Go back

Geri Dönüyoruz #65 | Sol Müzikler

62m 44s

Geri Dönüyoruz #65 | Sol Müzikler

Konuşma, Türkiye'deki sol müziğin kökenlerini, gelişimini ve önemli temsilcilerini tartışmaktadır. Sol müzik, 1960'larda TİP ve TKP'nin siyasi mitinglerinde kullanılan müziklerle başlamış, ilk politik marşlar ise 27 Mayıs döneminde mevcut ordu marşlarının sözlerinin değiştirilmesiyle oluşturulmuştur. Örneğin, "Güneş Doğdu" ve "Hey Dev Gençli" marşları bu sürecin ürünleridir ve zamanla sözleri değişerek toplumsal dönüşümleri yansıtmıştır. İhsani ve Mahsuni gibi âşıklar, geleneksel Anadolu müziğini doğrudan siyasi mesajlarla birleştirerek bu türün öncüleri olmuşlardır. Ruhi Su ise Türk halk müziğini çok sesli hale getirerek, albüm konseptini yerleştirerek ve birçok müzisyeni etkileyerek sol müzik geleneğinde kalıcı bir iz bırakmıştır. Tartışma, bu müzik türünün isimlendirme sorunundan, marşların evrimine ve farklı sanatçıların katkılarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.

Transcription

8252 Words, 54746 Characters

Turkish
[MÜZİK ÇALIYOR] Geri dönüyoruz. Geri dönüyoruzdan herkese merhaba. İşte uzun bir ayırmıktan sonra yeniden kıymet docamı bir araya geldik. Müsaadenizle ilk önce hocam selamlamak istiyorum. Hocam, nasılsın? -İyi mayrıca nasılsın? -İyi ben docam. Yani işte yazın tadını çıkarıyorum diyebilirim yine böyle 15-16 derecelik havalarla. Adeta yaza doyduğum bir yıl oluyor yerinden. Hocam bugün bir sürü sıkıcı bölümün üstüne eğlenceli bir bölüm yapacağız diye düşünüyorum. Ben bizim için eğlenceli yeni başkalar için sıkıcı olabilir ama. Bugün uzun bir süredir, yapmayı planladığımız ve uzun süredir tam olarak nasıl bir isimle anlandıracağımızdan emin olamadığımız gibi bölüm kaydedeceğiz. Bölümümüzün konusu sol müzik. Yani sol müzik, bence sanki böyle sağ ol müzik gibi anladın mı hani? -Sol. -Sol müzikinden bahsedi yapacağız gibi geliyor kulağı ama. Yok ya bildiğin sol devrimci demokrati, sol anlamında. O isim sorunu yıllardır var da matrasın biz çocuklarımıza özgün müzik diye bir şey bulmuşlar da isim bulamadıklar için. -Evet, özgün yani hiçbir şeyde benzemiyor falan gibi herhalde marjelerleştirmem vardı yani. -Bakin neden isim bulamıyorlar? Bence önce ben onu sana sorayım. -Sen bulabiliyor musun hocam? Yani şimdi şöyle bulamazsın çünkü ideoloji temelli bir isimlendirme bulabiliyorsun. Çünkü böyle bir müzik türü bağımsız bir müzik türü olarak yok yani neticed yani bir halt müzik yapıyor, bir rak müzik yapıyor. İşte anadolu raktenilen türevleri var, klasik müzikten örnek olarak müzik yaptı yani her bir ama sonları birleşten şey. Siyasi mesajı olduğunda ortada net bir müzik türü de yok yani. -Demekin mesajı itibariyle özgün geliyordu. -Evet, böyle demek. -Ben son müzik dediğiniz zaman bunu mesajı yani politik duruşu açısından son müzik yok. -Bunu üzerine seninle konuşmuştuk yani neden biz bana muhalef müzik demiyoruz çünkü muhalefet de kapsaycı bir şey değil aslında. Daha doğrusu biraz fazla kapsaycı bir şey. -Muhalef müzik zaten kullanılmaz yani hani mesela devrimci sanat denir, sosyalist sanat denir ama yani muhalef o yeni çıkan bir şey. -Yani yok işte böyle bu hani AKP çoğu öncesinde da bir de kımelesi ya salı islamcılarım falan benim müzik kurupları bilmemişler falan var. Aşırı kötü müzikle yapıyor, omalarına rağmen. -Sonuçta muhalef mıydı? İşte tırnak içinde muhalef yani muhalef müzik diyecek. -Ama o zaman politik sanat falan demen lazım zaten. -Onu şeyden nasıl ayıracaksın, yani genel, sol, devrimci sanat o iddiasını ortaya çalışan. -İçte ayıramıyorsun yani. O yüzden bence bizim için bizim için rahat buna sol müzik diyelim. -Ve konumuza böyle bir ön tartışmanın ardından girelim derim. -Hocam sol müzik dediğimiz zaman aslında biraz siyasi gelineklerle paralel düşünme ihtiyacı da ortaya çıkıyor galiba. -Şimdi mesela Türkiye'de sol müzik dediğimiz şey yani sol müzik dinlemeyenlerce özgün müzik olarak adlandırılan şeyin. -Aslında doğrudan tip ve tkp gelineli yani hani on iki ellinci su o bildiğimiz tkp ve tipten bahsediyorum. -Yani o gözünü müsteki gürümüzüki siyasi aynı adı paylaşan siyasi grupları kızgı söylemediğimi hani altın çizip tip ve tkp geleneğiyle birlikte bu müzikin ortaya çıktığını kitleştiğini söyleyebiliriz herhalde değil mi? -Yani bunun bir ilahıdı varsa herhalde burasıdır. -Tarizsel bakarsak zaten bunu konuşmuştuk, siyasi toplantılarda mitinglerde müzik çalınması geleni başlattan Türkiye'yi çıkarttır. 1960'lardan bahsediyorum. Ondan önce öyle bir şey Türkiye'de bilmiyor yani mesela Mende resikümetleri falan zamanda da seçim kampanyalar var ama onların böyle şarkı, türküğü, marş çalma gibi bir gelenekleri yok. -İlk defa seçim kampanyalarına yani halkın karşısında bir elinde sazla böyle propaganda yapmak için insan çıkarmaya akıl edenler tip geleneğinde o şeyde seçimleri girenler ama o tabi ona hemen öncesinde bir 27 mayıs olayları sırasında böyle politik marşları, gençik marşları genelde ordu marşlarından üzerine söz yazılarak, değişirilerek bir takım marşlar çıkmaya başlamış. -Hocam gündoğudu marşı var mesela değil mi? -Gündoğudu ben ona askerde okuyorduk biz orijinalini işte gündoğudu, milliyetçibi ordu marşıdır, ülkemizden eksilmesin ay al bayran gölgesi falan sözler farklı bilmeyenler için söylüyorum. -O mesele değiştirmişler, Ankara'nın taşı bak, Ankara'nın taşına bak onu değiştirmişler falan, onları politik değiştirmişler, ilk politik marşlar, aslında eski ordu marşlarının yeni versiyonları yani 27 mayısında. -Ama aslında o tam o ordu ki o siyasi kupuşunda yani paraleli bir şey değil mi yani o ilk yani o üniversiteli o devrimciler falan filanında da böyle bir yani işte o özellikli işte ya o 27 mayıs sonrasındaki o hani orduyudu. daha sempatik. -İyi demokratik devrimciler. -Asker gençlik eylele, böyle bir iyi demokratik devrimi falan sordanıyla bağlantı, şey de ordu marşıdır mesela bak. -Ey dev gençli savaş vakti yaklaştı. -Değil mi? -Marşı var, o da aslında ordu marşıdır. -Sözlerinde iştirerek. -Peki orijinalinde? -Valla bilmiyorum, şimdi hatırlamıyorum ama o da böyle 60 yıllarda bir askeri marş olarak ortaya çıkıp var onun şeyler, orijinal sözleri falan. -Tam bu noktada bir şeyin altını çizip düzeltelim mi? Yani bu günde o da marşı var ya işte günde o da o hep uyandı, düksi, pele, doyandı. Ondan özellikle grup yorumun marşlarımız albümünden sonra sözlerde tuhaf bir değişiklik oldu. -Yurumuza faşist de olmuş diye söylüyor. -Evet, o etkiyle yani grup yorumunda çok itdesel bir alanı etkilen olduğu için kendi içinde. -Bu yanlış sözler yerleşti. Orijinali neydi, grup yorum ne yaptı, sen hangisine da ayakını söylüyor? -Yanki ülkemize yurduğumuza yanki doğmuş, vurun kardeşler, vurun orijinali öyleydi. Yanki yerine, yanki de gerçi bilmeyen vardır ya, şimdi yanki diyoruz da. -Vardır hocam. -Yani Govum yanki falan, yanki dedi. Amerikalı yani, 6. filo. -Amerik yani, normal turist Amerikalı'dan bastırsan şimdi bunları böyle özenip yolda geçen turistlere nasıl taşanlar falan oluyor. -Öyle değil ya, 6. filo'dan bahsediyor. NATO, bir NATO protestosu. Amerikan imperializm protestosuydu. -E tabii daha farklı bir anlam kazanıyor. O bağımsız, yani ikinci kurtul savaşı, yeni milli bağımsızlık savaşı falan diyorlar ya. Ona gönderilen bir mesaj ama tabii 80 darbesine doğru yaşananı sağ sol hikayeleri yoğunlaşınca ve ondan sonraki miras öncekini unutturunca, işte gördüğümüzde faşist olmuş gibi bir anlam kaymasına uğramış. Ben tabii orijinalini tercih edeyim ama onun da daha da eskisi de gene söylediğimiz gibi, gene bir askeri marchtır. -Yani şimdi bir şeyde bak bulamadılar. -Orijinalini gördüğümüzde haçlı olmuş bir devlet diyorlar. -Yok, böyle bir şey yok ya tamamen farklı bir sözleri. -Askarda şimdi hatırlıyorum bir şeyler ama günde odu hep uyandık, süperlere dayandık, istiklalin uğruna alkanlara boyandık. -Ülkemiz, Türk ülkesi, aşik eder, herkesi, üstümüzden eksilmesin al bayran gölgesi. -O sözlerdan sağ olacaksın. -Türk uyudu, atacenke uyurdu, Türk'ün askeri olduğunu tüm dünyaya duyurdu, böyle okunuyordu yani. -Tam orijinal bu yani, tam orijinali bu ama şimdi sahiplenenler öyle bir sahiplermiş ki, yani orijinalinin orijinali olduğunu söylediğim sana yani şimdi ordu bunları terk ettiği için yavaş yavaş. -Ya bu tür politik, mesajları yani NATOlaştıkça ordu, NATO ordusu kimliği kazandıkça. -Yani bunları böyle unuttmuş ve bu da önemli bir şey, yani tamam orijinali bu ama niye insanlar solun yorumunu hatırlıyor? -İlk aklın niye orijinali değil de? -Solun sallakitle salleşiyor. -Tabii tanıtan o sahiplen o, öbürü sahiplenmiyor, öbür artık hatta okutmuyor, onun yerine o geçer. -Seydi mi, yorudadığımızda faşist dolmuş, sözünde teklik bir eti ayıp yasak bir dışarıdan gelmiş, halbuki bu toprağın kendi öz faşistini evleniyor yani. -Ya bence bir ideoloji ya, hani İtalya'ya da ortaya çıktığı sonra da dalga dalgülkemize geldi, olmuyor mu? -Ya tabi bir kardeş yani o da bu 68'lerin asla yapmayacağı bir şeyde, hani şöyle düşün, annetticide o bir onların politik hedefi, yani bütün toplumu birleştirip Amerika'ya karşı bir buğamsızlık hareketi yani. -Yapmaktan, o zaman daha sonra da bir iş değişince, yani birinci versiyon daha kapsaycı tabii, politik olarak daha kapsaycı. -Çünkü öbürü kimden bahsettiğinde belirli tabii biliyoruz, Türkiye'de kim faşist, kim değil onu ayarı bitmesi biraz zor. -Tabii tabi geçenlerde bahçeli birilerine faşist diyordu falan böyle bir. -Tabii onlar da birilerini başkanım faşist diye suçlular yani hani mesela şey de Erdoğan'da kimiz zaman faşistlikle, CHP falan da suçlıyor ya. -Yani o iş bayağı Türkiye için bayağı bir kavram karşıla olan bir konuya. -Hocam sonuçta grup yorum haklı çıktı, yani bu durumda gördüğümüze faşist olmuş diye miydiniz yani. -Evet, matematiksel düşünürsen doğru. -Şimdi hocam gene bu tip tkp geleneğiyle birlikte gelişen bu muhalef bu sol, müzik tariçesine bir baktığımızda bu işin en başında. -Yani kronologik olarak bu işin en başlarında gördüğümüz birtakım önemli isimler var ve hakikaten bu işin kimyasını da belirlemiş isimler. -Yani farklı alanlarda olmakla birlikte mesela timursel çok bunlardan biri ve ben başka bir bakışıçısı getirdi. -İşte ne bileyim, işte aşıklar vardı, işte aşı isaniler, mahsuniler falan filan onlar bu geleneğin bir parçasıydı ve ben başka bir bakışıçısı getirdiler. -Rovisu geleneği, ben başka bir bakışıçısı getirdi, ya da bir kronologik olarak şey tutturmadım, hani dağınık söylüyorum ama ben diyor. -Kronoloji'da döndürürüm, merak etme, döndürürüm, bir yalnız artık söylenen maaş da gene bu eydev gençli, dev genç maaşı dev genç maaşında. -Şey diyorlar ya, hani mayr çayan deniz gezmiş devrim için öldüler falan. -O da öyle değil, o 60-lıllar da, zaten maaş yana söylüyor. -Zaten maaş yana. -Zaten maaş yana söylüyor. Onu hatırlatın bilmeyen enesi için, vedat Taylan Mehmet Batdal devrim için öldülerdi. -Dört öğrenciyi neydi geçiyor? -İşte o, Taylan Özgür, Vedat Demirciğlu, Batdal Mehediğlu. -Onlar ya, ilk öldürülen dört devrimcinin adı orada. -Dev gençli hatta. -Dev gençli. Yani on da orijunu söyleyelim, yani 60-lıllar da söylenen versen öyleydi. -Eşimdi bunları tabii bana sorarsan bir tari ki kimliğiyle sordun. Onların ben sözlerini değiştirmesi taraftar değil mi? -Yani çıktıkları ve kitdeselleşikleri dönemdeki bir söylemesi hatırlaması. Yani şimdi Batdal Mehediğlu'nun, ya da o ilk öldürlen devrimcilerin adıyla söylemesine. -Daha taraftar mı yani? Şey sorarsan. -Hocam benim arada söylediğim tabii güme gitti sen böyle. -Yama şimdi unuttum sonra, iki program sonra bir sefer şey yapayım. Ya bir de böyle bir durum var mı? -Famlusu ve alakası oluyor. -Yazı, senin tasihinden sonra havaımız düzelsin de istersen, -ale çok kısa bir şey alalım. Şu hey dev gençli neydi? Onu bir kısacık dinleyelim. -Onan sonra devam edelim. -Evet, şimdi böylece hatırlamış hem de eski versiyonunu hatırlamış olduk. Şey, hey dev gençliği. Gün doğdu, marşını dinlemekte, şey de dinlecileri ödev olsun. -Ama iki versiyonu dinlesinler bence değil mi hocam? Yani her zaman başlıyorsunuz. -Dinlesinler, o değişimler de toplumun değişimini yansıtıyor. Yani bir marşın okunuş neye değişir, sözlerin neye değişir. Başka bir nesiyle nasıl farklı bir şekilde benimsiyor, toplumusal evrimi yansıtıyor. O yüzden hani hepsini de herkes dinlesin. Ama yani var, biz orijinalleri söylemek zorundayız. Yani bunun orijinali bu sonrada böyle oldu gibi. Dev genç, marşının orijinali de yani askerlerin söyledi, eski ordu da söylenilen versiyonu. Hani belki bulundamaya biliyor bazen bunlar. Hani aşı yüceler de falan var, bulabilenler bu ona da baksınlar. -Vardır hocam, şeyi de YouTube'da falan vardır ya. -Ya o şey kuşa şey var ya böyle bir dönem. Hani Sakarya, Marşı, Gölcük, Marşı falan gibi bir marşlar, şey var ya Kurtuluş, Savaşı, Soğrası, dönemi, hemen o dönem vesaire. O dönemler de üretilmiş ve yirmiyede maistansı üretilmiş. Böyle bir dizi bugün unutulmuş marşlar var. Ondan işte biz yeni söz versiyonları da biliyoruz genelde. -Şimdi, şeyden devam edelim. İhsaniden devam edelim mesela. İhsan'ı gerçekten, yani Sol, Müziğin, Doğu'duğu ilk kovulcumunun çakıldığı noktada çok önemli bir isim. Yani hem yarattığı halk yani sözlü, halkede biriyatı, geleneğinin doğrudan ideolojik bir kültür ortamına engekte edilmesiyle yaratılmış manbaşka bir kültür. -Bir de propaganda'nin iftiri yani hani böyle doğrudan şeyi söyler mesajı hani saklama gizleme yok. -Neyiz var diye arkasından, baltasını bile de hatırlıyor musun? -Evet, onu da alalım buraya hocam, onu da bir dinleyelim. -Ama. -Yess, gerçekten, coşkusuyla. -Heybetiyle, insanım. -Bakitiyle, yürkük kerem, bir yuskir kikiden yargılancak kadar var yani hani. -Hah bir şey var bizim babanın plaklarından yine İhsan'ın deva var da hatırlıyor musun deva var? -Bir de şeyden uyan emek çıkarıda şimdi, evde nefes ala geziyor, uyan daha da şükür. -Bir de böyle tabii vurgulu şey söylüyor ya böyle hani kararlı, şeyi hatırlıyor musun, İhsan'ın mektup. -Tabii tabii, duruyor böyle, bir yirmi yirmi beş dakika falan söylüyor da herhalde. -Ama onu da şey, nasıl değil mi? -Şeyi ile tehdem mektup okuyordu, şeyi ramaşıyor. -Şeyi ne diyordu atta, dur hatırladın gücümlesi ister unut, bunun isteye bir köşeye yaz. -Faşiz'im on beş on altı hazır anları yaşamış bir ülkede fazla dayanmaz. -Böyle yani, propaganda bir yanı da vardı, tabii o şöyle düşün, sen yine şimdi boş ver şu maçları diyeceksin ama. Yani ordu gençlik, asker, gençlik, el ele, sloganlarından artık yavaş yavaş, işçi köylü gençlik el ele, doğru dönüşmeye başlıyor ya bu iş. -O yüzden yani askeri maçlarla bu iş olmayacak, yani farklı yanlış bir mesaj veriyoruz gibi düşünüyorlar ve bir halka, anadolu kültürüne. -Yerel müziye bir dönüş çabasıdır, aşk isyanı ve diğer âşıklar çoğunu tuldu. -Evet, tamam evzellikle, aşk isyanı ve kendini özgüyorum bile mahsunit, tabii onları ayrı yere koymak lazım. -Yoksa çok daha açık var. -Tabii yaratılıkları ile da hani böyle hatırlanan isiner bunlar yani. -Ya o dönem gençlik, işçi ve köylü mitinglerinde ki burada unutuldu, o dönem sadece gençik hareketi yoktu, çok güçlü bir işçi hareketi de vardı. -Çok fazla grv ve köylü toprak işgalilerine vardı. -Çok sayıda aşık vardı, bunlar genelli bir kitap falan yazılacak kadar çok durlar. -Gelen, genelde geleneksel müziğin üzerine söz yazıyorlar da yani kendi bestesini yapan az da issani bu açıdan nadir örneklerden böyle mahsuni ve issani. -Mahsunin de bazı şey örnekleri var. -Dahıncaki şeyleri değiştere söz yazma örnekleri var ama tabii bestecilik olarak ikisi de ayrı bir yerde duruyor. -Tabii mahsunin daha geniş bir, yani ne bileyim aşk şarkıları da yapmış. -Gurube çal, onu bir de iş eden bir alevildamarından gelen bir insan için mirasla sahiplendiği için, yani issani'nin mesajı daha darbik diye seslenmiştir. -Mahsunin de genç değil mi? -İsani mahsun yıkıyası daha öfkeliği docam. -Yani böyle hani böyle herkesi mesela aç şuradan bir domdom kurşunu dinleyelim. -Değil herkesin dinletebilirsiniz ama size issa açırdan bir ortalık arkasından, baltasını bile edildi dinleyelim falan denmez yani. -Yani issani doğrudan hedefi gösteriyordu, yani amacı gösteriyordu. -Yani issani, nasıl imsana bir programın müziye bir ürün müşahaliydi yani hani böyle bir zülüm var, sömür var. -Bunun çaresi de sos yazımanı şey diyor, yoksulluğu çiz çaresini de diyor ya, senden bir şarkısı yani o çağrı olacak yani. -Mahsunin de daha bir şikayet yolu olurudur. -Doğrudan sana çözümü göstermez mahsuninin müziği şiiri sözü. -Bir de hocam yine aynı dönemde biraz daha okumuş bir damardan gelen ve böyle batın müziğinin prensplilerini temele koyarak yine aynı muhalef, aynı sol çizgiyi koruyarak eserler üreten işte böyle dediğim gibi yine timurselçük, işte sen sel dağı dedim mesela sel dağı var işte ruhusu ve ruhsunun ardından yetişen birtakım isimler var falan hani bunlar biraz da bunlar da mı bahsedelim. -Bundan önce gene mahsuni bir şarkıyla analım, erim erim eryesin, yani gençler bilmiyor olabilir, bence en yani dinlemek istiyorlar. -Sen ne hadere mi yaptın? -Evet, ne ya doğrudan değil tabii ve bundan dolu ağır bir şekilde yargılan da işte işkence gördüğü falan bir şarkıdır. -O şarkının içinde 71 darbesinden sonra öldürülmüş bütün devrimici gençlerin ismini gizliyerek yani yeysin seni yılan çayan işte falan demiş ya sözlerde böyle bir şarkısı vardır hani onu da bir belgeselci kafasıyla hatırlatalım. -Hemen bir satır hocam onu da dinleyelim burada. -Yani sanki sevgilisine yazılmış gibi, aslında 71 olaylarına anlatan gençlerin, idamlarına anlatan böyle bir güzel bir şarkıdır yani etkileci bir şarkıdır. -Tutayım harka. -Yine benim başına konuşturduyorsunuz o zaman devam edin şeyden. -Hayır, bu ruhusu demursal acık dedirtmedin yani bana dördünce kez falan söylüyorum. -Ya ben sana iki program yapalım da nizet ya bu şeye sıkıştıramıyoruz anlatacağım diyoruz. -Ya bırakamadın gibi bir şey ahriyeli marşı, piyade, annemle marşı mi yani hâlâ. -Sen de içinde senin böyle bir milli demokratik devrimci şey var herhalde böyle babadan kalmı bir damar. -Şimdi ruhusu ya neden girmek istiyor çünkü programın geri kanını ruhusu konuşmak sonunda kalacağım bu sefer daha çok kızacaksın diye o yüzden. -Ben senin etkisi sahile getiririm sen başına. -Şöyle düşün, şimdi bir saatlik bir program yapıyorsun mesela 45 dakika, neyse böyle 20 dakikası geçmiş, sonra sen diyorsun bir de ruhusu vardı falan. -Tamam, program bitti zaten. -Çünkü hani bir de ruhusu da vardı falan diyemeyeceğimiz bir durum yani böyle söyle, bu işin zirvesi doğru ve kim ne ders edesin yani neredeyse işin yarısı yani. -Belki daha fazlası. -Yani ruhusunun bir opera sanatçısı olarak Türk halk müzik dediğimiz şeyin yani anadolu'nun kendi halk müzik dediğimiz şeyin doğrudan aslında okumuş eğitimli kitlileri taşınmasın noktasındaki başarası bile baştın başına bir bir kayıt yani onun üzerine bile uzun uzun konuşturabilir ama bir andan da. -Ben işte böyle halk müzikini çok seslileştirmek adına işte kurduğu korolardan tut da soğum müzikteki vokal geleneğinin kimyasını belirlemiş olmasına kadar yani ondan sonraki şeylerde erkek vokalilerden da kadın vokallerinde bile yani o işte Sümeyra'lları binden falan düşünsene. -Tek sesten çok sessiyle geçti. -Evet. Kadın vokallerde bile böyle bir vurgusuna kadar hani böyle bir ruhusu geleneğinin geliştiğini görüyoruz ama ilk elden aklıma gelip ve hani saymazsam olmaz diyeceğim misimler herhalde Rami Saltuk ve Saadık Gürbüz yani yeni nesiller Saadık Gürbüzü bek dizi oyuncusu olarak falan tanıyor ama. Saadık Gürbüz ve Rami Saltu hani bizim geleneğimiz açısından da bizim kendi öz çocukluğumuz geçtiğimiz açısından da çok büyük bir değer ve anlam var öyle mi? -Şimdi şöyle ruhusunun derlediği belki binlerce Türkü'den beslenmeyen hiçbiri yok yani bütün bundan sonra sayacakların hemen hemen hepsi ruhusunun Türkü derlemeleri ile bu müzik hayatına girmiş kişiler. Sadece yorum da değil onun seçtiği müziklerle, onu seçtiği Türklerle yani o yüzden biraz üzerinde duralım sonra geçelim yani öyle tanıtalım onu. Bir de albim kavramını getiren kişidir. Yani şimdi mesela ben gençlerden biriyle bu ruhusu dinleyen biriyle tanıştım 19 yaşında. -Gönlendim hocam. -Yok bu sefer mantırma da. Gönlenden çıkıyorum arası. -Hayır şey kültür başkendi gören yani. -Ya şimdi dinliyorum dedi ama alfabetik dinliyormuş internetlendir askere. Ya dedim bunları dedi böyle dinleme yani bu böyle dinlenmez. Bunlar albim olarak dinlenir. -İsa onun Almanya acıvatan albim. Sabahın sahibi var albimi. Şimdi gençlerde albim kavram yok ya. -Bir sultan albimi. -Böyle şey şey dinliyor onlar. Hani sıradan böyle seçmece falan internette. -Halbuki biz de şey dirdim hocam. Bir şarkı bittiği zaman hemen kulağın öbürür şarkının başlangıcını hatırlar. -Yani bütün herkes bence böyle dinlenmeli. Çünkü o dönemi anlayabilmen için ama rüyusunun albimleri zaten böyle hazırlanmış albimler. Böyle dinlenilmesi için. Çünkü mesela Almanya acıvatan da hani o insanların önce cephelere gönderilmesi. Sonra işte Almanya iş bulmaya gönderilmesi. En sonunda böyle dram alıtlar ve en sonunda da çarenin senin yani. Kurtuluşun nasıl olacağını gösteren son bir kapanışla. Ondan hepsi öyle hazırlanmış albimlerdir. Yani raskeli böyle yan yana gelmiş şarkılar falan değil. Mesela onun sabahın sahibi var albimi albimi olarak. -Mutuş albim. -Mutuş albimi. -Kürkiye devrimci hareketin tarihidir yani. Çünkü hani neyle başlar işte o kuvayi milliye deki o hikayelerle başlar karayılanlarla falan. Çünkü mirası şeye dayandırıyordu. Biliyorsun rüyusu. Karacı oğlana, kör oğluna, bir sultan abdala. Yani böyle birden bire çıkmış bir gelenek gibi değil yani köklere dayandırıyordu. Ne böyle başlar? Sonra 60 yılları gelir, 70 yılları gelir. İşte 71 mayısına doğru gider. Yani bir izlek vardır onu albimler. O yüzden baştan sonlandan karışık bir şekilde dinlediğin zaman ne mesaj verildiğini anlayamaz. Yani rüyusu albimlerine mümkün mertebe albim olarak dinlesinler. Yani baştan sona dinlesinler. Sırasıyla dinlesinler ya. En sevdiği rüyusu albim hangisi peki? Benim mi? Alman yağcı vatan. Bu bir sabahın sahibi var iki. El kapılarınızı. Zehibekler. El kapıları edildi mi albine de bir de? El kapıları. Alman yağcı vatan. Evet. Bir zehibekler mesela. Yani şöyle düşün. Bizim evler gibi yani. Bizim haannelerimiz gibi evlerde sol düşüncenin yayılmasını kaynakları öyle çok batıdan gelen kitaplar falan değil. Aslında hani düşünürsen biraz bunlar demesi. Akçalı. Çok doğru söylüyor. Akçalı, kel memet, demirici, meme, tefe, görü kalı, efe. Yani bunların bunların hikayelerle büyüyorsun ya. Bu bölgelerde. Batı anada oldu. Zehibekler albimle böyle bir albimdir. Şey çok iyi yansıtır. Yani o şey, geleneği bize de derler çekelim. Ben semanları severim hocam. Ben semanlar albimle de çok iyi. Ya şeyleri de çok iyidir onu. Pizsultan Abdal Karacı olan. Evet evet. O uyuruyken uyardılar. Yani bunların hepsi yani ne bilim sıraya koyamayayım. Şey bile an karının taşına bak albimdir mesela severim ben. Evet ama o şey biraz derleme o. Bazı kayıtlardan derleme. Bu biraz önceki saydıklarımız baya oturup kurgulamış. Yani giriş gelişme sonuç var yani. Çünkü baştan bir şey hocam. Abdal Karacı hangiyi arbimle yatırıyom? Sanki an karının taşına bak. Çocuklar, balıklar değil mi? Ha evet. Öyle bir şey vardı. Çocuklar, göçler ve balıklar, balıklar, doğru doğru. Ve şiiri de tanıtan mesela. Nazımı da tanıtan ruyusudur. Doğru. Onun kadınlarımız şiirine onun kuayi miliye desta alını. Yani tanıtan olur. Tabii daha sonra ki nisiler daha çok Ahmet Kayı yorumlarından falan biliyorlar bunları. Ama şey kaynakken ruyusudur yani hani. Çünkü Nazım bestelemek zordur. Biliyorsun. Yani müzişis yanına en kaçındığı şairlerden biridir Nazım. Yani ruyusu herhalde bunun en başarılı yorumcularının başında gelir diye düşünüyorum. Her ne kadar çoğunu besteleme bir şiir olarak okumuşsa da. Müzik işinde. Yani en iyi Nazım yorumcularından biriydi yani. Hocam o kadar böyle ruyusudan bahsedesin varmış ki. Sen şimdi bahseddikçe böyle kulağımın içinde. Onunla böyle satıma görmemiş o davudi sesi yankılarını istersen bir satırda ruyusu dinleyelim ama ne dinleyelim? El kapıların da şey dinleyelim. Aydıvar, bedir, bedir, yelesel, ılgı tılgıt diye bir kapanış müziği vardır. Onu dinleyelim. Kapıların el kapıları. O onu dinleyelim, el kapıları. Tamam. Bir satır onu dinleyelim hemen. El kapıları da göreyim, kapıları. Hocam ruyusu başka diyorum. Yani sen hani ben mesela rami saldık ve sadece birbirisi de çok severim ama yani ruyusu. Onlar zaten hiçbir zaman biz ruyusu sayesinde bu işi girdik diye bunu reddetmiş kişiler diler her zaman onu saygıyla izinden yoruluklarını söylemişler ama. Hocam rami saldık ve sağlıklıyoruz. Sözünü unutma. Bizim hayatta ilk para kazandığımız işlerden de biri diraire zamandım. Bunu hatırlatacak ama sen zaten hatırlatırsın iş. Aayelerine bizzak para kazandı. Biz de ekmek yedik zamanı. Ya şöyle söyleyelim bu kasetler pek bululmuyordu. Tabii biz on iki elli sonrası kuşak olduğumuz için yani birkaç nedenlendendoluyo. Unutulmaları, yasaklanmalar, yakılmaları, korku din bunları dinlemek cesare tişiydi. Aileler uyarır, öğretmen yakaladamı disipline gidersin. Yani cebinde bunların kasetleriyle dolaşmak yani şöyle düşün. -Balık cebinde das kapital yani. -Yani tabii şimdi bak balık esirde bir şey yol gönderiler, bir satran şurluması gibi bir şey. Ben bir rami saldık kaseti buldum orada. Ya kalmış kasetçine. Vardır ya böyle bunun olmuş bir yanlar falan. Ya bizi götüren beden eğitimi öğretmen de MEP'li falan bir öğretmen de. Bil olsun beden eğitimciler genelde nereden söyledir? Beden eğitimli önem verdi işin herhalde. Komando, komando. -Komando kaplarından kalmak yapmak yapmak yapmak yapmak. -Komandan diplamalıydı ya. Neyse hocam dedim bir kaset var, dinleyebilir miyiz yolda? Ya o kolyo oluyor, şey dinleyebiliriz. Benden rami saldık artık zaten gelmiş kırk beş elli yaşına bu saatten sonra onun kaseti dinle ne olacak falan diyorum. -Nasıl edeyi koyduk abi? Değerli sanz var. -Sosyalist ya haklısı. Beni baskınlar götürür. Geri ile'nın şahdamarı halkı var. İlk cümle var tamam mı? Ahmet Arifindir sözleri vardı. Ahmet Arif'in hassetinden prangalar eskittimi almadı bazı şiirleri var. Ya o kitapta olmayan herkes diyebilir ya. Sadece bunlar var yani. Hayır onu almadı bazı şiirleri var. Bunlardan beslenmiş bunlar. Daha böyle tın tın bu baştığı gerillemleri evahtedir. Tamam bizim şeyde gitti ya. Turuma da gitti. O haydi bir şey de katatta gitti. Kasette gitti, evimizde bittik bana ya. Ben öyle şey falan al elmayı da aldan al falan onları söylüyor da ya. -Böyle şeyler çıktı. -Böyle gözle büyük güzela düşündüm. Tamam onlar falan işte böyle karacı olanlar falan. Bıraktık böyle bir başladı. Tamam buraya kadarmış. Yani ödünsüz bir sanatçıdır kendisi selam olsun o anlamda. Onlar zaten Ruyus'un izine gitti ama tabii sağlık kürbüzün müziği biraz daha değişik. -Değil mi? -Değil mi? -Değil mi? -Değil mi? Daha böyle duygulara daha geniş şeylere itib eder. Sesi daha farklı. Bence arada kaynamış biridir yani o dönemin nasıl değilim politik coşkusu içinde. Çünkü insan içindeki o nasıl değilim acılara pişmanlıklara da ilen nadir sanatçılardan bir biliyorsun. -Şimdi sol gözlingelenin de seksen öncesi özellikle hani yılgınlık yoktur, direniş vardır yani. -Tabii. -Tabii. Yani o devrimci coşku çalının içinde biraz daha kıyıda köşede kaldığı düşünülen, biraz daha marginal kabul edilen başka şairlerin şiirlerini de beslermişti. Emer yokçeler falan filan böyle. O şey bugün görüş günümüz mesela falan o. -Evet. -Emer yokça şair değil mi o? -Galiba öyle olması lazım. Şey var bir de arkadaş özgür'ün gölük ucaklayıp getirdim sana, bomba açılırsın. Sonmuşsun, benzin saranmış falan öyle bir şair var. -Burada aptal şarkının bir de şey yorumu var. -Sağdık gürümüz yorumu var. -Ama kendi rüyusu'dan alın mı o? -Evet evet ama şeye ne rüyusu. -Daha semfonik bir şey o. -Tabii. Yani seni daha tek lüze bir şey. Rüyusu sazdan başka bir instrument kullanmadı. Yani çok sessili, koroda kullandı. Sazdan hiç ödün vermedi ama sağdık gürbüs. Sene onlar farklı instrumentları da devreye soktular. O da bir şey de çok zor bir şey di yani. -Sazın terki. Yeni nesil belki bunu anlamakta zorlanır ama biz zamanlar saz dışında bir şey çalmak. -Sol camia mı diyelim ne diyelim? Cenah mı diyelim? -Evet evet. -Ane böyle dışlanmana sebef oluyordu mesela. -Bunu şey çok iyi anlılık. -Yanlılık sayılırdı yani. -Anılların da Cem Karıca çok bundan dert yapmıştır yani. -Elektörü gider çaldıklar için baştan böyle kendilerin kabul ettirmeleri bir beş olsana sürülü olur. -Bu arada tabii şey de mesela Rami Salton'un ilk arbimlerinde de sadece saz var. Sonu da da barıştık. -Bak o da unutuldu. -Evet doğru. -Ağlama o şey değil yani. O bugün kısa saplı değil. Bunlar divan sızıç alardı. Yeni nesil divan sızı görmüş müdür bilmiyorum. Ya da duymuş olur. -Bunlar aklımıza gelen bugün ki sazlar değil. Onu sen daha iyi anlatırsın. Benden kara düzen denirli değil mi o eski? -Evet. Beşka bir akortla çalınan daha uzun saplı. -Dakesef onları da bugün ki bağlamaya çalışıyorlar olmuyor. -O dağlarına bahar gelmiş memleketimi falan var ya olmuyor yani. -Tabii çünkü şöyle bir şey var canım. Yani divan sızıyla yani bugün ki işte bu yani Alevi değiştirdiğini çalın. -Bu niyetle tasarlanan kısa kısa bağlama arasında çok ciddi bir tel boyu farkı var. Yani o tel boyu farkını yarattığı ses dünyası, o ses kimliği. -Tabii çok hani böyle şey. Makiikaten bir divan sızını duyduğunuz zaman gerçekten şüpheye yer bırakmaz yani. -Bir bağlama sesimi dedirtmez. Yani bu bizim o tabii saz şairleri yani o işte insaneler misaneler onlardan gelen de bir şey o uzun sap saz çalmak. -Sen bağlama yoktu zaten ya. Faz öyle. -Yoktu evet yoktu. -O biraz yani çok şeyle anacağım adını yani böyle büyük bir saygıyla yürümetle. Biraz hasret bir tekinin sanırım yaygınlaştı. -Tabii. Çok büyük bir etkisi var tabii. -Yani ki yirmi üç yaşında mıydı? Öyleydi galiba yani öldünde. -Öldüğünde yirmi üç yaşında yirmi üç yaşında yirmi üç yaşında. -Yani yani o yani ilk albimini on dört on beş yaşında falan yayınladı diye attırlıyorum. Muazzam gelecek vadeden. -Tabii. -Yani uysu udan sonra falan ki kuşaklar arasın en iyileri seviyede temsil edecek kişiydi ama işte gene bilmeyenler için söyleyelim. Sivas facihası arasına kaybettiklerimizden beri. Yani çok genç yöldü. -Sivas facihası da demeyeceğim. Sanki şeymiş gibi yani. -Tabii. Yani herhalde yani onu ne demek sizin zaten herkes anlıyordur. -Bazen kendimi böyle durmaya çalışıyorum yoksa konuşacağım. -Öfkeleriyorsun değil mi? Ben de yapıyorum abi. -Eteceğim bir şey yapıyorum. -Tabii. -Ticada şimdi bunun yeri burası değil. -Burası değil ama yani lafı geçti de mesela asım Bezirci. Dünya bir daha bir asım Bezirci gelir mi abi? Dünya bir daha bir hastet gültekin gelir mi falan mı sen ve o kadar harcandaki bu insanların gencecik ömürleri, bu verimli hayatlara bilmemeleri falan filan. -De geçiştirerek yani göz göre göre. -Evet yani göz göre. -O yüzden çok iyi anlıyorum efkeni yani. -Ben bu sefer bir şarkı rica edeyim. Gene hastet gültekini bilmeyenler için kural arıcık olarak atlamış oluyoruz ama onun canın benim güzel oğlum. -Ölümden ölmekten değil korkumuz diye bence harika bir beses var. Yani o yaşında sanki geleceği görmüş gibi. -Evet çok öylemiş. -Yani onu da o şarkı ile analım isterim. -Evet evet bence de hastet gültekini de analım. -Şimdi hocam yani Sadık Bürbüz, Rahm Sağltuk, Ruyusu yine o dostlar korusu Ruyusu'nun lücuda getirdiği dostlar korusu oradan sümeyiraha falan filan gibi böyle çok önemli isimleri birer satırda olsa anmış olduk. -Sümeyiraya altını çizelim. Muhtemelen gelmiş geçmiş en iyisi seslerden biriydi ama ne yazık en çok unutulanlardan bir do. -Yani onun ayrıcı bir değerlendirmesi gereken bir sanatçın ses sanki. -O zaman bunda hocam dinleyicilerle de verelim bir sümeyiraha kaydı da dinleyici. -Evet yani çünkü çok böyle anadolu bir tok bir kadın sesi tar vardı. -İnanılmaz inandırıcı türkü yorumlaması vardı. -Ve o Ruyusu'daki o sırtıma görmemiş o kuvvetli ses. -Ya orada ne diyoruz? Davudi ses 70'lerde hani böyle vardı ve 80'lerden sonra kaybolup böyle biraz affederse ama göçük altında kalmış. -Böyle acıklı bir ses tarzıyla yer değiştirmeye başladı giderek. -Hocam neyi var? -Bimmiyorum ama Ruyusu'dan böyle ferhat tünçlere emekçilere kadar uzanan o hat boyunca gerçekten böyle volumlu çok ciddi bir düşiş var yani hani. -Mesela sadık gürbüz bana kadar sırrı Ruyusu'ya ses olarak daha yakın daha yumuşak olmakla birlikte ama mesela rahmi sağlıklığı sesi sadık gürbüzden tırnak içinde söylüyorum hani kusura bakmasın her kulağına giderse ve daha ağlarcasında bir ses gibi. -Bi de kadın sesleri de inceldi mesela ilkaya kadar falan ben dinlerken hani böyle bir gerçekten böyle üzülen ağlayan bir acaba bu politik yenilgiyle hedeflerin biraz da olmasıyle falan kararlılıktaki o düşüş vardır ya 80'in öncesi ve sorası. -Kararlıldığınızı düşsünmesiyle alakalı olduğunu zahit vermiyor mu? Muhakkak bir fırtına vuru bir yenilgi vuru izi taşıdı söyleni bir yani daha acıklı daha böyle nasıl diyeyim ağlara ağlayan haykıran böyle daha öfkesini yalvarırcasına bir ton da söyleyen bir şey var. -Yani orayı suyu düşünsene böyle dünyayı kısır uysun numurundan olur yani böyle. -Tabii. -Kale gibi bir ses. -Yani 80'in sonrasındaki şu örneye bakabilirsin. -Teodaraki şarkısı var ya oğula at diye bir çireyle büyüttüm oğlumu yemediğim yedirdim. Onun sen ne dinlemişikatta şimdi tamam hatırlamıyorum belki. -Ali asker komisyon var. -Ot dukorosu. -Bak onu ot dukorosundan dinle. -Ot dukorosu doğru. -79-78 herhalde o değil mi? 12-7 öncesi. Yani o da böyle kararlı, vurgulu ve Yunan versiyonunu daha yakın o. Yani daha orijinal versiyonu, o da çünkü böyle bir kararlılık var yani çocuk ölüyor ama hesabı sorulacaklar. Bir tane var geri dediyor. He böyle hızlı bir ritimle çalınıyor da kararlı bir ritimle. -Reyi, Reyi, Reyi, Reyi, Reyi, Reyi, Reyi, Reyi, Reyi, Reyi, Reyi, Reyi, Reyi, Reyi, Reyi, Reyi, Reyi, Reyi. Hızlı şeyle. Böyle makinalı bir şeyle yani bir devinimle. Fakat 80 soru sonu hani sanırım yorum söylemişti. -Evet, evet. Orada ağrılaşıyor şarkı, acıklı bir aile geliyor ve bazı müzikler vardır hani mesela Hababamsın'ın müziki de öyledir. O melihkibarın hızlı çalanı zaman neşe saçlar, ağrılaştırdığında hüzünlenirsin mesela aynı melodiyla. Onun da öyle bir olayı var ya o bestin. Onu böyle yavaş öskesi gitmiş, giriye sadece üzüntüsü kalmış. -Evet, yazık oldu çocuğa gibi. Hava var orada. O 80'ın öncesindeki şey veremiyor. Ya da vermiyor, neyse artık. Hocam, bu isimleri saydık dedim. Bir de bence artık yavaş yavaş biraz 70'lere geldiğimizi hani 50'lerin içindeki atta, 80'lerin sonunda doğru geldiğimizi. 70'le 2. yarısında olduğumuzu değil, varsayarak söylüyorum. Yani bilinen işte o dönemin müzisyenler için saydım hep işte Selda'lar, Timursel, Çukular. -Selda dönem var ya, Selda vacan her dönemde var ya bir şey gibi. -Evet, şimdi buçuk internet'ın muhtemelen bir anında var ya. -Gilerek yükselen bir özgürenle böyle bir şey hep var dediğin gibi. Bir de bahsedili mi yani, diyor da daha az bahsedilen mesela, Ali Asker dedi. Mesela Ali Asker biraz daha mesela, daha dev yolcu kanadın böyle hani özellikle böyle hani çok tuttuğu çok sevdiği bir isim olarak biraz daha böyle. -Sol içerisinde kendi marginalliğini koruyan bir isim. -Sol içinde de marginal yani. -Sol içinde de marginal yani yani hani. -Abi Ali Asker'i çok seviyorum diyoruz ama dev yolcu musun sen hani? -Bir onlar Ali Asker'in daha Ali Asker olduğu şarkıları da bir yol var. -Hadi böyle bir şey her nestle ölmedi daha falan. -Oradır, ondan bahsetti. -Tamam ne? -Bazsedeceğim o. -Ben onu dinlerken böyle elimde coğraf yatması, bak gitmişsin sen. -General giyaptan, nugiyen bimlem kime hangoladaki devrimciden ya bütün dünyaya anlatıyor ya. -Evet. -Enterizhan hoş bir şarkıları. -Ama şey gibi sonra yorumun öyle şarkısı var ya Antavalarında. -Ağıl evde bazı şarkısı var ya. -Bütün dünyayı gezayar. -Aman gerekiyordu. -Şimdi hocam. -Bahsedin misin gereken isimlerden, üç tane isim sayacağım. Bunlardan bir tanesi Ali Asker, Ali Asker'den bahsedelim. -Biri Şanar Yurda Tapan. -Evet. -Üç değil, dört isim sayacakmışım hocam. Biri ün ol, büyük gönanç. -Evet. -Biri de Hüsnü Arkan. -Tamam, yazıyorum bir yandan. -Hüsnü Arkan diyince şu an böyle hocam, bizi kulaklıklarında an ve arabalarında an dinleyen gitti de şöyle bir ses yükseldi. -Ağıl evde. -Yüküsnü Arkan mı? -Ne alakalı mı? -Bundan başlayalım o zaman ya. -Bundan başlayalım hocam. Ya sana ne ifadeydi? Ben önce sana sana sana sana. -Önce şu küçük parçayı bir dinleyelim hocam. -İşte bu dinlediğimiz Hüsnü Arkan'ın neden olduğunu bilmediğim bir şekilde hiçbir albimine almadı ama yıllardır yani 12 ödcesinden beri herhalde elden ele böyle çekmek kasetlerle bilmemlele falan çoğaltına. -Onu gelinler önce mi sonra bu tamamı kestiremiyorum ama? -Önce önce bunlar. -Bir albimden ev kaydı olduğunu tahmin ettiğimiz bir albimden kalma, partizan tanya, Nazım Hikmet'in ben de kitimle insan manzaraları kitabından partizan tanya şiirin böyle bir destan şekilde bestelenmiş versiyondan küçük bir bölümdü bu. Ve bizim için çok önemli bir şarkıdır bu ya. Biz bunu çok severiz. -Bence yapılmış en iyi Nazım yorumlarından biridir. Harika bir müzik, harika bir canlandırma, o dönemin tiyatral geleneği de var biliyorsunuz. -Evet, çok paraca da da çok vardır o. -Yaşatır yani sana olayları tonlamalarla muazzam bir bestedir ve bu albimdeki ki bu albimsen bir yerden bulmuştun. Biz de 14 yaşında falanlık herhalde bana diliyorum. -Ben bu albimlerden bulmuştum, söyleyeyim mi sana? Bu arada bana erol vermişti, erolaren. -Yani şimdi bandırmanın yetiştirdiği en önemli şairlerden biriydik kendisi, onda rahmetle anam öyle diyelim. -Kasedin bir tarafında, Hüsnü Arkan'ın bu şarkıları vardı. Hatta birkaç tane daha şarkısından bahsedelim. Partizan tanya vardı burada, İzmirli Teymen vardı. -Tepşehri'ni Kur'an kim krallar mı, kitaplar krallarına direktir azar? -Deşey vardır neydi? -Kanlı inciri kim, kim koydu soframıza vardı. -Diyar bakır, yıkacağız. -Diyar bakacak, dikkat alır, yıkılacak kalelerin, kızıl bayarak çekilecek yiyecek. -Yani saklanacak kadar var halbüm. -Evet, bir şey var ama sadece böyle boş próbaganında gibi değil yani, müzik olarak, mükemmel bir halbüm. Çok iyi besteler. Neden saklıyor, neden gizliyor, gerçekten bilmiyorum. -Yani kendisini tabii tanımıyorum, etmiyorum ama bir şekilde böyle bu programdan ona tanıdıklar, ulaşırsa vesaire. -Evet hocam, belki bizi dinleyenler arasında Hüsnü Arkan şah sen tanıyan birileri vardır. -Bu en azdan bu bölümü, kendisi dinletip bizim bu merakımızı gidermesi konusunda belki bir adama tarih Hüsnü Bey. -Yani şöyle de demiyoruz, hani 140-140 ki falan da bitti artık. Hani şöyle bir eleştiri ya da suçlamamız yok. Niye işte saklıyorsun lan? Niye? Bu kadar güzel besteleri, ne insanlardan saklanır? Yani insanların nasıl yani? -Evet. -Yani olmasına yüreğinizin verir. -Yani dinlemesi lazım insanların bunları. Yani oradaki mesajlar artık hani şudur, budur, onlar önemli ki. Zaten yinlesi bunlara bakmak. Yani müzik olarak toşsa değil mi yani? Çok iyi ki de ondan yapılmayacağım bir yerden. -Kışlarımız gömülünce karanlığı ha. -Bu arada şey de onun, hazirandı ölmek zor ve o albümde galiba o da. -Ondan emin değilim. -O albümde değil ama o da onun besi zaman hazır. -Yok albümde olup olmadığından emin değilim. -Ama bak şimdi mesela, hazirandı ölmek zor o kadar muazzam bir besteki, grupıyorum 90-40 yılının 90 yılına ben bandırmaya gelmişti. -Kapalsın. -Kapalsın. -Tabii. Orta okulan sen de varsınır mutlama. -Ben şimdi çok kalabalık olduğu için bin kişi falan. Şeyi hatırlıyor musun? Çocuğu usta bir o zaman. Konserimize başlamadan önce de de her hepinizle de kaybettiğimiz devrim şetleri için bir dakika saygı duruşan davet ediyoruz dedi. Tabii biz bilmiyorsa, devrim şetif falan ne diyor o zaman. Herkes ayağa kalkmaya başladı önlerden. Şimdi eski sinema salonlarını bilmeyenler için şöyle anlatayım. Eskiden sinema salonlarına da ahşap da oturman. Otuk takımları ve kalktınız zaman. -Ekotta atmayan bir şeyler var. -At diye şeye çarpar da. -Patya kadar hüsesle yani. -Böyle silah patlaması gibi. Ve şöyle düşünün yani dinleyenlerin kafasını canlandırmasını için söylüyorum. Bin kişi böyle, bin yüzlerce kişi sıra sıra böyle arkaya doğru bir akustik var. Kalkmaya başladı, bir görültü koptu. Faldır, faldır, faldır, faldır. Biz de on iki yaşında, biz onur dışlarınız yani küçücüz ya, on iki yaşında şimdi hatırlamıyorum. Hani de meralde saygılarışı böyle bir şey oluyormuş falan filan yani bu diye böyle bir şey etti. Bana hani böyle bir o ilk gerçek yani şey yorumdan bastım yani. -İvzik olsun. -İvzik olsun. -Nasıl yıcaz onlara hani? -Özgü işte o ilk ayak kayılırın işte. -İlilere, kalanın, ve teker. -Kahraman, ayak kayılır. -Aklınız ilk yani baş, ilk albünleri yapanlarla sözü de. Bunu herkes şey istedi. Yani istek şarkı gibi herkes hazıran dönmek zoru istedi ama sahne de onu söylemediler. Çünkü öyle her yerde her zaman söylenence bir şarkı. Çok genç ses aralı olan da bir şarkı. Bir de her kudası farklı bir mele, farklı bir müzik falan filan böyle çok zengin bir şey. Yani bence buradan şey seslenmiş de olalım üstüne arkana yani. Biz bu şarkıları dinlemek istiyoruz yani böyle kaçaklı bir şey yani. -Kaçaklı, küçük böyle kasetlerle bir mümkünlerle falan bir mümkün söylemektir. -Nalep istemiyorum öyle. -On iki evden beri kaçak kasetlerle dinliyor. -O sana getirdiğim o kaset beyaz bir kaset. Üstüne yazı falan yoktu gizli gizli şeyi örgütte kumada gibiydi. Arka yüzünde de Şanar yurda tapanın yeni dünya korusu vardı. Hatırlıyor musun? -Vurulan köpek böyle. -Bişeceğim, bu koru geleniyle dağıldı mı ya. -Tolansker, kavramı gitti. -Otlu korusu, fatsa çocuk korusu, dostlar korusu, ruysunun, bu yeni dünya korusu. -Konular saniyesi var docam, hatırlıyor musun? Ben sana bu kaseti getirdim zaman. -Biliyor musun bu koronun bütün elemanlarını öldürmüşler falan diye böyle. -Şeye sana öldürüyor. -O tabii, sen Ali Ekber Eren'in de bir konserde öldürüldüğün falan anlatıyordun. Sonra baktık, adam yaşıyormuş. Böyle şeyler o zaman oluyordu. Biliyorsun. Neşet Ertaş'ın öldü falan da söylemiyordu. -Ne kadar dünya çok yaşadı. -Teğer bir döncesi dünyaya anlatmamız mümkün değil. -Açmesef Neşet Ertaş yaşıyor mu diye bakamıyorsun yani. -Tabii. -Tabii, tabii. -Tabii birere de soramıyorsunuz. -Tabii, Ali Ekber Eren'e ne oldu? -Ee yani yaşıyor bu öldü mü? Çünkü biliyor, onların bir kısmı, yurt dışına, kaçtı bir kısmı, bimden nerede kaldı? Kimsenin kifselen de haberi. -Şu sen sonra bu kadar birini aldın mı? -Yazdığın zaman iki tane soru çıkıyor. Gençse evlime biraz yaşı geçkense öldü mü? Ya ben babamın on beş, yirmi yıl sonra karşılaştılar, arkadaşlarına çok şayit oldum. Bazıları tesadüfrem falan. -Yani yaşıyor muydun yani? -Birbirini öldürmüyorlar. -Yani gerçek şey. -Öldü mü? -Yani öyle çok karşılaştım ben ya. -Vay yaşıyormuş valla. -Hocam kötü bir haberim var sana. -Yani en heyecanlı yerinde, henüz alasker konuşmamışken. -Ve babanın alaskerli olan sevgisayız kocamış. -Onu anlatıp öyle bağlayalım, bence ikinci bölümü bırakalım. -Tamam ben cevap kısmıza olur. -Şimdi sen anlıyorsun Sersten. -Ben şöyle bilgi vereyim, benim babam çok çatık kaçlı bir adamda benim gülmez. -Gençliğime hiç gülmez. Şimdi biraz daha yaşlanıca tabi artık suyunu südüştü ama yani şöyle babamla vesikalık fotoğraf çektirmeye gidelim. -Böyle işte biraz gülümsem, kaçları çatmasana olur mu? -Falan hep pazarlık yapardı fotoğrafçi böyle fotoğraf şey derdi. -Böyle çekeceksin, çeke. -Şimdi böyle bir adam gibi. -Arnalsışı var zaten bu terminator da hani bir kerecik gül falan diyorlar. -Üçüncüsünde onun gülü ver. -Şimdi yine o yaşlardayız. -Şöyleyse bir falan en on dört dışında mıyım hatırlamıyor muyum yani? -Geldin, bu babamla tanışıyorum. -Beni köyde bir eve götürdü böyle tek katlı tatlısı köyünde böyle bir şeyde. -Bu tuhaşları falan arasında geceydik galiba tabi. -Bir böyle asık suratlı bir adam tek başına bahçede oturuyor. -Bir de böyle av tüfekleri falan var. -Şey var bahçede bir tane av köpeği var ama şey köpek demeye binşen canavar gibi bir şey yani. -Şunu parçalıyor falan. -Kimse bir şey mi herkese istiyor? -Babasından korkuyor mu hayvanlar? -Çalıyor mu? Çok ki barısı koymuşsun yani. -Gerçekten böyle eşler ağa gibi bir şey. -Ondan sonra zaten böyle ava falan da gidiyor böyle tüfekler falan her taraf. -Ve şey dinliyordu. -Ala asker dinliyordu. -Zaten başka bir şey dinlemiyordu hatırladığım kadarıyla. -Yani sürekli Ala asker. -Bir şey grup paralı severdi. -O da devyalıcı bir o da şimdi. -Ama grup baran tabii onun yanında çok ne diyeyim. -Tabii. -Şu Ala askeri böyle dinliyor ben tabii ilk defa. -Duyuyorum böyle bir şey. -Ne yok? -İşte halkı da örseliyor, beynini sarsan elektrik falan filan onu böyle bir şarkısı var ya. -Buyurun lakin zincir halkı böyle bak istiyorum. -Hocam bir dakika hemen şuraya alalım onu. -Tabı. -Bir de hocam hani vurgusu da öylen ama halkı da örseliyor. -Tabii. -Tabii mesela fera tuşlandı dinlilik onu. -Evet evet. -O şey vermiyor yani hani böyle korkmuyorsun onu dinle. -Fera tuş dinlerken korkmuyorsun ama Ala asker dinlerken gerçekten bunlar devrim yapsaymış. -Ne olurmuşsunuz diye şey korkmuştur yani onu dinleyenler yani. -Beyle bir sarsan elektrik. -Ya böyle doldu bir ses kararla bir adam. -Babası da zaten şiddedim gibi hiç gülmez asık suratlı şeviri. -Yazırım bir yere geldik ama bu bakamamışsın sonra olacak diye. -Hakketen bayağı ürmüştük yani. -Biri daha vardı galiba. -Ne aile de vardı galiba yandı. -O zaman tabii ne ailesiz olmaz ya. -Bizi zaten belli bir yaştan sonra ayrılık üniversite okuyabildiğinde bir şeyle ameliyatla yırdılar yani. -O zamana kadar hiç ayrılmamıştık yani. -Hatta annem benim annem Töre ile Nail'e tatlısıdık köyde keyifli para verir de evden gidin diye. -Yol paranızı vereyim gidin artık falan diye. -Çadır falan kurmuştuk bahçı yasılıyor. -Çadırlık oluyor. -Babanı korkusunda fazla eve yaklaşamıyorum. -Hocam yine bu şeyde kapatmadan önce bence ün ol büyük günen için şarkılarında analım. -Bunu bu program namanan birinci kısmı namanan. -Bence burada bitirelim onu. -Önümüzdeki programla yine konuşuruz. -Tamam. -İn ol büyük günencin çok önemli bir özelliği var bence. -Bütün bu besteciler yorumcular arasında. -Bestelediği, şairleri şiirleri. -Nazı bütün çok şiirini bestelemiştir o. -Çok ilginç, teatral ve nasıl diyeyim. -İnsan çok gözünde canlanan sesiyle, müziğiyle, kokusu ile insanın çok gözünde canlanan bastilleri vardır mesela. -Arabacı salih mesela. -Arabacı salihte bayağı bir at arabasının ritimiyle. -Tabii. -Arabı sesleriyle araba tekerlek dönüşüyor. -Atın kişinemesi. -Onların hepsini ekler yani müziğin içine kullanıyor. -Sonra şeyi düşünmesi ya. -Yapıyla yapıcılar var ya. -Yapıcılar, Türk'ü söylüyor. -Onu da inşaat şarkısı yani şiiri sananlar var. -Gerçekten inşaat yapılıyor falan diye. -O da Nazım'ın muazzam diye. -O Nazım hocam partiye yazdı inşaatsın. -Tabii partinin inşaatsından bahsetti. -Yani herkes kahraman ne dostlar ve faal her zaman. -Ama orada da böyle bir şeydir. -Yani hakikaten bir inşaat alımda geçiyormuş. -Tabii ikisi beraber şiir zaten sanat bu değil mi? -Yani çok şey diyorum. Ön ol büyük görencin kaydını diyorum. -Yani bir inşaat saasında başlar şarkı. -Yani böyle hakikaten harçı karasetsiz. -İşte malasitesi bilmemler falan. -Kişini itimler şeydir. Çek iç. -Evet evet şarkının itimler şeydir. -Yani çok eginç bir şekilde. -Tek bir albumle yani böyle yıllar, on yıllar öncesinden. -Hâlâ böyle o işte bizim o ama ne albüm. -Ne albüm? -Ne albüm? -Yani mesela yüz yıl oldu yüzünü görmeli. -Yani işte bakan bir şey yani. -Yani yavettim olmak o şarkı. -Ut girişiyle girerden solu uççalar ki. -Ut düşün yani sol müzik dedik ya. -Yani udun görünmesi herhalde gün ol büyük gönecek borçluyuz. -Fazı karşımıza çıkan bir şey değil. -Ut. -Şey çok severim hocam orada. -Dışarıda bahar geldik aracığım, bahar. -Japon balıkçısı. -Japon balıkçısı. -O da şeydir. -Çok tiyatıraldır orada da. -Evet evet. -Müzik böyle teknenin gidişini anlatır ya. -Evet evet evet. -Hareketini falan anlatır. -Ama Nazım'ın şiiri de öyle değil mi? -Hane çıkıyor, kayı, kiniyor, kayı, çıkıyor. -Kaa, iniyor, kaa falan. -Ne mi? -Devrilen bir atının sultanını. -Evet. -Şahlanan bir atabini yok. -Nazımda da var. -Onu çok iyi yakalamış bir. -Bestek yer bence. -O da belki hayattımı bilmiyorum. -Yani hayattes uzun emirler dileyelim. -Deyelim gibi yani. -Onun bir de şu şarkısı var. -Onu da söylüp kapatalım. -Yetmiş yedi yılında galiba. -CP buna bir seçim şarkısı ısmarlıyor. -O da mükemmel bir besle yapıyor. -Müjdemiz var dostlar. -Gözümüz aydın. -Sözleri de çok güzel. -Fakat fazla gelmiş şarkı. -Zul münişkence'nin yeri olmayan getirir. -Türkiye doğacak bizden falan. -Böyle çok iyi bir şarkı. -Internette var galiba. -Onu bulabilirler. -CP şey diyor ya. -Fazza iyi demişler. Yani sonra Şenay'ın o bütün dünya buna inansa. -Bimlemle olsa falan da öyle bir şarkı var ya. -Onu kabul ediyorlar yani. -Biz yani o şarkı mutlaka dinyanlar bulsunlar. -Günal büyüklüğün encin muazzam bir şarkı. -Hala da güncel. -Çağrısıyla evrensel, em yerel em evrensel. -Çok iyi bir şarkıdır. -Hocam gerçekten konuşmaya duymadığımız sohbet oldu. -Ultum enen dinyanlar için bu kadar eğlenceler geçmedi ama tıpkı şey gibi. -Memeterliğin geldiği kres bizim müzik bölümünde olduğu gibi. -Yani kendimizi kaybedip. -Böyle. -O da değil mi? -Gok, buralısını yapmış olur mu aslında? -Var gider bunu yapmış. -Kendi kendini konuşuyorlar. -Yani yine biraz öyle oldu ama maalesef bu iki bölümlik bir maceri alacak. -Çünkü daha hiç 12 yılı sonrasındaki şeyden bahsedemedik bile. -Hayatımızın böyle bir şeyin olması çok üzücü değil mi ya? -Bütün tarihler iyi sağdan önce, iyi sağdan sonra gibi yani. -Abi öyle en cinama döneceğim. -Yani şu 12 yılı öncesi cinama ya bak toplumsal sanat vesaire. -O 12 yılı sonrası. -İşte bağlı alkanlar vesaireler farklı bir her şey değişiyor yani. -Sinama da da değişiyor. -Çok ancı değil mi yani? -Böyle bir hayatımızın böyle bir kesintiye uğramış olması falan filan böyle düşündüm. -Bı zaman çıldıracak gibi oluyor. -Yani işte teolojik ömrüm var. -Oda 12 yılı denk gelmiş falan bir şey diyor bir yerde. -Ya işte şey diyorlar ya hani neden ulaş adını kullanılmıyorsun. -Geçenlerde bir karnemi buldum ben. -Okul karnemden bahsediyorum. -Üzerini töresivri oluyoruz diyor. -Yani resmi belgelerden bahsediyorum. -Yani mesela bir yarışmaya girmişim falan resmi yarışması. -Şiir yarışması neyse. -Töresivri oluyoruz yani her yerde. -Yani adamlar şeye korkmuşlar. -Yani ulaş adını sağ sola yazmaya o. -İşte jürürler binden de. -Tamam tamam. -Kuluyor neyse işte onlar. -Ya ben öyle söyledim zaman inanmıyorlar. -Ben ulaş diye bir adım olduğunu. -Hadi size de falan öğrendim diyorum artık hani artık unutulmuş o dönemler. -Başka mazile kalmış hikaye. -Giresmi belgelerde bile yok yani anladım. -Hocam bir de ben dün akşam bir şey yazıyordum da. -Bi böyle bir girip merak edip baktım. -Sıkıverdi bir 96.7'de kalkmış ya. -Ha öyle resmi olarak daha devam etmiş. -Seksen 5'de falan iğdamlar var daha ya. -On ini biraz daha. -Seksen 7 nedir ya? -Sürsene bak. -Hıdır ilyasın iğdamı. -Hıdır hastanlarını falan iğdam. -1985 falan. -Hani şimdi Turgut Özal'a liberal democracy falan diyorlar. -Halbuki o iğdamlar şeyde devam etti. -Özal. -Başka kankan. -Onun da ona iyile yani. -Onu da iyile. -Hadi herhalde ben bunu şey diyanlıyorum. -Evren Cumhurbaşkanlığı görevi bitince. -Artık yeni gelen Sevgi Cumhurbaşkanlığı ile. -Mı sıkıveridim sonra anladılar. -Anlamadım ya. -Yedip ben 9.9'da geldi Özal. -Ben mi yanlışım? -Evren seksen 2'de Cumhurbaşkanlığı. -Onun seksen 9'da bıraktı. -Özal seksen 9'da geldi. -Ben o dönemesi ana okuldaydım. -Hadi diyecekler ki şimdi ana okulu mu hatırlıyor mu? -Hani şimdi tavşan kardeş, kurba kardeş şarkıları öğretiriyor ya ana okulda. -Bize öğretin ki şarkı Türklerin gemisi kırmızı direkli. -Dişmanın gemisi mavi direkli. -İçindeki askerler işte tavşan yürekli. -Bunların askeri maşı öğretiyorlar. -Vallahi ben bir tane tatil kitabı aldım saftan. -İçinde kena nevrenin meziyetleri, kena nevrenin hayatı, kena nevrenin şiirler. -Bir daha yaz tatiline çıkmışım. -Hâlâ kena nevrenin ağzımın içinde bilmem. -1980'a 3-4'dan bilmiyordum. -Ben yukumdan yukuranız biz kena nevren ülkemizi kurtardı. -İk ünültümüz buydu bizim. -Biz Atatürk falan biz doğradan kena nevren öğrenek başladık. -Neşe bu garip geliyor tabii hani şimdi anlattınız zaman. -Ama ben o dönemleri yaşayan birkaç arkadaşımada sordum. -Ya ben böyle ben mi böyle hatırlıyorum? -Böyle mi de yok öyleydi dediler. -Hocam bakkallarda kena nevren etsin dedi abi. -Ne yapıyorsun? -Atlısıda kahvede fahari araya asmayanı zaten nasıl asmayacak? -Bir de şey kena nevren ve meygekanı tamamı. -Evet. -Tabıda da böyle öbür generaller amacım. -Sülaşım, yirmi ilk tavşan zili. -Böyle onlar böyle bir sürü adamdı. -Hocam inşallah gerçekten de böyle cennet cennem bilmem de böyle şeyler vardır. -Dee inşallah tüm kalbimi diliyorum. -Cennem de Ceyceri yanıyordur yani. -Bütün meygeka olarak mı söylüyorsun? (Gülüyor) (Gülüyor) (Gülüyor) -Cennem. (Gülüyor) -Yani evde bir tanesi de biliyorsun boğularak öldü. -Ali el verdi boğularak. -Ali el verdi, su içerken bine hem de yani. -Genizlerin idamını olaylayan şeyde. -Ya şunu söyle bir dakika kapatacağım ona uzattık ama bak. -Ali el verdiğinde bir kitabı var. -Bu vatana kast sevenler diye. -Onu da lise de okudum. -Ya ne olur bulursanız okuyun. -Saaflarla falan. -Bu kadar böyle saçma sapan bir kitap. -Ya Türkiye ikimler nasıl yönetmiş? -Şimdi İlan Selçuk Moskova'ya gitmiş. -Lenin mezarına çelenkni çiçek mi ne bir şey koymuş? -Adam ne yazıyor biliyor musun? -Bulağım diyor. -Sen oraya atına bir kere dedenim diyor. -Mezarına gidip de de bir kulu bir el ama okudum mu diyor? -Gidiyorsun döllerinin mezarına çiçek koyun. -Bir de Ceyazmış. -Bunların bir de diyor lideri vardı diyor. -Çeguva ver ama ne yediriyor? -Brezilya mı ne? -Orlarda bir yerde geberdiriyor. -Ya aynen böyle ya. -Yani bu kadar böyle. -Bu adamlar böyle kahve muhabbeti gibi. -Bir de şey nerede oldu da belli diyor. -Brezilya mı ne orlarda bir yer? -Ya böyle o kırkken ya dedim. -Bunlar mı dedim karar vermiş. -Bu insanlara ne ölümüne yani. -Onun bir acı bak kendimi yazda askerleri mi yazdır da onu bile bilemez. -Yani ortak uçucu yazsa yazar yani aynısını daha isini yazar öyle değil mi ya. -Bu kadar böyle. -Neyse hocam alevleri bol olsun. -Niye diliyorum yani bu kadar? -Neyse. -Bu olarak ölmesiyle enteresan bir şeydir doğru. -Hocam neyse biliyorsun yine aynı mesajı yeniliği yine diyelim. -Dünya'daki bütün saraylar geçicidir. -Bir dünyadaki bütün saraylar müze olmak. -İler de müze olmak üzere tasarlanır. -Evet, bu ayadır şeyleri almamıştık ya saraylarım. -Bir saltanat sonlu değildir çavşes konunun saltanatlı dahil olmak üzere. -Evet. -Ama dert salmıyorlar maeriyar. -Ne o ne öyle olur? -Yani her kuşakta gene ders şey de almıyorlar ya. -Hocam ders de nesirlen nesil aktarılabilen bir şey diki yani. -Evet o kötü. -Birik mi yani? -Yani babandan dedenden duydun bir kulağından giri bir kulağından çıkıyor ne olacak yani. -Bir sonraki bölümde sağ kalırsak. -Bana bir şey olmaz da türeyi tutuk diye böyle la, türeyi tutuk. -Sen rahatsız. -Sen nasılsa, şu an bir şeyin kafağı var ya. -İngiltere ya oradan rahat rahat konuşuyor. -Bir de beni de sıkıştırıyor. -Sen bu konuda ne düşüyorsun? -60 kapağı şeyleri bir ülkesi de. -Neyse türeyi tutuklarlarsa ben Mehmet Ali'yle devam ederim nasılsı. -Onun artık. -Vardık son sınırına dayandı yani. -Onun başını daha fazla gelecek bir şey kalmadı dünyada. -Evet. -On da devam ederim bir süre. -Sen çıkana kadar. -Van hocam son olarak söylemek istediğim bir şey. -Yak dinleyicilere senanlarımı iletiyorum. -Haftaya yani on beş gün sonra oluyor değil mi? -On beş gün sonra devamını bu programı getirelim. -Bir sonraki bölümde yine sol müzik muhabbetimize kaldığımız yerden devam edeceğiz. -Yine gençlik anılarımızla bezedeyiz bir Türkiye tariye turu yapacağız. -Hepinize dinlediğiniz için sabır için teşekkür ederiz. -Zalimler için yaşasın cehennem diyoruz ve müzik. (Gerilim müziği)

Podcast Summary

Key Points:

  1. Sol müziğin Türkiye'deki kökenleri, özellikle TİP ve TKP geleneği ile 1960'lardaki siyasi mitinglerdeki müzik kullanımına dayanır.
  2. İlk politik marşlar, 27 Mayıs döneminde ordu marşlarının sözlerinin değiştirilmesiyle ortaya çıkmıştır (örneğin, "Güneş Doğdu" ve "Hey Dev Gençli" marşları).
  3. İhsani ve Mahsuni gibi âşıklar, geleneksel halk müziğini siyasi mesajlarla birleştirerek bu türün öncü isimleri olmuştur.
  4. Ruhi Su, Türk halk müziğini çok sesli hale getirerek ve albüm konseptini getirerek sol müzik geleneğine büyük katkı sağlamıştır.
  5. Zaman içinde marşların sözlerindeki değişimler (örneğin, "faşist" kelimesinin eklenmesi), toplumsal ve siyasi dönüşümleri yansıtmaktadır.

Summary:

Konuşma, Türkiye'deki sol müziğin kökenlerini, gelişimini ve önemli temsilcilerini tartışmaktadır. Sol müzik, 1960'larda TİP ve TKP'nin siyasi mitinglerinde kullanılan müziklerle başlamış, ilk politik marşlar ise 27 Mayıs döneminde mevcut ordu marşlarının sözlerinin değiştirilmesiyle oluşturulmuştur. Örneğin, "Güneş Doğdu" ve "Hey Dev Gençli" marşları bu sürecin ürünleridir ve zamanla sözleri değişerek toplumsal dönüşümleri yansıtmıştır.

İhsani ve Mahsuni gibi âşıklar, geleneksel Anadolu müziğini doğrudan siyasi mesajlarla birleştirerek bu türün öncüleri olmuşlardır. Ruhi Su ise Türk halk müziğini çok sesli hale getirerek, albüm konseptini yerleştirerek ve birçok müzisyeni etkileyerek sol müzik geleneğinde kalıcı bir iz bırakmıştır. Tartışma, bu müzik türünün isimlendirme sorunundan, marşların evrimine ve farklı sanatçıların katkılarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.

FAQs

Sol müzik, siyasi mesajı olan ve genellikle sol ideolojiyi temsil eden müzik türüdür. 'Özgün müzik' ise bu türü tanımlamak için kullanılan alternatif bir isimlendirmedir, çünkü net bir müzik türü olarak sınıflandırılamaz.

Türkiye'de sol müzik, 1960'larda TİP ve TKP geleneğiyle başlamıştır. Siyasi toplantı ve mitinglerde müzik çalınması geleneği bu dönemde ortaya çıkmıştır.

Gündoğdu Marşı'nın orijinali milliyetçi bir ordu marşıyken, sol gruplar tarafından sözleri değiştirilerek politik bir marşa dönüştürülmüştür. Örneğin, Grup Yorum'un versiyonunda 'faşist' gibi ifadeler eklenmiştir.

İhsani, doğrudan politik mesajlar veren ve propaganda içeren şarkılarıyla öne çıkmıştır. Mahsuni ise daha lirik ve şikayet odaklı eserler üretmiş, geleneksel müziği sol çizgiyle harmanlamıştır.

Ruhi Su, Türk halk müziğini çok seslileştirerek eğitimli kitlelere taşımıştır. Korolar kurmuş, albüm kavramını getirmiş ve vokal geleneğini şekillendirmiştir.

Devrimci marşların sözleri, siyasi dönüşümlere paralel olarak değişmiştir. Örneğin, ordu marşları sol gruplar tarafından yeniden yorumlanmış ve toplumsal değişimi yansıtacak şekilde uyarlanmıştır.

Chat with AI

Loading...

Pro features

Go deeper with this episode

Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.