5.Bölüm: Expecto Posthumanum: Harry Potter’da İnsan Olmayanın Hikâyesi (Dr.Şafak Horzum ile)
0m 0s
Podcast bölümünde, Dr. Şafak Orhun ile "Harry Potter Serisindeki Fantastik Yaratıkların Posthümanist Öznellikleri" başlıklı makalesi konuşuluyor. Konuk, öncelikle kişisel okuma serüvenini, Gülten Dayıoğlu ve Kemalettin Tuğcu gibi yazarlarla başlayan edebiyat yolculuğunu anlatıyor. Ardından, posthümanizm ve fantastik edebiyatın kesişim alanına odaklanılıyor. Tartışmanın merkezinde, insanı (büyücüyü) merkeze alan geleneksel bakışın eleştirisi ve ev cinleri, hipogrifler gibi insan-olmayan varlıkların öznelliklerinin ve bakış açılarının nasıl anlaşılabileceği yer alıyor. Konuk, bu amaçla geliştirdiği "beşli model"den bahsediyor; bu model, insan-merkezciliği tersine çevirmeyi, ikilikleri yıkmayı ve birlikte varoluş fikrine ulaşmayı hedefliyor. Örnekler üzerinden, büyülü dünyadaki hiyerarşik ilişkiler ve etik sorular tartışılarak, serinin sadece bir kahramanlık hikayesi değil, aynı zamanda bir "birlikte yaşama politikası" olarak da okunabileceği vurgulanıyor.
Konuşmacı 1
Herkese merhaba ideal podcast'e hoş geldiniz ben seni adamla.
Konuşmacı 2
Özel ben seçil Özden.
Konuşmacı 1
Podcastimizin beşinci bölümünde harcbe sexpress atlıyor.
Büyüdün görtemli evrenine dalıyoruz.
Bu sihirli dünyayı da çok kıymetli hocamız doktor öğretim üyesi şafakorzunla birlikte konuşuyoruz hocam hoş geldiniz.
Konuşmacı 3
Hoş bulduk.
Konuşmacı 2
O demencilikle davetinizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz.
Postümenizm alanı çalışmalarınızı uzun zamandır ilgiyle takip ediyoruz.
Bugün özellikle Harry potter serisindeki fantastik yaratıkların postümanist öznellikleri isimli makalenizi konuşuyor olacağız.
Gerçekten çok ilginç ve kıymetli bir makale.
Fakat bu teori tartışmalara girmeden önce okuman yolculuğunuzu biraz dinlemek istiyoruz.
Edebiyatla ilişkiniz nasıl başladı?
Okuduğunuz ilk kitabı hatırlıyor musunuz?
Konuşmacı 3
Öncelikle davetiniz için çok teşekkür ederim.
Daha önceki söyleşilerinizi dinlerken hayatımdaki bu başlangıç noktasının çok düşündüm.
Her seferime aklıma birden fazla şey geldi bazen.
Bunlar kişilerdi, bazen kütüphaneler, komşu ablalarım aylin'le kader ile başlayan okumayı öğrenmem, ardından öğretmenlerim ve tabii ki bunların en başında annemin kitap okumayı teşvik etmesi.
Bu teşviklerin okul, ilçe ve il halk kütüphanelerinde bulduğum çocuk ve ilgi kitaplarıyla, ilerlemesiyle edebiyatla ilişkim başladı diyebilirim.
Okuduğum ilk kitabı hatırlamıyorum aslında.
Ancak ilkler arasında şunları sayabilirim.
Gülten dayıoğlu'nun tüm kitaplarını severek arayıp bulup okudum. 1'de kemalettin tuğcu'nun o yoğun acı dolu eserlerinden kopamadığımı hatırlıyorum.
Neden bilmem kütüphaneme giren ilk kitabı ise ama çok net hatırlıyorum, naziyle kutsalın sonsuz dans romanıydı.
Neden biliyorum çünkü sevginin özü sorunlara çözüm bulabilme gibi meselelere eğildiği için o eseri okul kütüphanesinden aldıktan sonra ödünç aldıktan sonra.
Kendime saklamayı çok istemiştim.
Muhtemelen 11 12 yaşlarındayım.
O zaman evimizde bolca ansiklopedi olduğundan yeni kitaplara pek yer yoktu herhalde.
Kitabı satın almama izin verilmemişti.
Sonra iki büyük kuzenim ve birlikte denizli'de bir alışveriş merkezine gittiğimiz o nadir günde o kitabı yine rafta görünce bana kuzenlerim Mehmet abim Fatma ablam o kitabı almış hediye etmişti.
Büyük bir mutluluk anı tabi ki benim için bu sebeple kütüphanemin ilk kitabı sonsuz danslı diyebilirim.
Konuşmacı 1
Ne güzel anlattınız hocam gerçekten çok hoştu, teşekkür ederiz.
Gülten daioğlu benim de çok çok sevdiğim bir yazardır.
Hani çocukluğumda da çok okumuştum.
Şimdi çok güzel hatırlattınız yani teşekkür ederiz.
Peki en sevdiğiniz yazar ya da böyle sizi çok derinden etkileyen bir kitap var mı?
Ve bu aralar neler okuyorsunuz?
Konuşmacı 3
Yine tüm önceki söyleşilerde hocalarımın dediğine çok katılıyorum cevaplaması bir hayli zor bir soru, bu sonsuz dans elbette benim için çok kıymetli bir eser.
Ancak nostaljiden uzak bugünden bakarsam, en sevdiğim yazarlar arasında öncelikle talki sayabilirim. 12 12 yaşlarında karşılıklarımı biriktirip böyle gizli gizli aldığım romanların başında geliyor.
Talkenin eserleri o kadar da pahalıydı ki fiyatlarını kaç somun ekmek ettiğine göre deftere yazıyordum.
Hani olur da bir gün birine ödütç veririm?
O kişi de kaybederse kesileceğim, cezayı bileyim değil mi?
Tam bir küçük şaylopmuşum yani onu söyleyebilirim.
Bundan başka da neoklasik edebiyata ve hicil sanatına bayılıyorum.
Bu sebeple tabii ki şiirlerini her okuduğumda hayranımla arttı.
Aleksandr pop saymazsam olmaz ek olarak Portekizli kadın yazar Maria jülit'de karwalyo, Brezilyalı yazar vason seosu da alabilirim.
Türk edebiyatından ise hani birkaç isim özellikle mihenk taşı görevi görüyor.
Bunlar Hüseyin Rahmi, gülpınar, Yaşar Kemal ve bilhassa üç Anadolu efsanesi Murat hanımdan.
Mezopotamya üçlemesi ve oya Baydar, ilk aklıma gelen beni etkileyen yazarlardan ve eserleri bunlara ek olarak.
Geleneksel edebiyat türünden uzak hayatıma etki eden böyle başka bir tür de var.
O da mangalar iki tanesi benim için çok kıymetli hala ara ara okuyorum.
Ilki nabucco'nin ay savaşçısı ve ikincisi de masa çıkışı modanın narıto mangaları.
Peki şu anda yani şu anda Senegal li Fransız yazar fato dio'nun the belli of diye Atlantik romanını okuyorum aslında.
Ama tabi bunların yanı sıra Harry potter serisini rolingi eserlerini hiç saymıyorum bile.
Çünkü onun yeri potter evrenin yeri bambaşka.
Konuşmacı 1
Evet yani hocam özellikle belli oluyor zaten.
Hani bu fantastik edebiyat olan sevginiz gerçekten çok güzel ilginç de şeyler söylediniz aslında hani dinleyicilerimiz için de çok farklı not alacak şeyler çıktı.
Teşekkür ederiz tekrar.
Peki hocam bu postümanist okumaları çok fazla başlamadan önce Harry potter evreni çok sevdiğinizden bahsettiniz.
Bu evrende en sevdiğiniz kitaptaki hangisi?
Konuşmacı 3
Hepsi benim bebeklerim.
Ama net bir şekilde sanırım seçmek istersem.
Beşinci kitabı yarın zümrüdü anka'ya yoldaşlarını söyleyebilirim, işte birlik ittifak, derin ihanetler, görkemli çarpışmalarını zirveye ulaştı.
Arkalar ve elbette hiç bitmeyecekmiş gibi görünüp bir buçuk günde biten 1114 sayfa bu kadar kısa sürede bitmesine o kadar çok üzülmüştüm ki.
Peki niye bu kitap?
Yani ikinci büyücülük savaşının başlamasından hemen önceki dönemi anlatıyor.
Sığınılan son huzurlu okul anları howward'sın ve rolning'in fantastik evrenin serinin son iki romanında geçireceği dönüşümden hemen öncesini gösteriyor bize.
Sanırım bu faktörler favori kitabım olmasını etkiliyor.
Konuşmacı 1
Ya ben de çok sevmiştim zümr'den kaya yolgeçlığına ama yani bana sorarsanız benim en sevdiğim her zaman felsefe taşı yani.
Çünkü o çocukların hani karakterini, çocuksu, halini görüyorsunuz.
Hani böyle o sensofondur onu görüyorsunuz işte onların bir merak duygusu yepyeni bir evrene giriyorsunuz.
Hani hem kitapta hem filmde keza aynı şekilde her şeyle yeni tanışma öyle işte kuralları yaratıkları işte yepyeni bir şey görüyorsunuz ben o yüzden her zaman çok sevmiştim yani.
Peki seçil senin en sevdiğin Harry potter kitabı.
Konuşmacı 2
Benim için de çok zor bir soru bu serinin neredeyse tüm kitaplarını eşim derecesini seviyorum aslında.
Ama illa bir şey seçmek zorundaysam melez Prens diyeceğim özellikle çünkü holding'un geçmişini öğrenmek bana orada çok ilginç gelmişti.
Yani onu kötülüğün nasıl oluştuğunu görmek, tomvegılın çocukluğu işte ihtimalideki yalnız geçirdiği süreç başkalarıyla bağ kuramı, kuramayışı ve 1'de tabi damla'nın ölümü.
Şimdi o sahnede gerçekten insanı hazırsız yakalıyor.
O yüzden ayrı bir yeri var bende.
Evet.
Konuşmacı 1
Bizim sürekli şey, böyle travmatik olan karakterlerle olan gönül bağımızın asla kopma işi.
Konuşmacı 2
Kesinlikle.
Konuşmacı 1
Hocam peki şunu da soralım size hughse bir ders verecek olsaydınız bu hangi ders olurdu?
Konuşmacı 3
Çok içimi kıpır kıpır eden bir soru, yani bilmiyorum ama bu zamana kadar hiç düşünmemiştim.
Böyle bir şeyi itiraf edebilirim.
Yani hangi derse öğrenci olarak almak isterim?
Çok düşündüm, hayal kurdum tabi ki ama sanırım magle olmayı o kadar içselleştirmişim ki bir hoca olmak aklımın ucundan bile geçmedi.
Şimdi düşününce cevabını tek bir derse sanırım sınırlandıramam ama birkaç tane sayabilirim, ilk olarak'in verdiği tılsın yani çağrımızı dersini kesinlikle vermek isterdim.
Ikincisi volde morto'nun çok pati davranarak sırf kadroya alınmaması sebebiyle lanetli o karanlık sanatlara karşı savunma dersi olurdu.
Hani sonra da.
Şimdi bir magle doğumlu hoca olacağım değil mi?
O yüzden beni seyir dünyası hayli etkileyecektir.
Siirt tarihi dersini vermek isterdim çünkü çok okuyacağımdır.
Muhtemelen ve sanırım hani çeviri bilim alanıyla çok ilgileniyorum.
Şu anda da mütavrin tercümanlık bölümündeyim.
Bu yüzden antik ürünler dersi olurdu ama derseniz ki mutlaka tek bir ders seç ve belki de eğer okula başvuracaksam o yüzden kararını tranatlara karşı savunma dersi diyebilirim.
Çünkü saydığım alanların hepsini uygulamaya dökebileceğimiz bir ders gibi geliyor bana.
Konuşmacı 2
Evet hocam sanırım ben de olsam karanlık sanatlara karşı savunma dersini seçerdim.
Çünkü hem en pratik derslerden birisi hem de öğrencilere gerçekten kendilerini koruyabilecekleri şeyleri öğretmek iyi hissettirirdi.
Damla peki sen hangi dersi vermek isterdin?
Konuşmacı 1
Ben bu noktada birazcık zor bir karar gerçekten çok zor bir karar bu arada ama hani bence biçim değiştirmiyor.
Trans figüration dersini vermek isterdim ya böyle bir yeteneğim olsun çok isterdim açıkçası.
Çünkü çok ilginç her şeye dönüşebiliyorsunuz.
Çok farklı çıktılarını oluşturabileceğiniz bir ders.
O yüzden ilginç olurdu.
Konuşmacı 2
Kesinlikle kim istemez.
Peki hocam makalelerinizde pek çok etik özdeği incelediniz.
Bir sabah uyandığınızda başucunuzda sadık bir yol arkadaşı bulacak olsanız bu hangi fantastik canavar olurdu?
Bilge bir ankı kuşum olurdu.
Yoksa haklarını savunmak ve özgür bir evcen mi mesela?
Konuşmacı 3
Ay çok hoş bir soru ama sanırım ikisi de olmazdı.
Ikisiyle de samimi ilişkiler kurabilir miyim bilmiyorum.
O yüzden hani daha iç içe ilişki kurabileceğim ve bir kedici olarak bir yol açılan kendime bir newsle seçerdim.
Bir mıncık seçerdim, türkçeyi mıncık olarak geçirip mesela çok da güzel tabi, o da beni seçerse hani mıncıkları aslında büyülü kediler onlarca yıl yaşayabiliyorlar.
Hafızaları cam, canlı içgüdüleri, muhakeme yetenekleri fazlasıyla kuvvetli hasmane yani düşmanca duygu ve düşüncelere sahip kişileri rahatlıkla tespit edebiliyorlar.
Böyle varlıktan ve en yakın örneğini de hemyne greenge'ın crochings adlı kedisinde görüyoruz.
Yani OO, çünkü bir yarımıncık hani ebeveynlerinden biri normal kedi çevresinde.
Şimdi olaylara baktığımızda onca cadı ve büyücüden yani aslında onca insandan çok çok daha önce sirius bilek ve Peter peeta giriyor meselelerinde tarafları dinlemiş ya da en azından bir tarafı dinlemiş bir yargıya varmış ve daha var çözmüş bir canavar.
Yahu yaratık o yüzden mıncık diyorum.
Konuşmacı 1
Evet hocam yani çok hoş açıkladığımız teşekkür ederiz.
Bana sorarsanız ben kesinlikle minik bir dobim olsun isterdim.
Benim şey dobi aşkı içimdeki.
Çünkü filmi izlerken dobi öldüğünde ben mahvolmuştum, yani oturdum ağladım böyle bir şeyim televizyonun karşısında çok kötüydü.
Seçil peki sen?
Konuşmacı 2
Ben, sanırım bir an kokuşu isterdim yani, çünkü gerçekten yanımda olması bana bir garip, bir güç ve güven hissi verirdi.
Evet hocam o zaman öyleyse yavaş yavaş poz sümenizin tartışmalarımıza başlayalım.
Çalışmalarınızda fantastik edebiyat geliyor.
Postümenizm arasında oldukça ilginç bir ilişki kuruyorsunuz.
Ve bu iki alanı buluşturma fikri araştırma sürecinizde nasıl ortaya çıktı?
Biz bir önceki bölümde başak koca ile postümanizm kurumunun genel çerçevesinde konuşmuştuk.
Sizden de bu kuramın özellikle fantastik edebiyatla nasıl kesiştiğini dinleyicilerimiz için biraz açmamızı rica edebilir miyiz?
Konuşmacı 3
Tabii yani lisansüstü çalışmalarımız sırasından aldığım derslerde postüman izniyle tanıştığım zaman hangi hazırdaki dünya görüşüme çok da uzak olmayan bir kuram var.
Bütün olduğunu gördüm.
Ben sevmediği ya da içselleştirmediği alanı yahut konu.
Çalışan biri değilim.
Misal yüksek lisans seçim yine mizah töre komedisi, hiciv ve erkeklik çalışmaları üzerineydi.
Çok sevdiğim alanlar doktor tezimde de çok sevdiğim edebi türlerden biri olan fantastik edebiyatı, postümanist kuramlar çerçevesinde çalışmayı istedim.
Ikisini bir araya getirmek için de talkinin vecon daryumunu tasarlıyordum.
Yani bildiğimiz yüzüklerin efendisi ve onun art alanını anlatan sil marilyon gibi kitapların külliyeatı.
Bu kabul olmazsa da Harry potter serisini çalışırım diyordum.
Ne oldu?
Ikisi de olmadı.
Zira hani biliriz akademide bazen kanon fetişizmi hortla bu öğrencinin ve danışmanının isteklerinden bağımsızdır.
Tabi bu sebeple her iki seri de rafa kalktı.
Ta ki doktora sonrası çalışmalara kadar yine de modern fantezi türünün hani önceleri olarak kabul edilen Johnson, swift'in galabilen gezileri ve Louis celle'in alice serisini postimenin saçılardan ele aldı.
Şimdi bu bahsettiklerim gibi fantastik eserlere bakarsak bu eserler insan.
Ile insan olmayan, canlı, cansız, gerçek hayali gibi zıtlıkları ikilikleri bir araya getiriyor.
Bu zıt tarafları birbiriyle iletişim kurmaya teşvik ediyor.
Bu eserlerde liberal hümanizmin temelini teşkil eden kartezyen ikiliklerin ötesine geçildiğini görüyoruz.
Fantastik kurgu birbirine zıt olanlar arasında sıklıkla bir köprü işlevi görüyor.
Dolayısıyla çoğu zaman insan olmayan varlıkları merkezine alıp onların öyküleri ve kahramanlıkları anlattığını görüyoruz, insanlar biraz daha.
Planda tutuluyor.
Buna benzer zıtlık sorgulamasını insan merkezci yaklaşımdan uzaklaşmayı yine nerede görüyoruz?
Postomenizmde hem fantastik edebiyat hem de postümanizm özne olmanın ne anlama geldiğini, yaşamı var oluşu, benliğin bizimkinden tamamen veya kısmen farklı olanla iletişim kurmanın ne anlama geldiğiyle ilgileniyor.
Bu yüzden iki alanı birleştirmeye karar verdim ve tam da bu sebeple tekno bilimlerle sıklıkla anıla gelen postümanist kuralları.
O zaman bilim kurgunun mantık dışı veya privırı konuları ele alan kardeşi konumundaki fantezi korkusunda ele almayı tercih ettim.
Tabii ki bu tüm fantastik edebiyat eserlerinin postümanist okumaya uygun olduğu anlamına gelmiyor.
Örneğin Christopher paulini'nin miras döngüsü serisi yahut George martin'in o çok bildiğimiz buz ve ateşin şarkısı serisi bu eserlerde insan olmayan fantastik yaratıkların yalnızca işlevlerini insana ne kadar faydalı olduğuna odaklanıyor ama sanırım yine.
Odaklamak ya da şunu hatırlatmak iyi olur.
Porsiyonizm bünyesinde pek çok kuramı barındıran bir şemsiye.
Bu yüzden prostümanizmin insan merkezcilik sorgulamasını yapan, insan dışı varlıklara odaklanan benim kullandığım kuramsal merciiyle bu eserleri okumak biraz daha zor.
Ama öte yandan porsiyonizmin yeni materyalist kanıtından mesela bu eserler rahatlıkla okunabilir.
Konuşmacı 2
Evet hocam çizdiğiniz çerçeve aslında bizi doğrudan makalenizin çıkış noktasına götürüyor.
Harry potter serisi de genelde hani büyücüler, insan karakterler ve onların.
Ayrı bir üzerinden dokunuyor.
Size makalenizde fantastik yaratıkları merkeze alarak seri pozisyonizm perspektiften yorumluyorsunuz bu yaklaşım.
Peki bizi nasıl yine bir bakış açısı kazandırıyor?
Konuşmacı 3
Bu sorunun cevabı seriyi nasıl okuduğumuz neyi merkeze almak istediğimizle doğrudan alakalı pek çok akademik incelemeye baktığımızda.
Herinin hayatını ele alan bildiniz, roman okumaları görüyoruz.
Yahut tematik olarak iyi kötünün mücadelesi, çeşitli ülkelerdeki serilerin basım yayın politikaları, bu seri gerçek hayatta okurlara ne gibi etkilerde bulundu, ne iyi etkileri oldu ya da roelling'in ödevi tarihte kimlerden etkilendiği gibi çalışmalar bu olaca var.
Oldukça az değinilense büyüdünyasının marjinlerinde, kıyısında, kenarında duranlar, yani at adamlar, evcinleri, cin cüceler, dev.
Benim çalışmalarım okuma merkezimizi insandan 10 bayanlara doğru yöneltirsek ne değişir?
Sorusuna cevaplarını arıyor ve içeriyor.
Macera dolu klasik bir bildiniz roman yani kahramanın yolculuğu olmaktan çıkıyor seriye.
Peki ne oluyor?
Birlikte yaşamanın birlikte var olmanın empatinin politikası halini alıyor.
Bu noktada devreye giren kostümenizm bize şunu söylüyor, insan ya da büyücüler evrenin yahut dünyanın merkezinde değiller, insanlar diğer varlıklarla birlikte var olurlar, çevresindeki lale oluşturduğu.
Kişisel bir ağın içerisinde var olurlar.
Misal ev cinlerine bakalım ilk başta büyücülerin hayatını muazzam kolaylaştıran sadık yardımcılar gibi gözüküyorlar.
Ama görüyoruz ki aslında efendik öyle diyalektiği içerisindeler.
Emekleri sistematik bir şekilde görünmez kılınıyor.
Hiçbir hakları yok.
Bu noktada mesele, karakterlerin ve olayların analizlerinden çok tüyler arası iktidar ilişkilerine uzanıyor diye görüyorum.
Şimdi bu ilişkileri incelemek için geliştirdiğim beşli model yani pentacıl modeli de tam da burada devreye giriyor.
Benim şiş basamaktan oluşan bu modelde ilk olarak insan merkezli bakış açısını tersine çeviriyoruz.
Ikinci olarak ikili zıtlıkları çökertiyoruz.
Üçüncüsü maddeselliğe yani bedenlere, somut varoluşlara ve bunların etkilerine, yankılarına odaklanıyoruz.
Dördüncü olarak hikayeyi içeriden, yani insan olmayan varlıkların bakış açılarından okuyoruz ve son olarak birlikte var oluş fikrine ulaşıyoruz.
Konuşmacı 1
Peki hocam bu açıkladığınız bu Pentagon mu dedin?
Ne bize birazcık daha dinleyicilerimiz için detaylandırabilir miyiz?
Yani bu çerçeve fantastik yaratıkları anlamamıza nasıl yardımcı oluyor?
Yani moderniz'in ilk adımı mesela işte antrepo santrik bakış açısının tersine çevirmek.
Yani bu antroposantrik perspektifi yine dinleyicilerimiz için biraz açabilir miyiz ve Harry potter serisinde bu dönüşümü en çok hangi örneklerle mesela görebiliriz.
Konuşmacı 3
Tabii ki seve seve ama öncelikle şunu mutlaka belirtmek isterim.
Penta'nın modelimi kurucu ekibin içerisinde yer almaktan gurur duyduğum ve başak hoca'nın önderliğinde başak'a hocanın önderliğinde kurulmuş thepentacal.org sitesine hitaben isimlendirdi.
Bunu mutlaka belirtmek istiyorum.
Yani gelelim antropan santrisine, yani insan merkezcilik, en temel haklarıyla insanı yani Harry potter evrenin de büyücüleri ve cadıları merkezi bir konuma yerleştiren bakış açısı.
Yani insan merkezcilikte, hukuk etik, dünya akıl değer gibi kavramlar hep insan üzerinden insana faydaları üzerinden tanınanıyor.
Hayvanlar fantastik, canavarlar, doğa gibi diğer varlıklarsa faydalanıp bir kenara atılacak araçlar haline geliyor.
Ya da ikincil üçüncül konumlara sahip oluyorlar.
Şöyle düşünelim, okuduğumuz yahut izlediğimizi anlatılarda çoğunlukla konuşan kim karar veren kim kimin hayatı değerli sayılır?
Anca özencilik sistemlerde bu soruların cevabı neredeyse her zaman.
Insandır, rolning'in büyülü evreninde de aynı şeyin lacivertini yani büyücü versiyonunu görüyoruz.
Normatif merkez olarak görülenler büyücüler ve bu büyücülerin diğer tüm insan olmayan varlıkları kendi merkezlerine göre değerlendirdiğini görüyoruz.
Insan merkezciliğin bu yüzden ters 100 edilmesini en canlı örnek.
Evet, biraz önce dediğiniz gibi evcini dobit ile başlıyor.
Aslında viz okurlar sistematik sömürünün bir parçası olan dobi vinki gibi ev cinleriyle tanıştıkça harmanin'in sorabileceği bir sor.
Olmaya başlıyoruz.
Peki ya sorun?
Ev cinleri gibi insan olmayanların var oluşları yani doğası değil de bizim yani insanların büyücülerin kurduğu sistemse o zaman ne yapacağız?
Bu sisteme dahil olmak zorundalar mı?
Dahil olmak istemeyenlere, hak mahrumiyetine uğratmak gerekir mi?
Bu bir çözüm müdür?
Bir başka örnek hipoglif şahgaga filmden de net hatırlarsınız.
Hani hipogliflerin kendilerinin belirlediği bir ilk karşılaşma yani tanışma ritüeli var.
Bu ritüeller sırasında karşısındaki insanların kendilerine nasıl baktığını tartarlar o insan.
Ben bir nevi karşılıklılık talep ederler.
Yani kendi öznelliklerini sergilerler.
Bu ritüeli talep ederek hipoglifler şimdi kitaplardan hatırlayalım.
Habrit'in derslerini de pek çok öğrenciye zarar vermezken, dragan mal soyun edepsizliği ve saygısızlığı şakaların böyle bir insanla iletişimi en baştan reddetmesine sebep oluyor.
Başka bir deyişle saygısızlığı ve saçmalığı tolere etmiyor.
Peki sorun burada şahgaga'ga mı yoksa drago'nun kibri mi işte bu sorunun cevabı insan merkezciliği tersif edip etmediğimizi verirleyen bir cevap.
Konuşmacı 2
Evet hocam yani dediğiniz gibi bu örnekler üzerinden baktığımızda serideki tüm fantastik yaratıkların aslında sadece öteki ya da canavar olarak konumlandırılamayacağını, kendi etik kodları, ilişkileri ve bakış açıları olan varlıklar olarak düşünülmeleri gerektiğini ortaya koyuyor.
Bu da tabi ister istemez gücü dünyasının kurduğu o hiyerarşik yapıyı da sorgulamaya açıyor.
Hocam buradan makalenizi ikinci önemli noktasına geçmek isterim.
Özellikle bein ve biz ayrımının ne kadar problemli olduğunu tartışıyorsunuz.
Makalenizi ve bunu insan merkezi düşünüyor.
Nasıl sorguladığını tabi ortaya koyuyorsunuz.
Tam da bununla bağlantılı olarak olarak harovey'in dispans edilen kavramına da değiniyorsunuz.
Peki Harry potter evreninde fantastik varlıklarla kullandığı ilişkiler hem bu ayrımın kırılganlığı hem de bu ilişkisel etik ve yanıt verebilirlik anlayışını bize nasıl görüntülü bu kuruyor?
Konuşmacı 3
Sorularınız gerçekten şahane yani öncelikle teşekkür ederim.
Şimdi şöyle diyebilirim, Harry potter serisini ek kitap olan fantastik canavarlar nelerdir?
Nerede bulunurlar içinde bize din yani varlık ve biz yani canavar arasında nasıl ayrım yapıldığına dair bir kısa büyücülük tarihçesi veriliyor.
Ilk bakışta çok masum ve eğlence.
Hele kitabın güya Harry potter'ın kopyasından çoğaltılıp biz maglelara dağıtıldığı algısı ve içindeki her ve ron'un notları çok keyifli ilk başta bu keyifle masumiyet sanki büyücü dünyasında bir düzene oturtmaya gayreti varmış gibi okunabilir.
Ama serideki pek çok örnekte de görüyoruz ki burada yapılan ayrımlar doğal düzenin parçası değil, antropasant politik düzenin bir parçası.
Varlık denen şey bu kitaba göre kabaca yasaları anlayabilen ve yasama sürecine katılabilen.
Ağırlıklar olarak tanımlanıyor, dikkatinizi çekelim, anlama ve katılma kriterleri ön planda.
Peki kim belirliyor bu kriterleri?
Elbette büyücüler yani düzen en baştan şu varsayım üstüne kuruluyor.
Bizim gibi olanlar öz nedir?
Olmayanlar ise ya başa çıkılması gereken sorunlardır ya da nesnedir bu kriterlerden.
Daha önce ise başka iki kriter vardı, iki ayaklı olmak, birinci kriter ya da insan dilini anlayabilmek için şimdi böyle kriterler ciddi olduğu kadar komik sonuçlara da sebebiyet veriyor.
Mesela iki ayaklı kriteri geldiğinde.
Büyücüler konseyine tüm iki ayaklılar davet ediliyor.
Tamam çok güzel mükemmel ama konsey günü gelip çattığında 1'de ne görsünler?
Cin cüceler iki ayağı üzerine yürüyebilen konuyla alakalı alakasız her varlığı toplantı salonuna doldurmuş bir taraftaki iffritler ortalığı yıkıyor.
Öteki tarafta çeşitli yaratıklar cümbüş halinde kimisi gaklıyor, gukluyor inleyip cinlenip şarkılar bağırıyor, çağırıyorlar, kıkır kıkır gülüşüyorlar yani şimdi bunları okurken çok komik detaylar bunlar.
Ama burada cinselerin büyücü kriterleriyle acımasızca.
Ada geçtiğini görüyoruz.
Güncel kriterleri geri dönersek.
Peki yasaları anlama yasama sürecine katılma kriterleri bunlar geldiğinde en önemli duruşu at adamlar sergiliyor aslında ve varlık kategorisine alınmayı bilinçli bir şekilde reddetmişlerdir.
Halbuki insanlarla etkili iletişim kurarlar.
Kendilerine ait karmaşık medeniyetleri vardır ama onlar kendilerini böyle bir sınıflandırmaya sokmayı doğrudan reddeder mesele.
Çünkü kendilerinin türsel ya da bedensel farklılıkları değil, mesele sistemin yetersizliği.
Bir başka örnek, deniz halkı deniz halkının durumu daha da ilginç.
Deniz halkları korunabilsin diye güya çeşitli rezerviarlarda sıkıştırılmış durumdalar.
Hani benzetmek gibi olmasın ama yani tıpkı amerika'nın yerleri, kızılderililer gibi kendi dilleri toplulukları var, normları var kuralları ama bırakın özgür olmayı varlık olarak bile tanınmıyor.
Deniz halkı bu durumlarda bize çok klasik bir söylemi hatırlatıyor.
Aslında seni görüyorum, tanıyorum ama benim kurallarımla benim kurallarım çerçevesinde görüp tanıyorum işte bu insan.
Herkesci düşünce farklı olanı anlamaya çalışmaz.
Yani farklı olanı hiyerarşik olarak hemen insanın altında bir yere konumlandırır.
Bu da bir iktidar mekanizması.
Haredeğin resmse bileti kavramına gelirsek şimdi bu kavram aslında iki şeyi aynı anda içeriyor.
Birincisi sponsorisi anlamını verecek olan sorumluluk, ikincisi de hare beyin kullandığı şekliyle yanıt verebilme kapasitesi.
Harry potter dünyasında en azından iyi taraf bu kavram üzerinden ilişkiler kuruyor.
Yani yasalar ne derse desin.
Insan olmayan varlıkları gerçekten dinliyor.
Onları duyuyor musun, evet mi?
Cevap o zaman onlara verdiğin yanıt ne?
Onlardan aldığın yanıtlarla ne yapıyorsun?
Ev cinlerine dönecek olursak mesela dobi ve crecher ikisi de acı çekebilen talepleri olan direnç gösteren bağlılıkları, ilişkileri çerçevesinde hayatlarını şekillendirmiş varlıklar.
Hele bunları fark ettiğinde ev cinlerini duymaya, onlara yanıt vermeye başlıyor ki bu durum bu karşılıklılık bir etik dönüşüm yaratıyor onun hayatında.
Konuşmacı 1
Evet, yani çok önemli noktalara parmak bastınız hocam.
Yani bu perspektife baktığımız zaman şimdi hareveyn söylediği gibi burada mesele sadece başkalarını anlamak değil.
Yani onlarla birlikte var olmanın geçirdiği etik sorumluluğunu da farkında olabilmek aslında hocam.
Peki modelinizin önemli adımlarından biri de bu materyallik materyalde teyit meselesi fantastik canavarların işte yaratıkların diyeyim, daha doğrusu bedenleri ve maddesel varlıkları bu postümanist okumada nasıl bir rol oynuyor?
Konuşmacı 3
Şimdi edebiyat eserleri biz genellikle okurken çoğu zaman eserlerdeki temalara, sembollere, temsiller üzerinde temsillere bakarak bunlar üzerinden incelemeler yapıyoruz.
Pozitif yaklaşımda ise bedenlerin sadece temsil araçları olmadığını, bedenlerin yani maddeselliğin cismaniyğin çevresinde etki yaratan güçler olduğunu inceliyoruz.
Yani bedenler etik ve politik anlamlar üretir ve bunlara bakarız.
Filmlerinin çoğu zaman yarı çıplak veya eski püskü kıyafetler içindeki küçük kırılgan bedenleri onları tırnak içerisinde doğal olarak köle ya da doğal olarak hizmet eden varlıklar olduğu algısını biz okurlarda pekiştiriyor.
Bu nedenle Putin evreninde mesela katı bir kıyafet politikası var.
Kıyafetlemek, özgürlük demek çünkü dobi özgürleşince ne yapıyor?
Hemen kılık kıyafet devrimi yani üstüne başına çeki düzen veriyor.
Bedeni üzerine söz sahibi oluyor.
Bir başka örnek verelim, evcimlerinden uzaklaşır devlerle bir.
Bedenin kriminalize edilmesini görüyoruz.
Çok büyüklerde evler bu sebeple tehlikeli olarak kodlanmışlar.
Kontrol edilmesi zor, varlıklar bedensel yani maddesel gerçeklikleri, büyücülerin bakışlarında şu denklemi oluşturuyor, büyük beden eşittir.
Potansiyel şiddet bu da türcülüğün akrabaları olarak niteliyebileceğimiz diğer ayrımcılık türlerinin aslında nasıl ortaya çıktığını epeyce açıklayan fikirler verebilir diye düşünüyorum.
Pentachel modelindeki maddeselliğe yaptığım bu vurgu yani bedenselliğe yaptığım bu vurgu bedenleri eksiklik kusur anormallik kaynağı olarak görmekten öte bir anlam yaratım sürecini tetikliyor.
Konuşmacı 2
Evet hocam, bu açıdan düşündüğümüzde sizin de vurguladığınız gibi fantastik yaratıkların bedenleri büyücü dünyasına aslında kurduğu sınıflandırma sistemini daha çok görünür kılıyor.
Hangi bedenlerin tehlikeli hangilerini itaatkar ya da aşağı olarak görülmesi gerektiğine dair bütün bu varsayımlar aslında yeni insan merkezi bakış açısının ürünü diyebiliriz.
Postürmaris okumada tam bu noktada devreye giriyor.
Aslında.
Yani bize bu bedenlere sadece farklı yılı tuhaf olarak değildi.
Kendi özelliklerini ve potansiyellerini taşıyan varlıklar olarak düşünme imkanı sunması önemli bir noktada.
Dolayısıyla fantastik r atıklarında maddeselliği dediğiniz gibi sadece onların fiziksel özellikleriyle ilgili değil aynı zamanda bedenlerin büyücü toplumunun.
Tamamlandırıldı ya da nasıl kontrol edildiği, hatta kimi zaman o direniş alanına dönüştüğüyle de ilgili oluyor.
Konuşmacı 1
Evet, yani mesela işte bu house elfleri, ev cinleri dediğimiz işte onların küçük kılılgan bedenleri işte ya da derlerin böyle aşırı büyük ve güçlü bedenleri vücu dünyasında onların böyle nasıl algılandığını ve nasıl konumlandığını tabii doğrudan etkiliyor.
Yani bu bedenler sadece biyolojik bir özellik olmaktan çıkıyor.
Yani onlar artık bir hiyerarşi içinde konumlandıran işte politik ve kül.
Göllere dönüşüyor aslında.
O yüzden makalenizde bu dışarıdan yapılan sınıflandırmanın ötesine geçip yaratıklarla onların kendi perspektiflerine bakmayı öneriyorsunuz.
Konuşmacı 2
Ve değindiğiniz bir önemli nokta daha var.
O da hermoninin ev cinleri için kurduğu bir toplumsal hareket amacı tabi ev cinlerinin kötü çalışma koşullarına dikkat çekmek ve onların haklarını savunmak.
Ama siz makalede bunun aslında iyi niyetli ama biraz tepeden de bakan bir yandan kurtarma çabası olduğunu söylüyorsunuz.
Permoni ev cinlerinin kendi sesini duymayı mı unuttu?
Hocam bu konuda neler düşünüyorsunuz?
Konuşmacı 3
Çok hoş bir soru bu konuda şöyle diyebilirim, hem hani biraz fazla coşkulu ama evginlerinin hayatlarından bakış açılarından, kaygılarından kopuk bunun belki birkaç sebebi olabilir.
Ben ikisini değinebilirim.
Aklıma gelen ikisine değil ilki hani hermoni çok bilmiş biri novit ol bir kere kitaplarda bilmişliklerine şahidiiz yani.
Harry veron bu bakımdan rahatlıkla ve sıklıkla zorbalayabiliyor.
Dolayısıyla iyi niyetlerini tepeden bakan tavırlarla sergilediğini pek çok kez görüyoruz ama sanırım ikinci sebep benim şöyle bir düşününce, aklıma gelen hem aynı magıl kökenli bir cadı yani ayrımcılar tarafından bulanık olarak adlandırılan biri.
Peki yani şöyle diyeyim, madem bu konuya geldik, postmenizmin sorguladığı bir anahtar kavrama bakalım o zaman hangi insan, hangi insan, dünyanın politikanın, yasanın, yaşamın vesaire?
Herkesin de tüm insanlar eşit derecede merkezde mi?
Hayır yani uzun yıllar boyunca ve maalesef hâlâ daha Avrupalı kuzey Amerikalı Hristiyan tercihen protestan mezhepten beyaz tenli engelsiz bedenlere sahip eril bireyler ideal insan sınıfına tanımlamakta.
Yani biraz önce bahsettiğimiz insan merkezciliğin özündeki problem merkeze konumlandırılan böyle bir insan tanımından kaynaklanıyor.
Şimdi Putin evrenine dönersek, insan merkezciliğin daha aşırıcı bir tarafını görüyoruz.
Büyücü merkezcilik safkan.
Olmak, melez olmak ve büyüdü.
Şu aileden gelip büyücü topluma katılmak bambaşka anlamlara sahip.
Hem aynen her ne kadar çok zeki başarılı bir cadı da olsa büyüdışı bir aileden geliyor.
Bu da onun tıpkı insan olmayan varlıklar gibi büyücülerden daha aşağı bir konuma getirilmesine sebep oluyor.
Yani safkan aşırıcılığı her daim ensesinde bu ayrımcılığın farkında olduğu için de ev cinlerini yardım etmek konusunda bir hayli coşkulu diye düşünüyorum.
Yani harmannin iyi niyetinden şüphem yok ama.
Bu ona iyi bir etik pozisyon kazandırmıyor.
Maalesef ev cinlerine karşı yapılan adaletsizlikleri görüyor.
Bunları tanıyor çok güzel buna karşı çıkıyor ve erit diye kısalttığımız o evcinin refahı ilerletme topluluğu adında bir hareket başlatıyor.
Aman bravo.
Peki ev cinleri tam olarak hangi aşamada dikkate alınacak?
Yani hanenin yaklaşımı şöyle, siz kölesiniz bu kötü bir şey o zaman sizi özgürleştirelim.
Yani bazı ev cinleri için bunlar çok radikal söylemler.
Çünkü evcillerin söylemleri arasında bir birlik yok hayvannin.
Neden bakan tavrı da aslında yardım etmek istediği kişilerin ne istediğini bilmemesinden kaynak bu çok tanıdık bir söylem aslında değil mi?
Ben senin iyiliğini senden daha iyi bilirim söylemi bunu sık sık duyarız.
Halbuki ilişkisellik bağlamsallık ön planda olmalıydı.
Burada yine ara beyin resmabilesini anlayayım.
Yani iş hareket başlatmakla bitmiyor iş karşıdakinin sesini çağrısını duyabilmekte ve ona yanıt verebilmekte.
Konuşmacı 2
Kesinlikle hocam.
Zaten pentacıl modelinde yine makalenize değindiğiniz gibi bu bağlamda önemli anahtar kelimeler from'in vitaminweet öne çıkan noktalar.
Yani bir yanda dediğiniz gibi içeriden bakış yani bize varlıkların dünyasını içeriden görmeyi sağlıyor olması ve bir comingweid'de sanırım bu dünyaların birbirine değdiği noktayı açması 1'de makaledenizde berradın incire action kavramına da yeni değiniyorsunuz.
Yani öznenin ilişkiden önce var olmadığını hani bu karşılaşmanın içinde ortaya çıktığını vurguluyorsunuz bu anlamda.
Harry ve dobi ya da Harry lagro arasındaki ilişkiler de o birlikte oluş hâlini nasıl okumalıyız?
Yani bu ilişkiler etik açıdan bize ne söylüyor?
Konuşmacı 3
Şöyle sıralandırayım, bu önce fron ve dinle başlayayım isterseniz hayatta edebiyatta özellikle fantastik edebiyatta yaratıkları genelde şöyle okuyoruz, ne kadar akıllılar, ne kadar tehlikeliler ya da faydalılar kime göre insan ölçeklerine göre hani bu kendimizden olmayanları dışarıdan okuma pratiği ben pozisyonist incelemede fronwid'in yani.
Yerden okuma yöntemine öneriyorum.
Yani kendi var oluş sistemleri ve mantıkları içerisinde onları anlamaya çalışmaya öneriyorum.
Hani bu çok büyük bir fark yaratır.
Çünkü bu varlıklar bize ne kadar benziyor?
Sorusunu temel alan sorular sormayı artık bırakıyoruz.
Bu noktada örnek olarak akromantılaları düşünebiliriz.
Dışarıdan bakınca akromantiolar insani yiyen dev örümcek canavarlar değil mi?
Ama içeriden bakınca sadakat ile vefa duyguları çok net.
Huglid'le arabgu araba'g'un ailesinin ilişkisini de bunları görebiliyoruz.
Topluluk kuralları var, normları var, kendi güçlü derleri için de etik sınırları var ama aynı zamanda insana zarar verebiliyorlar.
Şimdi bu ne demek onların etiği.
Insanların etiğine benzemek zorunda değil.
Aragok Harry şunu diyordu, hatırlarsak ailemin hagrite zarar vermemesini isteyebilirim ama ayaklarına kadar.
Ayaklarına kadar gelmiş taze eti onlardan esirgemem.
Buradaki mesele survival yani hayatta kalma meselesi tabii yani aç kalmasınlar diye buyur kolumu ye size feda olsun diyecek halimiz de yok.
Orası da ayrı bir durum.
Ev günlerinin gözünden bakacak olursak, kimlik, aidiyet, anlam kurma yöntemleri de onlarda ne kadar karmaşık bir etik alanı açıyor, bunu da görebiliyoruz.
Tabii bu onlara dayatılan köleliği meşrulaştırmak olmamalı.
Aksine etik sorumluluğumuzu daha da derinleştirmeli çünkü.
Artık sadece onlar bize ne kadar benziyor sorusunu değil.
Biz onların dünyasını nasıl müdahale ediyoruz?
Diye sormaya başladığımız nokta burası oluyor.
Bu bakış açısı sadece fantastik canavarları, yaratıkları özgür değil.
Tabii ki hayvanlarla olan ilişkimizi ve ideal insan kategorisine dahil etmediğimiz bireyleri de yeniden düşünmemizi sağlıyor.
Çünkü etik dediğimiz şey benzerlikten değil, farklılıklarla kurulan ilişkilerden doğuyor bu noktada.
Bir coming yani birlikte oluşarak geçersem birlikte oluş denilen şey birlikte yaşamak değil, birlikte dönüşmek.
Özne dani ile öteki arasında etkileşimde oluşmaz.
Yani her iki tarafın etkileşimleri sırasında ve iki tarafın birbiri üzerine yarattığı etkilerle meydana gelir diyor.
Kerim Baran internet için kavramını açıklarken eleyici gerçekçilik kavramını açıklarken heriyle doguya baktığımızda Harry dobiyle kurduğu ilişki içerisinde ve sonucunda aslında dönüşüyor.
Değişiyor.
Kendi öznelliğini, kendi kimliğini yeniden inşa ediyor ve bu ilişkide.
Her iyi zavallı evcilini kurtaran bir kahraman olarak.
Okumaktan artık uzaklaşabiliyoruz.
Çünkü böyle okumak çok kolay.
Hele de dobi sayesinde farklı düşünmeye başlıyor.
Bilhassa adaleti farklı düşünmeye başlıyor.
Kendi etik sınırlarını genişletiyor.
Dobelin bu ilişki içerisinde nasıl özgürleştiği zaten hepimizin malumu bizi çok kendisine hayran bırakan eylemlerde eylemler gerçekleştiriyor.
Peki hagrit'le growth ilişkisine baksak ya bu biraz daha karmaşık yarı kardeşler iletişimleri zor.
O yüzden aralarında yanlış anlaşılmalar bol.
Bu türler kısmen farklı paralarında güç dengesizlikleri var.
Evet growok biliyoruz.
Tam bir devlet, yarı bir dev ama evcilleştirme peşinde değil.
Yani onunla ilişki kurmaya çalışıyor ve bunu sabırla ilmek ilmek ilişkileri de dokuyarak tekrarlarla gerçekleştiriyor.
Buradaki birlikte olur.
Bedensel ve zamansal sürecin somut yani maddesel yollarıyla gelişiyor.
Dolayısıyla dönüşümü de tek taraflı değil de birlikte ve ilişkiler dahilinde diyebiliriz.
Tam da bu sebeple serinin en kostümanist öznesi sanırım hugrit diyebilirim.
Yani birinci kitaptan yedinciye doğru düşünelim.
Hagrid hemen hemen her fantastik canavarla biz insanların cesaret edemeyeceği ilişkiler içinde üç başta köpeğe ne diyordu?
Flapfy diye sesleniyor, kabare hoştuğuyla anlamına gelen bir ifade ama evinde sessiz sakin yapan köpeğe de daha agresif bir isim vermiş.
Feng demiş.
Hani bu kadar da nükleer birisi?
Sonra ejderha yetiştirmesi ne kadar üzülüyor orada ondan ayrılırken hatırlayın ama yani birkaç günlükken ejderha evini yakıyordu.
Onu bile hoş karşılıyordu.
Ay doğasında var.
Yazık benim çocuğumun diye.
Yani bunun sebebi belli ki kendisinin de büyüdünyasının kıyısında kenarında yer almasından kaynaklanıyor.
Bu sadece mecazende değil düşünün.
Log vars arazisinin kenarında kulübesi yani anahtarların bekçisi olarak.
Yani hakikaten orada yaşayan birisi.
Bu yüzden hiyerarşik olmayan ilişkiler kurduğunu görebiliyoruz.
Harbi çünkü.
Konuşmacı 1
Evet hocam çok kıymetli bilgiler verdiniz.
Çok çok teşekkür ederiz.
Yavaş yavaş bölüm sonuna arkadaşırken biraz da sizin Harry potter evreniyle olan ilişkinizden bahsetmek istiyoruz.
Sizce yayınlanmasının üzerinden bu kadar çok yıl geçmesine rağmen serinin popülerliğin neredeyse hiç azalmamasının işte hatta işte yeni dizisi de çekilmeye başlandı.
Hatta dün akşam paylaştılar ilk treyleri daha da popüler hale gelmeye başladı aslında.
Peki bunun sebebi nedir yani hani biz yetişkinler bile hâlâ böyle ara ara gözümüz kapıda böyle tırımızı beklerken bu evrenden neden kopamıyoruz?
Konuşmacı 3
Ya öncelikle rolling'in magle'lar o normaljlara ya da büyüdışı bizlere ne dersek eşsiz bir dünya sunması en büyük etken tabii bu eşsizliğin içinde 7 kitap yani 7 yıl boyunca tüm karakterlerle birlikte yol alıyoruz.
Bu fantazi bildiğimiz roman türü okurun içine siren ayırt etmesi beklenen, arzu edilen tüm duyguları işliyor.
Empati dostluk.
Evrende koridor koridor gezebilmek, sokak sokak dolaşmak, insan doğası gereği ve doğasının bir parçası olarak sanırım sevgiyle ve karakterlerle pek çok yönden pek çok kapmandan bağ kuruyor.
Düşünsenize eğer çocukluğunuz bu seriyi okumakla geçiyorsa heli ron ve harmoniyle büyüyorsunuz ve birlikte büyüdüğünüz dostları unutmak çok zor.
Yani hele bu dostları kütüphanenize tutuyor istediğin zaman ziyaret edebiliyorsanız bu müthiş bir ayrıcalık, çok kıymetli bir ayrıcalık.
Tabii bunlar romantik düşünceler.
Bunların yanı sıra medya, film, dizi sektörleri çok da duygusal olmayan ekonomik çıkarlara bakıyor.
Hani oyunların, dizilerin, filmlerin sürekli çıkıyor olması doğrudan bu sektörün yarattığı pazarlarla ilgili.
Daha işte dün yani bu yayın çıktığında bu hafta ortasında yeni dizinin fragmanı yayınlandı.
Planlasak bu kadar denk gelmezdi sanırım.
Hani bu gibi yeni üretimler yapılan ilk filmlerin biz okur kitlesini tatmin etmemesinden de kaynaklı diye düşünüyorum.
Bilmem bu konuda ne dersiniz?
Bunun yanı sıra bu durumu şöyle de açıklayabiliriz, Henry jenkin'in trans medya çalışmaların kapsamında da ele alırsak.
Putin evren'i sürekli olarak genişleyen genişlemeye devam eden bir düzen bir kozmos haline geldi.
Hayranlar sadece tüketmekle kalmıyor, yeniden yazımlar yaparak pek çok üretim de yapıyor.
Yani ingilizce prosemir dediğimiz hani türkçede üreten tüketici ya da üreten tüketici halini almış durumdalar işte hâl böyleyken artık mektuplarımıza agarslan mı?
Gelir gider kendimiz patır kafelerden dükkanlardı ama alırız birilerine hediye olarak mı posta alırız bilmiyorum ama daha bir müddet popülerliğini korumaya devam edecek bir evreni tanımış olmak büyük bir mutluluk.
Veriyor.
Konuşmacı 2
Bana hocam çok keyifli bir sohbet oldu, çok teşekkür ederiz.
Misafirimiz olduğunuz için.
Konuşmacı 3
Ben teşekkür ederim.
Davet ettiğiniz ve güzel, çok kıymetli derin sorularınız.
Konuşmacı 1
Için evet hocam çok çok teşekkür ederiz yani hani hepimiz için çok gönül bağı olan bambaşka bir yere olan bir Harry potter evreni böyle ilginç bir şey ele almış olmak gerçekten çok keyifliydi.
Sevgili dinleyicilerimiz, bölümümüz hakkındaki düşüncelerimize, kitaptan en etkilendiğiniz yerleri instagramdaki son postumuzda bizimle paylaşabilirsiniz.
Konuşmacı 2
Bir sonraki bölümümüzde değerli hocamız, profesör doktor evrim doğan adanur'u misafir ediyor olacağız.
Kendisiyle mega o feril'ın çok konuşulan eseri hamlet'i tartışacağız.
Yeni bölümlerden haberdar olmak için bizi spotify'dan takip etmiyor.
Unutmayın kitabınız açık kahvenin sıcak olsun.
Bir sonraki bölümde görüşmek dileğiyle.
Podcast Summary
Key Points:
Konuşma, Harry Potter serisindeki fantastik yaratıkların posthümanist bir perspektifle incelendiği bir akademik makale etrafında dönüyor.
Konuk, edebiyatla ilişkisini, çocukluk okuma deneyimlerini ve etkilendiği yazarları paylaşıyor.
Posthümanizm ile fantastik edebiyatın kesişimi, insan-merkezci bakışın eleştirisi ve "öteki"nin merkeze alınması üzerine tartışılıyor.
Konuşmacı, "beşli model" (pentagonal model) adını verdiği bir çerçeve ile insan-olmayan varlıkların öznelliklerini anlamaya çalıştığını açıklıyor.
Ev cinleri, hipogrifler gibi karakterler üzerinden, büyülü dünyadaki iktidar ilişkileri ve etik sorgulamalar irdeleniyor.
Summary:
Podcast bölümünde, Dr. Şafak Orhun ile "Harry Potter Serisindeki Fantastik Yaratıkların Posthümanist Öznellikleri" başlıklı makalesi konuşuluyor. Konuk, öncelikle kişisel okuma serüvenini, Gülten Dayıoğlu ve Kemalettin Tuğcu gibi yazarlarla başlayan edebiyat yolculuğunu anlatıyor.
Ardından, posthümanizm ve fantastik edebiyatın kesişim alanına odaklanılıyor. Tartışmanın merkezinde, insanı (büyücüyü) merkeze alan geleneksel bakışın eleştirisi ve ev cinleri, hipogrifler gibi insan-olmayan varlıkların öznelliklerinin ve bakış açılarının nasıl anlaşılabileceği yer alıyor. Konuk, bu amaçla geliştirdiği "beşli model"den bahsediyor; bu model, insan-merkezciliği tersine çevirmeyi, ikilikleri yıkmayı ve birlikte varoluş fikrine ulaşmayı hedefliyor.
Örnekler üzerinden, büyülü dünyadaki hiyerarşik ilişkiler ve etik sorular tartışılarak, serinin sadece bir kahramanlık hikayesi değil, aynı zamanda bir "birlikte yaşama politikası" olarak da okunabileceği vurgulanıyor.
FAQs
Her iki alan da insan merkezcilikten uzaklaşarak, insan olmayan varlıkların öznelliklerini ve birlikte varoluş dinamiklerini inceler. Fantastik eserler, posthümanist kuramlar için zengin bir analiz alanı sunar.
Bu okuma, seriyi sadece bir kahramanlık hikayesi olmaktan çıkarıp, iktidar ilişkilerini ve insan olmayan varlıklarla empati kurma politikasını merkeze alır. Böylece ev cinleri veya hipogrifler gibi karakterlerin bakış açıları anlaşılır.
Pentagonal model, posthümanist analiz için beş adımlı bir çerçevedir. İnsan merkezciliği tersine çevirir, ikili zıtlıkları yıkar, maddeselliğe odaklanır, hikayeyi insan olmayanların perspektifinden okur ve birlikte varoluş fikrine ulaşır.
Ev cinlerinin sistematik sömürülmesi ve hiçbir hakka sahip olmaması, büyücü toplumunun insan merkezci yapısını gösterir. Bu durum, Dobby karakteri üzerinden sorgulanmaya açılır.
Evet, örneğin hipogriflerin kendine özgü bir tanışma ritüeli vardır ve saygısızlığı tolere etmezler. Bu, onların insanlardan bağımsız öznellikler ve ilişki kurma biçimleri olduğunu gösterir.
Çocukken ailesinin ve öğretmenlerinin teşvikiyle, halk kütüphanelerinde bulduğu kitaplarla edebiyata ilgisi başladı. İlk okuduğu kitaplar arasında Gülten Dayıoğlu ve Kemalettin Tuğcu'nun eserleri vardır.
Chat with AI
Loading...
Pro features
Go deeper with this episode
Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.