyden devam edeceğim tamam, ikinci sorumla bağlanısıyla bir şey söylediniz. Twitter'da son günlerde bir açık iletişim tartışması var belki görmüşsünüzdür. Açık iletişimin gelin olarak eleştirildiği bir ortam oluştur aslında Twitter'da. Her istediğimizi ya da işte her doğruyu, canımızın istediği her an, işte karşılarıma söylemeyelim miyiz gerçekten? Ya da aslında açık iletişim nedir? Bazen bazı gerçekler veya bazı duygular bir de kalabilir. Her zaman karşı tarafa bunu belirtmek zorunda değiliz. Sınır koymak ya da açıp konuşmak adam altında. İnsan ilişkilerimizi daha mı çok yıprattığımız bir hale geldik acaba? Evet, ben etmolojokudu psikolojiden sonra birader etmolojik psikolojik şeyler anlatmaya çalışacağım. Belki insanların kafasına takılır. Şurada şey söyleyeceğim. Murat hanımın yanına bir laf var. Yanlış biliyordu, tersinden yürümek, doğru yola gitmek demek değildir. Yaklaşık söylüyor bunu. Yani yani öyle. Biz kolektik bir kültürden geliyoruz. Kolektik kültürde açık ve direkt olmak agresyondur. Yani siz bana biz dolaylı ima yoluyla iletişim kuran bir toplumuz. Şimdi mesela hepimizin çocukluğunda aklından geçmişte bizim kuşak için çok bedirdim. Mesela bir telefon geliyor. İşte bilileri bize gelecek. Yani annem surat bir karış falan, telefon da tabi ne güzel ağa çok sevgilendir. Yok telefonu kapatma surat küfürleri şu falan. Bir telaş bilmiyen bilirsiniz. Sonra işte her şeyi hazırlanıyor. Zil çağırıyor. Gelaha çok böyle bir sistemi var be. Çünkü bizim toplumda, yani eğer annemi ya bugün bana keyfim yok, bu gün gelmemem. Ben şimdi hiç de niyetim yok. Ayağımı duzaktım. Uzanıyorum. Şimdi sizi kibar kadın oynamaya. Hiç niyetimi yoktuysa ettik, küslerlerinde. Hani annen orada deseylke yani ama pazart günü gelin. İşte ben hazırlık yapacağım. Bir indişki teklifi de yapsaydı. Bu münilet bir daha annemle konuşma. Biz bu toplumdan geldiğimiz için, işte ima alı, dolaylı. Ya kızım sana söylüyorum. Gelinim sen anlayı. Böyle çok hedef olarak koymuş bir kültürden geldiğimiz için. Biz bunun Tayrasını yapacağız. Açık olacağız. Herkesi diğer şeyi içimizden geçtiği gibi söylüyor. Yani içimizde dışımıza aynılaştırırsak bu psikotik bir durum durum size söyleyeyim. Bilimsel bir kavram değil ama ben bunu bir kabaz yazılarını başledim. İşte bütün süreşilerde de söylüyorum, öşeyi var. Yani duksal sinditliği kahne. Yani bu bir olduğu anlatmak için anlatıyorum. Bu bir şey değil yani bilimsel değil. Değil mi bir olduğuya anlatmaya çalışacağım. O da şu, yani "çocuk hem biz uygarlaşma" dediğimiz şey. "Socialleşme" dediğimiz. "Büyüme" dediğimiz şey. Pis ile temizli ne olduğunu ayırmaktır. Yani meredarlasının Türkiye'de sevlenmişten vardır. Pis dediğimiz şey olması gereken yerde olmayandır der. Saç çorbadan çıktığı zaman tiksindir içidir. Kim pistir saçımıza kapamışsın da hiç kimsenin bir derdifadan yok. Yani şey söyleyeceğim işte oldunlar isma temizlik döneminde. Biz temizliği öğrenirken bize çiş yapmamayı çişimizi tutmayı öğretirler. Şöyle de oldunlar isma. Büyümek demek. İstediğimizi söylememek demek. Yani o anlamda onu biraz ertelemek demek. Yetişirken hepimiz onu ölü. Yani hepimizin çişiliği altımıza kışırmıyoruz ama tutuyoruz sonra tuvaleti kullanıyoruz. Söylediğim şey bunun bizim toplumunda artık onırsanlar, sosyal medyada da biraz cesaret bulularak. Bu olarak sürekli duygusal siltindik hali var. Herkes içinden geçen, iştinden geçtiği gibi. Biraz da performansa dönüştürerek sadistik bir hazla söylüyor. İçimizden geçeni söylersek aslında işimiz çok temiz bir yerde değil onu söylüyor. Evet hocam o da var gerçekten. Çok mu doğru, çok mu berrak duygularınız var ki. Hadiyince hemen ispetliğimiz anda söylemek zorundayız. Abi aşk değil mi böyle nefret olmadan? İnsan en çok beraber olduğu ile diyorum. Çünkü annemize babamıza sevgilin, her kafamızdan geçtiğini söylersek yani o alnık geçen. Anlık nefret ettiğiniz, öfkettiğimiz var. Yani içimiz güzel cennet, bizim içimiz cihennet şey, karşılayız kötü şimdiri o cennet. Siz de bana çökülük içime sokmanın çalışığını ben onu hemen teniz topu gibi size geldiğde ideade ediyorum söylüyorum. Şunu söyleyeceğim. Mentanleşmediği psikaran hadisinde bir kavran var. Sonuçta son yirmi otuz yıldırlarla çok üzerine konuşurlar. Ben adasıyla etilemiş bir kuranındır. Onu size anlatayım. Bu şu demek biliyor musunuz? Karşımızdaki bir iletişimde benim davranışım ve sözüklerimin sözlerimin var. Başkasında yaratacağı ekibi örgün görebilme halidir. Bebek değil mi? Bebek büyüdüğü zaman annesine tek iki yaşında tekma atıyor. Yürmeye falan başlıyor. Annesi yapma falan diyor. Kızmaya başlıyor. Bir dönem sonra, annesine tekma atıyor zaman annesinin kızacağını biliyorum. Annesi diyelim ki televizyonda oyna mı atıyor? Aman çocuğun yüzüne bakıyor annesinin ilk televizyonda oyunu annesinin kızacağını biliyorum. Şunu söyleyeceğim. Ön gövreyi biliyor. Şimdi ben içindekini söylerken şimdi sizlere. Sizlerin nasıl tekgiler göstereceğim. Mentanleştiriyorum. Ne siz tekgiler göstereceğinizi biliyorum. O zaman ben size sizin çok kızacağınızı bildiğim halde. Sizi psikolojik bir çöp kutsuna çevirerek. Her şeyi size anlatıyorsam geri tutma. Onun algınlaştırma, dönüştürür. Sizi anlatma. Bu yetenehiklerim yoksa. Mesela değil mi? Çocuk tekmek atar, tekme atar anne. Anne ava acıttım beni. Bir daha yapmadır. Kızgınlarını gösterir ama çocuğuna tekma atmaz. Yani onun çocuğun annesiyonunu içinde dönüştürerek ona tekrar geri verir. Bunların hiçbirini yapmadan geleni bırakırsanız. Bu da çok problemi. Perseveren geldiğiniz söylediniz. Tanışırken aristotelesinde sanıyorum. Bilavu var. Hakikati birmeniz önemli değil biliyor. Ne zaman? Nerede söyleyeceğinizdir belirleyici olan diyor. Yaklaşık böyle bir şey söylüyor. Şunu söylemeye çalışıyorum. Şimdi demavusluya bir psikoloku var. Sanıyorum Amerika'lı. Onun belirlediği bir şey var. O diyor ki. Bir bebek, bir kreçte ağladığı zaman o kreçteki tüm bebekleri ağlar. Çünkü bebeklerin doğu tuttan sonra bir duygu taşlı kalleri vardır. Hem de bebekler de merhamet vardır diyor. Merhamet diye bir şey vardır. Çocukların değil mi? Çocuğunuzda bir şey diye. Ondan çocuğunuzda diyorsunuz ki. Ondan bana da veriyorsunuz. Çocuk vermiyor. O zaman anne ağılıyormuş numarası yaptığı zaman Çocuk kemen götürün verir teselli eder anne. Çocuklar da bir bebeklerde. Gözden dediğimiz merhamet diye bir şey var. Bu insanların sosyal hayatındaki en önemli. En önemli ilkelerden bir tanesidir. Ayaklardan bir tanesidir. Birbirimize merhamet ederiz. Merhametini önünde ama sevgi varadır. Ben izineye getirdim zaman. Aşağı 4-5 yıl önce buraya gelmişik. Ben şu anda tatildeyim. Kimi geldi ki nerelerdeymiş, nerelar daha kötüleştirmiş. Onun da derdi. Ben bir ağacın bölgesinde uyudum. Ben bir ağacın bir ağacın bir ağacın bir ağaçtan meyvener topladım. Benim ağaçlara merhametim kesilmesinden merhametin selgimle ilişkinde. Bakın sosyalikle ilgili bir şey konuşuyoruz. Ya bunu çöpe attığını zaman. Ben merhametim var. Onun için ben ağaçların kesilmesine karşı çıkıyorum. Köpeklerin yok. Kadermesine karşı çıkıyorum falan bilen. Bebeklerin şey demanoz diyor ki. Bebeklerde merhamet vardır ama kültür bir zalim bir kültürle karşılaştırırtılar zaman bunu tuturlar diyor. Bu haftanın şarkı konseptinden bahsetmek istiyorum hocam. Benim gibi yazı sevmeyen insanlar için aslında yaptık bu konsepte son bahar şarkıları ve hatta kış şarkıları diyelim aslında. Programımızın ilişkakası imani tek gel. Halilizimi tağda yerden devam ediyor. Söğapıca bize, terepik hültürünü biraz da böyle düşünmediğimiz yerlere anlatarak vurgulayarak anlatmaya devam edecek. O yüzden az önceki tartışmanlardan hareketli aslında hem sosyal mede bağlamıyla hem sizin anlattıklarınız üzerinden şöyle bir kafamda şey belirdim. Aslında her şey bireler üzerinden açıklayan toplumsal sorunlara bireysel çözümler arayan öyle bir dilimiz var ki bu bir yandan da toplum olma haline aşındırıyor. İşte sosyal medyada bu karşımıza çıkan önce kendini seç, enerjiini koruyorsan iyi gelmeyenle hayatından çıkarttık çok çok yaydın görüyoruz bunları. Az önce işte bu sılanın sorusunda da var. Yani her şeyi akından geçiyorsa söyle, sen iyi hissedeceksin söyle. Bu toplum olma halini bir yandan da aşındırıyor bu değil. Çünkü bize toplum yapan şey aslında aynı yerde yaşayan insanlar toplum olmamız değil. toplum insanların birbirine bağlı olması, ortak kurumlar içinde yaşaması, kaynakları paylaşması, çatışması ve elbette uzlaşması, dayanışması üzerine kurulu. Yani aslında bir karşılıklı sorunluluk ilişkileriyle kurulu. Fakat bizler bütün bu yanlış, ben bizler bütün bu sorunları bireysel yaralar yanlış tercihler, kişilik özellikleri üzerinden açıklamaya başladığımızda bizi birbirinize bağlayan bu ortak hayatta toplumsana ilişkilerde ortadan kalkmış oluyor. Aslında belki atan bunların dersizleştiği yerde nasıl bir toplum ortaya çıkıyor. Ya da terapik kültürük, bizi daha da özgür bireyler haline getirirken birbirimize tahammül etme kapasitimizde zayıflatmıyor muyuz bir yandan da bu söylemlerle? Ya ben sarkısınız ama yani bir şey, bakınız ben işte psikolojiyi nasıl anladığımızda ilgili bir şey konuşuyor. Sizin söylediğiniz için pozitip psikolojiyi ve mekanik psikolojiyi benimle ömrümü eleştirerek geçirdim şeyi bu. Bir de şöyle söyleyeceğim yani babam ben bile Türkiye'deki, Türkiye'deki çevli psikolojiyi, çevri psikoloji üzerinden yürüyen bir bilgi var yani. Onun özgünleştirilmesi işte Türk toplumur'u uyarlanması falan da olmuyor, biz alıyoruz batıdan, işte ona göre o yapıyoruz. Şey şunu söyleyeceğim, işte teninci olan için işte çıkıyorlar sosyal medyada, eğer bir istici bir şey istiyorsanız ben mücadele ediyorsanız başarız yani bu tanısa almış narsiz bile insanlara pazarlamaktır. Hani benim kapasitim var, benim sınırlarım var, hani ben şimdi Türkiye Cumhurbaşkanı olmayı içtim, uğraşsan bunun günü mümkün mü? Hani insanın yapabileceğini şeyler var, bir insanların şürekliyi çalışmasını falan anlatmaya çalışıyorlar ama siz isterseniz her şeyi yaparsın yani öyle bir şey yok, insanın yetenekleri sınırlarla, becerileri sınırlarla anlatmak istediğim şey. Yani insanların narsizmini, narsizmini bir cidri almak aynı zamanda da insanı biriyi sorunlu tutmak, yani şimdi isimlik diye bir sorun var yani. Berlin diye sorun, ben Berlin diye sorunluyor. İstediğin yani benim tanıdığım insanlar var, iki yüz tane evve miracat etmiş ya da iş arayanlar, yani altı yüz tane miracat ettim diye insanı tanıyorum ben. Çünkü de bunun dökümünü iş ve iş ve iş ve iş veren iş bulmağı kurumana götürüp dökümünü göstereyorsunuz ya, ama hani sen istersen yaparsın yani real bir sorun var o değiştirilemez. Anlatmak istediğim şey şu. Her şeyi birinin üstüne yıkıp ondan sonra da size gelen bir sizi iyileştirelim, bir gidin iş bulunun demenin yani ben biraz bunlarla çok sıkıntılarım var. Hindistan'dan çıkan bir adam üç yüz lira önce en girtereye kadar gidiyordu kimse de bir şey sorunluyor yani. Sadece yapacağı tavaş etmek zorundaydı. Hayatın sınır var ölüm var ya, hani hayat da yeterince sınır var, teyzenin sınır var, gündüzün sınır var, aşkın sınır var, çocukluğun sınır var. Eğitinin sınır var, hani her şeyin sınırın olduğu bir yerde, psikoloğum gelin birisi de sınır koymaya öğreteceğiz demesini ben anlamıyorum. Ama insanların sınırla ilişkileri bir yerde bozulmuşsa psikoloğum terapilerinde bunu sözünü etmesini ben yani, sakin işim o ama sınır koymak psikoloğum görevi değil ya dünyada yeterince sınır var. Terapinin sınır var, evlida kadar sonrasıza kalkın diyorum dikidin diyoruz biz yani böyle bir şey de inla beni anlatmak istediğim şey şu. Bir çok kavram farkında olmadan ya da bilerek bir bilinçlerine dek hani binin de akıza jetmişlerden sonra Amerika'da işte psikolojide bir rekor kuruldu, milyar verce dolar her sana para yatırılıyor, üniversitelerde bunlar finans ediliyor, bin de öyle bir şey oldu ve bu tür solunlar bile bana göre psikolojikleştiriliyor. Eğer bu konuda ben bir şey eva ilustun bir kitabı var, geçtiğimiz günlerde de Türkçe'ye çevirdi, yani eva ilustafı gelmişken ben çok seviyorum, çok şey öğrendim. Hani onu okurlar orada istatistleriyle falan bir okuyut dökümünü çıkarıyor. Yani bir şey de, bir şey de bir şey daha var, otonom olacak, bağımsız olacaksınız, bağımsız olacaksınız. Hani bundan 50 yıl önce, anadolu'nun bir köyündeki bir aile, hiç kimseye yardım, işte muhtaç olmadı, hayatını sürdürebilir de aile olarak, bir bilim olarak. Günümüzde işte hani ben cevap etmek yapmayı bilmiyor, yemek yapma işin bayağı unuttuğum. Yani buraya, eğer buraya, o şeyler, kaptanlar, uçak, kaptanlar, pilotlar, krevi yapsalar da buraya gelemezdim. Yani söylediğim şey şu, eğer insanlar bir gün, bir gün krevi yapsalar Berlin'de, üşkün krevi yapsalar, hepimiz Berlin'de açılmızdan ömürüz. Kıfırıncılar krevi yapsa. Çünü söylemeye çalışıyorum, kafitalist toplum, bir taraftan bir bölümüze varovuş sal, tek başına yaşlayamayacak, hale getirir. Diğer taraftan da psikolojik alan da da, otonomu, otonomu bağımsızlık gazı verir. Sonra da gidersin, psikologlar da bunun derdini yaparsınız. Anlatma, işte diyeyim şey şu. Yani bu çok ideolojik bir kavramdır. Bir insanın, yani bu kadar bağıma olması, sadece ve sadece özel ilişkilerinde bağımsızlık, çoğu yapmasının, bağımsızlık olarak satıyoruz bir biraz da. Yani bağımsız, ben işte diyorum, kendi hayatını sürdüremeyecek durumda. Gülsün insanınla kelepcelimiş durumdayım. Ama diğerimde özel hayatımda, siz mesela bugün, randevüya, yarım saat geç kalsaydım, ben seninleye kadar bıçatadım, ben bağımsız bir insan olarak. Ama söylediğim psikolojik leştirerek özel ilişkileri aktarılıyor, sonra da psikolojlar bizi uğraşıyoruz. Şunun anlatmaya çalışıyorum. Psikoloji biri, iç sosyolojidir. Bunun birkaç yerde söyledim, anlatmaya. İçimizde insanlar var. Şimdi ben siz tanıdım, sizin birerlesinizde içime koydum. Bunlar bahyer yer, ilişkinde bazen, ili bazen kötü oldu. Onun için psikolojiyle, sizin sosyolojinin kezistiyer, etno psikoloji sorulduğum için oradan çok kafa yordurduğunduk onu. Kezistiyer, buradır. İşte şöyle değil mi şey? Bir de şunu söyleyeceğim ya, hani işte psikolojide son psikoloji sürekli, içinizle bakınız, içinizle bakınız, içinizle bakınız. Eğer sosyoloji, hani bir psikoloji, ilk sosyoloji ise dışarıya bakmadan. Hep içeriye bakarak, dünyayı çözmemiz ve karışmamız mümkün değil. Yani o anlamda, sadece içimize bakalım, nefret saladım, yok ay yapalım. Ben bunların kötü şeyler olduğunu söylemiyorum. Hani her da işte bir ciddi. Tamam önceki bölümünde bizim tartıştığımız şeylerden bahsediyorsunuz hocam. Oğlum, hani şimdi şey, hani hepimiz insan olmanın halileri var yani dinler de öyle doğmuş zaten. Biz bir şey, birileriyle bağlantılara, bağlantılara, istirarak kendimize bir açıklama bulmaya çalışır. Yani dinlem kaç milyar yıl önce, sönmüş bir geze gelin, üşüyü gelirse, dinlem sağa dönemse. İşte bu halin böyle olur, teselli edicidir. Yeninımızın ikinci şarkısı, biraz böyle romantik de bir şarkı. Sılamın bu hafta bulduğu konseptinde karşıtlık gibi konuşacağız buraya ama aslında sözlerinde şey diyor. Senden yalnızca istediğim bir aşk geçesi vermen bana, Yasmin'le bir den gelecek, ulan o çeğemaz. Yeni şeylerleşmek hâldığı yerden devam ediyor. Hocam, anlattıklarınız hem bu sınır koymaması, hem biraysel o, biray olma hali kapitalizmin aslında böyle kendi sınırları içerisinde bir biraysel olma, bir öyle olma. Böyle bize biçliği rolleri içerisinde, biraz aslında kafamda şunlar da canlandı, programı sonuna doğru da şöyle bir şey sormak istiyorum. İnsanlar o kadar çok kendi halilerine döndük, ülkeye dair tokumsan meseleleri dair de şöyle tepkiler veriyorlar, işte ruf sağlığımı kurumak için ben gündemden uzak duruyorum, siyasi içerikleri sessizi aldım. Elbette sürekli kriz, şiddet ve baskabellerini maruz kalmanın yorucu bir tarafı var. Ama bir anda da çok bence bir ses bu çünkü gündemden uzaklaşmak böyle bir öz bakın birçini haline geldi. Yurttaşı hamus alalandan çeken, ne bileyim politik çaresizliği kişisel bir digital de toksu diyeceğim. Digital de toksu meselesine dönüştüren, bir hali de geldi aslında bu konuyu konuşmak istiyorum. Yani bir ortak mücadele, halimiz, ortak acıları üzülme, halimiz de ortadan kalkıyor gibi. Bu sınır meselesini biraz buradan da belki konuşabiliriz. Ya evet çok güzel bir konu ama orada bir şey bir parlamentesiyon çok önemli seviyemiş. Onu da söylemedi, nota almıştım. Yani siz hani soruyu sorursanız ben kafama göre gidiyorum biraz da özür dilerim. ama biraz böyle. Ya ben çok uzalamın atıyorsunuz. Yani ki sosyal medya da görüyorum. Kendine yukuldan at. Kendini sakın ve sakın kullandırma. Kendine ezdirme. Bakınız. Ben yıllarında bu işin içindeyim ki de insan olarak da kendi işlerinde yaşıyorum. Bunları yapmadan kurdum bir tek insan ilişkisi yok. Kendimi kullandırmadan ve kullanmadan şu anda bir gün bizi kullanıyoruz. Siz benim bilgim işte. Kuldanıyorsunuz. Program yapıyorsunuz. Ben de kendi nersini mi dolayabilirim? Farkına mısınız? Hem bunu işte hem söyledim. Kendini kullandırmadan ve kullanmadan buradaki mesele şu. Tabii beni kulağa yani şimdi diyelim ki ben işten çıktım. Bir arkadaşı gibi. Bir ayoldan diyor işte geliyor kendini işte bakga manavadım. Uraşkuda getiriliyor. Elif beni kullanı. Ama ben de gidiyorum güzel bir sohbet olmuyor. Biz birbirimizi kullanırız. Ve kullanmak insan olmayın. İnsan ilişkilerin affafesidir. Biz birbirimize yük oluruz. Biz birbirimize bineriz. Ve sırtınıza bilinmesine izin veririz. Burada insan olmanın ilişki kurmanın affafesidir mi o? Biz bu toplumda bu kadar insan bu sırada her gün yaptığınız şeyindasın unutuyor onu anlamıyorum. Buradaki ama burada bir şeyimiz var. Burada bir çarpunca şey var. Nedir onu? Sağlama. Yapan bir ölçeğimiz var. Burada en önemli hikaye, fudur. Hakkaniyetin olması, iki tarafın gönüllü olması ve simetrik bir ilişkinli olması. Yani bugün bana yarın sana olması iki tarafında gönüllü bu işe evet demesi. Onun için tabii bana binilecekler. Ben onları taşıyacağım ve gönüllü taşıyacağım. Çünkü ben sevdiğin insanları et taşıyordum. Onlara da ben yük oldum. Bu böyle oluyor sosyalibü. Şimdi sosyal medya sizin sorunuza doğru gelirsen. Şimdi bana kimse bilmesin. Bana ekmeni kimse eğzmesin. Bana kimse böyle bir böyle bir hayat olmaz. Birincisi bu. İkincisi size birisi şeyden sosyal birisi satıştan söz edeyim. Son yapılan statisiklere göre on ya on dört yaşında çocukların haftada eee evli saat sosyal medya da zaman gelişerdikleri söylüyor. Hani gelecek kuşa ne bize itiyoruz anne babalar olarak? Ne terapçileri itiyor? Ne de okulu eğitiyor? Artık sosyal medyanın anne babu görevin üstündeyim. İyitim üstündeyim bir kuşak geliyor. Sizin söylediğinize gelirse insanlığın insanlığın insanlı tarihi boyunca ki ve şey bir girişkilenme kapasitesi otuz kırk işiye tekabiliyor. İnsanlar yüz binlerce sene otuz kırk kişilik kurukları içerisinde yaşanmışlar. Küçük kuruklu oldukları için birbirlerine çok bağınlanmışlar, bağınlanmışlar ve kendi araları da kültür geliştim. Birbirlerine çok muhtaç olmuşlar. Birbirlerine yardım etmişler. Şimdi günümüzde bir baktınız ama ben metruya biniyorum. Yani bir kaç bin tane insan var. Antuk oluplar bir insanın hayatını sürdürebilmesi için yüz bin beş yüz otuz kişiye ihtiyacı vardı diyorum. Şimdi bu böyle böyle bir dünyadan geçiyoruz. Ön de otuz kişilik bir grutta ya da evli kişilik bir grutta yaşayan adamın iki sene hafta da sene de iki sefer ölüma haberi olur. Ya da üç dört sene de bir ölümle karşılaşıl. Acısı bir tanedir. Sosyal mederi ve bu açılan bu digital dünyada. Avusturalya'ya da karı yabran bir şey balina da beni üzüyor. Enden az yada tecavz edilen biz kız çocuğunun acısını da istiyorum. Şimdi kendi günü hayatımdaki namsizlik incinmelerimi reddedir işlerimi işte aşağlanmalarımı onları da şunu anlatmaya çalışıyorum. Günümüzdeki insanlar biraz da empati yorgunluğu diye bir kavram üzerinde işte yani ya anlatmıştım. Empati yorgunluğu yaşıyorlar. Ama buna tepkimiz nasıl olmalı? Samiyonu zamanımızda doluyor. Oraya geleyim. Belmekler, çocuklar, çocuklar bir şey duymak istemezlerse diyelim ki çocuğunuzu da tartışıyorsunuz, bir şey söylüyorsunuz, kulağını tıkar. Sonra siz onun kulağını tıkarını gördüğünüz için kendiniz duyurmak için sesiniz yükseltersiniz. O da hala hala demeye bağırmaya başlar sizi duymamak için. Yapılacak bir şeyin. Üç yaşındaki çocuğun ya da beş yaşındaki çocuğun. Bu tut bunlar tepki olarak üç yaşında çocuk gibi mi davranacağız? Yetişkin insan gibi mi davranacağız? Şunun söylemeye çalışıyorum. Biz düzensiz zarim bir digital kapitalizm ve kapitalizm ve baş etmek yerine kendi iş dünyamıza kapanarak hal etmeye çalışıyoruz. Bu çözüm değil. Yani insanların tekrar gerçekten mücadele insanın kendini kendisi hissettiği şeydir de mücadele ya bu kadar da korkmamak lazım ya. Hocam çok teşekkür ederiz ya sizden öğreneceğim çok şey var ve keşke süremiz daha fazla olsaydı. Ben de şun eklemek istiyorum çok kısaca. Gerçekten söylediğiniz şeyler yani birbirimizde yük olmak olarak gördüğümüz şeyler aslında çok insane ve dayanışma aslında. O yüzden bazı sınırları da kaldırmak gerek. Her zaman da sınır çirmek çok iyi bir şey değil. Çok teşekkür ederiz. Bu solukada da doyaz. Çok teşekkür ederiz hocam. Ben son şarkını söyledikten sonra selmede atıster sen ildeciğim. Bu arada yeni şeyler rejimi ismiyle Instagram dayız bizi takip etmeye unutmayın lütfen. Bu hafta son şarkısta Ganzar Resulistan gelsin dizailaf. Yeni seyirler rejiminden bu haftalık bu kadar haftaya cumartası dizara ton bile tekrar görüşmek üzere hocamızda tekrar teşekkür ediyoruz. Haftaya görüşmek üzere. Dinlediğiniz orkae alır bir apacık radio programıdır.

Podcast Summary

Key Points:

  1. Sosyal medya, psikolojik kavramları aşırı basitleştirerek ve standartlaşırarak bireyler arasında birbirlerine zarar veren davranışlara "narsizm" ya da "toksik ilişki" diye etiketleyerek, sorumlulukları azaltıyor.
  2. Psikolojik terapilerde mekanik bir yaklaşım ortaya çıkıyor; terapist, hastanın özünü bilmeden bir şablon üzerinden onu "düzeltecek" ya da "düzeltmeye çalışacak" bir sistem haline geliyor.
  3. Toplumun temelini oluşturan ilişkiler, psikolojik bağlamda "kendini anlamak" yerine "kendini düzeltmek" üzerine kurulduğunda, bireylerin birbirine bağlanma kapasitesi ve toplumsal dayanışma ortadan kalkıyor.
  4. Özellikle çocukluk döneminde gelişen dolaylı iletişim alışkanlıkları, toplumda açık ve doğrudan iletişim yerine, içten geçer, gizlenmiş, ima yoluyla iletişimle devam ediyor.
  5. Psikolojik terapiler, toplumsal sorunları bireysel kişilik bozuklukları olarak yeniden tanımlarken, aslında bu toplumsal yapılarla ilgili derin çözümler sunmuyor.
  6. Sosyal medya, çocukların günlük yaşamını da etkileyerek, onlara "bağlılık" ve "bağımsızlık" gibi kavramları yanlış öğretiyor ve bu da empati yorgunluğu gibi yeni toplumsal sorunlar doğuruyor.
  7. Bireyler, birbirine yüklenirken, "kendi hayatını sürdüremeyebilir" gibi bir duruma düşerken, psikolojik terapiler bu durumu "bağımsızlık" olarak tanımlarak, aslında insan ilişkisini daha da zayıflatıyor.
  8. Psikolojik terapi, yalnızca bireyin iç dünyasını değil, toplumsal yapıyı da şekillendirdiği için, toplumun kendini koruması için araya bir kavram olarak "sınır" koyulması gerekiyor.

Summary:

Sosyal medya, psikolojik kavramları aşırı basitleştirerek "narsizm" ya da "toksik ilişki" gibi terimlerle bireyler arasında sorumlulukları azaltan bir dil oluşturmuş durumda. Bu yaklaşım, psikolojik terapileri mekanik ve şablonlu hale getiriyor; terapist, hastanın kişisel hayatını bilmeden onu "düzeltecek" bir sistem olarak tanımlıyor. Bu süreç, bireylerin birbirine bağlı olduğu, toplumsal dayanışma ile kurduğu gerçek ilişki sistemlerini zayıflatıyor.

Çocukluk döneminde gelişen dolaylı iletişim, günümüzde doğrudan konuşma yerine içten geçer, ima yoluyla iletişim kuruluyor. Bu da çocukların duygusal tepkileri yorgunlaştırıyor ve empati yorgunluğu gibi yeni toplumsal sorunlar doğuruyor. Psikolojik terapiler, bireyin kendini anlamasını değil, onu toplumsal bir şablon üzerinden "düzeltecek" diye yaklaşarak, hayatın gerçek本质ini değil, toplumsal bir yapıya uymasını istiyor.

Bu nedenle, psikolojik terapi süreçlerinde bireylerin birbirine yüklenmesi ve sınırların atılması, toplumsal dayanışmanın ve gerçek insan ilişkilerinin korunması açısından çok tehlikeli oluyor. Gerçek çözüm, bireyin kendine dair bilinçli, sağlıklı bir şekilde bağımsız olabilmesi ve toplumun ortak değerlerini koruyabilmesi üzerine kurulmalıdır.

FAQs

Terapinin özgürleştirici etkisi olabilir, ama bu etki toplumsal ve politik nedenlerle doğduğu için sadece bireysel sorunlara çözüm sunmaz. İnsanlar arasında ortak bağlar ve toplumsal sorunlar da dikkate alınmalı.

Evet, sosyal medyada bu konular sıkça paylaşılmaktadır. Ancak bu, bireylerin davranışlarına sorumluluklarını azaltarak, gerçek yaşamda ilişki kurma sürecini zorlaştırabilir.

Hayır, bireyin kendi geçmişi, ilişkileri ve duygularını bilmediği için bir şablonla yaklaşmak, ona anlam vermek yerine mekanik bir çözüm sunar. Gerçek terapi, bireyin kendi deneyimlerine dikkat etmesini gerektirir.

Açık iletişim, doğrudan doğruya konuşmakla başlar. Ancak toplumda bu, özellikle çocukluk döneminde geliştiren dolaylı iletişim gibi kültürel alışkanlıklarla çelişebilir ve bu da ilişkileri yıpratabilir.

Hayır, psikolojik terapi bireyi yalnızca içsel sorunlara odaklar. Ancak toplumsal sorunlar, bireylerin kendi hayatlarına değil, toplumsal bağlarına da yansıdığı için bu bağların bozulması da terapiye zarar verir.

Evet, sosyal medya çocukların duygusal deneyimlerini şekillendirmekte ve duygusal siltin, gerginlik gibi durumları sürekli üzerinden konuşulması, çocukların duygusal yorgunluğu ve empati eksikliğiyle ilişkili olabilir.

Chat with AI

Loading...

Pro features

Go deeper with this episode

Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.