Go back

Çok Çalışmak Zengin Etmiyor. Zamanın Getirisini Nasıl Hesaplarız? | FÖK #35

39m 12s

Çok Çalışmak Zengin Etmiyor. Zamanın Getirisini Nasıl Hesaplarız? | FÖK #35

Bu bölümde, finansal özgürlük yolunda zamanın en değerli ve yenilenemez sermaye olduğu vurgulanmıştır. Konuşmacılar, asgari ücret zammının enflasyon ve faiz politikalarıyla bağlantısını tartışarak, beklenen artışın %25-30 aralığında olacağını öngörmüşlerdir. Zaman yönetimi, yatırım perspektifinden ele alınmış; derin çalışma (faaliyet raporu okumak gibi yüksek verimli aktiviteler) ile sığ çalışma (grafik takibi gibi düşük verimli aktiviteler) arasındaki fark vurgulanmıştır. Gerçek saatlik ücret hesaplaması yapılarak, yol, hazırlık ve stres gibi gizli maliyetlerin nominal maaşı %30-40 oranında düşürdüğü gösterilmiştir. Pareto ilkesi (%80-20 kuralı) finansal piyasalara uyarlanmış; 1926-2006 arasında yaratılan servetin %97'sinin en iyi performans gösteren şirketlerin sadece %2,4'ü tarafından oluşturulduğu belirtilmiştir. Bu nedenle, bireysel yatırımcılar için endeks fonlarına yatırım yapmak veya odaklı portföyler oluşturmak en mantıklı strateji olarak önerilmiştir. Ayrıca, Vicki Robin’in "Your Money or Your Life" kitabı referans alınarak, paranın aslında yaşam enerjisi olduğu ve her harcamanın zamanla takas edildiği vurgulanmıştır.

Transcription

6213 Words, 42863 Characters

Turkish
Finansal özgürlük kulbüne hoş geldiniz. Bugün, cüzdanımızdaki paradan çok daha değerli, belki de harcizlikten sonra asla yerine koyamayacağımız o tek varlığımızı konuşacağız. Yani zamanı. Hepimiz, meşgul gibi görünebiliriz ama zamanımızı ne kadar iyi kullanabiliyoruz. Ve peki, bu en değerli sermayemizi akıllı bir yatımcı gibi yönetebiliyoruz. Yoksa bir kumar bazı gibi mi harcumuz? İşte bu sorular üzerine bu bölümde verimli olmak ve zaman yönetimi üzerine üretkenliğin matamantitini konuşacağız. Hazırsanız, başlayalım. Herkese merhabalar. Ben ilkâr bir diğer değiştire, bursa da bir başına ve her zaman olduğu gibi karşımda bay tutumlu var. Merhabalar abi öncelikle hemen bir selam vererek başlayıp sana nasılsın? Nasıl gidiyor? Merhabalar, iyiyim teşekkür ederim. Sen nasılsın? İyiyim ben de. Fena değil. Piyasalar da yine çok da iyi değil belki ama. Fena değilim bende. Ve biraz da şeyi bekledik aslında. Noal baba, real lisine acaba yakalar, miz yakalamaz, miz onu bekledik ama. Çok da bu sene sanki iyi kapatmayacağız gibi yılı. Evet, yani orta şekerli bir yıl olacak gibi görünüyor. Yani SMP 500 tabi Amerika tarafı aslında iyi kapattı yıllı. Yani çift tane ile getiriler var orada. Nasdaq da 120'in üzerinde getiri var. SMP de işte 100'de 16-17 varında bir getiri. Normal bir süre için çok iyi bence. Tabii biz güzel baktığımızda ise TL bazında 100-15'lik bir getiri görüyoruz. Yıllar bazında yine 100-17'i 8 civarında bir negatif getiri var. Yani bunun dışında tabii ki yılın en büyük kazanını altın ve diğer emtiyalar. Aslında gümüşte daha da fazla kazandırdı. Noal baba, real lisini bekliyorduk ama olmadım, alısı. Yılada kapatmak üzereyiz artık bundan sonra bir rally olsa da çok etkili olmayacaktır. Yani genel olarak ben kendi adıma çok kötü olmayan bir yıl ama çok da iyi olmayan. Orta şekerli bir yıl geçirdim bilmiyorum. Sen nasıl geçirdin? Benim de hemen hemen öyle değilim yani. Orta şekerliğim zaten mutlaka bir geçen yıl yaptığımız gibi riket. Bölümü artık yeni yıl agirdimizle mutlaka yapmış oluruz. O klasikleşecek bence yani henazından tüm yıl nasıl geçti diye. Bu bölüm yine normal gündemlerimizden aslında devam edeceğiz. Yani riket olarak değil de çünkü daha yıllık kapatmadı arkadaşlar yani bölümü. -Yılık. -Yılık. Hani maç 90'daki kadar ya onun gibi birkaç günümüzde hava var. Daha piyasalar kapalı değil açık hala. Tabii 25 aralık da galiba bizim bölümü müzde yayın tarihi o olur diye tahmin ediyorum. 25 aralık da piyasalar kapalı olacak. Ama daha açık günlerimiz var. Önümüzde son günlerimiz var. Zaten aslında bu son zamanlarda da özellikle de mesela aralık ayında hatta kasım ayından da baştabiliyor. Bazı fondlar özellikle bazı pozisyonlarda kâr alarak kapatabiliyorlar bazı yerlerde. Ve ya bir esai yatırımcılarda da şey çok görebiliyoruz. Vergi avantajından faydalanabilmek için mesela zararlı pozisyonlarında kapatmak isteyenler olabiliyor. Orta vergi avantajları falan elde etsin. Birazcık kasım aralık ay özellikle de aralık ayı bu tip hareketlerle geçiyor. Ve şey de yakalayamadık işte. Noal Baba Rallesi de çok fazla olmadı gibi en azından Türkiye piyasalarında. Tabii diğer bir önemli konularımızdan bir tanesi hemen bölme giriş yapmadan bence başlık olarak. Asker ücret mevzusu var. Türkiye'de. Bilmiyorum. Daha ne kadar sürecek bu toplantıları. Ama senin düşüncelerini almak isterim özellikle asker üyret tarafında. Yani açıkçası önümüzdeki başlara bakacağız diyelim. Ocak ayında biliyorsun asker ücret etk ediyor. Ocak ay özel herken infrasiyona. Şu anda biz %31 seviyesindeyiz enflasyonunda asker ücreti ve yaklaşıkça %25 civarında bir artış bekleniyor. Hani benim hisler beklentim bir tık daha yüksek olması şeklinde ama hani bir tık daha yüksek olsa bile %30 geçmeyecektir. Ki %30 bile aslında piyasada konuşulandan, kolisler de konuşulandan diyeyim. Daha yüksek bu oran. Zaten güncelen enflasyonun %31 seviyesinde. Bu durumda ben hani asker ücreti yapılacak zamanda beklenen enflasyona göre yapılacağını düşünüyorum. Biz her ne kadar asker ücreti daha fazlasını hak ediyor olsa ve istese de. Ocak ayında geçtiğimiz yıl %5 civarında bir enflasyon görmüştük. O %5 enflasyonun bu sene bazedki sigilla tabii ki daha düşük geleceğini söyleyebiliriz. Bu da aslında enflasyonumuzu yırlıken enflasyonun hızlı bir şekilde %30'una indirecek. Ama bundan sonra özellikle insanmayı sayılığından sonra bu sefer geçtiğimiz ademiştik ya %30'larda bir direnç görebiliriz diye. Bu seferde %20'lerde bir direnç görüyor olacağız. Yani %20'lerde ki direnç de bence %30'lardaki dirençten çok daha aşılması zor bir direnç olacak. Özellikle de seçim dönemi yaklaştıkça. Ben takip ediyor olacağız yine tabii ki %30'la bir enflasyonu azkarı öce tarafınlara benim beklentlerim bu şekilde. Ya azkarı öce tip ben geçen yıl da biraz düşük tahammül etmiştim. Bu yılda yine yani düşüklerken beklentiye göre düşük ki öyle bir sonuç çıkmış da aşağı yukarım. Bu yılda ben beklentiye göre biraz düşük yine olacağını düşünüyorum. Artış oranlarının en azından ordu çünkü hani sıkı bir politika izleniyor diye görüyoruz, izliyoruz en azından. Tabii yani bu çok fazla şey etkiliyor. Sen de söyledin gibi. Çünkü bizde askeri ücret zamma normal ücretlerin de diğer askeri olmayan ücretlerinde zamlarını çok ciddi bir şekilde ilgilendirdi için. Bütün her şeyi etkileyen bir şey askeri ücret Türkiye'de. Özellikle öyle artık şeye bakıyor yani askeri ücretlerin üç par üzerinde koyuyorum. İşte askeri ücretin beş par üzerinde verelim gibisinden mesela ona bakıyorlar yani. Özellikle öyle onu takip ediyor. Kesinlikle ve bir ay en az biz bu konuları konuşuyoruz yani ne olacak askeri ücretti. Ve işte son aşamaları da yaklaştık galiba sanıyorum önümüzdeki haftalarda netleşmiş olur. Ve beklentinin yani piya saa beklentsin bir mikdar altında ben yine kimse olarak gerçekleşeceğini düşünüyorum açıkçası. Ve dediğin gibi bunun bizim işte inflasyon önümüzdeki inflasyon projeksiyonuyla, faizindirim, politikaları ile çok yakından bir ilişkisi olduğunu düşünüyorum. En azından bunları ekleyebilirim. Faizindirimleri artık hiç azaltan bu bursu da ki hacımları da aktıracak. İnsanlar daha çok alçak yapmaya başlayacak. Bu da aslında biz biraz konumuza götürüyor. Alsat, traidir, perspektifinden ve yatırımcı perspektifinden birazcık zaman yönetimi ile alakalı konuşacağız bugün. Yavaş yavaş bölümge geçebiliriz istersen. Evet geçebiliriz bacıdı. Bu bölümde zaman yönetim ve üret kendikten bahsedeceğiz. Aslında zaman yönetim ve üretikendik çok geniş bir konu. Bir bölümde de böyle sığdırabilecek bu konu değil aslında. Biz biraz daha finansal bağımsızlık perspektifinden ve yatırımcı perspektifinden bu konuyu işlemeye çalışacağız. Ben bu konuda mesela zaman yönetimini yatırımla benzeştirmeye çalıştığımızda aslında uzun vadeli bir servet inşaası elde etmek istiyorsak biz daha fazla işi daha kısa sürede yapmayı da deflemek yerine uzun vadeli bir bakış açısına gütmemiz gerektiğini düşünüyorum. Nasıl ki sermayemizi en yüksek getirir sağlayan varlıklara yatırmaya çalışıyorsak en değerli varlığımız dikkat ve zaman bence. Bu dikkat ve zaman sermayemiz de en yüksek getirir sağlayacak aktivitlerle yatırmamız gerekiyor. Burada aslında uzun vadede meşguliyet ve üretikendik arasında ki farklı birleşik getirin de etkisiyle çok fazla farklı gösteriliyor aslında. Genelik demesel ne oluyor? Bir ofis ortamında gün içinde e-postlara bakıyorsunuz. Toplantılar'a katılıyorsunuz. Bunlar aslında düşük verimde aktiviteler. Yadamesele toplantıyı kazılıyorsunuz. Toplantı da dinliyorsunuz. Notlar alıyorsunuz. Bunlar aslında düşük kaliteli aktiviteler. Düşük aktivite de yayınasayip şeyler. Yadamesele birin çalışma, gün içerisinde bir kere kapatır. O çalışmanın sonunda bir kendinizi üretikendik. Bir mutlu hissediyorsunuz. Yatırımcı perspektifinden baktığımızda da aslında aynı konuya geliyoruz. Burada mesela o derin çalışmayı belki bir faaliyet rapor okumak ya da bir şirketi derinlemesin analiz etmek olarak benzet edebiliriz. O mesela düşük yoğunluk çalışmayı ya da sığı çalışmayı da mesela bir ekranı bakarak önümüzde birkaç tane ekran var. O birkaç tane ekranlarından grafikleri takip ediyoruz. İşte yanıp sönüyor, al sap yapıyoruz. Belki buna benzetemeliriz. Bilmiyorum sen de düşünüyorsun bu konuda. Ben mesela böyle bir benzetle kurmak istedim. Şöyle buna bir ekonomik kavram olarak yaklaşabiliriz zamana. Yani hani ekonomik ikiti saattaki inceleme alanlar nedir? İşte kıt kaynakların verimli bir şekilde kullanılması. Öldü mü? Şimdi zamanda bu kaynaklardan bir tanesi. Selmayemiz aynı zamanda. Yani en önemli Selmayemiz'in başında geliyor zaman. Diğer başka kaynaklarımız ve sermayelerimizle birlikte. Bu sermayelerimizin büyük bir kısmı aslında yenilenabilir, değiştirilebilir, düzenlenebilir ve yerine ikame edilebilir şeylerden oluşuyor. Kaynaklarımızın ve sermayelerimizin büyük bir kısmı. Takas edilebilir. Hatta oluşuyor. Burada konuştumuz konuların önemli bir bölümü. Takas edilebilir sermayeler üzerinde. Konuşuyoruz biz finansal hızgülük kurbinde. Fakat bunların arasında çok çok önemli bir sermaye var ki o ne takas edilebilir, ne yerine tekrar konulabilir, ne de yenilenenbilir. O da zaman hepimizin bildiği gibi. Yani akıp giden bir işte şeydeyiz. Bir nehirdeyiz belki biraz hani böyle eski felsefeciler gibi konuşursak ya. Ve bu nehirde bir daha asla yüzmümüzde pek mümkün görünmüyor en azından şimdilik. Ki bununla ilgili bazı çalışmalarda var. Bilmiyorum, şeyi takip ediyor musun o yabancı bir kaynakta işte Brian Johnson diye bir adam var. Kafayı biraz kırmış bir adam böyle don't die bir hani sakın ölme gibi bir Türkçe çevirsek böyle bir tezü var. İşte ölüm süzdüğü keşfetmeye çalışıyor, yaşlanmayı durdurmaya çalışıyor ama. Bunun sanırım şu an ki teknolojiyle çok mümkün olmadığını söyleyebiliriz. Ve insanlığın belki de en uç hayallerinden bir tanesi zamanı durduramazsa bile kendi yaşlanmasını durdurmak olduğunu söyleyebiliriz. Fakat işte tekrar konumuzla şimdi toparlayak dönersek bence bu elimizdeki kısıtlı ve kıt kaynağı nasıl verimle bir şekilde kullanabiliriz. Ve bu bizim aslında bir yatırımcı olarak ne gibi bir fayda çıkartabiliriz bu kıt kaynağı verimle kullanarak. Aslında birazcık bunlar üzerine konuşacağız bugün. Ben de böyle bir girezge yapmak istedim senin üzerine. Evet teşekkür ederim. Ben bir de bu Viki Robyn'in bir kitabı var. "Yorma'ni or your life" diye Türkçe çevirirmedik. Keşke çevirirseydı. Ben herkes okumasını tavsiye ediyorum bu kitabı. Burada da çok fazla önerdi aslında bu kitabı. Ben de kusura bakma hala okuyamadım. Evet. Yani finasa bağımsızlı aslında adının konulduğu kitap diyebiliriz burada. Temel taşlarından bir tanesi. Burada Viki Robyn parayı sadece bir değişim aracı olarak görmüyor. Mesela diyor ki para sizin yaşam enerjenizdir diyor. Harcadığınız her kuruş o parayı kazanmak için harcadığınız zamanın bir takasıdır diyor. Sene söylediğinden bahsediyor. Bu da aslında paranın zaman, paranın bir roysi var mesela. Bu da benzer şekilde zamanında bir roysi var. Burada da belki gerçek saatlik ücretimize saplamamız gerekiyor. Yani bu perspektiften baktığımızda sadece paranın getirsin diye zamanın getirsin diye saplarsak örnek veriyorum. Borsa da aktif olarak trid eden birisiniz. Ve endeksin %1-2-3-5 neyse üzerinde bir getirisi alıyorsunuz. Ama bu çaba için hafta da belki otuz saatinizi ekran başında, stres içinde harcıyorsunuz. Aslında sizin gerçek saatlik ücretsiniz çok daha normalden farklı bir yetirimci perspektifinden baktığınızda. Başka bir örnek vermek istiyorum. Önek veriyorum mesela ilkendiğim, bay ilker. Yılda mesela 1 milyon lira para kazanıyor. Kırk saatlik çalışıyor haftada. Yılda 1 milyon para kazanıyor. Yıldık ortada ama iş süresi de yaklaşık 2000 saat olarak hesaplanıyor. 50 haftadan hesaplayadım. 2 hafta tatil yapıyorsun. Burada mesela aylık normal saatlik ücreti baktığımızda 500 TL civarında bir para yetenkiliyor. Doğlara çevirirsek ne oluyor? 10 dolar mı yapıyor? Evet, o civarda bir şey oluyor. 12 dolar falan oluyor. Rakanlar yuvarladım ki, düzgün gözüksün diye. 1 milyon liraydı o yüzden söyledim zaten. Şimdi burada mesela sen işe gidiyorsun. Benzin parası var. İşte iş kıyafetlerine alıyorsun. İşte takam evi salıyorsun. Mesai re. Bunun dışında bazen işte iş yerinde yemeğini dışarıdan yiyorsun. Mesela işten sonra arkadaşlarında bir yere gidiyorsun. Ya da işin çok stresli. Mesela bundan kaçmak için bir yerlere gidiyorsun. İşte bir şeyler içiyorsun. Burada mesela bunların hepsinin toplamda hesabıda örnek veriyorum. 150 bin lira olsun. Aslında senin burada gerçek getirin. 850 bin lira oluyor. 150 bin lira ev düştüğünde. Bir de bunun dışında bunun üzerine eklememizi gereken zaman var. Zamanı şu an hesaplamadık. Mesela günde bir buçuk saatten yolda geçiyor diyelim. Yılda 375 saatlik denk geliyor. Evde mesela yarım saat hazırlanma suyan var. Ya da mesela evde işten gelince koltukta yorgunduktan bayılıyorsun. Onu da hesaplamak gerekiyor. En azından bir rahatlamak için. Bunları da hesapladığımızda aslında senin nominal saattı gücüsün olarak 500 TL aslında 300 TL'ye düşüyor. Bunları hesapladığında. Yani aslında yaklaşık 10 doların altına 8 dolara falan çalışmış oluyorsun. Ya normal bir insandan bahsediyoruz tabii senden değil. Sen bunları çoktan aşmış bir durumdasın. Aslında zamanımızın roysu ne hesaplarken bunları da hesaplak atmak gerekiyor. Ve normalde bizim maaşımız. Belki zahmetliğimizden %30-40 daha düşük maaş alıyor olabiliriz. Kesinlikle. Hatta ben bunun bu söylediğin şeyin ben kendim kişisel olarak hesaplımı yapmıştım. Yani çalışma hayatın içerisindeyken. Ki beni şey yapan en irete ezen de o hesaplar sonuçta çıkan sonuçta aslında. Hani ben buradan kurtulmalıyım fikrini aşırlıya şey buydu bana. Herkese de bu bölümü dinleyen mutlaka bu senin yaptığın hesabı. Kesinlikle yapmalarını tavsiye ederim. Kendileri için ve saattik bir ücret çıkartmalarını. Hani dolar bazında ne kadar kazanıyorum ben saattik. gibi bir bakmalarını tavsiye ederim. Kendim buna baktığımda işte 5-6 yıl önce. Hatta daha önce bakmıştım ben. İşte senin bu yaptığın gibi bütün şeyleri yani o iş sayılabilecek tüm aktivitelerin zamanını hesaplıyarak haftalık bir çalışma saat süresi hesaplayıp. Bunun da işte yıllık olarak ne kadar oldu? Ki benim çalışma saat burada daha önce de konuştuk. Yani hafta da 70 saat yakın bir çalışma saate sürem vardı. Yani ciddi bir çalışma. Yani 40 saat normalde şey standardı bu galiba işte. Avrupa standardı galiba 40 saat haftalık. Her neyse laf uzatmayım. Saatlik ücretim benim şeye denk geliyordu. Aslında iyi bir maaş alıyordum. Gerçekten güzel bir maaş alıyordum. Ama saatlik ücretimi o şekilde hesapladım da dolar bazında. Şimdi iPhone paketleyen o fabrikadaki çalışanlar gibi bir saatlik ücret aldımı fark ettim. Bu ben de inanılmaz bir aydındanma eratmıştı o dağırım. Ki o şekilde yani ben bu şeyin içinden kurtulmalıyım fikri iyice aşılanmıştı bana. Bir de burada senin çok güzel bir noktaya parmak bastım bence. Bunun üzerine bir katkâp makandımda bence bir de şeye bakmamız gerekiyor. Hani biz yatırımda neye bakıyoruz? Retorno-Investit Kapıtıl. Yani roik değerini şirketlerin özellikle çok önemli olduğunu düşünerek bakıyoruz. Bunun bir farklı versiyonu da belki ro it mi diyebiliriz buna da hani Retorno-Investit Time. Diye Türk şeye çevirirsek eğer bir resel bir hesaba çevirirsek yani senin için roi hesabı gibi. Neye hesaplamamız lazım? Yani yatırılan zamanın getirisi. Yani yatırılan sermayenin getirisi yerine yatırılan zamanın getirisine bakmamız lazım kişisel olarak. Burada da neye bakmamız lazım? Bu toplam harcadığımız zamana karşılık. Biz çıktı olarak. Tabii bu çıktı aslında zamanın çıktısını ölçmek belki hani niteliksel değerler de var. Niceliksel değerler de var. Yani bir iş yapıyorsunuzdur. Bu kalite önemli bir iştir belki kaliteye ölçmeniz pek mümkün değil. Ama o işin çıktı olarak ne kazandığınızı aslında hani niteliksel olarak bir son çıkartabilirsiniz aslında. Ya da bunu iş dünyasında eğer bir şirket yöneticisi iseniz ki o şirketin o işiyle ilgili ne kadar zaman ağırcadınız. Ve onun karşında ne kadar gelir elde ettiniz? Çok rahatlıkla hesaplayabilirsiniz. Bunun aynısını bence bir reseller olarak biz yapmalıyız. Yani yatırıldığımız zamanın bir işe getirisi nedir? Bunu hesaplamaya çalışmamızın önemli olduğunu düşünüyorum. Bilmiyorum sen de düşünüyorsun. Katılıyorum. Finasal piyasalarda aslında bunun bir çektasını görebiliyoruz. Bizim etirdığımız paraya karşılık elde ettiğimiz bir getiri var. Kendi hayatımızda da yatırdığımız zamanı karşılık elde ettiğimiz şeyi ölçmemiz gerekiyor. Bu da aslında biz 80-20 kuralına götürüyor. Burada 80-20 kuralı ne diyor bize? Diyor ki bu aslında ne zaman ortaya çıkmış? Ondan bahsedeyim önce. 19. yılda bir ekonomist bulunmuş. Bahçesindeki bezel yerlerin yüzde 20'nin toplanma sürü yüzde 80'ini verdiğini gözlemlemiş bu ekonomist. Bu aslında final sal piyasalarda da uyarlanabilir. Ben mesela bir örnek vermek istiyorum burada. 1926'dan 2006'ya kadar sadece RBD piyasalarını kapsayan bir ağaçtırma yapılmış. Burada toplan 75.7 tirliyondolarlık bir kulesine servet yaratılmış. Bu servetin tamamının sadece en iyi performans gösteren şirketlerin yüzde 2.4'u bu serveti yaratmış. Yani toplan da 1000 küsur tane şirket toplanm servetin tamamını yaratmış. Yere kalan yüzde 96 küsur 97 küsur şirket nette sıfır hiçbir şey yaratamamışlar. Burada da aslında bizim pareto ilkesini bir anlamda görmüş oluyoruz diye düşünüyorum. Burada peki pareto ilkesinde ne çıkartabiliriz buradan mesela pareto ilkesinden. Birincisi index fondlarının aslında bir anlamda çoğu yeterimci için mantıklı olduğunu çıkartabiliriz. Mesela yüzde 2.5'lık dilime giden şirketi bulmayı iten enizden emin değilseniz tüm endekse almak en mantıklı bir hamle. Yani çabanızın yüzde 1 piyasak getirirsiniz, yüzde 1.5'ını elde etmenizi sağlar aslında. İkinci bir seçene ise şu olabilir ya da ikinci bir çıkarım diyebiliriz. Eğer mesela bahsetteki bölümün başında derin çalışma veya bundan ilakalı birkaç şeyden daha birazdan bahsedeceğiz zaten. Eğer derin çalışma ve yeterince derin çalışabiliyorsanız bu zamana sahipseniz ve bu fokusu sahipseniz portfoyunuzu ortalama şirketlerle doldurmak yerine. Sadece en yüksek potansiyere sahip şirketleri 5-10 tane şirketi odaklandığınızda, odaklı bir portfoy yaptığınızda. Yani varambafıtım ve diğer çarliman garistatistisi de bu aslında bu portfoyunuzdaki 3-5 tane şirket alfa yaratan şirketler. Kazan canınızın belki yüzde 80'nin 90'ını sağlayacaktır size uzun madede. Bir de birleşik getirininde birçoğundu bu şirketler size elde edecek. Belki servet dağılımındaki asimetri belki de bundan kaynaklanıyor. Çok iyi şirketler var ve çok kötü şirketler var ve ortalama şirketler var. Bu ortalama şirketler ve çok kötü şirketler aslında nette bir etki eratmıyor servet dağılımına. Sadece o çok iyi şirketler dünyadaki servetün çok büyük bir kısmını aslında oluşturmuş oluyorlar. Ben bu mesela 80-20 kuralını sadece böyle finansal peyasağlı değil bir şey araştırırken mesela önemli olduğunu düşünüyorum. Mesela bir şirket hakkında bir haber araştırıyorsunuz. Bir bilgi edinmeye çalışıyorsunuz. Google'a yazdığınızda mesela bir sürü haber çıkıyor karşınızda. Forum yorumları işte gündük endeksinin fiyat hareketleri ve sahibi. Bunların şu aslında 187 mesele diyebiliriz yine. Çok gürültü. Bunlar yatırım kararlarınızı aslında çok önemli bir katkı sağlamıyor. Hatta belki de karar yorgunluğuna sebep oluyor sizde. Burada sizin yatırım kararınızı aslında belirliyleğen şey şirketin rekabet avantajları. Çok şirket de bizim aradığımda aslında bu. Yönetimin mesela dürüst olup olmadı. Ya da güvenlik marci. İşte ne kadar değerlemeye sahip. Ya da mesela şirketin seninle bahsettiğin gibi rohikine kadar. Yani yatırılan sarmayenin getirisine kadar. Şirket sarmayasının mantıklı bir şekilde tazsedebiliyor mu? Ya da histe geri alama yeni yatırımlar ve sahire. Bunlar aslında bizim için önem ağz ediyor. Belki de bu önem ağzından şeyler toplan bilgilerin belki de yüzde beşi onu. Hani burada ben hem araştırma sürecinde şirket araştırma sürecinde hem de işlem yaparken de paratü kuralının gerçekten çalıştığını ve işlediğini kendi tecrübelermenle görmüş oğlum. Paratü'yi ben şeyde duymuştum ik defa. İş hayatındayken bir yerde nerede karşıma çıkıdatılamıyorum ama. 20-80 kural olarak işte ya da 80-20 kural olarak aslında ben paratü ikesinden haberdar olmuştu. O da şöyleydi. Orada öğrendim ilki. İş hayatında bir işletmedi. Çalışanların yüzde yirmisi o iş yerinin yüzde 80 çıktısını üretirler. Yani yüzde yirmilik bir çalışan yüzde 80 çıktığı üretiyor. Geliri üretiyor ya da çalışıyor. Anlamında böyle bir o ilkeyle o şekilde tanışmıştım. Bu da şey bu. Wilfredo Parato, İtalyan Ekonomist işte 19. yüzyılda bu paratü ikesini senin anlattın gibi. O bezel ya taneleri bahçesine gitti. O şekilde Wilfredo Parato. İsmini de anmış olalım burada. Bunun yanında bir de bence yani şeyde önemli. Zaman yönetimi sen biraz önce şeyden şirket araştırmadan işte şirketlere bakma anlamında veya Portfoyum Üzü'deki işte belki de hani yüzdelik bazı da. Yüzde yirmilik kesmin, yüzde 80 getiri yarattığı gibi kısımlardan bahsettin. Burada bence bir de hani araştırma kısmına aslında odaklanabiliriz diye düşünüyorum hani. Zaman yönetimi bakımından yani bir mesela kendimden örnek vermek gerekirse ki ben bunu hala savunan birisiğim. Daha verimli çalışabilmek için. Zamanımı daha iyi yönetilmek için üç tane ekranla çalışıyorum ben şu anda. Yani bunda hani şöyle sayabilir mi işte bir lep tap ekranı, bir monitor ekranı ona bağlı ve bir de yanında IP ekranı. Bundan üçü de birbirine bağlı bir şekilde çalışıyorum. Fakat bundan bir bir yıl öncesinde kadar sadece tek bir ekranla ben çalışıyordum ki bunu savunanlar da var. Yani tek ekranla çalışmanın daha verimli olduğu. İşte kimisi de 3 ekranla belki hatta 8 ekranla falan böyle uzay üzdik bir bir sitüdü ya da çalışmanın daha verimli olduğunu sabunla bir tane tarafta olanlar var. Ama ben aslında burada birazcık minimalist yaklaşmanın kib buna geleceğiz zaten. Daha az ekranla çalışmanın, daha verimli olduğunu düşünen taraftayım ve zamanımızı yönetmemiz açısından da bu çok önemli. Yani şöyle şimdi önümüzde 3 tane farklı grafik açtığımızda hangisine odaklanacağız ya da 3 tane farklı faaliyet raporunu aynı anda okuyabilir miyiz? Yani sanmıyorum. Böyle olacağını. O yüzden nasıl çalıştığımızda zamanımızı nasıl yönettiğimiz de ilgili en önemli kriterlerden bir tanesi bana kalırsan. Bunu da araya not olarak eklemek istiyorum. Yapalım açtığımı onu gösteriyor zaten. İnsan beyninin bilgileri işleme kapasitesi sınırla yani multi-terskin yapmak potansiyeline sahip değiliz. Bizim beynimiz buna göre evlinde yaşamaymış. Erkekler olarak bir kere zaten erkekler olarak biz daha da düşük bir varlık sınıfındayız yani multi-terskin bakımından kadınlara göre. Ve yatırımcılarında %90 küsürlük kesmini erkekler olarak düşündüğümüzdeki bu pot kestiğinden de dinleyenlerinden büyük bir %122 kesmin olarak kabul edersek. Yani kulak vermenizi tavsiye ederim bunları. Ben de mesela kasılıyorum sana burada. Ben tek ekran kullanıyorum. Tek ekran derken yani bir leptabım var. Leptabı da bir montörü bağladın. Montörü mı alın? İki ekran kullanıyorsun ama o zaman. O zaman sen 3 ekran gibi kullanıyorsun. Şöyle ben leptabı ekranını çok fazla kullanmıyorum. Leptab kapalı şekilde duruyor. Sadece büyük ekran kullanıyorum. Leptabı ekranını kapatıyorum. Büyük ekranını kullanıyorum sadece. Büyük ekranı da iki tane penceren var sadece. Orada mesela kendim için en optüminu çözümün bu olduğuna karar verdim. Normalde 8 ekran, 6 ekran ve sayre. Onlar birazcık şişim şovuna doğru gidiyor bence. O durumda da zaten hani rasyonlar karar vermeye teneği çok mantıklı değil çünkü. Bir süre yerden ışık parlıyor. İşte yanıp sönüyor, yaşil kırmızı ve sayre. Bu da aslında bize aşırı bilginin aslında. Sürüpiz koruyosunda kapılmaya bizi iticeğeni düşünüyorum ben. İşte kısa vade de o ekranda mesela hızlı bir şekilde, yukarı doğru giden grafik ya da sürekli olarak. İşte hızlı bir şekilde yanıp sören işik var. İnsanların dikkatini de bir şekilde çalıyor diye düşünüyorum. Ve bir süre sonra karar vermeyi orgunluğu dediğimiz şey yakalanıyoruz. Ben bu konuda böyle düşünüyorum aslında. Bu şey de engelliyor. Derin çalışmayı da engelliyor. Bana kalırsa. Yani ki bu da en önemli başklarımızdan bir tanesi aslında. Zaman yönetimi açısından. Derin çalışabiliyor olmamız lazım. Yani bir şey odaklanarak onun tamamen içine girerek bir şeye adanmak lazım. Yani belirli bir sürelerinizde kendimize adamamız gerekiyor. Derin çalışma için. Bu çoklu ekranlar. Bence bunu çok ciddi bir şekilde etkiliyor. Ben hatta şey savunuyorum. Yani ekran sayısı artıkça yıllıklandırılmış getiriniz o oranda düşecektir. Yani böyle bir teorim var. Bilfredo Parato gibi bir ilke eratamamış olasam da böyle bir teorim var. Benim de. Ben odaklanırken mesela. Ben de aynı şekilde uygunuyorum mesela. Tam iki tane pencere maçık oluyor. Bir tanesi mesela bir şey yazıyorum. Yani bir tanesinde de bir şey okuyorum diyelim. O mesela bende hani sekmeler arası geçiş yapmamak için mesela bir alan taş salıyor. Bir yerde okuduğum şey ya da izlediğim şey. Bir yerde de yazdığım şey çalışırken bu şekilde çalışmaya çalışıyorum. Bu arada bir tane kitap öneriyim sıkıştırmak isteğim. Kalney Porton Deep Worth diye bir kitap var. İngilizce Deep Worth Türkçesi ise Pür Dikkat diye çevirmişler Türkçeye. Pür Dikkat kitabını tavsiye ederim. Satın alıp okuyun. Ben ingecisine okumuştum. Daha çevirilmeden önce çok kullanılabilir de böyle pratik yöntemler de söylüyor size. Mesela kitabı bir tanesinde diyor ki. Bilirdi bir dönem işte örneğin bilenço döneminde. Yok ki intaatizi kapatın. Ve sadece şey olarakların, sadece raporlara olarakların mesela raporları indirin. Ve offline bir şekilde çıktı alıp okuyun diyor mesela. Varımfafı da bunu yapıyor. Çıktı alıp okuyun. O zaten tamamen offline bir adam yani. Adam çok offline bir adam değil mi abi? Gerçi artık bırakacak yani. Bütün hayatını öyle geçirdi. İkinci bir opsiyon mesela ne olabilir? Piyasanın kapalı olduğu saatlerde çalışmak. Çünkü Piyasanın açık olduğu saatlerde insan ister istemez böyle açıp ekranı bakma ihtiyacı istiyor. Ya işte fiyat ne olmuş falan diye. Yani gün içerisinde belki çalışıyoruz. Aten Piyasanın açık olduğu saatlerde belki araştırma yapamayız ama mesela ziknimizin en açık olduğu saatler sabah saatleri. Burada mesela sabah sekizle on arası. Derin çalışmayı ayırabileceğiz mesela. Çok imkanı olanlar için normal bir işe gidenler için çok uyumlu olmayabilir ama. Telefon ve internet tabii keserek sadece araştırma yapmak bu süre zarfında. Bence derin çalışma ürtinginin arasında kazılması gereken yöntemlerden bir tanesi var mı senin de eklemek istediği bir şey? Ya şeyler belki biraz da burada çalışma tarzları bakımından. Bence biraz bu kişiye göre değişen bir şey. O kişinin yetiştirilme ve eğitim tarzıyla da alakalı bir şey olduğunu düşünüyorum. Çalışma tarzının. Kimisi böyle bir sabah oturup 24 saat çalışabilir belki. Yani böyle kafasını bulandırmadan bile çalışan insanlar var. Ve ya işte kimisi çok sık ara vererek belki çalışmayı seviyordur. Hani bu bence biraz kişiden kişiye göre değişen şey olduğunu düşünüyorum ama özellikle de işte bir şirket araştırması yaparken. Ve herhangi bir konuda burada sadece şirket araştırması içinde değil ya da başka bir konu için. Kendi yön teminizi oturtmanızı ben tavsiye ederim açıkçası. Ve bu şey yani kimisi belki önüne hani bir internet de gezinirken önüne bir konu gelir veya bir şirket haberi görür. O anda nitibaren bir anda böyle 3 saat, 4 saat hiç aralıksız o araştırmaya girer. Kimisi bir kendine program yapar işte ben bugün şu şirketi birazcık incelemek istiyorum diyerek bir plan program şunlara bakacağım şu kaynaklara bakacağım. gibi araştırmasını önceden araştırarak aslında. Sonrasında bunu da parçalara bölerek işte sabah şuna bakarım. İşte 2 saat sonra buna bakarım gibi böyle parçalayarak belki bakabilir. Yani ben bunun birazcık böyle yaklaşılması gerektiğin düşünüyorum açıkçası. Çalışma biçim olabiliyor. İşte doğru bir noktaya parmak bastınstan doğru bir noktaya değintin. Burada herkesin biyolojik saatli farklı olabiliyor birbirinden. Kimisi mesela sabah saatlerinde çok kendini verimli hissediyor. Mesela ben öyleyim. Mesela ben 5'de kalkı çalışmayı mesela akşam gece çalışmaktan daha mantıklı buluyorum. Kendi açından baktığımdan. Burada da kişinin kendisinin tanıması gerekiyor tabi ki sabah saatlerinde mi? Çok aktif oluyorsun, çok verim ne oluyorsunuz. Akşam saatlerinde mi çok verim ne oluyorsunuz. Ben kendi açından söylemek gereklirse ben sabah saatlerinde çok verim ne olduğum için sabah en büyük. Yani yapmam gereken en zor işleri sabah saatlerine ayırmaya çalışıyorum. Burada işte ne olabilir? Bir makale yazmak olabilir. Ya da bir hazırlık yapmak o misafir pot keste hazırlık yapmak olabilir. Derin çalışma gerektiren bir iş. Sabah saatlerinde ayırmaya tercih ediyorum. Burada tabi ki yabancı bir kitap daha öneriyim bu arada. Bugün kitaba boğdu ne abi bizi? Kitaba boğdu buzuk bugün bizi. Öyle oldu biraz evet. Türkiye çevirme bir şeyin ama alesi. Kurbağı yiyet, Türkçesi, İngilizce, İt.frog. Kurbağı yemek nedir böyle? Çok tiksindirici ve zor bir görevdir değil mi? Yani o yemen gerekiyorsa tabi ki. Bu da diyor ki en zor görevinizi en size imkansız gibi gelen görevi sabahın ilk işi olarak belildi. Kurbağı yiyedikten sonra artık rahatlayın kafanız rahat olsun demeye çalışıyor aslında. Burada da elin mantığında uyan bir tarz bu. Sabah, günün en zor en yürkü tücü, en önemli görevlerini sabah saatlerinde yapmak. Ertilemeyi aslında bir ne bize size engellitiyor aslında. Mesela finansal açıdan ne olabilir? Kurbağı örnekleri. Mesela bir vergib eyan namesi doldurmak. Her yıl mesela, Marta'yında vergib eyan namesi dolduruyoruz. Ve mesela zor ve sıkıcı bir görev aslında. Ya da mesela bir pozisyon hakkında bir işlem kararı vermek. Alır ya da sadım kararı vermek. O şirkete hakkında en önemli yapmaz gereken işlemlerden bir tanesi. Ya da mesela aylık bir rapor hazırlıyoruz ya. Ayson raporları. Ayson raporlarını incelemek. Ya da işte o aihkimesine yaptığınız işlemleri tekrar tek tek kontrol etmek. Bunlar aslında sabah saatlerinde yapmak. Daha mantıklı diye düşünüyorum ben. Tabii ki kişiden keşey görü. De yaşabiliyor. Kimisi de gece insanıdır. Öğlen 12'ye kadar uyur. Geceği sağa 3'e kadar çalışır. 4'e kadar çalışır. Sen biraz galiba o 2'cis şeye giriyorsun. Evet ben birazcık daha anlık çalışamam birisiyim. Burada şey sana o kurbağıya teorisiyle ilgili şeyi hani hatırlatmak istedim. Bir de geçmiştari burada bir şey konuşmuştuk hatırlarsan. Bu da kişinin aslında kendini anlaması için test etmesi gereken bir 2 tane test burada verebilirim ben. Sana şeyi sormuştum ben hani tuvalet kağıdını üst taraftan bu çekiyorsun. Yoksa arkadan alttan bu çekiyorsun diye bir soru sormuştum. Belki 15-20 bölüm önce. Bu mesela senin o kurbağıya teorinin şeyi aslında. Sonucunda bir tanesani zor olan şekilde mi yapıyorsun? Kolay olan şekilde mi yapıyorsun? Hani bu veya tınnak kesime mesela tınnak makasını değil. Tınanı keserken önce hani kullandığın elimi kışı yapıyorsun. Kesiyorsun yoksa zayıf elini mi kesiyorsun önce tınnak makasıyla. Mesela bunlara bakın sizin aslında bu kişilik olarak nasıl bir kişilik de olduğunuzu gösterir. Niterikdeki şeyler önce zor işlerimi yaptığınız veya zor işleri sona mı bıraktığınızı aslında bu şekilde anlamış olabilirsiniz. Kisçav olarak. Bir de burada ben şeyi eklemek istiyorum. Yani birazcık da şey katmak için hikaye. Hani bu atomik alışkanlıklar kitabı var bildiğin gibi. Çok. Bonda ben de önermiş olum çok güzel bir kitap. Yani kısacası şeyi anlatıyor işte. Bileşik aslında alışkanlıkların bileşik getirisinden bahsediyor. Ve bunun hani etkis uzun süreli uzun vadeli etkisinden bahsediyor. Ama ben kitaptan bahsetmeyeceğim. Şeyin geçen bir röportajını dinlemiştim. Bilekmanın bir röportajını bildiğin gibi çok ünlü yatırımcılardan bir tanesi. Şöyle bir şeyden bahsetti. Bu röportajında. İşte 2000'in yılların başları herhalde fondlu çok kötü gidiyor. Yani çok ciddi para kaybetmiş fonda. Serveti yarı yarıya erimiş. İşte galiba 3-4 milyar dolar ya da 8 milyar dolar servetten işte 3-4 milyar dolara düşmüş serveti. O sırada eşi boşanma davası açıyor. Daha sonra çok ciddi fonda para kaybettiği için yatırımcılar bile davar açıyorlar. Yani şirketi şeye fonda bizim paramızı şey yaptı falan gibisinden böyle. "Tüm bunlarla boğuşuyorum." diyor. Ve hatta işte eşimin avukatları diyor. "Şeyden benim." diyor servetimi çok da yüksek olduklarını falan sonra. Her gün bunlarla uğraşıyorum işte. O da hava olarak gidiyorum. Bu dağı olarak gidiyorum. Çok ciddi para kaybetmişim. Hayat. Yani tamamen tepe taklak gitmiş. Ama diyor. Artık diyor. Son hani dib e geldiğim neredeyse diyor. Ve şey. Bir sonraki güne hazırlık yaparak başladım her gündü. İşte bugün dağıva dosyasıyla ilgili şu güncellemede. yapmam lazım. Diğerek mesela o gün onu yapıyorum işte. Bir gün sonra işte yatırımcıların şu kısmına bir dönüş yapmam lazım. Onu yapıyorum işte. Ertesi gün bir yeni bir şirketle görüşeyim. Işte bu şirketiyle bir hani toplantı düzenleyelim. Böyle sıraya koyarak diyor işlerim. Her gün bir önceki günün üstüne koyarak o çukurdan çıkabildim. Şeklinde aynı atomit kalışkanlıklarda bahsedilen gibi bir kendi hayat hikayesini anlatıyor. Bence bu da hani çok çok önemli bir şey araya bunu da sıkıştırmak istedim. Yani böyle bir sıralı bir bileşik etki yaratmanın öneminden bahsettim bir ağzım. Güzel bir noktaya değindiğine ben bunu bir tık daha ileri götürmek istiyorum. Bir seve yada ileri. Burada da aslında özcülük felsefesi bir anlamda devriye giriyor. Esenşeyadizim modernada Türkçesi özcülük diye çevirmişler. Burada da aslında Greg Mechao'nun kitabı esenşeyadizim kitabı. Türkiye'de özcülük diye çevirmişler söyleyemil gibi. Aslında Bafı't da bunu uyguluyor. Bafı'tın bir beş yirmi beş kuralı var. Beş yirmi beş kuralı şunu söylüyor. Hayatınızda ya da işte portfoyunuzda olabilir. Yatırım hayatınızda olabilir. Başarmak istediğiniz diyor. En önemli yirmi beş tane hedefi belirleyin ve bunun en kritik olan beş tanesini seçin diyor. Bu beş tanesini seçtikten sonra geri kalan maddi yapılacaklar lisesine değil de ne pahasına olursa olsun kaçınılacaklar isesine koyun diyor. Yani "Evoid et Olkost" lisesine koyun diyor. Çünkü o yirmi iyi fikir dikkatinizi diyor. Bu da aslında bizim ne ifade ediyor. İşte vasat yatırımlar sermayemizin yanısına bizim aslında zihinsel kapaş temizli bir anlamda emiyor ve soğuruyor. Başarına yatırımcılar iyi fırsatlara hayır diye biliyor. Çok iyi fırsatları değerlendiriyorlar sadece. Bu da aslında pitiçirli için biraz aşırı çeşitlandırma taraf şeyin tam tercih aslında. Mesela burada monist Pabriye de bu şekilde uyguluyormuş. Orumbafı'nın da tanınveni kopyalayan birisik kendisi. Karşısına gelen bir yatırım fikri mesela. Önek yürüyüyorum. 50 tane yatarın fikri varsa bundan 40 tanesini ilk 30 saniye içinde eliyor. Çünkü o kadar güçlü kriterleri sahip ki. Yani mesela kriterlerinin bir tanesine bile uymuyorsa o 50 tanesinin hepsini eleyebiliyormuş. Kıktanasının el tanesinden. Bu da mesela hızlı bir şekilde yatırım fikirlerini eleyip analiz etmeyi ve en iyi yerine o daklanmaya bize aslında götüren bir noktada. Yıl örnek vermek istediğe açıkçası. Orumbafı'nın 5-25 kuralı ve monist Pabriye'nin o bilnam kaç maddelik kriterlistesi ona kriterlerini uymayanlara direkli olarak eleyebiliyormuş. Yani hemen hemen neredeyse her şeye her şeye de bir tanesini de çok da despot olmuyor ama hemen hemen çoğu şeye düzeltin bu cümleyi. Hayır diyebilmek. Yani bu bir teklif olabilir. İşte başka bir herhangi bir size yöneltilen bir şey olabilir. Ve ya sizin kendi kendinize bir sonucu ulaşmak üzere olduğunuz bir fikir olabilir. Hemen hemen çoğu şeye hayır diyebilmek. Bence önemli bir yetenek ve önemli bir yatırımcı davranışı olduğunu. Ve bunun bir size kazanım yarattığım düşürüm. Ben de orada ben Charlie Mangr'dan en çok aldığım şeylerden bir tanesi bu hayır olabilir belki. Ve istersen birazcık sonlara yaklaşıyoruz. Şeyden bence bahsetmemiz gerekiyor. Yani bu zaman yönetimi işte ve zamanın doğru kullanılması ile ilgili hatta işte araştırma yapmak üzerine de konuştuk hani. Finaçı al piyasalarda bir temel alınız üzerini araştırma yaparken nasıl zamanımız yönetebiliriz gibi. Şey ben burada hani sormak istiyorum sana. Sen peki hani bir günün nasıl geçiyor gibi bir zaman sıkalası böyle bir takip ettin plan program var mı işte nasıl zaman yönetimini kendi adına kullanıyorsun ve verimli bir zaman yönetimi yapabiliyorsun. Biraz istersen bu kısımlara girelim bence. Tabii yani mesela kendi hayatımızdan kişiler, percubelimizden verdiğimiz örneklerde dinleyiciler açısından belki daha da uygulanabilir öneriler sunmak açısından daha mantıklı olabilir. Ben kendi hayatımda şu şekilde sabahları erken kalkmayı severim zaten erken kalkmak zorundayım. Zaten çocuk bizi uyandırıyor her sabah sağ olsun. Kış döneminde de benzer şekilde karanlıkta uyanıyoruz. 7 buçuk gibi uyanıyorum ben. Okula bıraktıktan sonra günün en zor işi olan benim açımdan spor kurbağıyla benim kurbağım spor aslında ilk olarak en zor işi yapıyorum ve spor yapıyorum. Bu olmasa yaptıktan sonra kendimi daha böyle rahat ve tazelenmiş şekilde istediyorum. Spor yaptıktan sonra dönüyorum eve ve çalışmaya başlıyorum. Burada 2. kurbağı olan mesela o günün içerisinde ne belidiyorsam kendimi. Hangi görevi belidede desem en zor görevi onu yapmaya çalışıyorum ilk olarak. Bu mesela bu portkası da hazırlanmak olabilir ya da yazmam gereken bir makale olabilir ya da yapmam gereken başka bir araştırma olabilir. 2. kurbağı ile o zaman yiyorum. Yani ölene kadar tüm kurbağları yemiş oluyorum. Sonra sında kahvaltı yapıyorum ve kahvaltı yaptıktan sonra öreden sonrumu daha böyle soft işleri ayırıyorum. Bunlar ne olabilir? İşte sosyal medya bakmak olabilir ya da başka işler olabilir. Belki bir filmiz demek olabilir. Belki bir internetli bir araştırma yapmak olabilir ama bu araştırma öyle çok derin araştırmalar değil. Yani öreden sonruların daha böyle like taktivitelerle geçiyor. Burada aslında bir ve ikinci kurbağıları yiyerek ölene kadar ki olan kısmıma kapatmış oluyorum diyebilirim. Aksyanları zaten sadece aileme ayırıyorum. Aksyanları herhangi bir şekilde çalışma yapmıyorum. Benim günüm bu şekilde geçiyor bilmiyorum. Sen de kendi gününü anlatıştırsen seninki biraz farklı olabilir benden. Seninkine benzer sayılır aslında yine aile yaşantısıdan dolayı. Seninkine benzer sayılır ama ben birazcık daha bazı farklılaşan noktalar var tabii şey olarak. Yani özellikle bebeklerden önce bir sonrası aslında çok farklılaşıyor. Ben cizata aile hayatı bakımından. Öncesinden bahsetmek gerekirse benim çok daha düzenli bir hayatım var. Ceyan namında yani yapım şeyi bakımından çok düzenli. Tabi her sabah mutlaka 7-8 gibi mutlaka bir yürüyüşe çıkardım işte kulaklama takarak şey yapardım ben. Yürüyüşe bir sesli kitap dinlerdim. Ve işte onu da şey planlıydım. Pazartesinden cümaya kadar veya cümartesi de dahil bazen 5 gününde de işte 1 saatlik yürüş 5 saatte neredeyse ortalama bir kitabı bitirebiliyorsunuz 5 saatlik sürede. Çok kitap 5-6 saatlik bir sesli okuma süresine sahip. Onu da hani tabii 10 saatin üzerinde kitaplardalar ama bu şekilde mesela aida ben 3 tane veya maksimum 4 tane kitap okuyabiliyordum. Daha doğrusu dinleyebiliyordum. Ve bir yürürüş yapıyorum aynı zamanda. Hem sağlıklı yaşam için hem de zihnimi şey yapmak için. Bazen de ama şunu yapmak lazım. Bazen de hiçbir şey yapmadan sadece yürümek lazım. Yürümenin felsefesi diye bir kitap var. Yani o kitabı da mutlaka ben de önermiş olayım. Orada bunları anlatıyor birazcık. O kitabı da yürürken sesli kitap olarak dinlemiştim. Yürürsün beni felsefesi. Bu yürüş bence bir kere insan hayatına girmesi gereken sabah olabilir, akşam olabilir. Önemli bir aktivite ya bir şey dinleyerek arayabilirsiniz ya da kendinizi dinleyerek arayabilirsiniz. Bunun bir zaman kaybolduğunu düşünmeyim. Bence zaman yönetim için önemli bir şey. Arkasından ben şu anda o yürüş yok artık o yürüş tamamen programdan çıktı. Gündüz birazcık dahaanık bir şekilde aynı o biraz önce bahsettim işte o anda önüme bir şey gelirse yer. Bir anda üzerini 3-4 saat çalıştığım bir düzen içerisine biraz dahaanık çalışarak işte günlerimizi geçiririm. Genel anlamda da sadece gün içerisinde okumalar yapıyorum. Yani araştırma ve okumalar. Sadece bunlara vakitarcıyorum. Ve bir de izleme aynı zamanda çok fazla şey de izleyerek tükettim de oluyor. Onu da yani zamanımı, bazı bu 3 ekranına birazcık verimli yönete biliyorum gibi düşünüyorum en azından. Çocuklar 3 yaşına geldikten sonra rahatlayacaksın öyleseneyim sana. Ekbernek tot. Umarım bu. Çünkü o zaman okula başlıyorlar ve sana çok daha fazla biraz Allah'ın açılmış oluyor diye düşünüyorum. Ya baştamaş istersen sonuna gelirken kapatalım. Ben işte kişisel peynci belardan birkaç tane mesela örnek verdik. Bu da mesela birkaç tane de tavsiye verebilirsin belki. Burada kendi yaptığım zaman bilen çoğusu çıkarma bölümün içinde bahsettik zaten. Zaman bilen çoğusu çıkarmayı herkese tavsiye ederim. Gerçek saatte kocatinize ya saplamayı tavsiye ederim. Burada tabii ki kişiden kişiye göre değişebilir ama bir oracık saatenize göre çalışmanızı tavsiye ederim herkese. İşte ben mesela sabah kurba ayı yemeği tercih ediyorum. Bazıları akşam yemeği tercih eder. Ama günün en önemli işlerini kafanızın en dinç olduğu saatlerde yapmanızı tavsiye ederim. Bir de 3. olarak ses on olarak bu varım bafetin 5-25 kuralını portfoynuzu uygulamanızı tavsiye ederim. Mesela burada kendimi soruyu sorabiliriz. Eğer portfoynuzdaki şu hisseyi bugün sahip olmasaydım ve elimde o kadar nakita olsaydı. Bu fiyattan bu hisseyi alırmayalım. Bu cevap evet. Ne sıkıntı yok. Cevap hayırsa o zaman o hissey aslında 5-25 kuralına göre kaçınıdılacaklar listesine giriyor. Benim tavsiyerlerim bunlar olur. Sen de tavsiyerlerini verilmezlerse yavaş yavaş. Ben son olarak şunu da ekleyebilirim belki senin sözliklerinin üzerindem. Yani hayatta o şeyin örneğini o yüzden verdim. Birlikmanın örneğini o yüzden verdim. Böyle çok geri dönüş hikayeleri zaten. Tabii bunlar birazcık peri masal gibi geliyor ama öyle de değil bana kalırsa. Şunu bence unutmamamız gerekiyor. Yani para kaybedebiliriz. Bakın iflas noktasına giden insanları görüyorsunuz. Veya evinizi kaybedebilirsiniz. Veya başka bir şey bir kayıp yaşayabilirsiniz. Ama bunlar o bölümün başına benim giriş yaptım gibi. Genel anlamda yerine konulabilir. Yenin en elbilir veya değiştirilebilir kaynaklar ve sermayeler oluyor. Değiştiremeyeceğimiz tek bir kaynamız ve sermayemiz var o da zamanımız. Ve örneğini yani şu son 40 dakikanıza bu hotkes bölümünün eliniz 40 dakikanıza. Bir daha asla gerisize veremeyiz biz burada. Umarım o yüzden bu 40 dakikanıza verimli bir şekilde doldurabilmiş estir. Temennisiyle kendi adıma kapatabilir. Teşekkür ederim bir deniz için. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere 25'e özlediğini yapacağız bir sonraki bölümde. Mutlaka dinleyin kendinize iyi bakın. Görüşmek üzere.

Podcast Summary

Key Points:

  1. Zaman, finansal özgürlük yolunda en değerli ve yenilenemez sermayedir; takas edilemez ve yerine konulamaz.
  2. Asgari ücret zammının enflasyon ve faiz politikalarıyla ilişkisi tartışılmış; beklenen %25-30 aralığında bir artış öngörülmüştür.
  3. Zaman yönetimi, yatırım perspektifinden ele alınarak derin çalışma (yüksek verimli aktiviteler) ile sığ çalışma (düşük verimli aktiviteler) arasındaki fark vurgulanmıştır.
  4. Gerçek saatlik ücret hesaplaması (yol, hazırlık, stres gibi gizli maliyetler dahil) ile çalışanların nominal maaşlarının %30-40 altında kazanç elde ettiği gösterilmiştir.
  5. Pareto ilkesi (%80-20 kuralı) finansal piyasalara uyarlanmış; servetin büyük kısmının az sayıda şirket tarafından yaratıldığı, bu nedenle endeks fonları veya odaklı portföylerin önemi vurgulanmıştır.

Summary:

Bu bölümde, finansal özgürlük yolunda zamanın en değerli ve yenilenemez sermaye olduğu vurgulanmıştır. Konuşmacılar, asgari ücret zammının enflasyon ve faiz politikalarıyla bağlantısını tartışarak, beklenen artışın %25-30 aralığında olacağını öngörmüşlerdir. Zaman yönetimi, yatırım perspektifinden ele alınmış; derin çalışma (faaliyet raporu okumak gibi yüksek verimli aktiviteler) ile sığ çalışma (grafik takibi gibi düşük verimli aktiviteler) arasındaki fark vurgulanmıştır.

Gerçek saatlik ücret hesaplaması yapılarak, yol, hazırlık ve stres gibi gizli maliyetlerin nominal maaşı %30-40 oranında düşürdüğü gösterilmiştir. Pareto ilkesi (%80-20 kuralı) finansal piyasalara uyarlanmış; 1926-2006 arasında yaratılan servetin %97'sinin en iyi performans gösteren şirketlerin sadece %2,4'ü tarafından oluşturulduğu belirtilmiştir. Bu nedenle, bireysel yatırımcılar için endeks fonlarına yatırım yapmak veya odaklı portföyler oluşturmak en mantıklı strateji olarak önerilmiştir.

Ayrıca, Vicki Robin’in "Your Money or Your Life" kitabı referans alınarak, paranın aslında yaşam enerjisi olduğu ve her harcamanın zamanla takas edildiği vurgulanmıştır.

FAQs

Çünkü zaman, takas edilemeyen, yenilenemeyen ve yerine konulamayan en değerli sermayemizdir. Akıllı bir yatırımcı gibi yönetilmezse, kumar gibi harcanmış olur.

Toplam harcanan zamana karşılık elde edilen çıktıyı ölçerek hesaplanır. Bu, kişisel olarak yatırılan zamanın verimliliğini anlamak ve kaynakları en iyi şekilde kullanmak için kritiktir.

Gerçek saatlik ücret, maaştan işle ilgili tüm masraflar (yol, yemek, kıyafet vb.) düşülerek ve ekstra zaman (yolculuk, hazırlık) eklenerek hesaplanır. Bu, maaşın göründüğünden daha düşük olduğunu ortaya koyabilir.

Pareto kuralı, yatırım getirisinin büyük kısmının az sayıda şirketten geldiğini gösterir. Bu nedenle, endeks fonlarına yatırım yapmak veya yüksek potansiyelli az sayıda şirkete odaklanmak mantıklıdır.

Derin çalışma, düşük verimli aktivitelerden (e-posta, toplantılar) uzaklaşarak odaklanmış analiz yapmaktır. Faaliyet raporu okumak veya şirket analizi gibi işler, yatırım kararlarını iyileştirir.

Kitap, parayı yaşam enerjiniz olarak görür; harcanan her kuruş, o parayı kazanmak için harcanan zamanın takasıdır. Bu, zamanın değerini anlamak için önemli bir perspektif sunar.

Chat with AI

Loading...

Pro features

Go deeper with this episode

Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.