Go back

Başarılı Yatırımın Sırrı: Ekonomik Hendek | FÖK #48

40m 31s

Başarılı Yatırımın Sırrı: Ekonomik Hendek | FÖK #48

Ekonomik hendek kavramı, Warren Buffett'ın bir şirketi çevreleyen ve onu rakiplerden koruyan bir kale hendeği metaforuna dayanır. Bu hendek, şirketin sürdürülebilir rekabet avantajını temsil eder. Yüksek kârlılık her zaman rekabeti çeker; bu nedenle şirketlerin sermaye getirisini koruyacak yapısal engeller oluşturması gerekir. Hendek oluşturmanın beş ana kaynağı vardır: marka değeri (müşterilerin prim ödemeye razı olması), lisanslar ve patentler (sektöre giriş engeli), ağ etkileri, müşteri bağlılığı (yüksek değiştirme maliyeti) ve maliyet avantajı. Ancak operasyonel etkinlik tek başına bir hendek değildir; rakipler tarafından kopyalanabilir. Gerçek stratejik avantaj, rakiplerden farklı faaliyetler seçmek ve ödünleşmeler yapmakla elde edilir. Örneğin Apple, marka değeri sayesinde arz-talep dengesinin üzerinde fiyatlama yaparak yüksek marjlar elde eder. Türkiye piyasalarında ise şeffaflık eksikliği ve koordineli işlemler gibi sorunlar, MSCI endeks notunun düşürülmesine neden olmuştur. Ayrıca yüksek enflasyon, yatırımcılar için aşılması gereken en büyük hendek olarak öne çıkmaktadır. Sonuç olarak, sürdürülebilir değer yaratımı için şirketlerin sermaye maliyetinin üzerinde getiri sağlaması ve bu avantajı koruyacak yapısal engeller oluşturması gerekir.

Transcription

6239 Words, 43656 Characters

Turkish
Vurumba Fıt harika bir şirketi hep aynı şekilde tarif eder. Etrafında geniş, derim bir hendek olan bir kale olmalı. Kale şirketin gelirleri, hendekse o gelirleri rakiplerden koruyan şey olarak düşünebiliriz. Peki bu hendek tam olarak nedir? Neden bazı şirketler on yıllarca kazançlarını koluruda bazıları birkaç yıl içinde sıradanlaşabilir? Ve bir şirketin gerçek bir hendeyi olduğunu nasıl anlarız? İşte bugün ekonomik hendek kavramını konuşacağız. Finansal özgürlük kulübüne hoş geldiniz. Hazırsanız, başlayalım. Herkese selamlar. Merhabalar abi Baytutumlu ile birlikte isteklerden iki hafta aradan sonra nasılsın? İyi misin? -İyiğim çok teşekkürler, sen nasılsın? -İyiğim ben de teşekkür ederim, fena değil. Biraz sıcaklar yoruyor. Ama en azından Avrupa'daki o sıcak hava dalgası gibi değil, biz biraz daha alışıklı sanırım. -İyi ne? Yorucu bir dönem diye düşünüyorum. -Evet, biz de Kalimayla ancak arakta kalabiliyoruz maalesef. Biz de bu fazlacaklardan fırsat bilip biz de bir ufak bir tatili yaptık 3-4 günlüğüne. Daha sonrasında tekrar yeni haftaya başladık. Eden gibi çok sıcak, ama artık mevsimler de bu şekilde yapacak bir şey yok. Eden gibi Avrupa'da da bizden de daha fazla sıcaklar. Onların da alışık olmadığı bir sıcak hava dalgası var. Bakalım ne olacak? Kules arısınma. Ben neyse, Kules arasında ben bilmiyorum, girmek için şimdi çok da artışırız bu konuyu da. Kulim falan kullanamayı olmaları. Yani birazcık bana çok saçma geliyor. Çok garip, garip, paralar. Bu aslında birazcık Avrupa'nın neden geri kaldığını da birazcık açık bir örneği. -Çok açık bir örneği. Gerçekten çok açık bir örneği. Bizim ama gündemimizde tabii başka maddeler de var. Avrupa'ya bir kenara bırakırsak, bu bölüm yayınlandığında büyük ihtimalle bir gün sonrasında. Cumhurbağı gündüm. Enflasyon rakamları gelecek. Beklantiler bakımından ya da genel görün bakımından deler düşünüyorsun. Sen nasıl gidiyoruz sence enflasyon bakımından? Yani açıkçası normalde pekiyi gitmiyor gibiydi. Ama hem savaşının biraz normalleşmesiyle beraber hem de mevsim sar olarak sanırım. Haziran ayında %1 altında bir enflasyon bekleniyor. Web-tüfe'ye bakıyorum ben genelde ve piyasa katılımcıları anketine bakmaya tercih ediyorum. Ve web-tüfe de 0.2'lik bir beklenti var. Haziran da piyasa katılımcıları anketleri 0.8'lik bir beklenti var. İkisi bir beni çok yakın zaten. Çok gergülere bakmaya gerek yok. 100 de bir civarında bir enflasyon sanki bizi bekliyor. Ama önemli olan tabi tembuz ayı. Tembuz da birazcık daha yönetilen yönlendirilen fiyatların da etkisiyle birlikte daha yüksek. Biz yapsa olarak bir enflasyon görüyoruz. Tabi Eylül ve sonrasında artık bu seferde başka etmenlerin devriye girdiği bir dönem olacak. Yani açıkçası geçici olarak bir rahatlama olsa da hani borsa da böyle birerli yapar mıyiz? gibi sığından bir beklenti maçıkçası şu an için yok. Bilmiyorum senin bir beklenti nasıl. Yani aslında herkes birazcık küstü gibi bursa yani çok bu sene iyi başlamış. Ama çok çok iyi gitmiyor şu anda. Tabi bir esav olarak yatırımcıların yetenekleriyle bence doğru orantılı bir şekilde. Alpha, Yaratımı elbette her zaman için söz konusu piyasalarda Türkiye'de bu şartlarda dahil. Ama enflasyon her zaman biz burada neredeyse her bölümde konuşmaya çalışıyoruz. En büyük önümüzdeki bizim önümüzdeki bugün konuşacağımız ekonomik hendek konusu haricinde. Bizim önümüzdeki en büyük hendek enflasyon. Yani bir yatırımcı olarak onu aşabiliyor olmamız gerekiyor. Getiri bakımından. Bu da Türkiye şartlarında çok zor bence şu anda. Aslında maista sat git diye bir genel geçer bir kural vardır. Bu sefer yapışıcıyı ne değmeymişimle ne değişmesiyle muhtemelen. Haziran da satıp gittiler. Haziran da o yüzden zayıf bir piyasat ferfi o mansa oldu. A piyasalarda şunu da söylemek lazım aslında. Bir alcıkta ülkemiz üzerinde genel olarak. Birazcık daha böyle sanki kurum sallığı ön planı almamız gereken bir dönemden geçiyoruz gibi görünüyor. Bunu ne demek istiyorum aslında. Biraz son birkaç hafta MSI'ya yendeksindeki Türkiye revizyonunu çok konuştuk. Sosyal medelada çok konuşuldu. Hatta haber isterlerine de çıktı. Bu konu hakkında senin düşüncelen emelak ediyorum. Çünkü biraz önemli bu. Çünkü MSI bu yıllık piyasat erişilebilirlik incelemesi raporunda Türkiye'yla alakalı bilgi akışı kriterindeki notunu düşürdü. Gerekçi olarak işte bu ortaklık yapılarındaki şefatlıktan dolayı kaynaklanan eksikliklerden. Ve işte koordineli işlem diyor buna. Coordinated trading. Bunun da alakalı birkaç endişelerin dile getirildiler. Sen bu konuda ne düşünüyorsun? Bence haklı emescihah. Yani kesinlikle haklı olduklarını düşünüyorum. Ve bu zaten bizim piyasanın içinde hep uzun süredir aslında dert yandığımız konullardan bir tanesi bulguları, onların bulguları. Türkiye'de gerçekten yatırım yapmak çok zor. Bunu zaman zaman söylüyoruz. Ama bir kere bir değer yatırımı bakımından Türkiye'de yatırım yapmak çok zor genel anlamda. Bunları aslında zaten aşağıya kore emescihayda dikkat çekiyor. Tamamen haklı olduklarını düşünüyorum. Bu bizim ama sadece genel piyasalarla alakalı değil. Burada belki çok küçük bir alt başlık olarak hani hiç okunuya girmeyelim ama bence. Dünyakupasında Türkiye'nin aldığı sonuçları göz önüne alalım. Ve neleri tartıştığımızı göz önüne alalım. Oradaki neden başarısız bir performans her gidedi milli takımız diye. Aynısı bence piyasalar içinde geçerli. Yani aynı konular. Türkiye'nin problemi bence aynı her noktada, her aşamada. Bunların çözümü de bence çok açıkçası kolay değil. Haklı olduklarını düşünüyorum. Fakat bizi işte gelişmekte olan piyasaların neksinden çıkartma. Eneksen çıkartma. Falan gibi böyle buralara gidebileceklerini pek sanmıyorum ben açıkçası. Tabii sen nasıl düşünüyorsun bilmiyorum. Senin görüşteni de almak isterim. Yani açıkçası ben bir değer yatırımcısı olarak bir şirkete bakarken ortaklık yapısına. Ortaklık yapısını mesela şeffaf olmasını isterim. Ya da halka açıklık oranında işte imti yaz mesela var mı yok mu? Buna bakmak isterim. Ya da halka açıklık oranı çok düşük olan şirketlerin işte dolaşındaki payı az olan şirketlerin. İşte çok düşük, hacimlerle bile tabircahisi uzaya gönderildiğini görebiliyoruz. Burada aslında bu tepisseler, mani plasyona açık ister oluyor. Ben de aslında MSI açısından da tabii ki bu mesela hem ben bileysel olarak bu şekilde düşünüyorsam. Kurumsel olarak da MSI sonuçta bu fonları kurumlara sunuyor bu MSI indexi. Çünkü bu kriterlerinde yabancı yatırımcılar içinde önemli olduğuna aslında bize gösteriyor. Ben açıkçası çok emin değilim. Endexten çıkarılıp çıkarılmamak konusunda. Ama uzun vadede bunun da bu şekilde devam etmesi durumunda ben endexten çıkarılmanın şey olacağını düşünüyorum. Hani kaçanılmaz bir sonuç olacağını düşünüyorum. Zaten şu anda MSI endexi içerisinde de payımız çok çok düşük seviye de. Hani sıfır nokta virgürlerle ölçür yok payımız zaten. Onlar için çok bir kayıp olmaz ama ben ülkemiz için büyük bir kayıp olabileceğini düşünüyorum MSI endexten çıkartılmadım. Benim düşüncelerin bu şekilde istersen bölüme geçebiliriz yavaş yavaş. Geçelim son araya bir şey daha sıkıştırayım. Bence Türkiye'de böyle büyük bir dolar bazı piyasalarda bir ralli olsa çok büyük bir tekrar yeniden bir değerleme olsa. Revision şeklinde fiyatlarda. Bunların hepsini unutulacağını düşünüyorum ben açıkçası açık konuşmak gerekirse. Kesinlikler öyle. 2022'de olduğu gibi değil. Evet evet. Onu tılır kapanır üstü gider yani önemli olan getiridir bence diye düşünüyorum. Lafı da çok uzatmayalım ama istersen bölüme geçelim. Tabii geçelim. Bugün sen güzel bir giriş yaptın zaten. Tek bir kelimeyi konuşacağız aslında. Hendek. İngilizce de mod anlamına geliyor bu. Yani aslında klasik bir orta çak kalesi gibi düşünebiliriz bunu. Bu kalenin etrafına kazılan içi su dolu yeni şu kurular aslında hendekler. Düşmanı uzak tutan şey. Sen de girişte güzel anlattın zaten. Peki bir kalenin etrafındaki hendeyin bizim paramızla ya daşta bir şirketle ne alakası var? Dibisinden bir soru sorduğumuzda aslında çok alakası var. Neden? Çünkü Vorumboffat şirketin etrafındaki hendeklerin sürekli olarak şirketin kağırını koruyan biler. Kalenin etrafındaki böyle aşılmaz bir su bir kentisi o gözüyle bakıyor bunlara. Yani bir şirketi rakiplerinden koruyan yapsal bir özellik olarak bakıyor. Yani kalıcı bir rekabet üstünlüğü arıyor şirketlerde. Eee işte ekonomik hendeyin eee birkaç farklı kaynağı var. Bunlardan da bölümünler aslında bahsedeceğiz mesela. Çok basit bir örnek vereyim bölümü giriş yapmak için. Mahallemizdeki mesela bir simitciyi düşünelim. Çok iyi simit yapıyorsunuz. Siz ürünleriniz çok kaliteli. Çok iyi para kazanıyorsunuz. Siz orada güzel para kazanırken bu işe girmek isteyen başka bir komşumuz ne yapıyor? Bu iş kârlıymış diyor. O sektörü giriş yapıyor. Siz sokağın karşı tarafında yeni bir fırına çiyor. O da yine kaliteli bir şekilde belli bir kaliteli simit yapmaya başlıyor. Daha sonra bir başkasaya açıyor. Daha sonra mesela 6 ay geçiyor aradan sokakta 5 tane simit fırına oluşuyor. Burada herkes fiyat kırıyor. Çünkü daha çok satış yapmak istiyor. Lokmacılardan örnek versen güzel daha güzel olurdu bence. Evet güzel olur. Dizler söylüyorsun. Ve o kârını sizin uçup gidiyor aslında. İşte yatırımın en temel gelçeği bu. Yüksek kâr ettiğinizde sizin rekabet avantajınız aslında azalmış oluyor. Neden? Çünkü yüksek kâr rekabeti çeken bir mukatası görev görüyor aslında. Bir şirket sermayesiyle çok yüksek getirir öğretiyorsa. Bu karşı rakip şirketler için bir sinyal görevi görüyor. Yani adeta avını arayan bir avcı gibi geliyorlar. O kokuyu alıyorlar. Ve yüksek yatırım getirisi hızlı büyüyen bir şirket. Daha sonrasında çok sert bir şekilde büyümelerde daralmaya gidebiliyor. Benim bu şekilde bir geliş yapmak istedim. Sözü sana bırakayım. Senin görüşlerinde alayım. Tam bu noktada sana bir ekleme yapmak için şöyle bir belki alıntı verebiliriz. Yani Jeff Bezos bu konuda seni bu bahsettiğin simitcaya da lokmacı örneğinde. Şöyle söylüyor. "Your margin is my opportunity." Yani senin marjların benim için bir fırsat demektir. Biliyorsun Amazon bugün artık bir kitap satıcısı değil. Bunun yanında bir çok işte web servisleri, kulağı tuizmetleri, online pazarı yeri, bazı alttattığa, bazı mazaları var fizikli bildiğim kadarıyla başka başka bir sürü işte drone teknolojiliyle ilgili çalışıyor. Bir çok alana girmiş durumda. Yani ne diyor işte bir senin marjın benim için bir fırsattır. Şöyle bir şey var. Motu tanımlarken en baştan belki şöyle bence başlamak gerekiyor. Değer yaratma aslında yani sürdürlebilir bir şekilde bir değer yaratmak. Bir şirketin zaten esas amaci bu. Bu değeri yaratmanın da temel noktası bir motu tanım olarak. Yani bir avantaj reka ve tavantacı olarak, hendik avantaj olarak tanımı. Yani matematik savurarak şu şekilde verebiliriz büyük ihtimalle. Royk. Yani yatırılan sermayemiz, bu yatırdığımız sermayenin maliyetinden yüksek olmalı. Tabii ki böyle olmalı diyebiliriz. Yani tabii ki böyle olacak diyebiliriz ama o kadar kolay bir şey değil. Yatırdığın sermayenin üzerinde getiri aratmak. O kadar kolay olsaydı zaten herkes bir şirket kurardı. Herkes bir sermayayı yatırıp onun üzerinde getiri elde ederdi ama bu kolay değil gerçekten. Neden kolay olmadığına da zaten birazdan gireriz. Burada sektorrel bir bir kere, mota, yani sektorrel bir duruma bakmak gerekiyor. Bir de şirketler üzerinde bence bakmak gerekiyor. Sektorlar tarafında baktığımızda yani herhangi bir sektör düşündümüzde o sektörün çeşitli alt bileşenleri alt şirketler var. Ve bunların hepsinin aslında kendi çapında bazı avantajları olabilir, bazı dezavantajları olabilir. Motu yaratma bakımından, yani sermayayı yönetimi bakımından. Bunun yanında şirketlere baktığımızda şirketler belki hem iyi olabilir ya da kötü olabilir. Sektör bakımından ama o sektörlerin içerisinde ön plana çıkabilen ya da neden acaba o sektörde kayboldu diye belki ileride konuşabileceğimiz bazı rekabet avantajlarını kaybetmiş şirketler üzerinden inceleme yapabiliriz. İki şekilde konuyu ele alabiliriz ama bu konunun temeli sürdürülebilir bir şekilde değer yaratımı ve yatırdığın sermayeden sürdürülebilir bir şekilde daha fazla sermayı getirisi yaratmak. Aslında Motu'nun formülü bu, bu formülün alt kırılımlarına istersen birazcık sen girebilirsin. Tabii sen mesela bir formül olarak ele aldığım bir hendeyi ya da Motu. Ben de mesela niteleseri olarak belki bakmaya gerekabilir diye düşünüyorum. Hendek mesela somut olarak neye benziyor diye sorduğumuzda. Yani bir şirketin içine baktığımızda işte bu onun hendeyidir diyebileceğimiz bir şey var mı? Ya kendi kendimize sorduğumuzda burada Michael Porter'ın iki farklı söylediği o kriter var. Bir tanesi operasyonel etkinlik, diğeride stratejik konumlanma yani o operasyonel etkinlik ne demek? Herkesin yaptığı işi onlardan daha iyi yapmak mesela daha iyiden kasat ne daha hızlı olabilir. Daha ucuz olabilir ya da daha az kayıplı olabilir. Güzel bir şey ama bu tabii ki güzel bir şey. Ama bu tam olarak bir hendek anlamına gelmiyor. Neden? Çünkü bu sizin yaptığınız şet taktiredelebiliyor. Yani siz daha ucuza üretiyorsunuz. Başka birisi de daha ucuza üretebilir ya da siz bir ürünü, bir malı bir hizmeti daha hızlı şekilde sunuyor olabilirsiniz müşterildiğinizde. Rakebiniz de bunu yapabilir. Çünkü sizin bulduğunuz o verimli üretim göntemini, Rakebiniz de öğrenabilir. En iyi uygulamalar mesela sizin yaptığınız bir uygulama zamanlı yayılır ve Rakepleriniz bunu kopyalar. İşte Çinler bunu zamanında çok yaptı zaten. Burada en iyi uygulamalar zamanla yayıldıkça firmalar arasındaki farklarda azalacak bir süre sonra. Yani sadece işini iyi yapmak uzun vadede bir hendek sahibi olmamızı sağlamıyor. Burada ikinci kriter'e geliyoruz aslında. İkinci kriter de farklı olmak yani Rakeplerinizden ayrı bir yerde durmak ya da Rakeplerinizden farklı faliyetler seçmek ya da aynı fayeti bile seçiyorsanız bunları Rakeplerinizden farklı bir içinde yapmanız lazım. Burada farklılıkların olduğu yerde strateji vardır. Diöport'ur. Burada da ödünleşme dediği yani trade-off İngilizcesi. Gerçek bir stratejik avantaj şunu yapıyorum ama aslında karşılığında da şundan vazgeçiyorum. Demeyi gerektürüyor. Burada ne yapabiliriz? Nasıl ölçebiliriz bunu diye baktığımızda. Bana değer zinciri analizi yöntemiyle ölçüyor. Yani bir şirketin işini işte girdiği al, ürünle çevir. Sat, satis sonrası da bir hizmet sun gibi fayeliyet alanlarını ayırdığımızda. Bunu rakipleriyle karşılaştırdığımızda işte bu hangi halkada hangi noktada rakiplerden farklı bir şey yaptığınız çok önemli kazanıyor. Çok uzatmayayım. Burada yapısal avantaj sağlamak için bir şirketin fayaliyetlerinin bu dört aşamasında Rakeplerinizden farklı bir şey yapıyor olmanız lazım diye düşünüyorum ben. Şöyle, haklısın ama işin şu kısmını da belki birazcık daha bence düşünmek gerekiyor. Yani evet bir sektör içerisinde rakiplerden mutlaka farklı bir şey yapıyor olmamız gerekiyor ama şunu düşünelim şimdi. Biz fark etmez. Herhangi bir senin verdiğin örneklerden veya pereken deciler belki aslında bunu çok güzel örnek olabilir yine bence. Şimdi bir ars talep dengesi düşünelim. Yani aramızda ekonomii okuyan ya da ikitisa tokayanlar mutlaka o ars talep dengesi grafini hatırlayacaklardır. İşte talep ve ars bir eğri üzerinde ikisi farklı yönlerde gidip bir noktada kesişirler ve orası aslında denge ekonomisidir. İşte fiyatı oradan yukarı çıkarttığında aslında müşteri almayabilir. Fiyata aşağı indirdiğinde daha çok kişi alır ama kağıredemezsin böyle bir dengeye oturması gerekiyor. Şimdi şöyle bir durum var. Herhangi bir sektörde en çok rekabet avantajı olan kişi en çok rekabet avantajı olan şirket aslında fiyatlamayı genel olarak bu ars talep dengesine yakın bir noktaya çekmek ister. Ki daha çok hani daha makul ürün satabilirsin. Buraya çektiğinde, buraya çektiğinde diğer rakipler eğer şirketin senin biraz önce saydığın gibi itsel anlamda, stratejik anlamda veya organizasyon anlamında bir avantajı yoksa insan kaynağı belki tedarik zinciri, belki üretim maliyetleri bakımından avantajı yoksa o talep dengesinde duran malın satıcısı olarak zarar edebilir. Ki böyle oluyor genellikle çoğu sektörde. Yani bir tarafta ölçeklenebilen, işte rekabet avantajı doğrulan bir şirket fiyat baskısı kurarak sektörde. Ki bu aslında bizim için avantaj, tüketici için avantaj böyle sektörler var. Bunlara pereken decilir. Belki, Çin'in yıllardır yaptığı şey aslında bu. Türekli olarak ars fazlası dedir. Kesinlikle. Dünyağındaki diğer tüm sektörleri çöket mektaklı. Kesinlikle elektrikli araçlarda bunu gördük görüyoruz. Fakat şimdi burda şu nokta var. Bu her zaman böyle olmuyor. Örnek olarak daha çok yakın bir zamandan örnek vereceğim. Apple'ı düşünelim. Apple'ın sektörünü düşünelim. Telefon sadece telefon işin düşünelim. Apple'ın ya da bilgisayar telefon ikisi birlikte düşünelim. Bir çok rekabet yaptığı şirket var değil mi? Bir çok farklı bu sektörde hizmet veren şirketler var. Şimdi bu ars talep dengesinde Apple'ı koyduğumuzda örnek olarak nereye oturuyor Apple? Fiyatlama bakımından. Orada bir konsumur surplast dediğimiz bir nokta oturuyor. Yani aslında burada bir fazladan getiriyor Apple. Fazladan getiriyor atıyor. O şey noktasında durmuyor tam. Talep dengesinde durmuyor. Daha yukarda. Yani aynı özelliği sayıp bir Android telefonundan Apple telefonu verdiğiniz o yüzde 20 %30 dokunma arjın. Aslında bizim hendeğimiz oluyor o şirketin hendezindikler. Demek istediğim tam olarak buydu. Yani bir ars talep dengesi kurduğumuzda herhangi bir mal, hizmet veya emtiyar şirketin olduğu sektörle ilgili. Eğer bir şirket o denge grafiğinde fiyatlama bakımından diğer rakiplerinden daha üst bir noktada talep dengesini bozuysa bozabiliyorsa eğer bu şirketin çok çok büyük ciddi bir rekabet avantajı var demektir. Bana kalırsa böyle bir araya bunları sokmak istedim. Sen de ekonomik hendeğin kaynaklarına giriş yaptın şu anda. Ben de oradan devam edeyim. Burada ilk olarak senin de bahsettiğin gibi bir şirketin ekonomik hendeğinin nasıl olduğunu ya da bir şekilde ekonomik hendeğinin olduk olmadığını anlamak için beş farklı kaynağı bakıyorum ben beş farklı kriteri bakıyorum. Bu tabii ki tek başıma bulduğum şeyler değil işte mornix tarım ve mobisinin üzerinde uzlaştığı bir kriterler bunlar. Bu ilk için senin söylediğin marka değeri aslında. Burada Apple örneğini verdim çok güzel bir örnek. Burada ama çok farklı bir ayrım var aslında. Bir marka sırf ünlü diye değerli ya da senin obas ettim pirimi, vermeye, ödemeye razı bir müşteriye sahip olmayı gerektirmiyor aslında. Mesela Coca-Cola'nın markası değerli çünkü insanlar aynı şekerlüsuyu markasız muadirine göre daha pahalıya almayı kabul ediyorlar. Hem de düşünmeden kabul ediyorlar. Ya da mesela Lüks markalar bunun da uç bir örneği. İnsanlar aslında Lüks bir çantayı işlevi için değil o ürünün onlar için anlatı hikayeler dolayı oluyorlar. Yani statuyu olabilir işte ösaikayı arttırmanın dolayı olabilir. Yani aslında bir şirkete bir pirim ödemeye bir mala bir ürüne bir pirim ödemeye isteği. Ürünün kendisinden değil verdiği sinyalden geliyor aslında. Ama mesela bir örnek vereyim. Birkaç farklı havayı ol düşündüğüm. Bir de havayı oladan örnek vereceğim ama. Burada mesela bir havayı olum arkası herkesce biliniyor. Önnek veriyorum. İşte delta havayı olları herkesce bilinen bir örnek eder. Ray neyir. Ama bu bilinirlik size o bileti bir kuruş fazla yasattıramıyorsa o marka değeri bir hendek anlamına gelmiyor aslında. Aslında burada son onu gereken soruşuyor. Bu marka değeri fiyatı yükseltiyor mu yoksa maliyetimi düşürüyor. Burada iki sarasındaki ayrımı bence düşünmek ve göz önünde almak gerekiyor. Marka değeri bu şekildeydi. Ben ikinci kriter olarak da aslında bir senslerden bahsetmek istiyorum. Burada birkaç farklı sektörde lisan salabilirsiniz. İşte bank acılık lisan salabilirsiniz. Telekom lisan salabilirsiniz. Biraz önce bahsettik havacılık lisan salabilirsiniz. Ya da ülkemizde olduğu gibi mesela enerjiyle alakalı lisan salabilirsiniz. Sağlık da bu kutlinde bu sektörlerden bir tanesi. Bu aslında lisan spariyeri o sektörü yeni oyuncuların girmesini engelleyen bir duvar gibi görün. Görev görüyor aslında. Regülasyon diyor mesela. Mabustin. Yerleşik oyuncunun dostu dur diyor yani mesela bizim piyasamızı ara bunu çok fazla örneği var. Önnek veriyorum işte bir enerjör etimli sensı aldığınızda ya da bir ilat şirketi. Yine mesela bir telekomli sensı aldığınızda. Bunlara ödediğiniz miktar atabeki önemli ama bir şirketin ya da bir ürünün imtiğazını aldığınızda. Bunlar birer hani gayrimad diye olmayan birer hendik sizin için görev görüyor aslında. Devlet diyor ki size. Bu işi şu kadar sayıda oyuncu yapabilir. dediğinizde o siz o listeye girebiliyorsanız aslında kendi başınızda bir ekonomik hendeye sahip olmuş oluyorsunuz. Ben burada sözü sana bırakayım diğer ekonomik hendiklerinden da senden dinleyim. Olur. Ben yine biraz aslında benzer bir mikro ekonomik açıdan aslında olaya biraz gene yaklaşıyorum burada. Yani yine alış ve satış fiyatı üzerinden aslında durumu değerlendirmemiz gerektim düşünüyorum. Çünkü ekonomik hendiyen burada ortaya çıktığını düşünüyorum ben. Yani temel anlamda birut marjda aslında ortaya çıktığını düşünüyorum ben ekonomik hendiyelim. Ve bu çok aslında çoğu yazıda veya çoğu yerde göremiyoruz ama birüt kermarji. Bana kalırsa doğrudan bir rekabet avantajı göstergesi olarak ben görüyorum açıkçası. Bir sektör düşünüyorum çok düşük bir birüt kermarca çalışan yani otomatif sektörü olabilir belki bu. Yüksek oranda onlar biliyorsun çok düşük marjlarla çalışıyorlar. Herhangi bir rekabet. Görüşmek için. göremiyoruz orada. Recabe tavantajı olan bir şirketli orduz gün göremiyoruz. Genel anlamda. Brut Marci çok yüksek olan şirketlerden şimdi sana birazcık misillemi anlamında hani örnek vermek için lan Lüks sektöründeki şirketler mesela Brut Marciları çok yüksek. Ve bunların ben birer rekabe tavantajı olduğunu düşünüyorum genel olarak yani mobüsinin söylediği veya morning star'ın söylediği konu bence tam olarak aslında onu da demiyorlar ama mesela mobüsinin o raporunda bu doğrudan bir göstergi olmayabilir sadece gibi bir ifade de kullanıyor. Lüks şirketlerle ilgili hani sadece bir marka ismiyle rekabe tavantajı olmaz. Derken onu kast ediyor. Apple bu arada bence oraya girmiyor. Marka kısmına girmiyor Apple yani rekabe tavantajı bakımından çünkü ürünlerinin ben üstüne olduğuna açıkçası düşünüyorum mesela orada bir rekabe tavantajları var bence. Şimdi burada Brut Marci birazcık hemen hızlıca açmak istiyorum. Nedir? Bir satış fiyatınız var sizin. Bir de Kostov Kapital dediğimiz satışların mahalleti var. İki ayırdığımızda bunu satış fiyatı tarafındaki sizin farklılaşabileceğiniz ya da rekabe tavantajı yaratabileceğiniz alt kırılımlar var bir sürü. Bunlar ne mesela bir net fork efeksten bahsedebiliriz. Satışlarınızı arttırabileceğiniz. A etkisi kesinlikle satışlarınızda çok büyük etki edemilir. Vya bir sizin ürününüzle ilgili bir alışkanlık olabilir. Sizin ürününüzle ilgili bir değiştirmem aliyet olabilir. Bu tip birkaç tane daha başka madde var. Çok uzatmak istemiyorum satışlarınızı yönetebileceğiniz burada bir avantaj yaratabileceğiniz. Bir çok alt kırılımda var. Bir de satışların mahalleti tarafına baktığımızda ne vidir burada? Düşük bir tedarik mahallet yapımız isteriz ama bu çoğu zaman mümkün olmayabilir. Eğer siz bulunduğunuz sektörde toplar sizin elinizde değilse ve tedarikçilerin elindeyse o sektörde mesela bir rekabe tavantajından söz etmek bana kalırsa neredeyse hiç mümkün değil. Burada örnek vermek açısından mesela pereken deçler aslında burada satışların mahalleti bakımından çok iyi yönetiyorlar süreci. Örnek bir şirket, vool mart mesela şu şekilde marjlarını yönetiyor genellikle tedarikçilerine verilse ağlıyor aslında. Vool mart. Türkiye'de bunu yapan var mı bilmiyorum ama senin şu ürünün güzel satıyor. Senin bu ürünün çok iyi satıyor. Bak bu ürünün bu kadar kişi alıyor. Bu o kadar detaylı ve derinlemesine veri veriyor ki tedarikçilerin tedarikçilerin fiyat olarak daha düşüye onlara satmasını istiyor. Yani yüzde yirmi yüzde yirmi beşe yakın iskontolar istiyor. Ve tedarikçiler de bunu seve seve kabul ediyor çünkü orada hem bir yaptıkları ürünün aslında saharaştırmasını görmüş oluyorlar ve hangi ürüne daha çok yatırım yapmaları gerektiğini anlayarak mesela şirketlerini geliştirebiliyor o tedarikçilerde. Burada bir tedarikçiyi yönetimi çok önemli bir kere. İkinci düşünebileceğimiz nokta şirketin ölçek ekonomisi olabilir. Yani bir malı ne kadar çok üretirse ne kadar çok o malden satmak değil ama üretmekten bahsediyorum. Ürüttüğünüzde ölçeklerinde maliyetlerinizde belirli bir oranda düşecektir gibi böyle birkaç tane alış ve satışla ilgili bürült marci belirliğen iki üç tane hızlıca böyle topa almak istedim umarım çok uzatmamışımdır. Bunlar çok önemli rekabı atamantıcı için. Sen aslında Bürült Marjla güzel bir noktadan giriş yaptın. Bu biraz şey oluyor. Yumurta bu tavuktan çıkar. Tavuk mu yumurta da çıkar gibi aslında oluyor. Hani Bürült Marj bir göstergi ama o Bürült Marjın altında yatan şeyleri sen güzel açıkladı. Hani Bürült Marjın bir fiyat tarafı var. Bir de maliyet tarafı var. Fiyat tarafına baktığımızda yani o ekstra marji sağlığa bilecek fiyat artışlarını sen Apple örneğini verdin mesela. Burada Apple Ecosystem'i çok büyük bir a etkisi yaratıyor aslında. Yani kalabalık kalabalığı çekiyor. Siz birkaç farklı Apple örünü kullandığınızda o Ecosystem'a 20 oluyorsunuz artık. O Ecosystem'dan çıkmak istemiyorsunuz. Değiştirme maliyetini zartıyor. Ben de bunun bir karşı tarafına örnek vereyim. Androyit tarafından örnek vereyim. Mesela Google'ın yıllar boyunca Androyit'i bedava dağıtmasının mantığa da Büydel'sın. Ne kadar çok telefon Androyit kullanırsa. O kadar çok yazalımcı. Androyit'i uygulama yazıyor. Ve o kadar çok kullanıcı geliyor. Sonuçta o kadar çok Google araması yapılıyor. Bugün aslında Androyit Mabeleşet'in sisteminin pazların yaklaşık 170'e sahip olmasını sebebile aslında bu a etkisinden kaynaklanıyor. Dolayısıyla da sen Apple örneğini verdin. Ben de karşı tarafta Google'ın Androyit tarafından bir örnek vermek istedim. Bu da aslında şirketlerin a etkisi yaratmasının en büyük yollarından bir tanesi bir bir ürünü bedava yeda atmak. İkincisi sen maliyet avantacından bahsettin bir perakemde şirketinden örnek verdin. Burada evlice ekonomisini sağlayabilen şirketler gerçekten bu konuda öne çıkıyorlar. Sen Walmart'tan bahsettir mesela aynı şekilde Costco da bunun bir örneği. İşte bu name brand dediğimiz yani kendi ürünler işte Kirkland marka ürünleri var mesela. Bunlar için sen de bahsettiğin gibi tedaricileriyle çok ciddi fiyat pazarlıklarını girişiyorlar. Ve o tedariciden aslında çok çok küçük marjlarla bu ürünleri satın oluyor. Ve bir kısmın da belki kendi su üretiyor. Yani tedaristan bir de satın almıyor. Kendi ürettiği ürünler de var hani yiyecek çecek bölümünde özellikle ya da kıyafet bölümünde bile belki. Dikey integrasyon kullanarak kendi ürettiği ürünler var. Bizim piyasamızda da bunun aslında örnekler var aslında. Bu disk hard disk automarketler dediğimiz işte 3 harfi marketler olarak adlandırdığımız. Marketlerin çarşer prensiklerde aslında bu şekilde yani çok sınırlı çeşitler var. Ciron'un devriz çok yükse. Arlıklı olarak işte kendi markalı ürünleri var ve çok küçük mazalar. İşte Maria tavantacı sağlayabilecek şekilde çalışan. Çoğu da belki Franchise suyu çalışan mazalar. Bu şekilde bu ölçük ekonomisini ve Maria tavantacı sağlama yolunda şirketleri avantaj sağlıyor. Bir başka örnek belki verebiliriz hani bu konuda. Cimento ve devir çelik gibi belki taşıması pahalı ürünler de mesela. Bir Maria tavantacı yer etabilirsiniz. Kendi bölgeniz de özellikle. Desen de bu tek 4 doğal birisi olarak hani Cimento'yu 500 kilometre uzayla taşımak ekonomik olarak pek anlam mı değil. O yüzden her fabrika kendi bölgesinde belki doğal bir koruma alanına sahip oluyor. Hani bu discount marketlerden daha farklı bir Maria tavantacı bu. Ama buna mesela yer avantaja diyebiliriz. Hani geography'ya avantacı diyebiliriz. Yine hendeyeyim bir parçası olmuş oluyor aslında. Ben de böyle hızlıca bir kendi örneklerimi vermek istedim. Sözü sana bırakayım. Burada bak bir dip not girmek istiyorum. Ve bir uyarı büyük bir kâflerle böyle büyük bir uyarı olarak girmek istiyorum. Keşisel benim düşüncem bu olarak hani bir örnek bakımından bir sektörde. Herhangi bir sektör olabilir bu. Cimento'cılar buna çok güzel bir örnek aslında. Eğer tüm sektör oyuncularının birüt kermarji çok yakın birbirine çok benzer olanlar da ise o sektörde kesinlikle hiçbir rekabet avantacı olmadığını söyleybiliriz. Bana kalırsa. Bir farklı k olması gerekiyor burada. Yani sektörde bakmamız gerekiyor. O oyuncuların hepsinin aynı birüt maharjı da olması bize çok farklı hikayeler anlatıyor olabilir. Bu ne dikkat etmemiz gerekiyor. Bir de senin bu özellikle söylediğin hani şey kısmı vardı yani maliyet avantajlı olan şirketler. Bir de marje avantajlı olan şirketler olarak aslında işte iki ayırabiliriz burada. Bu alışsatış marjlar kubakımında. Yani şöyle örnek verebiliriz. Mesela sen koskodan örnek verdin. İşte Pepsi Coca Cola falan konuşuyoruz. Bak çok güzel ikisi de örnek. Şimdi kosko'nun önümde şu anda yani. No pat marje. Yani net operatın Profit After Taxis dediğimiz. Fahaletlerinden elde etti. Marş. Fahalet marjı değilim. Tam o değil ama. Biz %4 civarında. Bak çok yüksek değil. Yatırdığı serm ainin torno uğru. Sen satışların torno uğru demiştin. Yatırdığı serm ainin torno uğru dört katında. Yani dört kusur ekli ser bir girdi çıktı var mağazaya. Satışlar çok sürükülasyon çok hızlı. Dolayısıyla bu ikisini matematik ise olarak birbiri le çarpdığımızda kosko'nun roi ki 16-17 falan çıkıyor. Şimdi karşısında kokakola ilişine bak. Kosko'nun faalet marjı %4 serm ainin dönüşümü dört kat. Kokakola da marjlar %25-100-26 seveyelerinde. Yatırdığı serm ainin dönüşümü 0.6x seveyelerinde yani bir bile değil. Ve ikisinin de yatırılan sermaya getirisi aynı seveyede. %16. Yani bu iki şirket aslında birbirinden tamamen bam başka şekilde çalışıyor. Bir tanesi çok hızlı mal dönüştürüyor. Çok hızlı satış yapıyor ve çok düşük marjlarla. Biri daha yüksek marjlarla ama yatırılan sermayesi çok düşük getirisi ama roi kol olarak aynı seveyelerde. Yani tam aslında benim söylemek istediğim noktaya geldim sen şu anda. Roi iki ayrıştırmaktan bahsedecektim tam aslında. Sen de bunu birazcık giriş yaptın hani. Roi kabaca iki farklı kırıterden oluşuyor. İki farklı elemettin oluşuyor. Bir tanesi kâr marjı. Bir tanesi de sermayenin devir hızlı aslında. Bunu baktığımızda senizle söylediğin gibi hani eğer bir şirketin roi iki yüksek marjdan geliyorsa. Bu genellikle bir tüketici alışkanlığı ya da tüketici avantajından kaynaklanan bir şey. Yani farklılaşma yaşeret ediyor. İnsanlar bir ürüne bir pirim ödüyor. Fazladan peperim ödüyorlar. Eğer roi yüksek devir hızından geliyorsa yani as sermayek kullanımından geliyorsa. Bu da aslında genellikle bir üretim avantajına. Yani maliyet liderliğine işeret ediyor. Maleta vatajına işeret ediyor. Yani az varlıkla çok iş çevirdiği anlamına geliyor. Heart discount modeller bu şekilde. Yani bu iki rakamı birleştirdiğiğimizde aslında iki şirketin roi iki de eşit gibi görünüyor. Ama ben başka noktada olabiliyorlar. Yani sektör olarak ve şirket olarak sen söyleyince aklıma geldi. Sana şunu sormak istiyorum bu zaman. Yani hem yatırdığımız sermayi sürekli çok hızlı döndürdüğümüz, törnövur yaptığımız ve hem de çok yüksek marjlar elde edebileceğimiz işler olamaz mı? Yani bu soruyu da sormak istiyorum sana. Güzel bir soru aslında. Belki de olabilir. Belki de şu anda bunu içerisinde olan bir kaç sektör vardır. Belki mesela yazılım sektörü buna bir örnek olabilir. Yazılım sektöründe de mesela tekrar denemelir geliri olan şirketleri mesela bu noktaya ben örnek olabileceğini düşünüyorum. Orada da rakibiniz tarafında bu yazılımın kolayca kopyalanıp kopyalanamayacağını dikkat etmenizi gerekiyor. Aslında şu anda yapar zeka çığında olan bir dönemde olduğumuzla işaretli aslında. Bu yazılım sektöründeki marjlarında ben uzun varada da sürdürüldüldüldüldüldü. Olmayabileceğini düşünüyorum. Sen de fikrinde almak istiyorum bu konuda. Çünkü sen de çok yapar zeka. Ajanitik, erkodink falan bu konulara çok oraşan birisi olarak hani mesela yazılım sektöründe geçmişte ne derdik biz hep yüksek marj ve tekrarlanabilir gelir. Çok önemli derdik. Ama artık bu devrin de sonuna geliyoruz gibi hissediyorum. Şöyle ben bu sorunun cevabını bence doğru söylüyorsun ama şöyle de bir şey var. Bu söylediğim şeyin ben sürdürülebilir hani en başta giriyor. Sürdürlülabilir değer yaratımı. Sürdürlülabilir olabilir olabileceğini sanmıyorum. Bu yine o en baştaki konumuza geliyor yani. Marjlarınız yüksekse ya da o sektörde yani. O hangi sektör seçti? Mesela auto benim marjlarına çok yüksekti. Ama bir böyle yerde iştirici bir teknoloji girdi. Hayatımıza ve bir anda marjları düştü yani şu anda. Aslında sürekliyle kaybet avantacı diye bir şey de var mı? Ya bunu sorgulamak gerekiyor diye düşünüyorum. Vorum bafıt bunu şunu söylüyor burada. Tam bu noktada bak araya sokim. Vorum bafıt diyor ki. Siz görmeseniz görmüyor olsanız bile bir sektörde rekabet avantacı şirketlerin ya daralıyordur ya genişliyordur. Sürekli olarak. Siz bunu görmüyor olabilirsiniz diyor. Yani bu duran bir şey değil sürekli değişen bir durum rekabet avantacı ya genişliyordur ya daralıyordur. Bunu da takip edebileceğimiz en baş kriterlerden bir tanesi pazarpayı değişimleri mesela bununla ilgili çalışmalarda var. Pazarpayı değişimlerine bakıyorlar. Google'un bakıyor işte diğer bazı şirketlerin bakıyorlar. Eğer bir sektörde pazarpayı değişimi yani yıldan yıla çok yüksek oranlar da ise orada bir rekabet avantacı hani oluşmuyor olabilir. Ya da tam tersi pazarpayı çok değişmiyorsa işte orada bazı rekabet avantajları belki oluşuyor olabilir gibi. Yani ve sektör'e giren çıkanlara bakılıyor. Yani bu sektör'e ne kadar yeni oyuncu giriyor? Ne kadar yeni o eski oyuncu çıkıyor. gibi bakılıyor. Eğer bir sektör'e yeni oyuncu çok giriyorsa o sektörde o an belki bir rekabet avantajından söz edilebilir. Ama bir sektörde çok fazla oyuncu çıkışır. Yani girişe nazaran daha fazla çıkış varsa orada demek ki işler çok iyi gitmiyor gibi. Bunlara da bakmak gerekiyor hani rekabet avantajını incelerken araya bunları sokimledik. Bu noktada aslında sende şey geldik. Hendeklerin aşınması ve çökmesi konusuna geldik aslında yani. Çünkü bir şirketin hendeyi hiçbir zaman sonsuza kadar devam etmiyor. İşte bunun en iyi örneklerinden bir tanesemeseliler. Aracı kurum sektörü olarak belki örnek verebilez ülkemizden. Hani çok fazla işte ülkemizde şu anda midasında öncülüğünde olduğu çok böyle sıfır maliyet diye da sıfır masraflı. Çok ucuz masraflara sahip şirketler türemeye başladı. Bu da aslında aracı kurum sektörünü belki bu senin bahsettiğin yıkacı değişimden geçmesine sebep oluyor. Yıkıcı innovasyon diyoruz diyoruz diyor. Yani PSA çok farklı yeni oyuncular giriyor. Aynı ürünü daha ucuzza yaparak giriyorlar. Daha ucuz bir iş modeliyle giriyorlar. Başta mesela çok köklü kurumlar bile. Bu bir süre sonra artık bu maliyet avantajına maliyet etkisine dayanamayı pazarpayı kaybaya yaşayabiliyorlar. Mesela şu anda bu aracı kurum sektörün lider oyuncularından birisi olan iş yatırım menkuldayeler mesela. Ben pazarpayı kaybını şu anda görebiliyorum. Son bir kaç çeyrekler. Bunu mesela takip etmek gerekiyor. En azından bir o şirkette o sektörde bir yatırımınız varsa. Bu senin de söylediğin gibi pazarpayı çok önemli. Yani pazarpayı da ki o yavaş yavaş da olsa azalışlar. Sektör'i yeni oyuncuların girdiğini ve o sektörün bir dönüşümün içinden geçtiğini belki bize gösterebiliyor. Burada innovatırs dilema dediğimiz bir konu var. Tam bu senin bahsettiğin konuyla bağlantılı. Bu da nedir yenilikçinin ikileme aslında diye belki Türkçe çevirebiliriz. Yani iş yatırım menkuldayelerden bahsetti. Midas. Bence çok güzel bir rekabet analizip olabilir aslında bu konu. Şöyle bir durum oluyor. Ben farklı bir daha herkesin kafasını canlanabileceği bir örnekten belki gideceğim. Nokia ve iPhone'u düşünelim. Şimdi Nokia bir yenilikçi aslında. Değil mi? Yani o telefonları, mobil telefonları bildim kadar eko değil ama yenilikçi olarak girdi piyasaya. Çok ilginç ürünler çıkartma başladı ve çok güzel tasarımlı ürünler satıyor da. Aynı epeşe gibi şu an epele gibi yani iPhone gibi aslında. İşte tam olarak bence tam olarak problem tam olarak şu bak. Şimdi Nokia evet çok 33 on, efsane bir telefon neden ama efsane tam olarak kullanıcı ihtiyaçlarını karşıladığından dolayı. Bak Nokia 33 on da PIC yaptı. Nokia. Belki ondan sonra 1-2 telefon daha vardı. 66 şif sıfır mı ne? Ben kullandım ondan hepsini. Oralarda PIC yaptı. Fakat problem şu. O kadar yenilikçiydik ki Nokia. Bu onu bir 2-2'leme soktu. Yenilik yani müşteri istemedikçe müşteri beklemediği halde. İnanılmaz yenilikler yapmaya devam et. Saçma sapan hatta inanılmaz demeyim. Yok yandan açılan telefonlar öbür katlanan bilmem neler. İşte klavyesi bilmem nereden çıkıyor. Ekranı yaraya bölünüyor falan hatırlıyorsun değil mi o dönemem? Evet evet engeye hiç falan vardı. Yani neler neler çıkarttılar. Şimdi senden beklemediği masraflar yapıyorsun. Bu yenilikçi 2-2'lemi tam olarak bu zaten müşterinin senden beklemediği. Hala yenilik yapmaya devam ediyorsun ve bu pazarda bir karşılık bulamıyor. Pazarda bir karşılık bulamadığında rekabet avantajlarını kaybediyorsun. Rekabet avantajını kaybettiğinde eğer o pazara epli gibi işte daha basit, daha müşteri odaklı, daha çözüm odaklı bir ürün girdiğinde aslında bütün senin o kurdun imparatorluk bir kağıtdan kale gibi bir anda yıkılabiliyor. Ve epli bu şekilde aslında bütün rekabet avantajının noktada aldı. Bu epli elbette çok iyi ürün çıkartmasından kaynaklığı da ama karşısında da yenilikçi bir renkçirliğin 2-1'le düşmüş bir rakip vardı. Diyen sözü sana bırakayım. Burada aslında şu noktaya da girmek istiyorum ben. Şimdiye kadar hep iyi şirket nasıl olmalı, kaliteli şirket nasıl olmalı, rekabet avantajı olan şirket nasıl olmalı diye baktık. O tadı da aslında değerleme kısmına baktayım. Yani sen basit din yemesede roik ile ağırlık ortalama sermayem araya tarasındaki fark ne kadar geniş olursa şirket bu kadar çok değer yaratıyor anlamına geliyor. Yani o kadar geniş bir hendine sahip olması anlamına geliyor. İkinci olarak da hani şirket o aradaki getirir farkıdır. Ne kadar yıl boyunca koruyabiliyor. 5 yıl mı koruyabiliyor. 10 yıl mı, 20 yıl mı koruyabiliyor. İşte rekabet avantajı süresi ne kadar. Ne kadar uzun, ne kadar geniş bir hendek o kadar uzun bir rekabet avantajı süresinde karşılık geliyor. Şimdi bu neden önemli. Bir şirketi biz değerlarken DCF kullanıyoruz. İndirgi amiş ne kadar kişi yapıyoruz. Ve aslında o şirketin değerinin bir büyük bir kısmı uzun uzak yıllarda yani terminal değerde saklı oluyor. Yani terminal değeri belirleyen soruşuyor. Şirket çok uzun yıllar sonra büyümesine tamammadığı andan itibaren. Hala Arleklor Talamaser mayama hayatın üzerinde getirir üretebiliyor mu? Yoksa sıradan bir ülkenin büyümesiyle aynı şekildeme büyüyecek. Yani sektörüyü de aynı hızlama büyümeye başlayacak. Eğer hendek getiri kadar genişse terminal değer sektör o talamasından yüksek oluyor. Dolayısıyla da bu şirketleri bir ekstra da pirim ödememiz gerekiyor. Hani şu an mesela diyoruz ya. Bu şirket çok pahalı. Ama bu şirketin pahalı olmasa aslında o şirketin fiyatının içerisindeki değerin üç de bir. Belki yarısı o terminal değerden geliyor ve o terminal değerisi standart bir sektör oyuncusuyla aynı şekilde karşılaştırmamaz gerekiyor. Bu da aslında hendek ve değerleme açısından bir biriyle aynı şartlara altında aynı kriterleri görü değerlenmemesi gerektiğini belki düşünüyor. Bu konuda seninle düşüncelerini almak istiyorum. Bu tam olarak zaten senin bu bahsettiğin konu aslında Charlie Mangal'ın varumbafı'tı ikna ettiği mesele tam olarak bu zaten. Ama ben genelde bir şirket değerleme yapmaya çalışırken aslında onuncu yıldan sonra şirketin rekabet avantajlarını kaybedeceği üzerine genellikle yani sermayem halitine eşitliyorum. Sermay getirsin onuncu yıldan sonra ki bu bana bir emniyet sibo bo olsun aslında değerleme bakımından yani şey şişirmesin terminal değeri şişirmesin. 10 yola çünkü kim öyle kim kalı yani sektörler şekilde ne biliyor dönüşebilir. Özellikle Türkiye'de yani kesinlikle. O yüzden ben genelde sermayem halitine eşit alıyorum o yıldan sonra sermaye getirsin. Şu anki fiyatı aslında daha çok anlayabileyim. Yani rekabet avantajına orada çıkartmak istiyorum ben genelde. Bu önemli bence ama şu da var. 10 yıllar boyunca rekabet avantajlarını sürdüren şikayetler var. Yani Coca-Cola işte Walmart, Costco, Yut dışından örnek verir. Türkiye'de de örnek buna çok ben veremiyorum şu açıdan veremiyorum. Bizim sektörlerimiz çok döngüsel olduğundan dolayı genel anlamda ülkenin de genel gidişatı bakımından çok döngüsel olduğumuz için dönem dönem. Recabet avantajlarını şirketle kaybetmese de dış etkenlerden kaynakta olarak sermaye getirse yaratamaya biliyorlar. Dolayısıyla biz burada bir uzun madeler rekabet avantajı göremeyebiliyoruz. Böyle bir konu var. Bir rengülasyonlar çok fazla ülkemizde yani rengülasyonlardan kaynakta olarak bir şirket rekabet avantajını 5-10 yıl boyunca korumuş olsa bile bir süresyonu oraya kaybet avantajını kaybetmek zorunda kalabiliyor. Biz deki rengülasyonlardan kaynaklı olarak. Kesinlikle ya da bir müdahale rengülötor tarafından çok basit bir örnek uzatıyorum ama araya vermek için FESLE tuvor karasındaki rekabet düşündüğümüzde benim fikrim, kisaf fikrim bildin gibi 2013 yıllarda yanlış hatırlamıyorsam bir reklamları yasaklandı. Bu rengülötor kararıydı. Yani bu karar bana kalırsa FESLE rekabet avantajlarının bir kısmını kaybetmesine yol açtı. Yani aslında bu rekabeti dengelemek için yapılmış bir karardı. Dolayısıyla o işi gördü, o işlevi gördü, tuvorkun pazarpayını arttırmasına yardımcı oldu, FESLE onu ezememesine yardımcı oldu. Böyle rengreder kararları etkili olabiliyor. Bu mesela benim kisaf fikrim biraz sektöründe Türkiye'deki değişimin anasabeplerinden birisi olarak reklamların yasaklanmasını görüyorum ben. Evet, güzel bir bölümü oldu bence yavaş yavaş kapatma noktasına gelirken ben birkaç farklı şeyden bahsetmek istiyorum. Bir tanesi kapatırken neler çıkarabilesi bu bölümden diye baktığımızda bir yatırımcı olarak bir şirkete bakarken asıl sonomuzu gereken soru. Bu şirket şu anda kare ediyor mu değil? Bu karene ne kadar uzun süre koruyabilecek. Dolayısıyla buna bakmamız gerekiyor. Çünkü yüksek kâr yüksek getirir ve rekabeti çekiyor ve çoğu şirket için çok yüksek marjlar, çok yüksek sermayı getirileri, otodamaya do dönüşür kaçılılmasalda getiriyor. İkincisi çok hızlı büyüyen şirketlere değil, büyürken kareden ve pazarpayı kazanan şirketlere bakmamız gerekiyor. Yani hendek sandığımız tuzaklara düşmemiyorumiz gerektiğini düşünüyorum ben. Üçüncüsü de iyi şirketle, iyi yatırım birbirinden farklıdır. Çok iyi bir şirket olabilir fakat o şirketin fiyatının içerisinde gereksiz miktarda. O bu bahsettiğim pirim varsa, biraz önce bahsettiğimiz o kalite pirimi varsa, siz o şirketine kadar güvenirseniz güvenir şirketine kadar kâr ederse etsin, bu ortalamaya dönüşten dolayı siz o şirketi çok pahalıya almış olabilirsiniz. Yani burada mangrad katılıyorum ama biraz da ben hani kendimi istedim. - İkisinin ortasında gibi görüyorum. - Kali teye, makul, fiyat, öde biraz da ucuz al yani. - Biraz da kraham stili diye düşünüyorum. - İkisinin de ortasında kendimi görüyorum. - Kapatırken söylemek istediklerim bunlar. - Senin de düşüncelerini alayım. - Çok güzel özetledim bence. - Çok ekleyecek bir şeyim yok benim aslında. - Tüm bölüm bence gayet güzel bir bölüm oldu. - Dinleyenlerde umarım keyf almışlardır. - Teşekkür ederiz yenildiğiniz için. - Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. - Kendinize iyi bir. - Görüşmek üzere. [. müzik çalıyor. ]

Podcast Summary

Key Points:

  1. Ekonomik hendek, bir şirketi rakiplerinden koruyan ve sürdürülebilir rekabet avantajı sağlayan yapısal bir özelliktir.
  2. Yüksek kâr, rekabeti çeker; bu nedenle şirketlerin sermaye getirisini sürdürülebilir kılması için hendek oluşturması gerekir.
  3. Hendek kaynakları arasında marka değeri (fiyat primi yaratma), lisanslar (sektöre giriş engeli) ve stratejik konumlanma (rakiplerden farklı faaliyetler) yer alır.
  4. Operasyonel etkinlik tek başına yeterli değildir; rakipler tarafından kopyalanabilir. Gerçek hendek, stratejik farklılaşma ve ödünleşmelerle oluşur.
  5. Türkiye piyasalarında şeffaflık eksikliği ve koordineli işlemler gibi sorunlar, MSCI endeks notunun düşürülmesine yol açmıştır.
  6. Enflasyon, Türkiye'de yatırımcılar için en büyük hendek olarak görülmekte ve getiri sağlamayı zorlaştırmaktadır.

Summary:

Ekonomik hendek kavramı, Warren Buffett'ın bir şirketi çevreleyen ve onu rakiplerden koruyan bir kale hendeği metaforuna dayanır. Bu hendek, şirketin sürdürülebilir rekabet avantajını temsil eder. Yüksek kârlılık her zaman rekabeti çeker; bu nedenle şirketlerin sermaye getirisini koruyacak yapısal engeller oluşturması gerekir.

Hendek oluşturmanın beş ana kaynağı vardır: marka değeri (müşterilerin prim ödemeye razı olması), lisanslar ve patentler (sektöre giriş engeli), ağ etkileri, müşteri bağlılığı (yüksek değiştirme maliyeti) ve maliyet avantajı. Ancak operasyonel etkinlik tek başına bir hendek değildir; rakipler tarafından kopyalanabilir. Gerçek stratejik avantaj, rakiplerden farklı faaliyetler seçmek ve ödünleşmeler yapmakla elde edilir.

Örneğin Apple, marka değeri sayesinde arz-talep dengesinin üzerinde fiyatlama yaparak yüksek marjlar elde eder. Türkiye piyasalarında ise şeffaflık eksikliği ve koordineli işlemler gibi sorunlar, MSCI endeks notunun düşürülmesine neden olmuştur. Ayrıca yüksek enflasyon, yatırımcılar için aşılması gereken en büyük hendek olarak öne çıkmaktadır.

Sonuç olarak, sürdürülebilir değer yaratımı için şirketlerin sermaye maliyetinin üzerinde getiri sağlaması ve bu avantajı koruyacak yapısal engeller oluşturması gerekir.

FAQs

Ekonomik hendek, bir şirketi rakiplerinden koruyan, sürdürülebilir rekabet üstünlüğüdür. Warren Buffett'ın tanımıyla, şirketin gelirlerini koruyan bir kale hendeğidir.

Beş ana kaynak vardır: marka değeri, lisanslar, ağ etkisi, ölçek avantajı ve yüksek geçiş maliyetleri. Bunlar şirketin rakiplere karşı uzun vadeli koruma sağlar.

Şirketin yatırılan sermayesinin üzerinde sürdürülebilir getiri sağlayıp sağlamadığına bakılır. Ayrıca rakiplerden farklı stratejik konumlanma ve fiyatlama gücü de önemli göstergelerdir.

Hayır. Marka değeri, ancak müşterilerin o ürüne prim ödemeye razı olması durumunda hendek oluşturur. Sadece bilinirlik yeterli değildir; örneğin bir havayolu markası tanınsa bile bilet fiyatını artıramıyorsa hendek sayılmaz.

Bankacılık, telekom, enerji gibi sektörlerde lisanslar, yeni oyuncuların pazara girmesini engelleyen yasal engeller oluşturur. Bu da mevcut şirketlere rekabet avantajı sağlar.

Apple, marka değeri sayesinde arz-talep dengesinin üzerinde fiyatlama yapabilir. Müşteriler, benzer özellikteki Android telefonlara göre Apple ürünlerine %20-30 daha fazla ödemeyi kabul eder.

Chat with AI

Loading...

Pro features

Go deeper with this episode

Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.