Go back

Bilgi Obezliği ve Anlam Açlığı I Anlamalar 13.Bölüm

42m 15s

Bilgi Obezliği ve Anlam Açlığı I Anlamalar 13.Bölüm

Metin, bilgi edinmenin görünmeyen zihinsel maliyetlerini ve "bilgi obezitesi" riskini ele alıyor. Temel argüman, ham bilgi birikiminin, onu anlamaya, enerjiye veya pratik çıkarıma dönüştürmedikçe değersiz ve hatta zararlı olabileceğidir. Zihnin sınırlı bir kapasitesi olduğu ve bu kapasite aşırı bilgiyle dolduğunda, sezgi, muhakeme ve özgün bağlantı kurma gibi temel becerilerin feda edilebileceği vurgulanıyor. Ayrıca, bireylerin ve toplumların bilgiyi nasıl sıraladığı (örneğin eğitim sistemleri veya sosyal medya aracılığıyla) sorgulanıyor; yüzeysel veya yanlış önceliklendirilmiş bilgi akışının, derin anlamayı baltaladığına işaret ediliyor. Sonuç olarak, daha az ama daha nitelikli bilgi edinmenin ve onu işlemenin, pasif biriktirmekten daha kritik olduğu savunuluyor.

Transcription

5194 Words, 35781 Characters

Turkish
Kızım bizim işimize yarıyor. Yani bizim çok şey bilmediği. Çok şey anlamayla ilgili ihtiyacımız var. Biz anlamı ihtiyacımızı çok gideremediğimiz için sahte bir şekilde, sentetik bir şekilde bilgiye enerjiye çevirdiğinde yani enerjiye çevirmekta bir benzetme neyi kazediyoruz. Bilgiye anlamaya. Bir çok insanızı ilinde biriyim birgi var. Anlamaya çevirmemiş. İşte şey gibi azaltarak şu altma muhabbeti var ya. Hiçbir şey aslında artıra takmin olamıyorsun. Hem güdoğymak gelmiş, yemeğe doymak. Yani yedikçe, yedikçe, yedikçe, daha çok iyi esin geliyor. Miğden büyüyor, genişliyor ve sayere. Ama size sen oradan elini biraz şeklinde daha biraz kurmaya doğru yaklaştığında. Yediğin niye yiyorsun? Tadarak seçerek falan yemeğe başladın. O yemek konusu da anlamlı bir şihane geliyor. Bilgi de de aynı şeyi geçerlasın. Zihin evrenimizde topladığımız bilmenin maliyetini sırtınızda taşımaktansa. Vazı konullarda da bir şeyler yapalım. Ama hemen yapmakta yapabilmek zorundan iyiydi. Doğa'ya baktığın zaman her ailemin, her olgunun, her yeteneğin, her oluşun. Kaçlığında bir bedeli olduğunu görürüz. Bedel olmadan canlılık olmuyor. Bir şey bir enerji elde etmek istiyorsunuz. O enerjiye elde etmek için bedel ödemek zorundasınız. Vazısında kötü bir benzetme olabilir ama Doğa kapitalist bedel ödemeden sana hiçbir şey vermiyor. Ve bizim bütün hayatımız, bütün sistemimiz bedel ödemek üzerine kurulmuş. Çıtaysan, aslan aslan ve doyacaksan o gün, enerji hacı maksundası, koşmak zorundasınız, zeki olmak zorundasınız. Tuzak kurmak zorundasınız. İşte rakiplerine karşı savaşmak zorundasınız. Bir bedel ödersin. O bedelin karşılığında da ödülünü alırsın. İnsan medeniyetini baktığımızda da, bununla bir anolojik uğraştık. Karikatürze edersek. İnsan da canlarda bir canlı olduğu için, her olduğu ya, her gelişmeye, her yeteneğine bir bedel ödüyor. Diğer canlardan bir kendimize ayrıştırmaya çalışırken de kullanılığımız en büyük modül veya en büyük varsayım. Bizim zeki olduğumuz ve bilgi üretebildiğimiz. Veya bilgiye, processten geçirebildiğimiz. Bilgi hal, biri, biri, biri halini dönüştürebildiğimizde övünüyoruz. Fakat bunun madem her şeyin bedelini ödüyoruz. Bunun bedelini ödeyip ödemediğimizi kimse tartışmadı veya benim kulağıma gelmedi. Biraz şeyle de bağlanması var gibi. Yani bedeli ucuzlayınca bedel size doğru gidiyormuş gibi zannediyoruz. Ama sonuçta yine bir kapasitemiz var. Yani deyim ki bir kapasitem var. Yüz bedeli on olan bir şey vardı. On tane alabiliyordum. Şimdi o on beşe düştüğü zaman kolaylaşıyor ucuzuyor. Yani kapasitensinırsız olmuyor ama yani. Bu sorar 20'ye çıkabiliyorsun. Üstelik hani 20'ye çıktığın zaman on gibi de değil. Yani bunun yönetmeye, onların arasına geçiş yapma maleti var. Çok olan yönetmeni. Defolamam maleti de var. Orkestrasyon maleti de işin içine girmiş oluyor. Hani iki yana da şey olabilir. Yani eskiden gerçekten bilmedi bir maleti var. Onu bir ödeme yapmak zorundasın ama. Son dönemler de acayip bir afrasyon var şu bilmem haliyetinde. Eskiden kolay da az eforba. Ya da az küçük birimlerle bilmeyi gerçekleştirebiliyordun ama. Şimdi son dönemlerde, ben ve katarat tırmıyor. Neredeyse inanılmaz bir afrasyon var bilmedi. Büyük çok insan bu artık efor bile edemiyor. Yani bilmez zannedildiği kadar ucuz bir şey değil. Ama orada şeyler de birbirine karışıyor. Mesela bir bilgi parçasına ulaşabilmenin, random bir bilgi parçasını ulaşabilmenin. Enflasyonu tersiyonu da. O düşüyor. Yani çok ucuzluyor. Kolayca erişebiliyordun. Yerin nerede kalitesizlik belki? Maliye. İşine yarayanı ulaşmak zorlaşıyor. Size o da birbirine karıştırıyor. Ama bilmem haliyeti derken. Yani oradaki ana zeminlerden bir tanesi bu. Yani şimdi ekonomisi imiş gibi gözüküyor ama. Zihine de önemli bir maliyeti var. Neyse belki ilgi çekici yan oğlu. Çıkaması da konusu orayla ilgili yani. Sonuçta bir kapasitan var ve o kapasitayı zorluyorsun bildiğin şeyler. Belki maliyeti tanımlayarak başlamakta. Yani maliyet illa ekonomik bir maliyeti değil. Bizim şakasını yaptığımız bir maliyeti değil de. Mesela bilgi edindiğin müddetçe vasıflarında kabliyetlerinde akıl yürütme beceriyedir. Data zinsel beceriyedirinin önemli bir kısmından feda etmek zorunda kalabilirsin. Bunu tarif etmek gerçekten zor. Yani şunu demek çalışıyor. Yani zihinde diyelim ki de polama alanın. Bilgi de polama alanın on birimlik. Sen bu on birimi bilgiyle doldurmaya başladığına anda. Sezgin, saaduyu muaykeme gibi birçok vasıflarından. Ferakat etmek. Orada esas maliyeti buymuş gibi geliyor. Ya çok özür dilerim. Şu önemli. Fazla bilgi, dengesiz bilgi. İnsanı daha kılı değil. Hatta tam tercih daha salak yapar. Yani bilginin çokluğu değil. Zihin evreninde bilgiyi anlamaya çevirdiğin kısım bizim işimize yarıyor. Biz anlamaya ihtiyacımızı çok gideremediğimiz için. Sahte bir şekilde, sentetik bir şekilde bilgi yani çok bilgiyle bir yer varacağımız. Animatı, vuruşluğa doğru gidiyor. Yani bilgi obosistedliği söz konusu hareket bile edilmiyoruz. Evet. Bilgiye enerjiye çevirdiğinde yani enerjiye çevirmekta bir benzetme neyi kazanıyoruz. Bilgiye anlamaya birçok insanızı ilinde biriyim bilgi var anlamaya çevirilmemiş. Maliyet anlamayla ilgili değil. Bilmeyle ilgili bilgi de bulamayız. Sen hep dersin yaşam şu bizim okularda kendin bir sıkıntı odur. Okularda diz boyu bilgi vardır ama bilgisi içinde onların öz yaşamları da anlamaya dönüşmüyor. İnsanoğlu için toxist bir şeyler yani en sıkıntılı şey. Bilme adetini çoğaltıp artık anlamaya dönüştürme becerisini neye itirmeye başlamak. İşte şey gibi azaltarak çoğaltma muhabbeti var ya. Demküdo oymak yani bir şey yemeğe doymak. Yani yedikçe, yedikçe, yedikçe daha çok iyiyesin geliyor. Miyden büyüyor, genişliyor ve sayere. Ama sen oradan elini biraz çektiğinde daha biraz gurmaya doğru yaklaştığında. Ya yediğin niye yiyorsun? O yemek konusu daha anlamlı bir şey haline geliyor. - Şimdi bazen tabii şey oluyor. İnsanlar tarif tam yerini oturmamış gibi oluyor da ben de her şeyi yeriniyorum. Yani şu bilgi bilne ve anlam arasındaki onu başlami tarif etmek lazım. Bilgi elma gibi bir şey. Dışarıdan onu içti tarafa, yani zihin evre ile transfer ediyorsun. Ama elmanın kendisi beden için anlamlı değil. O elmayı yedikten sonra, o nasıl ki? İçerdeki bazı kimyevi hadiselerden sonra, senin esas ihtiyacın olanç da enerjiye besine dönüşüyor. Bilgi de zihin ile transfer ettikten sonra. O eğer enerjiye yani anlamaya dönüşmüyorsa, şahit büyük sıkıntı var. Ben bunu şey benzetiyorum. Biz modern hayatta bir şeyler edilmeye çok meraklıyız ya satın almaya. Genelikle de erkeklerin çok meraklı olduğu veya hevesiyetli şey. Araba sahibi olmak genelikle de arabanın en iyisini, en güçlüsmü almaya çalışıyoruz. Ve biteceğimize bakarız. Enimizdeki bitece o yüksek beyi, gül güçlü arabayı almaya yetiyor mu? Fakat bir de bunun operasyon maaliyeti var. Onu aldıktan sonra, o arabayı edindikten sonra, onu yürütabilecek misin bakalım. Bir de öyle bir maaliyeti var. Ve ya çok büyük ev aldığın zaman, bütcan satın almaya yetiyordur ama çok büyük evi sürdürülüğü bilmeye operasyonuna maaliyeti yetecek mi? Senin anlatılığından benim zihin ve canlanan karikatır buna benzedi. Bilgiyi almak artık enflasyon bilgi, enflasyonundan dolayı ucuzlamış gibi gözüküyor ama o kadar bilgiyi anlamaya çevirmek bir operasyonel maaliyeti. Şeyde ilgili, şimdi mukaddimeyi okudum geçenlerde, İbn Halidun 1400'in başlarında vefat etmiş. Yani 1300'lerin sonlarında yazmış. Tekniyoloji olarak, bilgi olarak falan, şu ana göre bayağı kısıtlasın o zaman ki konular. "Yok ya, ilim çok arttı." diyor yani. Önceden bir konuyla ilgili her şeyi öğrenemiyordun. Şimdi sadece bir konuyu bir de tam olarak öğrenemeydi, mümkün değil yani onunla ilgili tüm kitapları okaya bulmak falan. Ve şey diyor. İşte siyaset yönetimi falan işleriyle ilgili çok cihazmış. Yani yazda önemli bir alan sosyörcü ve yönetimi tarzlı şeyler. Diyor ki, "Alim insanlar ya da çok zeki olan insanlar, siyasette başarılı olamaz." "Siyaset" dediği her türlü yönetimasına. Yani şirket yönetimi, aile yönetimi, ekonomiyonetimi, ülke yönetimi. Niye başarılı olamaz? Çünkü çok kıyas yaparlar diyor. Yani hani bir konu var, o konuyu anladı ve eğleme geçecek, hayır eğleme geçemiyor. Ona da kıyasıyor, bununla da kıyasıyor, şununla da kıyasıyor falan. O çokluğun içinde kaybolma hali. Daha o zamandan olmaya başlamaya. -İyi, bu şey yapmıyor. -İçinde benim de bizzati huzlarip oldum konularlar, ben bir tanesi koca'mış. Yani belki bir örnek olabilir. Son 4-5 yıl içerisinde siyasetle ilgili çok bilgi edindim. Üstler istemez. Herkes gibi. Sonra bir tane bir de şey fark ettim. Göbek yapmış bir elimde. -Halla hiç bir şey hiç anlamaya çevirememiştim. Yani böyle. Oğlunçadan ziynimin içerisinde koca göbekli birisi oturmuş. Gerçekten de aptal aptal etrafa bakıyor. Hiç bir şanlayamıyorsun ki. Yani bu gerçekten hizran bir rüturum. Yani şu, şuuna da karşılık olabilir. Yani çok bilgi edindiğinde, gerçekten o bilgiler, bazen gözünün önünde olan şeyleri, anlamanda engelli olabilir. Bunu çocuklar da çok rahatlıkta gözlemliyorsun. Yetişkinler de öyle. Şimdi herhangi bir şey anlatıyorsun. Sen de değil mi? Sen o anakada ilgili çekmemiş bir konu ve senden anlamanın umuyorum. Ben bilgiyi sunduğum anda samidete bunun çok örneklerini gördüm. Sunduğu anda insan ziynindeki bilgilerden bir tanesiyle onu etiketlemek istiyor. Şunun gibi mi? Şunun gibi değil mi? -Ben şu muhaliyerek öğreniyorum. -Evet. İşte bu en büyük anlamanın önündeki en büyük ak saklıklardan bir tanesiyle. Bilmenin maliyeti eğer söz konusu işte, şahiyet. En büyük maliyetlerinden bir tanesi. Bizdeki bilgi miktar, ziyindeki bilgi miktar fazla başmaya başladığında, bütün akademisyenlerde hemen hemen hepsinde bu vardır. Yeni bir anlamı icap ettiren bilgiyle karşılaştığında, ona başka bir şey benzetirler. Bu yenilik yeni bir anlamı ziyinlerinde gerçekten oluşmuyormuş gibi. Yani bilgilerinden bir tanesi de bilgiyi yavaşlatması, yine anlamları ziyinin üretememesi. -Aslında şeyde sorun yok bence de bir yere bağlayarak anlamakta sorun yok da. Olası bağlı antı noktası çok olunca yanlış yere bağlı olacaktım. -Yani şimdi içerisinde bazı pratik konular dediğin çok doğru. Yani hayatım önce on tane köprü yaptıysan, on bininci köprü yaparken ziyindeki bilmesinin lehine çalışır. Fakat yani şu geçenlerde konuşmuşmuş, sezgisel olmayan bilgiler de aynı problemi yaşıyoruz. Onu biz yani insanların en büyük refleksine, bildiği bir şeye bağlamaya çalışıyor. -Cemesi ama şu yani diyelim ki on tane köprü yaptım ve genişliği daha geniş bir köprü yapmak durumundayım. Şimdi oralara o köprülere bağladığımda sıkıntı oluyor. Ama bunu yüzen bir köprü olarak yapmam uygun su orası. Böyle köprüler görmüşüm mesela. Köprü suya iniyor suyun üstünde. Hani o oranın iklimiş artları durumu su yapsı falan ona uygunsa şimdi ona bağlayabilmek için mevcut bağlantın okudalarını geçip başka bir alanındaki bir şeylerle, başka bir benzetim kurup. Çünkü aslında kıyas yapmadan bir şey öğrenemiyoruz yani. -Temel olay kıyası ilgili. -Yani temel. Ama yani ilk akla gelen yere bağlamak değil de daha orijinalde, ha da işikta, hafaklı bir yerlere bağlayabilmek. -Yani konu zeminini şeyde tuttuğumuzu farz edersek. Yani kardeşim herkesin yaşamda bir tavrı var. Bilmeye karşı, anlamı öğrenmeye karşı, bilgi biliktirmeye karşı bir tavrı var. Yani bu böyle bir insanları tavsiye bağbında değil her vette ama. Yani bir fikirdir işte konuşuyorsun. Edin değil bilgi bir anlamı, bir pratiye, tabircayız işte, enerjiye çevirmediği müthetçe, bu bir sıkıntıdır. Yani bilgi edinirken. -İşte ama deminki konuyla birleştirirsek her zamanki anlamı, her zamanki çıkarıma bağlıyo son da sıkıntı var. -Evet. Yani daha orijinalde, hafaklı da, hayır yeri emlecek bir şey. -Kaçılama vaz bir son. İnsan olduğunun en büyük reflekslerinden bir odur. Biz insanlar da böyle yaparız. Yani bir silatanışırsın, dersin ki nerelisin, atıyorum. Derke tokat diyeyim der. Ziğne de tokatlıdırlar da ilgili bir bilgi vardır. O bilgiyle onu anlamaya çalışırız. Hepsiyle ilgili aynı problemi yaşıyoruz. -Sorum daha çok şey de ilgili gibi. Şimdi şüphelen'e bildiğim zaman. Ya bu bağlantıyı kurdum ama hani kısayıoldan. İyi olduğumu olmadır mı diye, şüphelen'e bilme şansımız olması önemli. Kalabalığın içinde o şüpheyi fark edememedi durumumuzu. -Çok doğru. Bu şüphe hikayesi de ziğinde bir bir çekecek aşırı bilginin. En iyi kontrolü ön temlerinden bir tanesi dediğim gibi hocam şüphelenme becerisi. -O ipucunu yakalayabilmek önemli. Bunu böyle varsaydım. Buraya bağlıydım ama acı olmadım ya. Uyumadım da diyorsun çat başka bir şey de evreye giriyor. -Kaçlıyoruz. -Buradan yürümek. Böyle bizimin oluşturmanın amacı şu olabilir ancak. -Bilginin maliyeti derken buna ne diyorlar diye düşünen olursa şayet bilginin maliyeti derken zinsel maliyetini de katıyoruz işin içine. -Aslında önemli olan da zinsel maliyeti. Çünkü yaşadığımız çağıt sürekli bazı konuları gömüyoruz bu çay. -Yapayız ekah geldi, kolaylaştırıcılar geldi, bir sürü teknolojiye sahibiz. -Ve insan. -Çeyde var ya. -En düşeler var. -Şöyle mesleklerimizi kaybetteceğiz. -Cemil masçoa güzel oluyor. -Hangi mesleği kaybettin de ödüyor? -Bu tür endişeler aslında bu malumat fırıştık veya bilgi obezeti dinin sanki sonucuymuş gibi geliyor bana. -Sizin anlattıklarınız hep bir hesa dorak insanın bir kişinin bilgi ile olan muhattaplığı üzerine kurulu. -Ben kabul ediyorum. -Orada obezite veya anoreksiye yaşayanlar da var. -Bilgin kökten dedik ben deki bana yeter diyenler de var. -Ama hepsinin bir maniyeti var sunuştu. -Burada yapmak zorunda. -En azından demin benim gösterdiğim işte o yaklaşımdan hem yok haksızlıklardan bir tanesi mesela. -İlber ortaya ile bir kaksızlık olur. -Adam'daki bilgi miktarını düşünsene. -Ama kardeşim fark etmiyor musun ya? -İlber ortaya da bir tuhaflık var. -Bir anormalik var. -Yani çok net görebiliyor. -Adam bilgi miktarını kontrol edebiliyor. -Yani bilgi miktarını gerçekten evindiği bunca yıl. -Yani yoruq örüntülerle dönüştürmüş. -Şöyle bilmiş. -Yani onun kendisinin aleyhine işleyecek bir sürece çevirmemiş. -Yani bu kişilik ilgilik kastetmiyor. -Yani tarih bilgisiyle ilgili. -Bu onun avantajına dönüşecek bir şey olmasına da müsaade etmemiş. -Yani bazı insanlar öyledir. -Yani edindikleri bizim sinanlacılığı da bilgi miktar çok fazla, aşırı fazla. -Ama o da bilginin kendi aleyhine yalanmaya göbek sağlamamış bilgiler. -Ama ben de işte ben, sabit ederlerimize. -Fizik diye ilgili biliktirmişim, biliktirmişim. -Vallahi iç göbek yağdan başka hiçbir şey neden olmuyor. -Onu şeyden anlıyorsun. -Birisi gözünün önündeki yani fizik ilgili bir şey tarif ediyor ya da işte bir yolu şiyle ilgili bir şey tarif ediyor. -Şaşırıyorsunuz, ben bunu nasıl düşünemedim diyorsun. -Yani olmaz olmaz. -Seni o bilgilerin o hadiyle bu cadun da zihin evrenin de bilgi enerjiye anlamaya çeviremediğin mütteçi o çıktığı beklemek çocukca bir bekliymiş. -Yani, yani beni yağ olarak lep olanmış öbürü işlenmiş kasaborluyla bir şey döndük. -Ama bu sohbet biraz daha tehlikeli bir yere kayıyor. -Sanki bilgi karşıtı öğrenmayın arkadaş. -Bilgi edinmeyin tavsiyesi bir diyormuşsun. -Yani hızlı biraz azaltıp onu yoğurmaya işlemeye yönelik olarak girişi biraz azaltman lazım ki onu işleyebilesin asıl. -Bu çağda. -Yani bilmenin yağde yetişme. -Şama imna haldum da diyor aynı şey yani 1400'ı da aynı şeyden şikayet etmiş. -Şimdi şimdi için rahatlasın bilmenin mahalleti o kardeşim bilmenin mahalleti daha çok çalışmak. -İçindeki bilgi miktarını çoğaltıyorsan şek gibi oturacaksın o bilgiye anlamaya çevirecek ya temgeye çevirecek. -Bizdeki sıkıntılar da yani o adamla işte Mars'a giderken biz bilgi ne yapacağımızı bilemememiz. -Buradan ama bu. -Mars dedin aklıma geldi. -Ben de konuyu değiştirecek yerinde. -Çen oradan geçiyor ki yani. -Mars'la nasıl salladılar. -Şimdi şu dakikaye kadar konuştuklarımızın hepsi bir eyle ilgili. -Yani şeyin insanlığın kuantumuyla ilgiliydi. -Kişiden kişiye değişiyor. -Bulunduğu yere göre yaşadığı hayata göre içinde bunduğu kültüre göre değişkenliği çok fazla buraya. -Buraya reçete vermek zor. -Hadiğimizde aşıyor olabiliriz ama bir de bunun sosyoloji kısmı var. -Kişisel bir esel bedelleri biraz telefonu zettik, biraz anlattık. -Ama bu yaşananlar diyor özellikle bilgi o bez deliğinin veya bilgi anoreksiyesin. -Bilgi kabul etmeme hani bir sürü örnek analogiy yapılabilir. -Bir de toplumlara olan bir bedeli var. -Mars'la değince aklıma geldi. -Önlerdi bir soru bulduğu da var. -Yani devletler bilgiyle ilgili bir değer sıralaması oluşturur. -Neyi hangi bilgilerin değerli, hangi bilgilerin değersiz olduğu ile ilgili bir sıralama oluşturur. -İnsanlar edinecekleri bilgiye oradaki silsileye göre seçmeye çalışırlar. -Şimdi burası çok tehlikeli konuşması zor da. -Hata cesaretli istiyor ki, yani maliyetin onun da maliyeti çok. -Şimdi okullarda çocuklara devletin önerdiği bir bilgi silsilesi var. -Yani mesela orada atıyorum. -Biolojimi daha ön sırada yoksa mesela iyi vatandaş, devlete bağlı vatandaş olmayla ilgili bilgimi ön sırada şüphelidir. -Benim gözlemledim doğru bir sıralamada değildir. -Bir de örgün eğitim dediğimiz olay da devlet daha önce hiçbir zaman bu kadar öğrenmeye müdahil olmamıştı yani. -İnsanların yüzde doksanı, yüzde doksan beşi belki daha serbesi öğrenmem odları için değdi. -Yani alagorik olarak toplum bir insan olarak neyi bilmemizi salgıya sosyal medya bak. -Neyi bilmemiz, kimin zengen olduğunu, kimin dakikolar kolay para kazandığını. -Yani bize öyle bir bildiğimiz. bir giz sıralaması veriyor ki. Yani sosyal medyosuzlarla bir problemlerinden bir tanesi de budur. Ortaya sundu ön sıralara aldığı bilgiler fecidir. Yani iyi bir sosyal medya kullanıcısı. Yani şey de olmasın da yani öyle bir çocuk yetiştiriyor ki nasıl makyaj yapacağını, nasıl kombin edeceğini kıyafetleriyle ilgili devasa bir bilgi azinesi var. Yani lakin sağlıklı ilgili, insan ihtiyaçlarıyla ilgili, doğru ile yanlışla ilgili. Yani Fukara. Aksına şeyde olabileceğim, sağlıklı ilgili o kadar fazla bilgis var ki takıntı sordan o zaman yapay zeka onu onu gösteriyor. -Evet. -Yedireceğini şaşırıyor çocuğunla onu yediriyor, bunu yediriyor. -Baba mı? -Böyle bir acayip bir şey haline geliyor yani. Normaliz kendiliğinden makul bir şekilde beslenebilecekken çocuk, acayip bir çok aşırı zorlantılı bir hale gelebiliyor o da yani. -Ya en düşerlerin de kaynağine bilgi maliyet ile çok alakadadır. Yani bu illa dedim sertlikte değil elbette ama bir nece film seyrediyorsun. Ya bir suçlu tutu otursun, sana yantredik dik baksın, yoksa her şeyi katildir, uzaylıdır. Yani bildiğim bilgilerin ziyini mi yerleşmiş ve hiçbir anlamı olmayan hiçbir şey çeviremeyeceğim. Bilgiyi ondan ilginsenin enişelenmene neden oluyor. Ya birisi gelse, şey dese yani "Merhaba beyefendi şuraya oturabilir miyim?" dese. Ben de öyle bilgiler var ki, çirkin, ilerç bilgiler var ki. -Ne yapacağınızı düşünüyorsunuz? -Aklı acı kanatlara varıyorsunuz. -Düzme olman da niye düşünüyorum? Bu benim aklıma niye geliyor? -O zaman aslında hem bir e için hem de gruplar için yani hani aile, toplu ma devlete vesaire kadar şehir bir şirket. Yani bilgi, hangi bilgileri alıyoruz, bunları nasıl işliyoruz, nasıl kullanıyoruz, depotamı tutuyoruz, işleme giriyor mu falan. Buraları hani bilgi ekonomimiz ne, bilgi süreçlerimiz nasıl çalışıyor, kafayı ormak gerekiyor gibi diyoruz ama. -Biz de gelen taleplerin büyük bir bölümü, haklı talepler hiç itiraz mı yok. Ama hep bir daha önce de konuştuk buna. Hep bir gelişmüyor üzerine, ben bana yetmiyorum, biraz daha bilgi alayım. O da bana yetmedi, biraz daha bilgi alayım, biraz daha ordunu. -Yok, orada bir şey devreye giriyor. Şimdi kapasitolan bir şey de hep eklemeyle gidiyorsan ve zaten kapısı dolu bir durumdaysa, burada çözüm yok. -Anna ayıkla ekle, yani önce bir anlayıp, orada bir ayıklama yapması lazım ki eklemeden de faydalı görüyorsunuz. -Tamam, buradan devam edelim o zaman. Benim en azından sosyal medya örneğini çok fazla kullanıyoruz da. -Sosyal medya da benim bile karşıma çıkan postların rizadların içinde, bu senin dediğine ben rastamıyorum. Rastasa ben de daha çok gözükcek. -Niye rastamıyorsun? Çünkü postların temel yamanca son rakini izlemeye devam etmem. Ya çok izliyorsun, bunu azaltla ilgili bir şeyi çok izliyorsan o sana çıkar. -Hani, yani diyelim ki ayıklaman gerektiğiyle ilgili bir şey alıp da ayıkla yamıyorsan ama ayıklama videoları izlemeye devam ediyorsan o zaman onu sana çıkarır. -Ama birini ayıklama videosu çıkardı ve bıraktı o zaman ona onu çıkarmaz. -Oranlar sonra uğraş ki ayıklama işine yapmak. Fakat yine topluma dönersek, Mars örneğini ben aslında o yüzden ortaya attım. -Karşılaştırırken teknoloji veya bilime bakış vizyonu karşılaştırırken artık modası geçti ama dilde kaldı. Mars'a gitmek bir hedef sanki ne olacaksa Mars'a gidince onu da bilmiyorum. Ama Mars'a gitme hedefi koyan ülkelerle, bunun yakınından bile geçmeyen ülkeler var ya toplumlar var. Sanki sosyaliz yani toplumunu öde diye bilgi bedeli de orada kendini gösteriyor gibi. -Yani toplum sal maaliyetin en önemli hani bu konuları işlemedirlendirmeylediği ilgili. Ya şurada birisi otursun. Bilmenin maaliyetili ilgili diyelim ki işte profesyonel olsun. Bize dünyadan 60 tane bilim adamının ismini vererek, yaşadığı şehri yaşadığı tarihleri vererek, cebindeki bütün bilgileri şu masaya sıralasın. Biz de garip burada anlamayla ilgili bilgi edil. Yalnız if akıl yürütmeyle ilgili, kendi şüphelerinle ilgili bir şey önermeye çalış. Senin susmanı ister. Der ki işte bak o yani bilgi çünkü o ham bilgi yani biz de toplumsal olarak hala bilgi sahibiyle inanılmaz bir övgü var. Yani geçen sefer yani toplumsal yanı bakmından. Neden yani bir şey doktorlar, din adamları avukatlar. Çünkü bir avukatın yapmak zorunda olduğu meslek olarak bilgi depolamak zorunda, bilgi yorumlamak. Bilgi'in yenilemek, bilgiden bir anlam çıkartmak değil. Yanılca bilgi bilmek yeterli. Esasını bir doktorun görev yancı bilgide polamak değil. Yani o bilgiler arasında korudan sonra oluşturacak, yorumlayabilecek çıkarımlar yapabilecek ama halka öyle düşünmez. Biz doktordan beklentimiz bilmesi. Deliz ki benim buralımdan buralım ama bir sence gidip geliyor. Bunun karşılığını. Sanki o bir defterde var, sen onu ezberledir mi biliyor musun? -Yok. -Yok. -Doktor gibi düşünürsler. -Sarifi yok. Bir yerini uzmanı yani. Yani ama ondan beklentimiz de hala yalnızca onun biliyor olması sahip olduğu bilgi miktarı. İyi doktor derken biz bunu kast ediyoruz. İyi fizikçi derken bunu kast ediyoruz. Masalarda hala cebi bilgiyle dolu insanlar rağbet görür. Peki biz bunun toplumsal bedelini olarak ödüyoruz. -Totumsal bedelini. -İşte üniversitede hep fotokopi değil mi? Derseki tabi yok. Çocuklar üniversitede ne yaparlar? Yani gerçekten en iyi. -Aklı fotokopi de değilmiş. -Evet. Yani yalnızca tekrardanmış kopeyi demiş bilgiler ellerinde. Yani hani akademiden ne kast edilir? Onun üretime dönüşmesi. -Bilgi üretmesi. -Yani toplumsal katman da baktığımız zaman aslan verimlikle ilgili bir tuzağa da düşüyoruz. -Sanlıyoruz ki bir resel olarak full verimli olması ile toplumsal olarak full verimli olması aynı. -Hadi ki bir resel olarak herkes o derecede verimli bir şekilde yapabiliyor olsa bilgi işlemek konusunu. -Ya bide yani kim pek söyleneni kim yapacak yani herkes çok iyi anlıyor, bilgi çıkarıyor, bilmem ne yapıyor. -Duruyorsa toplum aslında nüfusunun önemli irkısımını da böyle yarım uyuşmuş modda tutmayı da tercih ediyor her toplum. -Şimdi hocam tabii bir yani biz bilginin maliyetini konuşuyoruz da işte ne şeref diyelim ki bir macera filmin tadında ama bilgisizli maliyetini konuşmaya başlarsak korku filmine döner şimdi burası. -Çünkü bilgisiz bilginin maliyeti şey der yani şakalarda dolu bir anlatılır ama toplumlarda bilgi eksiklerinin yeterince bilgiler neminin maliyeti bir insanın başına neler açıtırını, insanın yaşamını köle yapıyor. -Ama işte bu köle yapma olayı toplumlar tarafından bay dizihan diyorlar ingezir. -Tasarım sal olarak öyle zaten yani bazı yöntlerdi. -Az bilgili insan lazım. -Tamam ben onu da kabul ediyorum ama o az bilgili insanın içinden hani yüzde üç de olsa bilgili insanı çıkartmak da yükselmiş. -Orayı içeri mi yani toplum yok oluyor zaten. -Biz nereye gidiyoruz? Geçenlerde kaç hafta önceydi bilmiyorum. -Bilim kurguyla ilgili bir şey yaptık. Yani ben çok önem verdiğim bir şey sık sık dile getirdim bir şey insanın hayal gücünü, vizyonunu arttıran olmayacak şeyleri olur hale getiren bir şey. -İzlenmene de bakıyorum biz içlerinde en az izleneni o. Yani o konuyla ilgili bilmekle ilgili o bildiğini yeni vizyonlara saçma da olsa ulaşılamayacaktı olsa yeni açılara taşmak konusunda en azından bizim anlamalar programda en düşük reyitingi. -Şimdi bize izleyenler de zaten diğerlerin izleyenler de bu tür şeylere daha yakın olabilecek insanların arasında. -Onların arasında. -İnsanların dildi de şey ne kadar yaydın. Ben roman okumuyo mu diyor. -Bak birer bilim kurgu romanlar roman okumuyo. Niye okuyorsun? -Siyah yani kitabı okumalı çıkartnı var ama roman değil. -Bilgi dolu içinde bilgi yani cümle cümle bilgidir alacağım orada içeriye kendi rafıma koyabileceğim. -Konuşurken beni daha havalı daha akıllı gösterecek cümleler olan o sözcükler yığına kitap deniliyor. -Yani bunları okumayı istiyor. -Yediyordum da sekiz adım atmanı yolları. -Yani emin ol hocam. Türkiye'de çok satan kitaplara bak. Yani kurgu dışı dedikleri. -İşte siyaset ekonu temelli olabilir, faraz iyi şeyler olabilir. İçinde bilgi varsa çok tutuyor. -Bu yüzden de son dönemlerde Cem'in de bilgalanın herkes kitap yazmak istiyor. -İyi bir doktor. Ne güzel. -Ama herkes onu ilk önerdiği şey yok. -Kitap yaz. -Bilginin kocabıyı nakte çevir. -Çünkü iyi satılıyor. -İşte bir şey var. -İşte bir şey var. -İşte bir şey var. -İşte bir şey var. Kendi ömrün abak da diyemiyoruz. Ama dünyanın genel çerçevesine baktığın zamanda bizim böyle çok da hayal etmediğimiz bir yere doğru gidiyor. Bu konuyla birleştirirsek. Sadece bizim Türkiye'nin problemi değil bu, bilginin maliyeti, anadolu topraklarında problemi değil. Dünyanın bir problemi. İse. Biz ne zaman varsa geçeceğiz. (Gülüyor) Yani şöyle bakmak iyi olabilir. Yani Vallahi işte model üretmek çok saramamız. Yani işte şu yapayla ki, bilgi biliktiriyor. Ama bilgi biliktirdiği için övgü yalmasının edeni bilgi biliktirmesi değil. Şimdi ne konuşuluyor? Model oluşturması. Yani bizim anacağımız anlamda şöyle değilim. Bilgileri ilişkilendirme. Yani bilgiyle verinye karıştırmamak. Yani Ne zaman biz bu maliyetin ezici yüklinden kurtulacağız? Bilgi gerçekten de veriye dönüştürebilirse. Yani yaşamdaki işlevi bakımında. Bu da yani büyük bitimale tepki gelebilir. Ne demek yani bilgi denemek verin. Olsun, ilgili bir şey var aslında. Oradaki literature'de data diye geliyor. Information, nağılış ondan sonra anlırslandık ve vizdim diye geliyor. Yani data verin oktaları. Bu verin oktaların belli bir düzende tutmaya başladığınız zaman informasyona dönüşüyor. Buradan çıkırımlara dönüştürmeye başladığında bilgi haline geliyor. Bilgi anlayışa dönüşüyor. Yaşamda uygulamayla da da bilgilik deniyor. Bir şey olabilir hocam şimdi. Veri derken, data derken yapsal olarak baktığında data'nın ne olduğuna. Data bir sayı olabilir. - Data pointler yani. - Ama data bir cümlede de olabilir. Yani bir cümleden kast ettiğimiz şu bir önerme yani o bir bilgi de veri olabilir. Yani binlerce sayı toplarsın. O topladığın sayılardan bir kanaat varırsın. Yani da da vardan bir bilgiye varırsın. Ama bilgiyi bir data olarak da kullanabilirsin. Binlerce bilgiye alır. O bilgileri sahip olmanın nedeni. Daha genelleme yapabilmek. Başka bir bilgiye sahip olmak için bilgileri gerçekten data olarak kullanabilirsin. Şimdi bizdeki aksaklık, bizim eksik olduğumuz kısım o. Biz bir eysel kişisel yaşamamızda da toplumsal hayatımızda da bilgileri data muamilsi gösteririz. Ne zaman ki bizim bildiğimiz bilgiler. O bilgiyi bilmenin kıymetinden ziyade. O bilgiler kümesinden yeni bir bilmeğe neden olacak şekilde. İşlüyorsa, bizim yapamadığımız kısım alanımızın işte anlayış ve bilgeliğe dönüştürme. Ya yaşam mesaj şey düşünelim. Diğerim ki Mars'a gitme falan muhabbetini. Biz burada böyle konuşuyoruz ama birileri de gerçekten bunun denemelerini yapıyor, uygulamalarını yapıyor, oluyor, oluyor, olmuyor, bakıyor falan. Bizim için teoriyo olan onun için pratik. Evet. Ama yani yerimi gülbiniyorum. Yani biraz belki alakası olsa tabak payla mı? Şöyle. Şimdi bilgisi e eşittir emceyikare. Bu bir bilgi. Şimdi burada herhangi birisine söylesen bak e eşittir emceyikareli sen. Bu bir bilgi. Bildiğimiz ilin et transfer olur. O oluş bir anlamaya henüz dönüşmez. O e eşittir emceyikareyi ben fizik kitabında ortakul öğrencisi olarak birisi öğrencisi olarak gördüğümde bu da tapoyt. Ama bunu aynı şeyden söylediğinde bu anlayış ve şey yani hani bir şeyin çıktısı sonuncu. Benim tarifimde şöyledir. İşte belki o anlamda demek istemedi. Yere tükürmemek gerekir. Yaşlılara sahibi göstermek gerekir. Bunlar hepsi bilgidir. Çocuklara, insanlara, atayet işkinlere bile, bilgiyi transfer ediriz. Bizim zihinlerimiz hep bilgi transferiyle işliyor. Fakat bir çocuk, mesela damranışında değişiklerinden olmaz. Yine yere tükürür. Çok patabilir yine de. Ya da işte dersin ki bak, süker ha, sağla son derece zaharlılır dersin. Bu bilgiyi edilir. O bilginin zihininde var olmasa henüz bir anlayışa dönüşmez. Niye onu şeysin avda çıkarsa işaret diyecek işler. O, oraya da öyle bir şey var ama bizim esas kendimiz içinde ya da öleneceğimiz çocuklar içinde esas beceri transfer olan bilginin anlayışa anlamaya dönüşmesi, bir anlama dönüşmesi. Aslında sadece anlama dönüşmesi de değil. Anlama dönüşmesi ve böylece iltikle yaşama etki etmesi yaşaması. Ya damranıştı bir kaşığı da bululması. Ya burada esas o, yani klasikte öyle denir. Doğru bir telim edir, bilmiyorum ama davranış değişiklerinden da bulması. Bilgi bize davranış değişiklerinden da bulması. Sen hani hırsızın kötü bir şey olduğunu, hırsızda bin kere söyle, davranış değişikliği ama ne zaman ki anlar? Yani bunun maliyetini kal ben anlar. Mesela bir askilerini anlayıp orası, hırsızlık yapmış şeklinde iştirir. Hayır. Hayatıma geçmiş olalım. Bir şey. Bir şey ben yapacağım. Usta hırsızı yetiştirmek. Bunlar birlikte evde denemeyin. Yani şeyde de bu, yani bilimsel Kadıkor'nun içerisinde de aynı problem oluyor. Bilgi'yi alıyoruz. Mesela diyor size. Yani bir şey böyle burada buraya ışık gider elektrik gider bilmem de. Or bilgi, bir anlamaya, bir anlama dönüşmüyorsa şahit bilimsel olarak gelişemez. Aslında şeye geliyor konu. Hani geçen anlamalar toplantısında da açık bir katıncıları da yaptığınız. Yaşamdaki amac koncusunun ne olduğu ve diğer konuların amac koncusunun ile bağlantı da hareket edip etmediğine gelmiş oluyor konu. Yani benim yaşamının amaç koncusununla alakası yoksa edin deyin bilgilerin. Bağlantı yok ki yani. Yani. Otaka mı hocam sen kitabın sonundan görevlini orası aire. Orası bu da bir esazını oturup konuşulacak bir konulur mu da? Çünkü yani bilgin var olması da ziyasal olarak anlamın. Yani senin bir şeyi bilmen içinde, bir şeyi anlaman içinde, anlatetikliği için ama enerji amaçlarla kalınır. Eğer amacının yoksa ortadan. Masayı daanlık bırakmaktan ben çok hoşlanıyorum ama. Bir bir çoklamak da fayda var. Daanlık varsa ben restoran da bile bu kadar daanlık olmasın. Bu kadar daanlık olmasın. Yani son çifti var le bilginin değil ama bilinmenin hem biraya bir maliyet var. Onu taşıma maliyet var, operasyon maliyet var, o bezik var. Benzetmeden yola çıkıp bir sürü maliyet var. Bir enerjiye, bir aktivasyona dönüşmediği sürece. Bazıları bu tercih eder. Bir şey yok. Ama böyle yaşamanın böyle bir poplasörün oluşturmanın sosolojimize yani en yakın çevremizden yaşadığımız şehre kadar birçok insan ha. Maliyet var. Böyle yaşamanın içinde yaşadığımız sınırları belli olan, dili belli olan, ülke dediğimiz ekonomik göstergeye maliyet var. O maliyet dünyanın maliyetini etkiliyor. Yani kovantundan başlayıp kare deliye doğru giden birbirini etkiliyen, birisini cirleme reaksiyona sebep oluyor. Reşete vermekten hiç hoşlanmıyoruz. Ben de hoşlanmıyorum çünkü yani bir dizgi hatası ölüme sebep olabilir leşete verirken. Fakat bu ciddi bir konu. Gerçekten beni en düşelendiren bir konu. Malumat, furuşluğun ve data bombe artımanının bu kadar yoğun olduğu bir yerde. Herkes bu bombe artımandan seyirilmaya çalışıyor. Anasını kıntı bu genel misdi. Belki ocağım şu başını sağlam tutmak lazım şimdi bir konuya yaklaştık dedi ki bir şey bir gini maliyeti vardır. Malin kötü bir şey diyormuşuz gibi. Olacak tabii kardeşim. Biz beleşçı değiliz. Biz bilgiye etinelim. Maliyetin en söylüyor. Diğeri yüz görünürlüğü. Bir şey bedava olsun demiyoruz. Ama bilginin maliyetinin olması da kötü bir şey değil. Gereksiz bir bilgiye bütçinin önem bir kısmını harcayı bir önemlere kalmazsa o hesap yaparını almışlar. Sürkünün harcayı. Ekonominin yüzler yap. Ama bilginin maliyetinin olması ile bizgiyi kaçınılacak bir şey cümrilik yap demiyoruz. Yani işte. Ama işte. Var, iyi ki var ya. Akıllı harca. Akıllı harca bir de ama kâr etmek oradan. Avcılar bile büsüve enerji harcayıp abını oldu. Ama beyaz ağaççın tepesinden meyve toplayacaksan bir enerji harcıyorsun. Yediğin meyvein getirisi harcadığın birazcık üzerinde olsun da hani burada da bilgiyi taşımanın bilgi otobesi olmanın suikli bir şeylerle beslemenin maliyeti biraz kâra çevirmek lazım. Şimdi tabii. Yani burada istedirsem ası taraf gibi oluyor oluyor oluyor. Herkesi korumaktan fayda var. Yani şuna da bakalım. Adam diyor ki ben diyor pul biliktirceğim diyor. Binlerce pul türünü diyor. Bilgisini çevirmek koyacağım. Peki bunu niye yapıyorsun? O bir miçini yok? O şuma gidiyor. Yaparken şimdi istedi yerden. Yapsın. Yani o bedeli böyle bedel bir demek işi o yaşamamacıyı duyunluyumluyumlu bu. Evet. Söyledik mi? Belki şey yapıyor. Onun üzerinden zihni sakinleştiriyor. Yaşamış oq daha güzel keyifli bir hale geliyor. Üstelik oradan da bir onunla ilgilenenler var orada da paralar falan da kazanıyordu olabilir yani. Ben burada senin çok sevdiğimi sözüne bağlamak istiyorum. Konyo ne kadar bağlanırım. Ve ama sen diyorsun ki her zaman bir işi yapmanın yolu yapmaktır. Onun da yolu yapamamaktır. olmamakdır. Bu zincir bile tamamlamadan sadece yapmayı hayal ederek toplanan bilgi, bedeli bana çok yüksek geliyor. Yani o bedeli karşılamamamız lazım, o bedeli uğraşmamamız lazım. Biraz da zihin evrenimizde topladığımız bilmenin maliyetini sırtınızda taşımaktansa. Bazı konular da da bir şeyler yapalım. Ama hemen yapabilmek zorna değiliz. Yapamayalım. -Bir sofrada yemekte görelim ya. -Bir görelim ya. Yani bu kadar çok eğitimci'nin eğitimi verip de eğitimci yetiştiremeyen bir adam olarak ben şey olayım. -Buradaki amaçla öyle kardeşim diyoruz ki bak. Burada konuşuyoruz işte. Dinleyem varsa de dinliyor. Burada amaç senin bilgine bilgi katmak değil. Yani senin cebindeki bildiği şeyler var ya. Bu o kadar doğru bir şeydir ki. İnsan iyili bir şey öğretemez. Bilgine bir aşaması öğrenelim. Ancak cebindeki bilgi anlamaya çevirmesine yardımcı olabiliyorsun. Böyle has bir kadar. O yüzden bazı yorumlar şey oluyor halde. Ne vardı burada? Bir çıkarmaya çalışıyor falan çıkmıyor. -Şimdi böyle bir daha sonra. -Burada çünkü ne çiğnedik? Ne yorulduk? Ben nasıl çiğnerim yorum? Biraz sanki oraya doğru. -Biz de ki zaten bizim ne var yani bizim hazineğimiz ne bilgi, evde neyin bilgisi var ki. Hani bir bilgi vereceksin karşı tarafa. Çünkü herkesin zine zaten dolu. Bu tür programların, bu tür sohbetlerin değil. Biz de program demek bile biraz fazla hatsizlik değil programıza. Ama bu tür sohbetlerin kaymağı, yararı, insanların zaten cebindeki bilgiyi ya bir de bile şey dönüşür. Ha şimdi anladım diyorsun ya. O ha şimdi anladım durumun. Cebindeki herhangi bir bilginin anlamaya dönüşme ağıma. Yani bana sorsan işte bu popüler bilim. Bu tür şeylerin esazamacı olmalı. Yapmıyorlar. Çıkıyorlar. Sabah tanı akşama kadar bilgi satmaya çalışıyorlar. O da bana sorsan sıkıca oluyor. Ben şimdi anladım. Bir daha ki programda görsünüz o zaman.

Podcast Summary

Key Points:

  1. Bilgi edinmenin, özellikle anlamaya dönüştürülmediğinde, zihinsel bir maliyeti ve kapasite sınırı vardır.
  2. Fazla ve dengesiz bilgi, anlama becerisini körelterek insanı daha az yetkin kılabilir; bu durum "bilgi obezitesi" olarak tanımlanır.
  3. Bilginin değeri, onu enerjiye veya pratiğe dönüştürebilmekten gelir; sadece depolamak yeterli değildir.
  4. Toplumlar ve bireyler, hangi bilgilerin değerli olduğuna dair sıralamalar yaparak bilgi edinimini yönlendirir, bu da çarpıklıklara yol açabilir.
  5. Yeni bilgiyi sürekli eski kalıplara (kıyaslara) bağlama eğilimi, özgün anlamayı ve öğrenmeyi engelleyen bir maliyettir.

Summary:

Metin, bilgi edinmenin görünmeyen zihinsel maliyetlerini ve "bilgi obezitesi" riskini ele alıyor. Temel argüman, ham bilgi birikiminin, onu anlamaya, enerjiye veya pratik çıkarıma dönüştürmedikçe değersiz ve hatta zararlı olabileceğidir. Zihnin sınırlı bir kapasitesi olduğu ve bu kapasite aşırı bilgiyle dolduğunda, sezgi, muhakeme ve özgün bağlantı kurma gibi temel becerilerin feda edilebileceği vurgulanıyor.

Ayrıca, bireylerin ve toplumların bilgiyi nasıl sıraladığı (örneğin eğitim sistemleri veya sosyal medya aracılığıyla) sorgulanıyor; yüzeysel veya yanlış önceliklendirilmiş bilgi akışının, derin anlamayı baltaladığına işaret ediliyor. Sonuç olarak, daha az ama daha nitelikli bilgi edinmenin ve onu işlemenin, pasif biriktirmekten daha kritik olduğu savunuluyor.

FAQs

Bilgi edinirken, sezgi, sağduyu ve muhakeme gibi diğer zihinsel becerilerden feragat etmek zorunda kalabilirsiniz. Fazla bilgi, anlamaya dönüştürülmediğinde zihni yorar ve verimliliği düşürebilir.

Bilgi, dışarıdan alınan ham veri iken; anlam, bu bilginin zihinde işlenip enerjiye veya pratiğe dönüştürülmüş halidir. Bilgiyi anlamaya çevirememek, büyük bir sıkıntı yaratır.

Bilgi obezitesi, çok fazla bilgi edinip onu anlamlı hale getirememek ve bu yüzden zihnin tıkanması durumudur. Bu, hareketsizleşmeye ve verimsizliğe yol açabilir.

Doğada olduğu gibi, bilgi edinmek de bir bedel gerektirir; bu bedel zaman, emek veya diğer zihinsel kaynaklar olabilir. Bedel ödemeden değerli bilgiye ulaşmak mümkün değildir.

Çok fazla bilgi, yeni karşılaşılan durumları hemen önceki bilgilere benzetmeye ve sabit kalıplara sokmaya yol açabilir. Bu da orijinal düşünmeyi ve derin anlamayı engeller.

Bilgiyi anlamaya çevirmek için, edinilen bilgiyi işlemek, yoğurmak ve pratiğe dökmek gerekir. Sürekli yeni bilgi eklemek yerine, mevcut bilgiyi sindirmek ve ayıklamak önemlidir.

Chat with AI

Loading...

Pro features

Go deeper with this episode

Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.