Go back

6. Bölüm | Dünden Bugüne Kuşak Çatışmaları

30m 13s

6. Bölüm | Dünden Bugüne Kuşak Çatışmaları

Bu podcast bölümünde, sunucu Sinan Kadı, kuşak çatışmalarını derinlemesine ele alıyor. Program, dinleyicilerden gelen olumlu geri dönüşlerle başlıyor ve kuşakların tanımıyla devam ediyor. Sessiz Kuşak’tan (1924-1945) başlayarak beş farklı kuşağın (Baby Boomer, X, Y, Z ve Alfa) özellikleri anlatılıyor. X Kuşağı, disiplinli ve çalışkan bir yapıya sahipken, Y Kuşağı özgürlükçü ve değişime açık. Z Kuşağı ise teknolojiyle doğmuş, hızlı tüketen ve sosyalleşmede interneti kullanan bir kuşak olarak tanımlanıyor. Sunucu, kuşaklar arasındaki çatışmaların temelinde, insanların değişime direnci ve kendi değerlerini koruma çabası olduğunu belirtiyor. Özellikle X Kuşağı’nın katı yetiştirilme tarzı, Y ve Z Kuşağı’nın daha rahat ve bireysel yaklaşımlarıyla çelişiyor. Ancak sunucu, her kuşağın kendi dönem koşullarına göre değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Geçmişteki zorlukların (savaş, yokluk) kuşakları şekillendirdiğini, günümüzdeki teknolojik ve sosyal değişimlerin ise yeni nesilleri farklı kıldığını ifade ediyor. Son olarak, kuşaklar arası anlayışın geliştirilmesi için empati ve iletişimin önemine dikkat çekiyor.

Transcription

3537 Words, 24881 Characters

Turkish
Herkese merhaba. Çok sesli solunun altıncı bölümüne hoş geldiniz. Ben Sinan Kadı olduğu tekrar çok memnun oldum ilk kez dinleyenlere ve podcasten haberdar olur. Bu bölümü tek dinlemeye devam eden herkese. Evet biraz şöyle istatistikleri bakayım dedim. Nasıl tepkiler geliyor. Konuşmak istediğiniz konular var mı ya da tam olarak nasıl etkileşimler verilmiş. Genel olarak bununla ilgili bilgi edinmek istedim. Aslında gayet de güzel tepkiler verdim. Umarım özellikle bana yakın olan dostlarım. Arkadaşlarım oldukları iyisim bu tepkileri vermiyorlardır. Ama şu çok kıymetli özellikle de ilginizi çeken bir konu olduğunda. Ya da arama motorunda tesadüfendi en geldiğinizde. Bu programı ilk kez dinlediğinizde ilk izleniminiz nasıl olacak? Tabii ki dostlarımın fikirlerine de kıymet veriyorum. İlk önce onları hatta yayından döndüğünce dinlettiğim oluyor. Ancak bu bölüm ya da bundan önceki bölümler var aslında. İlk kez dinleyenler, keşfedenler olduysa o arkadaşlarımada. Şimdiden çok teşekkür ediyorum ve bu tarşı şeyleri çok fazla dilendirmeye sanırım sevmiyorum. Ama bazı kişiler bana şey dediler. "Senem aaa işte yeni bölüm mi yayınlandı?" Yani görmedim, haberdar olmadım. Bu gibi sorunlar yaşanmaması için özellikle Spotify üzerinden takip ederseniz programı. Bildirimlerle size gelecek ve yeni bölümlerden daha haberdar olabileceksiniz. O yüzden hem yorumlarınızla hem de takdilerinizi bekliyor olacağım. Evet, bugün ki konumuz sanırım biraz fazla romantik bir ortamın içindeyim. Yani işte mumlar var etrafında. Çok sebebi insanım, yani bir o şortamlardan, mumlardan çok hoşlanan biriyim. O yüzden biraz sanırım konusantiri olmamı da sağlıyor, beni de rahatlatıyor. Yani gören de der ki herhalde aşk üzerine ilişkiler üzerine falan konuşacak bu kız. Ancak konumuz bu romantik mum işi eşliğinde kuşak çatışmalarını konuşmak. Evet, kuşak çatışmalarım. Yani bununla ilgili biraz araştırma yaptım açıkçası farklı kaynaklarda. Hangi yıllara ait doğum tarihlerimiz varsa hangi kuşa aitiz ve bu kuşakların tam olarak özellikleri farklılıkların neler. Biraz bilgi etmek istedim ki sizlerle de rahat rahat konuşabilirim. Farkları görebilelim. Aslında maksat farklıları da görmekten ziyade. Acaba neden birbirimizle geçinemiyoruz. Neden kendimizden sonraki kuşaklar hakkında hep böyle bir şeylerin yanlış gitmediğine yönelik. Bazıım nedenli diyebilirim. Yorumlarda ön yargılarda daha çok tevib bulunuyoruz ve benzer özelliklere sahip olmaları gibi taleplerde bulunuyoruz. Misal ben bundan belki de yirmi sene sonra diyeceğim ki bizim zamanımızda da neler vardı, biz de neler yaşadık. Şimdiki ne hale geldi, neden böyleler bu çocuklar? Demektan yüceler abbim eskivirim ama binaktadan sonra belki de hepimiz bir şeyleri yadırı gülüyor. Bu ne kadar doğru, bu ne deni nedir? Bunun üzerine tabii ki sizlerle de biraz konuşmak istiyorum. Kuşak denilen şey aslında şöyle tanımlanıyor aynı yaşarılığında doğmuş aynı sosyal kültürer ve ekonomik iklimden etkilenmiş olan biraylerin oluşturduğu gruba kuşak, nesil veya generasyon deniyor. Yani günümüzde tanımlanan ve şu an birlikte de yaşadığımız beş farklı kuşaktağına bahsediliyor. Bu kuşaklarla gibi şöyle kapatarsak bir konuşalım isterseniz sizlerle. Sanırım sesiz kuşak diye bir kuşak varmış, 1924-1945 yıllar arasında doğan var. Yani bayağı beski, neredeyse Cumhuriyet'in ilanına geliyor mu? Geliyor, geçiyor belki de. Ardında yani bunlarla ilgili tabii çok fazla bilgi sahibi değiliz. Çünkü artık hata alfa kuşağı sanırım. Yani z'e kuşağından da sonra ilerleyen hızlıca gelişen yeni gelen kuşakları olduğu için bunlara çok fazla dikkat kesinmemiş. Ozaikle literitörer falan bakmak istediğimizde ama ben yine de başlık olarak sizlere vermek istiyorum. Sonra bizim bu baby buğumur dediğimiz, asla savaş döneminden çıkan dünyaya şartlarının da yarattığı bir baby buğumur kuşağı ortağı çıkıyor. Biriden bir nüfus patlaması yaşanıyor. Ve bu nüfus patlaması de 40-60-60 yılları arasında doğanları kapsıyor. İx kuşağa dediğimiz 65-70-79 arası doğanlar. Benim de anne babamın içinde bulunduğu kuşak. 7 kuşa 80-99 yıllar arasında doğanlar 97'iğim o yüzden 7 kuşağı olduğum söyleniyor. Yani bazı kaynaklardan yanlış hatırlamıyorsam 95-96'i yıllarından itibaren miydi? Yoksa 97-97 ve sonrası mıydı tam emin değilim. Z'e kuşan olarak tanımlanıyor. Bence bilimsel makalere baktığımız zaman, genelikle bu ayrımın, özellikle Z'e kuşağı ayrımının 2000 yılından sonra doğanlar ile sınırlandırıldığı görülüyor. Dolayısıyla ye kuşağından bireyim her halde. Ya da özelliklerine baktığımız zaman acaba bu kuşa uyum, yani uyum sağlıyor muyum? Bu özellikleri uyumuyum, yazgıdığım gibi biraz fikir edindim de diyebilirim. İx kuşağın içinden anşey, pek çok çalışmadığım şortaya çıkmış. Kuralları uyumdu, disipliğiniz seven, işte aydiyet duygu su güçlü, otoriteye saygılı, sadık, çalışkanlığı önemli verem bir kuşak. İx kuşa bir eylelerin iş motivasyonları diyelim. Yüksek olduğu gözlemlenmiş ve yeterince emek verdiklerinde iyi yerlere geleceklerini inanmışlar. Yani çalışmayalım ve hatta gerçekten kendinden taviz verirecezini çalışmaya çok fazla önemli vermişler. Bu kuşak deniyor gençliğinde yürüyen verdi ve televizyon gibi bir takım icatlara şahit olmuşlar. Yani evet baya kritik bir dönemde icatlara şahit oldukları bir dönemde aslında pek de teknolojiyle yani belki haşırın neşir, teknolojiyle olarak baktığımıza göre değişir mesela şu an yapay zeka çarına girdik saygıları muhtemelen ve muhtemelen yapay zeka da hayatımızın pek çok noktasına etkileyecek. Mescdeki yaşantılarımızı da etkileyecek, birbirimizde olan iletişimimizi de etkileyecek. Bu da teknolojinin belki bir parçası. Ancak işte bir televizyon den değil zaman ya da bir telefon belki de işte o ellerde bulunan telefonlar gibi yani böyle. Ev telefonları gibi ya da daha geçmişe gidecek olursanız daha büyük telefonlarına olduğunu söyleniyor. Şimdi çok fazla bilgi sahibi değilim burada da yalan bir bilgi vermiş gibi olmayayım ama yani bizim teknoloji dediğimiz şey belki de icatlarla başlayan bir süreç. Yani bugün tabii teknolojiden ne anladığımız çokça önemli. Dolayısıyla belki de insanların özellikle sanayı devriminden sonra biraz daha makinelerle şirneşir olmaya başladığı dönemlerde diyebiliriz. Evet ye kuşa için deniyor ki ülkemizin en kalabalık grugunu oluşturuyor mu? Zaten bu kuşan belirgin özelliklerinden biri özgürlüklerine düşkün olmaları diyorlar. Bir reis acilik bu kuşakla beraber yaygınlaşmıştır diyorlar. Ve ye kuşanında odu yıllar ve kesinlikle kabul ettim bilgi bu. Bir gitsayar ve internet kullanımının yaygınlaştığı yıllarıden gelmiştir. İx kuşa anına aksine henüz genç gen bu teknolojilere sahip olan ye kuşa bu sebeple değişime en kolay ayakoyduran kuşaktır. Dünyaya küresel bir gözle bakabilmekte ve hoş görüyor, öne çıkarmakdadır. Ayrıca bir önceki nesir ile kuşak farklılarının en çok hissedildiğini nesidir deniyor. Doğru ya doğru şimdi açıkçası tabii kendi gençliğimi çocukluğumu burada referans almak gerekirse herkesi kapsamayabilir ama hem teknolojiyle büyüyen. Ama birazdan x kuşan açıklarken bahsedeceğim gibi. Çocukken de elime doğar doğmaz tablet verilmeyen belki ortaya okulu lise yıllarında kapaklıca hep telefonları kullanarak, tuşlu telefonlar kullanarak gençliğimi çocukluğunda adorsı geçiren. Ama aynı zamanda da sokakta büyüyen, sokakta sokakta ki oyunları oynayan sokak çocuğu olmuş. İşte akşam ezanın okunması ile eve çağırılmış bir çocuk olarak çocukluk geçirmiş biri olarak. Sanırım gerçekten de bu özellikle uygum bir bir ayıp diyelim. X ile ilgili söylemenin, X kuşa ile ilgili söylemenlerden çok pardon Z kuşağına gelmiştik. Z kuşa da işte internet ve mobil teknolojiyle daha bebek kentin dışarı kuşak. Bu yüzden akıllı telefon, tablet ya da bilgisi yer gibi teknolojik aletlerim. Doğruştan aydı tabi içgüldü gibi kullanıyor gibi deniyor. İnternet aracılayıyla sosyalleşmeyi tercih ediyorlar deniyor. Sana lütfen. Sana dünya ya fazla marz kaldı ve her şey daha kolay ulaştığı için hız odaklı ve çabuk tüketen bir nesildir. Ama bu onları aynı zamanda birden fazla şey ile ilgiliyle bilmeyeteni kazandırıyor ve yaratıcılıklarında gelişmesi sağol. Geçmesini sağlıyor diyor. Bu gerçekten öyle mi bilmiyorum. Demet evgörün bir tane katıldığı programdaki konuşmasınız dinlemiştim. [. müzik çalıyor. ] Ya orada insanların aslında bir hasta, çocuk kendi çocuğu üzerinden örnek vermişti ama sıkılmasına izin verilmediğini dolayısıyla bu da çocuğun yaratıcılığını bir noktada kekleliğini söylemişti kendisi. Yani bunu biraz daha katılıyorum. Yani bir şeyleri hızlıca yetişmeye çalışmak, insanın yaratıcılığını ne kadar besleyebilir? Çünkü zaten hızlıca tüketiyoruz. Yeteneklerinin ne o üçü de geliştirebilir? Sabredemiyoruz, sebeat edemiyoruz. Bir şeyleri beklemek, hızlarımızı ertelenmek zor oluyor. Dolayısıyla yani bunu sadece bir zeh kuşa özelliği olduğu için değil de bu dağın şun olası sonuçların neler? Yani bunu biraz daha gösterebilmek için sizlere açmak istedim. Aynı zamanda geleneksel yaşamını pratikleri inanç ve değerlerinden ziyade küresel dünyaya vatandaşçını önemsemek tetir zeh kuşa deniyor. Doğruya doğru, evet. Ama neden bu kadar çok zeh kuşan üzerine geliniyor? Ve acaba bu konuda kendisinden önceki ye kuşa ama daha çok ses çıkarıyor yoksa biraz daha imkanları kısıtlı olan ilk kuşa ama yani ye kuşaada bundan acaba memnuniyet siz mi? ya da tam olarak neden kabul görmüyor bu kuşak? Yani bu da tabii ki tartışmaya çık bir konum. Şöyle deniyor. Yani bu aslında bir takım ön yargı. İşte bir yeniliğe olan insanlığın bir dirancı. Zira insan bilirsiniz. Bilinmezliğe karşı çok fazla. Yani bilinmezliğin üzerine gidenmezler. Çünkü bu bilinmezlik insana tehlike getirebilir ve bu da onun yaşamını etkiyede. Eşamını etkiyedebilir. Onu tehdit eden bir durum dur. Yani bu böyle çok soyt bir konumda da olsa biolojik. Fiziksel bir tehlike'den bahsedemezsek bile. Aslında insan oldu. Hali hazırdı bilinlerini koruma. İşte güvenli alandan çıkmamı. Ve fazla enerjic harcımaktan da kaçınma üzerine programlanmış ev. Ne denir? Evrimsel gülere sahip. Lardır. Bunlar dolayı da hani insanların özellikle yaşları ilerledikçe. Bu işte yıllardır biriktirdiğimiz deneyimler, inançlar değerler. Hepsinin böyle mükemmelini sanırım fazlayı namaya başlıyoruz. Onlar böyle kralamaz, aşalamaz, duvarlar gibi. Mutlak, doğru varmış gibi. Diğer gelecek nesilden de benzer düşüncelerse sahip olmalarını. Bu nasıl sahip çıkmalarını bekliyoruz ve bu değerleri korumaya belki de çalışıyoruz. Bu nasıl kısık ya bağlanıyoruz? Bu bir noktada dokunmaya da dönüşebiliyor. Yani dokunmaya dönüştüğünde artık. Nesildenir? Yani bunu sonu gelmiyor arkadaşlar. Bu böyle bir zincir gibi. Zincirim bir halkası ve nasıl ki bir zincirin. Başlangıç noktasından sonra gitmeye başladığınızda gene başlangıç noktasına gelirsiniz. İnsanoğlunun kendini koruma hiç güdüsü dışında bazı verimliliği yokmuş gibi görünüyor. Oysaki yeni nesil, her yeni nesil. Kendinden bir şeyler koyduğunda. Bu bu arada konuşulan dil içinde geçerli olabilir. Hani derler ya. Bu kaç sen önce tabi ki bilemiyorum. Yani 1900'lü yerlerde da konusu geçen bir şeydir. İşte Osmanlı Türkçesi. İşte belki daha eskildiyle konuşulan lügatta bulunan kelimeler. Bunlardan vazgeçinmesin. Bu dile yeni kelimelerin karanların kazandırılması. Hiçbir zaman bir kesin tarafından hoş karşılanan bir gelişme olmamıştır. Ancak bu önü kesilemezdim. Önü kesilemez bir durum olmalı ki. Her yeni nesil, kendinden bir şeyler koyarak ilerlemiştir. Bunu Türkçesi sadeleşti diyebilirsiniz. Derinliğini anlamını itirdi diyebilirsiniz. Türkçe zaten öz Türkçü olarak çok fazla kelimeydi sahip değil. Ancak eklenin her kelimem büyük olasılıkla. Önce ki nesil tarafından biraz arco. İşte biraz böyle alt kültürün bir sokak ağzı. Yani bir ürünün yumuş gibi. Görüldüğünden dolayı çok fazla destekleniyor değildir. Bu açıdan da aslında yeni gelen her kuşak. Önce ki kuşaklar tarafından eleştirilmiştir. Çünkü o bir değer olarak görülür ve onun korumması gerektiği düşünülür. Yani burada değişime bir direnç vardır aslında. Kendi doğularını tutunmak isterler. Birliğine ne tutunmak isterler. Ve bunun tehlikeye anına girmesi. Bizi tedirgin eder. Beni tedirgin eden bir bilmem belki henüz bunu düşünmek için çok gencim. Ama nereden geldiğini açıkçası anlayabiliyorum. Yani anladığım bir noktada olduğunu söyleyebilirim. Kuşaklar arası farklılıklar. Mutam en az z kuşanlığından sonra da yaşanacaktır. Ama şey deniyor. Yani x kuşa ya da şöyle diyelim. Y kuşanın z kuşarısında yaşadığı çatışma. Aslında x kuşanın y v z kuşa ile yaşadığı çatışmadan çok daha. Ne denir? Az. Yani x kuşa belki de şununla alakalı olabilir. Y v z arısındaki etkileşim. Hem çok kısa süre içinde. Yani yakın zamanda gerçekleşti. Hem de bu gerçekleşen etkileşim teknolojinin aslında yaya kuşandan. Yaya kuşanını tamamen bu teknolojeden kopuk olmaması nedeniyle. Biraz daha uyumlu bir ilişki geliştirmelerini sağladı. Ancak x kuşa biraz daha geri de kalmıştı. Imkânları daha kısa da daha katı yetiştirilmiş. Çalışmayı diğer kamblığı, fedakarlığı. Bir noktada yüceltmiş bir kuşaktı. Y v z, bunun çok dışında kaldığı ve bir resaleğine biraz daha odaklandığı için de. Kendi işlerinde daha iyi anlaşan kuşaklar olabilir. Yani bundan sonrasında olacak. İnanını hiç bilmiyorum. Ama sanırım bu kadar keskin ayrımlar olabilmesi için. Baya az or. Şartların içinden çıkmak gerekiyor. Yani gerçekten toplum sol olarak büyük bir değişim. Dönüşüm geçirmek gerekiyor. Hani şey derler ya işte. Bizim zamanımız da. Şöyleydi. Biz işte yokluktan geldik. Siz her şeyi sahipsiniz. İşte bizim zamanımız da depresyon mu vardı? Mesela. Yani bunlar böyle ruh sağlıyor özellikle. Çok fazla önce kinesi tarafından küçüm sene meseleler. Yani şimdi hani deriz ya tarih. O kumacılığı yaparken da yani. Tarihi dönemine göre değerlendirmek. Dönemine göre yorumlamak gerekir. Şimdi ki şartları ve kültürü ve bakış açısıyla. Önce ki olayları değerlendirebilmemiz. okaya bilmemiz aslında pek mümkün değil. Bugüne göre yanlış olan şeyler. Geçmişte doğru olabilir. Yani tam olarak bundan bahsediyoruz aslında. Burada bir çatışma var. Belki kendi şartlarını ve dönemlerine göre çok doğru olan bir tutumdu bu. Onları hayatta tutan işlef salliklerini artıramıydı. Bize ilişkilerimize her şey çok zarar veren bir şey. Çünkü dünyada değişiyor arkadaşlar. Dünya dönüşüyor. Ve insanın aynı kalması, yaratıcılığını, ketlemesi. Diğerleri ilerlerken bizim hala eski alışkanlıklara bağlı kalmamız. Yani bunlar aslında baktınız zaman. Bu tariz düşünceleri olan insanlar bile bir yan olsun düşündükleri zaman. günümüz şartlarında bizim hayatımızı kolaylaştıran değil. Daha az zorlaştıran bir noktaya. Bizleri sürükliyor bence. O yüzden işte teknoloji olan yaklaşımları, olumsuz tutumları. olur ya başınıza, annemizler işte elinde telefon var. İşte hep bir teknolojiye atıp da bulunurlar. Onların çok alışkanı olduğu şeyler değildir. Tabii ki yani zararlayıkkilerinden korumak gerekir, ölçülü kullanmak gerekir. Ancak orada bir işte mesafe vardı. Orada bir ön yargı vardır. Dolayısıyla kendi şartları ile, kendi yaşam biçimleriyle, derleriyle bir şeyleri değerlendirirler. Ve çok da fazla duyguların aslında yaşamaz. özellikle ilk kuşan da sahip, işte yetişkinlerimiz, ebebeğimlerimiz. Daha çok duygularını bastırarak hayatta kalmış bir kuşaktır. Dizler gibi bunu çözüm arayan üzerine düşen bir kuşaktayabilir. Yani bununla övünmezler, daha sonra bastırmak, özveride bulunmak, fedakar olmak ve çalışmak üzerine kurulu bir düzen vardır. Geçmişten getirdikleri. O yüzden muhtemelen yargıda bulunmalarıda normal. Ama dediğim gibi o zaman şartları bunu gerektiriyordu ve böyle olması gerekiyordu. Şimdi ki nasilde belki de bu şartlara göre bir tutum sergiliy olabilir. Yani bunu bence düşündürmek gerekir. Yani nelerden örnek gösterebilirim başka? Yani şey var evet hani şey derler. Bu bir noktada doğru belki. Bugün staj günü müdü. Diğer personellerle bir şeyimiz oldu, konuşmamız oldum. Eski aşklar nerede? Yani çok farklı bir konuya gidilmem ama bu muşri karşımdayken aklıma çok farklı örnek gelmiyor. İşte eski aşklar nerede? Eski de aşklar böyle değil dediriz. Ben de şey dedim. Yani geçmişteki aşklar acaba boşanmanımı başarısız görüldüğü ve mahalle baskısı olduğu için insanlar hakkınızda konuşacağı için uzak durulan şeyler değil mi aslında biraz da? Yani insanlar belki eşlerini sevdiklerinden değil. Ekonomik bağım sızlıkları olmayışından ve boşanmaları hoş karşılanmayacağından dolayı da bu tutuma bürünü olabilirler mi? Yani esasan bu böyle ama şimdi ki nesildi sanırım nasıl denir. Yani bir ayselliğin de dozunu artırdığınızda bence biraz narsistik örüntüler yani hepimiz de var böyle. Ama yoluna aşmaya başlayı olabilir. Bu sefer de kendimizle vakit geçirmiyor. İçirmeyi o kadar çok alışırsak, evet bu podcast bölümünü konusu değil ama şuree bağlı. İlişkilerimizi sürdürmek konusunda çok hevesle olmuyoruz. İlişkileri koparmak konusunda daha yatkın bir yapımız oluyor. Çok kolay bir şekilde daha şeyleri silip atabiliyoruz. Bu da bağlarız ayıflatıyor. Yani en ufak şeyde ya da zorlandığımızı hissettiğimiz en ufak bir meslele de eğer bunu yapıyorsak o zaman gerçekten de insanlarla paylaşabileceğimiz bir şeyler bir noktadan sonra olmayacaktır. Oysak'ı hayat mükemmel değil, insanlar mükemmel değil ve bu ilişkileri sürdürebilmek için bir noktada denemek şans vermek ya da zamanı bırakmak. Yani zamanı bırakmak bir şeyleri çözmemek değil ama iletişim kurmak. Yani bir alternatif yol yaratmak aslında gerekleri daha doğru bir ifade ile. Belki şimdi ki nasıl yargılıyorum değil mi? Bu konuda biraz daha isteksiz olabilir. Daha kolay silip atıyor olabilir. Artık herkes çalışmaya başladığı ve kadınlar özellikle buna mevzur kaldığı için ama bu tabii ki yani çalışmayalım demek değil ama bir noktada kadınları da plazalara hapsettik. Noktasından bakıyorum. Böyle olduğu için de. Aslında herkes çok fazla yalnızlaştı ve kendisiyle kurduğu ilişki bir noktada zarar vermeye başladı bence ilişkilere yani biraz öyle düşünüyorum. Onun dışında bundan dolayı nereye bağlıyorduk biz bunu. Konuyu bu kadar esnatırsanız olacağı bu. Ha, şuna geleceğiz. Eskiden. Biraz da ilk kuşa bir şeyler yaşandığında çocuklarına ya da eşkina dostuna idare, sapret, dayan, stisik dişini ne yapacaksın? Başka şansının var. Derdi. Bugün ki derisi daha çok konuşalım. Halledelim bence yaya kuşa bunu biraz daha fazla yapıyor ama. Çünkü niye ben şu an zaya kuşağı da yargılıyorum? Daha böyle bir şeylere çözmeye yöneliyorlar. Özellikle de ilk kuşağından aldıkları travmaları çözmeye çalışıyorlar, o zincir kırmaya çalışıyorlar. Zaya kuşağının daha iyi şartlarda dünyaya geldiğine ve sonraki kuşaklarında bu yüzden daha iyi şartlarda dünyaya geleceğine inanıyorum. İşte bu idare de et şükretçilik diyeyim. Bir noktada aslında yv zaya kuşağını ilk kuşağından ayıran en önemli özelliklerden bir tanesin. Ve biliyorsunuz eski kuşak çalıştığı özveride bulunan bir kuşak olduğu için, işte garante iş, sigorta, emeklilik. İşte belki de memur olmak ya da o zaman üniversite sayısı bu kadar fazla olmadığı için üniversiteyi gidiyor olmak ne kadar önemliydi. Bu yüzden dairelerimiz bizzere okutmaya çalışıyorlar ama şu an ki dünyaya acaba buna müsait mi? Yani çalışma hayatı gerçekten de üniversite okumaktan mı geçiyor? Bu arada başka bir bölümde konuşabiliriz tabii ki. Ancak şimdi dinin anlamı, şimdi dinin dünyasım, şimdi dinin karrieri, para kazanmayı öntemi. Her şey çok o kadar farklı ki, inan, o kadar tepetaklık oldu ki. Biz de evde yetişirken duyduklarımız ve pratik ayat arasında çok fazla ikilam yaşıyoruz. Neydi? Yani ne umduk, ne bulduk? Bizden ne söylendi, biz nasıl bir dünyanın içindeyiz? Yani bunun arasında da kalmış bir nesil olabiliriz aslında. Hemye, hemize kuşa alarak. Dolayısıyla biraz, bu bizi zorluyor olabilir. Yani anlamaya çalışmak, belki de şu an kışartları da iyi okumak gerekiyor. Sadece geçmişi değil. Bu günü de bence iyi okumak gerekiyor. Yani evet, belki de önciki nesir kendi karını doyurmak ve gününü kurtarmak için anı yaşayarak dünak içinde tabii ki. Çalışıyorlardım. Yeni nesil ise biraz daha böyle daha kolay yollak, köle olmadan diyelim. Nasıl para kazanabilirim? Yani şartların doğal olmadığını, normal olmadığının gayet farkındalar ve bu doğal bir refleks bence birilerinin çıkaramadığı sesik, çıkara bilen bir nesil geliyor arkadaşlar. Bugün de bu böyle. Ve böyle olması da gerekiyor. Genelde böyle genç arkadaşları böyle çok eleştirirler. İşte kendi haklarını korurlarken görürüz ya da normalde bir yetişkinin yapmayacağı şeyleri yaparlar ergenliğin getirdiği risk almadan her şeyi de beyin de yaşanan değişimler insanın ne kadar etkiliyor. O yüzden muhtemelen bir değişim yaratılacak sıdın ya da bunu da ancak gençler yapabilir diye düşünüyorum ve görüyoruz da zaten tanıkta oluyoruz. O yüzden acaba düşünüyorum. Bazen zeh kuşan nasıl bir devlet yöneticisi olacak? Gelecekti zeh kuşanı siyaset sağsında işte politik ayla uğraşırken nasıl göreceğiz? Nasıl bir dünya hayal ediyorlar mesela ben bunu çok merak ediyorum. Ve yatırga mıyorum gerçekten merak ediyorum. Onların yönetici bir düzenli dünyaımız nasıl olur? Özellikle devlet politikler tabii ki de yani insan insan olduğu sürece çıkar çatışmaları her şey sürecek. Ama geçmişten gelen kini kaçımız geleceği taşıyacağız. Kaçımız ülkemize, vatanımıza nasıl hizmetler sunacak? Ya da diğer insanlara nasıl bakacak? Dünya ya nasıl bakacağız? Bakacaklar hepimiz göreceğiz. Yani evet şimdi bir de şey sorunu var ya. Bu aslında bir başka bölümün konusu dolayabilir yani yetişkin gibi hissedemiyoruz. Ya da kendimizi diğer yaşatımız insanlardan biraz daha geri de kalmış hissediyoruz. Bunu ilkisi işlemiştik. E tabii ki özellikle bizim anne babalarımızın çok tenak içinde erken yaşta yirmilerinin belki başında evlenip bizzü dünya'ya getirmeleri. Ve şimdi ki nesilinde geçmişe bakıp yani bunun yine bir arada kalmışlığı sanırım. En büyük çatışmayı sanırım arada kalanlar yaşıyor. Doğrusu nedir? Neyin ne zaman yapmalıyım? İşte komşunun kızı evlenmiş işte, university'dan arkadaşım işte, çocuğu olmuş tatile gidiyorlar, geziyorlar, tözüyorlar. İşinde gücünde çok mutlu. Yani bu da aslında bir çatışma yer atıyor. Sayılmaz mı diye sormak istiyorum. Baktığınız zaman öyle. Şimdi ilk kuşağına sorsak ben senin yaşındayken işte iki tane çocuğum vardı, şu vardı bu vardı derler. Ama bir yandan da okumanızı isterler. Garip, garip yani yazık, bizlere yazık. Gerçekten öyle yani. En azından dünyadaki şartları uyum sağlayana kadar. Dünyadaki ortamdaki beklentiler işte ne bileyim yani beklenti değil de tam vark nasıl ifade etmeliyim. Dünya'nın ya da insanların sunduğu kültürler farklılıklar. Şimdi ki dünyanın bize sunduğu farklılıklara her neyse önceki olarak yazısı. Umarım buna bir an önce adapte olabiliriz. Çünkü bu da muhtemelen farklı bir tekim russas sıkıntılara sebep oluyor. Yapayız ve kağıtının da ilerde sıkıntı yer itice ay gibi. Bu arada kalmıştık duygu. Bu su da bence hepimizi bir oyanı, bir bu yana savuruyor. Yani bundan da bir an önce çıkmamızı umuyorum. Evet, yani bugün aynı dili bile konuşuyoruz. Sakin muhtemelen her üç kuşakta saygı özellikle saygı kavramına çok farklı bir anlam at fedardı. Çok farklı konuları konuşurlardırken de bebeğinleriyle. Bizler ise çok farklı konuları konuşuyoruz. Çok farklı yaklaşıyoruz. Çok farklı iletişim kurma yöntemlerimiz var. Bunun sanırım doğrusu yok. Özellikle suyut bir şeyden bahsediyorsak bunun herkesle kibur edilen doğru bir tanım yok. Aynı dönemde farklı kültürlerde bile tanımı değişiyor. O yüzden ne saygıdır, ne değildir. Yani ne saygı sızlıktır, ne değildir. Bu da aslında çok farklılık gösteren bir şey. Zeyik kuşa için çok farklı olabilir. Ondan sonraki kuşaklar için de öyle. Bunu hazır mıyız en önemli size. Bizler bunları yargılamadan, yadırgamadan, küçüm semeden alaya almadan, onları kabul etmeye ve dinlemeye hazır mıyız en önemli size. Çünkü en büyük insan iyi güç belki de budur. Yani bir insanın yapabileceği ve yaparken de en çok zorlanabileceği şey. Muhtemelen kendi değer ve duygularına hitap etmiyor olmasına rağmen bazı şeyler. Onu kabullenebilmektir. Onu dinleyebilmek dinleyip ona tahammül edemeyi edebilmektir. Bazen susabilmektir, bazen gençdir diyebilmektir. Sonuçta bir şey gerçekten doğru olsa bile siz o şeyi kendi çocuğunuzla ya da sizden genç olduğunu bildiğiniz birine söylediğinizde çok fazla eski etmeyecektir. Çünkü insan dediğiniz şey bence hata yaparak yaşayarak öğrenir. O şeyi hata ise zaten hayat onu bir şekilde gösterir. Söylemek değil, onun kendi potansiyerini bence gerçekleştirmesine, dünyayı ve tabii ki kendini tanımasına fırsat yaratmak. Bu alana açmak bence gerekir. Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim öncelikle. Güzel bir sohbetçi, gerçekten bu hafta çok keyif aldım. Çok mekanikleşmeden konuşmaya. Aynı zamanda bu alanda bir noktada dinlediğiniz için çok teşekkür ederim. İndenir olmaya çalışıyorum. Ne açı zahane. Umarım beğenmişsinizdir. Yorumlarınızı ve takipinizi de bu açıdan bekliyor olacağım. Gelecek bölümde görüşmek üzere. Hoşça kalın.

Podcast Summary

Key Points:

  1. Podcast sunucusu Sinan Kadı, dinleyicilerden gelen olumlu geri bildirimlerden memnun olduğunu ve programı Spotify’dan takip etmelerini öneriyor.
  2. Bölümün ana konusu, romantik bir ortamda (mumlar eşliğinde) kuşak çatışmaları; sunucu, farklı kuşakların (Sessiz Kuşak, Baby Boomer, X, Y, Z ve Alfa) özelliklerini araştırdığını belirtiyor.
  3. Kuşakların tanımı
  4. X Kuşağı (1965-1979)
  5. Y Kuşağı (1980-1999)
  6. Z Kuşağı (2000 sonrası)
  7. Kuşak çatışmalarının temelinde, insanların değişime direnci ve kendi değerlerini koruma çabası yatıyor; her yeni kuşak, önceki tarafından eleştirilmiş.
  8. Sunucu, kuşaklar arası farklılıkların anlaşılması için dönem koşullarının dikkate alınması gerektiğini vurguluyor.

Summary:

Bu podcast bölümünde, sunucu Sinan Kadı, kuşak çatışmalarını derinlemesine ele alıyor. Program, dinleyicilerden gelen olumlu geri dönüşlerle başlıyor ve kuşakların tanımıyla devam ediyor. Sessiz Kuşak’tan (1924-1945) başlayarak beş farklı kuşağın (Baby Boomer, X, Y, Z ve Alfa) özellikleri anlatılıyor.

X Kuşağı, disiplinli ve çalışkan bir yapıya sahipken, Y Kuşağı özgürlükçü ve değişime açık. Z Kuşağı ise teknolojiyle doğmuş, hızlı tüketen ve sosyalleşmede interneti kullanan bir kuşak olarak tanımlanıyor. Sunucu, kuşaklar arasındaki çatışmaların temelinde, insanların değişime direnci ve kendi değerlerini koruma çabası olduğunu belirtiyor.

Özellikle X Kuşağı’nın katı yetiştirilme tarzı, Y ve Z Kuşağı’nın daha rahat ve bireysel yaklaşımlarıyla çelişiyor. Ancak sunucu, her kuşağın kendi dönem koşullarına göre değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Geçmişteki zorlukların (savaş, yokluk) kuşakları şekillendirdiğini, günümüzdeki teknolojik ve sosyal değişimlerin ise yeni nesilleri farklı kıldığını ifade ediyor.

Son olarak, kuşaklar arası anlayışın geliştirilmesi için empati ve iletişimin önemine dikkat çekiyor.

FAQs

Kuşak, aynı yıllarda doğmuş, aynı sosyal, kültürel ve ekonomik iklimden etkilenmiş bireylerin oluşturduğu gruptur.

Günümüzde birlikte yaşadığımız beş farklı kuşaktan bahsediliyor: Sessiz Kuşak, Baby Boomer, X Kuşağı, Y Kuşağı ve Z Kuşağı.

X Kuşağı kurallara uyumlu, disiplinli, otoriteye saygılı, sadık ve çalışkan olarak tanımlanır. İş motivasyonları yüksektir ve yeterince emek verdiklerinde iyi yerlere geleceklerine inanırlar.

Y Kuşağı genellikle 1980-1999 yılları arasında doğanları kapsar. Özgürlüklerine düşkündürler, bireysellik bu kuşakla yaygınlaşmıştır ve bilgisayar ile internetin yaygınlaştığı dönemde büyümüşlerdir.

Z Kuşağı internet ve mobil teknolojiyle doğar doğmaz tanışmıştır. Sosyalleşmeyi internet üzerinden tercih ederler, hız odaklı ve çabuk tüketen bir nesildir. Aynı anda birden fazla işle ilgilenebilirler.

Kuşak çatışmalarının temel nedeni, insanların kendi deneyim ve değerlerini mutlak doğru olarak görüp yeni nesillerden de aynı şeyleri beklemeleridir. Değişime karşı bir direnç vardır ve bu durum önyargılara yol açar.

Chat with AI

Loading...

Pro features

Go deeper with this episode

Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.