Bu podcast bölümünde konuşmacı, aldatma konusunu derinlemesine ele alıyor. Toplumda aldatmanın genellikle tabu olduğunu ve bu konuda açık bir diyalog kurulmadığını belirtiyor. İstatistiklere göre dünyada aldatma oranlarının %25 ile %75 arasında değiştiğini, yani bu durumun sanıldığı kadar nadir olmadığını vurguluyor. Frida Kahlo ve Diego Rivera'nın hikayesini anlatarak, sürekli aldatmalara rağmen bu çiftin ilişkisinin ölene kadar devam ettiğini, yani aldatmanın her zaman bir ilişkiyi sonlandırmadığını gösteriyor.
Konuşmacı, aldatmayı yasaklamak veya ayıplamak yerine neden bu kadar yaygın olduğunu anlamamız gerektiğini savunuyor. Bu bağlamda, psikoterapist Esther Perel'in çalışmalarına atıfta bulunuyor. Perel'e göre, ilişkilerde arzu ve sevgi farklı dinamiklerle işler. Arzu, merak, gizem ve mesafe ile beslenirken; sevgi, yakınlık, güven ve bilinirlikle güçlenir. Partnerlere duyulan çekim, genellikle ayrı olduklarında, uzaktayken veya birbirlerini yeni bir ortamda gördüklerinde artar. Konuşmacı, bu nedenle sağlıklı bir ilişki için çiftlerin aralarına biraz mesafe koymaları ve kendi bireysel alanlarını korumaları gerektiğini öne sürüyor. Son olarak, arzunun bencillikten, sevginin ise vericilikten beslendiğini, ancak her ikisinin de dengeli bir şekilde var olması gerektiğini belirtiyor.
Merhaba, ben Deniz Dülgeri Oğlu. 20 yıldan fazla sıra bir terepiye gidiyorum ben. Bu 20 yılda sabahlara kadar uyumayıp hayat üzerine çok düşündüm. Siz benim gibi düşünmeyin geceleri, maşıl maşıl uyuyon diye yaşadığım aydından maların hepsini bu podcastler sizle paylaşıyorum. Varoluşsa sancılarınız ve siz hazırsanız Merdivenal Tehrepi başlıyor. Bu arada yeni bölümlerimi kaçırmamak için beni takip etmeye unutmayın. Merdivenal Tehrepi'nin olunca bölümüne hoş geldiniz. Olunca bölümüne gelmek biraz bana ilginçi settiriyor. Ben bu podcast'te bir gün yatakta böyle birer içip cipsi yere kadar bakalım. Bir kıyık yapıp da bir deneyin bakalım. Ne olacak demiştim? Bugün olunca bölüme kadar gelmiş olması bu işin düşünüyordu. Ben şu an çok mutlu etti. Böyle küçük şeylerden mutlu olmaya çalışıyorum çünkü eğer böyle birazcık kafamı serbest bırakırsam hemen bu korona salgınıyla ilgili düşünmeye başlıyorum. Mesela biraz önce bir kaydı ara verdim çünkü tırbe girdim böyle boğazım şişti diye. Size de oluyorum bilmiyorum. Bence oluyor. Böyle sürekli sanki hani işte ah ateşini yükseliyor. Allah boğazım şişme başladı falan diye. Bayağı tırbe giriyorum. Neyse Allah hepimizin gerde yardımcısı olsun. Diğip bölümün sorusuna geçelim bence. Artık işi uzatmayalım. Bu bölümün sorusu aldatmak hakkında ne düşünmeliyim? Bu soruyu yanıtlamaya başlamadan önce konuşmaya başlamadan önce şöyle bir gidiş yapmak istiyorum. Bence aldatmak konusunda çoğumuzun kemikleşmiş düşünceleri var. Siz kafanızın içinde çoktan haneye muhtemelen bu cevabı biliyorsunuz bu konu aklındaki düşüncenizi. O yüzden bu konuya girmeden önce ben size böyle kafamda kemikleşmiş bir düşünce olduğu zaman. Ve bir olaya yeni bir açıdan bakmak istediğim zaman uyguladığım bir yöntemden bahsetmek istiyorum. Ben de şekimliğini bırakırken otostopçunun galaksi refere diye bir kitap okumuştum. Eğer okumadıysanız ve okuyacak bir kitap arıyorsanız tavsiye ederim. Özellikle bu günlerde kafanıza bombaş gelere götürecek çok eğlenceli bir kitap dizisi. Otostopçunun galaksi refere ile bu spoilerden sayılmaz çünkü kitabın en başını oluyor bu konu şöyle başlıyor. Dünyalı olduğunu başta düşündüğümüz bir karakter var. Tabii ki normal olarak her insanın dünyalı olduğunu düşünüyoruz. Ama bu karakterin hemen kitabın başına aslında dünyalı olmadığını galaksi içerisinde otostop yaptığını öğreniyoruz. Zaten kitapta dünyanın son günüyle açılıyor. Dünya birazdan yıkılacak diye bir haber geliyor. Acayip komikli şey bence giriş. Dünya çünkü böyle galaksinin devlet tarisinde bir de çoktan açıklamaya yapılmış böyle. Dünya yakında yıkılacak diye bu çok önemselim dosyolduğu için bolcum katında kalmış. Kimse bunu farkında değil ondan sonra gelip bizzataten söylemiştik. Uyarı vermiştik. Sizin haberiniz niye yok falan diye de dünyallara kızıyorlar. Neyse bu karakterde otostop yapıyor dünyası. Acaba bir duruyor yani. Ondan sonra yanına başka bir dünyalı bir arkadaşını alıp. İşte onunla birlikte o şeyde bütün galaksa bir otostop yapmaya başlıyorlar. Yani bu kitabın bu konusunun dişekimliğini bırakmakla ne alakası var diyebilirsiniz şöyle. Kitabı okuduktan sonra daha düz okurken. Bana şöyle bir düşünce geldi. Eğer bu deniz dül geri olduğu denilen karakter. Ben böyle bunu bir gizer oyunda gibi oyunu olsaydım. Ve dünya bunun yaşayacağı mekanlardan sadece bir tanesi olsaydı. Daha venüs de marsta falan falan filan bir süre hayatı olsaydı. O zaman dünya denilen durak bu kadar önemli olmazdı. Ve buradaki vaktime olabildiğince eğlenceli geçirmeye çalışırdım. Ve o yüzden de öyle vaktimizi başını fark ettim. Neden bu da ben dişekimi yaptırıyorum ki yani. Çok daha eğlenceli şeyler var bu karakterin yapabileceği hani. Ben bunu işleceğine istiyor reklamcılık mı? Yapıştır. Reklamcılık yapsın işte. Hani ilişkisine mutsuz mu? İşte ayrılsın. Falanda böyle benim şeyi fark ettim. Bu dünya sadece bir gezegen benim duraklarından bir tanesi diye baktığımda. Bir sürü kararımla çok özgüleşmeye başladığımda. Böyle çok daha dünya dışı bir yerden bakmaya başladığımda. Ve daha böyle benim mutlu edecek şeylerin gerçekte ne olduğunu. Kendime dürüstçe itiraf etmeye başladığımda fark ettim. O yüzden şimdi siz de benim bu aldatmak mesele silahıyla yapacağım. Konuşmayı, konuşmayı sanki böyle şey. Hehehehe. Peygamberimiz bedavutmesi gibi. Yani anlatacağım. Şehler'i, düşüncelerimi dinlerken bence. Dünyayı da sadece. Galaksındaki yolculuğunuzun bir durayamiş gibi. Düşünerek bakın. Birazcık daha böyle galaksin uzak bir yerinden beni dinleyin. Hani farklı bir dünya olabilir miydi acaba? Hayatımızda farklı bildiğimiz, şu an aklı öğrendiğimiz toplum sal kuralların dışında. Da acaba yaşanabilir miydi hayat diye düşünmeye çalışın. Diğerek giriş mi yapayım? Şimdi bence bu aldatmak mesele silah. Biz dedikodu yapmak dışında pek konuşmuyoruz. Aldatmak şişe zaten herkesin oğlan nefret ettiğini çok kötü birisi olarak gördüğünü falan düşünüyor, korkuyor. Aldatılan kişi de aptal yerine konuduğunu, herkesin oğlan acıdığını, ezdiğini falan düşünüyor, o da utanıyor konuşmaya. O yüzden iki tarafta konuşmayınca haliyle üzerinde pek düşünmüyoruz. Zaten düşünmemize de gerek yok. Çünkü ne düşünmemiz gerektiğini toplum bize dikte ediyor. Bizi hepimiz biliyoruz ki bir aldatma varsa çok büyük bir güne işlenmiştir. Hep birlikte ayıplıyoruz. Mmm, yaparmak sal diyoruz. Aldatmak konusu açılınca böyle istikler maaşıya söyler gibi. Hep bir yalnızdan aldatmayı hiç sevmem diye bağırıyoruz. Ay deten olduğum için çok üzüldü. Sanki normalde ne ormurutadan söyleyebiliyor musun gibi? Neyse hepimiz diyoruz ki ben asla aldatmam yok. Ben çok karşıyayim. Hepimizin bu konuda fikir bir lehinde olduğu aşkar. Ama istatistiklere göre dünyada aldatan insan oranları farklı toplumlara. Ya da aldatmanın tanımına göre teksyatmak, aldatmak mesajatmak falan gibi. 100 de 25 ile, 175 arası rakamlarda değişiyor. Yani bunun da bir ortamızın alacak olursak dünyanın yarısı aldatıyor diyebiliriz. Zaten hani bir sitchbirimiz aldatmıyoruz da. Siyasiler, sanatçılar, hiçbir şeydeyizm magazin figürlerinden bol bol biniyoruz. Yani bol olay bizim hayatımızda var. Hatta ben bunlardan bir tanesinden de bahsetmek istiyorum. Çok uzun bildiğini düşündüğüm Frida ve Diego'nun aşkı. Şimdi Frida, Reslam Frida yani biliyorsunuz durumu o kadar kendisini. Çok gençken bir güzel sanatlar öğrencisiyle Diego'yla tanışıyor. Diego'da mekisikalı bir mül sanatçısının duaylara böyle resimler yapan bir sanatçı. Frida ondan aslında karir ile ilgili bir tasya olmak istiyor hani. Ben ne yapayım nasıl geliştireyim bu sanatımı. Neyona gideyim falan diye. Ama Diego zaten çok çapkın bir adam. O sırada evli olmasına rağmen Frida ile Flirt ediyor. Bu oraya kendisi önceden iki kere daha da evlenmiş. Yani baya böyle serial evlenen bir adam. Ve bunun aralarındaki Flirt en son da öyle bir yere var yok. Diego Frida evlenme teklif ediyor. Frida'nın ailesi asla istemiyor. Kızların Diego gibi adamla evlenmesini zaten bir sürü kesen bir adam boşanıp, yandığını evlenmiş. Ne yaptığı belli değil diye düşünüyorlar. Ama Frida kabul ediyor. Ve 1929 yılında Frida 22 yaşında Diego ise 42 yaşındayken, yani iki katı yaşındayken evleniyorlar. Ailelerinin itirazlarını rağmen Frida'nın ailesinin daha doğrusu. Ve balığına gidiyorlar. Daha balığındayken anlatmalar başlıyor. Diego resmini yaptığı modellerle yatmaya başlıyor. Frida deliriyor. Ama tabii ki o da geri de kalmıyor. Hains diye ünlü bir sanat koleksiyoncusu var. Ama Frida'ya onla yatıyor. Hatta adamı da bu hainsı Frida'yla Diego tanıştırmış. Yani Frida'la öcalmak için gidip onla yatıyor. Bu hainsla birlikte New York'a gidiyor. Bir ay ilişki yaşıyorlar. Ama sonra Frida Diego dönüyor ve hainsla bir daha hiç konuşmuyor. Yani artık böyle barıştık falan gibi düşünülüyor. Ama Diego aldatmaya devam ediyor. Diego aldatmaya devam edince Frida'ya ben de senin diyor altında. Kalmam o da başka şeylerle, adamlarla hatta başı kadınlarla ilişkiler yaşıyor. Hatta iddialara göre Frida bir seksel olduğu için de başka kadınlarla yaptığı için, Diego da aynı kadınlarla yaptığı için ilişkide birbirlerini aynı kişili aldattıkları bile oluyor. Yuh diyeceksiniz ama bittimi bitmedi. Diego çıta yıkılıyor. Frida'nın kıskardaşıyla yatıyor. Frida'la bu olayın üzerine öcalmak için gidiyor Diego'nun idoli olan leon diye bir adamla yatıyor. Ve evlendikten 10 sene sonra artık Frida'nın kıskardaşıyla Diego'nun yapma meselesini başlattığı o çatırdama sonucunda muhtemelen 1939 yılında boşanıyorlar. Ha, diyeceksiniz tabii ki de bu kadar aldatmadan sonra ne olacaktı? Bu ilişki bittikcekti ama hayır bir sebe sonra 1949'ta bir daha evleniyorlar. Ve 1954 yılında artık Frida ölüp hakkının rahmetine kavuşana kadar ikisi de birbirlerini aldatarak bu ilişkiye devam ediyorlar. Yani öyle ne kadar birlikte olmuş bir çift. Yani bütün bu aldatmaları rağmen şimdi biz buna kötü diyoruz bu aldatmaya, yasak da diyoruz. Her türlü önünü almak için elimizden ingilene yapıyoruz ama insanlar aldatmaya devam ediyor. Hatta ayrılmaların ağzımında esekte ilişkiler de devam ediyor. Ve hatta ilginç bir şekilde aldatma meselesi bazen ilişkinin bitmesine sebep olmuyor. Frida ve Diego örneğinden gördüğümüz gibi örneğine kadar bile devam edebiliyor bu ilişki. O zaman bence bizim bu aldatma olayını ayıplamak ya da yasaklamaya çalışmak böyle baskıyla engellem.
çalışmak yerine madem bu olayın önüne geçemiyoruz. Değiştiremediğimiz bu olayı aşk yer. Neden diye bence bakmamız lazım. Ve ben tabiki bakmaya başladım. Ve bol bol bu konuyu araştırdım. Esther Perer, Dan Savage, Wenz Dye Martin, Alenda Boton, gibi Piscoloque, Flosov, Anthropoloque, köşeye hazır bir çok meslek kurubuna insanın ne yazdığını, ne konuştuğunu ben inceledim yıllar içinde. Ve bu insanların aldatmak kötüdür ve işte aldatanları çarmıha gelmeliyiz. Dan çok daha farklığı ve çok daha uzun cümleler kurduklarını, kitaplar yazdıklarını, konuşmalar yaptıklarını gördüm. Bunların hepsini bu konuşmamın içinde, bu podcast'ın içinde anlatacağım. Ama bence aldatma konusuna iyice girmeden önce bir ilişkilerin nasıl başladığını evlildiğini hızlıca bir düşünelim. Şimdi birine bence bir insanı başta, manyakça bir arzu duyarak mutlamadan istiyoruz. İşte belki çok hoşlanıyoruz, ondan ne olacağını hiç bilmiyoruz. Böyle onu görünce ya da düşünümüzde işte midemize ağır giriyor. Stalk ederken heyecan duyuyoruz, böyle Instagram'la bakarken, yanlışlıkla, like edeceğim falan da ödümüz kopuyor. İşte mesaj gelecek mi diye böyle kalbimiz gün gün atıyor. Ki bunların hiçbiri çok hüzurlu, hisler değil aslında böyle össeseye girecekmişiz gibi bir şey bu. Bu hisler, böyle kalbimiz hep ağzımızda. Ama sonra işte belki o insan bize hoşlandığını söylüyor ya da biz ona hoşlandığımız söylüyoruz ya da böyle açıkça söylemeye gerek yok. Orta okulda bir insan, bir şekilde anlaşılıyor bunlar. Ve sonra bir ilişkiye dönüşüyor. Ve bu biz neyiz sorusu artık kalmıyor. Yani artık anlıyoruz. Biz artık sevgili iz birlikteyiz. Hatta belki işte evleniyoruz o insanla. Toplum nezinde gelenebilecek en ilişki kanıtı olan noktaya geliyoruz. Ve artık rahatlıyoruz. Art Instagram'la bakarken korkmuyoruz. Yanlış kalayacak mıyım diye. Hatta bak Instagram'la pek bakmıyoruz. Çünkü zaten bildiğimiz birlikte yaşadığımız insanı ne bakacağım Instagram'la yani her gün gördüğüm insana. Bunu da bir daha mesaj atacak mı diye de beklemiyoruz. Yani zaten atacak atmayı pınapacak. Atacağı mesajda aşkım geleken ekme kalırmışsın. İşte aşkım çok hastaneye garba bozuldu falan gibi şeyler bile. Atabiliyor bize yani artık aramızdaki samim yet ilerliyor. Yani o en baştaki arzu, flört dönemindeki arzu ilişkiye geçtiğimiz zaman sevgiye dönüşüyor. Yani en başta hep kafamızda soru iş artilebiten cümleler varken hani mesaj atacak mı işte. Ben de ne hoşlanıyor mu gibi? Sevgiye dönüştüğünde ilişkiye dönüştüğünde sonun noktayla bir tane cümlelere dönüşüyor. Zaten o hep böyle böyle yapar işte. Böyle böyle giyiniyor. Falan hani artık o kişiyi yakından tanımış oluyoruz. Ve aklımızdaki soru iş artilen çoğu cevap bulmuş oluyor. Şimdi bu arzu sevgiye dönüşüyor ve biz istiyoruz ki ama bu sevgiyle birlikte tabii arzu da devam etsin. Hani aslında o merak hissasına devam etsin ki bizim hani cinsellihimiz hani uyumaya başlamasın. Ölü bir cinsel hayatımız olmasın. İstiyoruz ama ikisi aslında birazcık çalışan şeyler. Çünkü arzu meraktan geliyor bence hani böyle bir şeydeki gibi Ali Sıtaşan'ın peşinden bir deliğin şey senden geçiyor. Hani kendisini bambaşka bir şeyde buluyor ya diyarda harikalar diyarında. O arzu peşinden koştunuz şey ama sevgide zaten biliyoruz. Ezbere bildiğimiz bir harikalar diyarı var. Yani arzu da mesela arkadaşlarını anlatıyorsun. Hani of kim acaba aramızda ne oluyor? Ben de hiç bilmiyorum. Bakalım ne olacak falan diyorsun ama sevgi de işte. Ben onu çok yitanıyorum. İşte şu öldür, böyledir. O bunu asla yapmaz falan diyorsun arkadaşlarına. Yani arzu peşinden koşmak var. Özetli, sevgi de sahip olmak var bence. Hani sinemada fragmanını izlediğimiz filmi merak ediyoruz. Çünkü hayal ediyoruz. Her türlü şey olabilir o filmin devamında. Ve sonra belki de izliyoruz o filmi. Belki de çok seviyoruz ama bence o filmi yani ne kadar aşık da olsa yılda bir iki kereden. Hadi diyelim. On kereden fazla izlemeyiz. Çünkü artık o filmde ne olduğunu biliyorduk. Peki ilişki için de hiç heyecanın sevgilimize böyle çekim duymuyor muyuz? Elbette duyuyoruz. Esther Perer diye bir bir psikoterepist var. Kendisine "Mating in captivity. Unlocking, erotic, inteljenisi" diye bir kitabı var. Hani şey gibi çevirebilirim. Tutsaklıkta, çiftleşme, erotik zekânın sürülerini deşifre etmek gibi düşünebiliriz. 24 ile çevrilinmiş mi kitap bu? Kendisi bu kitap yazdıktan sonra sekiz ve elişkiler üzerine uluslararası bir danışman oluyor. Dünya'yı gezerek çift ve ailelere tarafı yapıyor. Özellikle böyle başından aldatma olaya geçmiş çiftlerde danışmanlık yapıyor. Yani çok farkı toplumlardan çiftlerle çalışarak bilgi topluyor. Dünya çapında ve analiz etme fırsatı yakalıyor. Kendisinin tek toplu da baya ilginç, internebilebilirsiniz. Esterperin'in bütün bu çalıştığı çiftlere sorduğu bir soru var. Sevgilin en çok ne zaman çekim duyuyorsun? Ne zaman heyecanlandıyor, sen diye soruyor. Ve topladığı üç tane farklı cevap var. Birincisi ayrı olduğumuzda uzak olduğunda ya da ve tekrar kavuştuğumuzda. Yani ayrıldık ve başka bir yerde. İşte bir işseyahatinde başka bir yere gitti. Ya da işte, karantinada gibi farklıyaları karantine edirdik gibi. Birincisi bizden uzaktaysa o zaman ona heyecan duyuyoruz. Çünkü o nerede olduğunu yaptığını bilmiyoruz. Aynı filmin fragmanında olduğu gibi her gücümdüz setiklemeye başlıyor. İkinci zamab şu. Onun işinin başında gördüğümde çok tutukuyla bir şey yaparken atıyorum. Şarkıcı ve şarkı söylüyor ya da yazar ve bir şey yazıyor. Ya da sahne de bir konuşmaya parken gördüğümde ya da bir parti de başkalarının onlayı gilen yeni görünce böyle de gittim bir döndüm. Herkes ona konuşuyor böyle. Neden? Çünkü bununla da uzaktan yine bakıyoruz. Ama bu sefer fiziksel bir uzak değil belki duygu saldır. Uzaklık bu. Parti nelemize başkalarının gözünden bakıyoruz bu sefer. Hani sahne deyken o herkesin o nasıl gördüğünü görmeye başlıyoruz. İdrak ediyoruz. Bizim her gün opucu malı gördüğümüz insan. Sahne de konuşunca bir anda milletin ona bakıp ne kadar farklı şeyler düşünebildiğini hayal ediyoruz. Yani herkâhır ediyor ya da işte bir parti de herkes onu e gilenin önce senin o sırayla üstüste tuvalete girdiğin insanı bir anda başkalarına kadar çekici başkalarının on ne kadar çekici bulabildiğine görüyorsun mu? O seni birden heyecanlandırıyor. Yani aramızda bir mesafe girmesi gerekiyor. Bu mesafe girdiği zaman erotik çekim oluşuyor. Hani böyle bankalarda şey olur ya. Vezneye kalemi bağlarlar dandıktıkken meskalimi çalındasın diye. Ya gibi bir şeyle böyle çekildikçe böyle o vezne'den uzaklaştıkça o kalemi o ya yerilir. Erotik çekim de işte bu vezneye bağlı kalemin o yayı gibi. Hani ne kadar yakınsa ki o masayla kalemi birbirine aradaki ya böyle gevşek evşek sallanıyor bir çekim yok. O kalemi uzaklaştıkça o ya yeriliyor ve çekim artıyor. Yani bu mesafe denilen şey bir gizem katıyor. İki insan arasındaki ilişkiye yeni gözlerle bakıyoruz karşımızdaki insana. Hani şu an orada ne yapıyor diyoruz uzakta ise ya da bu yabancı kişi onlarla ne düşünüyor. Onu mu arızlığı diye düşünüyoruz. Ve bu düşünceler bizim bir şekilde erotik dünyamızı hareketi geçiriyor ve bizi tarikaya diyor. Ve fark ettiyiz hınız bu anlattığım sanirlerde şöyle de bir şey var. Hani o kişi uzakta kenya da sahne de parti de başkalarla konuşuyor ve sayereken bulumsuz bu kişi. Yani partilerine ihtiyac duyamıyor. Sana ihtiyacım var mesajı vermiyor. Ama bir gas açımı sev demiyor. Ve yani bu yine erotizimli alakalı çünkü es terperiyle göre ihtiyac duyduğunu hissettiğimizde birisinin arzumuz bitiyor. Birine şefkat gösterirken aynı zamanda arzu duyamıyoruz. O şefkat işin içine gidiyor. Diğiz zaman ebevenin çocuk ilişkisini hatırlatan bir şey oluyor aramızda. Ve bu iki cevabı saydıktan sonra üçüncü cevabı gelecek olursak onunda da insanlar şunu söylemiş. Birilik de güldüğümüzde ya da beni şaşırttığında ya da işte böyle bir düğüne falan gideceksek hani mesela onu bir takım evi sene gördüm ya da işte çok farklı bir geceye bir ses ile gördüğümü böyle hazırlanmış olarak ya da saçını yeni kestirmiş ya da boyatmış falan. Farklı bir sakaltıresi denemiş. O zaman da çekim duyduğunu söylemiş insanlar. Yani yeni bir şey olduğunda da partlerimize çekim duyuyoruz. Haycan diyoruz çünkü bizi yeni bir yere götürüyor. Hayal gücümüzü tetikliyor. Zaten aslında bakarsanız seni bizi ayıran şeyde bu hayal gücü hayvanlardan. Mesela çünkü hayvanlar da cinsel birleşme yapıyor. Ve cinsel birleşme sonucunda hani bir boş alma digusu yaşıyor yani digusu yani digusu etip boşaltma yaşıyor. Dügusunda yaşıyor tabii de fiziksi var ki boşalıyor ama insan kendi kendine doğru gazmolabiliyor. Sadece hayal gücüyle. Yani hayvan gerçekten yeni bir hayvana cam vermek için, üreme için cinsel liğini yaşarken insanın kendisine aslında cam vermek için, erotizimler ruhuna cam vermek için cinselini yaşıyor. Zaten depresyona girdiğimizde bence bu yüzden erotik hissedemiyoruz. Libidomuz düşüyor çünkü o canlıdığımızı kaybediyoruz. Erotizimle canlı hissetmesi insanın birbirine çok sıkı sıkıya kenetlenmiş şeyler. Yani ki bunun tam tersi de doğru ben. Yani kendimiz iyi hissettiğimizde böyle genç iyi görünümlü güçlü yani böyle canlı hissettiğimizde Libidomuz yükseliyor. Ve Libidomuz yükseldiğinde kurduğunuz fanteze şöbbi düşünün. Ben canına pek aşık olduğunuzda birine ilk mesaj olarak atmak istiyorlar. Sadece sizler de değil yani. Ya da patronunuzun bilmesini falan da istemezsiniz muhtemelen. Oysa aynı patrona aşkımızın belki en büyük göstergesi. olan düğün fotoğlarını gururla gösterirsiniz. Çünkü sevgi topluma uyumlu bir şey. Yani evlilik falan bundan hep sevgiler gizemiz. Arzu topluma uyumlu değil. Arz'un karanlık bir tarafı var. Yani arzu daha çok bence bencillikten geliyor. Sevgisi vericilikten. Aslında kimse de ikisine de ihtiyacımız var bence. Yani çocukken hani şey oluyor mesela. Önce idale olan anne seviyor. Sonra da çocuk büyüdüğü zaman öz görece hani ona hadi git diyor. Dünyayı keşfet. Çocuk da aklı hiç anne de kalmadan gidip kendisi olabiliyor hani. Dünyaya keşfede biliyor. Ne yapacak sayatıyla ilgili yapabiliyor. Ama bir bağda devam ediyor. İsterdiğini anneye dönebileceğinde biliyor. Ama anne eğer ben çok endişeliyim. Gitme. Yani orada ne bulacaksın sanki? Bak seni orada kurtlar köpekler yer derse çocuk kalıyor. Merak duyguysunlar. Ama kendisi olamıyor bence o çocuk. Yani ya da annesiyle boğazın boğanı tamamen koparıyor. Gidip kendisi olmak için. Ben yetişkinlikle de biraz bu oluyor. Hani. Birazcık o merak duyguysun peşinden bence gitmemiz lazım. Biraz kendimiz olmamız. Bu birlikte olmuş partinerden uzakta da bir yaşamımızın olması lazım. Hani araya mesafe koymamız lazım. Ama genel olarak bunu yapmak istemiyoruz. Hani gördüğüm kadarıyla çoğu çift bir bütün olup birbirinin içinde kaybolmak istiyor böyle. Ya da istemeden de olsa bunu yapıyor. Çünkü hani böyle romantik filmlerde olur ya. Ruheşini işte bulur böyle. Hayatı boyunca bekle diye o her şeyi olur. Hani zıvan deniyor İngilizce de hani o kişi hani o seçilmiş kişi. Bir ilişke girdiği zaman çok insan karşısındaki için bu olduğunu inanıyor. O dıvan seçilmiş kişi olduğunu inanıyor. Ve hani şey diye düşünüyor. Neden sadece bir şeylere birlikte yapalım ki? Her ihtiyacını bende karşılasını diyor hani. Ben vazgeçilmezim kimse yerimiz tamaz diye düşünüyor. Hani cinsel arızlarına ben ne duyursun? Işte duyursun, kiraya da ortak olsun. Ondan sonra işte tıkanmış toaletimizde birlikte açalım. Iş yerindeki sorunları da birlikte konuşalım. Hani her şeyi bu dünyada yapılabilecek ne varsa birlikte yapalım. Deniyor. Ve bunun üzerinde o yabancılık duygusu. Tamamen bitiyor. Ve bence insanların birbirini keşfetme hevesi de bitiyor. Ve bunun sonucunda aldatma duygusu oluyor. Yani orada ne olduğunu birazdan gelin ama esas o aldatılan kişiye ne oluyor diye baktığımızda. Handle mi şey dedim ya? Kimliğini böyle insan şeyde tanımda. Ben onun her şeyim diye. O yüzden de aldatıldığı zamanda bir dakika demek ki ben her şey falan değilmişim. Hani vazgeçilmez biri değilmişim. Düşüncesi çok sert bir şekilde gelip çarpıyor. Ve o kişide çok ciddi bir yıkmayı olatıyor. Aslında ama bence yani böyle iyice bir düşündüğümüz zaman bunun sebebi üzerine bütün bu okuduğum şeyleri de hani gözünde bulundurarak aldatmanın sebebi aslında başka birisinin istemekten ziyade kendisinin başka bir insan olmayı denemekisi o insanın. Hani ben nasıl başka bir beni olurum? Çünkü hani sevgilin olan insanın yanında ya da işte eşin koca karınına ise hani onun yanında hep belli bir sensin. Hani nasıl davranıca şakalarına süt yapacağı falan belli. Ve aynı insan olmaktan birazcık bence bir yer nasıl insanlar sıkılıyor ve yep yeni bir hani hikayenin içinde yep yeni bir kendi likiduyu gusu yaşamak istiyor. Hani zaten meslek değiştirmek işte ya da ne bileyim başka bir şehre taşımmak gibi arzularımızın altında bu var bence hani yeni bir ortamda yeni bir hikayenin içinde yeni bir kendimiz olabiliyoruz hani ki bu da çok önemli çünkü bir insan hani doğduğunda aslında önüne bir hayat var hani tek bir meslekse içerisinde tek bir insanla birlikte olursa tek bir hikaye yaşar ama bir kere bir meslek değiştirirse ya da işte başka bir insanla daha birlikte olursa yeni yeni hikaye reklam ve başlıyor o zaman da tek bir hayatın içinde yeniden yeniden doğup bence başka hikayeler yaşamış oluyor. Yani o yüzden bence aslında ilişki harika da olsa çok mutlu bir çift de olsa bu iki insan sadece merak duygu su yüzünden birisi ya da herkisi de başkalarını arzuya bilir ve bu arzunu peşinde koşup bu arzu ile hareketi geçerse de aldatabilir. Peki o zaman ne yapmalıyız diye düşünecek olursak bana sorarsanız bence birincisi ilişkiye mesafe getirmek lazım. Yani o kadar böyle birbirimizin içine kaybolmak değil de hani aynı evin içinde yaşamıyorsa bile farklı hani yaşam alanları olması hani böyle evin içinde arasına buluşmak şeklinde hani ondan sonra farklı tutuklarını olması hani illa böyle ne bileyim hani bizim dizimiz şu biz birlikte bunu izliyoruz demek ki yani ik insan farkı diziyi deyiz diye bilir. İlla hani sadece kesişim kümeleri şeklinde hayatı yaşamak aslında kendi bendenin bir kısmını bırakıp sadece belli bir kısmını o insanla kesişen tarafını yaşamaya dönüştüğü zaman bayağı sıkıcı kısmını bir yalan oluyor hani biz bu yemeği çok severiz yani belki ben ne bileyim krem kremel çok seviyorum benim partimle belki İranç geliyor krem kremel yemeyecek miyim o zaman hani sürekli ortak sevdiğimiz tatlı pudding ise pudding miyyeceğiz yani biz cümlesi bence çok arttığı zaman işte o mesafe kayboluyor ve olayısıyla heyecan da azalıyor bence o yüzden kisal mesafe ve ayrı hayatların varlıyor hani ayrı tatile gitmeler ne kadar bir süre insan bunu kıskanıyor olsa da hani arkadaş gruplarıyla takılmalar falan bence bunu korumakta önemli. İkinci şey de burası belki birazcık sert görebilir ama bence şöyle bir şey ile hani bunu kimden dinlemiştim ben çok etkilendim. Ben Savut Ben Savut bir köşeye hazırı seks ve ilişkiler üzerine yazıyor ve kendisi gay ve bir açık ilişki yaşıyor sekoca silah evliler burada yani dalışı seks yule eksklusiv değiller hani başkalarıyla da yatıyorlar ve kendisi şöyle diyor sıret ilişkilerle diyor ben benim diyorum en büyük problem diyor herkes şöyle başlıyor zaten biz hani sadece birbirimizle yatıyor olacağız yani biz tek eşliğiz ve birbirimizle yaşayacağız bütün cinselliğimizi varsayım ile giriliyor kimse şeyi sormuyor ilişkinin başında hani bu arada ben tek eşliğimi de çok eşliğim sen tek eşliğimizin çok eşliğimizin biz bu ilişki de hani sadece birbirimizle mi seks yapacağız sorusu sorulmuyor zaten öyle yapılmak zorunda diye giriliyor hani ki gaylerde diyor böyle olmuyor biz birbirimize soruyoruz ben böyleyim sen nasılsın falan diye bence o yüzden ben düşün duymamıyorum da yani her ne kadar biz bunu duymak istemiyor olsak da çoğumuz kulamız gibi redetmek istiyor olsak da çok farklı doğada bence farklı tip türlerde insan doğaları var ve herkesin tek eşli olmadığını kabul etmeni yüzü bence bir ilişkiye girdiğinde girdiğinizde herkes önce yani kendi cinselliğinin nasıl yaşadığını ve karşı tarafın da sorarak nasıl yaşadığını öğrenip hani ortak bir cinsellik yolu çizip çizemeyeceklerini birlikte bence belirlemeliler ve bütün bunların sonucunda bence insanlar birbirine daha dürüst olabilir ve aldatmaya gerek olmayabilir tabii ki çok eşlikle yani aldatma olmayacak mı demek yine onunla ikenditindeki kuyular kuralar hiklilabilir ama yani esas mesela dürüstlik olsa isteyen tek eşli bir ilişki yaşasını isteyen sonuna kadar çok eşli olsun herkes birbirine olabildiğince kendisiyle ilgili açık olursa o yüzden hani biz de etrafındaki insanların söylediği şeyleri sen ne diyorsun ve kendine gel köpek değil, tokatlamazsak insanları özgürce kendini ifade etmelerini düşüncelerini söylemeler için alan tanırsak bence daha mutlu ilişkiler kura biliriz şimdi tüm bu düşüncelerini işin da aldatmak hakkında ne düşünmeleğimdi yani baştaki sorumuza dönecek olursak bence hayatta hiçbir konuda herkesin sizden bekli dişeye düşünmek zorunda değilsiniz yani toplum kurallarını belirliğen insanların muhteşem derecede okuyan araştıran sağlıklı insanlar olduğunu düşünüyorsunuz tabi ki toplumun fikirinci kabul edebilirsiniz hiç sorgulamadan hani bütün fikirlerini alıp benimseyebilirsiniz ama topluma güvenmek bana çok da iyi bir fikir gibi gelmiyor diyorsanız bu konuyu araştırıp kendi düşüncelerinizi geliştirip uf konusu açabilirsiniz "Dior" ve sizi "Serdero Taç" gibi kafanızda deli sorularla başa başa bırakarak olunca böyle mi kapatıyorum bir sonraki çift basamak bölümümüzde görüşmek üzere gire gire
Podcast Summary
Key Points:
Konuşmacı, 20 yılı aşkın süredir gece uykusuz kalarak hayat üzerine düşündüğünü ve bu düşüncelerini "Merdivenaltı Terapi" podcast'inde paylaştığını belirtiyor.
Aldatma konusunda toplumun kemikleşmiş yargıları olduğunu ve bu konuyu açıkça konuşmaktan kaçındığını söylüyor.
Farklı bir bakış açısı geliştirmek için "Otostopçunun Galaksi Rehberi" kitabındaki gibi dünyayı bir durak olarak görmeyi öneriyor.
Frida Kahlo ve Diego Rivera'nın sürekli aldatmalarla dolu ilişkisini, aldatmanın her zaman ilişkiyi bitirmediğine örnek olarak veriyor.
İlişkilerde arzu ve sevgi arasındaki farkı açıklıyor; arzunun merak ve mesafeden beslendiğini, sevginin ise yakınlık ve güven gerektirdiğini belirtiyor.
Esther Perel'in "Mating in Captivity" kitabından alıntı yaparak, partnerlere duyulan çekimin genellikle ayrılık, uzaklık veya yeni durumlarda arttığını ifade ediyor.
Summary:
Bu podcast bölümünde konuşmacı, aldatma konusunu derinlemesine ele alıyor. Toplumda aldatmanın genellikle tabu olduğunu ve bu konuda açık bir diyalog kurulmadığını belirtiyor. İstatistiklere göre dünyada aldatma oranlarının %25 ile %75 arasında değiştiğini, yani bu durumun sanıldığı kadar nadir olmadığını vurguluyor. Frida Kahlo ve Diego Rivera'nın hikayesini anlatarak, sürekli aldatmalara rağmen bu çiftin ilişkisinin ölene kadar devam ettiğini, yani aldatmanın her zaman bir ilişkiyi sonlandırmadığını gösteriyor.
Konuşmacı, aldatmayı yasaklamak veya ayıplamak yerine neden bu kadar yaygın olduğunu anlamamız gerektiğini savunuyor. Bu bağlamda, psikoterapist Esther Perel'in çalışmalarına atıfta bulunuyor. Perel'e göre, ilişkilerde arzu ve sevgi farklı dinamiklerle işler. Arzu, merak, gizem ve mesafe ile beslenirken; sevgi, yakınlık, güven ve bilinirlikle güçlenir. Partnerlere duyulan çekim, genellikle ayrı olduklarında, uzaktayken veya birbirlerini yeni bir ortamda gördüklerinde artar. Konuşmacı, bu nedenle sağlıklı bir ilişki için çiftlerin aralarına biraz mesafe koymaları ve kendi bireysel alanlarını korumaları gerektiğini öne sürüyor. Son olarak, arzunun bencillikten, sevginin ise vericilikten beslendiğini, ancak her ikisinin de dengeli bir şekilde var olması gerektiğini belirtiyor.
FAQs
Aldatma, toplum tarafından genellikle ayıplanan bir konudur, ancak istatistikler dünyadaki aldatma oranlarının yüksek olduğunu gösteriyor. Bu konuyu anlamak için önyargılardan sıyrılıp, farklı perspektiflerden bakmak önemlidir.
Frida ve Diego'nun ilişkisi, sürekli aldatmalara rağmen birbirlerine olan bağlılıklarını ve hatta yeniden evlenmelerini gösteriyor. Bu, aldatmanın her zaman ilişkinin sonu olmadığını ve karmaşık duygusal dinamikler içerdiğini ortaya koyuyor.
Arzu merak ve bilinmezlikten beslenirken, sevgi tanıdıklık ve güvenden gelir. Arzu bir filmin fragmanı gibi heyecan vericidir, sevgi ise filmi defalarca izlemek gibi rahatlatıcıdır.
Erotik çekim, mesafe ve gizemle beslenir. Partnerinizden uzakta olduğunuzda, onu başkalarının gözünden gördüğünüzde veya yeni bir şey denediğinizde çekim artar. Bu, ilişkideki merakı canlı tutar.
Kitap, uzun süreli ilişkilerde erotik arzunun nasıl korunacağını araştırır. Perel, çiftlerin birbirlerine olan çekimlerini artırmak için mesafe ve bağımsızlık gibi unsurların önemini vurgular.
Aldatma, toplumsal baskılara rağmen yaygındır çünkü insanlar arzu, merak ve kendini keşfetme ihtiyacı duyar. Bu, bazen mevcut ilişkinin sınırlarını zorlayarak ortaya çıkar.
Chat with AI
Loading...
Pro features
Go deeper with this episode
Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.