Podcast, boykot kavramının kökenini 19. yüzyıl İrlanda'sına dayandırarak, tarihsel süreçte işçi grevlerini destekleyen bir tüketici eylemi olarak nasıl evrildiğini anlatıyor. Özellikle 19. ve 20. yüzyıllarda ABD'deki kadın hareketleri ve emek mücadelelerinde etkili bir araç haline gelen boykot, 1990'larda küreselleşme karşıtı hareketle yeniden gündeme geldi. Bu dönemde, çok uluslu şirketlerin ucuz işgücü için üretimi gelişmekte olan ülkelere kaydırmasına karşı, uluslararası öğrenci ve sivil toplum örgütleri marka boykotlarını yaygınlaştırdı. Türkiye bağlamında, 2000'lerden itibaren tekstil sektöründeki adaletsizliklere karşı Desai işçilerinin verdiği mücadele ve uluslararası dayanışma ile desteklenen boykotlar öne çıkıyor. Bu hareketler, şirketler üzerinde davranış kuralları oluşturulmasını sağlamış ve nihayetinde Avrupa Birliği'nin tedarik zincirindeki insan hakları ve çevre sorumluluğunu düzenleyen yasaların çıkmasına zemin hazırlamıştır. Boykot, siyasetin tıkandığı noktada tüketici gücünü kullanarak sistemsel değişim talep etmenin tarihsel ve güncel bir aracı olarak değerlendiriliyor.
[MÜZİK ÇALIYOR] Dinlediğiniz podcast bir apaçık radio programıdır. [MÜZİK ÇALIYOR] Herkese merhaba. Merhaba. Yine bir hakikatın hikayesi tarif et toplumda birlikteyiz. Ben Doğan Çetin Kayı. Ben Fatiha'yım, söyleyemeyiz. Evet, bugün bir konuğumuz var. Bilgisi eşkin Çetin Kayı. Çok uzaktan gelmedi. Hoş geldin. Hoş bulduk, merhaba. Bugün 19. March süreci sırasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kemiğmoğlu'nun tutuklanması sorası ortaya çıkan Eylemdilik sürecinde sarıç hane Eylemdikleri sırasında bir boycott gündeme geldi. Özellikle ana muhalifet partisi bir dizi markayı açıkladı. İtli darı destekleyen markalar. Ondan sonra Kambooyunda boycott tekrar tartışılan takip edilen bir Eylem biçim oldu. Ve boycottun tarihe de tabii ki de hemen hatırlandı. Biraz bunun üzerine konuşacağız. Boycottlar daha çok 19. yüzyılın 2. y yarısında sıklıkla gündeme geliyor. Özellikle işçesinin için yapmakta olduğu genelleşmekta olan grev eylemine eşlik eden ve grevi destekleyici tüketici boycottları grev yapılan üretici firmanın fabrikaların üretmiş olduğu ürünlerin Kambooyunda piyasada tüketim mallarının boykutu şeklinde gündeme gelmeye başladı. Oysaki aslında terim olarak bir insanın adından geliyor. 19. yüzyıl da Irlanda'da, bir İngiliz Toprak Göneticisinin adı soyadı boycott ve ona karşı yapılan Eylemler, ona karşı topraklarında çalışmamaya o topraklarda üretilen malları taşımama vesaire gibi onu çevreleme sanırlandırma Eylemlerine o toprak yöneticisinin adıyla bir karşılık bulma çabasının ürünü oldu. Ve daha sonra dünyadaki bütün dillere gir de Rusca'dan Türkçe'ye kadar bu Eylem biçimini boycott adıyla anıyoruz. Özellikle 19. yüzyıl da Amerika Bileşik Devletlerinde ortaya çıkan işçe Eylemliliği, Emek Şovallileri döneminde özellikle çok ciddi bir şekilde gündeme geliyordu. Özellikle kadınların hane halkındaki tüketimin baş aktörü olarak ön planı çıktıklarını ve kamusal alanda gösteri yaparak piyasada etkili boycottlar gündeme getirdiklerini görüyoruz. Bunun yanında yine uluslararası ilişkilerde Osmanlı da Çin'de vesaire başka ülkelere karşı yapılan boycott hareketleri de 20. yüzyılın başında da bile girecek. Bunları çok çişitli örnekleri var ama biz bugün daha yakın bir gelecekte tekrar gündemize gelen boycottlardan bahsedeceğiz. Daha yakın bir geçmişler diyelim. Daha yakın bir geçmiş. Aslında bunlar da tüketici boycottları ama onun da örnekleri demindedim gibi yine 19. yüzyıl 20. yüzyıl başında ortaya çıkıyor. Özellikle Amerika Bileşik Devletlerinde bir kadınların et boykutu var. Benzer. Aslında senin biraz tereciyeti atmak gibi olacak. Ama boycott çalışan birine biraz anlan konuşmak bunu kaptan boykottan aslında bahsederek yani ismini veren şarısından çarşıkan yingin boykottan başlarsak aslında çarşıkan yingin boykot bir toprak asının kahyaısı ve aslında yerinde olmayan bir doğurdu. Yani toprak sahibinin yerine hasatı yapıp yüzyılığın alacak hani komisyon yapacak birisi birisi de meydana geliyor laulmask house da ve bunun karşılığında 500 pound kazanacak. Oraya gidiyor. Fakat hem karakterinden hem de oradaki mevcut üretim ilişkilerinin geldiği noktadan başlayarak oradaki bütün yereldeki ona hizmet veren kim varsa yani işte çamaşırını yıkayan kadın temizlik çıkadından hasatını yapan işçilere kadar oradaki ahalinin hizmet vermiyredetmesiyle aslında mevzu başlıyor bunu bir terim olarak sonunda şu hal ile geliyor boykot etmek adamına da ilanılan ve burada hani günümüzde çok enteresan benzerlikler var birincisi kraliçe Alexander'nın bir tanioğurdu sundaki özel birliği geliyor mesela şeyi desteklemek için kaptan boykotu desteklemek için bir enteresan rüzalli de orunç tarikatı var ve orunç tarikatını bu hizmet vermiyredetti için oraya orunç tarikatı gelip boykotu destekliyor yani ne çarzkaningen boykotu desteklemek için hasat yapmak için oraya geliyor aslında hani bizim boykotu kırmak için oraya geliyor tam şeydeki gibi aslında bizim 19'un var sorusu kahve zincirinde gördüğümüz kahve zincirin önüne dikilen ve aynı poşetleri taşıyan sıraya girer sıraya girer hani birbirini dinsel tarikatlerin şey olan tarikat ve camadim benzi olan insanlar gibi demek ki bu aslında bir şey hani bir paten boykot şeyinde de ve bu aslında bir tesadüf değil yani ne o liberalin liberal döneminde aslında gerçekleşen hareketler bunlar biz de çok benzer aslında çalışma koşulları iş ilişkileri üretimi ilişkileri çok benzer bir hal almış durumda dolayısıyla o dönem başvurulan pek çok şeye pek çok yöntemey biz de başvurmak durumunda kalıyoruz boykot dahil aslında ilan dönüne şarçısından da ilginç bir taniz sen dediğin tabii ki bu işte liberalizm tarçmasını ne öyle bir verizm tarçması açısından bir de hani doğan geçerken hızlı bir üçimde anında gerçekten onun çalışmaları daha iyi o ama bir tekim ulusal hareketleri içerisinde boykot çok önemli bir toumsal sefer berediji aygıt olarak devreye giriyor ilan da önüne aslında hem sınıf mücadeleisini ve liberal düzen karşısında toprak taç çalışanların tepkisini ama aynı zamanda bir yani ulusal hareketin toprak misledisiyle birleştiği bir yer ilanlarla aynı anda da sınıf mücadele bir de iki sınıf sınıf bir iki sınıf sınıf bir iki sınıf sınıf bir iki sınıf sınıf bir iki sınıf sınıf bir iki sınıf bir iki sınıf bir iki sınıf bir de Amerikan boykotlarından aslında Amerikan hiççısının önünde örgütlediği boykotlardan bahsetti bunlar çok gerçekten zaman zaman aslında en ününüsü 1992'de Louvre İstzayt'le yapılan et boykotu bunu Yahudi kadınlar gerçekleştiriyorlar Yahudi kadınlar Avrupa'dan çoğunlukla göç etmiş işte sadece işe da olmuyor mu ya çoğunlukla işe sınıfını oluşturuyorlar ve aynı zamanda çocuk, göçme ve kadın işçiler ve çok büyük bir oradaki işe sınıfını çok önemli bir bölümün oluşturuyorlar ve sendikaların içinde de erkek sendikacılar tarafından ciddi bir ayrımcalığı uğuruyorlar yani fabrikalar da örneğin aslamesel usta başı olamıyorlar ücretleri belirgin bir biçimle düşük ve sendik aydasları onların ödeyemeyece bir şekilde belirleniyor sendikalardan da dışıla vıyorlar hatta sekizim artın doğuşunun en önemli işte kaynaklarından bir tanesi Kılar alemli için başlattığı çocuk, kadın ve göçmein işçi olan Kılar alemli için başlattığı yirmi binler gravi bu tür graviler aynı zamanda boykotlarla destekleniyor bunda sebebi şu et satan dükkanlar kasaplar koşar kasaplar aynı zamanda işverenler ait yani işveren bir cebinden alıp ötekicebine koyuyor ve et nihayi bir ürün yani şehir olmadığını düşünün soğutma teknolojisi son derece şey olduğu bir dönemi düşünün, ilkel olduğu bir dönemi düşünün ve fiyatlara mesela on iki senten Lowry's site et boykotu on iki senten on sekiz santa çıkanımız sonunu yirmi bin kadın sokağa dökülüyor ve boykot ediyorlar et de nihayi bir ürün olduğu için oldukça etkili bir boykot oluyor hani boykot meselesinde ürünün nihayi bir ürün ürün, tüketici doğruna ulaşan bir ürün olması ve bu türmesele bozulabiliyor bir ürün olması oldukça teknik olarak önemli bir şey bunu mesela, biz yorsan boykotunda da daha sonrasında görmüştük burada aynı zamanda şunu görüyoruz işçiler hem malları üretenler ama aynı zamanda tüketenler dolayısıyla iki tarafında da yer alıyorlar ve bir tarafında mücadele başladığı zaman önünün gruev başladığı zaman bir yerde bunu boykotda da destekleyen bir hareket de oluşturuyorlar bugün bu bizim tekrar etmeye çalıştığımız bir aslında döngü bunu şu yani genelde boykot etmeye başladığımızda şunu anlatmaya çalışıyoruz iki tarafında da siz varsınız bir tarafında üretici olarak bir tarafında tüketici olarak dolayısıyla hani siyasetin tıkandığı yerde haklarımızı kullanamadığımız yerde ya üretimden gelen gücümüzü yani bir genel gruevle 19 mark da da tartışınmıştı bu bir genel gruevle olanüstü bir durum yaratarak yani hayatın normal akışına gündelik akışını kesin tiye uğratarak işleğe durdurarak sistemi sabote ederek ya bir genel gruevle bunu durdurabilirsiniz değil mi? Yani üretimi kesiniz de üç gün dört gün beş gün sonra bu bir kriz halini alacaktır ve çözülmek durumunda kalacaktır. Bunu yapamıyorsak ki hani Türkiye'de bunu şu anda sendikalı örgütlük anlamında yapmanın neredeyse imkansız o halini
o zaman tüketimden gelen gücünüzü kullanabilirsiniz. Yani etkin bir boykotla tüketimi durdurarak işleyişim bir yerini başka bir yerden tıklayarak aslında sistemi durdurmanın oradan gelen gücünüzde durdurmanın bir yolunu arayabilirsiniz. Tabii bunun bir takım açmazları var. Bunu biraz sonra belki konuşuruz. Aslında evet hızlıca günümüzünü gelebiliriz boykotlar tarihte bir yirmi yüz yıl başında ve boyunca çok çişitli biçimler oluyor. Çin'deki Japon yakarşıtı boykotlar hakikleri Osmanlı İmparatorundaki boykotlarakide 1968'e özellikle üniversite boykotları işgal vesaire birtakım başka hareketlerle iç çekeçerek boykot lafsı dönüşüme uğraya ama biz tabii hemen süremizde kısa doldu için asıl senin uzmanlık alanın oldum biraz daha içi yerinde çok ciddi olarak yer aldın. Bu 1980'ler ama özellikle 1990'ların sonundaki Antesved Shop yani atölya altı üretim karşıtığı ya da terdük yanları denilen özellikle Batavropa'da doğu da ki bir takım sosyal düzenlemelerin olmadığı yerlerdeki üretim koşullarına dair duyarlalıklarla hareketlenen özellikle Amerika Birleşik Devletleri öğrenci hareketiyle değilişkili içerisinde ya da Avrupa'da küreselleşme karşı da hareket dediği de daha sonra harmanlanacak bir hareket ortaya çıkıyor ve boykot orada özellikle küresel çapta küreselleşmeyle birlikte markalara karşı bir sile olarak kullanılmaya başlanıyor tekrar yaygınlaşıyor. Evet. Orada aslında herhalde bu ne oliberal dönüşü önemli bir şey taşıyor 1970'lerin sonu 80'lerin başında nitibaren bütün temelakların elin elimizden aldın ve işçisinde bunun temel örgütü olan sain dikaların dağıtıldığı bir dönem. Bunun arkasından serbestleşme düzenlemeleriyle bütün şirketler üçüncü dünyaya ülkelerindeki daha ucuz emeğe gözlüküyorlar ve o yani bunun hani geldiğin noktayı şöyle anlatabilirim bir rapor var itikun raporu yanlış hatırlamıyorsam. Dünyadaki en üstteki tap elli şirketin toplam serveti yüz ülkenin servetine eşit ve bu elli büyük şirket tedarik zincir içerisinde toplam çalışanların doğrudan sadece yüzde altısını istihdam ediyor. Yani tasarım ofisleri özetle yani bir markanın işte İspanya'da olabilir, İngiltere'de olabilir, Fransa'da, Anlaya'da olabilir ya da Amerika'da olabilir. Tasarım ofisleri var ve burada istihdam ettikleri şeye sayısı, işçi oranı yüzde altı. Kalanı yüzde 90'a altısı üçüncü dünyaya ülkelerine yayılmış ve asıl olarak üretimi gerçekleştiren, yani tasarım dışındaki bütün üretimi gerçekleştiren iş gücü. Yüzde 90'a altısı üçüncü dünyaya yani geldiğimiz noktada durum bu. Şimdi bunun başlangıcında aslında yiyetmişlerin yüz yılın başındaki bir buna karşı da bir mücadele yürütülüyor. Mesela Hollanda eksenle bir bu multinaysını çok ulusluları araştıran bir kuruluş var, son o diye. Bu sendikalarla ortak kurulmuş bir kuruluş. Bu CNE'de bir marka üzerine bir araştırma yayınlıyor. Sesiz devdiye ve bunun üçüncü dünya ülkelerine kaydirdi üretim üzerine de kurulu araştırması. 1989'da, Filipinlerde bir asker ücret düzenlemesi yapılıyor ve bu asker ücret düzenlemesi yok daha önce. Bunu yapıldığında 1000 kadar kanın bir fabrika da bizde asker ücret istiyoruz. Diyorlar ve işle natılıyorlar. Bunlar IgMC diye çok uluslu bir İngiliz şirketine William Bayard diye bir İngiliz şirketine çalışıyorlar. Ama bu CNE'ye üretim yapıyor. Bunun üzerine İngiltere'deki ve Hollanda'daki feminist gruplar, trockes gruplar, sol gruplar. Bir dayanışma şeyi başlatıyorlar. Bu işçilerle, Filipinler'deki işçilerle. Ama bugün gibi düşünmeyin. Yani internet olanaklarının olmadığı işte vasıpın, çeşitli sosyal medyaya şeylerini olmadı bir dönemde. Bir dayanışma eğleme başlatıyorlar. Ve CNE önce bunlarla ilişkisini inkâr ediyor. Bu William Bayard'ın sorumlulundadır. Benim bir ilişkim yok falan diyor. Ve 8 March 1990'da, Ansterdem'in dammeydanında kadın örgütleri, feministler bir gösterdi düzenliyorlar. Filipin'in kadınları bu asker ücret mücadeleysine desteklemek üzere. Ve bir portakal yapmışlar. İşçilerin kazandığı para ve kraliçenin aldığı para şeklinde ve tabii ikisarasında devasa bir fark var. Gisileri yakıyorlar. İşte pankartlarla suyular. Ve şeyin Ansterdem'in altlı polisleri çok vahşi bir biçim. Yani dövve dövve, bacaklarını kırarak, kafalarını kırarak kadınları gözaltına alıyor. Ve kadınlar da şunu söylüyorlar. Eğer CNN bununla bir daç şirketini, bununla bir ilişkisi yoksa niye bize müdahale ediyorsunuz? Ve en nihayetinde işçileri bir tazmi inat ödeniyor. Ve başka bir isimle bu fabriket tekrar açılıyor. Bunun üzerinde, işte Temiz Gisi Kampanyası İngiltere'de sendikalarınızı, bir toplum kuruluşlarının oluşturduğu bir platform olarak ortaya çıkıyor. İngiltere'de Labour, bir handla ev olduğuye markanın arkasındaki emek diye oluşacak, kurba doğru yolalıyor. Ve bunlar kurumu sallışıyorlar. Okyanusun öte tarafında da 1990'ların başında 2000'lerde, üniversite öğrencileri, Amerika'da ve Kanada'da örgütlü olan, Yunay'ı taslıyordunuz, Egen Sv-Chab, şey karşı, terdükkanlarına karşı, Meryde ve Naltatörlilleri ve karşı birleşmiş işçilerin, birleşmiş öğrencileri örgütü diye. Gençtiğimizde olan oyaları, şu anda tarihsel şeyler olarak olarak diyoruz. Evet, biraz yaşlanmış olabiliriz. Bunlar özellikle, şey logolu, üniversite logolu, Sv-Chorter'in şeyde, burada, yani Amerikan üniversitelerinde, bunların çalışma koşullarına dair eleştirlerde bulunuyorlar. Mesela Naykım, Honduras'da, Kıdem Tazminatör'demediği işçiler için, açlıkları yapıyorlar. Ve çok büyük eğlenler bunlar. Heinstya, çok büyük bir Amerikan, markası var, domnik Cumhuriyetinde, ek sömür koşullarına karşı. Yani onlar da aslında kendi saatlara, kendi güneylerine bakarak bunu örgütülüyorlar. Ve arkasından da Meryd'ün olduklarında da aslında işçakları komosoğusuyum diye, bir örgüt daha bunları izleyen, sürekli izleyen, bir örgüt kuruyorlar. Ve bu her iki yapıda, küreselleşme karşıtı. Hareketin bir parçası. Yani bütün şeylerin, yeşil, kızıl, ittifakların içerisinde yaralan ve güneye odaklanan asıl olarak, bunlar yapılanmalar, bizde bu hırkısırerskolursuyumla Livaiz şeyinde, özak işçilerin mücadelesinde, iş birliği yaptık, geldiler burada, rapor yazdılar ve Mehmet Türkmen biliyorsunuz hala tutuklu antep. Bu hafta yargılaması var. Antep işi verenlerinin kararıyla ev afsinde tutuklu değil de ev afsinde. Sen de kalfâliyet yapması engelleniyor ortak bir kararla. Evinde tutuklu. Evinde tutuklu. Çıkamıyor evden. İşin gününce deşe yoluyum ama, işin ironik halinden gülüyoruz. Çünkü, yani ap açık bir biçimde iş veren karar veriyor, mahkemmelul yuluyor. Yani akıl alır gibi bir durum değil, en azından gizleme gereği duyarlarda daha öncesinde, şimdi açıkça yapıyorlar. Bu hareketlerin gelişimi, özellikle Amerika Birleşik Devletten'i de kereslerleşme karşıya da bir de Avrupa'da, sokak eğlenlerine ve sayrede bir şekilde akıcaklar. Türkiye'nin zaman tam olarak bundan etkilenmeye başlıyor. Aslında bir Türkiye Kımı'yu çok da şeyin de değil bunun, çok gerisinde değil. 2001 yılından itibar yani. Bu yapılarla, tekstil üretiminin yoğun olduğu bir ilke için, tekstil de, istihstan yoğun olduğu ve bütün, yani Türkiye tekstil hazır giyim üretiminin yüzde yetmişini, Avrupa ve Amerika, ya gönderiyor. Yani İhra'cağıt'ın yüzde yetmişinden fazlasını, Amerika ve Avrupa'ya yapıyor Türkiye. Dolayısıyla bütün bu hareketler, Türkiye ile ilişki kurma gereği, Türkiye'deki sendik alarla ilişki kurma gereği hissediyorlar. Herhalde bunlardan en çok kamuoyuna gelen, desai işçilerinin mücadele sideri bu tekstil hazır giymişçilerinin şeyinde, desai işçileri, desanın üç tane fabrikası vardı. 2008 yılında bu gerçekleşiyor bu mücadele. Biri düzce de, biri sefer köyde, biri de çorlu da tabak halde olmak üzere. Düzce de, ben o zaman, deri işçilerinin ikasında, olsakası, işke rüzmanı olarak çalışıyordum. Sefer köyde ki ve düzce de ki, özellikle ve çorlu da git, bir işçiler örgütlemeye çalışıyorduk. İşte, 41 işçi, 29 insan 2008'de, düzce fabrikasından atıldı. Biz şeyde çok uğraştık sefer köyde. Bir kadın işçilerinin ağırsan, çok ciddi bir örgütlenmeye gitti fabrikada ve fabrika örgütmemeye başladı. Hemen kapı önüne koyduğların üç tevmuzda da.
ve bu desafabrikaları Prada Elkorte İngiliz gibi uluslayası markaları üretim yapıyorlar. Biz de bunu uluslayası kan buyuna taşımaya karar verdik, sendik olarak ve buradaki işte Kulin Kılıotus'da o zaman temizli gizli kampanyası ile bunun üzerinden ilişki kurduk. Ve bir işçi tür gerçekleştirdik Avrupa'da. Eminabla 350-2 gün fabrikanın önünde tek başına dirende. Ve bu direni iş doğal olarak aslında kızın örgütlerini öncelikle ilgisini çekti. Bir kadın işçi tek başını orada direni olması ve çok ciddi bir destek örgütleri, kızın örgütleri. Çorlu deresi, nın kiriler mesin de bu tavakhaneler ve tekstil iş yerler, özellikle boyahaneler önemli bir şey oluşturuyordu. Buradan çevre örgütleri ciddi bir destek verdiler. Desai işçiler, dün mücadelesine. Ve çok entave san bir biçimde hayvan akları örgütleri desanın boykutuna ciddi bir destek verdiler. Ve burada hani bir çeşki var gibi görünüyor. Genelde tartışılır yani işçilerle bu örgütler, ekoloji meselesi arasında bir çeşki var mı diye. Orada bir işçi bizim kafamızı aydınlatan şöyle bir cevap geliştirdim. Zer dedi ki bu hayvanlara yapılan da tabakhanede bize yapılan şey aynı şey. Yani o baskı ve sömürünün bence en iyi soytlamalarından bir tanesini yaptı. Bu mücadelesi. Sonunda desa şeylerin önünde elhamler gerçekleştirildi. Emin abla Floran sada prada mağzasının önünde elham gerçekleştir. Doludu ürettiği çantayı buldu. Floran sada kent, konseyinde ağırlandı, İspanya'da el korku da İngles'in yetkilleriyle görüştü. Hem küresel hem yeren mücadelenin işçilerin mücadelesini sonucunda bir protokol yimize alandı ve işçiler kısmı olarak sentikalaklarını kazandılar. Tabi ama iş veren bunu sürek içerisinde geril etmeyi başardı ama yine de bir şey olarak yazabiliriz hâldemize. Aslında sonunda yaklaştığımız için sıramız şey bütün bu hareketler, özellikle bu 2000'lerden itibaren yükselen senin özetlediğin bu hareketler Türkiye'de çeşitli aksitere olduğu yani tekstildişir de işte görsanda vesaire takı bir yoğurt boykotları falan da güçlü bir şekilde gündeme getirdi. Hatta o fabrika kapandı vesaire. Bunların mevcut düzende gerçekleştirdiği bir takım değişimler dönüşümlerde oldular mı özel ki Huksal alanda vesaire? Evet bu hareketin total olarak yarattı en önemli değişiklik. Bütün bu markaların uyumak zorunda olduğu kurallar, davranış kuralları diye bir şey ortaya çıktı. Bunlara markalar gönüllü olarak uyduklarını ifade ediyorlar. Yani bu hareketin baskısı yüzünden değil biz gönüllü yiyoruz aslında. İnsanlık adına uyuyoruz diyorlardı. Ama işte geçtiğimiz sene bir kaç sene evvel Avrupa birliği human rights den en varmantal duyuduylediğiniz. Yani insan hakları ve çevre ekoloji konusunda özen yasası çıkardı. Bu yasanın şey şu Avrupa'da merkezi bulunan çok uluslu şirketler. Üçüncü dünyarlikelerindeki riskleri değerlendirmek ve kimi durumlarda yaptıkları şeylerde hukuk karşısında sorumlu olak yani soft hukuktan. Bayağı katu hukka, hartu hukuka geçiş mevzubayız bütün bu şeyden. Ne demek bu yani orada yapsın şu umutları hata alardan kendi ülkelerinde yargılanabilmek. Yargılanabilmek bunun iç düz annemesi fransa, norveç ve Almanya yaptı ve bir mekanizm oluştur. Yani mesela Türkiye'de Avrupa işçilerinin mücadelemesi buna bir örnektir. Avrupa işçileri Almanyı'dıl için üretimi yapıyorlar da super market için. Yani yaptı burada gerçekleşen mesela haksızlıklardan dolayı afirması, Almanya'nın afirması işte. Bin işçi çalıştırıyorsa Almanya'da belir şartları var. Burada gerçekleştiriyor. Sendikal hak ihlalleri ve ahut insan hakları ihlalleri ya da ekolojik mesela bir suyun kirletilmesi, yer yerin boşaltılması, toprağın tahriybatı neticesinde, Almanya'nın hukuku çerçevesinde Almanya'da yargılanabilir. Bunun yolunu açtı. Ama buna karşı tabii çok ciddi bir sağ blok, çok ciddi bir mücadele veriyor. Bunun geciktirilmesi, bunun şeylerin ortadan kaldırılması, yaptırımlarının ortadan kaldırılması. Bunu iş yapmanın biz nasıl önünde engell olarak görüyorlar. İşte özellikle faşist partiler, liberal partiler bir koalist yol oluşturduğlar. Ve buna karşı Avrupa Birliğin ezzinde bir lobby yapıyorlar. Bunun adı Omnibus ve sendikalar işte, bir toplum kuruluşlar. Bu da karşı tekrar bunu savunmak için bir kran kranı bir mücadele söz konusu diyenler. Aslında bitirirken de tam güncel meseleene ne kadar çalışmacı boyuta geldiğini etti. Bu yasanın da çok ciddi bir toplumsal kazanım olduğunu. Bu faşist partilerin buna karşı mücadelesinden de teyide edebiliriz aslında. Ne yazık ki süremizin sonuna geldik. Bu kısıl süre de aslında bayağı da bir şey konuşmuş olduk boykot üzerine. Efendim ben Doğan Çetinkaya. Ben Focü Bellinişoğuy. Bugün bilgesi hiçki Çetinkaya ağırladık. Haftaya tekrar buluşmak üzere.
Podcast Summary
Key Points:
Boykot kavramı, 1
yüzyılda İrlanda'da bir toprak yöneticisi olan Charles Boycott'ın adından türemiş ve zamanla küresel bir eylem biçimi haline gelmiştir.
Tarihsel olarak boykotlar, işçi hareketleri, tüketici dayanışması, kadın hakları mücadeleleri ve ulusal direnişlerle iç içe gelişmiş, özellikle tüketim gücünü kullanarak sistemsel değişim arayan bir araç olmuştur.
1990'lardan itibaren küreselleşme karşıtı hareketlerle yeniden canlanan boykotlar, çok uluslu şirketlerin adil olmayan çalışma koşullarına ve ekolojik tahribata karşı önemli bir baskı mekanizması haline gelmiştir.
Türkiye'de, özellikle tekstil sektöründe, Desai işçileri mücadelesi gibi örneklerde boykotlar uluslararası dayanışma ile birleşerek somut kazanımlar elde etmiş ve şirketler üzerinde davranış kuralları oluşturulmasını zorlamıştır.
Günümüzde, Avrupa Birliği'nin "insan hakları ve çevre özen yasası" gibi düzenlemelerle, boykot hareketlerinin yarattığı baskının hukuki sonuçlara dönüşme potansiyeli artmaktadır.
Summary:
Podcast, boykot kavramının kökenini 19. yüzyıl İrlanda'sına dayandırarak, tarihsel süreçte işçi grevlerini destekleyen bir tüketici eylemi olarak nasıl evrildiğini anlatıyor. Özellikle 19.
ve 20. yüzyıllarda ABD'deki kadın hareketleri ve emek mücadelelerinde etkili bir araç haline gelen boykot, 1990'larda küreselleşme karşıtı hareketle yeniden gündeme geldi. Bu dönemde, çok uluslu şirketlerin ucuz işgücü için üretimi gelişmekte olan ülkelere kaydırmasına karşı, uluslararası öğrenci ve sivil toplum örgütleri marka boykotlarını yaygınlaştırdı.
Türkiye bağlamında, 2000'lerden itibaren tekstil sektöründeki adaletsizliklere karşı Desai işçilerinin verdiği mücadele ve uluslararası dayanışma ile desteklenen boykotlar öne çıkıyor. Bu hareketler, şirketler üzerinde davranış kuralları oluşturulmasını sağlamış ve nihayetinde Avrupa Birliği'nin tedarik zincirindeki insan hakları ve çevre sorumluluğunu düzenleyen yasaların çıkmasına zemin hazırlamıştır. Boykot, siyasetin tıkandığı noktada tüketici gücünü kullanarak sistemsel değişim talep etmenin tarihsel ve güncel bir aracı olarak değerlendiriliyor.
FAQs
Boykot terimi, 19. yüzyılda İrlanda'da bir İngiliz toprak yöneticisi olan Charles Boycott'un adından gelir. Ona karşı yapılan toplumsal tecrit ve dayanışma eylemleri, bu eylem biçimine onun adının verilmesine yol açmıştır.
Boykotlar özellikle 19. yüzyılda işçi grevlerini destekleyen tüketici eylemleri olarak başlamıştır. Ayrıca ulusal hareketler, kadın hakları mücadeleleri ve uluslararası ilişkilerde de sıklıkla kullanılmıştır.
Günümüzde boykotlar, özellikle küresel markalara karşı sosyal ve çevresel duyarlılıkları ifade etmek için yaygın bir araç haline gelmiştir. Tüketiciler, üretim koşullarına veya şirket politikalarına tepki olarak tüketim güçlerini kullanmaktadır.
Boykotun etkili olması için hedef ürünün nihai bir tüketici malı olması ve kolay bozulabilir olması teknik açıdan önemlidir. Ayrıca kitlesel katılım ve sürdürülebilirlik de başarıyı belirleyen temel unsurlardır.
Türkiye'de Desai işçilerinin mücadelesi uluslararası boykotla desteklenmiş önemli bir örnektir. Ayrıca çeşitli tekstil ve gıda markalarına yönelik yerel boykotlar da toplumsal tepkilerin bir parçası olmuştur.
1990'lardan itibaren öğrenci hareketleri, sendikalar ve sivil toplum örgütleri, markaların üçüncü dünya ülkelerindeki çalışma koşullarını protesto etmek için kampanyalar düzenlemiştir. Bu kampanyalar uluslararası dayanışma ağlarıyla güçlenmiştir.
Chat with AI
Loading...
Pro features
Go deeper with this episode
Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.