Go back

Eylem Demir Şentürk: Basel’de Ebeveynlik | Expat Parenting & Cultural Adaptation | E008

100m 32s

Eylem Demir Şentürk: Basel’de Ebeveynlik | Expat Parenting & Cultural Adaptation | E008

Podcast konuğu Eylem Demir Şantürk, İsviçre'de yaşayan bir göçmen, anne ve kişisel gelişim danışmanıdır. 12 yaşında İsviçre'ye göç etmiş ve çocukluğu Türkiye içinde sürekli yer değiştirmekle geçmiştir. Bu deneyim, psikolojik esnekliğini artırsa da köklenememe hissine yol açmış; bu nedenle kendi çocuklarının sabit bir yerde büyümesini sağlamıştır. İsviçre eğitim sistemi hakkında bilgiler paylaşmıştır: anaokulu dört yaşında zorunludur ve ücretsiz devlet okullarında çocuklar erken yaşta öz-bakım ve bireysellik odaklı davranışlar (örneğin, fiziksel mesafe, izin alarak temas) öğrenir. Ortaokula geçiş, akademik notların yanı sıra öğretmenlerin davranış, düzen ve sosyal uyuma dayalı "kanaat notu" ile belirlenir, bu sistem avantajlar sağlasa da bazı çocuklar için dezavantaj yaratabilir. İsviçre'nin 26 kantonunda coğrafi komşularına (Fransa, Almanya, İtalya) göre kültürel ve eğitimsel farklılıklar bulunsa da temel bireyci ve öz-yeterlik odaklı yapı genel olarak korunmaktadır.

Transcription

11947 Words, 82597 Characters

Turkish
Merhaba ağlar. Global ebeveynlik pusulası podcastine hoş geldiniz. Ben Kıllik Psikolop, Çalatuba, Selveroğlu. Bu programda göç eden ebeveynlerin hikayelerine, çocukların yaşadığı zorlukları ve dünya vatandaşı yetiştirmeyi puçlarını konuşacağız. Hazırsanız, ilhamreci sohbetimize başlayalım. Merhaba ağlar. Global ebeveynlik pusulası podcastinin 8. bölümüne hoş geldiniz. Bu bölümde birazcık soğuk bir yere gidiyoruz. Ben insanlarını, yaşam şartlarını, karitesini orada var olan iklimi çok seviyorum. İklimi ne kadar soğuk olursa olsun, yaşam iklimi çok sıcak bir yer. İsviçre, İsviçre, bazerden eylem demir, şantürk, bizimle hoş geldin eylem. Nasılsın? Hoş bulduk sağlayacağım. Çok iyi. Çok mutluyorum. Seninle buluştuğumuz için. Ben de çok heyecanlayım. Senin yoğun programını, koşturmaların içinde bulunduğun dünyayı, hayatı kurtarmaya dair yaptığın eylem planın içine ismin gibi eylem planın içine, bizi de sıkıştırabildiğin programına yer verdiğinde çok teşekkür ederim tekrardan. Ben sana teşekkür ediyor. Böyle bir imkanı sunduğun için ve böyle bir platformda kendi tecrübelerimi de paylaşabileceğim için. Çok teşekkür ediyorum sana. Rica ederim. Eylem benim meslektaşım sevgili dinleyen ama benim meslektaşım dersen bence eylemi haksızlık etmiş olurum. Eylemin böyle gerçekten kolunda birçok insanda olmayan bilezik, bakış açısı, kendini geliştiren bir vizyon. O yüzden önce bir eylemi tanıyalım isterim. Eylem demir, şantürk kimdir? Bize birazcık kendinden bahseder misin? Teşekkür ederim. Evet, bu soruyu bana. İsviçre'de dünyadaki birçok ülkeden gelen ilaç sektöründe, sağlık sektörüne çalışan insanlarda sorduğu zaman kendimi şöyle tanıtıyorum. Diorum ki eylemin anlamını bir keleye anlatıyorum. Eylem ne demek? Eylem hareket, aksiyon ve sürekli bir şeyleri değiştirmek, güzelleştirmek isteyen birisi olarak kendimi tanıyorum. Eylem. Ve gerçekten böyle biriyim. Yani adımı benim babam bana verdiği zaman aslında kendine güvenen haksızlıklara karşı duran kendi hakkını savuna bilen ve başka insanlarının hakkını savuna bilen bir kadın, bir genç kız, bir kadın olmam için bu ismi vermiş. Sonra deviri anlatıyorum, deviri diyorum ki işte Türkçe'de de çok güçlü ayakta durabilen çok epsikolojik esnekliği, çok güçlü olan çok güçlü topraklardan gelen, o topraklardan gelen kadını da reprezente eden birisi yap. Çantürk de diyorum ki eşimin soyisimi mutlu, neşeli, sürekli gülümseyen girdiyor ortama, güneş, taçan, güzellik veren birisi. Ve bu iç isim aslında, hem kendi ön ismin ve ikisi o ismin. Tamamen beni tanıtıyor. Ve gerçekten bunu anlattığımız zaman insanlar gülümsemeye başlıyorlar. Takkaya atmaya başlıyorlar. Sanayanlar, evet gerçekten böyle birisi. Tanımayanlar, iyi ki senin tanıdık işte evet, bu yönlerini görüyoruz diyorlar. İsmim haricinde anneyeyim, iki tane çocuğum var. 14 yaşında oğlum, 13 yaşındık, kızın var. İlk mesleğim bankacılık, bankacılıktan ilersektörüne geçtim 22 sene ilersektörüne çalıştım isirçede. Ve beş yıl önce kendi şirketimi kurdum. Women on stage, kadınlar sahneede adal tunda. Ve kadınlara kar yer dalışmanlığı, kişiler gelişim dalışmanlığı yapıyorum. Bununla birlikte çocukların küçükken kişiler gelişim dal, kendimizkoloji eğitimi aldım. Kendimi bu alanda geliştim. Geliştirmeye devam ediyorum. Çünkü kişisel gelişim gerçekten bir ömür boyu devam eden bir şey. Kendimi geliştirir, kendi çocuklarımı da destek olmayı çalışıyorum. Kendini geliştirmelere açısından tabii ki destek verdim. Kadınlara da. Bunun ağrıcında ne anlatabilirim? 35 yıldır isişe de yaşıyorum. 12 yaşında isişeye göç ettim. Benim de bir göç hikayen var. 35 yıldır isişe de hayatımı devam ettiriyorum. Bakalım daha da ne kadar gidecek isişe deki yaşam. Şahane oldu. Benim için eylem aslında eylemem bendeki karşıldı. Bir yandan da aktivist bir kadın. Böyle birçok insan etrafında durup var olan sorunlarla ilgili söylenirken eylem söylenmeyip tam da ismi gibi hareketi geçen birisi. Bir şeyleri değiştirmek, dönüştürmek için insanlar şey daya böyle bir. Benim de çok fazla bir gücüm yok. Ya ne yapabilirim ki? Ben sadece bir vatandaş olarak. Sadece bir kadın olarak. Hayattaki kimliğim ve rollerim ve ne yapabilirim ki diyor. Eylem ne yapabilirim? Eyleme geçen bir yerde. O yüzden o anlattıkça ben bir anlamda gururla dinliyorum. 12 yaşında göç eden bir eylemden bahsettin. Birliğim kadarıyla yanındıyorsam düzelt. Senin ailenin köklerinde de göç var. O sen 12 yaşında göç etmeden senin ailen de aslında bir yerlerden göç etmiş. Hem onların göç sürece, hem senin göç sürecinden birazcık bahsettirmisinizlere. Tabii ki. Evet. Yani bizim annet tarafımında, babada tarafımında sürekli göç ettiği ve 1800'lere kadar aslında 1800'ların ortalarına kadar sürekli göç ettikleri geçmiş var. 1800'lerde sonuçta karaman var. Karaman var. Köylerine yerleşiyorlar ve daha sonra babam sürekli göç etmeye başlıyor. Yani benim çocukluğun sürekli göçle Türkiye içerisinde göçle yani çocukluğumu öyle hatırlıyorum. Her hınırfımı başka bir şehirde okuduk, ilk okuldukçağlarımda ve ortak okulduğu yıllarımda bir tek bir beş yıllık bir yer bakışta sabit kalmıştığımız var. Onun halicinde her yıl gerçekten başka şehirlerde, yeni arkadaşlar, yeni evler ve yeni ortamlar. Bir şehirin içinde de yani yaşadığımız bir rengrin ya da bir ilçenin içerisinde de bir yıl içerisinde belki 45 tane ev değiştirmişizdir. Neden bilemiyorum. Ama o göç hayatı aslında benim kafamda hep böyle bir şey. Ben ileride büyürsem işte ailem olursa sabit bir yerde kalacağım. Çocuklarımın bu göç recini yaşamasını istemiyorum diye bir şey oluştu ben de çünkü bir taraftan güzel bir şeyken göç, yeni insanlara tanışmak, yeni ortamlara girmek ve bu benim psikolojik esnekliğimi şimdi görüyorum, yetişkim yaşlarda görüyorum ki acayip güçlendirmiş. Çünkü yeni ortamları adapta olabilmek yeni çözümler üretebilmek tekrar ve tekrar yeni insanlarla tanışıp onlarla güzel ilişkiler kurabilmek. Bu göç hikayelerinden aldığım, güzel taraflar. Ama diğer taraftan bir yere köklenememek bir yere ait olamamak. Bir yerde anılar uzun madeli uzun süreçli anılar biriktirememek ya da arkadaşlıklar, dostluklar biriktirememek. Bu beni tabii ki hayatında hep üzüldü ve zaman zamanda yıprattı. O yüzden çocuklarımın anne olduğum zaman anne olmadan önce eşimli birlikte oturup biz bir yere yerleşince gerçekten çocuklar büyüye ne kadar ve kendileri özgür iradileriyle o ortamdan kopmak isteyecek zamanı gelene kadar bir yerde kalmayı düşünelim planlayalım. Ne dersin? eşim ve sağ olsun aynı şekilde düşünüyordu. Çünkü onun da geçmişi de göç hikayeleri var. Onunla birlikte böyle bir karar alıp sonra eğlendikten sonra bir yer yerleştik. İsvişe de çok küçük bazı 20 dakika mesafede olan çok küçük bir köye ve 20 yıldırda burada hayatımız devam ediyoruz. Çocuklarımız şu an yaşadığımız evde oldular. Bu köyde dün okul hayatlarına devam ediyorlar. O yüzden yani çok mutlular. Ben biz de aile olarak anne bu olarak çok göz boyçadan. Ay süper. Aslında senin on iki yaşında göçle başlayan hikayen ve sürekli mobil olma halinin sana göre köklenememek ama ben onu bir artık daha farklı bakıyorum aslında. İnsanlar değişime çok hızlı adaptı oldukları için bulundukları yerde çok hızlı tüm ucuklanabiliyorlar. Yani aslında her toprakta bir şeyler üretebilecek orada büyüyebilecek alanları da olabiliyor. O yüzden çocukların şu anda senin yaşadığın hayattan farklı senin değiştirmek istediğim bir alt yapının içindeler. Doğdukları yerde doğdukları ülkede ve doğdukları şehirde hayatlarına ve eğitimlerine devam ediyorlar değil mi? Hep ordalarda değişmedi. Evet, hiç değişmedi. Yani benim iş hayatımda birçok teklifler geldi işte işte dışında başka ülkelerde çalışma ve yaşama tekliflere ben bunu bilinçli bir şekilde reddettim. Çünkü isvişede zaten tanıbiliyorsun ki çok komfortlu ve güvenli bir yaşam standardı var. Bu yaşam standardının üstüne geçecek benim en azından bildiğin ve gördüğüm ülkey yok. Gidip tahammati olarak hem iş gelisi olarak gidip gördüğüm birçok ülke var. Ama yaşam kalitesi olarak güvenli çocukların da benim açımdan çocuklarımın da güvenli gün ortamda büyümesini istediğim için isviçre ve küçük bir köy ortamı herkesin birbirini tanıdığı kiminlerde yaşadığına bir diye okula gitme mesafisinin iki dakikalık ya da maksimum beş dakikalık beş dakikalık yürüme mesafisi oldu. Bir ortamda çocuklarımızın büyüdüğü için gerçekten çok mutluyuz ve hem kendimizi çok güvende hissediyor. Sen çocuklarımız kendileri çok güvende hissediyorlar. O yüzden yani bir ikimizde çok gayet memnunus çocuklarımızda gayet memnun bu şimdiyek kadar. Onlardan yani bir memnun yetiştik tadıymadım şimdiyek kadar. Ama bir yerde belli de olmaz. Tabii ki üniversite hayattır olursa hayattırı başka şehirlere gidip yaşayabilirler. Ama onların da bu yaşta on üç on dört yaşında gördükleri bir yaşadıkları ortamda gayet, mutlu ve mesutlar. Onlar zaten çok avantajlı bir ülkede avantajlı şartlarla hayata başladılar. Senin kendi deneyiminin aksine ve bu avantajları eşlik eden onları alın açan vision sahip e bevenleri da var. O yüzden buradan sonrasında ne yapacaklar? Çok daha rahat karar verebilirler. Bunda detaylı konuşuruz zaten. Şimdi sevgili dinleyen o zaman izin şereleyi ilgili pek çok araştırmada pek çok sosyal medyada nereden diyor böyle? Hep böyle gözünüzün önüne bir şeyler gelmiştir. Dünyada en rahat yaşayabileceğiniz ülke. Dünyada en güzel eğitim sistem olan ülkelerden bir tanesi. Dünyada en güvende istediceğiniz ülkelerden bir tanesi. Şimdi hem konum itibariyle hem de bahsettiğin bu işte 26 eyalet kantonlar ülkenin komşular itibariyle farklı yerlerde farkı dillerin konuşulması çocukların bu sistemin içinde olurken nelerle karşılaşıyorlar? Hem okullarda farkı dilleri öğreniyorlar, hem farklı kültürlerle bir aradalar. Biraz isvişçenin hem cevubolitik durumu, hem geography konumu, hem de çocukları sağlığı avantajlardan bahsetti bir sene sene sene şimdi isviççre tabii ki çok küçük bir ülke yani şu an sekiz buçuk milyon ufiyorsa olan çok küçük bir ama çok internasyonel bir ülke yani isviççredeki yarısına yakın diyeyim yabancı populasyonu var bunun içine işte Avrupa'nın diğer ülkelerinden asyanın ülkelerinden orada dao'nun ülkelerinden işte Amerika kanada dan buraya gelmiş özellikle iş için gelmiş çalışmak için göçük gelmiş birçok insan var ama gerçek isviççere sayısı gidilere azalmaya başladı dediğin gibi isviççede çok iyi bir okul sisteme var bu okul sistemli birazcık da böyle Montessori Waldorf sistemle ben zetebiliriz çünkü tamamen çocukların bir eserleşme çok erken yaşlarda kendi kendilerini yetebilme ve bu becerileri edenebilme üzerine kurulu bir sistem çünkü isviççre kültürü bir eser bir kültür yani indi videolistik dediğimiz kültür bir kültür yok bizim Türk kültürü daha kollektivistik daha hepimiz hepimiz için birimiz hepimiz için olan bir kültür bildiğimiz gibi o yüzden bir eserlik isviççede okul eğitiminde ve kültürüm bir parçası olarak çok önemli çok ön plan da bu ne demek oluyor? çok küçük yaşdan yani okul öncesi döneminde çocukların ana okuluna başlamadır önce edinmeleri gereken belirli davranışlar var nedir? ana okuluna başlamadır kendi ayakkabısının bahacığını bağlayabiliyor olmasın ya da tuvalet alışkanlığı olmuş olmasın ya da cekitinin montunun önünü termuarını ya da duymesini ilikli olmasın bunlar ana okulundan da önce yani işte bu oyun grupları dediğimiz gruplara giden çocukların ya da işte evde annenin babanın o süreçte çocuğuna öğretmesi gereken ve okul öncesi ana okuluna hazırlarken çocukların edinmeleri gereken davranışlar bununla birlikte ana okuluna başlayan ana okulu isvişe da iki yıl yani dört yaşında başlıyor çocuk ana okuluna dört ve beş yaşında ana okuluna gidiyor ve mecburi bir eğitim sisteme yani ana okulu mecburi kılınıyor ve çocuklar devlet okuluna giden çocuklar tamamen ücretsiz yani devlet okullarının herhangi bir masrafı yok Türkiye'yle karşılaştırırsak yani herhangi bir kayıt masrafı ya da okul masrafı örnek masrafı kıyafet masrafı gibi hiçbir ödeme yapılmıyor tamamen devlet sis o çok aileleri rahatlatan bir durum ana okulunda da çocuklar aslında hem birbirleri ile anlaşmayı öğrenirken bir bir eserliği de aslında daha da öğreniyorlar yani birbirlerine evetera çok basit bir örnek vereyim benim oğlum dört yaşında başladığında ana okuluna evde türkültürü böyle birbirimize sarılırız uç-uç-uç-uç-anaklarımızdan öperiz yüreşe gittiğimiz ama kocak kadınlar bile hani yani kol kula gireriz elele tutuşuruz gibi bunları gördüğü için ana okulunda başladığında da arkadaşları ile da zaten tanışıyordu daha önce de bir oyun grubuna gitmişte oradan tanışıyordu arkadaşların ne ellerini tutmak istiyor ya da okula gittiysa mahkip değildi arkadaşlarını sarılmak istiyor bugün öğretmenleri bize datmektop kananlar hiçbir şey de her şey yazılı yani her sürekli ana okulunda bir koku da bir süre mektoplar geliyor ana okuluna çocuklarını gönderenler burada biliyorlardır böyle bir çocukların boynunda sürekli bir zaf vardır ya da bir kutu vardır okutunun içinde sürekli eve gelen yam mektoplar var şu aktivite var bu aktivit var şu oğlumu oldu bir günde bize böyle bir davet geldi öğretmenlerden işte çok önemli bir konu hakkında sizinle görüşmemiz gerekiyor eşimi ben gittik dediler ki işte oğlunuzum kanın davranış eğitimi alması gerekiyor biz böyle Allah'la nasıl bir davranış eğitimi alması gerekiyor işte biz onda bazı davranış bozuklukları görüyoruz bu davranış bozuklukları bizim için okey değil ve bizim işte bir çocuk psikolo davranış bilimi ayada bir çocuk pedagoguyla görüşüp onu bir süreliğine eğitmeyi tavsiye diyoruz eğitimi alması ne istiyoruz biz de dedik ki okey nasıl davranışlar yani bize anlatabilir misiniz nasıl davranışlar ya işte sabah okula okula geldi zaman çocukları arkadaşlarını sarılıyor işte tenefise çıktığı zaman çocukların elinden tutuyor biz de böyle şey bekliyoruz hani kötü bir alışkanlık birinin buncıklıyor mu acaba birine gibi bir şey bekliyoruz ki öyle bir şey yok okey burada nasıl bir yanlış şey var ya işte bizim her çocuğun her çocukla arasında güvenlik sevdiği dediğimiz güvenlik mesafesini koruması gerekiyor en az bir metre olması gerekiyor ve bir kol mesafesi ve çocuk izin verirse elinden tutabilir sarılabilir öncesinde format gerekiyor biz böyle eşimde birbirimize baktık ve çok şaşıldık nasıl oluyor dört yaşındaki beş yaşındaki çocuk birbirine aa senelerini tutabilir miyim sarılabilir miyim diye soru izin alması gerekiyor bu bizim bizim kötü çok yani yedi bir şey de tamam okey olabilir ama dedik ki yani siz çocuklardan veya çocukların ailelerinden herhangi bir şikayet aldınız yok almadık tamam o zaman dedik ki şöyle yapalım bunu bir işinin acaba sınıfınızda o zaman sınıfta kanlı birlikte iki tane farklı bir irlandalı bir çocuk vardı siz şöyle bir şey yapsınız sınıfınızda bir proje olarak farklı kültürlerdeki sevgi göstermi şekillerine ilgi göstermi şekillerini konu alsın acaba nasıl olur bu atıyormuş de Türklerde ellere tutuşmak kol kola girmek yada sarılmak bu bir sevgi gösterisidir bu bir bedene saygısızlık değil mi sevgi gösterisidir işte irlandalar nasıl yapıyorlar dirlantalar nasıl yapıyorlar aa çok iyi fikirdediler ve biz bunu düşünelim bir proje dönüştürdüler farklı kültürlerdeki sevgi göstermi nasıl olur davranış nasıl olur sonra bir hafta bunu işlediler her kültürü ondan sonra ailenine çağırıp bir tiyatro gibi bunu sergilediler yani böyle bir şey taraftan güzelken okey buraya olarak mesafe korumak güzel ama diğer taraftan da başka kültürleri çok açık olmayabiliyorlar okullarda ama başka kültürlerden gelen insanların geri bildirimleri ile de adakta edebiliyorlar o davranışekileri ya da bir konuyu daha geniş bir şekilde işleyebiliyorlar onun hericinde isvçede eğitim sistemine gelirse iki yıl sonrası altı yıllık bir ilk okusureci var birden altıya kadar altıdan sonra dört yıllık bir orta okusureci var dört yıllık orta okusureci sonra dört yıllık edilirse ve daha sonra üniversite ama isvçede şu çok kritik ilk okul 5'imiz sanıfta bunu çok ailef bilmeyebiliyor ilk okul 5'imiz sanıfta çok kritik bir yıl ilk okul 5'imiz sanıfta çocuğun hangi orta okula gideceğini karar veriliyor isvçede Türkiye'deki mesela liseler var işte düzlisi anadolu lisesi fenn lisesi isvçede lisesi düzeyinde değil orta okul bir zeyinde üç tane farklı orta okul var AAVPD kanton nerede dedin gibi 26 kanton var kantonlara ismler ya da şeyler AAVPD işebiliyor ama bizim bulunduğumuz kantonda AAVP A işte normal standard siviye orta siviye PN-üftek siviye çocuğun not ortalaması kokul 5'imiz sanıfta ki not ortalaması artı öğretmenin kanat nottu ne demek çocuğun siviye davranışı arkadaşlarıyla ilişkisi düzeni disiplini ödevini düzenli bir şekilde yapıyor mu navlara hazırlanmış bir şekilde geliyor mu arkadaşlarına karşı saygılımı öğretmenine karşı saygılımı sınıfta ki düzeni bozuyor mu ya da masasının düzenli tutuyor mu temiz tutuyor mu kitaplarına düzenli ya da saygılığı davranıyor mu eee beslenme çantası burada devlet okularında her çocuğun beslenme çantasında kendisinin evde hazırlık götürmesi gerekiyor düzenli bir şekilde beslenme çantasını getiriyor mu işte zaman okula geldiği zaman ilgini kurallara uymuş mu yoksa evde bu çocuk istismarımı uğramış ya da işte aileden destek görmüyor mu aç mı geliyor beslenme çantasında hiçbir şey mi yok veya sağlıksız yiyecekler mu var yiyecekler gibi bunlar nefsini gözlemliyerek bir kanaat notu veriyorlar ve öğretmenler genelde bu kanaat notunu not ortalamasından daha öndetiriyorlar yani not ortalaması çok yüksek olan ama kanaat notu çok düşük olan bir öğrenci çok iyi bir orta oku seviyesine göndermeye biliyorlar ama not ortalaması orta olan ya da çok çok iyi olmayan ama kanaat notu çok iyi olan bir öğrenci çok iyi bir orta oku seviyesine gönderebiliyorlar bir taraftan güzel bir şey yani çocuğun kendini toplu bir içerisinde nasıl davrandığını ve kendini kadar iyi tanıdığını ve aile de ne kadar desteklendiğini görüyor öğretmen oku orada çocuğun hani sadece notlarıyla değil akademik başarısıyla değil de davranışlarıyla ön plana çıkacağını destekliyor çıkmasını da destekliyor ama diğer taraftan tabii ki bazen de bu orta çok iyi olan ama kendini çok iyi gösteremayan ya da intro ver bir çocuğa ya da yabancı bir çocuğa bazen kanaat notunu gereksiz bir şekilde düşürebiliyor bu sorunlarla da karşılaşabiliyor buradaki yabancı göçmen aileler diyeyim orada da malesef isimşe devletinde çok fazla yapacak bir şey yok çünkü öğretmen ve okun sistemi çok çok kanunlar üzerinden ilerleyen bir şey ve çok itiraz edebileceğiniz orada çok fazla itiraz edebileceğiniz bir durum olmuyor öğretmen öyle bir güç verilmiş okula öyle bir güç verilmiş ki öğretmen karşı şekilde gelinemiyor ya da okula karşı gelinemiyor orada o yüzden ailelerin çok erken yaşlarda bu kanaat notunun farkında olup çocuklarını düzenli bir şekilde desteklemeleri davranışlarını saygı çerçevesinde öğretmenlerine karşı vesalaktaki disiplenevi dinamiye çok iyi hazırlamaları gerekiyor. Biz de çocuklarımıza tabii ki bu sistemi biri değilmişin eşi ve ben isvişede büyüdüğümüz ve burada okula gittiğimiz için bu sistemi biri değilmişin. Çok iyi destekleyebildik ama bazen tabii ki bu sistemi bilmeyen ya da sonradan gelen çocukları küçük yaşta burada entegre olmayı çalışan aileler zaman zaman zorluk yaşayabiliyorlar. Ben bayağı işte orta oku verisi sonra konuşabiliriz. Çok uzak mıyım şimdi? Tamam. Yani dinlerken bayağı şaşırdığım bir sürü sayı oldu. Bir yandan da nutallıyorum ama şeyi de sormak istiyorum açıkçası. Şimdi bu 26 kan ton. İsvişe gözümüzün önünde hırita da konumlandırdığımızda. Yani bir tarafta Fransa var. Bir tarafta Almanya var. Bir tarafta İtalya var. Bu kan tonlara göre bulunan bölgede kültürel anlamda farklılıklar ve itim sisteminde de farklılıklar var. Mesela İtalya'ya daha komşu olan yerlerde işte Fransa'ya yakın olan yerlerde birazcık daha Fransa kültür Almanya'da daha Almanya'nın yılların kültürümü var. Eğitim sisteminde bu yakınlık corafi konumla alakalı farklılıklar gözlemleniyor mu? Evet. Farklılıklar var. Şimdi şöyle bir şekli 26 eyalet. 26 kan tonun. Hepsi tabii ki kanun kanunen devlete bağlı olsalarda kendi işlerinde küçük bir devlet halindeler. Ve kendi kanunları var. Ve bu eyaletler da bağlı da bir çok il ve ilçe ve köy bulunuyor. Ve bu il ve ilçe ve köyleri de kendilerini ayrı husluğustik kanunları var. Bu okul sisteminde de böyle. Mesela bizim yaşadığımız küçücük bir köyde iki bin kişilik bir köyde yan köy başka bir eyalete ayet olabiliyor. Ve bu fredat okul bir fredadı tamamen farklılığa olabiliyor. Yani işledikleri konular farklılığa olabiliyor. Öğretmenin öğreti şekli olabiliyor. Sınar sistemi farklı olabiliyor. Tamamen farklılığa gösterebiliyor. Bu gerçekten o küçük eyaletin içindeki o küçük ilin o ila bağlı olan ilçe'nin o ilçe'ya bağlı olan köyün kendi irahdesinde bağlı bir şey aslullar. Çok ilginç. Çok karmaşık bir şey aslında. Ama hepsi de merkezi bir sistemi bağlanıyor. Ama kendi işlerinde küçücük, küçücük. Mini ve micro. Bu devletler gibi düşü. Almanya mesela Almanya daha yakın olan eyaletlerdi. Ama değil. Yani istihsenin 3 tane anadili var. Almanya, Fransızca ve İtalyancı. Hatta 4 tane bir tane reto romanç dediğimiz. Ama çok böyle azınlık verdiğim. Ve yazılı olan değil değil. Yazılı olan 3 tane anadili var. Bu 3 anadirinde eğitim görünüyor. Çocuklar yaşadıkları bölgeye ve eyalete göre. Ve bizim olbulunduğumuz eyalet. Almanya eyaletinde Almanya konuşulan. Okuldaki bütün yani burada konuştuğumuz anadilimiz Almanya. Ama okulda öğretilen 2. değil Fransızca. 3. değil de İngilizce oluyor. Seçmeli değil de daha sonra orta okulda İtalyancı olabiliyor. İspanyalıca alabiliyor. İşte bir Fransız Kantonlarında Fransız eyaletör, izlediğinizle bir Genevre'ye gitti izlediğinizle bir Naşat ile gitti izlediğinizle bir Montkoy'ya gitti izlediğinizle. Orta anadili tabii ki Fransızca. İkinci öğrendikleri değil Almanya. 3. öğrendikleri değil İngilizce. Seçmeli yine İtalyancı. İtalyan Kantonlarında İtalyancı. Daha sonra Almanya ve Fransızca. Ama şöyle bir durum var ki çocuklar. Hangi sınıf doğurlarsonsu. Bu ilk okul olsun, orta okululursun. İngilizce çok çok çok daha çabuk öğreneyorlar. Kendi çocuklarından biliyorum. Yani şu an İngilizce sular seneler gibi konuşuyorlar. Ki ilk okul 3. de Fransızca. öğrendiği başladılar. İlk okul 5. de İngilizce öğrendiği başladılar. Yani İngilizce aslında Fransızcadan 2 yıl sonra öğrendiği başladılar. Ve Fransızca istişlerini bir anadili. Niye çocuklar İngilizceyi çok daha iyi konuşuyorlar? Çünkü İngilizceyi çok daha tutsesi nasıl verir? Expos. Yani Maruz kalmak. Maruz kuluyorlar. Çünkü dinledikleri müzikler İngilizce YouTube izleyolar yeri geliyor oyunlar. Oyun adıkları oyunlarda İngilizce kelimeler var. Ve İngilizce öğrendiği çok daha kolay. Yani yüz kelimeyi biliyorsan çok güzel hani hemen böyle günlük bir iletişim yapılabilir. Ama Fransızca daha komplike, daha zor. Daha felafızı, doğru bir dil olduğu için ve öğretme şekilleri birazcık daha karmaşık olduğu için. İngilizceyi çok çok öğreniyor çocuklar. Fransızca birazcık yerilerdeki oluyor malisep. O yüzden ama ileride isvişe politikasına atılmak istedikleri zaman muhakkak bir anlancının yanında Fransızca ve İtalian bir İtaliancı bilmek zorunduluğu var. Yani Parliamento da muhakkak iki dil bilmek gerekiyor. O yüzden bir gün isvişe Parliamentoslu siyasetini atılırlarsa Fransızca'ya İtalianca'ya muhakkak anadilleri gibi konuşmaları bu kadar dilin ve bu kadar kültürün olduğu bir coğrafya da yaşıyorsunuz. Bir de sen 12 yaşında tam ergenlik döneminde göç ettin. Çok uzun süreden beri orada olabilirsin ama ergenlikle tam kimlik inşaasının olduğu bir dönem göç ettiğin bir dönem bir de göç ettiğin tarihte hem Türkiye'nin durumu açısından, hem isviçinin durumu açısından adaptasyonunda çok kolay olmadığı bir dönem. Sen kendi çocukların yetiştirikken evde dil sürecini nasıl yönettin? Yani sen siz eşinizle varçukçemi konuşuyordunuz bir yer değiller çocukların hayatını okulduğumu ekilendiği nasıl maruz kaldıları sürece? Ya şöyle ben ve eşim bir de çok yanskın bireyleriz. Yani gidip bir ay yada iki ay maksimum üç ay bir ülkede kaldığımız o dilit tamamen gerçekten neredeyse anladilimi seviyesinde konuşabilecek kişileriz. eşim almancanın ve İngilizceni yanısına italyanca konuşuyor. Ben işte Fransızca konuşuyorum. Her ne kadar olmasa da yinedep iyi derece de Fransızca konuşuyorum. İngilizce konuşuyorum. Ve almancan Türkçe yani dört dil ile hayatımı devam ettiriyorum. İstirçe gelince ben tabii ki ilk önce iki edeti almancıyı çok iyi derecede öğrenmek ve konuşmaktı. Benim babam şunu derdi. Yani bir lisan bir insan gerçekten bunu her zaman söylerdi. Ama şunu da derdi. Yani sizin kalp diliniz Türkçe ve bu kalp dilinize her zaman çok iş tutmanız lazım. Dünyanlariz ne gidersen yiğit? Kalp dilini en güçlü tutman gereken değil. Çünkü onun üzerine inşa edeceksin diğer dilleri. Ve ben bunu çok iyi gördüğü me yaşadım. Bir an öncümmesi bir yıl içerisinde almanca öğrendim. Ve çünkü gerçekten kapıları açacağım. Şimdi de görüyorum. Dünyanlariz ne gidersen gideyim. Sen de çok geziyorsun. Görüyorsun. İnsanlar ile iletişim içerisinde birleşmek. O dil yani biriki kerime bile olsa onların kendi dillerinde çok farklı yaklaşıyorlar. İnsanlar sanat. O yüzden geri gelmez bir yıl içerisinde almanca işini çok hızlı bir şekilde çözdüm. Sağ olsun öğretmenlerinde çok destek olunlar bana hayatımda. Her zaman karşıma çok güzel insanlar çıktılar. Çok şanslıyım o konuda. Tabii ki hayatımda hayatımda olumsuz etkiler yaratan insanlar da oldu ama gerçekten bana dil konusunda çok çok öğretmenlerim çok iyi öğrettiler bana. Bir öğretmenin vardır ki fraberçi hala görüşürüz. Onun çocuklarına da çok bakmışlığında oldu. Çünkü çocuklardan da çok güzel öğrendim. Ben onun çocuklarına bakarak almancımı acayip derecede düzelttim. Bir politikaya atlasam bile hani politik kelimelere bu kuk alanındaki bütün kelimelere çok iyi konuşabiliyorum. Kendimi o alanda çok geliştirdim. Çocuklarımı da biz mesela eşimle yine bu kula da hem fikirdik anlaştık. Çocuklar okula başlayana kadar anokuluna başlayana tek değil. Sadece Türkçe konuşacağız. Evin içinde de evin dışında da çünkü o çocuklar zaten okula mağarız okula gittikleri zaman orada o dili öğrenecekler. Ve çok iyi öğrenecekler. Onu biliyoruz. O yüzden kızın da oğlum da anokuluna başlayana kadar sadece Türkçe konuşuk onlarla. Ve çok iyi derecede bir saatle gittiğimiz zaman onlarla konuşup her zaman hiç kimse anlamıyordu. Onların yurt dışından geldiğini şu an varnessep anlıyorlar. Çünkü okula başladıktan sonra Türkçeleri bozulmaya başladı. Biz her ne kadar onlara işte kitap okumak beraber kitap okumak ondan sonra Türkçü kitaplar okumak. Türkçü filmler seyretemek, müzikler dinlemek, işte her yıl Türkiye'ye gidiyoruz. Mesela altı hafta, Türk bir deyiz. Neden? Yaluvadayız. Gerçekten Türkçelerini unutmasınlar. Türkçelerini kullansınlar. Sadece bizim konuştuğumuz Türkçe kelimeler ve maruz kalmasınlar. sokakta da konuşulan Türkçe'ye işte orada da ülkede de konuşulan. Çünkü bizim yeni yeri geliyor. Evinçinde biz her zaman hala Türkçe konuşuyoruz. Ama kullandığımız kelimede arcı yani kısıklı her şeyin birbirine benziyor ya da aynı kelimeler tekrar kullanıyoruz veya aynı cümledeleri kuruyoruz. Dikleri zaman oradaki arkadaşlar duydukları ve öğrendikleri tabii ki çok daha farklı. O altı hafta süresince Türkçeleri çok iyi oluyor. Kendilerini çok iyi ilerletiyorlar. Sonra istirseye geliyorlar. Çünkü Almancık konuşuyor. Düşünüyorlar şu an. Hatta geçenlerde yemek basısında konuşurken ki bizim şöyle bir kuralımız vardır evde. Yemek basısında her akşam yemek basısında beraberizdir. Ve yemek basısında Türkçe konuşulur. Türkçe konuşulur. Öyle bir kuralımız vardır. Gür içerisinde tabii Almancık'a artık konuşuyor zorlarla. Onlarda bizimle konuşuyorlar. Ama küçükken Türkçe'yla başladık. Almancık okula gidince Almancık'ya kaymaya başladık. Şu an geçen yemek basısında şeye sordum. "Siz ne düşü?" "Hang ilirde" düşünüyorsunuz. "Hang ilirde" görüyorsunuz. İkisi de hemen şey dedi. Almancık. Ondan sonra şey dedim. Neden Almancık? "Hang ilirde" en güçlü hissettiğimiz alan. Ama Hedefim ve gerçekten çok iyidiricede Türkçelerinin lin olması, hem okumaları, hem yazmaları, hem konuşmalarının çok iyidiricede olması yani. Böyle bir Hedefim var. Çünkü sonuçta onların yine kalptiliği Türkçe, o kalptirliğini güç tutmalarına ben de istiyorum. Babanın sada öğrettiği bir yandan da o kültürü sahip çıkmak, kültürü yaşatmak ve kendi var olan kısmından vazgeçmeden de, entegre olabilmeni mümkün olduğu gerçeğini, çocuklarının ne kadar güzel aktarmışsın. Peki şimdi bulunduğun bölgede farklı farklı kültürler var. Dünya'nın farklı yerlerinden gelenler var. Son dönemde göç birazcık daha fazla olduğu isvi içreye. Bence okurane savaşından sonra da çok fazla göç geldi. Birçok yerden. Şimdi buralarda farklı kültürler, farklı coğrafyalardan gelenlerle çocukların adaptasyonu ve integrasyonunda senin hem okültürü ayeti olmaları, hem işte isviçrenin var olan işte bayramları, özel günleri, o kültürel şeyleri, etkinlikleri, festivaylar, işte yakın zamanda krizmiz oldu. Bunların dışında kendi kültürünü korumakla ilgili sizin eşinizle beraber yaptığınız şeyler neler ya? 2 kültürede ayet olmak, kesini parçası olmak adına nasıl organiz oluyorsunuz? Bu konu benim de özellikle benim çok önemli bir konu. Şimdi eşin benim isviçere dağıma büyüme. O yüzden bazı şeyleri çok çok çok Türk kültürünün özellikle çok şeylerini bilmeyebiliyor. Ben 12 yaşına kadar Türkiye'de büyük sonu buraya geldiğim için ve o Türkiye'deki işte bayramları, şeker bayramı, kurban bayramı, işte el öpmeleri, ondan sonra işte büyüyesaygı, gibi gibi, o şeyleri çok iyi bildiğim için ve çok sevdiğim için, gerçekten çok değer verdiğim için, bunlar bence bizim kültürümüzün, diğer kültürleri de mesela isviçere kültürler, isviçere kültürü ya da Avrupa kültürüne bunları gördüper zamanında aslında çünkü, çok mutlu oluyorlar çünkü isviçere kültürüne de aslında büyüyesaygı var mesela büyüklere saygı, onlara ilgi alaka var ve onların da kendilerince bazı ritualleri ve bayramları var dediğim gibi şimdi nöyeliyat yaklaşıyoruz. İşte krismi zamanı, nöyel zamanı. Biz iki kültüründe iki kültüründe aslında güzel taraflarını almaya çalıştık işimle. Yine tekrar oturup konuşarak neler, hangi kültürün, hangi kısımlarını hayatımıza en teklere ismek istiyor. Bir taraftan çocukların kendilerini tam isviçere, hem Türk olarak görmeden için iki kültüründe güzel taraflarını almalar için diğer taraftan da ileride eğer istemedikleri bir şey olursa devam etmek istemedikleri bir şey olursa onların kendi yeradelerine kalmaları için. Ama bu evimizin çatımızın altında bu ailenin içerisinde oldukları sürece biz var olduğumuz sürece bazı ritualleri, bazı bayramları, bazı şeyleri, güzel tarafın insanın kendini iyi istetmesi için. Bir araya gelebilmesi için birçok etkinlikler yaptık. Mesela nedir hayatımızı olan Ramazan bayramı. Tabii ki biz de hani olmazsa olmaz. Şeremazan bayramında işte tabii ki ben ve eşim her ne kadar çok fazla kuruş tutamazakta tutmaya çalıştık tutamazakta görüyorlar bunu. Güt tuttuğumu zamanlar oluyor. Bayramları her zaman kutlarız. Nedir? Ben her zaman çocuklarımın küçüklüğünden beri benim de çok sevdiğim bende içerisinde karşılık. Yani bu gerçekten benim arkadaşlarımı da çok yaydığım bir şeydir. Arkadaşlarım da birirler. Ahşeker bayramı geldi zaman eilen bende içerisinde sadece kendi çocuklarına değil eve gelen diğer çocuklara da burada çok güzel hani bilmeyenler için söylüyorum. Migros'a çok güzel mendiller satılıyor böyle işlemeli ki çünkü isişre aslında el işlemesi konusunda dünyada bir numara aslında mendillere el o yası el işlemesi ve çok güzel migros'a çok cüz yirakanlara da bulunabiliyor o mendiller. Çok severim. Onları gider alırım. Migros'a yoksa ikinci el mağazaları vardır isişe de çok tanıdık isişe kültürlünde bir parçası bu geri dönüşüme de çok aslında örnek olan şeyler özkan dinar ülkelerinde de çok vardır. İkinci el mağazalarından gider alırım. İşlenmiş o yalı böyle süslü erkeklere ayrı kızlara ayrı güzel desemli mendiller. Şeker bayramında biz böyle ailecek arkadaşlarımız yaraya geliriz. Hava güzel olduğunda bahçede hava kötü olduğunda içeride. Büyük sofralar kurulur bizde ve sofra kültürünü çok sever çocuklar. Onun mesela aile büyük bir aile olmanın bu zamanlarda şimdi hepimizin yoğun iş temposu var ama onun ağır içinde iş temposunu bir tarafı bırakıp kalabalık sofralarda kalabalık sohbetler edip ondan sonra kültürümüzü bir parçasını devam ettirmek isişe de aslında çocuklarımı vermek istediğim bir şey bununla birlikte kurban bayramı. Kurban bayramında da aynı kezar aynı şekerde yine işte el öpmeler büyükleri ziyaret etmeler. Ondan sonra kalabalık sofralar. Mendi'in içerisinde bayram haçlı gibi gibi en azından benim kendi küçüklümden gördüğüm ritverleri ve yarıyı gelmeleri devam ettirmek. Onun yanında sıra isişe haso isişe ya da Avrupa kültürünü has olan şeylerde nedir? Özellikle noel zamanda. Noel zamanda bizim için çok önemli bir zaman. Her yıl bizim noel ağacımız vardır. Çünkü benim küçüklümde ben isişe gelince de böyle gördüm. Bizim evimizde her zaman bir noel ağacı olurdu ve isişeyle arkadaşlarımız bize hakiki bir noel ağacı getirin yerleri derilerdi. Ve süslemelerin de geçirirlerdi. Bize hediye derlerdi. O yüzden hani noel ağacının altındaki hediyeler işte o güzel süslemeler bizim çocuklarımız da birlikte her yıl yaptığımız bir şeydir. Şimdiye kadar aslında hakiki bir ağacımız vardı. Çünkü benim eşim biraz fiz olduğu için ağacın bir şeylere işte dökülmesinin şey olduğu kirlermesin gibi bir şey vardı. Ama bu sefer dedim ki ben de hakiki bir ağacı istiyorum. Yapaylıktan uzaklaşmak istiyorum artık. Hakiki bir ağacı istiyorum. Ve bu yıl ilk gez ikimizde gidip güzel bir ağacı seçtik. Ve çocuklarımız artık büyüdükleri için o süslemeler biz artık her yıl yaptık. Artık bizim için birazcık şey geliyor. Bu hani artık çocuk su geliyor. Biz ergeniz artık büyüdük. O yüzden bu zenimin çocuğu var. 6 yaşında. Onu dedim. Benimle süslenmesin. Ondan sonra eşimde de o kebendese yardım edin. Eşim ben ve renaz bu zenimin oğlu. Çok seviyorum. Ondan 6 yaşında. Böyle evlene süsledik bir kaç kuru önce Noel ağacımızı. Ve Noel'de biz ayın 24'inde ve 24'inde yine ailecek benim en küçük kardeşim katolik yani en küçük kardeşim eşi katolik yarı italyen yarı alman abimin eşi katolik kendisi filipini o yüzden böyle bir karma aileyiz biz. Noel'i de böyle bir araya gelerek yine istişenim kendini hastiyemekle rengle yafolduyla yarakletle sen biliyorsun dır. Böyle bir araya gelerek hediyelerimize alarak o gün ayın 24'inde yarı geneldi 25'inde bu araya geliyoruz ama bazen 24'in olabiliyor kişilerin kendi ajandaları ne işe biliyor. O yüzden 24'inde ve 25'inde bir araya geliyoruz. Ardından da tabii ki yıbaşı da ayın 31'inde yine geneldi bir araya geliyoruz. Bu geneldi biz de oluyor. Aile bir araya geliyor. Yine yırbaşı da öyle kutluyoruz. Onu ağaricinde biliyorsun pasgalya var. Psgalya kekif hastası falan değildi. Ama süslemeleri yapıyoruz. Çocuklarla yine işte ve yumurta saklıyoruz. Bahçede yumurta saklıyoruz. Gerçi bizim işte önümüzdeki yıl herhalde artık onu da yapmaz çocuklar. Çünkü yaşlara büyüldü için artık yumurta saklama bahçede yumurta saklama yumurta bulma atasyonu da yapmazlar. Onlar için artık çocuk son olacak. Onu da herhalde benim amacım aslında burada yani birlikte beraberliyik korumak bir yere gelmek o yoğun tempoyu bir ara bırakıp aile olduğumuzu hatırlamak birbirimize değer verdiğimizi göstermek. Ve bizim mutlu edecek şeyleri bulup mutlu edecek şeyleri hayatımıza serpiştirerek orada kendimizi iyi setmek ve kötü istediğimiz zamanlar oluyor o zaman o zamanlar da serin edecek duygular ve hatırlar bırakmak. Yani bütün amacım aslında bu Bu kadar güzel detayla anlattın. Ben de böyle keyifle dinledim. Hatta migros dayınca bir gülümsedim migros da dantalli mendil falan deyince tabii sevgili dinleyen belki bilmiyodur. Biz ülkede migrosu gördüğümüz zaman migrosu bize ait gibi düşünüyoruz ama migrosu isviçremen şeyleri köç ettikleri zaman son dönem de ülkeden çok fazla göç eden var ve onlarla konuştuğumda hep şeyi görüyorum. Kendi kültürünü korurken diğer kültürü adapta olmaya çalışırken bir yandan da vicdan azabıda yaşıyorlar. Yani şimdi o kültürü ait bir şeyleri yapasam mı? Acaba kendi kültürümden ayrışmış mı? olurum. Ama kendi kültürümü de korumalayayım çocuğuma ikisine de göstermeliyim. Sen bunun neydi? Çok önemli aslında denge denge de kalmak demek. Birinden çıkmak ötekini ait olmak, ayrışmak legili bir yer değil bu. İkisinin içinde de yer alıp entegro olmak mümkün. Sen bunu çok güzel gerçekleştirmişsin. Bir göçman tarihine ait olmakla ilgili bir yerde aslında bu. Şimdi iki tane çocuğun var. İkisinde tam ergenlik yaşındalar. Kaç yaşlarında çocuklarım. On üç ve on dört. Kızım on üç on dört. Ergenlik döneminde tekrar gerçekten tabii ki yumurta aramayacaklar artık yani. Ağışta Ağışta süslemeyeceğiz. Yumurta da aramayacağız. gibi bir yer. Şimdi bunların büyüme sürecinde var oldukları kültürlerde farklı farklı rükayeden arkadaşları da vardır. Özellikle kendi kültürlerine koruyabilmek için sizin için de bulunduğunuz Türk yapılanmasına ait mesela farklı rükaylerde işte Facebook kurupları var. Böyle organizasyonlar var. Isirçede de ya da bulunduğun bölgede basalede var mı? Ya burada çocuklar daha çok okuldaki arkadaşları ve onların bulunduğu sosyal çevre içinde mi daha çok zaman geçiriyorlar? Yoksa mesela senin arkadaşların orada var olan Türk çocukları bunlarla da zaman geçiriyorlar mı? İkinci de yani bizim burada tabii ki göçmen olarak çok büyük bir göçmen kilitlesi var. Türk aylileri iş için buraya gelmiş ekspat kurupları da var. Ve biz aile olarak zaten çok insanlarla görüşen gelen misafir ağlayan bir aile olduğumuz için çok sıkı ilişkilerimiz var arkadaşlarımızla. Ve çocuklarımız tabii ki genelde insan hani evledince genelde evli ailelerde çiftlerle görüşmeye başlar çocukla olunca çocuk olunca çocukla ailelerde görüşmeye başlar oluyor ya. Sonuçta çocuklar uçtuktan sonra erkenlikten sonra evden gittikten sonra yine böyle bir anne baba ya da arkadaş kadınlar erkekler görüşmeye başlıyorlar. Biz de mesela çocukla ailelere çok sevdiğimiz arkadaşlarımız ve onun çocukları var, çocuklar diye geldikleri zaman çok güzel vakit geçirebiliyorlar. Eşe yazdığın piknikleri gidemiliyoruz. İşte kışın evlerde buluşabiliyoruz ya da bazı aktiviteler, sesinama, bowling, oynamaa ya da işte bilarda oynamaa gibi aktiviteleri yapabiliyoruz ya da işte bizim çok sevdiğimiz ailecek çok sevdiğimiz böyle escape runlar vardır. Böyle Beyinin zihinin çalıştı. Çocukları da alırız bazen arkadaşlarımızın çocuklarında alırız ben de alır götürürüm verabem. Yani çok sık görüşüyorlar. Şükk arkadaşlar sürüle. Ama tabii ki aynı delik konuştukları için almanca kendi aralarında almanca konuşmaya devam ediyorlar, daha kolaylarını kaçtı için. Onun açısında tabii ki istişeli arkadaşları da var. istişeli arkadaşları da görüşüyorlar. dediğin gibi farklı kültürten arkadaşları da var. Yani yer geliyor, inmediği yer geliyor, Amerikan yeri geliyor, Hindistanlı yeri geliyor, Sinirlantalı yeri geliyor, Irlandalı. İşte İspanyol Fransız yani çok bir sınıfta farklı özellikle orta okulda artık. Çünkü orta okulda farklı farklı köylerden bir araya gelen öğrenciler oluyor. Aynı okuldaki yani bir bir köydeki okuldaki kokuldaki öğrencilerin haricinde farklı köylerdeki öğrenciler geliyor. O yüzden onların farklı arkadaşlıkları da oluyor. Çok şeyden zaten hani benim yaptığım işten dolayı da aslında dila olsun, kağıma olsun çok farklı kültürden insanlarla ve farklı kültürden çocuklarla bir araya gelmiştikleri var. Ve çok açıklar. Ve yaptığımız geziler, ziyaretler, taatillerden dolayı da farklı kültürleri çok iyi biliyorlar. Ve çok çabuk adattı olabilirler. Bir orta ma bir kültüre. Yani bugün azak başımıza başka bir ülkeye gitsek. Orada çok çabuk hızlı bir şekilde adattı olabilecek o esnektikleri var. Çok şükür. Onun içinde aslında ben olsun, eşim olsun, bizden gösterdik. Kendilerini çok çabuk adattı edebilecekleri bir hale getirmelere için oradan kendi kendilerine içten besleyebilmeleri için hem de bizim onları destekleyebilmemiz açısından çok estektikleri var. Bakalım, zamanına gösterecek, zaman içerisinde neler olacak? Ama ismişim, konuluş çok şey. Özellikle bazı şehirler, mesela bansar gibi sende geldim gördük. Çok farklı kültürlerim bir araya geldi şehirler. O yüzden artık bir araya gelince, mesela bir grupla karşılaştığında hangisi isfişir, hangisi değil, anlayamıyor insan? Ve çoğu zaman isfişirler aslında azılmıkta da kalabiliyorlar. isfişirlerımıza ver, yavancılara ayak, uydurması, uyum sağlaması, onların kültürlerinden bir şey öğrenmesi, gerektiği durumlarda olabiliyor. Aslında şeylerin, yani çocuklarının bu kadar farklı çeşitliğe kapsayan eböveynlere olduğu için ve bunları bu alını açan eböveynlere olduğu için hem çünkü sosyal ortamlara giriyorsunuz sen, dünyanın farklı yerlerinden farklı insanlarla çalışıyorsun ve kültürlerle anamda öğren değil şeyleri de çocuklarıyla sıklıkla paylaşan kitaplar okuyan, onlarla oyun oynayan bir annesi. Bunların da tabi ki o kültürler, farklılıkları ve çeşitliği kabul eden, her duruma, her değişime, her ortama ve her farklı kültürdeki insanı hızlı adaptı olabilen çocuklara dönüşmesi, çok normal. Şimdi özellikle oğlunun okus sürecinden bahsetti, orada böyle benim işleerete oluşturan bir taraftan de kaygılandıran bir bilgi verdin. Öğretmen derin okul öncesi dönemden itibaren çocukların kanatnotu verdiği sosyal beceri, kültür ayak kodları uyum sağlaması ile ilgili şeyleri çok gözlemlediği akademik taraftan zeyade, bu kültür ayak kodlar, günlük yaşan becereleri ilgili olan kısmına kadar önem verdiğinden bahsetti ama burada, orada hiç doğmamış ve büyümmemiş, bu isviçe noyanlarından ya da o kültür ayak yeni göç adam bir aile için çocuğun hızlı cadapta omuz çok kolay, bir yer değil. Öğretmenin tüm güçlülüğü her şeye işte elele tutuşmayalım. Bu bizim kültürümü za aykırı bir metradan fazla çocuklar birbirine yaklaşık kısa, kişisi sarsınlarlar çok önemli. Yuvandik bizim için çok önemli bir şeyleri önemseyip bilirsel anlamda esneme ya. Bakın bu kültürü olabilir, bu bize ait bir şey. Bir de bu taraftan bakalım mı kısmına? Çok açık olmayan bir yerden bahsetti ama bu kültürün büyüdü buralarda değişmiş olabilir. Kaan'ın küçük diyor kısmından bahsetti. Yeni göç edecek aile raçısından öğretmenlerin ekspatları bu kış açısını nasıl? Yani göç eden aileler çocukların adaptasyonunda okul seçerken kaygılanmalı mı buralarda ilgili sormak istedim sana. Ya şimdi şöyle bir şey özellikle Türkiye'den göç eden neler? İsvişi de ilk başlarda birinde arkadaşlarım var. Vurcalıya biliyorlar. Çünkü Türkiye'deki okul sistem ile birbirinden her açıdan çok çok çok farklı. Bir daha önce dediğim gibi çocukların bir eserleşmesi açısından mesela çocukların ana okulundan tibaren okula gitmelir yani yürüyerek gitmelirine tavsiye ediyorlar. Bu yarım saatli 45 dakikalık veriyor mesafesi bile olabiliyor. Yani dört yaşındaki bir çocuğun bir iki ay sonra ilk alıştırma sürecisi sonrası. Kendi başta o yol kat edecek kendine güvenerek o yolu katederek burada gitmesi gerekiyor ve göndermesi gerekiyor. Ve bazı aileler için bu bile bir zorluk olabiliyor. Çünkü Türkiye'de işte servis var. Servis evden oluyor. Okula gitti okula göre. İşte okulda sabah mesela veslenme çantası isriçede veslenme çantası hazırlanması lazım. Her gün okul mesela bir liste veriyor. İşte yıllık bir liste veriyor içine nedir? Sağlıklı meyveler olacak. Tamta içecek var olmayacak sadece su olabilir. Ya da işte şekersiz çay olabilir. Bitki çay gibi mesela. Bunu mesela bunu bir annenin babanı yapması gerekiyor. Bunu öğrenmesi gerekiyor. Bu bile daha önce yapmadığı belki. Çünkü çocuk okulda belki kahvaltısını yapıyordur. Ya da evde kahvaltısını yapıp gidiyor olur. Bununla birlikte devlet okuluna giden öğrenciler okul ölenlere ve geliyorlar. Yani baba ekspat olarak özellikle yada göç edip gelmiş dersime çalışıyorlarsa evde uçuracağı kim bakacak? Kim öğren yemeğini hazırlayacak? Sonra tekrar okula kim gönderecek? Burada da sıkıntılar olabiliyor. Ve tabii ki değil dil bari yere olabiliyor. Yani her öğretmenin çok iyi derecede İngilizcesi olmayabiliyor. O yüzden göçmüş göçen ailenin öğretmenlerle okulda bu üretişimi nasıl sağlayacaklar? Bu da kafalar bir soru işayet olabiliyor. Ama burada İsviş'e devledik enelde rejsek veriyor. Bir tercih bana yarlayabiliyor. Bu İngilizce olabilir. Yani İngilizce İngilizce dengece dengece biliyorsa aile İngilizce tercih olabilir ya da Türk bir tercih bir tercih tercih olabilir. Onun masraflarında okul karşılıyor. Özen okullar masrafları ödener biliyor. Verdikleri o paketini içerisinde okul ararken destekler verebiliyorlar. İşte ev ararken destekler verebiliyorlar. İlk bir yıl içerisinde bütün sorularını cevap edeceği kişiye yönlendirebiliyorlar. İlk kültürüde bilen bir kişi oluyor bu genelde. Ama onun ağırçında bence öğretmenle ailenin ve çocukun bir üç rütten şeklinde. Ben mesela Harvard Business Kolda bir eğitimi almıştım. Çocuklarım küçükken onlara nasıl destek olabilirim. Bu akademik gelişimlerinde okul hayatlarında orada bize şeye çok güzel öğretirmişti. Aile okul ve öğrenci bir üçgen ve bu üçgen içerisinde üç al kişinin ya da bireyin eylele yani el üretip düşerak bu üçgeni oluşturkan el üretip düşerak hareket etmesi gerekiyor. Yani bir olumlu ve pozitif bir diyalog içerisinde olması gerekiyor. Amaç ne? Çocuğun aslında yeteneklerini fark etmesini sağlamak. Yeteneklerine desteklemek çocuğun kişisel gelişimini desteklemek bir reisel gelişimini desteklemek. Böylelikle ezber üderine değil yani ez bir konuyu ezberlemesi değil. Anlayarak farkına vararak uygulayarak öğrenmesine ve hayatın içinde katarak öğrenmesine sağlamak. Burada aileden destekalarak okulun okuldan destekalarak ki okul hayatında da burada çok güzel mesela ben kağıma dilanın okulundan örnek vermek dekirse ikisi de aynı öğretmine gittiler. O kadar muhteşem bir sınıf ben görmedim. Yani sınıf düşün ki kare bir sınıf norma standart kare takta hala bir süre de türkede ki gibi böyle modern digital tatlılarımız yok hala kare taktalarımız var ama o kare taktanın üzerine her seferinde kadın her konuyla çocuklar sınıfa girdiği zaman ilk beş on dakika piano da bir müzik çalıyor çocuklar hareket ediyorlar hücutlarını ısıtıyorlar ve uykuluysa uykularına açıyorlar o arada penciler açık yaskış yani bu eksi beş derecede olabilir penciler açık çocuklar dans ediyorlar isteyen masalış ne çıkabiliyor 10 dakika sonra herkes oturuyor masasına ve ders anlatır hem digitali kullanıyor hem mesela video gösteriyor hem oyunlar oynuyor sınıfın her yerinde oyun yani kutu oyunları gruplara ayarıyor çocukları üçer beşer gruplara çocuklara mesela matematiyi anlatıyor o konuyla alakalı oyunları var sonra gruplarıyor birileri bir şeyler anlatıyor yani o kadar güzel bir aileler olarak işe de kukulda ve orta okulda yılda birkaç defa gidip çocuklarına öktüm gün boyunca ya da bazı dersi de gidip gözlemleyebiliyorsun o orda gittiğimizde ben her seferinde o kadar mutlu oluyordum ki yani böyle bir öğretmene denk geldikleri için ve böyle bir sistem da oldukları için gerçi bu sisteme birçok öğretmen kullanıyor çünkü bütün masraflar oyunları o şeylerin masrafları devlet tarafından karşılanıyor ama bazı öğretmenler de hani yapmıyorda biliyorlar yılı daha kısmlı yapabiliyor orada aileler bence öğretmenleri öğretmenlerle özellikle öğretmeniyle baştan itibaren işte nasıl bir eğitim sisteme ismişce de nasıl öğretiyor? öğretmenin öğretmeni sisteme öğretmeni tekniklerine öğrenebilir öğretmenlerle hep bunu konuştuk ilk tanıştığımızda biz evde çocuğumuza nasıl destek olabilir? bir anla psikolojik desteyi nasıl sunabiliriz? bir yandan eğitim öğretim alanında nasıl destek sunabiliriz? tamam çocuk mesela eve geliyor ders çalışması lazım ödevi var benim ben kendimden hatırlıyorum benim annim baban almancası yoktu ben eve geliyordum derslerle yani bana evde yardımcı olacak destek olacak işte matematik olsun almancı olsun ama engelice olsun kimse yoktu her şeyi tek başıma yapmam gerekiyordu ama bizim çocuklarda hani hem ben hem eşip bu konuda öğretmenli birlikte iş birliği içerisinde olup ok, bir çocuğumuza nasıl destek olabilir? öğretmenin dediği şuydu ödevirleri kesinlikle siz onlar için yapmayacaksınız? yani gel şuraya da ben yapayım sen yapmış gibi göster hayır çocuk kendisi siz ona nasıl kendi kendine santre bir şekilde ders çalışabilir ders çalışma alınını düzenleyebilir ve molalar vererek araya yeri geliyor müzik dinlemeye Katarak araya geliyor oyunu Katarak araya geliyor ipatlamaya Katarak çocuğun beynine yakmadan öğrenmeyi sevdirmek bunu sizin aile olarak yapabileceğiniz bir şey yani çocuğumuza öğrenmeyi öğrenme metodlarını sevdirmek ve çocuğun kendi kendine öğrenme metod bir öğrenme metodu geliştirmesine destek sağlamak mesela kime öğrenci müzik dinleyerek de öğrenbilir kime öğrenci ama müzikler ne altısı olabilir? kime öğrenci mosa da oturalar yani sakin bir şekilde ders çalışabilir ödevirleri yapabilir kime öğrenci araya 5 dakika molalar koyarak öğrenilir yeri gelir yerde uzonlarak yapabilir öğretmen diyorduk ki yani çocuğun öğrenme stilini kendi kendine öğrenme stilini öğrenmesine destek sağlayabilirsiniz ve o alanı yaratabilirsiniz ve orada destek olabilirsiniz mesela bana şey diyordu öğretmen onunla birlikte benim hani psikoloji eğitimi aldığımı öğrelince bir şey diyorduk psikolojik açıdan da destekleyebilirsiniz ki bence bu da çok kıymetli ve çok önemli ailelerin bu da yapması çok önemli çünkü mesela bazen çocuklar snavstresi yaşayabiliyorlar işte yeter sızlık duygusu oluşabiliyor çocuk da özellikle yeni gelen bir çocuk işte tanımadığı bir ortamı ki koca koca insanlarda da oluyor yani biz tanımadığımız bir ortama yeni girmişiz hiç kimseye tanımıyoruz dilini bilmiyoruz tabi ki bir çekin geldik olacak bir içe dönüklük olacak birine tanışana kadar o ortamı bizi sevdirecek birine tanışana kadar çocuklarda da böyle mesela diyorduk işte çocuklarımıza sosyalleşmeyi öğretin sosyalleş yani bir yeni ortamı girdiği zaman kendini ne kadar çabuk oraya adapte edebilirse ısınabilirse oradan biriyle konuşup kendini gösterebilirse ve kendini güvenip parmak kaldırıp ben bu konuda fikrimi beğenitmek istiyorumu öğretin yani bir şeyi kendini tutmak yerine sınıf içerisinde akitif bir şekilde sınıfa katılmak o dersi katılmak çünkü bu da kanat notunu çok etkiliyor kanat notlarından biri sınıfta ne kadar akitif roll alıyor öğretmenle nasıl bir işte sorduğu sorulara parmak kaldırıyor mu? fikrini beğen ediyor mu? ve kendini gösteriyor mu? ön planı çıkıyor mu? bu ben ben ben değil de farklı fikirleri var mı? farklı bakış açısı var mı? çünkü sınavlarda öğretmenler şu anda bakıyorlar sırf sadece konu var mı? balakalı değil arada bir tane veya iki tane şey de sorduyorlar. şu konuyla alakalı fikrin nedir? çocuğun okulduğu öğrendikten sonra fikir beğen etmesine teşvik ettikleri için ona da bir paham veriyorlar yani sus, otur öğretmenin dediğini yap öğretmenin dediğini rebat ver başka hiçbir şekilde fikir beğen etme sen bizim dediğimiz şekillen değil daha çok sen akitif bir rei akitif bir vatandaş olarak fikirleri nasıl beğen edebilirsin diplomatik bir şekilde bunu da öğretiyorlar aile olarak bunu da mesela öğretmen bize derdirtme mesela işte size sorardı işte akşam yemeklerini beraber yiyormuşsunuz akşam yemekleri yerken konuşuyor musunuz sohbet ediyor yoksa herkes sus, sus bizim eskiden mesela ben kendimden hatırlıyorum biz yemek sofrasında oturduğumuz zaman eskiden her sofrası vardı her razı der sofrasında olurduk annemlerdeki yemek erken konuşulmaz yemeğinizi yin kanto biz tam derste mesela şimdi çocuklarımızı diyoruz ki o sohbet edelim yemek masasına sohbet edelim günün nasıl geçti anlat mesela ve öğretmenlerdi ve etmeye çocuğun fikrini almak kendi fikrini beyan etmek bir fikrinin olmasını ve bu fikrinin arkasında durabilmeyi yok ailelere öğretmenler bunu aşılayın çocuklarımıza bu çok güzel bir şey ve bu çok öğretici bir şey o yüzden aydılar göçmen aydılar bu konuda da öğretmenlerle görüşü onların fikirlerini alık çocuklarına bu konuda destek olabilirler onları hem en tekra hızlı bir şekilde en tekra olabilmeleri için işte bir oyu aireten bir grubomu kayıt olabilirler bir derneğimi kayıt olabilirler çocuğun bir attıyorum bir alanda ilgisi var yüzme olabilir ve müzik olabilir spor olabilir o alandaki bir aktivitiyemi üye olabilirler orada kendine gösterebilir çocuk bunların hepsinin bu bilgiler var ve zira bizde öğretmen şey edilmişti okulu var eğer çocukların Türkçe dillerinin gelişmesini istiyors çok okuluna da kayıt olabilirsiniz mesela bizim çocuklar küçükken Türk okuluna da gitmişler de şe Türkiye'yle alakalı ilgiler öğrensinler Türkçe'ye okumayı yazmayı öğrensinler gibi gibi yani aileler burada çok aktiv bir rol alabilirler almalarıda gerek yok hem kendilerinin en tekrasiyonu için çok önemli çünkü birilerse bu tanışıklık üzerinden çocuklar da birbirilerine gidip isvişere ailelerle kaynaşabilirlerse onların ortamına girebilirlerse çocuklar içinde çok güzel çünkü isvişede sen de biliyor sondur. isvişe kültürü aslında birazcık içe dönük bitindir. isvişede güven çok önemli. Yani bir isvişere ailenin senin çocuğunu veya seni evine davet edebilmesi için ama evinin kapılarına sana açabilmesi için sana güven duyması lazım. güven duymadı. Hiçbir insana evine davet etmez. O yüzden annelerin babaların çocukların arkadaşların annelerle babalarıyla da dialog içerisinde olmaları iletişim içinde olmaları çocukların işte bir çocuğun doğum gününe davet edilmesini sağlayacaktır. Ondan sonra evine çağırılmasını yoksa çocuklar kendine o konular da biraz izolede hissedebilirler çünkü bazen oluyor. Çocuk işte atıyorum doğum günü var. Beş tane arkadaşına çağırmış ama senin çocuğunu çağırmamış. Niye? Çünkü sen yabancısın, çünkü sen aile seni tanımıyor. Çocuk istesi bile aile kabul etmiyor. Çocuk bize gelen var. Şimdi biz onun ailesini tanımıyoruz. Orada da çocukların integrasyonuna desik olurken kendi integrasyonunda biriler o ailelerle diolok içerisinde oldukça. Zaman aslında her şeyin anahtarı iletişimden geçiyor. Kendi ihtiyacını söylemek talep etmek bir yandan da çocuğun ihtiyacını sahip çıkıp hareketi geçmek diye gili. Yani böyle sosyal becirliğinin ne kadar geliştiler alakalı? Çünkü eskiç aslında sana bu alanı açıyor. Çünkü bahsettiğin öğretmen çocukların birleşler ihtiyaçlarını gözeten onları doğru eğitim modeli ile eşleşirmek için çaba harcayan sosyal gelişimli destekleyen aynı zamanda çocukların hareket ihtiyacına dalan açan bir yer. Düşünmesine sorugulamasını sağlıyor. Şimdi böyle bir ortamda zaten çocuklar, filizlenirler ve gelişim gösterir. Bunun yanında çocukların hem integrasyonu evefelerin integrasyonu içinde sosyal hayatın içinde karışımaları gerekiyor. Var olan gruplar, belli kuruslar, aireylerle yapılan aktiviteler, belki tam dediğin gibi böyle etkinlikler ve organizasyonlar, festiviler, lütfen. Bunlara dair oldukça aslında integrasyon birazcık daha kolay. Şimdi okullarda özellikle çok çişitlilik ve bir muzehikten bahsediyorsun. Farklı kültürler de var. Öğretmenler de çocukları zaten bu anamda destekliyolarıma burada belki dinleyenlerin kafasına şöyle bir soru işlerde gelebilir. Benim de geldi. Özellikle hem sosyal hayatı, hem okula hayatında farklıkları kapsayan ve anlayışlı bir dil var gibi duydum. Anlattığını, bunun yanında farklıklardan dolayı ayrımcadıkta söz konusu balıkla ilakalı hem akran zorbalığı, hem de kültürler farklıklarla ilgili, ayrımcılıkla ilgili senin gözlenmediğim bir şey oldum. Yani çocukların artık ergenlik dönemindeler. Senin de bir resler olarak uzun süredir burada olduğunu varsayarak söylüyorum. Burada ayrımcılığa dair ya da zorbalığa dair hem senin evim çocukların yaşadığı deneyim oldu mu? İzviçlerinin bu anlamda hükümetle ilakalı bir politikası var mı diye sorayım bir de? Benim yan benim bir resler olarak tabii ki kendi hayatımda yaşadığım hem okulda hem sonraki iş hayatımda zorbalığa mağruç kaldım mobin ona belki başka zaman konuşuruz ama benim çocuklarım yaşamadılar çok şükür yaşamadılar ama istiştirdeki çün okullarda yaşanan bir şey. Yani ana okulundan üniversiteye kadar her okulda gördüğüm, şahit olduğum, duyduğum, o kadar çok olay var ki. Yani maalesef ki okulunda kadar inmiş bir durumda ve ana okulunda aslında başlayan ana okulundan etibaren başlayan bir durum. Yani sen ve ben de biliyoruz ki aslında mobin'in işte psikolojik şiddetin bu tür olayların ana sebepleri tabii ki bir çoklu ana sebepi var, çoktu sebepleri var ve bunun aslında önüne geçilebilir. Yani çok basit bir örnek vermem gerekirse ana okulunda Irlanda da bir dünün arkadaşı vardı kağının. Onlar Irlanda'dan gelmişlerdi. İş için ekspat olarak gelmişlerdi. Ve tabii ki işçede şöyle bir şey var. Devlet okullarında devletin yabancı öğrencilere yani gelen ve almanca sevesi iyi olmayan ya da hiç olmayanı öğrencileri bir dil yani iki yıl, üç yıl bu artık çocuğun ihtiyacı kadar olan dili hafta da bir kaç saat önüne çocukları sınıftan oluyorlar ya grup içerisine ya 1-1 olarak almancaya almancı dersi görüyor ve almancı öğretiyorlar. Ve tabii ki çocuk küçük yaşta ise çokçomuzantan oynayarak el kolun hareketiyle da kendine anlatarak çok hızlı bir şekilde öğreniyor deli. Ama mesela o çocuk hala görüşürüz biz Irlanda'ya gittiğimizde onları ziyaret ederiz onları geldiklerine bizi ziyaret ederli. O çocuk mesela almancı birkaç arkadaşı tarafından psikolojik var şey de da bağırıp kalmıştı. Ve bu psikolojik şiddetlerden bir de doğum günlerini davet edilmemek. Yani bu bile bu bile yani işte çocuklar geliyor. doğum günü daveti dağıdıyor. Yanındaki çocuğa veriyor. Öbür yanındaki çocuğa veriyor. O çocuğa vermiyor. Niye? E çünkü ilet şimdi kuramadığı için ve aileler tanışmadığı için ki hani biliyorsun ki genelde İngilizce biler insanlar çok böyle pop pop'lanırlar elisinde tutururlar herkes tarafından genelde. Çünkü herkes İngilizce konuşmak ister. İngilizcesini geniştirmek ister. Ama onlar mesela o çocuk dışlanmıştı. Ve bu dışlanmış süresi bayağı böyle dört beş ay stifala sürmüştü. Taki onlar aile için çocukları kendi evlerinde bir partiye tanışma partisine davet edene kadar. Tanışma partisinde aileleride davet ettiler. Aileler da onları nasıl bir ortamda yaşadığına nasıl bir aile olduğunu gördümce kapılar açıldı birden bire. Ve bu çocuk birden bir bir domgüründen bir domgürüne davet edilmeye başladı. Ama o zaman bu aile bunun önlemini almamış olsaydı burada bu aslında çok zekece hareketi yapmamış olsaydı bence hem kendini tanıtmak hem o sıcak ilişkileri kurmak adına bir adıma atmamış olsaydı. O çocuklar o çocuğu dışlanmaya devam edeceklerle ve bunun üstüne farklı farklı şeyler de eklenemidirdik ki bazen görüyoruz işte çocukların birbirlerini dövdük veren artık bir şey var okullarda ilk okullarda artık çocukların üçüncü sürüf dördüncü sürüf dan itibar edecek telefonurla birbirlerini mesaj kötü kötü mesajlar attıkları ve işte kızlar da özellikle bunu ben mesela çok görüyorum kılık kıyafetten dolayı birbirlerini çok mobbing uyguladıkları işte ah bak ah sen işte gidin kıyafetler gidin kızlar da özellikle kollar da çok şey duyuyorum erkekler erkekler tarafında da şeyler duyuyorum yani daha çok bedensel şiddet yani atıyorum birisi çocuk evde kendisi şiddet görüyor o şiddeti kaldıramıyor tabii ki hal ile kendinden daha zayıf birini gördüğü zaman o kendinden zayıf birisi de belki çok başarılı ya da çok sevilen bir çocuk onu bir yerde sıkıştırıp bedensel bir şiddet uygulayabiliyor o öbür zayıf çocuk da kendin korktuğu için bunu uzun süre saklayabiliyor gizli tutabiliyor böyle şeyler oluyor bu konuda aslında istirçe devletinin okul kısmında çok güzel etkinlikleri var şöyle ama çok işe yarıyor mu bence halen istinilen soluç elde edilmiyor ama şöyle etkinlikleri var mesela anokulunda çok işe bir örnek verip anokulunda bu olaylar olduğunda buna benzer olaylar olduğunda bir tane şey süpürge normal bizim hani yani süpürge süpürge uzun saplığa çok süpürgesi gibi düşün ki böyle bir yandan bulmuşlar öğretmenler almışlar o süpürgeye süpürgeye saplığa başına bir eşarp geçirmiş göz takmışlar az burun takmışlar onu bir tane kadın haline getirmişler ve dedikoducu teyze istineden koducu teyze koymuşlar o da işte birini hakkında bir şey mi paylaşmak istiyorsun bir bir şey mi gördün işte birine bir şey mi anlatmam gerekiyor git ona anlat hani öğretmenleri sürekli gelip şikayet ya da etyemizden çekiştirip bizimle paylaşmak git ona anlat eğer anlatım yani anlattıktan sonra hilen seni rahatsız ediyorsa içinde hilen o anlatmaya ihtiyacım varsa ondan sonra de gel böyle bir yandan bulmuşlardı çok saçma bir yandan gelmişti bize sonra işte öğretmenler biz bunu konuştuğumuza mesela atıyormuş birbiri de kavga meytle hemen girip ah öğretmenin bak işte şöyle oldu böyle oldu bizim zamanımızı çok harcıyor bu olaylar ya da işte öğretmenim şu şurdan şunu dedi tamam bize demeyin git o süpürgeye söyle süpürge dağlamadı istan hilen içinde tutuyorsan hilen seni meşgur ediyorsa bu konuda birazcık çaresizli ben tamam kendi sorunuz kendiniz çözülüva orada bir tane canlısız bir şey var git onu anlat sizi o kadar da çok önemsemiyoruz gibi gelmişti sonra öğretmenlerle konuştuğumuza öğretmenler bizim bakış açımızı aslında evet doğru haklısınız o zaman onu kaldıralım şey yapalım bir kutu yapalım işte okutunu içine çizin yazın onu azı sonra konuşalım başka bir yantam olmuşardık orta ilk okullardı ortaya okullardı şeyler var tenefiz alanlarında bazı işaretler koyuyorlar mesela işte tenefiz alanında okulun o alanında kavga etmek yasak ya da şiddet uygulamak yasak ya da işlerini atıyorum işte sigara içmek yasak gibi öğretmenler de estekleyen gözlemci öğrenciler oluyor o öğrenciler gördükleri şeyleri gidip gözlemci öğretmenleri gidiyorlar o gözlemci öğretmenler de o öğrenciler alıp işte ya konuşuyorlar ya nisiplin kuruluna gandırıyorlar ya da belirli nisiplinler okuluyorlar ya durum güzel bensem ama mobin hali halen çok yaygın çünkü neden bunu bir konu olarak mobin nedir neden oluşur ve mobik oluştuğu zaman sonuçları nelerdir çünkü biliyorsun intare kadar gidebiliyor ve bu çocuklarda da olan yani ilk okulu öğrencilerinde bile olan ve hafta çok uzun sürelip psikolojik sorunlar sıkıntılar kreniklere yatması gereken kadar durumlara kadar varabiliyor o yüzden bence bu zamanda ben Bedansar mobin işte psikolojik işte konu olarak okullara o müfredatın işine içine işlemesi eğer işleyemiyorsa da öğretmenin bilinçli bir şekilde bunu bir konu olarak bir proje olarak okullarda anlatılması gerekiyor diye düşünüyorum devlet açısından henüz müfredatı girmiş bir şey yok işte mobin sensibilization eğitimleri falan yetişkünleri verilen eğitimler var iş hayatında olanlar için ama eğitim sisteminin bir parçası olarak maalesef yok ben hatta bunu defalar okullara tavsiye ettim ben gelip bu konuda uzman olduğum için eğitim verebilirim çocuklarla projeler yapabiliriz ama orada da abikonları ayrılacak birçemiz yok değil işin içinden çıplar çünkü çok da şey yapmak istemiyorlar şöyle bir korku var bu konuyu ele alırsak iş hayatında böyle demek bizim okulda bu konular var yani mobin var rı ele vermiş olacağız böylelikle işte hem medyada olumsuz bir şey yaratabiliriz belki ya da ailelere gereksiz sıkıntı vermiş olabiliriz aileler bizim evde daha fazla baskı kurabilirler gibi bir algı hissediyorlar kendin taraflarından o yüzden olabildiğince ama inanki her okulda yani ana okulda, ilk okulda, o kadar çok mobig makaları oluyor ki bu her her okulda. Aydılar bunu öğretmenlerle ya da okulun müdürüyle, rektörüyle bile bir çözmeye çalışıyor. Herkes okulda birazcık kendi şeyini bırakılmış durumda. Yani çok fazla ses etmeyin, çok fazla yanke getirmesin. Bizim okulda bunlar oluyor diye çoğulmasın. Çok böyle halın altını yok. ki sen de biliyorsunuz. İsviç de meydiası bu konuda, İsviç'e kültürü de bu konuda çok şey. Yani hani Türkçe'de şey var, kırılır, kol kırılır, yan içinde kalır. O bizim İsviç'e buradaki İsviç'e kültüründe var. Yani olan hiçbir şeyin dışa yansıtmamak, kendi arasın aranda çözmek ve dışarıya hiçbir şekilde olumsuz bir şekilde yansıtmamak. O güveni, okula olan, okuruma olan güveni sarsmamak. Bu yüzden kibirirsin hani burada bir olaya olduğu zaman gazeteleri de medyaya da yansıtmaması hiçbir şekilde. Yansıtsa bile hiçbir resim paylaşılmaz. İsim paylaşılmaz, belirli deli korumak adına, belirleri korumak adına. Ama maalesefki mobbing çok yaygın bir şey İsviç'e de İsviç'e okularında. Ya çok şaşırdım aslında, yandan da üzüldüm. Yani böyle hani İsviç'e kültürüyle ilgili benim algım böyle değildi. Ama senden hani bunu deneyen birinden öğrenmek iyi oldu. Herkesi kendi kaderine bırakmak, herkesin yalnız olduğu bir sistemden bahsediyorsun. Belki o kültür bileysacı bir kültür olduğu için topulduğu kurtarmak değil de, sen kendin annet bunu, sen çözersin zaten. Ben ana okuldan itibaren sana kendi başının çaresinden bakmaya öğretiyorum zaten. Burada başına bir şey geldiği zaman da sen bunu çöz. Ben devlet olarak, ya da eğitim sistem olarak çok da arkanda değilim gibi bir yeri söylüyor. Bu da çocuklara tam da söylediğin gibi aslında çaresizlik ve etaresizlik hissettiren erken dönemde bu duyguyla yaşamalarını sağlayan bir şeyin içine sürüklüyor. Yani çok çok üzüldüm gerçekten dinlerken de. Bir de mesela o verdiğin ilandalı çocuk örneğinde. Aile hareketi geçmesi, çocuk öyle devam edecekmiş. Yani adaptı olmaya çalışıyor, hem o gücün içinde, dili öğrenmeye çalışıyor. Aile sorumulukalı hareketi geçmiş, öğretmen de adım atmamış bununla ilgili. Devlet de adım atmıyor. Yani aslında isri içeri de anladığım kadarıyla bir zorbalıkla karşılaştığı zaman herkes kendi gücüyle bunu çözmeye çalışan bir yerde. Çok üzüldüm yani. Özel okullar farklı. Yani bir ekspat olarak gelinliği zaman hani bu international school dediğimiz özel okullar çok farklı. Benim mesela çok arkadaşım, artık yeden geraye de farklı ülkelerden gelip çocuklarını özel okullara gönderen. Orada gerçekten çok ailelerin kaynaştığı etkinlikler yapılıyor okulum kendi. Çünkü orada büyük bir çeler var çünkü hani bir çeler olduğu zaman bu etkinlikler yapılıyor. İşte kermesler yapılıyor, çocuklara farklı farklı kültürler anlatılıyor, davranışlar öğretiliyor. Daha farklı bir eğitip var orada. Ama devlet okulunda daha böyle bir eser bir eserlik üzerine ve kendi kendine yetebilme üzerine bir de şöyle bir şey var bence yani bunu geçenlerde bir arkadaşımla da konuştuk. İsviççeli insanı çok basit yaşayan çiftçi bir halk aslında. Yani şu an dünyanın çok modern, çok zengin, çok precizli bir ülkesi işte kayap ülkesi çikolatalar işte teknoloji şu bu. Yandan baktınız zaman teknoloji olarak zaten Türkiye'den çok daha gerideyiz. Teknoloji ve dişital olarak Avrupa ülkelerinin ya da işte dünyaya ülkelerinin çok çok gerisindeyiz. İsviççeli olarak ve çok simple, çok saade bir hayat. Yani böyle o yüzden mesela ikinci el hayatı eşya olsun kıyafet olsun çok yaygındır. Böyle çok mal bir ülke, çok prestice, çok gösterişe çok önemli bir halk ve kötür. Ama şu da var bu benim kendi şahsi fikrim. İsviççeli insanı bence çok kıvrak zekalı bir insan tipi değil. Böyle çok çabuk çözümler üretecek Türk mesela Türk insanı acayip derecede kıvrak zekalı. Yani çünkü neden savaş görmüş, yokluk görmüş. Cidamikleri sürekli değişen bir ülkenin bir topraktan geliyoruz, bir coğrafyadan geliyor bu Türk insanı. İsviççeli olan yani savaş yaşamamış, yokluk yaşamış ama yüzyılardır. 7-3 yılda bir süre var olduğu süre içerisinde yokluk yaşamamış, varlık yaşayan bir ülke. İnsanın aslında psikolojik olarak da çok dirençli bir insan değil. Çünkü o yüzden ne kadar zorluklara karşı, zorluklar yaşarsan o kadar düşündürsün ya, o kadar şey düşündür. Yani bir meyveye düşündür. Evdeyi düşündüğü ne kadar soğum ağrısı, o kadar derisini güçlendirir ya, sertleştirir. İnsanoğlu da öyle yaşadığı zorluklarla mücadele ederken derisi de kalınlaşıyor. Ve psikolojik, psikolojik esnekliği de genişliyor ve zekası da kıvralı, yani kıvraklaşmaya başlıyor. Sürekli bir yaratıcı fikir etmesi lazım. Ama isminiyleler böyle zorluklarla karşılaşmadıkları için ve çok rahat, hayatları olduğu için o kıvrak zekaya da çok sahip olmadıkları için işte o çocuk da olduğu gibi bir öğretmen de kalkıp bir yaratıcı fikir atmıyor ya da oluşturmuyor. Bir aile de kalkıp, "Aa siz de yeni gelmişsiniz, bizim kültürde var" bir de komşun taşınır, artık o da biraz değiştirdim. Ama "Aa bir hoş geldin dersin, bir taşınırlar, "Aa bir yemek yapamadığınız yemek yaptım size, bu hengen bir de yemek yapamamışsınız der, anadolu da halen var" mesela bu kültür. Bir tanışırsın, bir tanışma şey ne gidersin, onları tanımaya çalışırsın, kimdir, necidir, nereden geldi? Bu kültürde yok yani, sürekli kültüründüğü yok, çünkü o esneklik yok onlar da. Onlar halen bize dokunmayan bir yaşasın. Mesela burada çok komik bir olaya olmuş, biz işte yirmi yıl ayaklandır bu köyde yaşıyoruz, bizim idoel zamanı burada şey yaparlar. Bir tane evler isteyen, isteyen evler, birden yirmi dördük ayin yirmi dördük noel gibi yani birden yirmi dördük kadar sayı belirlenir. İşte yazılıyorsun, o liste ediyorsun ki, işte ben atıyorum, beş numara olmak istiyorum, evimin bir camana de kore etmek istiyorum, noel de karasyılın ve o aralık ayında bir ayin birinden yirmi dördün ne kadar, bütün kay halkı, o evleri gezip, o süslenmiş kapının önünde süslenmiş oluyor, bir cam süslenmiş oluyor, bir bahçede süslenmiş oluyor. Geziyorsun, biz de bir gün böyle eşimle sabahın sekizinde çocukları göndermişik, o gün evden çalışıyorduk, dedik ki hadi işe başlamadan önce bir yürüş yapalım köyde, bir de bu pencilerini getirelim gelelim. Gidik işte kış soğuk, ceketimizde, paltomuzu, şapkamuzu, elde verimizi giydik, geziyoruz böyle, gezerken birden polis arabası karşımıza çıktı ve yolumuzu kesti. Bu da bir de bu pandemi zamanı, kapılar açıldı falan, hemen durum kimliğiniz çıkarın, kimselin esiniz, biz böyle kimiz şor. Kendi köy bize yirmi yıldır yaşadığımız köyde, yürüş yapıyoruz sabahın sekizi yani kanal salandı değil, aydınlanmaya başlamış artık her şiir. Biz böyle şaşıt, ne oluyor falan, kimliklerin çıkarın, biz de ayırdılar, ben de eşim ayırdılar, bir polis, bir polis öbürünü çünkü esfişe devleti, polis de devleti, her şey çok denetlendiği için. Hakkınızda şikayet var dediler, biz böyle Allah'la nasıl, kim şikayet etti bize. Siz dedi ev ev gezip evlerin içine bakıyormuşsunuz. Anlarsanız polise şikayet gelmiş, iki tane yabancı kişiye bizim sokaklarımızda gezin, evlerimizin içine bakıyor. Şimdi biz tamam şapkı takmışız ama sonuçta Esmer'in sarışı değiliz. Yani Esmer olduğumuz belli oluyor. Yani Esmer eşittir, esfişeyle ya da değil, buradan değil lan. Ondan sonra polis dedik, hakınızda şikayet var işte, sizde de hırsız tanmışlar, evleri içine bakıyormuşsunuz. Ondan sonra nerede otluyorsunuz, niye çıkmıyor, iş yapıyorsunuz, ne yapıyorsunuz? Hangi sokaklarından geçtiğimiz falan böyle bir sorguya tuttular. Dedik ki bizi burada yaşıyoruz, işte bu şeyleri geziyoruz, bizim bakın burada elimiz zaten liste var, hani hangi evde, hangi ışıklandırma hangi süsleme var. Ondan sonra tamam özür dileriz dediler, gittiler yani. Yani isterseniz her şey yapabiliyorlar, yani böyle "Aa, sen hiç buralıya benzemiyorsun. Burada ne işin var benim, kapının önünde ne işin var, hemen polise arayıp, hakkında şikayetle bulna biliyor mesela." Te farklılıkları hemen görüp parmağıyla işaret edebiliyorlar. Aynen ve şeyler yani böyle paylaşıma çok açık değiller ve senin olan senin benim olan benim. Mesela bir gün yine böyle yürüyüş yapıyorum, yürüyüş yaparken bir ceviz ağacı gördüm, dedim ki şu ceviz ağacını altında otluyum dinlemiyim. Yani ot vırırlıkası bunu kahvetin, bir bahar havası, oturdum dinleniyor, bir de böyle şey giymişim, bir kazak giymiş, yandan ceklere ben. Bir baktım yerlerde böyle küçük, küçük cevizler düşmüşler, artık çürümeye yüz tutmuşlar. Al dedim yazıkçınlardan birkaç tane alayım bari eve götürüm. Sonra böyle bir 100 metre ilerle bir tane ev var, mutfağı görünüyor, candın bir tane yaşlı kadın, böyle candan bana bakıyor. Bendim ki "ah tamam, şimdi bu beni gördü, hemen polisi hiç kahvet edecek" ya da artık birilerini arayacak. Aradan beş dakika geçmedi, bir tane yaşlı amca elinde kocaman bir köpekle geldi, böyle köpeğin üstüme saldı. Ondan sonra sen dedi ne yapıyorsun burada, dedi burası benim özel bir ülküm dedi, sen dedi benim cevizlerimi ve çalıyorsun. İnanmıyorum, ben dedim ki "yo, burada yürüyüş yapıyordum, oturdum ağacı, baktım yerlere dökülmüş cevizden." Birkaç tane aldım, çıkardım cevibinden, böyle avuçuma koydum, birkaç atonları yere dedi, onlar benim cevizlerim. "Sen dedi burada oturamazsın, burası özel, dedim ki pardon özel mük olduğu hiçbir yerde yalnız ve normalinde özel mükse böyle avraya kocaman yazanlar giriş yasaktır özel mükse. Dedim ki "ya, cevizler artık dökülmüş, hani birkaç tane alayım çocuklarımı götürüm." Burak dökülmüştüm, çürüsün orada, sana vermekten sonra orada çürmesinden razı olur, razıyım dedi. "Ben de böyle, dedim ki, yani çürüyor, yani çocuklar iyi bilir, çürüme, çürüme gel." Hayır, kimse yemesin. Bu benim ağacı, çürüsün. Gerçekten böyle bir mentanete var bu isusiyelerin çoğunda, hani biz böyle bir gideriz, bir yerde bir elima görürüz. Mesela işte deriz ki bir tane alabilir miyim, anadolu insanı der ki bir tane de bir kuru al, hemen verir sana mesela yedirmeye içirmeyi severiz ya. Bunlar öyle bir isusiyelerin kötürünü şey hayır, tanımadığına hiç vermez. Düştün, çürüsün, mahvulsun, yere gittin ama insan oldu yemesin. Öyle bir şey dedi var bu halesef gel. İşte yine aslında dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyoruz, bir esel kültürün paylaşmayı sevmeyen, paylaşmayı deneyimlemediği için bilmeyen. Ve bir yandan da empati kurma becerisi zayıf olan bir kültürde, zorbalığın ve mobingin olması çok şaşılacak bir şey değil. Aynen öyle buraya geldik gerçekten. Yavaş yavaş, sonra doğru gelirken son bir soru sorayım istiyorum sana. Şimdi bu kadar ülke gören, bu kadar kültürle bir arada yaşayan ve aynı zamanda çalıştan işi itibar ile de farklı kültürlerde çalışıyorsun, görüşüyorsun. Sence dünya vatandaşı yetiştirmek ne demek ve dünya vatandaşı yetiştirmek için iki tane çocuğunla da yaptığın öğrettiğim şeyler var mı? Buraya da duralım isterse sana doğru gelmişken. Evet ben günlük hayatımda yani ve kere yerimde en az, en az, en az, evli farklı kültürle çalışmışımdır ve çalışıyorum. En az çalıştığım kültür aslında iş hayatımda isnişçede kültürü çünkü iş hayatımda isnişçede kadınlar çok az. Özellikle ilersektöründe çok az. Şimdi isnişçadaki kadınlar isnişçede kültürü, kadının evde kalması, çocuk bakması ve evinin kadına olması üzerinde. Halen malese. O yüzden birçok farklı kültürle en az isnişçik kültürüyle çalışıyorum yani. Dünya vatandaşı olmak aslında çok güzel bir şey. Bence bunun en temelinde farklılıklara açık olmak, öğrenmeyi sevmek ve meraklı olmak, yani meraklı bir bireyi olmak. Mesela işte tanıştığım bir insanın kültürüyle alakalı sorular sormak, merak etme. O insanın hayatıyla alakalı, hayatı derken özel hayatı değil ama yaşadıkları ile öğrendikleriyle zorluklarıyla alakalı sorular sormak. Benim iş hayatımda da mesela ne varsa çalıştığım daha önce ne varsa sensiyorsa, halen kisi olsa hep şey der. Hayatta hiçbir zaman vans geçmeyeceğin bir şey varsa o da meraklı olmaktır. Çünkü merak gerçekten insana o kadar çok şık kapılar açıyor ki, meraklı olmak şey değil, böyle hani bağlı teyzeler vardır ya her şey, herkesin her şeyini merak eder, soruların söyledi. Yani bilgi açısından, kendine bir şeyler katmak açısından merak etmek ve ben. Öğrenmeyi açı olmak aslında söylediğin şey değil mi? Öğrenmeyi açı olmak. Çünkü hani çok gezen bir bire, çok okuyandı, bilir. Bunun cevabını bence sen çok iyi verirsin çünkü haçifle geçsin. Şimdi ne kadar? 35. 35. Evet, yani benim çocuklarımıza geçen değil ha. İngilizce de İngilizce dersine sunum yapması gerekiyordu, kendi hakkında konuşması gerekiyordu. On üç yaşında ve yirmi tane birte gezmiş. On üç yaşında ve daha çok gezileceklerimiz var mesela Seneye Japonya'ya düşünüyoruz, Amerika var yanımızda falan. Bençe dünya ve tanlışı olmak gerçekten farklı kültürleri görmek ve farklı insanlarla bir yeri gelmek ve tamamen empati kurabilmek. Yani o insanları, yadırgamadan, yargılamadan, ön yargılamadan, onların güzel taraflarını alabilmek. Uyumayan bize kişiye uymayan taraflarını almamak ama onları da hani yargılamadan ya, yadırgamadan onlarla bir hayatı devam ettirme. Ben mesela çocuklarımı o yüzden olabildiğince hani ne kadar bunu yapabiliyorum ileride göreceğiz. Belki şimdi değil, ileride onlar bir yetişkin biraya olduklarında göreceğiz. Gerçekten dünyayı gezebilmek, ülkeleri gezebilmek, o ülkelerdeki kültürleri görebilmek, o insanların nasıl yaşadığının farkına varabilmek. Bunlar tamam, istişe de siz çok güzel bir hayat yaşıyorsunuz, çok güvenli bir hayat yaşıyorsunuz. Ben dünyanın bunu çok uzak etmek gerekmiyor. Türkiye'ye gittiğimiz zaman bile bir gelen bir çocukla oturup sohbet edebilmek diyorum ki bakın konuşun onun hakkında soru sorun nasıl bir hayat yaşıyor. Neden, bilenmek zorunda ya da neden, bilenmeyi bırak çalışan bir çocuk, mendi satan, su satan bir çocuk ya da dönem bir dönerci de çalışan 10 yaşındaki 11 yaşındaki çocuk. Neden onu o hayat yaşıyor, neden çalışmak durumunda kalıyor. Ben mesela çocuklarım 13 yaşında, 14 yaşında daha bir gün çalışmak durumunda kalmamış. Ama ben 7 yaşımdan ben çalışıyorum. Düşün yani, benden sonraki bir generation. Ama görsünler, yani bu farklı kültürlerdeki farklı yaşam standartlarının, yaşam şekillerini, farklı kültürlerin, rituallerini. İşte o hayatlarının içindeki nasıl bazı şeyleri kutladıklarını ya da işte hayatının içinde, hayata bakış açılarını görsünler. Bu onlara katar, çünkü ben şunu görüyorum. Yani 22 yıl ilaç sektörüne çalıştım, 7 farklı şirkette çalıştım. Adapte olabilme süresi, ne kadar kısa ise bir ortamı adapte olabilme ve ortamda güvenli ilişkiler, insanlarla güvenli ilişkiler. Yani insanların sana güvenmesi, senin insanlara güvenmen ve kaliteli iş yaptığını göstermek süren ne kadar kısa ise o kadar başarılı oluyorsun. Ve o kadar görünen, o kadar desteklenen bir insan oluyorsun. Ve hayatta aslında vaktığımız zaman insanın kendiyle barışık, kendiyle mutlu bir bireye olması için ve kendi kriterlerine göre, başarılı olması için gerçekten o sosyal dialoglar, sosyal ilişkiler çok önemli. Ve sosyal olan bir insan, insanlara güven verebilen, insanlara güvenli ilişkiler kurabilen, bir ortama, burun kıvırmadan, bu ortamda olursa olsun, burun kıvırmadan, yukarıdan aşağı bakmadan, o insanların o ortamın seviyesine girep, oraya uyum sal diyebiliyorsa, o insanlar gerçekten hem kendi hayatlarında, hem iş hayatlarında hem çok dengele, hem çok mutlu hem de çok başarılı oluyorlar. O yüzden benim ve eşimin, bizim ortak tabii ki burada annebaba olarak her zaman ortak ilerlememiz gerekiyor. Ortak kararlarımızdan ve hedeflerimizden birik, gerçekten çocuklarımızın girdikleri ortama, tamam uyum sağlamızda. Mesela çok basit bir örnek, biz pandemide çocuklarla, çok geznik, Avrupa'nın bir çok ülkesine gittik, kopun hâgına gittik, sen de gitmişsinler, kopun hâgına gittik. Yukopun hâgında bir tane otel, çocuklar normalinde, işte nereden otelik dersin hani, ya hazır bir yatağa bir yatak geliyor karşılarsın. Biz kopun hâgında özellikle böyle gençinin kaldığı bir oteli seçti. Orada gidiyorsun, aşağıdan çarşatlarını yorgunlu yastığını, oluyorsun, yukarı çıkıyorsun, oda ya, oda da kendi yatağının çarşatını yorgunlu, her şeyi kendini geçiriyorsun, işte oda da çıkarken, oda da kendini temizliyorsun. Ondan sonra, çocuklar işte hâvullarını kendini alıyorsun mesela, aşağıdan gittik işte, böyle bir türlü şaşırdılar, bir ilk kez böyle bir tecrübeyle karşılarsın. Şimdi yakalar gittiğimiz otellerde, en azından hani en basit otel olsa bir de yatak yapılmış oluyor. Gittik dedim işte, bunlar çarşatlar alacaksınız, işte hâvullar çıktık, böyle bir şaşırdılar önce, ondan sonra ne yatakları bizim yapacağız. Evet, ondan sonra gene hadi, hadi, hadi yap, yarışma yapalım, kim yukarıcı kendi yatağını yapacak ve oyuna çevirdik mesela bunu. Ve çok eğlenler. Mesela o tatilde, o kadar yer gezdik. İlk sorduğumuz zaman mesela o tatildenlik işe, 6-7 tane ülke gezdik mesela, iki hafta bu esnasında ilk altını zana gelir, işte o otelde o yatakları yapmak gelir. Ve se o ortama hemen uyum sağlamılar. O çok güzel bir, yani çok basitmiyor, lıkama bunun gibi açarım başka bir ortama gittiğin zaman. İşte yemek yerde yeniliyor, yer sofrasında. Ok, hadi hop yer sofrasında da elimizde yemek yebilelim. Aa yok, niye çatal yok, niye bıçak yok, niye şu yok, niye bu yok, bu becerileri o ortama uyum, ne kadar hızlı uyum sağlayabilirlerse ve bunun kıvırmadan. Aa, biz şöyle bir yer ülkeden geliyoruz, biz bunu yapmayız, yakıştı, şunu yemeyiz. Böyle bu olmazsa bunu yemeyiz diye bir müdükseri yok, olmaması için de gerçekten severek çaba sarf ediyoruz. Şimdiye kadar iyi gidiyor, bundan sonra nasıl olur bilemiyorum, burada zaman gösterecek. Çok teşekkür ederim, ben anattıklarını böyle bir toparlayacak olursam, aslında dünyaya vatanda şey yetiştirmek için çocukların meraklı olması, farklılıkları açık olması, empati becerisinin iyi olması, iletişim kurabilmeleri, dünyaya gezmeleri, farklı kültürleri görmeleri ve uyum sağlamaları, bir yandan da deneyimden öğrenme fırsatlarını açık olmaları gerekiyor. Bu şekilde olursa inşallah dünyaya vatandaşı olabilirler. Ben çok teşekkür ediyorum eylem, hem ebe veemliğin, hem çocukların için açtığın alan, hem sevgili dinleyenler için öğretici, kendi deneyimin üzerinden aktardığın şeyler için, benim için çok keyifli bir sohbetli, bence böyle bir sohbet ve bir podcast yayınlanız ya da bir eğitime dönüştür, neredeyse iki saate buldu, o yüzden çok teşekkür ederim ayağına sağlık. Ben teşekkür ederim, anne güzel toparladığım gerçekten. Aa, dedi o, sen böyle alınırken yok ki, evet, bulunu mu anlatmışım, bulunu mu anlatmışım. Sular keller gibi aktı gitti ve çok güzel toparladığım, yani tam doğru kelimeleri, belki ben tam doğru kelimeleri kullanmamış olabilir mi? Ama sen çok güzel. Tuduk point, tam direkt o kelimeleri kullanarak çok güzel bir toparlama yaptım. Ayağına sağlık, çok teşekkür ediyorum. İnşallah dünyanın herhangi bir yerine yolumuz kesişir, yüzüze yeniden sohbet etme fırsatımız olur. Şimdiden güzel bir yeni yıl olsun, sana ve ailenine çok sevgilerimi iletiyorum, iki geldi, çok teşekkür ederim. Ben teşekkür ediyorum sana. İnşallah gerçekten kendi yaşadıklarımdan ve çocuklarımın hayatlarından bazı kesitler paylaşarak birilerine ilham olmuş olur. Eğer herhangi bir soruları olursa zaten sana ulaşabilirler. Evet, seni en kısa süre içerisinde itişeye bekliyoruz ama gezdiğim bir yerde, belki dünyanın herhangi bir yerinde de karşılaşabiliriz. Geçenliğinde sohbetler her zaman çok güzel bu platformu da sulu için ayrıca teşekkür ediyorum sana. Ben teşekkür ederim. Sevgili dinleyen global eve veynlik pusulası podcastinin bu bölümünde sonuna geldik. Bundan sonraki bölümlerde görüşmek üzere şimdilik hoşça kalın.

Podcast Summary

Key Points:

  1. Eylem Demir Şantürk, İsviçre'de yaşayan ve kişisel gelişim danışmanlığı yapan, göçmen bir ebeveyn ve girişimcidir.
  2. Çocukluğundan itibaren sürekli göç deneyimi, onun psikolojik esnekliğini güçlendirmiş ancak köklenememe duygusu da yaratmıştır.
  3. İsviçre'deki eğitim sistemi, bireysellik (individualism), öz-yeterlilik ve erken yaşta davranış becerileri kazandırmaya odaklanır; anaokulu zorunludur ve devlet okulları ücretsizdir.
  4. Ortaokula geçiş, sadece akademik notlara değil, öğretmenlerin "kanaat notu" dediği davranışsal ve sosyal gözlemlere dayanır, bu da bazı zorluklar yaratabilir.
  5. İsviçre'nin 26 kantonu, coğrafi konumlarına göre kültürel ve eğitim sisteminde farklılıklar gösterebilir, ancak temel bireyci ve öz-yeterlilik odaklı yapı korunur.

Summary:

Podcast konuğu Eylem Demir Şantürk, İsviçre'de yaşayan bir göçmen, anne ve kişisel gelişim danışmanıdır. 12 yaşında İsviçre'ye göç etmiş ve çocukluğu Türkiye içinde sürekli yer değiştirmekle geçmiştir. Bu deneyim, psikolojik esnekliğini artırsa da köklenememe hissine yol açmış; bu nedenle kendi çocuklarının sabit bir yerde büyümesini sağlamıştır.

İsviçre eğitim sistemi hakkında bilgiler paylaşmıştır: anaokulu dört yaşında zorunludur ve ücretsiz devlet okullarında çocuklar erken yaşta öz-bakım ve bireysellik odaklı davranışlar (örneğin, fiziksel mesafe, izin alarak temas) öğrenir. Ortaokula geçiş, akademik notların yanı sıra öğretmenlerin davranış, düzen ve sosyal uyuma dayalı "kanaat notu" ile belirlenir, bu sistem avantajlar sağlasa da bazı çocuklar için dezavantaj yaratabilir. İsviçre'nin 26 kantonunda coğrafi komşularına (Fransa, Almanya, İtalya) göre kültürel ve eğitimsel farklılıklar bulunsa da temel bireyci ve öz-yeterlik odaklı yapı genel olarak korunmaktadır.

FAQs

Çocukların psikolojik esnekliğini artırmak için yeni ortamlara adapte olma, yeni insanlarla tanışma ve ilişki kurma becerilerini destekleyin. Ayrıca, aile olarak sabit bir yaşam alanı oluşturarak çocuklara güvenli ve istikrarlı bir ortam sunmak önemlidir.

İsviçre'de anaokulu zorunludur ve devlet okulları tamamen ücretsizdir. Sistem, çocukların öz bakım becerilerini erken yaşta kazanmasına ve bireyselliğe odaklanır, Montessori ve Waldorf yaklaşımlarıyla benzerlik gösterir.

Başarı, not ortalaması kadar öğretmenin kanaat notuyla da belirlenir. Kanaat notu, çocuğun davranışları, düzeni, arkadaş ilişkileri ve ödev disiplini gibi sosyal becerilerini değerlendirir.

26 kantonun her biri kendi eğitim politikalarını yönetir, bu da müfredat, öğretim yöntemleri ve kültürel yaklaşımlarda çeşitliliğe yol açar. Komşu ülkelere yakınlık, yerel kültür ve dil üzerinde etkili olabilir.

Aileler, çocukların öz bakım becerilerini erken yaşta geliştirmeli ve okul öncesi davranış beklentilerini öğrenmelidir. Ayrıca, kanaat notunun önemini anlayarak çocukların sosyal ve davranışsal gelişimini desteklemek kritiktir.

İsviçre, yüksek yaşam standardı, güvenli ortamlar ve kaliteli eğitim sistemiyle bilinir. Küçük topluluklarda herkesin birbirini tanıması, çocukların güven içinde büyümesine katkıda bulunur.

Chat with AI

Loading...

Pro features

Go deeper with this episode

Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.