Go back

Aslı Aktemur Burgaz: Florida’da Ebeveynlik | Expat Life & Cross-Cultural Parenting | E009

70m 58s

Aslı Aktemur Burgaz: Florida’da Ebeveynlik | Expat Life & Cross-Cultural Parenting | E009

Global Ebeveynlik Pusulası podcastinin bu bölümünde, sunucu Çağla Selveroğlu, uzun süredir yurtdışında yaşayan Aslı Aktemur ile göçmen ebeveynlik deneyimlerini konuşuyor. Aslı, psikoloji mezunu olup 11 yıldır Türkiye dışında yaşıyor; önce 4 yıl Bahamalar'da, ardından 7 yıldır Amerika'da ikamet ediyor ve evden yazılımcı olarak çalışıyor. Bahamalar'a ilk gittiğinde dil endişesi ve kültürel bağlara tutunma isteği nedeniyle sosyal olarak içe kapanık bir dönem geçirdiğini, Türkçe içeriklere yöneldiğini ve adaptasyonun zor olduğunu anlatıyor. Ancak çocuk sahibi olduktan sonra anne gruplarına katılarak sosyalleşmeye başlamış ve İngilizce becerilerini geliştirmiş. Amerika'ya geçişi, eşinin iş fırsatı sayesinde gerçekleşmiş ve burada daha özgüvenli bir şekilde hayatına devam etmiş. Amerika'da, özellikle iyi bir okul bölgesinde yaşamanın getirdiği bilinçli komşuluk ilişkileri sayesinde çocuklarının güvenli bir ortamda büyüdüğünü, kültürel uyum konusunda ise Türk marketleri ve restoranları sayesinde zorluk çekmediğini belirtiyor. Göç sürecinin, onu hem kişisel hem de ebeveynlik anlamında dönüştürdüğünü vurguluyor.

Transcription

10365 Words, 70426 Characters

Turkish
Merhaba ağlar, global ebeveynlik pusulası podcastine hoş geldiniz. Ben Kinnik Psikolop, Çalatuba, Selveroğlu. Bu programla göç eden ebeveynlerin hikayelerine, çocukların yaşadığı zorlıkları ve dünya vatandaşı yetiştirmeyi puçlarını konuşacağız. Hazırsanız, İlyham ve Yusofet'imize başlayalım. Merhaba ağlar, global ebeveynlik pusulası podcastinin 9. bölümüne hoş geldiniz. Bu bölümde kıtada değiştiriyoruz. Amerika'ya uzanıyoruz ve Filori'da da sevgilin meslek taşım, yeni YouTuber 10 parmağında 10 malifet, anne, Aslı Aktemur burgasla birlikteyiz. Hoş geldin Aslıcığım, nasılsın? Merhaba ağlar, Cem'i iyiyim teşekkür ederim, sen nasılsın? Ben de iyiyim, çok teşekkür ederim, sevgili dinleyenler bilmiyorlar ama biz Aslı eliniversiteden arkadaşız, aynı zamanda meslek taşız. Son dönem fark ettim ki çok fazla mesleklaşım göç etmiş ve ben göç adam meslek taşlarımla, yeniden bir yere gelip sohbet etme şansını bu podcast vesilesiyle bulabildim. Ben Aslı'yı çok iyi tanıyorum, bir yandan uzun süreden beri takip ediyorum ama sevgili dinleyenler için biraz Aslı kim dirinler yapıyor bahseder misin? Tabii ki, evet öncelikle çağla ile okuldan tanışıyoruz ve o zamanlar belki çok fazla iletişimiz yoktu ama sonrasında hep ırsı batta kaldık, o yüzden çok mutluyum. Batgesler de bu arada inanılmaz, faydalı ve çok zevkle dinliyorum. Teşekkür ediyorum, bunun için sana. Kendimden bahsedeyim, ben 38 yaşında bir psikolojim meyazunu diyorum, kendime psikoloj demiyorum çünkü hiç psikolojluk yapmadım açıkçası ve 11 senedirde Türkiye dışında yaşayan bir anneyeyim. Bunun dört senesi Bahama'da geçti, 7 senedirde, Amerika Florida eyaletinde yaşıyorum. Uzun bir süre mesleğime ara verdim tabii Türkiye'den çıktıktan sonra ama son iki yıldır da devolu pro olarak yazılımcı olarak çalışıyorum, evden çalışıyorum. Günüm böyle geçiyor hem çocuklar, hem iş, hem ev, bir yandan böyle devam ediyor. Bir yandan da YouTube ve Instagram üzerinde aktif olmaya çalışıyorum, her ne kadar son iki senedir işe başladıktan sonra YouTube ve Instagram'da çok aktif olamazsam da bir yandan da öyle bir sosyal medya çerikleri üretmeye çalışıyorum. Belki dinleyenler için böyle alternative bir seçenek doldur, önceden ürettiğim içerikler gerçekten çok keyifli, çok kaliteli. Hatta bizim hani senin çok bilmediğin bizim eşimle pandemi döneminde senin YouTube kanalındaki her bölümü heyecanla takip ediyorduk, çıksada tekrar izlesek aslında nereye gitmiş değil böyle. Amerika'nın aslı kanalımın abonülerinden biriydik, neler üretiyordun, neler yapıyordun şu an neden aravalin aralara bir soruyu mistedim sana. Çok teşekkürler, tabii ki çalışmadığım dönemde çok daha rahat kolay zaman bulabiliyordum. İçeriklerimden genel anlamda aslında işte Amerika'da, hayat, Amerika'da yaşam ev düzene işte çocuklarla nasıl vakit geçiriyorum. Evet gerçekten çok fazla insana ulaşıp insanların da bana kolaylıkla ulaşabilmesini aslında vesile oldum diyeyim. Oralarda çok fazla soru geliyordu, özellikle Türkiye'den çıkmak isteyen ya da mekrekemek isteyen vatanda aşırı için herhangi en ufak bir şeyde bile soru soru biliyordu ve cevap albulabiliyolardı. Tabi bu arada orada kendi deneyimlerimden hep bahsediyordum, Amerika çok büyük, çok farklı şeyler, farklı hayaletler de farklı şeyler yaşanan biliyor. Ama benim kendi deneyimlerimden yola çıkarak hani ben bu şekilde yaşadım. Belki size de bu şekilde vesile olur örnek olur diye anlatıyordum herkese. Dedim gibi hem aile ilişkileri, burada işte Amerika'da yaşam komşuluk ve okul düzene, hem de arabanı salınır, ev nasıl alınır gibi ya da işte dediğim gibi çocuklarla bugün kütpaneye gittik, şöyle şöyle bir şey yaşadık gibi, bilgiler veriyordum. Umarım faydalı oluyordur ama şu oralar dediğim gibi iş yonluğun sebebiyle hem çok fazla bir içerik bulamıyorum hem de zaman bulamıyorum açıkçası. 11 sene önce göç etme hikayeğinden bahsettin, bunun dört sene ise bahama da geçti, yedi sene Jerry'de, Flury'da dısın. Bahama fikrin nasıl ortaya çıktı? Neden bahama mesela? Çok ilginç gelip bilir sevgili dinleyenlere. Biriden biri Türkiye'den insanın ilk aklına gelecek yerlerden bir tanesi değil. Nasıl oldu da bahamaya yolculuk başladı. Evet gerçekten çok değişik oldu, bizim için de açıkçası hiç beklemiyorduk. Şöyle 11 sene önce zaten Green Cardımız vardı ama Türkiye'deki hayatımız, evimiz, ailemiz arkadaşlarımız da devam ediyordu bir yandan. O yüzden hani çok bir sıkıntımız yoktu. Daha sonra özellikle eşim ya bizim Green Cardımız var. Neden işte Amerika'ya gitmiyoruz? Orada da bir iş arayalım gibi bir taleple geldi. Bunun üzerine ben de tabii ki olur dedim. Ve kendisi New York'a geldi, bir arkadaşlarımızda kaldı ve orada iş aradı ama burada eşim gemi işam verdisi. Ama orada Amerika'da bir sürü iş başvurları ve sayre insan kaynaklarıyla görüşmeler falan yapıldı. Ama sonuç olarak Bahamma'da bir Amerikan firmasıyla anlaştı. Bahamadaki bir tersanede mühendisi olarak çalışma teklifi aldı. Ben de o sırada da Türkiye'deydim o iş ararken çünkü benim işim devam ediyordu. Evimizi daha kapatmamıştık. Begün beni aradı dedi ki ben teklifi aldım ama Bahamma'da yani Amerika'da değil. Ben o zaman için tabii bir 9 ay kadar bir süre geçmişti eşim iş arıyordur sırada. Artık neresi olursa başlayalım. Sonrasında bakarız gözüyle bakıyorduk. Çünkü bir yandan da Amerika'daki insan kaynakları çalışanları özellikle işyalım uzmanları şey diyordu. Türkiye'de sadece deneyimin olduğu için Amerika'da bir anda böyle iş bulmağı zor olabilir çünkü hiç yurt dışı deneyimin yok. O yüzden hani hem zaman olabilir hem de beklentilerini biraz alçak tutmamışsın diyorlardı. Dolayısıyla biz hani Türkiye'den çıkmış olmak için az çıkçası orada bir farklı bir ülkede deneyimiz olsun dediğimiz için Bahamayı kabul ettik. Çok da iyi oldu. Yani dört sene orada yaşadık ve gerçekten hiç insan hayatında hani ben dört sene Bahamma'da yaşayacağım diye bir hayal kurmamıştık, düşürmemiştik bile öyle bir şey. Ama oraya gidince gerçekten çok farklı bir hayat gördük. Varklı bir yerde işte İstanbul yani işte bilmem kaç milyonluk İstanbul şehrinden. Kücücük bir adaya böyle elli bir fuslu, küçük bir adaya gittik. Ve orada dört sene yaşadık. Tabii ki zorlukları da vardı ama çok güzel yanları da vardı. Arkadaşlar edindik hala görüştüğümüz konuştuğumuz. O yüzden mutluyuz açıkçası ama Bahamaya gitme şeyimiz o şekilde oldu ama sonrasında Amerika'ya geçişimiz çok daha kolay oldu bizim için açıkçası. Amerika'ya geçişiniz de konuşalım da. Ben öncelikle şeyi çok merak ettim. Benim üniversitedığım aslığı kendine çok yeterim, yapan gelişime çok açık, sürekli değişim konusunda kendine meydan okuyam bir kadın. Şimdi Bahamma'da aslında onun değişimi için ve dönüşüm için çok iyi bir fırsat. Dört sene de aslında çok önemli bir zaman. Oraya giden aslı ile dört sene sonunda Bahamadan Amerika'ya doğru geçen aslı arasında nasıl bir fark var? Nasıl neler katlısına? Bahama çok merak ettim. Yani oraya ilk gittiğimizde birazcık açıkçası çekinip kaldım. Yani Türkiye'deki o sosyal hayatım o girişimciliyim. Ve sadece çok fazla ön planı çıkaramadım çünkü adaptasyon sürecinde biraz kendi kendimeydim. Eşim çalışıyordu, çocuğumda yoktu o zaman. Böyle bir artı bir, bir apartman da ailesinde mücadele ediyordum. İngilizcem vardı bu arada ama kendime güvenmiyordum. İngilizceme güvenmiyordum. Hataha yapmaktan çok korkuyordum, dilde. Aksanım var. İşte beni anlayabilecekler mi? Ya da tamamen Türkçe düşünerek cevap veriyordum falan. O yüzden çok çekinikten. Yani iletişime giremediğim için. Ben normal şarklarda da çok konuşan bir insanım Türkiye'de de böyle. Çok detay veren, çok anlatam, uzun telefon da konuşan öyle bir insanım. Orada böyle aşırı bastırılmış gibi hissettim kendime. Ve Türkiye'den bir süre tabii ki kopamadım. Hala işte Türk dizileri izliyordum, işte aşkım emniyum, üçüncü kez izliyordum. Falan yani böyle. Ne yapacağını çekirmiştim yani. Ama bunun dışında da işte hani komşularım var. Bir yandan mesela çok sabriğinin yani eşimin arkadaşının eşleri falan böyle hani çok yardımcı oldular. Onlar beni böyle dışı çekmeye çalışıyorlar. Benim bile işte ben bugün Skype üzerinden ailenle görüşeceğim falan diye erteliyordum. Yani oradaki etkinlikleri. Bu da kötü bir şey yani aslında. Tabi sosyalleşmemi engelliyordu ya da kendimi geliştirmeme engelliyordu. Daha sonra işte bir bir buçuk sene. Mesela bana ailen şey diyordu. Hani bir spor yap, git kafanı dağıtmak çok güzel plajlar var. Yüz kendine yatırım yapmıştı, vücuduna vesaire. Hiçbir şey yapasım gelmiyordu. Bütün gün evde dediğim gibi sabah kalkıp aşkım emni. Sonra bir saat iki saat Skype üzerinden aileyle görüşme. Biraz yemek yap işte. Sonra zaten eşim geliyordu, ona takılıyorduk. Falan yani çok fazla böyle kendimi geliştirmem fırsatım olmadığım. Mesela hep Türkçe kitaplar okuyordum. Mesela eşim diyorduk yani hani İngilizce yok mu? Adem'in İngilizce de ne güvenmiyorsun? Ya da hani arka tarafta mesela aç işte yabancı haberler dinle. Yani izlemek zorunda değilsin ama kulak da olduğunu olsun. Yemek yaparken arkada. İngilizce bir şeyler dinle. Kesinlikle bunları açık değildim ilk gittiğimde. Sadece işte Türkçe yayınlar, Türkçe YouTube işte. Türkçe kitap okuma, Türkçe dizi film. Hep böyle geçelim. Çok fazla kendimi yatırım yapamadım dediğim gibi böyle çok çekini kolduğum bir dönemde. Ama böyle özellikle çocuğum doğduktan sonra çocuklarla böyle anne çocuk gruplarına falan gireerek daha fazla sosyalleşmeye başladım. Böyle yabancı kaynaklardan daha fazla okumaya başladım. Çocuğumun gelişimi için. Ya da işte Amerika'da mesela işte bir hasta oluyor atıyorum Amerika'da nasıl ilaç alacağım. İşte hangi ilaç, Türkiye'deki neyin muadilidir falan gibi. Böyle daha fazla şeyler öğrenmeye başladım. Ve tabii ki oradaki annelerden de çok fazla bayda sağladım. O şekilde daha fazla sosyalleştim diyebilirim yani yalnız başımayken daha çekiniktim. İşte bir Amerika'ya gelirken tam tersi artık çoğu şeyi bilerek yani çocuklarımı da hani çocuğumu da biraz daha büyümüştü. Çok daha fazla öz güvenli olarak Amerika'ya geldim. Şaşırdım birazcık aslında çünkü hani benim tanıdığım hastadan çok farklı bir senarya anlatıyorsun. Bu muhtemelen göçle beraber yaşadığın kaygı, belki bilmiyorum yetersizlik orada hissettiğin neydi. Adap'ta olmak istemiyorum ben köklerimden kopmak istemiyorum. Büyük daha izole ettiğin bir şeyden bahsediyorsun. İki tane kızın var, sevgili dinleyen bilmiyordur. Kızlardan bir tanesi bahamada doğdu diye duydum doğur mu? Biz bahamada yaşarken doğdu ama Amerika'da doğdu. Çünkü yani hamilelimin 28. haftasında Amerika'ya geldik ve orada 3 ay bebeyi bekledik. 3 ay bir yer kira alamıştık. Bebek ilk bebeğim doğduktan sonra iki, üç hafta sonra hemen pasaportu gelir gelmez. Sekar bahamaya geri döndük. Bahamada yaşıyorduk ama çocuğum Amerika'da doğdu. Tamam. Dolayısıyla sen doğumdan sonra göç ettin. Yani çocuğum varken göç ettin Amerika'ya. Bahamadan Amerika'ya göçten bahsediyorum. Evet evet kesinlikle. Bir çocuğum iki buçuk yaşındaydı. İkinci çocuğuma da hamileydim Amerika'ya göç ettiğimizde. Tamam. Aslında iki çocukla göç etmişsin sen. Biri karnında biri yanındayken iki çocukla Amerika'ya göç ettin. Bahamadan Amerika'ya geçişi nasıl oldu? Yine eşinin eşi dolayısıyla mı geçti o süreç? Evet. O da dört senenin sonunda iki senelik kontrat imza alıyordu eşim. Ördüncü senesi. İkinci kontrattan sonra ben de hamile olunca ve çocuğu da Amerika'da doğuracağımız için ben şey dedim hani oraya gideyim yine bekleyim istiyorum ama bir yandan hamile olarak tekrar Amerika'ya gideyim. Birinci çocuğum var. Tek başıma nasıl yapacağım? İlkinde tek başıma aydım çünkü eşim, bahamada çalışıyordu. Git gel yapıyordu fırsat buldukça ben tek başıma aydım. Sonra annem geldi. Ama bu sefer tabii bir çocuk biri karnımda nasıl yapacağım. Çocuğu okula gönderecek, mis göndermeyecek mis tek başıma mücadele etmem zor olacağı için. Şimdi dedik ki o zaman en azından dengırın kardımız var. Amerika'da bir iş bulayım ben dedik. Amerika'ya geçelim artık dedi. Ve bu şekilde Amerika'daki iş yerlerine başlamaya başladı. O da çok hızlı bir şekilde oldu. Yani şansımız yağver gitti. Bu Merit Island'da yine şu an yaşadığımız yerde bir iş yeriyle anlaştı. Ve bir hafta un gün içerisinde görüştü ve teklif aldı. Hemen bulduk. Zaten orada dediğim gibi kontratı bitiyordu, ikinci kontratı. Oradakilerde söylemişti. Benim için yenilemeyin. Çünkü Bahama Amerika olmadığı için bizim gırın kartlarımız orada işe yaramıyordu. Bizim için eşim için çalışma izin alıyorlardı şirket ve bunun için de devleti tabii ki para ödüyorlardı. Yabancı çalıştırdıkları için. Şimdi bunu tekrar ödemesinler diye söyledi hani ben bu sene kontratım bitince gideceğim benim kontratımı yenilemeyin. Vize'de almayın benim için gibi. Onlara da yük olmak istemediği için. Gerçekten de çok şansımız yağver gitti. Hemen dediğim gibi bir hafta un gün içerisinde iş buldu. Ve biz buraya geldik. Göçüşümüz. Bu şekilde oldu yani Amerika'ya. Yiyin süper. Yani aslında ilk bir anda döndüğünüz yer, green kart dolayısıyla Amerika'ydı. Ama önce bir hani Amerika'nın D-Tur dediği şeyi Bahama özelliğinden yapıp tekrar Amerika'ya geri döndüğünüz bir yer var. Orada da şansınız yağver gitti. Ve iki çocukla beraber. Biri karnında, bir yanı başında güzel kızlarına beraber Amerika'ya olduğunuz başladı. Burada hem senin, hem eşinin Amerika'ya geçiş süreci nasıl oldu? Yani burada şey dedin ya o zaten. Bahamada daha kapalı, daha kendi kabuğumdaydım. Kendi kültürüme daha güvendi hissettiğim yere daha tutunmuş bir yerdeydim. Yavaş yavaş Amerika'ya geçtiğinde o Amerika'ya kültüre, yeniliği, değişime, integrasyona daha adaptı olduğum bir süreç başladı ama. Şöyle oldu. Şimdi biz dört sene Bahamada'yken green kartımız da olduğu için Amerika'ya çok sık giriş çıkış yapmak zorundaydık. Yani Türkiye'de kendi dört beş aile bir Amerika'ya gelip gidiyorduk. Yine green kartı kaybetmemek adına. Ama Bahamada zaten mayemiye yani uçakla 25 dakika falan sürdüğü için çok sık yani aide bir bazen aide iki mayemiye gidip geliyorduk. Ve böylece green kartın giriş çıkışımız olsun Amerika'ya diye açıkçası. O yüzden hep böyle hafta sonları ya da böyle bir üç günlük, dört günlük tatilimiz olduğu zaman hep oralara gidiyorduk. Ve orayı da Amerika'yı daha fazla biliyorduk açıkçası. Aynı zamanda bu Bahamaya gitmeden önce eşim zaten 9 ay niyorkta yaşadığı iş bulma sürecinde orada o daha fazla şeyler öğrenmişti. Yani o yüzden aslında Bahamada'nın Amerika'ya geçişte çok o kadar fazla zorlanmadım ve dediğim gibi mesela Bahamada bir anne çocuk grubumuz vardı. Orada çok şeyler öğrendiğim için Amerika'ya gelir gelmez. Hemen anne çocuk grubları araştırmaya başladım. Yani bildiğim bir şeyi orada da devam ettirmeye başladım aslında. O yüzden çok fazla adaptasyonunda sıkıntım olmadı. Daha böyle artık kendimi integre bir şekilde daha açıktı yani aslında hem beynim hem gönlüm yani Amerika'ya. Dolayısıyla bir de burada çok fazla yani Bahamada'ın sonra çok fazla fırsat olduğu için Amerika'da burada kendimi çok daha fazla eğlendirecek, oyalayacak. Ya da işte kendime yatırım yapabileceğim çok daha fazla alternatifim olduğu için burada daha kolay adaptı olduk günler böyle daha hızlı, daha eğlenceli, daha yoğun geçmeye başladı. Yani o Bahamadaki sakin hayat yerini burada daha böyle hızlı bir hayata bıraktığı için o yüzden çok daha kolay oldu adaptasyonun diyebilirim yani. Şahane, birki kültürü landanda seni zorlayan bir şeyleri oldum yani hem Bahama, hem Amerika için soruyorum. Çünkü Türkiye, Türk kültürüne aşkın memnunya bu kadar sıkı sıkı tutunmuşken sonrasında yenilikler anne grupları yani hem çünkü bir yandan sen oraya asla olarak gittin. Yani bir eş olarak ve bir kadın olarak gittin. Bir de buna ebeveynlik de rol olarak eklende hayatına bununla beraber aslında hem kendi geçişin hem kendi adaptasyonun hem de çocuklarınla adaptasyonunda oldu. Bunu da bir sorum olduğu var. Buradan arada senin kültür olarak zorlayan bir yerlere oldum ya da buna hani başa çıkmak için neler yaptım. Yani aslında Bahamadan Amerika'ya geçtiğimiz dönemde dediğim gibi daha böyle kendime güvenin mesele arttı için, daha aktiftim, daha sosyal olmaya çalışıyordum. Oysayla biz bir de burada şu anda Mel Böndenşoruz, Florida'da burası küçük bir yer yani mayami gibi orlanda gibi çok kalabalık büyük bir şehirdeği. Biz küçük bir kasaba gibi bir yerde yaşadığımız için çok böyle aşırı kültürler bir fark hissetmiyoruz açıkçası. Yani komşuluk ilişkilerimin çok iyi sokakta oynuyor çocuklar, okudan gelir gelmez. İşte akşam güneş patana kadar oynuyorlar, hava kararınca eve gelin muhabbeti, yani bizim çocukluğumuzdaki gibi yani eskiden bize şey vardı. Ezan okununca gelin burada tabii olmadığı için biz güneş battığı zaman, hava karardığı zaman gelin dışarıda olmayayım diye onlara sınır koyuyoruz. Yani o yüzden bu arada mesela Türkiye'dekiler hep onu soruyordu bana. Türkiye'deki gibi komşuluk olur mu? Amerika şöyle böyle yani bizim de tam tersi, komşularımız o kadar iyi ki nazar değmesin. Yani evimiz yiyetmiş beş yaşında iki böyle ton ton, çift ona sonra ama onun dışında çok fazla bizim yaşlarımızda olup, bizim yaşlarımızda çocukları olan aileler var çocuk. Ve eve de iyi insanlar da yani. Tabii biz bu arada evimizi seçerken okul puanlarının iyi olmasını dikkat ettik çünkü çocuğumuz okula başlayacaktı. Burada işte bu Amerika'nın biliyorsunuzdur belki okullarının rated ili, puanlandığı siteler var. Oradan bakıyorsunuz ve puan yüksek okullara göndermeye çalışıyorsunuz çocuklarınızı. Puan'ı yüksek olan okulların olduğunu hallelerde de evler biraz daha yüksek fiyatlı oluyor açıkçası. Evler biraz daha yüksek fiyatlı olduğu için orada yaşayanlarda bir tık daha böyle hani seviyor olarak biraz daha iyi aileler oluyor. Daha bilinçli aileler, daha eğitimli aileler oluyor. Dolayısıyla biz de öyle bir mahallede yaşadığımız için aileler gerçekten bilinçli. Ve hani hem güvenlik açısından bilinçliler, hem işte çocuklarını böyle sılıp, sokağa, ne hallere varsa görsünler gibi değil hep böyle kontrol eden aileler. Biz böyle hani güvenliği olan falan bir sitede yaşamıyoruz hani herkes girebilir siteye ama gerçekten güvenli hissettiğimiz bir yerdeyiz. Çocuk parkımız var, sitenin parkı, çocuklar oraya gidiyorlar. Mutlaka bir anne ya da bir baba, bazen hani iki üç anne baba. Onlarla birlikte oluyor, gözlemliyorlar. Ben şimdi çalışmaya başladığım için aileler mesela biliyorlar. Çok fazla çocuklarıma bakamıyorum çalıştığım dönemde saatlerde en azından. Onlar da rica ediyorum hani ben gelemiyorum siz akar mısınız bizimkileri. Onlar da seve seveni içe yapmıyorlar ya da eğer dışarı çıkmayacaklarsa çocukları bize yollayın diyorum hani biz de olsunlar, evin içinde olsunlar. Onlar da bize yolluyorlar yani. O şekilde çok rahatlıkla. Yani Türkiye'deki komşularımızı aratmayacak şekilde komşularımız var. Ve çok bu da aslında insanlar yani şaşırıyorlar açıkçası buna. Ama bizim o şekilde. Ve burada da Amerika'da mesela bahamının tersine yemek kültürü açısından çok rahatlıkla kendi damak tadımıza uygun, kendi yemek kültürümüzü uygun yerler bulabiliyoruz ya da yemekler bulabiliyoruz. İşte Türk restoranları var ne bileyim Türk marketleri var hani istediğimiz gibi Türkiye özlememiz olursa o şekilde devam ediyor. Ama onun dışında bir sürü işte İtalyan ufakları ya da işte ne bileyim mekskın, Koreç'in neyse hani her şey var yani bahamada bu biraz zorlayıcıydı. Ama burada o yüzden çok çok kolay adaptı olabiliyoruz. Yani çok çok farklı böyle kültüren zorluk yaşamıyoruz. Çocuklarda dediğim gibi zaten burada doğup büyüklere için arkadaşlarıyla çok rahatlıkla adaptasyon sürecini geçiriyorlar yani öyle bir sıkıntı yaşamıyoruz. Böyle anlattığın ortam bizim 90'larda çocukluğumuzda yaşadığımız mahalle ortamı çok önemli sattı bana böyle hani. Akşam izanıyla ve hava karardığı zaman eve girme, komşuya çocuk emanet etme sokakta saatlerce zaman geçirme kültürü. Aslında senin çocukluğunu denk gelen bir yerde güvende hissettirmiş sanki ne darsın. Evet olabilir aslında yani gerçekten kendimiz daha işte birkaç gün önce konuştuk yani benim de öyleydi yani annem biz dışarı çıkardık mahallede oynamak için annem sadece bana şey derdi. Ben aslı diye bağırdığım zaman sen buradayım anne diye sadece sesini duyayım yeter derdi. O yüzden o bana aslı dediği zaman ben buradayım anneciğim tamam derdi içeri girerdi işini yapardı. Biz sokaktık güvenli bir şekilde oynamaya devam ederdi. Ve bilirdik işte ezan okulduğunda ya da işte hava karardığında eve gireceğiz ola. Öyle bir güvenle olanımız vardı burada da onu çocuklara yani hazırladık herhalde otomatik bilmiyorum yani bilerek mi yaptık bilmiyerek mi ama. Yani istediğim gibi mesela işte her yalı bir kere aşuremi yaparım komşularıma götürürüm ya da işte yıl başında bir küçük hediyalarım onlara onlar da bize aynı şekilde. Mesela bir an komşum tabağın hiç boş bırakıp göndermez. Halbuki hani bu bizim kültürümüzde var olan bir şey gibi hissederiz ama mesela o kendisi yapamaz o 75 yaşında dedim. Kendisi yapamaz ama dışarıdan bir kapkil kalır mesela ya da bir mafinalır içine koyar tabağı öyle veririm mesela yani bunlar falan çok benim hoşuma giden şeyler açıkçası. Bu arada ben bu YouTube'a Instagram'a işte yayın yapmaya başladığınız zaman insanlardan çok fazla işte biz hiç komşularımızla yüzüze bakmıyoruz sizin nasıl hani böyle olabiliyor. Ya da işte bizde çok fazla hani ırkçılık var işte kabul etmiyorlar dışarıdan insanları falan gibi çok fazla soru alıyordum ben sizde nasıl orada da öyle mi ırkçılık var mı vesaire. Yani bizde hiç yaşamadık yani Allah'a çok şükür değil mi yani nazar değil misin? Hiç yaşamadık ama tersi böyle bizim kültürümüze çok yakın aileler yani dediğim gibi işte tabağın boş vermiyor işte çocuğu bakalak oluyor. Hediyalar bizim kızları mesela çok seviyorlar yıl başında mutlaka hediye getirirler yani o yüzden kendimi çok böyle hakikaten evde gibi hissediyorum yani ya da ülkemizde gibi hissediyorum. Bu aslında sevgili dinleyenler için çok büyük bir ipucu belki fark etmeden verdin bence okul puanına göre oturacağı yeri seçmek tabii bu hensizin içinde bir yandan da şans doğru yeri bulunmak, vütçeye göre uygun bir yer bulunmak o yerin müsait olması falan gibi bir sürü parametre var. Siz bunların eşleştiği gerçekten sosu kültürel anlamda da güvendiye hissettiğiniz bir ev sahibi olduğunuz ve çocuklarda güvendiğiniz bir mahalle de ve güvendiğiniz bir okulda eğitim görüyorlar bu da sana zaten komşuluk sosyal edişkiler güvenli alan sırtını yasteyebileceğin böyle bir network ilişkisi hepsini birlikte paket halinde getirmiş sanki değil mi? Kesinlikle öyle oldu yani tabii ki okulda bu arada okulumuz gerçekten çok güven çok memnun, normal bir devlet okulu olmasına rağmen hani hem puanlarıyı, hem öğretmenler çok ilgili vesaire ama şey olarak tabii ki çocuklarda mesela zorbalık vesaire olabiliyor. Hani ırkçılık anlamında değil ama hani biliyorsunuz, o yaşlarda çocuklarım şu an biri dördüncü sınıf, birinci sınıf, ilkoku zorbalıklar olabiliyor ama kesinlikle ırkçılıkla alakası yok hani bizim Türkiye'den gelmiş olmamız işte Türk olmamız ya da işte İngilizce bizim ikincili olmasa hani bu şekilde kesinlikle konu olmuyor. Tamamen çocukların kendi yaşlarıyla alakalı olan zorbalıklar olabiliyor. Bu da yani açıkçası hani çok fazla olmadı. Bir kere öyle bir şeyi başımıza denk geldi büyük kızımla birlikte ama onda da öğretmenlerin yaklaşımı o kadar iyiydi ki yani kızım neredeyse bunu hiç hissetmedi gibi bir şey diye bir yani kızım bunu çok fazla aslında büyütmedi ama bana anlattığı zaman ben kendimi kötü hissettim. Öğretmenlerini söyledim. Öğretmenleri de bunu dağın haberimiz yoktu. Teşekkür ederiz bunu dile getirdiğiniz için. İşte biz hemen gerekeni yapıyoruz diyerek gerçekten onların isteği yerlerini değiştirmek ya da işte ailesiyle konuşmak çocuğum falan gibi. Ufak çaplı bir şey yapıldı. Onun dışında işte eve mesela kart gönderdiler. Durucuğum iyi ki bizim sınıfımızdası kendimizi çok şanslı hissediyoruz bizim sınıfımızda olduğun için gibi böyle ona çok sempetik bir kartı yolladılar falan. Durucuk mutlu oldu. Dolayısıyla yani çok güzel de böyle yaklaştılar. Haktan şu an o birincisi sınıf öğretmeni çok gerçekten çok iyi bir insan da. Mesela Türkiye'de deprem oldu. Hemen bize mi iyi miyilattı? Türkiye'de deprem olmuş işte aileniz nasıl umarım herkes iyidir ki o seni durunun öğretmeni değildi o öğretmen. Çünkü bu dam mesela birincisi sınıf öğretmeni sadece birincisi sınıfları öğretiyor. İkinci sınıf öğretmeni sadece ikinci sınıfları okutuyor. Dolayısıyla çocuklar her sınıf öğretmen değiştiriyorlar. Mesela dediğim gibi yani Türkiye'de deprem olduğumu da durur o öğretmenin öğrencisi değildi ama ona rağmen öğretmen mesela iyi miyilattı işte dediğim gibi Türkiye'de böyle böyle bir şeyler olmuşsunuz iyi misiniz. Ya da işte yani yeni yılda özel günlerde falan da iyi miyilatıyor sağ olsun. Geçen gün hatta sokakta denk geldik nasıl sarılıyoruz? Birbirimize sanki böyle haleden bir gibi yani inanılmaz bir bağı genel olarak öğretmenler çok sıcak yaklaşıyorlar yani. Ne kadar güzel ya dinlarken çok iyi hissettim bir yandan da. Şeyi de sorayım istiyorum bir yandan. Bu hani Amerika'da bizim çokça sosyal medyada maruz kaldığımız haberlerde çok sık gördüğümüz özellikle ürkçılık kaynaklı ya da işte ayrıştırma ile beraber gelen farklı göçmenlere yönelik. Tabii ki siyasi rolliri, takip eden gruplar tarafından da yapılan bir tarafı var bunun. Buralarda okullarda da işte silahlı saldırılar, cinayetler bir sürü şey duyuyorum. Genel olarak Amerika'da, Amerika demeyim yani kocaman bir ülke ve kıtadan bahsediyorum ama senin bulundur mu? Gide filore'de da ülkenin de genel politikasını yansıtan zorbalan yönelik ya da ayrıştırma yönelik bir oku politikası, devlet politikası var mı? Salmasa duruyla bunu yaşamışsın belki ve çözülmüş ama senin hissettiğin çocuklar üzerinden sana yansıyan böyle bir politika ve çözümü yollarıyla ilgili bir program var mı? Aslında öyle bir şey işte bir şey hiç yaşamadık. Bizim yaşadığımız yani aslında yani şöyle Mel burn, Florida'da izbi. Tabii ki genel Amerika ile ilgili konuşamam. Hatta genel Florida ile ilgili bile konuşamıyorum açıkçası. Her kanti dediğimiz yani işte her ilçe diye farklı yani burada bizim yaşadığımız yerde çok nezi, çok güzel işte yeni yapılan makta olan bir bölge. Zaten emekli olan askerlerin bile en son emeklilikten sonra buraya yaşamak için hayatlarının geri kalanını geçirmek için göçlü bir yer yani o kadar hani güzel ve gelişmekta olan bir yer ki hem Orlando'ya bir saat mesafe hani büyük şehirdeyim ama büyük şehirden bir şey ihtiyacın olursa bir saat mesafede ulaşabileceğim bir yerde. Hem de böyle kendi çapında küçük bir kasaba diyeyim ama dediğim gibi gelişmekte olan bir anlamda. Ama burada şu an hani bizim gözlemleriyemiz insanlar çok fazla hani biz hani Türkler olarak biz buradayız ama farklı mesela karşı komşum işte kübalı. Farklı ülkelerden bir sürü farklı insan var. Çok kabildeneci, çok hani welcoming dedikleri yani hoşlukla karşılıyorlar yeni gelenlere, yeni çocukları zaten çocuklara karşı çok sempati var bizim yaşadığımız yerde. Yani yaşlılar da sempati gösteriyor. Genç bizim yaşlarımızdakilerde çok töleranslı davranıyorlar vesaire de olayısıyla o anlamda hani ırkçılık anlamında kesinlikle ne çocuklarımız yerinden ne bize hani hiçbir şekilde öyle bir şey yaşamadık. Sadece bir keşeyi olmuş da ama bilmiyorum. Belki de biraz açıkçası, bakış açısı ile mahallakalı tam bilmiyorum. Bir iki sene önce ben burada doktora gittim. Aile hikimi buldum ilk defa kendime. Ve o şekilde tanışmaya gittim doktorla. Doktor şey dedi. İsminiz çok farklı dedi. Siz nerelisiniz gibi bir şey sordu. Ben mesela bunu çok şaşırdım. Hani İsminiz farklı ne demek yani hani yani bunu normal şartlarda kimseye söylememesi gereken bir şey. Ama adamın ağzından bir anda çıktı. Ve ben bunu ama çok fazla şey yapmadım hani evet işte biz Türkiye'üz yani bu normal bir şey. Ben böyle Amerikalı olup da İsmin değişik olan bir insan değilim sonuçta. O yüzden ben evet Türkiye'denim. Hala neye böyle konu açıldı. Sonra zaten kendisi de Türkiye'ye gitmiş gezmeye falan filan ama böyle devam ettik onu. Aslında adam belki onu sormak istemedi ama ağzından bir anda o şekilde çıktı. Ama ben bunu hani vurup çılık yapıyor işte adım farklığını demek falan diye büyütsem hani belki olay çıkardık hani bilmiyorum ama ben bunu o şekilde algılamadım. Dedim gibi biraz da böyle bakış açısıyla mahallakalın niyetle mahallakal artık. Ya ben şey yapmadım yani gerçekten garibime gitti. Ama sonra da düşündüm ben dedim ki. Ya adamın ağzından bir anda çıktı hakikaten yani çok fazla denk gelmediği için öyle dedi ama sonrasında da muhabbetimiz hani hiçbir şekilde bana kötü davranmadığı ya da böyle. soğuk durmadı. Çok tam tersi işte gezdiği ülkeleri anlattığı işte kendi eşi çok yoğun çalışırken kendisinin nasıl çocuklara evde baktığını falan anlattığı çok böyle sıcak biletişim kurdu sonrasında. Toparlamaya çalıştı. Dolayısıyla ben böyle onu büyütmedim yani ama büyütmek isteyen büyütede bilirdi yani. Ama onun dışında dediğim gibi hiçbir şekilde böyle ırkçı bir söylemem mesela hiç bana karşı bir şey olmadı. Mesela bir tane eski evimizden bir konuşumuz var. Yine böyle 78 yaşında hitonton çift daha birkaç gün önceden evimizde arladık. Hala mesela görüşüyoruz komşu olmamamızı rağmen. O da asker kızı olduğu için çok fazla ülkede babası görev yapmış ve kendisi çok fazla ülkede yaşamış. Yani öyle çok farklı kültürler gören internasyonel insanlar da var burada Amerika'lı ama çok farklı ülkeler görmüş gezmiş. Dolayısıyla farklı kültürlere açık olan insanlar var. Dolayısıyla mesela o insanlar bize çok iyi davranıyorlar. Kendileri de bildikleri için göçmenliğinde olduğunu çok farklı davranıyorlar. Mesela kendisi Türkiye'de yaşamış bundan 65 sene önce falan Ankara'da yaşamış. Onları falan anlatıyor. Hala böyle ona kadar sayabiliyor Türkçe'ye. Devam var böyle söylüyor falan hani çok mutlu oluyor bizde oldu. Ama çocukları çok seviyorlar. Yani dediğim gibi hiçbir şekilde ne kendi şansıma hani eşim de mesela uzun senelerdir yani on bir 12 senelerdir burada çalışıyor. Hiçbir şekilde iş yerinde ve saire böyle bir ırkçıl söylemem karşılaşma da açıkçası. Çünkü belki de insanlar biraz çekiniyorlar hani böyle bir söylemde bulunurlarsa başlarına kötü bir iş gelir. Dolayısıyla belki de hiç ona dikkat ediyorlar yani insanlar özel olan ekstra dikkat ediyorlar. Dolayısıyla hiçbirisi yaşamadık yani dediğim gibi bu zaman kadar. Aslında bakarsan Amerika bu kadar göçmenin bir arada huzurla yaşaması yani tırnak içinde söylemem tabii ki bir sürü başkası kıntısı olan ekonomik zorluk yaşayan, sosyal kültürelenanda adaptasyonu zorluk yaşayan. Ciddi de beni fuzfaya Amerika'nın genelinde ama bunun yanında Amerikan tarihinde ayrıştırmayı ile vırıkçılıkla ilgili kararlekeler olduğu için ve bu noktada büyük bir etnik grub buna hassası olduğu için insanlar toylamlarinde daha birleştirici ve kapsacı değil kullanmaya tercih ediyorlardır. Çünkü genel bir hassasiyet var. Yani sadece siyahihleri karşı değil, hispaniklere karşı da bu hassasiyet var. İnsanlar şey yapıyorlar yani. Siz beyazırksınız ve hatsınız tabii ki biz ne zorluklar yaşadık. Ben mesela Amerika'ya geldim de sohbet ettiği insanlardan bunu sıkıcı duydum. Yani senin de böyle şahit olduğunu sohbet ettiğin şeyler vardır belki bilmiyorum. Son dönemde birazcık daha, belki daha hassas insanlar daha özelliğine, nezakete daha ön plan aldıkları diyolukların içinde bulabiliyorlar ne darsın. Kesinlikle katılıyorum ya bunu yaşayan hani ben yaşamadım diye bunu kimse yaşamamıştır diyemem kesinlikle. Çok fazla yaşayan vardır ve fazlasıyla bunu gözemleyen ya da denemleyen olmuştur. Gerçekten de böyle bir şey denemleyince yani hissedince belki ön yargılı tabii ki davranıp hani çekinik olabilirler ya da işte en ufak bir lafı bile ağa bu ırkçılık mı acaba gibi düşünebilirler. Dedim gibi ben hani kendi denememde yaşamadım ama mutlaka vardır yani çünkü dediğin gibi burada da çok fazla hani fanatik, miliyetçi işte dinine çok düşkün. Farklı bir dinden insana kesinlikle tahammül olmayan insanlar olabilir. Her ülke de olduğu gibi. Ayrısı ile bunlar yaşanmış olabilir. Bu arada daha önce söylediğin konuya da reinim bu okullarda yaşanan özellikle bu şu tingler işte silahlanman falan bu tabii ki beni de bu arada çok tedirgin ediyor. Keşke hani bu kadar fazla Amerika'da silahı kolay erişim sağlanmasa ama tabii ki yapacağımız bir şey yok yani tabii ki çocuklarımızı okula gönderiyoruz ama her an her şey de olabilir bir anlamda kaderci de olmaya çalışıyoruz ama yaşadığım yer dolayısıyla hani güvenli bir yer olduğunu düşündüğüm için. Ben hani biraz daha rahat ucu okula gönderebiliyorum ama mesela bizim mahallemize de çocuklarında çok yakın olduğu arkadaşlarımız var. Onlar mesela çocuklarına evde eğitim işte bu homeschool'un dedikleri evde eğitimi tercih ediyorlar mesela ona da saygı duyuyoruz. Mesela homeschool'u yapan çocuklarla bizim çocuklarımız okuldan gelir gelmez hemen bir araya geliyorlar ve çok da güzel oynuyorlar. Onların arasında tabii ki hiçbir sorum olmuyor zaten hani veliler olarak da bende mesela hiçbir zaman o kadına gidip siz neden homeschool'u yapıyorsunuz diye sormadım. Sormamda bana ne yani hani kişisel bir tercihi ama o da benim kararımı sorgulayamaz. Dolayısıyla böyle saygı çerçevesinde yaşamaya devam ediyoruz yani. İki tane kızın var ve bir tanesi ilkokul bir de bir tanesi ilkokul dörtte dedin. Biraz bulunduğun tabii ki eyalete göre farklıktı gösteriyor ama her sene öğretmen değişiminden bahsettin ya. Biraz eğitim sisteminden şu ana kadar başladığın ve geldiğiniz yere kadar bahsedebilir misin? Amelika dakikaya genel eğitim sistemine baka hakim değilsindir ama kızların dolayısıyla filörüde daki eğitim sistemi birazcık demeyece de açısından gözlerinde bir çarçeve oluşturabilirsin belki. Onu şöyle anlatayım dediğin gibi eyalete göre zaten değişiyor yani ilçe bazında bile değişiyor. Yani mesela bizim bulunduğumuz bölgede ilkokul altı yıl orta okul iki yıl lisede dört yıl yani altı iki dört olarak gidiyor ama mesela mayemide mayemide filörüde sonuçta ama orada işte beş üç dört olarak gidiyor. Yani o bile değişiyor açıkçası. Bizim burada ilkokul altı yıl ve her yıl öğretmen de değişiyor işte. Dolayısıyla sınıflarda değişiyor herkes karışıyor. Aslında bunun hem artıları da var, eksileri da var. Bir yandan hani alıştıkları arkadaştıklarla ertesi sene devam edemiyorlar hani hep yeni bir arkadaşlık edinme çabası olması gerekiyor. Ama bir yandan da yeni arkadaşları diniyorlar her sene ve artık kendi seviyesindeki bütün çocukları hakim oluyorlar yani hepsini tanımış oluyorlar. Ya bu da güzel bir şey aslında ya bir yandan da mesela şeye de var. Atıyorum bir sene bir çocukla iyi anlaşamıyor, ertesi sene o çocuklar arasında olmuyor büyük ihtimalle zaten yani Dolayısıyla onunla ilgili bir mücadeleisi de olmamış oluyor olmasına gerek olmuyor. Dolayısıyla ben aslında hani bunun hem artıları hem eksileri var olduğu için ben memnunum zaten sistemde değiştiremem yani bu şeyden soruyor ama dediğim gibi Türkiye'den farklı olarak böyle bir şey var. Biz buna bayağı bir şaşırmıştık ilk başta. Bu arada ilk geldiğimiz dedi, kızıma ben kreş bakıyordum, iki buçuk yaşındaydı o zaman. Kinci çocuğumu hamileydim. İşte bir kreşe yazdıralım hani adapta olmaya başlasın artık hani sonrasında da 3-4 yaş kreş, sonrasında da ana okula başlayacaktı ya. Burada biraz böyle açıkçası, biraz hatalarımız da oldu diyeyim ya da işte bilmediğimiz için belki de bir tane okula görüştüm. İçinde bir tanesini seçtik ve çok böyle güvenli bir okul, daha böyle kurumsal bir okul, büyük bir kaç tanesini var ve sayere hani şöyle mesela burada kreşlerde mesela 11 tane çocuğa bir öğretmen. Şu eğer 11 tane den fazla çocuk varsa aslında ikinci öğretmeni koymak zorundalar. İster 12-11 çocuk olsun, isterse işte 20 çocuk olsun, 2 öğretmen. 22'in üzerine çıkarsan da 3. bir öğretmenin ihtiyaç oluyor gibi böyle gidiyor. Yaşa göre değişiyor tabii. Yaş büyüdükçe öğrencisi sayısı artabiliyor ama mesela bizimkinde ilk seçtiğimiz okulda 3 öğretmem vardı. Yani 22'nin üzerinde bir çocuk sayısı var. Benim de o zaman tabii çocuğum ki bu çık yaşında çok fazla İngilizce'yi maruz kalmıyordu çünkü bize pevde Türkçe konuştu konuluna ve Türkçe çizgi filmler izlettik. Dili öğrensin, unutmasın nasıl olsa Amerika'da okula başlayınca İngilizce öğrenecekti ya. İngilizcesi iyi değildi ve bu kreşe gönderdiğimizde 25 kişilik falan düşünün yani bir sınıf çocuklar, chaos şeklinde yani. Bunlar bezli çocuklar yani hiçbiri kendini ipad edemiyor yani ve 3 tane öğretmen çocuk böyle içeriye bayağı zor giriyordu yani. Ben birkaç gün işte kapıda bekleyim falan dedim mesela orada öğretmenlerse yaptığınız siz kapıda beklemeyin işte dışarıda bekleyimliyorsun mesela beklemeyin işte müdürle konuşuyorsun ya. Ağlıyor hani çocuğum her gün 2 saat gönderiyordum zaten bu arada yani olup da bütün günle geçmiyordu. 2 saat boyunca ağlıyor ve böyle kapının yanında ayakta duruyordu falan işte yemek veriliyor onu bile yemiyor falan. Yani diyorsun hani ben mesela Türkiye'de de kuzenim var aynı dönemde böyle çocuklarımız kreşe gitti o şey diyordu mesela ben o kapının önünde bekliyordu. Çocuk işte şöyle kafasını biraz uzattığı zaman benim orada olduğumu görüyordu bu kendini iyi hissediyordu, oynamaya devam ediyordu. Ben de bunu yapmaya çalışıyorum burada ama tabii ki bu mümkün değil o zaman diyorlar hani herkesin annesi beklese hoş olur muhaniburası ya da işte siz beklediğiniz için diğer çocuklar da etkileniyor falan diyorlardı. E tabii bir şey de diyemiyorsun. Buraları da uyumak zorundasın ben tıpış tıpış geri geliyordum ama yani döndüğümde hep çocuk böyle kapının önünde beni bekliyor hala hiçbir şekilde zevk almıyor falan. Sadece sevdiği bir öğretmem vardı. Diğeri kisini den korkuyordu açıkçası. Sonra o öğretmeni başkasını gönderdiler ondan sonra çocuk iyice böyle zorlandı. Falan ya böyle gerçekten çok zorlayıcı bir dönemim oldu. Mesela ben orada kendime birazcık kızıyorum aslında çünkü niye hani çocuk böyle büyük bir okula verip de çocuğa da böyle zulü vettim gibi hissediyorum yani. Sonrasında benim annemde psikolo ve çocuk psikolo. Sonrasında annem dedik ki bana sen çocuğun an İngilizcesi yok zaten yani annesinden hiç ayrılmamışsın. Yani böyle büyük bir okulda kovatik bir ortama sokucağına. Daha böyle butik bir kreşe yolladı. Onun üzerine ben gerçekten böyle tek öğretmenle işte on kişilik sanafları olan butik bir böyle aile işletmesi olan butik bir kreşe yolladı. Ve çocuk gerçekten çok rahat etti. Ondan sonra hiçbir problemimiz olmadı. Benim geliş giriş saatlerimi biliyordu. Ona göreğini geliyorduk gidiyorduk. Gerçekten o tercihim yani ilk tercihimin çok hatalı olduğunu düşünüyorum hala. Buraya gelen çok arkadaşlar da mesela küçük çocuğu olanlara hep anlatıyorum kendi deneyimi. Hani isterseniz hani büyük bir okula değil küçük bir butik okula vererek çocuklarınızın daha rahat etmesini sağlayabilirsiniz. Eğer büyük okulda çocuk zorlanıyorsa. Tabii bazı çocuklardan bayağı anne diyip arkasını dönüp giden çocuk davar yani ama benim çocuğum daha çekinlik bir çocuktu. Dedim gibi İngilizcesi de yoktu. Bu bize çok yani güzel bir deneyim oldu ikinci okulumuz. Yani o tarz böyle farklılıklar oluyor mesela Türkiye'de dediğim gibi bu arada eşimin kardeşi de bende aynı zamanda doğum yaptı. Onunla da kıyaslama şansım oluyordu mesela. Onlarda öğretmen çocuk alıyor, kucu anı alıyor, o pışpış yapıyor falan ya da öyle uykusu olduğu zaman sırtını böyle sıvazlıyor falan. Biz de öyle bir şey yok. Çocukları yatırıyor ondan sonra kapıyı çekep çıkmıyor ama ışık kapatıyor. Bir müzik açıyor. Orada kenarda yemeğini yiyor mesela öyle yemeği mesela. Çocuğum şey diyordu benim küçük yani. Anne biz uyuyoruz çünkü öğretmenler yemek yemesi gerekiyor. Yani uyumadığı için, uyumadığı zamanda bakıyor böyle. Öğretmen yemekiyor. O bile o kişi öğretmeni yemek saatti. Yani Türkiye'deki bir değil sonuçta. Biz de onlarla birlikte öğrendik açıkçası yani bunları. Diyeşehir'e öğreniyorsun. Sonra ikinci çocuğumda direkt obutik okula gönderdim yani. Hiç hani büyük okula olsun derdimi olmadı. Dolayısıyla yani her dediğim hani o yaşta öğreninceyi çok ne olabilir yani. Yani İngilizce öğrensin. Biraz da sosyallesin hani yeter yoksa yaptığı etkinlik ya da işte yaptığı dans, bal e beni ilgilendirmiyor. Gerçekten de öyle oldu. Şimdi işte ikisi de aynı kreşte mevzun oldular. Şimdi de aynı okulda devam ediyorlar. Dinlerken şey düşünün mü? Hem çalıştım ve bebeğinler hem konuştuğum ve bebeğinler üzerinden. Ne bebeğinlik paketiyle beraber gelen iki tane böyle yüklenen duygu var. Bunlardan bir tanesi yetersizlik değildi suçluluk. Senden ikisini de duydum. Ama yani hiç tecrübe etmediğini ve hiç denemediğim bir oldasın ve hiç denemediğim bir ülkede eğitim sistemiyle ve ortamla beraber. Hem kendi geçine hem çocuğun geçine organiz etme çalışıyorsun. Tabi ki deneyerek yenilerek bazen hata yaparak bulacaksın. O yüzden hani o yeter sizlik ve suçluluk bize dışarıdan çok yüklenen bizim kendi kendimize çok yüklediğimiz duygular ya. Bir şekilde aslığı doğruyu bularak bazen annesiyle sişarı ederek çocukları için en doğrusunu bulmuş zaten o yüzden içinin rahat olsun demek istedim. Teşekkür ederim. Hep derler ya birinci çocuk böyle deneme yanılma, yöntemiyle büyüyor. İşte biraz da şey oluyor. Yani bizim en mükemmel olsun, en güzeli olsun iyi olsun, iyi öğrensin. İşte değil, çok sosyal etsin falan. Hani çok fazla aktivite yapılsın işte. Hani biraz da o mükemmel lietçilik mi artık ya da Türkiye'de gördüğümüz mü bu bilmiyorum. Hani onu burada sağlamaya çalıştık ama olmadığı açıkçası ama dediğim gibi ikinci çocukta bazı şeyleri bilerek yolladığımız için daha iyi büyüçüyoruz diye daha rahat büyüçüyoruz en azından. Hepsi ve öğrenme deneyiminin parçası aslında. Yani hem kültür, hem eğitim sistemi, hem öğretmenleri nasıl yaklaştı, birilerinden dinleyerek değilken deneyiminle öğrendiğin bir şey. O yüzden hani ilk kızınla beraber bu yolculuğa yola çıkınca ikinci kızında zaten kolay bir yerden arkasından devam etmiş. Şeyi sorayım istedim asacım. Şimdi özellikle ilk kızın için şey dedim ya işte çizgi filmle izledik, Türkçük konuştuk yanında ve İngilizce hayatına zaten okula beraber gelecek dedik. Dil konusunda evde özellikle yaptığınız yapmadığınız bir şey oldu mu? Yani şöyle miydi önce? Bu çocuklar önce bir Türkçe öğrensenin zaten İngilizceyi öğrenecekler miydi? Bir de ardından okula beraber hayatlarına başka diller geldi mi? Çünkü biliyorum ki bulunduğunuz bölge İspanik Nüfus'un çok yoğun oldu ve İspanyolca'nın İngilizce'den sonra en yoğun konuşulduğu değil. İspanyolca da girdim hayatlarına. Şöyle dediğin gibi ben küçükken hep özellikle ilk çocuğumda hep Türkçe maruz kalsın istedim özellikle 2-3 yaşına kadar, kreşe başlayana kadar. O yüzden hep Türkçe çizgi filmler izledim hep Türkçe ona zaten eşimde Türk olduğu için açıkçası çok da zorlamadık. Evin içinde zaten hep Türkçe konuşuyor. Hala Türkçe konuşuyoruz yani tabii ki. Ama okula birlikte bir de burada ki yani yeni taş bu evimizde açıkçası çocuklarla çok sosyalleşmeye başladıktan sonra çok daha fazla ilerlede dilleri İngilizce anlamında. Bizim yaşadığımız bölgede çok fazla İspanik yok ama geçen sene büyük kızın sınıfında vardı bir arkadaşı ve hiç İngilizce bilmiyordu. Tam olarak nereden geldiğini bilmiyorum, hangi ülkeden ya da hangi eyaletten bilmiyorum ya açıkçası. Sadece şey diyordu hani geldiğinde işte o İngilizce bilmiyor hani bir İspanyolca konuşuyor. Öğretmesen bir tanesinde bir sene öğretmen de İspanyolca biliyordu. O zaman onlar İspanyolca konuşuyorlar anne diyordu. Ama mesela geçen sene kinde şeyde öğretmen İspanyolca konuşmuyordu bir şekilde derdini anlatmakta çok zorlanıyor. O zaman şey dedi. Ben onunla iletişim kurmak istiyorum. O yüzden bana İspanyolca ders aldırır mısın dedi. Ben de olur dedim. Geçen sene öyle bir deneyinize oldu. Bir on ders kadar İspanyolca ders aldı durur. Ama sonrasında devam etmek istemedi. Ya keşke devam etseydi. Bence bu arada İspanyolca çok önemli bir yere sallahip Amerika'da. O yüzden hani öğrenmesi çok iyi olur bence. Ama devam etmek istemedi. Şu an oyunu oynamak. Arkadaşlar de vakit geçemek daha baskın çıktı ve okuldan sonra İspanyolca dersen ayırdı o zamanlı. Sokakta oynayarak getirmek istediği için ben devam etmek istemiyorum dedi. İyi dedim ben de. O yüzden çok zorlamadık ama yani ileride mutlaka hani isterim. Ama ilk çocuğumda ne kadar böyle Türkçe'ye yoğun bir şekilde yani ona Türkçe'ye maruz kanlısında sağlasam da. İkinci çocuğumda da artık ilk çocuğum üç yaşındayken doğdu. Ve artık üç yaşında duru İngilizce konuşmaya biraz başlamıştı. İngilizce siz gifileminen izlemeye başlamıştı. Okulda dinlediği İngilizce şarkıları evde de dinlemeye başlamıştık. Dolayısıyla ilkinci çocuğum direkt daha böyle İngilizce bir ortamada odu diyebilirim. Her ne kadar bir Türkçe konusak da evin içinde. Yani ilk çocuğum Nilo ya Pepe izlerken. İkinci çocuğum direkt Daniel Taygör, Pepe pek izlemeye başladı. Dolayısıyla onun Türkçe'ye zaten ilk yine göre daha kötü diyeyim. Yani gene konuşabiliyor ama çok çabuk İngilizceye dönebiliyor. Tabii ki düşünürken. Ama büyük kızım, ananesiyle babaanesiyle çok rahatlıkla, kuzenleriyle çok rahatlıkla Türkçe konuşabiliyor. Daha böyle bazen deyim falan kullanıyor mu? Söyle çok kuşımıza gidiyor, çok garip geliyor. Dolayısıyla biraz daha Türkçe'ye yatkın ve daha çok isteğerek yani şey yapıyor. Küçük olan. Ben konuşamayacağım. Türkçe bunu anlatamayacağım. Hiç anlatmayayım. Daha iyi diyerek daha kendini çekiyor açıkçası. Ve okulda bir yola yolu oluyor. Ananesi'nin anlatmak istiyor. Kafasında tartıyor. Ben bunu Türkçe anlatabilir miyim? Kelimen yeterli gelir mi? Sonra şey diyor. Ben anlatmayacağım diyor mesela. Ben anlıyorum hani onu anlatamayacağım. Sonra diyorum ki sen anlatmaya başla ben sana yardım ederim. İçim merak etme. Ama çok zaman anlatmak istemiyor. Böyle beraber ortaya karışık. Ben biraz Türkçe, o biraz İngilizceye falan şey yapıyoruz. Anlatıyor ama dediğim gibi yani büyük olan çok daha rahatlıkçede. Türkçe düşünme becerisiyle ilgili bir yer muhtemelen hani ilk. Özellikle durunun erken dönemde Türkçe'ye çok maruz kalması ve ilk tanıştı dilini Türkçe olması. Türkçe düşünme kolaylığı sağladı. Öyle bir zemin var. Ama diğeri zaten İngilizceye konuşulan bir evin içine ve ablanınla İngilizce konuştuğu bir sistemin içine doğunca o İngilizce düşünmeyle başladı. Sen gidiyin mi? Kesinlikle öyle oldu diyebilirim. Peki şeyi çok merak ediyorum. Ben Türkiye'de belki gelip gittiğin zaman çok ağaçını alıyorsun. Duruyor da arkadaşlarından ve onların çocuklarından duyuyorsun. Türkiye'de o zaten İstanbul için söyleyeyim. Ya da büyük şeylerin genelinde etim sisteminin içinde muhakkak bir takviye, bir aktivite desteği var hayatlarında çocukların. Bu yabancı dil desteği oluyor, dururmaya gidiyorlar. Herhangi bir spor ya da sana tetikimiyle gidiyorlar. Okulduşu aileler sürekli bir operasyon yönetmek zorunda kalıyorlar. Çocuğu alıyorlar, okul çıkışı bir yere götürüyorlar eve öğretmen geliyor. Oradan oraya gidiyorlar, hafta sonu sürekli bir programları var. Hep bir ajanda ile yaşıyor burada aileler. Orada eğitim sisteminin içinde hem yabancı dililer bakımından, hem de ekstra aktiviteler bakımından okul sisteminin içinde var mı devlet okulu olduğu için soruyorum. Siz bunları dışarıdan mı sağlamak zorunda kalıyorsunuz ya da bunları çok ihtiyaç duymuyor. Zaten son neden bilerliyolar nasıl gidiyor bu sistem? Şu anda çocukların büyük olan futbola gidiyor, küçük olan hiçbir hiçbir şey çıkmıyor açıkçası. Birkaç sene önce ikisi birden cimnasiye gitirler yaklaşık iki sene kadar cimnasiye götürdüm ama hep okulun dışında bir yer yani özel bir yere götürdük. O da hani şey diye asıllar. Cimnasiye başlasınlar küçükken hani vücutları böyle esnek olsun daha sonra istedikleri bir spor olursa çok zorlanmasınlar hani bir sonraki spor alanına vesaire diye gönderdik. Ama iki sene de sonunda artık böyle hafta da bir gidiyorlardı zaten. Ve bir saati yani olup da böyle çok yoğun işte yoruşmalara, kutuz vaksın, aşırı yoğun, gitmel namazını falan gibi bir sürecimiz hiçbir zaman olmadı. Benim zaten özellikle büyük kızımda o kadar bir rekabetçi bir ruh olmadığı için onda hiç öyle bir şey yoktu. Küçüğün biraz daha rekabetçi ama o da herhalde cimnasiye bir şekilde belki sevmediğim artık nasıl olduğu için ikisi birden bırakmak istedi. Ve bir hafta yani hafta da bir gün gitmelerine rağmen hani bu hafta gitmesek olur mu demeye başladıkları zaman ben artık bence gitmeyin o zaman. O yüzden parayı diyoruz yani buna. Ve o şekilde o şekilde kestik. Ama büyük kızın futbolu çok istiyordu. Bu sene ona başladı. Küçük kızında diye başladı. O aslında o da futbola başladık ama bu iki üç dersen sonra futbolu sevmediğine karar verdi. O yüzden futbolu bıraktı. Sonra satranç çakımına girmeksi de okulum satranç eğitimi vardı. Yani okul sonrası daha doğrusu satranç kulübü diye. Oraya gitmek istedi. Ama oraya da üç dört kere gittikten sonra onu da ben istemiyorum. Çünkü öğretmen çok fazla anlatıyor. O inatmıyor demeye başladı. Öyle olunca onu da bırakmak zorda kaldı. Yani bu kız burada da çok fazla var ama Türkiye'deki gibi bir şey değil. Mesela iki gün İngilizce, iki gün Bale, iki gün Kowding, iki gün Volleyball. O şekilde değil. Mesela bir ya da iki mutlaka bir spor. Biri de bir art gibi hani müziik gibi bir şey olabilir. Genelde yokuyorlar. Mesela burada görüştüğümüz arkadaşlarımızın biri Judo'ya gidiyor. Mesela sadece Judo'ya gidiyor. Biri mesela sadece cimnas diye gidiyor. Yani böyle bir ya da iki maksimum hani. Türkiye'deki gibi o gibi değil de haftada bir gün iki gün olacak şekilde bir ya da iki etkinleye götürüyorlar. Bu okul sonrası okulum saladığı bir kulüpte olabiliyor. Devlet okulu olmasına rağmen ama parayla açıkçası o devlet karşılamıyor onu. Ya da özel bir yerde olabiliyor. Dedim gibi bizimkiler bu senin büyük kızım sadece futbola gidiyor. Küçüğüm hiçbir şey beğenmediği için o hiçbir yere ihtimliyor. O da böyle oyuncu diyorlığı için o eve gelip hemen komşularla oynamak istiyor. Onun tek arzusu o. Dolayısıyla bu sana böyle oluyor. Ama bir yandan da mesela Türkiye'yle kıyasladığım zaman mesela Türkiye'de duydum kadarıyla çok fazla öde veriliyor. Çok fazla proje veriliyor. Okul sonrası çocuklar yatağına kadar hani ödev yapıyorlar, proje yapıyorlar. İşte bu etkinliklerden artak alan zamanlarda ve şeyi çok duyuyorum hani aileler de dahil olmak zorunda kalıyor bu ödevlere ve projeleri. Ben de yaptım. Ben de birlikte yaptım çocuk. Ben de mecburen onunla oturmak zorunda kaldım gibi hani duyuyorum. Burada o çok az hani ödev çok az mesela bizim okulda. Ve böyle gördüğüm kadarıyla mesela daha fazla ödül üzerine motiv ve olsun var diye çocuklar hani ileriye yatırım gibi. Çok fazla böyle motivasyon her şeyler. Teşvik edici şeyler yapılıyor. Çalınçlar oluyor mesela atıyorum. Yazın okuma çalıncı mesajta. 300 dakika okuyan işte geldiğinde bir işte anahtarlık kazanacak falan. Bunlara böyle motiv oluyorlar ve okumaya çalışıyorlar. Hani belki bilmiyorum Türkiye'dene kadar var bu ama ya işte yaz okuma çalıncı ayrı, işte kış okuma çalıncı ayrı. İşte mesela okunan kitaplardan bazı kitaplardan sınav oluyor çocuk isterse eğer geçerse mesela onları bir seyate götürüyorlar farklı bir şehre ya da bir oyun alanına götürüyorlar. Hani böyle çok fazla motivasyona onları teşvik edici eğerler oluyor ve bu benim çok hoşuma gidiyor açıkçası çünkü benim çocuklarım bunları çok dikkate alan çocuklar. O yüzden hani okuyalım hani yapalım işte anahtarlık kazanacağım. Mesela bazı çocuklar ama anahtarlık kazanacaksam ne okucam bunu falan der. Mesela memkileri öyle değil. O yüzden ama zaten çok iyi oluyor açıkçası. Yani Türkiye'den farklı olarak onu da söyleyebilirim. Süper, senikler sanırım böyle bir havuçla motive olan türtan böyle bir havuç verildiği zaman yaşasın. Havuç da olsa yaşasın diye devam edebiliyorlar. Şeyi sormak istiyorum. Şimdi farklı kültürlerin içinde bulunduğunuz ve bir yandan da bulunduğunuz bölge itibariyle de farklı etnik yapılardan hem kültüren onlardan ailelerle bir yerde yaşıyorsunuz. Burada hem kendi kültürünüzü muhafaza edip hem onların kültürüne adaptı olmak ve entegro olmak açısından. Kıtıldığınız etkinlikler düzenlediğiniz şeyler oluyor mu ya. Bunu şu anlamda soruyorum. Şimdi seninle kayıt yaptığımız kısmı dinleyiciler tarih olarak bilmiyorlar. Biz şu an kristmasa çok yakın bir tarih tekayet yapıyoruz. Ve yakın zamanda hem kristması var, işte atıyorum paskalya var, özel günler var, kutlanan bir sürü şeye var. Okulun içinde de var. Bizim işte milli dini bayramlarımız var. Çocuklar bunların içine ne kadar dahil alıyorlar, siz bunların içine ne kadar dahil alıyorsunuz. Hem o geçiş, hem adaptasyon, hem o çok kültürlüyük, bu muzaik halinden biraz bahseder misin? Tabii evet dediğin gibi şu anda hem kristmas, işte geçtiğimiz ay tek skeven şükran günü vardı. İşte birkaç gün sonra da normal dediğimiz, işte kristmas var. Şu an her yer süslü, işte ışıklar, normal babalar sokaklarda geziyor. O da erdiberlar bu mağarız kalıyoruz, normal babalara. Yani şöyle, kendi kültürümüzü kurmak adına, işte kendi bayramlarımızda, buradaki Türklerle bir araya gelmeye çalışıyoruz. İşte ailelerimizi arıyoruz, bayramlaşıyoruz. Eğer Türkiye'de bir bayrama denkgilesek mesela yazın gittiğimizde de bazen bayrama denk getirmeye çalışıyoruz. Orada da yine aynı şekilde yine bir araya geliyoruz. İşte her zamanki devam ettiriyoruz ama çocuklar çok seviyorlar, bir araya gelip öyle el öpelim, işte para verilsin, şeker verilsin, giyinelim. İnsanları ziyaret edelim, çok seviyorlar. Dolayısıyla burada da, bayram ne zaman, işte anne, bayram şu zaman mı falan diye çok soruyorlar. Şey, mesela şimdi annem iki senedir, burada yaşıyor bizimle beraber, yani farklı bir evde ama bizim mahalle de diyeyim. Dolayısıyla annem çok fazla şey yapıyor. Bir araya getiriyor bizleri. Hem arkadaşlarımızı hani buradaki Türkler içerisinde böyle anne gibi olduğu için, özellikle mi yaşıyor hem de tabii ki kendim bulunduğu şey Dolayısıyla. Bizi çok bir araya getiriyor. Yediriyor, içiriyor, çocuklara, işte hediyeler ya da işte ufak tefek paralar, vesaire oyunlar, oynatıyor onlara falan. Yani o yüzden çocukların çok hoşuna gidiyor. Son iki senedir annem de toplanıyoruz genelde. Bir de dediğim gibi en büyük olduğu için herkes anneme gidip annemin eline öktüğü için o şekilde yapıyoruz. Ama bu arada buradaki yaşantıdan da mutlaka yani eksik almalarını istemiyoruz açıkçası. Geldimizden biri. Her şekilde biz de evimizi süslüyoruz. Ağacımızı zaten burada biz Türkiye'de de yılbaşa ağacı kurardık. Hani bu bizim diniye olarak değil ama süslemeyi çok seviyorum. Yeni yılı kutlamak açısından ışıkları falan çok seviyorum ben açıkçası. Bunu yapıyoruz. İşte çamacın altına hediye de koyuyoruz. Ama bu dediğim gibi bizim dini bir ayn yaptığımız ya işte isayi andığımız bir tatil olarak değil. Neyin yılın karşılanması. Yeni yılın güzellikler getirmesi, bereket getirmesi. Mutlu bir şekilde yeni yıla girersek yılında o şekilde devam etmesi gibi. Yani böyle pozitif hani inanışlarla açıkçası bu yola çıktık. Burada da tabii ki şu zamana kadar aslında çok fazla hani insanın doğum günü kutlanıyor diye bilmiyorlar da açıkçası. Yani bir kriz mıs var. Bu onların bayramı ve onu kutluyoruz. Biz onları kutluyoruz. Ama bu arada okulda mesela bu kriz mısın döneminde kriz mıs farklı ülkelerde. Farklı ülkelerde nasıl kutlanır diye bir etkinlik yaptılar mesela birinci sanıfta olan çocuğumu ve öğretmen bana dedi ki Türkiye'de nasıl kutluyorsunuz. Bunu da söylemek istiyorum hani çocuklar öğrensinler. Ve ben de söyledim hani biz kriz mıs kutlanmıyoruz ama yeni yılı kutluyoruz. Yeni yılın gidişti. İşte Allah'ı şeklerle kutlanıyor. İnsanlar bir araya geliyor. Yemekler yeniyor. Falan diye anlattı. Ve mesela okudan bir kitap çık getirmiş. Farklı farklı bir sürü ülkenin nasıl kutladı. İşte ne bileyim. Çay ne izniyordu. Çocuklara işte para verildiği. İşte onu parayı yatıkların altına koydukları bu şekilde kutlandığı işte atıyorum. Ne bileyim bilmem nerede bilmem ne acı dikildi dikilerek kutlandığı. Falan gibi farklı ülkeleri de öğrenmelerini sağlıyorlar ve öğretmenim bana bunu gelip sorması hani bizim Türkiye'den olduğumuz için gelip bunu bana sorması benim çok hoşuma gitti. Yani bizi önemsediği çocuğu, kapsadığı, rücu diğer arkadaşlarından hani farklı hissetmemesini sağladığı anlamına geliyor. Ve gerçekten etkileyici geçen sene bir arkadaşım adama mesela şey yapmışlardı. Böyle bir slot çoğu gibi bir şey. İstanbul görüntüsü ve havayı fişekler çıkıyor mesela. Yani bunu orada göstermek bakın işte Lila'nın olduğu ya da işte Lila'nın ailesinin olduğu ülkede de bu şekilde kutlanıyor diye gösterebilmesi. İlk gerçekten benim hoşuma gidiyor böylece hem onlar bizim ülkemiz görmüş oluyor, ülkürümüz görmüş oluyorlar. Hem de biz burada zaten onlara ayak uyduruyoruz. Okullarda inanılmaz etkinlikler yapıyor, bu dönemde işte çocuklar devamlı yılbaşıyla ilgili ya da kısmsıyla ilgili etkinlikler yapıyorlar, boyamanlar yapıyorlar işte. Kurabiye boyuyorlar, iyi yolar. Yani çok fazla etkinlik var ya bunları alıkoymamız mümkün değil. Yani çocukları bunlardan mahrumediniz mümkün değil ama bir yandan da mesela bizim iki arka komşumuz evini çok güzel süsledi. Hatta burada süsleme yarışmaları yapılıyor, ışıklarlarıma yarışmaları. Sen gerçekten evini güveniyorsan kayıt oluyorsun, gelin benim evime de bakın ben yarışmaya katılıyorum diye. Bir jüri var, jüri geliyor, evleri geziyorlar ve birinciye karar veriyorlar, tam olarak neye göre bakıyorlar bilmiyorum. Farklı katagürler var mesela bazısı işte en iyi konsept, bazısı en çok ışık kullanan. Kimi işte ışıkla sesi senkron eden, falan gibi hani böyle farklı katagürler var. Karka sokaktaki komşumuzda çok güzel süslenmiş, o da yarışmaya katılıyordu. Ve yarışmanın bir parçası olarak da bir gün bu Noel babanın karısı olan misklağısı davet etmiş. Ve çocuklara story time hazırlamış, böyle bir etkinlik yaratmış ve Facebook'da falan yayınladı. Çocuklar oturduğlar böyle hepsine bir de akşam saatleri de ışıkları da açmış, inanılmaz güzel hepsine çok güzel kitap okudu mesela. Bazen arkadaşların mesajı sorusu oluyor işte kitap nasıl işte dini kitap mıydı, hani Christmas'ı kitabı olduğu için, nasıl İsa'yıma anlatıyordu falan. Yani onu da anlatsan, orada bir hikaye onu da öğrensin yani gelip de hani kafasına böyle İsa diye bakmak da sürece yani ne var yani hani öğrensin. Ama bu arada ben de gittim baktım, kitaplar şey yani gayet. Pipekin, işte Christmas'ı anlat, yani Christmas'ta neler yaptığını anlatan kitap ya da işte Pete the Cat diye bir karakter var. Onun kitabı hani öyle olup da bir inciler bir bölümü ya da işte İsa'ya anlattığı bir kitap değil, normal çocuk kitapları okudular. Bu daha çok hoşuma gitti mesela böyle bir şeyi üstlenmiş olması, bütün mahandedeki çocukları toplayıp bu etkinliği yapması benim çok hoşuma gitti. Çocuklar da çok keylendi. Bir masa yapmışlar etkinlik, işte bedava, orada bir şeyler boyama etme. Ondan sonra bir yerde sıcak çikolata ikram etmişler, üzerine maaşımada okuymuşlar falan. Çocuklar da çok keyif alın, neden hani mahrum kalsınlar böyle bir şeyden. Ve yarım bir gün çocuklar da hemen gitmek istemiyorum, anne, ne ilgimi çekmiyor. Tabii ki zorla göndermeyeceğiz yani ama. O zaman onlar rın hoşuna gittiği sürece ben onları desteklerimi yani istedikleri gibi eğlensinler ama bir yandan da hani şu anda bu ilk defa bu sene şey dediler. Anne biliyor musun? Hepi böyle cezası diyorlar dedi. Kresması için. Ben de evet onlar insanın doğumunu kutluyorlar ama bir sene yeni yılın gelişini aslında kutluyoruz diye böyle anlattığım çok kısa çünkü şu anda gerçekten kafalarını yatacak bir konu değil yani. Yani insanmış, muhammetmiş işte, dilmiş, müslümanlıkmış işte, hristiyanlıkmış. Yani çok fazla benim çocuklarım özellikle konuşayım. Belki farklı yaşlarda yani yeni aynı yaşta ama farklı algı dolan çocukları olabilir. Benim çocuklarım şu anda kaldırabilecek şey olgunlukta değiller diyeyim. Dolayısıyla birkaç sene sonra yine tabii ki konuşulur ama o kadar detaya inmiyorum açıkçası. Ama onu da söyledim yani. Evet insanın doğuşunu kutluyorlar o yüzden "Happy Birthday" cezası diyorlar diye. Ama bizim hani yeni yılı kutladığımızı işte dediğim gibi yine daha unumlu şeyleri kutladığımızı mutluluğu, ozetif enerjiyi kutladığımızı anlattım kendilerine. Çok güzel oldu bu anlattın ya. Gerçekten böyle hani benim için de çok ilham olan bir örnek oldu ve dinleyen içinde gerçekten çok keyifli olacaktır. Benim aslında bu podcasti yapmakta ki ana amaçlarından bir tanesi de dünyanın farklı yerlerindeki, farklılıkları öğrenmek ve merak ettiğim şeylerle ilgili. İnsanların yaşam tarzı o kültürler çeşitlilik o deneyimdeki farklılıkları keşfetmekle ilgili bir yerde. Bununla ilgili bize çok güzel bir örnek anlatmış oldun. Tam da buradan böyle yavaş yavaş sonuna gelirken şeyi sorayım istiyorum. Çocukların çok farklı kültürler, farklı çocuklar mesela işte homeschooling yapan bir ailenin çocuğuyla oynuyor. Ve mesela o çocukların okula gitmediğini ve evden eğitim gördüklerini biliyorlar. Başka okulunda farklı kültürden gelen aileler var. Bu kültürler çeşitlilik bu farklılıklar, farklı kültürlerde büyümek, çocukları nasıl avantajlar sağlıyor. Daha çok küçükleri ilk okuldular ama bunlar ergenliğe doğru gittiğinde o kimlik inşaatsız söz konusu olduğu zaman bu çeşitlilik onlara nasıl avantajlar sağlayacak sence. Ya farklı kültürlere oluşuk olmaları yani ileride farklı kültürlerde farklı şehirdede başka bir ülkede de yaşayabilirler sonuçta. Ya da başka bir ülkeden bir erkek arkadaşı olacak belki yani evlendiği kişi. Dolayısıyla ne kadar farklı kültür görürse ve bunu ne kadar olumlulu yaklaşırsa o kadar tabii ki rahat eder. Dünya açısından da çok daha iyi bir yer hale gelir dünya. Ve özellikle bu dil öğrenmeye farklı kültürlere alışma adaptasyon süreçleri de daha kısa olmuş oluyor. Yani farklı bir kültürü şu an öğrendiler ama başka bir ülkeye gitse daha hızlı bir şekilde adaptı olacaklar belki çünkü farklı bir kültürden geliyorlar. Farklı kültürleri karşılaştırmaya da görme şansları olmuş. Daha böyle barışçıl, daha çözüm odaklı olabiliyorlar. Farklı milletlerden çocuklarla bir arada olmanın verdiği kültürel biz zenginlik oluyor. Ve bu yine onların adaptasyonu ilerke zamanlardaki mutluluğuna etkisi olacak. O yüzden çok mutluyum. Farklı kültürlerle bir arada olduğu için. Ama bir yandan da onlara işte saygı duyması gerektiğini öğreniyor. Farklı bir dil, kendi demesele İngilizce konuşmuyorken çok zorlanmıştı. Şimdi sınıfına sadece İspanyolca konuşan bir kız geldiği zaman hani ben onunla ile içim kurmak istiyorum. Bana İspanyolca derse aldırır mısın demesi gibi. Çok gerçekten farklı dilleri de ya da farklı insanları da farklı kültürlerden insanları da kucakladığın anlamına geliyor. Bu beni çok mutlu ediyor. Hani şey demiyor yani ben o ben konuşamıyor. Ben onunla oynamayacağım diyip hani onu böyle diğer çocuklar gibi belki oyunlardan mahrum bırakmıyor. O çocuğun da adaptasyonuna yardımcı oluyor. Mesela bir proje yapılmıştı okulda. Çocuklar böyle işte sunum yapıyorlardı. Benim kızımla o İspanyolca konuşan kız da yan yana koymuşlar. Çünkü dediğim gibi benim kızımla çok onunla haşerleşir olmaya çalıştı için her ne kadar dilleri konuşamazlar da. Annesi geldi mesela bana teşekkür etti. Durudan çok bahsediyor dedi. Kızım dedi işte çok güzel oynuyorlarmış dedi. Ben de söyledim yani evet her ne kadar hani sadece İspanyolca konuşsa da duru çok seviyor onu onunla oynamayı çok seviyor. Hatta İspanyolca derse almak istedi diye anlattığım da annesi çok sevindi. Yani ne kadar güzel onu da hani bir anneyi de o şekilde mutlu etmiş olduk bir çocuğu da aynı şekilde. Neden mahrum bırakalım yani. Çünkü zamanında bize böyle bir şey yapılmadı. Hani çok hep kucak açıldı bize de ya biz neden onları dışlayalım da o aysayla bunları görmek açısından bu kültüler zenginliğine şahit olmak açısından çok şanslı buluyorum çocukları. Oyun süper olduğunu. Böyle içim sırcık oldu anlatırken o farkılıklar ve kapsayıcı değil de beraber gelen. Şimdi ailelerin özellikle son dönemde sıkça söylediği benim de çok sevdiğim bir kavramla yavaş yavaş sonra doğru gidiyoruz. Dünya vatandaşı yetiştirmek kavramı son dönemde göç eden aileler arasında sıkça kullanılan bir kavram. Sende aslında bir çok ailenin bir yere da yaşadı ve çok göç alan bir ülkidesin. Çok da göçün merkezindesin. Gerçi hani hükümetin politikaları bununla ilgili birazcık ters son seçimden sonra farklı bir noktada olsa da. Bu kadar çiçekleriyle olduğu bir yerde. Sence dünya vatandaşı yetiştirmenin karşılığında neler yapması lazım ve bebeğin dedin ya da dünya vatandaşı olan çocukların özellikleri nasıl da olmadı. Hangi çok hangi özellikleri sahip çocuklar dünya vatandaşı olabilir sence? Dünya vatandaşı olmak öncelikle kişiye ait olmamalı. Yani insan olmanın gerektirdiği şeyler olması gerekiyor. Yani bu işte insan haklarına saygı duymak, hayvana, doğaya saygı duymak, farklı bakış açılarına saygı duymak, yardımı sever olmak, vicdan olmak, empati kurabilmek. Yani bu tarz genel olması gerekiyor. Yani kişiye özel, ülkeye özel değil ve inelmiler olması gerekiyor, evrensel değerler olması gerekiyor. Biz de bu anlamda çocuklarımızı bu şekilde yetiştirmemeye çalışıyoruz. İşte insana, hayvana, kadına, çocuğa, saygı, başka işte kültürlere saygı, diğer dili konuşan insanlara saygı. Yani ve empati yani bence empati kurmak gerçekten çok önemli. Ben kendimde bunu çok deneyimlediğim için önce onu düşünerek hep adım atıyorum. En daha önce da söylediğim yani doktorun bana yaklaşımında. Belki adamın ağzından kaç tane olabilir gibi yani bize de olabiliyor. Yani empati yaparsa eğer çocuk, diğerlerini anlaması çok daha kolay olur. Biz de buraya geldiğimizde bir yabancı olarak geldik. Yani bunun empatisini kurabilirse diğer çocuklara da daha farklı yaklaşır, daha güzel yaklaşır. Bunları aşılamaya çalışıyoruz, dünya matoluş olmak da böyle bir şey yani. O iyi, süper oldu. Ya aslında insan olmak, böyle hani bahsettiğin şeyler, evrensel de yerler vicdan ne olmak, embatik olmak, şefkatli olmak, kapsa edile sahip olabilmek var. Olana var olduğu için saygı duyabilmek, yargılamadan gerçekten olduğu hal ile kabul ile kalabilmek çok ihtiyacımız olan şeyler. İnşallah dünyanın her yerinde bunlar olur da insanlar böyle egoloji ile para hırsıyla para var. Birbirine zarar vermeyi, birbirini yormayı bırakır ve daha mutlu ve huzurlu dünyada yaşarız hep beraber diye düşündüm. Asıçım çok teşekkür ederim ben. Gerçekten o kadar keyifli bir sohbet oldu ki benim için. O tatlı kızlarına da bu sohbetin içinde daha iloldukları onların da haberleri yok ama belki büyüdüklerine dinleme şansları olur. Bu sohbetin böyle bir yandan da parçası oldukları için ona da teşekkür ederim, iletirsen çok sevinirim. Benim sormayı unuttuğum özellikle Amerika'ya göç edecekler ya da fluruda'ya göç edecekler, ilham olmasa açısından senin eklemek istediğin bir şey var mı önce onu sorayım. Benim eklemek istediğim hani bu konuşmaların üzerinden çok bir şey yok aslında. Yani isterlerse Amerika'nın aslı Instagram ve YouTube kanından da ulaşabilirler ama yani sadece kendi deneyimlerimden bahsedebilirim açıkçası. Ama daha böyle açık olsunlar yeni fikirlere ve çok fazla şeyi duyurum işte biz de Amerika'ya gelmek istiyoruz. Nasıl gelebiliriz ama hani vize yok, green card yok hani. Çok fazla Türkiye'den ayrılmak isteyen izleyiciler oluyor, takipçiler oluyor. Onlara da her zaman işte yapabilir miyim? İşte benim çocuğum var ama işte orada bakabilir miyim, ırkçılık var diyorlar, olabilir mi? Yani olamaz diye bir şey yok kesinlikle. Siz hani pozitif düşünün, bir aile olarak geliyorsanız birbirinize bağlanarak kenetlenerek gelirseniz burada yapamayacağınız şey yok. Yalnız olarak gelirsen de kolaylıkları var bu arada yani o zamanda kimseye bağlı olmiyorsun. İstediğin gibi işe girebilirsin, istediğin gibi yapabilirsin, istediğin saatlerde çalışabilirsin. Aile olarak da avantajları var, birbirine destek olabiliyordunuz karı kocu olarak. Ama bir anlantabil ki çocuğu olanlara belki biraz daha zor çünkü okur bulması süreci oluyor, işte adaptasyon süreci vesaire biraz daha zorlayıcı olabiliyor ama. Kesinlikle ilk başlarda mutlaka zorluklar yaşanıyor ama bunlar geçiyor. Özellikle hani eşler birbirlerine destek oldukları zaman ya da işte buradaki arkadaşlarla birlikte birbirinize destek olduğunuz zaman bu zor süreçler geçiyor. Eğer istiyorsanız böyle bir şey hani yapabilir miyim diye düşünmeyin. Yapın, zaten kaybedeceğiniz bir şey yok. Eğer yapamazsanızla ülkemize geri dönersiniz yani çok da hani ben hep öyle diyorum. Bahamaya giderken de öyle diyorum yani yap, giderim baktım yapamadım. Dönerim Türkiye her zaman orada bizi bekliyor ama burada da yani bunu da keşke yapsaydım dememiş olursunuz. Dolayısıyla ben her zaman şans vermenizi isterim. Eğer gerçekten istiyors. Ve bunu cesaret bularak bunu yapan kişiler varsa da kolaylıklar diliyorum. Onlara eğer zorlanıyor olursa ilk başlarda biraz daha sabretmelerini tavsiye ediyorum. Sonrasında her şeye çok daha güzel oluyor. Ben de maalesef, uzman şapkamdan bağımsız bir kapanış yapamayacağım bu söylediklerini üzerime. Buralar da göç süredinde hem ebeven ruhuyla hem de yetişkin ruhuyla beraber gitmeden önce hem hazırlık süredinde hem de göç ettikten sonra ihtiyaç oldukça psikotere bir destek yapmak çok da yerli. Bunun da böyle bir altını çezeyim istiyorum. Buralarda da özellikle kendilerini yalnız hissettiklerinde zorlandıklarında belki izoli hissettiklerine yeterse hissettiklerinde. Adaptasyon da integrasyon da zorlandıklarında muhakkak bir ruh sağlığı uzunanından destek alabilecekler. Ne altını çizmiş olayım. Aslıcım çok teşekkür ederim. Gerçekten çok keyif aldığım sohbetti hem anlattığın şeyleri benim de gezdiğim gördüğüm yerler üzerinden bağlantı kırarak içerikleri doldurarak ebevenlik şapkandan anlattın. Belki mesleğin hiç icra etme sende konuşurken meslektaşımla konuşuyordum ben bir tarafa ile hem anneler ölüyor hem meslektaş rürüdü de vardı. Sen icra etme sende ben onları duydum bir yanında. Ben onları duydum bir yanında. Çok teşekkür ederim. İki geldin, iki konumu buldun. Bu saat farkına rağmen organiza edebildin. Bundan sonra iki süreçin tatlı kızların için inşallah çok güzel geçsin. Çok teşekkür ederim tekrardan. Ben teşekkür ediyorum konuk aldığın için benim. Benim için de çok keyifliydi böyle eski kailleri hatırlamak anıları hatırlamak. Ve dediğin gibi beni ben yapan, biz biz yapan çocuklarımızla beraber burada böyle şeylere şahit olmak bunları yaşamak. Ve bunları buraya aktarmak sizlere dinleyicilere aktarmak. Çok hoştu. Teşekkür ediyorum tekrardan. Ben teşekkür ederim. Sevgili dinleyen Gloubole bebeğinlik pusulası podcastini bu bölümünde sonuna geldik. Bundan sonraki bölümlerde görüşmek üzere. Şimdilik hoşçakalın.

Podcast Summary

Key Points:

  1. Podcast, göçmen ebeveynlerin deneyimlerini ve çocuk yetiştirme süreçlerini ele alıyor.
  2. Konuk Aslı Aktemur, psikoloji mezunu, 11 yıldır yurtdışında yaşayan ve yazılımcı olarak çalışan bir anne.
  3. Aslı, önce Bahamalar'da 4 yıl, ardından Amerika'da 7 yıl yaşamış ve bu süreçte adaptasyon, dil becerileri ve sosyalleşme konularında zorluklar ve gelişim yaşamış.
  4. Bahamalar'daki ilk yıllar dil endişesi ve kültürel uyum sorunları nedeniyle içe kapanık geçerken, çocuk sahibi olduktan sonra sosyalleşme ve adaptasyon süreci hızlanmış.
  5. Amerika'ya geçiş, eşinin iş fırsatı sayesinde gerçekleşmiş ve burada daha özgüvenli, aktif bir hayat kurmuş; komşuluk ilişkileri ve çocukların uyumu olumlu deneyimler sunmuş.

Summary:

Global Ebeveynlik Pusulası podcastinin bu bölümünde, sunucu Çağla Selveroğlu, uzun süredir yurtdışında yaşayan Aslı Aktemur ile göçmen ebeveynlik deneyimlerini konuşuyor. Aslı, psikoloji mezunu olup 11 yıldır Türkiye dışında yaşıyor; önce 4 yıl Bahamalar'da, ardından 7 yıldır Amerika'da ikamet ediyor ve evden yazılımcı olarak çalışıyor. Bahamalar'a ilk gittiğinde dil endişesi ve kültürel bağlara tutunma isteği nedeniyle sosyal olarak içe kapanık bir dönem geçirdiğini, Türkçe içeriklere yöneldiğini ve adaptasyonun zor olduğunu anlatıyor.

Ancak çocuk sahibi olduktan sonra anne gruplarına katılarak sosyalleşmeye başlamış ve İngilizce becerilerini geliştirmiş. Amerika'ya geçişi, eşinin iş fırsatı sayesinde gerçekleşmiş ve burada daha özgüvenli bir şekilde hayatına devam etmiş. Amerika'da, özellikle iyi bir okul bölgesinde yaşamanın getirdiği bilinçli komşuluk ilişkileri sayesinde çocuklarının güvenli bir ortamda büyüdüğünü, kültürel uyum konusunda ise Türk marketleri ve restoranları sayesinde zorluk çekmediğini belirtiyor.

Göç sürecinin, onu hem kişisel hem de ebeveynlik anlamında dönüştürdüğünü vurguluyor.

FAQs

Göç sürecinde ebeveynler, dil bariyeri, kültürel adaptasyon, sosyal izolasyon ve çocukların yeni ortama alışması gibi zorluklarla karşılaşabilir. Bu süreçte destek ağları oluşturmak ve açık fikirli olmak önemlidir.

Evet, Türk marketleri, restoranları ve toplulukları aracılığıyla kültürel bağlar korunabilir. Aynı zamanda çocuklara iki dilli yetiştirmek ve geleneksel değerleri aktarmak da mümkündür.

Çocuklu aileler, güvenli ve kaliteli eğitim imkanları sunan bölgeleri seçmeli, sosyal destek ağları oluşturmalı ve çocukların duygusal adaptasyonunu gözlemlemelidir. Okul puanları ve mahalle güvenliği önemli faktörlerdir.

İş bulma süreci, deneyim, dil becerileri ve yerel ağlara bağlı olarak değişir. Geçici veya farklı ülkelerdeki iş fırsatları, uzun vadeli kariyer planları için bir basamak olabilir.

Anne-çocuk gruplarına katılmak, yerel etkinliklere dahil olmak ve dil becerilerini geliştirmek sosyalleşmeyi kolaylaştırır. Açık fikirli olmak ve yerel kültürü keşfetmek de önemlidir.

Yeşil kart sahipleri, kartın geçerliliğini korumak için düzenli ABD giriş-çıkışları yapmalıdır. Süreç, iş fırsatları ve yasal gerekliliklerle uyumlu şekilde planlanmalıdır.

Chat with AI

Loading...

Pro features

Go deeper with this episode

Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.