Go back

#7 Rina Onur: Sadece İyi Oyun Yapmak Yetmez!

59m 33s

#7 Rina Onur: Sadece İyi Oyun Yapmak Yetmez!

Konuşma, Türkiye'deki dijital oyun sektörünün dinamiklerini ele alıyor. PİK'in (Peak) nasıl kurulduğu, ofis genişleme süreçleri ve sektöre nitelikli insan yetiştirmek amacıyla başlattığı eğitim programları (PİK Akademi) anlatılıyor. Sektörde ciddi bir şirket enflasyonu yaşandığı ve birçok yeni girişimin benzer fikirlerle ortaya çıktığı belirtiliyor. Başarının, artık yalnızca iyi bir oyun tasarımına değil; aynı zamanda güçlü bir pazarlama stratejisine, yeterli finansmana ve sanat, mühendislik gibi farklı disiplinlerden oluşan uyumlu bir ekibe bağlı olduğu vurgulanıyor. Konuşmacı, rekabetin sadece diğer oyun şirketleriyle değil, kullanıcı zamanını talep eden Netflix, Instagram gibi tüm uygulamalarla olduğunun altını çiziyor. Tartışmada, Toy Blast gibi ikonik bir başarının tekrarlanıp tekrarlanamayacağı sorgulanıyor; bir görüş bunun mümkün olduğunu ve inovasyonun sürekli deneme-yanılma ile geldiğini savunurken, diğeri bunun zorluğuna işaret ediyor. Sonuç olarak, sektörün olgunlaştığı, küresel rekabetin arttığı ve sürdürülebilir başarı için kapsamlı bir yaklaşımın gerekli olduğu ortaya konuyor.

Transcription

10539 Words, 67885 Characters

Turkish
[MÜZİK ÇALIYOR] -Beyin ağaç geldin. -Hoş bulduk. Çok teşekkür ederim Tükfim kabul ettiğin için. Ve seninle ilgili hazırlık yaparken sana hangi soruları soracağıma da hazırlık yaparken çok aşırı keyif aldım çünkü çok şey öğrettim bana her şeyin önce. Ve neden daha önce tanışmamışız diye de hayırlandım. Şöyle ki biz aslında 13 yıldır ifa, birbirimizi bir yer ben tanıyormuş. İlk defa tanıştık. -Aynen öyle. -Ben ilk defa tanıştığımızda şaşırdım öyleyse. Ve programlan önce bir mesela anlattım bana. Onu şimdi programı açılışımda komik ve aslında çok klas ve yüzüğü anlatmanı çok istedim. Tamam, şimdi dönüyorum o herkese dedin. Yok, istedin ya, kamera bu da. Çünkü sana anlattım işin anlattım. Şimdi senin 2012 yılın ortası lazım. Vadi sosyal medyaca oda biz de PIK olarak kapa taşta halktan iş merkezi diye böyle bayağı köklü eski bir iş merkezi var. Oradayız, önce üçüncü katta başladık. İşte sonra PIK büyüdüğü, birinci katı da aldık. Hani orada böyler ekçi o aldık. Bir de oranın altında böyle kot farkı olan canları olan ama böyle tepede olan o yüzden süper ışık süper hava da almıyor. Bir ofis vardı, çok büyük. Orayı vermeye çalışılar mı? Kot farkından dolayı bir türlü veremiyorlar. Masal bunlara ne versek alıyor? Büyüyorlar zaten diye. Orayı bize vermeye çalışıyor. Biz de baktık. Aslında yere ihtiyacımız var mı? Biz yukarı doğru büyümek istiyoruz. Adam bize aşağıya vermek istiyor falan. O sırada sosyal medyacı onun o çok ünlü sonra mahkeme karar ile inen trendi ol. Saga, storiesi çıktı ve gerçekte arkadaşlar ya ve Türkiye ekosistemi zaten küçücük biliyorsunuz. O zaman daha da küçük çalkalanıyor. Yani kaynıyor, inanılmaz. Zaten konusu geçen insanların birçoğu. Aynı zamanda PIK'inde kaptay bulunday. Onlar da bizim böyle melek yatırımcılarımız böyle bize şaşkınlıkla okuyoruz. Bazı şeyleri bazı şeyleri biliyoruz vesaire. Neyse bütün bunlar konuşurken bir gün bizim masal bir geldiği ki ya dedi arkadaşlar. O en alt katvalde sizin istemediğiniz oraya birisi geliyor, sizi sektörden dedi. Bizim sektörden mi? Kim dedik? Sosyal medyacı o dedi. Ben böyle bir yut kundum. Dedim ki "Sider alandım, Sider tutalım." dedim. Onlar gelmesin yani. Gözülderdi bir şeyler böyle. "Niyorum yani? Beni birisi bir şey konuşur, bir şey ortaya çıkar, bir şeyler yazılır falan." Bayağı bir kuşu yani. Şimdi konusu açıldı diye söylüyorum. Trendyolabıyı niyazarken Sider'e da görüştüm ben. Hatta Sider'le ilk tanışmam. Aslında o haberlerle alakalı. Ancak dedi ki benim ispimi. Ve bu söylediklerimi yazmanı istemiyorum. Ben dediğim gibi tamam ve hiçbir şey, yani hiçbir söyledikleri bilmen lazım. Zaten öyle diğerleri gibi, öyle şey de bir şey vermedi. Bana öyle malzeme de vermedi. Dolayısıyla dünyanın en önemli şey de değildi. Eğer bana bir suflere versiydi, ben başka bir istedan anayla atsaydım. O zaman yazabileceğim bir şey olurdu ama bundan her mideyen öyle bir şey yoktu orada. Neyse. Ve ben sizin ama, o fısınızın haktanda olduğunu tamamen unutmak soretiyle tam bir tane sonra civarında bizde eğitim şimdi büyütmeye çalışıyoruz. Bilgi üniversitiliği ortak işler getirebiyoruz. Sertifika programları bilmem lazım. Çok para kazanıyoruz falan. Dedik ki biz eğer kendi yerimize geçersek. Ve bilgi sürekli eğitim merkezinin logosunda buraya koymayı başarırsak. Çok büyük para kazanıyoruz. Bu da üstelikler. Yani böyle yine nesil bir eğitmiş oldu. O zamanlar burada gerçekten böyle maslaktaki hiltonotelin küçük top pantıda eğitim yapıyordu falan. Biz bu işi profesyonel istemiyorum. Ve ben git konuştum o kadar aklımda yok ki peak falan yani. Sonra dedi ki peak kem tuttu böyle. Ne alak? Üç katonuların falan. İki kat üç katonularını falan. Dedim ki biz hani ama siz demiştiniz ki bana burada ki çiracılar burayı da ilgilen mi mi dedi demiştin? Ya işte başka şöyle yorul. Adam söz radyi sözünden döndü. Sonra ben Sideri aradın dedim ki. Abi neden? Yani biz orada olsak ne olur? Olmaz sak ne olur yani. Bizim size ne zararınız öyle. Sizin o fısınızın kapısı kapalı sonuçta. Abi yok öyle değil. Bizim zaten bilmemiz lazım falan. Ancak siz tutmuşsunuz öyle. O re ne yaptınız? Pik akademiy yaptık biz orayı sonra. Biz aslında sizin yapacağınız şey bilmiyorduk ama benzer bir şey yaptık. Önce hani içeride yani şimdi ekosistem biz kuruarken Türkiye'de oyuna dair pek bir şey olmadı. İçin bazı şeyleri hem öğrenip eva aynı anda yapmaya çalışıyoruz. Yahu yüzden böyle 24 saat çalışılan falan bir dönemdeyiz. Bazı şeyleri de öğrenemiyorsun. Yani bilmenin bilmenin bilmediğinde yani öğrenciye ne bilemiyorsun. Yurt dışında insanlar getiriyordu. Böyle oyun sektöründe. Size itsinler diye. Bizi itsinler diye. Ve bir süre ilk başta bunları sadece peak içerisine yapmaya başladık. Sonra böyle çok kaylavi insanlar getirmeye başlayınca. Bizim içeride ki insanlardan da dediler ki ya neden bunu ekosistemede açmıyoruz. Yani yani bunu paylaşabiliriz. Hani bize öldürmez. Efendim bizi pozitif olarak geri döner bu yani. Çünkü düşünceliği derin konumuna geçiyorsun. Tabii. Pik bu insanları getirdiği zaman. Sonra dışarıda açmaya başladık ama çok selekt. Mesela çok ünlü bir iş de bilselmeyen de sizinle bilmem neye, bileyberesini yazmış birisini getiriyorduk. Ondan sonra her baş fırına değil de kendimiz seçiyorduk gerçekten. Şu şirketten şu gelsin, şuradan şu gelsin diye. Ve dışarıda açtığımız bir güzel bir program olmuştum. Üniversitede güven çatak var. Evet. Güven bayağı bak gelinler de inanılmaz da böyle. Şu an güven çok güzel işler yaptı bu adek. Tabii tabii hala da yapıyor. Allah'a biz görüşemedik bir süre diyor ama. Sende bir iki üç sen önce. Hatta şey buradayımda sahibi gökhan çetin sayıla çok yaa. Şehizli yani sohbetimiz iyiydi. Bugün aslında getirmek istediğim hani konuşmak istediğim konu adam tensebü diyetene konusun. Türkiye'de şu anda oyun sektörü yani digital oyunculuk, mobil oyunculukla ilgili hem yaratıcı yani çizer, yazar olsun. Hem de kodcu işte bunu deliştiren insanlar olsun. Şuan yetişiyor mu? Geterince yetişiyor mu? Ya zaten oyun inanılmaz multidisipler bir iş. Yani bu şeye gibi düşün böyle bir dört ayağ olan bir sandali. Bir tanesini kırsan sandali pat diye gider yani. Oyun da öyle bir şey. Yani bizim mühendisiniz çok iyi ama işte sanat tarafımız kötü. Sanatımız çok iyi ama da tat tarafımız kötü. Ya zaten o zaman oyun ayağa kalkmaz. Oyun yani ticari anlamda bir başaraya ulaşmaz. Yani dışarıdan çok kolay gözüken bir ürüngamı aslında oyun. Özellikle bu bizim yaptığımız veya oynadığımız mobil oyunlar. Ama ki katalan arkasında çok büyük bir produccüyon, çok büyük bir organizasyon var. Ve çok multidisiplinler yetkinliklerin bir yeri gelmesi gerekiyor. Şimdi o yüzden aslında hani biz ne kadar benmezsek ben miyelim? İlkemizliğiniz bazı sistemlerin eğitimini, olsunup olsunup politikalarına. Şimdi Hatice'ye dinleticeye bakalım derssek hani bu oyun şirketlerin çıkarttığı başaralara. dan bahsedeceksek hani biraz önce de arkadaşımızın başarısından bahsettin sen. O zaman bir yeteri kadar bir yetenek, yeteri kadar bir yetenek derinliği de var ki. Bu kadar farklı sayıda şirket başarılı oluyor çünkü. Eskiden işte bir piktiyorduk bir masama diyorduk bir gram giymişiyordu. Şimdi belki bunu yanına 10 tane daha büyük şirket, 20 tane daha mitsa şirket, belki 100 tane daha geleceğin yılgıları olacak şirket sayabiliyoruz. E ama bir yanında şu var sizin yüzünüzden biraz da. Sektörde çok ciddi bir oyun şirketi inflasyon oluyor. Ve de inşaatçılar, ar metal fabrika, törleri. Böyle. Hatta şu anda bulunduğumuz yerde ofisler açtılar, bir suyu plazalar, bir şeyler açtılar. Baştanın insanlar koyduğular ve yatırımlar yapıldı bu işi. E tabii çok bir şey çıkandı görmedik, ayrı konu. Bu inflasyonunda sizin bir payınız yok mu? Kesin var. Yani bu start-up su açınlar, bir tane çok ünlü bir görseli var. Ve bunun bizde hiç bir alakası yok. Orta da pik efekt diyorlar. Bunu hatta pik mafya diyorlar. Mafya konutasyonunu çok sevmiyorum ama pek almafya ben böyle. -Evet, sizden çıkan bir sürü. -Evet. Orta da bir pik logosu etrafımızda ki orakan abdetici kesinç o almıştır ama 65 tane pik. Mezunları değilim. Bir şekilde pik, geçmiş yolu, pik, geçmiş insanın kurduğu start-up sayısı. Bir almıştır. Bunların büyük bir kısmı o işirkiye. Ama bir kısmı oyun tencaençalı. Yani entertainment bazıları da tahmin en akastişler. Kesinlikle burada bir pik katalizasyon efekti var. Ama bu bizim kül tü anlamınıza da çok bence yatkın olduğumuz bir taraf. Tutan bir şey gördüğümüzde. Burada bir şey var. Ben bunun üstüne ne koyarım, neyin o veydirimde birazcık farklı bir şekilde bir pazar payı bulurum demek yerine. O yapılanı yapmak bizim çok uyumuzda var. Ya bir hatırlıyorsun. Esten böyle bir kaptamı sırlar vardı. -Evet. -Beyeri, her köşe başına kaptamı sır vardı. Şimdi. -Beyeri, her köşe başına lokmacılar vardı. -Evet. Yani bir şey çıktın mı? -Peşimden çok daha gibi oluyor. -Benim gördüğüm. Bir çok indie hacker. Para kazanan uygulamalarının hiçbir şeyini açıklamaz. -Evet. -İç kimseye. -Evet. -Para kazandığı websterin adresini vermez. Çünkü kolay kopyalar bir şeyler değil. -Evet. -Şimdi ama sizin sektörünüzde öyle değil. Sizin sektörünüzü, siz yatırım alan şirketler olduğunuz için App Store'da gizli mahallasların altında acaba yapanlar var mı? -Yapanlar var mı? Siz yapıyoruz. -Yapanlar var mı? Biz yapmıyoruz. Yani yapanlar var ama yapmak gün ve gün zorlaşan bir şey. Yani sonuçta bir. -Bilikabet o. -Evet. Yani bir kurallar sistemi var sonuçta. App Store'un gerçek işletmeler ve gerçek kişiler yayıncı olsunlar. Ve böyle fay kişirketler ve fay kesaplar ve mahallasar altında yayınlamazsınlar da yapılan bazı kurallar var. Kuralları her şekilde çiğnemek mümkün durama. Onu çiğnemeye sarf edeceğim eforu başka bir şeye sarfedirim. Bizim dünyamızda yok. Ama ben şey de bu zirosam diyoruz ya. Yani böyle sen kazanırsan ben kaybederim. gibi bir indüstri olduğunu da çok inanmıyorum ben. Eğer öyle bir indüstriyse de benim rekabetimiz sadece o iş şirketleri olduğuna denemmiyorum. Avi senin gün de kaç saatim var? Yani çalışmadığın, uyumadığın yemek yemediğin telefonuna geçirdiğin mesela. -3-4 mü? -Yoktur. -Ben çok çok çok çok çok şey. -Senin çok çok çok şey. Ama insanların var mesela bizim yani hitap ettiğimiz genelkiden. Şimdi bu 3-4 saatin zaten bir saatin Netflix'i, bir saat Instagram'a, bir saat bilmem diye oraya buraya geçiyor. Hani kalan bir saatte oynadığı 2-3-4-5 tane oynayacak. Şimdi o yüzden benim rekabetim sadece oyun değil ki. Benim rekabetim senin telefonunda zamanlı geçirdiğin herhangi bir aplikasyon. Bu eti jarette olabilir. İntirseyi müpto olabilir, oyun dolayabilir, vesaire vesaire. Şimdi sadece Türkiye'de oynayacak yok ama dünyanın 4-1 yanda şuan oyun şirketleri var. Hepsi o alandan payalmaya çalışıyor. -Yet milyon Netflix kendi uygulamasının içindeki biz büyük ihtimalle yüz milyon ip edin ve iphone içinde vardır uygulama. O uygulamanın içerisinde oyunlar koyuyor. Bunların tamamen yanında her zaman telefon elimde olsun da istemiyorum. Bazen sıkılıp koltuğunu sütlefa atıyorum. Hani başka bir şey ilginç. -Beyer şimdi bir ülkede şu insan şu kadar saat oynayabilir. -Sakin değil mi? -Çocuk sosyal kredi sistemi değişiyor. Peki siz başlarıyla olacağınızda yani. Ya da sizin ki bir şirketten başlarıyla olacağına inançı imser bir inanç gibi geliyor bana. -Vallahi bir kere imser inanç olmadan girişimci olunmaz. Aptalca sayette lazım bazen. Ne kadar çok bilirsin o kadar bir şey yalcım. -Abi şimdi aptalca sayetiz. Bence sana uygulamaz çünkü siz zaten bir tane kocaman bir egzit. Hani sürecin içindeydiniz. -Biz çok cahil cesel tiyle girmedik bunu. Öyle diyebilirim yani. Pik de çok daha cahillim ben işler erken her şeyi 24 yaşındaydı. Tam sider daha 30 daydı. Ama ben çok gençtim. Dünyarlakalı hiçbir şey bilmiyordum. Her şeyi yapabilirim her şeyi yani böyle hani yenilmez sissedersin ya. Tamen o istiyat ve sonsuz bistam yalan gerçekten 7-24 çalışabilmek hapaistesi. Hiç bir sosyal sorumluğumu yok. Ne ailen var ne bir şeyim. Ayatım Pik. Şimdi böyle bir dönemden bunu daha işte 15 sene ilerisi var. İyi sinü, kötü sinü, zorunu, kolayını her şeyini görmüşsün. Ayatımda çok daha farklı bir noktadasın. Ve çok daha farklı yaklaşıyorsun bazı şeyleri. Ama gene de inanmadan zaten devam edemezsin. O yüzden her zaman bir inanç var. Ama bu inanç seblirlikte. Yani ben bunu bizim şirkette ki insanlara da söylüyorum yatırımcılarla da konuşuyorum. Dışarıda da hani senin gibi sohbet ettiğin her yerde söylüyorum. 10 sene önce mobileyi sektörüyle. Şimdi ki mobileyi sektörü çok farklı. Şimdi haki katane kabet çok yüksek. 10 sene önce iyi bir ürün yaptığın zaman. Uyşingo otu markatını satış pazarlama stratejisini yatıramını vesaire çıközmeden. Böyle bir şekilde haspel kadar yuvarlanıyor varlığını ürünün hakettiği yere gelebiliyordun. Ama şimdi o kadar fazla sesin çıktığı bir endücüsleri. Çininden Amerika'sına, İsraali'ndan, İngiltresi'ne. O kadar farklı ekostim içinde olduğu kalabalık bir piyasaki. İyi bir oyun yapman veya öp dünyasından bahsedin. İyi bir öp yapma yetmiyor. Yani çok en tegri bir ürün ve satış pazarlama stratejisi olması lazım. Birbirini besleyen. İnanılmaz bir finansman, gücün olması lazım. Hani paraya basan düdüğü çalar dünyası, o yüzden biraz zor. Şimdi iş, şöyle siz 55 milyon dolar bir yaldınız. İlk açılırken, sonra bir de 50 milyon dolar gibi parada aldınız ki ona yunca mıydı bu yaklaşık? Yok, 50'yi çok yakın aldık. Bu senin başın. Nisan falan mı istiyorsun? O zaman 6 ay falan değil. Aslında bakma ekima indeyiz. Doğru evet, nerede senedirireceksin sakısın? Şey, şimdi 150 milyon dolarlık bir. Bu güne kadar bir. Şey finansman var ortada. Sizin 70-80 kişi olmasınız şu anda. Şimdi 70-80 kişi, o da bazı fikirler deniyor. İşte yeni kodlar, yüzüğü, yeni tasarimler yapıyor. Ondan sonra büyük ihtimalle onu fokus grupların önünden geçiliyorsunuz. Hatta otaya belki. Yok abi çoğu şeyler yapmıyoruz. -Yap. -Ya? -Hah. -Yap, yap. -O otaya bir MVP koyup. -Apps sorta atıp atıyorum. -O zaman yapıza kadar da deneyip onu. -Hayırın öyle. -Burada böyle yani. -Böyle bir insanları bir odaya topluyoruz. Bu oyun oynarken neyi settil, ne düşündüğün, neden sizinle? Hiç öyle bir şey yok. -Tamam ben. -Parametrik data üzerinden gidiyor. Peki beyninin neresi çalıştığına dair çalışmaları yapan oyun şirketleri falan var mı? Ama ben bunların gerçekten şu an. Yani inanılmaz boş işler olduğunu düşünüyorum. -Ne dennmiş yani? -Nedenmiş yani? -Epsinin çok böyle entelektürel psikolojik çalışmalar olduğunu. Ve hiçbirinin hakikaten ticari bir end pointe dokunmadığını düşünüyorum. Yani şu an bizim o bisektöründe başarılı olduğunu bildiğim. Dünyadaki bir çok örneğin bir çoğunun silavılı. -Ben şahsant anıyor. -Tamam. Çünkü buna ne hepsi biz daha fik varken var. -Süpersel, Platika, Zingah. -Zingah. İşte Munakti zaten şu an bizim ortaklarımızdan vesaire. Bu akınza gelebilecek top ondaki çinliler hariç. İçin doğruya doğru onlar hiç bir sey tanımıyor çünkü. Ama çinliler hariç dünyanın bizim tarafımızdan batıya doğru olan. ve isrâlden başlanın batıya doğru olan. bütün ilk on yirmi şirketinin. ya kurucusunu, yasıyosunu, yasıybilmemdesini ben tanıyorum. Ve kahve içmişimdir. Hiçbirinde böyle bir ürün geliştirme strateji yok. Peki bir saniye. Şimdi ben bu blitz patlatma bir şeyler var ya böyle. daha gana geldim. Pat patladı falan. Bana biraz düşük aykıyor böyle gibi geliyor. Kusura bakma. Ama bu hedef kitesi ben değilim o yüzden. -Zaten sen değilsin. Aynen. Şimdi hedef kitesi ben değilim ama bunu oynayan insanların. metrobüsüte, metroda, bilmemli, hala bu arada. şek mümkün olduğu kadar insanların olduğu yerlerde olmaya çalışıyorum. Ve hep böyle çaktırmadan, stol kırdı olmadan. ekranlara bakıyorum. -Evet. -Ney o inyanım, ne yapılıyor? Şimdi bu insanın bir daha gelip. o kutuları bir daha patlatmasını ihtiyacım var. -Evet. -Bunu sadece ve sadece. gemifkeşin yönemleri ve oyun motoruyla yapabileceğini. ve böyle yaparak hayatının devam edeceğini. geçten düşünüyor musun? Yani şöyle. -Düşmüyorum, yaptı zaten. -Evet. -Hadi, et, et yok. -Ec ne demek? -Ec burada bir şey yok. -Bizi farklaştıran bir şey yok. -İşimdi ki. Şimdi ne? Yani kime göre, neye göre? Çünkü peak, toyblast, tombblast. Dünyanın. bir iki bin on dörtte, bir iki bin on beşte yayına çıktı. Parti iki bin on beş ve iki bin on altı olmalı. Hala bunca senedir. -Ne? Dünyanın en büyük iki oyundan bir tanesi. Kendi kreş, onuncu senesini kutladı. Hala dünya en büyük oyundan bir tanesi. Sen oynasan hala çok büyük, ayki. kittiler çutluyulmayan. duyulmadan oynayacak bir oyun olduğu için. -Hadi, bu ayki bu çıkayı bile düşünüyorum. -Belki. Ve bakıp, ya bu oyundan hepsi bir ne benziyor. Ya toyblast, tombblast, peak'in iki oyunu zaten. birine benziyor. -Bunna en özel gibi. Şimdi farkı yok ama var ki. bir tanesi bir milyar dolar, senede ciro yapıyor ve diğerleri. nin esamesi okumuyor. -Şimdi. -Şöyle geçiyor. -Biricik farkı var demek ki. -Senin farkı anlamıyor ama farkı olmadığı. alına gelmez, onu ne gerekiyor? -Belki sorumu iyi, artikülere demedim. Toyblast'dan bir tane daha yapmak mümkün olmadığı için. toyblastın kazandırabileceği para. kazandırma potansiyeli olan o. eci. -Evet. Onu bulmak için sonuçta. yenilikçi, innovatif olmak gerekmiyor. -Gerekiyor işte, olmuyoruz. Ama o. -Gözü gibi tasarımla, motorla yaparım ben bunu. -Evet, şimdi ben ortaya çıkıp böyle bir riyac soru çöpüp. işte 10 tane profesörün. ya zaten ben şunu çok inanıyorum. İngilizce bir şey söyleyeceğim, dosukent duğu teyç. -Ben buna gerçekten çok inanıyorum. -Çok katılıyorum bu arada. -Aynen. -Aynen. -Belki bir yoldan zedir. -Yapamayanlar öğretir. -Tamam ama. -Bu araştırmalı yapamayanlar. -Ayrıçlarla etmem. -Ama geliyorlar. Yani sen başaralı olmuş bir şey, rivör sedip. şaralı olduğu demek çok o kebun herkes yapar. -Tamam. -Seniz bazı sıfırdan bana bir şey yapma şaralı olsun demek istiyorum ben de ona. -Peki şöyle. -Bunu yapmayı öğretir mi? Araştırma değil. Dene, dene, dene, testet, optimizet, geri döndüğüm. Bir şey değiştir gene dene. -Kendi kreşi yapanlar. -Evet. -Kendi kreşin üçtü, üç yüz milyon beş yüz milyon kazanmaya başladıktan sonra. eninde sonunda. -Kendi kreşin en iyi oyuncularını ya da en çok oynayanları bilmem ne. -Evet. -Ama bu onlara bir fayda sağlamış mıdır? Emin değilim. Çünkü kendi kreşi yapan şirketin bir tane derken de kreşi yok. Ama mesela Homescapes'i yapan play riksin ki bunlar Rus şirketi. iki tane Rus abi kardeşin kurduğu dışlardan sıfır yatırım almış. Şirketin neredeyse yüzde yüzüne sahip iki kardeş bunlar. Beş tane senede bir milyar dolar, cırru yapan oyunları var. -Beş tane. -Bir bir binlainası. Homescapes. Garden'scapes, Fiştim. Tanışıp hepsi böyle bir merch tree dediğimiz işte üç tane şey. we board da böyle swipe-ed birleştir. Hatlat oradan kazandığınız şeylerle git şurada bir şey de Kore't. Tamam mı? Kendi kreşe benziyor işte Royal Metre benziyor. Bunu örnekleri var. Adamlar beş tanesini yaptı. İngiltere de bir tanesi yaptı. Türkiye'de Dream Games iki sene önce yaptı. Yani bu. Bir daha toyblast olmayacak ya. Bir daha kendi kreş olmayacak ya. Bu çok yanlış bir düşünce. -Aşkı. -Yetmişler de pataten üstsinde bir adam diyor ya çok ünlü. Artık bundan sonra Amerika'da inovaçlar. -Yok şimdi o kadar kapalı bir düşündü. -Oğlum gibi. -O kadar kapalı bir iyi düşüncesinde miyeti söyleyemedi bunu? Şunu söylüyorum. -Ben bir tanesi değilim. -Bitaha da toy. -Çık çok iyi. Burada zorlamalısın çünkü şey yani görünen o ki. insanlar benim burada insanlar zorlamadım. -İyi ben seni zorlamadım. -Sen de zorla ben de. -Sen zorlasan ben de aynalarım seni. Şöyle ki. Toyblast'ın IPC yani Intellectual Property Sys. -Onu işte. -Bu arada okunuyup kötü yapıyoruz Türkiye. -Don ayrı gelelim. -Mükemmel. -Evet. -O IP'yi bir daha başka birisi kullanamıyor olduğundan dolayı. -Evet. -Ama o başarıya ulaşma potansiyar olan oyunu yapmak. özellikle sadece oyun şirketlerinin inflasyonunun olduğu böyle dünya değil. -Evet. -Aynı zamanda Netflix'in Disney'in bilmemle onunla. iBolların göz bebeklerine gözünü diktiği bir dünyada. gerçekten bana sanki şey gibi geliyor. Yani yeni böyle içi kimsenin düşünmeyici,. yep yeni bir yerden bir şey bir fikir yakalamayacağız. Bilmem ne? Bana özelmiş gibi geliyor. -Bir de tabii beyinle bir çok okuyorum. -Kolay bir şey değil miyim? -Şöyle modern psikoloji. den psikoloji. az önce aslında bir çarenle konuşuyorduk. bunu devamını getirilmemiştik ama. şöyle modern psikoloji insanları nasıl sınıflar oldu biliyor musun? -Tamam, ne getif etiketlerle. Şimdi ben bunu söyledim de beni bana kızıyorlar, Twitter da bana. kızıyorlar, şey mataya kapı falan. -Aa şu anda bütün psikoloji. lar çok kopular şey yaptı her şey. bir neden çünkü hepsi için çok kolay. -Aynen, bir de birisini azan bir şey çıkıyorum. Evet sen çocukken satıyorum, istifa. -Böygan ifar. -Toplam 16 tane şema, 15 tane 16 tane birleşşema var. -Toplam, ne getif etiketler etrafında konsol ediyor. -Toplu mu? -Tay. -Nekotif etiketler altında konsol ediyor. -Tamam. -Şunu söylüyorum. -Bu etiketler, beynin nasıl çalıştığı ile ilgili yani. sonuçta beyni ölçmek, beyni anlamak. bir oyunu oynarken bir insanın bu halimi. kan bastıncını. -Şeyini, bir su bir şeyini ölçmeye çalışmak. acaba kafa açmaz mı bunu söylemem ama. boda sorum diye bu belki konuyu çok şeşi için. -Yani çok şeşi şeşi mi bak değil ya. kesin bir faydası vardır ama. bir şey yapabilmem için çok anek todal bir data seti oluyor. -Ben bunu yapabileceğim, ben sana işte. ikageler bağlayacağım. -Şey seni heart rate'ini öteceğim. -Gözün nereye bakıyor, öteceğim. -İlini nereye gittiği öteceğim. -Onan sonra gideceğim, sana sövve yapacağım. -Ben bunu yani dünya kadar para da saksam. 50 yüsk işe yapabilirim. -Ve o 50 yüsk işi de. Türkiye değilsen. Türkiye bazı insanlar. amerika Ohio'daysam. amerika Ohio. işte Almanya mühdeysen. müniş oluyor. -Belik. kırış, tarzı, Ohio'da mı, tarzı, Türkiye'de mı satıp. -Değil, o yüzden senin. öyle anek todal olarak. bir odaya toplayabildiğin. işte 50 kişinin yüz kişinin. datasına değil. öyle trillyonlarca. parametreyi takip ettiğin büyük data setleri ihtiyacı. -Evet. -Bunu yapmanın en kolay yöntemide. ben insanın sen bana ne hissediyorsun. sen bana anlat demek yerine. biz ona bir şey verip. bir ürün verip. onun o ürünle nasıl. alaka kurduğunu. farklı parametrelerle. anlamaya çalışıp. bunu yapıyor. -Ben ufak bir yan yola için bu. Şimdi. senin vüpötacılarında kullandığın bir kelime var. -Sürükleyici oyunlar. -Evet. -Şimdi sürükleyici oyun. azlı da bağımlıkli yatın oyun. -Gibi. -Evet. -Siz. -Şöyle bağımlılık ya tam. çok net bir şekilde söylersen öyle. ama ben daha postif ne şekilde düşünmek istiyorum. senin günlük kullanım alışkanlığı yarattığım bir şey. Yani sen bazı insan uyanıyor sabah ilk iş. instagrama falan bakıyor ya. storelerine bakıyor. O bir alışkanlık oluyor artık. Tabii çok ileri giderse bağımlılık, artık distraction. ama günlük rütinin. günlük olmasa. bili haftalık rütinin de olmak istiyoruz biz. günlük. -Beki sizin oyunlarınızdan herhangi bir tanesini. günlük rütinin de bir insanın. maksimi oynamadık kısını kaç dakika olmasını isterdin bir insan diyorlar. -Yalla maksim olarak bakmamak lazım. çünkü her şey bir Belkörv'dur ya. istatistik olarak düşün. Belkörvün burada bir yüzde yerimisi var. Bu tepe de en altta bir yüzde yerimisi var. Bir de ortadaki altmış var. Bir sayatımız, ortadaki yüzde altmışa göre. zaten idam ettiyoruz bu. Game of the Keşe mekaniklerin dedi. şu para kazanma mekaniklerin dedi. game design bupları yaparken de her şey ortadaki medyana göre aslında gidiyor gibi düşün. Medyana baktın da da bizim oyun günde. yat yani biz de iki tane oyun var şu an aktif. yani bir tanesi için bahsedeyim. Günde yaklaşık iki buçuk kere oynanıyor. ve her seşinde yaklaşık. -İyi ki sen ilk defa metrik verdin bu ha o. -Veririm, bunlar çok gizli mahrem metrikler değil. Başka şans olsun. -Söylemem belki. -Tamam en tesan günde iki buçuk defa inanması azmış gibi geldi bana. -Evet, çok dün onu demeye çalışıyorum. Günde iki buçuk defa inanıyor. Üst süresi de her seferin de yediği ile dokuz dakika arasın da. -O zaman yetenciz Türkliği oyunlar değiller bunlar acaba. -Yani bu yüzde altmıştan bahsediyoruz ama sen. o paranı ortadaki yüzde altmıştan kazanıyor değilsin. Bizim sisteminizde böyle bir fanıl da. vişte veyal dediğimiz tepede balinalar. aşrağı böyle hamciye kadar geldiğimiz neden balık bilmiyorum ama. amerikaller bir veyal demişler biz de o yüzden balıktan gittik. Yani aslında senin ciro'nun çok büyük bir kısmı. o tepedeki yüzde bir tarafından yapılıyor. O yüzde bir de manyak gibi oynuyor aslında. -Günde beş saat falan oynuyor. -Tüh bir. -Bunlar deliller. -Evet, yani orda o veyalların içerisinde çok farklı demografiler var. Orada farklı arketaklar var mesela. Orda bir böyle günde beş saat oynayıp ben oyunu kıracak derecesinde oynadım. ve çözdüm artık. Bagını buldum oyunun. Sonsuz işleri sors topladım diyen insanlar da var. Hakikaten dünde belki bir saatini arcayıp. satıma sırretti satın alım yapan da var. Misal benim çevremde de var. -Tayl bastırız oynuyor. 7-10 yula vula gelmiş. Artık eskiz kadar çok oynamıyorum. Harle alım yapmayı devam ediyor. Böyle 100 binlerce koyun. Yani oyun içerisinde bir soru sormuş. -Ne yapıyorsun diyorum? Harcayacak arciye bileceğinden fazla koyun. -Anna koşmaya gidiyor. Peki bir şey söylemiyorsun. Sizin iki oyunun uzasında motor olarak aynı oyunlar. -Şöyle o iki oyunun motoru tam hemen aynı değil. Ortaq tarafları da var. Ortaq yazdığımız librelilerde var ama aslında oyunun korumakalikleri çok farklı. Hani bahsiniysen blitz birazcık daha böyle çok strateji gerektirmeyi. oynadığım bir oyun. -Ama öte kişiydi. -Sadece gerektiren bir oyun aslında. -Bir saniye. Ben şimdi ikisini de blitz de. -Tayl bastırız daha strateji gerektir. -Tayl öyle mi? -Tayl bastırız. Deterministik bir bazı oyunu. Yani bir sana bir lebul verdiğimde ki bu artık yani 200. lebulu geçtikten sonra biraz görürsün bunları. İlk başta çok kolay kolay yapıyoruz. Gel, gel sen akıllısını yapabiliyorsun vesaire gibi. Ondan sonra bir daha zorlamaya başlayı sesler. -Ben o kadar kızı yapıyorum ki herhalde bana önce de deliyorum. -Evet, belki çok başlarında sın oyun açı. -Oğlum çok baya gibi. -Baya 3-4 evli oynadın dedim ki hani. -Oynamam lazım bir anlam lazım. -Evet, evet. Yani bir ilerlemel lazım oradan. -Sana ilerledikten sonra bir noktadan artık. Yani şöyle bu pazıl oyunlarında aslında şöyle söyleyeyim. Skill based oyunlar diyelim. Pazıl onların bir örneği. Böyle bir şey gibi düşünürsen, progress bari gibi düşünürsen bir tarafta slot var. Yani sıfır yetenek, pür şans. Tamam mı böyle? Öteki tarafta da satraç var. Yani sıfır şans neredeyse ve sadece yetenek. Tamam mı? Bizim yaptığımızda tanabarız gibi olan pazıl oyunları. İşte bu bahsettiğimiz kendi kulaş gibi olan pazıl oyunları o spektrumun tam ortasında yer alıyor. Yani aslında birazcık şans da var çünkü ama yetenek de geliyor. Şimdi onlar çok ecian verici oyunlar oluyor. Tail Bastırs aslında bir tıkta satraç ve o pazılların arasında yer kalıyor. Yani şansı hiç yer yok. Ben senin önlü bir levun getirdiğim zaman o levurun kesinlikle çözülebir olduğunu biz yani sağ olıyoruz. Evet, bir şekilde parametri kolarak ve işte kolay bir levılsa belki elli tane çözüm yöntemi var. Zor bir levılsa belki bir tane çözüm yöntemi var. Çok dite örmeni istik yani. O yolu bulman lazım. O yüzden aslında o ilerlerse bir strateji gerektim. Peki sizin tail bastırız. Günde iki buçuk defa açılıyor ve ortalama ve 7-9 dakika oynanıyor. Evet, her seferi. Günde iki buçuk değil de beş çelçil saydı. Size nasıl bir fayda soruludun? Evet, fayda sorulamıyor. O şunlara gider mi? İsterdi. Yani onun daha fazlasını ister. Çünkü engeyi iç mutlediğimiz meçik oluyor aslında. Şimdi ne kadar engajı olursan oyunla o kadar uzun süre oyunda kalabilirsin ve sen de para koparmak ihtimalim artıyor fırsat olarak. Peki 7-9 dakika, 10-8 dakika, 14-18 dakika yetişiksa. Bu da aynı etki yapıyor. Çünkü satın alma olasın da. Yapma. Evet. Şey aynı zamanda bağlanma şey daha. Evet, aslında bizim yapmak istemiyorum. Seşin kâğıntısı çok arttırmak istemiyorsun. Çünkü o senin elinde olmayan şeyler de var. Adam belki işte belki okuldan. Telefon geldi. Ya da o sede telefon geldi. Dikkati de aldı. Ya gitti ve zaten gün içerisinde iki katan oynayabildi. İki saat var. Bir de sabah belki yolda işte otobüsü de oynuyor. Haricinde 6 saat boyunca işteve açıp senin oyununu oynayamaz zaten. Şimdi o yüzden seni yapmak istediğin şey o sesin kâğınt arttırma. 2-3-4 buçuk olsundan ziyade. Her geldiğinde 9 dakika değil 11 dakika nasıl tutarım. 11 değil 14 dakika nasıl tutarım. Ma doğru gidip. O sesin length'i uzatmaya çalışıyorsun. Bunu o sesin length uzatmak için hani bağımlılık yaratıcı yön temler, tekikler, taktikler. Peki bununla ilgili mesela sadece sizin oyun üreticileri kendi ekibini izlemiş olsun. O dışarıdan böyle psikiyat, psikolak böyle. O dışarıdan yani çok öyle. Danışman. Liner olarak yani bize insan psikoyasını anlat, beyin gücünü anlat. Bizim Türkiye'deki şirketler, Rençoğu için konuşayım yani sadece bizim için değil. Böyle bir şey yok. Yani birazcık daha bizim şöyle bir avantajımız var. Biz 2020 senesinden beri oyun yapıyoruz. Çok kötü oyunlarda yaptık. Çok iyi oyunlarda yaptık. Bir sürü öğrenilmiş şeyler var. Yani şu oyun da şunu denediğimizde çok harika gitmişti. Benzer canlılar da oyun yaptığımız hep pazı oyunlarında kaldığımız için işte 3 sen önce bir yaptığımız oyunundaki o feature set, buraya da işi yarayabilir, bir de burada deneyelim. Bir ebi test yapalım. Değil. Aslında geçmiş öğrenimlerimizi aktarabilmek üzüleselibiz. Aslında biraz öyle ilerliyor. Şimdi ben çocukluğundan hatırlıyorum. Altıncı synif terkime mecikti Gertrink. Of. Kalkları var. Of. Tabi ki. Tabi bu hastalık dünyaya geldiğiyle ne oldu? Biz de mecik carcaları bizim pikte bazı game design'derimiz o global mecikci adliyince. Şekerimiz. Bayağı hardcore game'u ya. Çok iyi. Şimdi ben burada böyle fatiilçesinde tunumaları gitmiştiğim var. Fuarlarda kalklarımıla bitire gidip bak sen de var. Bak bak bak. Ben de değişirim falan çok yapmıştığınız için. Sen çocukla baktığına bayağı böyle bir yapım. Tabii. Tabii. Tabii tabii çünkü şey yani. Bayağı nerd. Bir de biz pertelini yerlıyız. O yüzden böyle biraz zikoli. Herkese yıllır böyle ziliye yıllır falan yani böyle şeyden. Bu şey mecikti Gertrink'ten sonra beni karta bağlayan bir oyun oldu. Sildi mi ki ayınca sildi. Gertrink. Hayır. Marvel snap. O Marvel snap bizim yatırımcının yani sekindenir en oyuna. Bizim ilk 55 milyon doları yatıramıcı mıyız? Gryffin. Dünya ne büyük? Sadece oyuna yatırım yatıramayız. Sadece oyuna yatırım. Evet yani 1 milyar dolar sadece oyuna yatırım yapıyorlar dünyada. Yani sadece gaming, focus, en büyük, phone. Marvel snap'ı yapan şirket sekindenir. Biz de birlikte Gryffin en büyük yatırıma. Yani Gryffin'in en büyük yatırıma. Biz de bir de bizden birazcık daha küçük onlar. Marvel snap. Gryffin. Oynadın mı? Tabii. Benim işim sebebiyle o oynamadığım oyun yoktur. Ama işte sebebi koyduklarım var. Değilin eşime aynen. Aynen öyle. Şimdi ben Marvel snap'ı değilin eşitim bayağı. Ve fena da oynamıyordum. Bütün de yarım sakin takdın biliyordum böyle. Sildi mi? Sildi mi? Kendim ki biz senin. Bu zor değil yani. Pararcadım mı? Çok. Tabii çok pararcadım. Her halde böyle aydı 3500 lira ağıcı uğrundur. Ben de güzel. Ben de güzel. Sevdimiz kullanınca tepler. Ama ben şey x-paksada fif acıyım yani. Tamam, okey tabii. Sen parçaca giymişsin yani. Sen benim edebkitten mi siz acı? Yok. Ama mesela bizim aileye bakıyorum. Bizim aile de sizin edebkittiniz yok. Çünkü oyunu gördükten sonra felk ediyorum ki şunu. Şey yani hani bu ilk dört şeyle benim gibi birisini bağlayamıyorsa demek ki benlik değildik. - Doğru. - Çünkü siz bu işi benden daha iyi biliyorsunuz ya. Beni bağlamak için yöntemleri siz biliyorsun. Dolayısıyla şeyi anlamaya çalışıyorum. Evet geçmişten getirdiğiniz deneyim. Sizin sürükleyiciliği arttırmak için kullanabileceğiniz yöntemleri üretmeyen hopdasında size çok büyük fayda sığın. Ancak bu kadar inanılmaz rekağabey için olduğu bir yerde. Acaba şey, böyle bir şey uçak, böyle giderken böyle motor duksa, böyle stol eder ya. - Evet. - Acaba stol eder ama bu sektör stol oluyor mu yani? Ya stol oluyor. Yani zaten bunu hani benim hissiyatımını arcundaydı verilerle bakarak da gelebilirsin. İlk defa galiba 2023 senesimi dinleydi. Neyde istamatırlamıyor. Ya 2020'nin COVID sonrası yani. Global pazarlarda mobil oyun kullanıcı sayısının, mobil oyun sayısına göre daha yavaş büyüdüğü 2 sene. Yani nedir? - Kula mıcağı açmıyor daha fazla. Yani kullanıcı artı bir doygunla alaş yani dünyada mobil cihazla verebileceğimiz eline neredeyse herkesi verdik. Artık yani çocuklar daha reşit olup eline telefon alınca bir şekilde artıyor kullanıcı sayısı. Ama bu sektörün böyle şaşalı şaşalı çok inanılmaz harika olduğunu düşünen bir süre insan sektör'e girmeye devam ediyor. - Bir kısmı da Türkiye'den zaten seni bilenim. - Tamam. - Antargi bir türüyorsun. Şimdi o yüzden çok kalabalık. Yani talepten daha fazla arz var. Bir de aynı zamanda sektörler anlamda da bir tıp böyle bir kısm döngüye girdiğimiz bir şey var. Yani ben bunu özellikle mobil oyun sektöründe çok fazla görüyorum. Birbirinden essinlenmek çok okey bir şey. Bu ilelebet her sektörde geçmişten geleceği geçmişti de olur. Gelecekte de olur. Olacaktır. Ama bence biraz mobil oyun sektöründe. Yani IP protection'ın birazcık zor olduğu bir sektörden bahsediyoruz. - Bu essinlenme direkt çalma. - çalma. - Düşünmeden bak işte Pik şunu yapmış, Spike bunu yapmış. - Aynı istiyor. - Sakın dünün şunu yapmış. Tamam ya sadece çizimini değiştirelim. - İçim. - Odaysa benimki çiftlikse çakiğim. Yani düşünmeme gerek yok. O zaten test etti de yaptı. - Evet. - Çünkü bizim bütün her şeyimiz test edilerek gidiyor. - Bu arada sektörden olduğum için ben dedik. Size o derece güveniyorum. - Profesyonelde. - Aynen öyle. - Çünkü başkattıklığı olmalı. - O yüzden biraz şu oluyor. Ya arkadaş benim yaptığım şeyin iyisiyle kötüsüyle kendi inovasyonum. - Zaten iki ay sonra sektörde herkese gidecekse ben o inovasyonu yapmak için çok fazla arendiği yapmam lazım. - Ben de patakütüdan dönüyorum. - Değil mi? - İşte beş tane şey deneyim. - Yani büyük araştırma yapıp bir tane şey deneyeceğim. - Çok büyük araştırma yapmayayım. - Beş tane şey deneyim. - Hızlıym çünkü insan gücüm var. - O beş tane de bir tanesi tutar. - Ben onunla ilerlerimi iki ay sonra daha tembü sektördeki herkes beni kullanılayacak. - Biraz kötü bir. - Yok bir şey de. - Yani şöyle ben 10 sene önce bu noktada da böyle bakıyordum. - İşte böyle bakıyordum yani. - Biraz da açıca sışayı büyüme bilmem ne o ve bu istek noktasında agresif demeyelim de ona hırslıydım, istekliydım, azimliydim yani. - Ancak bir çok sevdiğimiz bir arkadaşımız o, tak arkadaşımız. - Onun bir lafı var. - Peki bir lafdan kim olduğunu anlayacaklar. - Son baharda bir ağacın son baharda dökmeye kıyamadığı yaprak olmak. - O. - Şimdi böyle şey yapıyorsun ki bazen eminim bunu istetmişsinizdir, yaptığınız işlerin işin tamamında değil. - Bir noktasında istetmişsinizdir. - Ya bu gerçekten sadece bize özel, sadece biz yapabilirlik ve hakikaten de yaptığımız için çok mutluyuz dediniz. - Bu da karşıya baktığım, eminim başka bir kopyalayamıştır bunlar. - Her şeyde öyle değil, her şeyde kopyalama azıcık. - Evet. - O gizli bir sos var, o sosu, teslim endisi de yaptığında bulamıyorsun. - Kesinlikle. - Ya şimdi bir oyun neden eğlencelidir. - Değil mi? - Bunun bir tane cevabı yok. - Çünkü bir tane cevabı olsaydı, bizim de yaptığımız her oyun başarılı olurdu. - Veya peki yaptığı her oyunda başarılı olurdu. Bu öyle bir şey değil, bizim de yaptığımız her oyun başarılı olmuyor. - Biz Tayyaba'yı sözümüzü ikinci oyunumuz, ilk oyunumuz Tayyaba'yı sözü belki biz iki ay de geliştirdikleri çok kızlıca. - Böyle içeride bazı fan workleri oluşturduğumuz için hızlı geliştirdik. - Biz ilk oyunumuzu 10 ay de geliştirdik. - Oyun epic fail yani hiç olmadı. - Ve büyük bir güzel bir tokat da bize yani, dünyaya geri dönün, siz de Allah'ın sevgili kuluları değilsiniz. - Siz de hata yaparız. - Yani yaptığı seyreşi altın olmayacak. - Aynen öyle. - O güzel bir başan geçti bizim için aslında. - Ama demek istediğim şey yani çok bir tane biz bunu formalize ettik. Dünyada da birkaç tane şirket var. - Bunu formalize ettiler. Bizim de her tuttuğumuzu altın oluyor. - Biz eğlenceli oyun yapmayı çözdük diye bir dünya yok yani. - Bir hakikaten hala her şeyimiz deneme yanılma. - Tabii ki bazı öğrenilmiştikler var. Küçük fikirler, küçük işte özellikler ve sayra ama bir oyunu çok eğlenceli kılan. - On senelik, biz Forever Friends'lıyoruz bunları. - Yani dünyada milyonlarca insanın seneler boyunca oynayabileceği derinlikte bir oyun. - Tamam mı yani? Bir kendi kulaşıştı. On senedir. - 10. senesinde, en büyük senesini kutlada. - O tariz bir oyunu yaratabilmek için, bu öğrenmiş olduğun küçük formeller, şu fikir koyarsam. - Şurada şöyle optimize dersem, şöyle montize edersen. - Oluyor. Bunlar. Yani şurada şu var. - Şurada şu suyunu daha fazla nasıl sıkarımı sana garanti eder. - Ama bu oyunu yüz milyon dolar kazanıyor. 150 milyon doları nasıl kazanırımı getirir bu. - Ama sıfırdan o bir açık artacak şey. - Hakikaten biraz sihirli bir şey. - Çünkü bahsettiğimi muvtidisipler tarafa geleceğim. - Yani çok iyi bir teknolojisi ne olması lazım oyunu. Çok smut olması lazım. - Her türlü farklı androyççaya azında çalışması lazım. - O olması lazım. Bu olması lazım. - Çok güzel bir artın ne olması lazım. Yani böyle bir Angry Birds. - Hala Angry Birds'ın ne olduğunu hepiniz biliyoruz değil mi? Nasıl bir IP yaratılmış. - Onu yaratabilmek. Hani çok iyi bir çizer dediği yani. - Çok yaratıcılıkla. İşte kültürel anlamda neyin hit edeceğini bularak gelmez. - Yani zamanda mı? - Bir şey yapalım aynen. - Tamam, bir kalyam. Yerini zeyandı. - Aynen. - Çok iyi tabii. - Aynı zamanda da da dayı da çok iyi okumak lazım. Yani sadece duyguları itibede de ona. - Çok farklı şeyi aynen. - İyi yapabilmen ve yeterik kadar iyi yapabilmen gerekiyor. - Araba kullanmak gibi aslında. - İnsanlar bence bu araba kullanmayı çok hafif alıyorlar ama. - Ya ben kötü kullandığım için şi. - Sambir yani. - Sambir. - Şöyle araba kullanıken aslında öndeki araba ile aynı kime saaf edik ediyorsunlar. - Arkanın öndeki araba istirikta, portaylındesin. - Sağ ol aynen. - Ya zaten çok uzun insanlar yapayız eken. - Araba, yani driverınız araba olmayacağını inanıyorlar. - Tabii. - Tabii, tabii ama oldu. - Olduk çünkü GPU'lar bilgiyeniz. - Şimdi bu yetenek konusunda gelmek istiyorum. - Sizin ciddi aldınız bir konu. - Çok acayip. - Benim hayatımın yüzde 70'i yetenek için. - Çok enteresan bir şey söyleyeyim size. - 10 senem önce biz elimizi de iç kimseyi tutmaya çalışmıyorduk. - Çünkü zaten gidecek bir yeri yoktu. - Diye bir şey demişsin bir bir partijinden. - Şu anda siz kendi çalışanlarınızı elinizle tutmak ve yeni çalışanlar işlikketinizle çekebilmek için. - Ayrı ayrı stratejiler geliştirmişsinizdir. - Eminim. - Biraz bunlardan bahsediyor musun? - Ya o söylediği şey çok enteresan ya. - Bu 10 seneler dediğim işte PIK'de bizim 1.0'da da bu tabi ki gezim ezih hepsinden çok oyunculardan bahsediyoruz. - Zaten Türkiye'de oyun sektörü parlıyor ama şimdiki kadar bir oyun şirketi yok ve PIK açık ara. - Ve hiç kimse PIK'in ne kadar büyük olduğunu farkında değil. - Büyük onu biliyor ama sektördekiler biliyor. - Açıkacağız yani oyun sektörüne girmek isteyenler biliyor. - Ve biz çok aktif üniversitedeleriz, üniversitelerdeyiz ve anlatıyoruz. - O zaman her şindeki gibi bir sensör tavırdığı indirme tuğulları bilmem. - Onlar da o kadar. - Ama bugün şu kadar deli deli olarak. - Bu kadar akisesi bu değillerdi. - Vardı hep vardı bu arada. - Sektördekiler o yüzden biliyordu bizimle kadar büyük olduğumuz ama sektörü dışı bilmiyordu çünkü böyle çıkıp çok piyar yapan bir şirket değildi PIK. - Özellikle Türkiye içerisinde yani o garip tivir eklemına kadar Türkiye'de PIK'i kimse bilmiyor da açıkçası. - Ama şöyle bir noktada daydık. - Eko sen büyük olduğu belli ama PIK'i rekabet edebilecek, - skalada bize en yakın bizim on da birimiz kadar büyük. - Büyük zürakiplerden Türkiye'deki. - O yüzden Türkiye içerisinde gidebilecek başka bir yerde yok. - Ve Türkiye'nin yani yurt dışında okuyup Türkiye geri dönülü düz alanlar. - Yani Türkiye'de fırsat var diye. - Ben şunu hatırlıyorum biz PIK'in yatırım almaya çalışırken şu olsunumlarda. - O zaman da dünyaya global oyunlar yapmaya başlamıştık. - Da işte o KD-101'de otar zor günler yapıyoruz. - Türkiye pazarımız. - O yüzden Türkiye pazarı çok büyüğü anlatıyorduk. - Yatırımcılara. - Büyük ülkeleri vardır ya. - Brezilya, Rusya, India ve Çayne, Hindistan ve için. - Biz diyorduk ki. - Büyük T-BriK olmalı yani T. - Çünkü Türkiye'de o kadar büyük ve derin bir pazar ki o Brek'in içerisinde girmeyeli. - Çok hızlı büyüyoruz. - Buraya acayip yatırımakıyor. - Ters bin göçü var. - Yani geri geliyor insanlar. - Ben geri gelmişim ağabeyim geri gelmiş vesaire gibi. - Ve hatta PIK'in içerisinde bir ekspatları. - Yani Doğu Avrupa'dan Türkiye'ye reloke ettiğimiz çalışanları - On board etmekte ve işte burada evlerini tutmakta işte vizeyleri. - E şimdi yardım ediyoruz. - Yardım etmek için bir departmanımız var. - Yani o ofisin içiği Doğu Avrupa'da falan kaynıyor. - Öyle bir dünyadan sonra biriden bütün ekspatların gitti insanlandı. - Aşağı iş. - Hatta bu da geteneklerin de yuktuğun istemeye başladı. - Yetine gitmek istemeye başladı. - Ve bunun sonra artı artı gitti bir dünya var. - Şimdi Türkiye içerisinde zaten iki tane sıkıntımız oluyor bizim bir. - Hani isürekli bize soruluyor. - Yani geterek kadar ya geterek var. - Ya geterek kadar ya geterek var. - Yani geterek kadar ya geterek var da. - Yok. - Yani dünya hiçbir yerinde yeterek kadar ya geterek yok bu arada. - Sen silicone var. - Dilsinin göbeğine gitsem de yetenek alı sıkıntı. - Hani orada belki burada kalipya yüz kişi varsa. - Belki orada bin kişi var. - Ama burada o yüz kişinin peşinde on tane şirket varsa orada o bin kişi etraf. - Peşinde iki yüz şirket var. - Bir, beş yüz şirket var. - Şimdi o yüzden rast suya olarak şirketin doğru geterek de buluşma rastlıyorsun. - Burada ne kadar düşükse orada da o kadar düşük zaten. - O yüzden problem her yerde yetenek bu nasıl sıkıntısı var. - Şimdi ikincisi yeteneği tutma sıkıntısı. - Yani yeteneği zaten buldum. - Zahar zor zor bela. - İkne ait din kendine getirdin. - İşte on bordertin, orient ettin. - Geyçse, ettin. - Artık sana fayda sağlamaya başlayacak. - Yani kaybetmemel lazım. - O çünkü bir sene nizaten yakıyorsun onu. - On bord etmek için neredeyse. - O sonraki sene densen onların randıma alacağım ve gitmemesi lazım. - Şimdi gelene silikon var. - Şimdi düşün. - Orada adam Amerika'yı silikon var adesinden Londra'ya gideyim demiyor da. - İşte Metadan Google atlayayım. - Google'dan işte o puneye attayım. - Oradan gire yaptayım. - Ve sen, milyon tane gidebileceği yer var. - Ona sürekli böyle altın tepsi üzerinde güzel paketler sunan. - Burada da biraz öyle bir ortam oluşmaya başladı. - Hem yurt için hem yurt dışında. - Yani ne demek istiyorum. - Eskiden o söylediğim zaten piktten. - Türkiye'de gidebilecekleri bir yer yoktu. - O dünyam etti. - Bence artık o skala doğulan. - Yani ben kendimizi do skala'ya koyacağım. - Şu an çok alçak dönülük yapmayacağım. - Spike için ama Spike işte o en yüksek teke eşolandayysa Türkiye'de o eşolanda olan zaten 3-5 şirket var. - Hemen arkamızda gelen bir belki on şirket var. - Hemen onların arkasından gelen bir 20 tane daha. - O zaman konuşmanın başında söylediğim şey. - Bu zaten var. - Bir de yurt dışına gitme. - Şey var. - Bizim kaybettiğimiz yetenek Spike'ta. - Türkiye'de kere kahbet ediydi. - Biz onlardan daha iyi olduğumuzdan dolayı değil de. - Zaten bu adan çıkıp beğen, iyi e gidiyim. - Aynı var diyor. - Ama sizin başariklığınız aslında aynı gibi değil. - Sizin başariklığınız çok daha üstün bir başaiklası olduğu için. - Şimdi spetele sektörü ne? - Evet ama ama yani şunu demek istiyorum. - Spike'tan çıkıp pike gideyim. - Oradan çıkıp durayım. - 3-5 farkı var. - Burada rahatsan ve burada mı? - Bıstırmanın değiştirmeme değil mi? - Evet. - Ve üst dışa bizden daha kötü şirketlere. - Bizden ekonomik olarak inanılmaz daha kötü koşullara. - Gidiyorlar. - Gidiyorlar. - Çünkü ama buradan gitmek. - Çünkü bir yere kadar. - Bu da bitti değil. - Evet. - Yani bizim Spike içerisinde yaratığımız bir babıl var. Yani sen Spike'ın kapılar içerisinden girersen, sen Türkiye'de iyi birisi setmezsin. - O kadar bence farklı, diversity tarafında o kadar farklı çeşitliliği olan bir ofisteyiz ki. - Çok mutaslı da var. - Yani kadını da var, içini de var, o çocuk da var. - İki bir iki getirince büyünce o diverse zaten kendini de değil. - Kendine geçmek zorunda oluyor. - Zaten bir polis olarak zaten natür arkadaşı yani oysan. - Oysan orada sen böyle bir aile gibi değil ama ben hep değilim ki biz bir aile değiliz. Biz bir profesyona sport akamıyız. Tamam hepimizin ailesi var. Hepimizin sevdiği var evde, kimse o. - Vat evr. - Biz burada hepimiz çok hırslı ve çok başarılı olmak isteyen insanları ben masaya iki koyuyorsam, yanımdaki de iki koysun. - Birlikte dört değil, beş yaratalım. - Hırsıyla yaklaşan insanları. - Ama o yüzden içeride çok güzel bir babıl var. - Ama bu babılıkdan daşları çıktım. - Bu mutsuzluk var. - Şu an peki siz de internet senizde gördüğümüz sandırımı açıkta on bir on iki tane pozisyon ver. - Meyhe Nazımda. - Peki ne kadar zorlanıyorsunuz? - Biz zaten çok büyük ekipler olmayı sevmiyoruz. Öyle bir an taşımız var yani pik de satılırken işte iki süt. - Seniz sonuna kadar ama bir uygulamanız daha gibi bir mobil oyununuz daha geliyor. - Seni başında. - Yani seni enim başında buklama yani. - O yüzden büyümemiz lazım. - Açıkacağız. - O yurunu çıkartabiliriz bu ekipli ama o üründe istediğimiz şekilde skeyalede büyümmeye başlarsa o oyuna hakganiyetiyle servise edebilmemiz için. - Çünkü bizim oyunlarımız zın aslında bizim işimizin yüzde yirmi se oyunla ansetmek yüzde sek sene lansetlikten sonraki onu seneler boyunca meneh etmemiz. - Tamam. - Çünkü su ekli bir şey devam ediyoruz. - Tamam. - O yüzden iki büyütmemiz lazım. - Ama Allah'tan bizim burada üçünki şuanlamıza gerek yok. - Tamam. - Biz burada bir yemek sepeti sayısından bir ofis olamayız yani. - Biz zaten burada maksim 200-300 kişi oluruz. - Şu an 70-80 yaklaştık 80 kişiyiz diyelim. - Hani zaten kendinizi ikiye katmasak zaten bize çok uzun bir süre götürecek. - Evet. - Bununla birlikte tabii ki insan bulmakta zorlanıyoruz. Çünkü kriterlerimiz çok yüksek. Yani hem teklik anlamda bize fitonla da, hem de kültür anlamında bize fitonla da. Yani burada biz bu insanlara çalışamayacaksak, komikasyon kuramayacaksak, takım oyuncusu olamayacaksak, eva vati yemiyoruz yani buna. - O yüzden çok ince eleyip sık ve kudumuz bir süreciler için. - Şu anda Türkiye'de sizin çalıştığınız bu tarz insanlar yetiştiren kudumlar varmış da az önce güvenden başlıktı. - Var var. - Bak, tabii ki. - Bu nasıl itiçoaldı yani şu an? - Şöyle mesela bak bunu yani güvenler çok güzel organiza bir program halinde yapıyorlar. - Yani bahçişin üniversite olarak buna, kürsü olarak, işte eğitim programları olarak çok yatırım yaptı. - Bu derliye yatırım, belki en fazla bahçiş yer yapmıştır. - Evet. - Ama onun ayrıcında, bölük pöçük küçük küçük. Yani işte iki tane gaming dersi açan. - Ve ya işte bilgisayar ve annesliği derslerinin bir tanesinde, işte profon oyuna çok merakı olmasın da. - Ve verdiği projelerin, işte oyun related şeyler olması veya işte oyun gökler var. - Günler pek işsizin ilgisinin işi almanı için yetiyor mu yani üniversite de iki ders almış. - Yer kilki bir doluyorsa alıp yetiştirelim bunu. - Yok böyle bir koşul yokken biz aslında bizim için yani nasıl anlatayım. - Role potential dediğimiz aslında içindeki yetenek ve öğrenemilme kapasitesi deneyimden her zaman daha önemli. - Çünkü neden deneyimli bir insan, bazı şeyleri deneyimliği sen de bir şeyler öğrenmiş demek. - Öğrendiği şeyleri doğru da öğrenmiş olabilir, bize göre yanlış da öğrenmiş olabilir. - Sen öğrenmiş bir insanı öğrenmiş ya unutturamazsın. - Evet, küçük bir problem. - O yüzden deneyimli insana, eğer sana tam uygun denisi değiştiremezsin ve sana unutturamazsın ama hani ağaç, ağaç, neyilirdiği bir laf var ya üniversiteden yeni mezun olmuş. - Bir sene belki bir yerde bir deneyim kazanmış bir insan da bir sürü şey oturmamış ya onu da. - Senin çalışma prasipine, senin sprint skeculuğuna, senin bir problemi yaklaşma şekline, onu öğretip onu o şekilde çizenebilirsin. - O yüzden biz o insanları tercih ediyoruz. - Bakar kendi mesela bir müemişe bakar. - Çünkü bu çok büyük bir emek değil mi ya? - İşte o yüzden diyor biz, bir sene bir insanı uğraşıyoruz, bir sene bir aydı, o yurtu şey dersen koyuyor. - Şöyle bir durum vardı. Bu arada bir şey diyeceğim. - Getirle ilgili biz sukişeyden bahsedeydikken, biz sukişeyden de bahsedilmiyor. - Sektörde performans pazarlama uzmanı. - Evet. - Biz zaman kalmadı. - Evet. - Ve ajanslar getiştirdikleri zorla getiştirdikleri, bu insanları getir gibi şirketleri kaptırdılar. - Tabii. - Bu şirketler küçülmeye başladıklarında bu insanlara ajansada diğer kalmadı. Çünkü ajanslar yeni insanları getiştirdikleri. - Ve şu anda performans pazarlama uzmanı diye aslında tam olarak da ne iş yaptı da belli oluyor. - Ben de olmaya. - Evet. - Aydı yüz bin lira yönetmek kolay da, aydı 1 milyon lira yönetmek olduğunu bilmediklerinden dolayı böyle bir tuhaf bir ara pozisyon diyebileceğimiz. - Enflasyon var burada da. - Hiç kimse bilmiyor. Şimdi sizin sektör gününüzde de çok fazla bu işi yapmaya çalıştığını iddia eden yapmaya çalışan, bir sürü şirketler var ya. Bu şirketler belki de geçti ama inanılmaz potansiyar gösteren insanlar alıp, bundan bir potansiyeni öldürüyor da olabilir. diye düşünüyorum ve maalesef hani bu şey. Şimdi oyun işe ve Türkiye'de bunların üç sene önce çok dört sene önce, beş sene önce gelse çok iyi potansiyar gösteriyor. Ama şu an herkese yapıyor olduğu için böyle bir şey oldu değil mi? - Ya buna döngüler. Şimdi mesela bundan 10 sene öncesini git yani pk'in daha hiç pk olmadığı dönemlerde. Raketin tırnağı, tatırlıyorsunuz. Gertliği üç beş tane bütün klasik raketin tırnağı, vörtekıllarını kurdu. Üçte çok güzel bir şey yaptı. O da nedir? Bir sürü insanı, yani start up ekosemli olmayan bir sürü akıllı insanın iradesini kırıp start-uplara çekti. Mekanziden bir siciden ne o yatırıyor? Gerçekten beyni çok iyi çalışan ama asla kendilerine kalsa ben gideyim girişimci olayım. Operasyonlar bir iş yapayım, deneyecek insanları. İkna etti ve onları start-up dünyasına soğuttu. Ve böyle 150-200 kişilik bir Türkiye'de bir prezansı oldu bir noktada. Hatta daha fazla. Ney yüz elli iki yüz kişiye? 560 kişiye. Sen demek ki onu hatırlamıyorsun. Ben bir haber yaptım o dönem. Hatılamıyorum. Tabii dedim ki, "Roketin'ten girdiği pazarlarda genel olarak insanları başka şirketlerden, transfer ederken, 1.2 kat gibi maaşlar önerip, onlara çok güzel yan haklar." Değen bir şikayet. Ancak eğer Türkiye'de aradıklarını bulamazlarsa bütün hepsini siz bırakacak arkasında bile de bak. Bak, bunu iş hatırlamıyorum. O yazı hala şeyde var. Duruyor mu? O da duruyor olabilir. Biz "Ai bu söylediğim, oldu çünkü" direkt. Oldu bu. Ve bu her zaman bu yazıyı yazdıktan sonra altında bana çok hakaretler edildi. Çok kötü çalışanlar tarafından. Biz Türkçü'de ismini saklamadın. Tabii biz Türkçü'de ismini saklamadı. Dedi "Erkisen bilmiyorsa, "Roketin'i anılmaz bir şirketi, "Drokrit'te bize çok el üstüne tutuyorlar, bizi öbür taraftı, güdüyorlardı, örükat gibi" dik bilinmemle sonra altı ay sorusu. Tabii tabii. Bir gün dedim, herkes siz işsiniz ve ben şunu hatırlıyorum. Biz Pik olarak o sırada o en le seçilmiş. Hepsi birbirinden kıymetli, kaç yüz insan varsa hepsi benim elimin parmaklarının altında. Ve hepsini intiri yuadı. İşte sen deyince yani iyi nene isini seçimildiğin bir dünyada oldun ve o insanlar Pik'in kaderini değiştiren bizim geçmişimizde. Bizi çok yardımcı olan bizde uyuluyor yani işte 20-30 kişi varsa belki 10 tanesi o rakıttan çıktı. O zaman bu videonun başta çıktı. "Roketin teyretim çıp ki hepsinden çıkması Pik'e yaradı." Vallahi yaramıştı. Ve bence bizinlikle bir sürü insana da yaradı. Şimdi o yüzden neden onu anlattım. Hani getir, trendi ol hepsi burada bir sürü insanı içeri çektiler. İyisiyle kötüsüyle başarısızlıktan da çok fazla şey öğreniyorsun ya. Bence ne olmaması gerektiğine veya hızlı ilerlemeni ne demek olduğunu o insanlar biliyor. Şimdi hızlı ve disiplinli ilerlemeni ne demek olduğunu öğrenmeleri gerekecek belki ama daha hızlı ilerlemeni ne demek olmadığını bilmeyen bir sürü insan var ya. Bence onların bir potansiyar ve avantajı var. Şimdi ne oluyordu? Getir, trendi mesela bir istakçıya geçir, iki yüz kişi bu gün işten çıktı. Habiri de piyasalara düşmeden ben biliyordum ki burada bir istakçıya. Çünkü bana o gün mesela bir gün bir pozisyonuma kırk tane getirip açıyoruz. Anlıyorduk içeride. Evet, bir hareket oluyor. Kesin, bir hareket oluyor diye. Şimdi dediğim gibi oyun o kadar farklı bir sektör ki ben bir sürü departmanıma eti cerden insan alamam. Ama birkaç tanesine de alabilirim. Groh departmanı dediğimiz, satış pazarlama, marketing art dediğimiz o VFX, aftrefekti işlerini yapan arkadaşlar. Dahtan ay ister, data scientists, data engineers, ne hepsini alabilirim yetici. Şimdi Amerika'da, gördüğüm kadarıyla artık game devoluprular kadar maaş alan bir putçe var bu da. Groz put tarafında bir büyük bir yer. O artık rendisler en fazla oyun için konuşayım ve bizim şirketimiz için konuşayım. Möndisler en yüceğimizdir en yüksek parayı onlar alırlar dünyası bitti. Eğer departmanın en babası, bu arada şuna çok inanıyorum. Superstar, a+ player dediğimiz, TNX engineer diye bir laf vardır. TNX engineer, 10 tanesine bedel bir tane Möndis hatta bunun komik böyle giflerini falan yaparlar. Çok sevdiğimiz bir komüniktir var bizim de TNX designer dedi. Onu diyecektim. TNX designer de o kadar kıymetli. TNX datacı da o kadar kıymetli. TNX game de prodakçı da o kadar kıymetli. O yüzden o yani senin gidişatını değiştirebilecek insanlar. Yetkinliklerinin adına ne olduğu hiç önemli olmadan zaten tapavda şey alıyorlar yani. Şimdi son kavur etmek istediğim konuyu geleceğim. -Abi o anda ne ilinçeyeceğiz? Bir Türkçe konuşamıyoruz diye. -Yok, yok. Ben zaten konuşamıyorum da. -Yok bir şey diyeceğim. Sen bugün bayağıydın. -Ben kendimi dikkat etmeye çalışıyorum da. -İnsanlar eksisyüz üktüklüğü bir ilk şey seninle ilcişeye alıyorum. -Ben okumuyorum söylemese. -Ben okumuyorum. Sen de mencek. -Ben okumuyorum. Sen de mencek. -Ama çok övende var. -Buydu muazzam gelecek. -Yok okumuyorum. -Nasıl bir kadın. -İsini dokun. -Aşı kullanır. Falanda yazan da var yani öyle söyleyeyim. Şimdi aslında bir şey diyeceğim. -Kit hane konular. -Ama birincisi şey. Kadınlar. -Evet. -Bizim sektörümüzde, bizim sektörümüzün kadınları çekemediği gibi bir durum mu var? -Yoksa bizim sektör kadınları çekiyor ama kadınlar bir şekilde sektörlüğün içinden başını çıkar. -Tamamıyor mu? Bir şekilde biz, bir şekilde bu sektör, patriarch bir sektör ve kadınları baskılıyor mu artık. -Yokum, yapıyoruz. Ötüyüm içinde. -İşinde bu konularla ilgili eminim düşüncelerim var. -Var evet. -Tulki de. -Tul organize düşüceler onu. -Demet, suzan mutluğu olsun, örünah, onur olsun. -Şey, birkaç tanesiniz. -Eskiz. -Hem eksi yapalım. -Sektörl, degilini olan, hem kendini ifade edebilen hem sosyal işkili gibi güçten net ve ökü güçlü. -Ustakit sosyal selma etse de güçlü birkaç tanesi. -Bir dakika bir adım geri atalım. -Neden kadın olduğumu, hem başarılı hem kendini ifade eden hem sosyal anlamda. -Erkek de içinde söylüyor. -Sen nefes çok ulan hangi birilerini söylersin? -Tamam. -Nevzak çok seviyoruz seni. Ailemesele de. -Yani neden bir erkeği tarif ederken hem çok başarılı olsun. -Hem kendini çok ifade etsin, hem çok üz güvenli olsun. -Hem sempatik olsun, hem sevinsin. -Yani bir erkeği tarif ederken bunu tarif ediyor musunuz? -Bakaralı olsun. -Ben yapıyorum. -Ben yapıyorum ama şu nenle söylemiş aslında. -Bu arada toplumsal zinsiyet konusunda bile ağzımı çok düzeltmeye çalışalım. -Ben genese müslüne geliyorum. -Yanlış anlılama. -Çünkü aynı sempat ile bunu yapıyorsan, bu bilinç altında oturmuş bir şey var. -Yani klasik yani şimdi. -Hayır diyemiyorum, evet diyemem ama hayır da diyemiyorum. -Bak ben sana bir örnek veririm. -Bir tane bir yerde bir payaldeydim. -Böyle bir dostum, beni bir ikayla alakalı bir şey davet etti. -Orda bir tane Amazon'dan bir yönetici kadıncaz. -Yüksek böyle, VP, SVP, Vata böyle. -Yüksek bir seviye. -Yöyle kadının işte yaptığı şeylerden bahsedilmedi de. -Kadının bak şu an hatırlayamıyorum ama. -Beyi bir tane çocuğu varmış, bakıcısı yokmuş. -Beyi bir tane çocuğuna bakıcı olmadan da nasıl bir ottan saptan bir muhabbet döndü. -Abi alsabım bozuldu. -Tamam yani hakikaten bir kadından beklediğimiz şey çok fazla. -Ve bu ya böyle çok içimizde fark etmeden bir beklenti. -Şimdi neden sen karşında senin hakikaten korktuğun çekindiğin. -Böyle elinde viskisi elinde porosu oturan. -Böyle eski model generation one founderlar var ya erkek. -Tamam mı? -Aca ip karizmatik ya. -Bi konuşuyor herkes onu dinliyor. -Ama bir şey diyeceğim. -Nevde Tayden dışında aklıma bir tane daha isim geliyor. -Benim. -Nevde Tayden son derece karizmatik ama öbürü hiç karizmatik. -Biz sen çok özellikle. -Oa hatta bir şey diyeceğim. -Gazasar Haymaçlarında burada görüyorum onu. -Gözüm içeri. -Aynen. -Hakikaten bilmiyorum. -Bak sadece start-up da değil. -İş dünyasından bahsettiğin zaman da böyle bir böyle eski kresik tür filminden deri koltuk. -Evet. -Oraya oturan bir adam var. -Sen bu kadar öz güvenle büyük konuşan ses yüksek çıkan bir kadınla maata ponsan. -Ya o kadın linç olur yani sokağa çıkamaz. -Hani o bahsettiğin insanların seveni kadar sevmeyeni de var. -Sen bunu bir kadını oturt bir figürü. -Demmeyen kalmaz. -Zaten dokuz köyden kovulur. -Bugün görmüşsün dükver ki. -Serana sarıkaya dün küçük bir açıklamaya kıyor. -Ya zaten geranamıyorsun yani. -Küçük bir açıklamaya yapıyor. -Yaranamıyor. -Bugün çok büyük bir açıklamaya. -Yani geranamıyor. -Şimdi çok ciddi taksizan bir konu. -Kadın şöyle bazı kadınlar da kadına düşman gibi davranıyor çünkü toplum öyle söylüyor. -Bazı erkekler aslında kötü niyeti değil ama bir anda linç malzemesi olan. -Ya bu arada kadın, kadını geçtim. -Şimdi çok başa olan insanların biraz public aydan kaçmasını sevdi. -Bu çünkü ne desem yaranamıyorsun ya? -Bizim sektörde sorma geliyor. -Bizim sektörde acaba biz kadınınları ötüyorlar. -Buz sektör kadınınları ötüyorlar. -Ama bu sadece Türkiye'ye has bir şey değil. -Dünyada da var zaten. -Dünyada da teknoloji deki kadın reprezentoslüğünü zaten çok düşük. -Hakikaten sadece teknoloji de değil bu entreteyiminde de böyle bir sürü farkı sektörde, -finan sektöründe de böyle, wallset'e gitsen de böyle yani bir çok büyük endüstri de kadını reprezentasyonu. -Özelde liderlik pozisyonları reprezentoslüğünü çok düşük. -Benim kesinlikle elimde datam yok. -Bunu birkaç kere farklı yerlerde de söyledim ama anek todal olarak şöyle bir hissiyatım var ki. -Çünkü benim bir yatırınca şapkamda çok aktif olarak yaptığım bir dönem vardı. -Benim bir kadını teknoloji şirketinde sea level pozisyonunda görebilmem için, özellikle sea level pozisyonunda görmem için. -O kadınla şirketi kurmuş olması lazım. -Yoksa hiç kimse onu bir şekilde yükseltmiyor. -Bir düşün. -Düşünüyor muyum? -Çok az. -Burada giriyor bu kadınlar. -Neden? Çünkü şirketler o kadar bir şey. -Diversification. -Evet, müstemeyimle bahsede gibi diversification'la kadın olsun. -Adavun falan diye alıyorlar. -Peki kadını ve proyza sasyonunu aktarılmak için hem sektörü, hem de kendini. -Ekipilerin önemli parçası gören kadınlara. -Evet. -Kendil değil mi? Ne kadar. -Bi makinanın önemli noktasında önemli bir şeyleri, yerilinden oynatan kadınlara. -Evet. -Ne söyledin? -Ya şöyle, bence şunu kabul etmek lazım. -Ya bir yerde belki kadın gelmişim. -Ben. -24 yaşında bu işe ilk giriştiğimiz zaman bana bu sorular geldiğinde gerçekten çok farkında değil mi? -Ve silirleniyorum. -Ya sorumun bana gelmesinden neslinirleniyorum. -Çünkü şu. -Ya bana geliyordu işte. -İngilizce atla zid feel like. -How does it feel like to be a female sea so? -Ben diyorum ki düğe asla tuha mı yani? -Sen bana işte bir kadın kurucu olma nasıl hissi diyor gibi bir soru soruyorsun. -Sen bir adam kuruculara soruyor musun ya? -Bunu nasıl alak bir soru diyorlıyorduk ya. -Ya başka şeylerden bahsedelim. -Nasıl gidiyoruz ne yapıyoruz stratejine vesaire? -Sorumana çok saçma geliyor değil mi? -Yani sorunun saçma olmadığını yaşayarak gördüm ben aslında. -Senada yapılıldı mı seni ötmeyi çalıştın değil mi? -Yok ya ötmeyi çalışmışlardır belki de benim söyleyeceğim şey şöyle bence. -Çalışabilirler. -Erke ya adama da çalışabilirler. -Kadınada çalışabilirler. -Meyveler araşı taşlanabilir de size aşağı çekmek isteyen doldur. -Tvd arkanızdan saydılar and doldur o dolar bu doldur. -Zaten bir şey başarmak kolay değil. -Yani biraz o deriye sen dedi ya benim derim sert değiştirdik diye. -Yani sert bir deriyle ve sana iyi gelmeyen ilişkileri ve insanları geri de bırakmaya öğrenerek gideceksin. -Bu yol yalnız bir yol. -Ben onu derdim yani. -Kadınken de sana bazı zorluklar olacak. -Kadın olduğun için de olabilir ama adanlara da başka zorluklar var. -Farketmez yani zorluklarla mücadele edecek. -Şunu hazır ol derdim yani. -Alki aynı pozisyonlu olan bir adamdan belki daha fazla çalışman gerekecek. -Aynı alkış alabilmek veya aynı sonu ulaşabilmek için. -Ama çalış o zaman. -O zaman son konu. -Ben şöyle başarılı bir girişim için çocukluktan çok merak ediyorum. -Çocuklu. -Geriden dikkat bir daha söyleyecek. -Bana çocukluğunda ona zaten. -Çocukluğunu çok merak ediyorum. -Kısaca anlatacak olsun çocukluğunun ilgilen aklına kendinle ilgilen yaptığını değerlendirmenelere da annenin babanın ailenin silin ilgilen yaptığı değerlendirmenelere noktasında. -Gilişimci, girişken asölt bir ruhun var mıydı? -Kendini ifade edebilen bugün kük kadar güçlü bir karakter müdür. -İyi ben hep gevezeydim ya. -Çocukken de videolarım var böyle. -İsmail. -Gevizeli çok en bak. -Bu mevz, geveze kelimi söylemese. -Eğer bir insan iyi konuşuyorsa ve başkanım şey övetiyorsa geveze değildik. -Eğer bir insan boş konuşuyorsa ve şey hani geveliyorsa o gevezedik. -Ben de sen, iyi misiniz hani. -O yüzden şey keliminin anlamında ama şey. -Eminim konuşurum ben de çocukken beni açıyorlar. -Şöyle açıyorlar. -Herkes de konuşuyordun ama eğer birisi beni açarsa birisi. -Açılır. -Aki siper. -Aki siper. -Evizeli biraz. -Oka açısında. -Ali o. -Çok güzel. -Allah başlayın. -Çok sağ ol. -Şöyle ya ben biraz yaşaldıkça farklı insanlarla, farklı derinlikle ilişkiler, -kurupların ailesiyle ve geçmişi ekle bazı şeyler öğrenince. -Hani ne kadar şanslı bir insan evlade olduğumu anladım. -Yani ki katem böyle çok normal orta seviyemizin, klasvi femlayıdan geliyorum aslında. -Ama ki katem çok sevgi dolu ve çok destekçiyen ben hayatımda hiç bir zaman büyürken ben bir şey herhangi bir şey yapamam. -Büyüküncesi ben de hiç olmadı. -Anne baban ne iş yapıyor? -Benim annemi. -Ev Hanım iyiydi. -Baba muhasebiciydi. -Sonra kendisi yani hayatını ilerleyen bir safasında bayağı geç bir yaşında girişimci oldu ama tamamen farklı bir sektör. -Plasik, boru bilmem ne girişimci. -Ama sen Robert Karejdoğuku'nun bu üstü falan mı okudun? -Evet, bu arada bizim ailemiz hakikaten eğitime çok önemli her yerde. -Ve biz yani çok sıkı çalışarak hem adım hem ben Robert'e girdik. -Ve biz aslında Ermen'e asılıyız. -Bunun bir süre insan bilir beni tanıyan. -Biz Robert'de. -Ben işin Ermen'i olduğunu biliyordum. -Bende Ermen'i. -Biz büyükken Robert'de çok öncesi yani. -Genelasyonlar öncesinden Robert'den mezun olmuş bir Ermen'in'in sonra hayatında çok ileri gidip Robert'e giren benden sonraki Ermen'i nerede, burası okusunda oluşturdu bir burası programı vardı. -Ama başarılı olduğunuz için girdiniz bu bir yer mi? -Tabii Robert'e biz. -Biz ya Sınava girdik, kazandık. -Sona zaten o kadar az Ermen'i giriyor ki, o burası senelerce toplamış, toplamış, toplamış. -Evet. -Sonuçta abim girdi, ben girdim. -Cek pot oldu, size ceek pot oldu. -Cek pot gibi bir şey oldu. -Sonuçta Amerika'yı. -Peki Sora Amerika'ya nasıl gitti? -Amerika da Arvita da burası okudum ben. -Ama Arvita da burası. -Evet. -İnşallah Robert'e ve Harvı'da gördükleri zaman zaten bu insanlar paranı çığından geliyor diyor. -Yoo, yoo. -Bardak hiç bir zaman böyle sıfırdı, çok açtığım, hiç öyle şey olmadı. -Di mi? -Tam ne dilinkan aslında. -Hadi çok eksikini istedin ama çok büyük bolluk bereket içerisinde güzüyorum. -Aa işte. -Yani. -Hadi Londra'da öyle bir şey yoktu. -Yani çok normal. -Yani senin karillerini etki eden. -Tabii, tabii. Yani şöyle, bence Harvırd'ın kafa açıyor. Yani öğrendiğim işte matardık digriyisi, ekonomide digriyisiinden ziyade. Bir kere sana o Harvırd'ı yani koydum mu? Zaten geçmişine çok pozitif inanılmaz bir stiyin yani. Yani zaten kurumsal bir işe gireceksen. -Evet. -Yani zaten görüşmeyi on sıfır önünde başlıyorsun. Çünkü hayatında bir insanın özellikle Türkiye'ye geri geldiğinde. ve hangi iltere ben çalıştım. Gittiğinde zaten Harvı'tla çok görmüş olmuyor zaten oposyon için. Onu çok büyük bir postif sinyali var. Ben bir de güzel bir otor anlayı da meyazunu olduğum için. işte İngiltere çalışmaya başladığım sonra Türkiye'ye geldim. Besale, Besale. -Ailen aslında eğitime önemli bir insanlığı olduğu için. -Çok önemli. -Sizi ittirdim. -Tabii, tabii. -Ve görünen hareketi sizin de içiniz de var. Ve siz Burç durabiltirdiğiniz sonra sen Burç dur Harvı'da gittin ve. Harvıktan çıktıktan sonra kendine bir kariller yapma yolunda çalışmaya başlıyor. -Ben girişimci olurum diye bir düşünüyorum. -Ve anladığım kadarıyla sen hani şey böyle ailesinde çok bağlı. Mutlaka ögestindir de hani şey. Hani dur İngiltere çalışmayayım da Türkiye'de. -Anne bir babam yanında olayım. Öyle bir şeyin de yoktu anladığım. -Yani çok şükür böyle bize. -Evet, sıkılasa. -Biz de çok muhtaç oldukları bir dönem. -Şeyi. -Öyle bir gerçeklik de olabilir yani. Onu yapmak zorunda olan insanlara hiçbir şey diyemem açıkçası. -Bazen o gerekir yani. -Gerekse ben de dönerdim bu arada. -Hani o bağladığım var. -Ama ben ikinci çocuğum benim bey şaşbıcık. -Abi mi var? -Hatta spakta olduğu kovandırlarımızdan. -Nah canım. -Lemi. -Remi. -Bence ikinci çocuklar çok enteresam bu arada. -Hani benim tek çocuğum var. -Sırs o yüzden ikinci çocuğum ama siz derdim çünkü. -Birinci çocukla bence anne baba o kadar böyle hiçbir şey bilmeden. -Fokus oluyor ve iyi bir şey yapacağım. -Hadi ne bileyim ki? -Bak diyor ki. -İkinci değil. -Beni patladın mı? -Hayır. Sıkılıyorlar ya. -Senle uğraşamıyorlar ki. -Benle kimsiniz uğraşmaz? -Ben şimdi şimdi kendim görürdüm. -Şöyle söyleyeyim ben Amerika'ya giderken. -Harvarda böyle benim dört sene boyunca harbettaki bütün arkadaşlarıma. -Amerikalı ve Amerika dışından annesi babası okula yerleştirmeye geldim. -Sen yalnız gitti. -Ben benim annem babam okula meyizmemeye ihtimle geldi bir tek. -Vay canım. -Öncesine ben hiç gelin demedim ya. -Buyurun bir şey diyeceğim ben de ikinci çocuğum. -Aynen meyizmemi ben de bayağı şey için. -Ben de bayağı da alıyorum. -Hayır şöyle yani kendin başını çaresi bakmak zorundasın. -Evet evet ben de bayağı tamam boyunca öyle dedim. -Super. -Ben bu sohbeti doyamadım. -Şöyle birbirimize biraz da benziyormuşuz. -Çok hoşuma gitti bu ama aynı zamanda çok etkilendim. -Ve çok fazla şöyle Türkiye'de çok fazla senin gibi insanın olmasını çok isterdim. -Kalmalarını isterdim çok gitti der. -Senin gibi insanlar çok gitti. -Gelicekler her pencilim swings bot ve izlerler ya. -O pen dönüm buraya da gidiyor. -Gelicek buraya da gelecek. -O zaman şey yani. -Senin mutlu sunu mutlu anladın. -Tabii ki yani bin oktada bizim pk zamanında Finlandi'ye giden 3-4 sene kalıp -Berbat bir yerde olsa yuva burası diyip geri gelen de çok oldu. -Yani geri gelince zaten bahsiyeler düzelicek. -Bumarım. -Bumarım ama gerçekten çok etkilendim. -Emde iyi ki tanıştık yani. -14 yıldır 13 yıldır. -Hayra. -Bir yer ben tanıyormuşuz. -Çok teşekkür ederim. -Daha itimi kabul ettiğinizi çok sağolsun. -Ben çok teşekkür ederim. -Gelicek.

Podcast Summary

Key Points:

  1. Konuşmacılar, Türkiye'deki oyun sektörünün büyümesi, yetenek gelişimi ve sektördeki yoğun rekabet ortamı hakkında görüş alışverişinde bulunuyor.
  2. PİK'in (Peak) kuruluş hikayesi, büyüme süreci ve sektöre yönelik eğitim inisiyatifleri (PİK Akademi) anlatılıyor.
  3. Başarılı bir mobil oyun yapmanın artık sadece iyi bir ürünle değil, güçlü pazarlama, finansman ve çok disiplinli ekiplerle mümkün olduğu vurgulanıyor.
  4. Sektördeki "kopyalama" eğilimi ve orijinal fikirlere ulaşmanın zorluğu tartışılıyor; ancak Toy Blast gibi başarılı örneklerin tekrar edilebileceği savunuluyor.
  5. Oyun şirketlerinin asıl rekabetinin, kullanıcıların boş zamanını paylaşan tüm dijital uygulamalar (sosyal medya, video platformları vb.) olduğu ifade ediliyor.

Summary:

Konuşma, Türkiye'deki dijital oyun sektörünün dinamiklerini ele alıyor. PİK'in (Peak) nasıl kurulduğu, ofis genişleme süreçleri ve sektöre nitelikli insan yetiştirmek amacıyla başlattığı eğitim programları (PİK Akademi) anlatılıyor. Sektörde ciddi bir şirket enflasyonu yaşandığı ve birçok yeni girişimin benzer fikirlerle ortaya çıktığı belirtiliyor.

Başarının, artık yalnızca iyi bir oyun tasarımına değil; aynı zamanda güçlü bir pazarlama stratejisine, yeterli finansmana ve sanat, mühendislik gibi farklı disiplinlerden oluşan uyumlu bir ekibe bağlı olduğu vurgulanıyor. Konuşmacı, rekabetin sadece diğer oyun şirketleriyle değil, kullanıcı zamanını talep eden Netflix, Instagram gibi tüm uygulamalarla olduğunun altını çiziyor. Tartışmada, Toy Blast gibi ikonik bir başarının tekrarlanıp tekrarlanamayacağı sorgulanıyor; bir görüş bunun mümkün olduğunu ve inovasyonun sürekli deneme-yanılma ile geldiğini savunurken, diğeri bunun zorluğuna işaret ediyor.

Sonuç olarak, sektörün olgunlaştığı, küresel rekabetin arttığı ve sürdürülebilir başarı için kapsamlı bir yaklaşımın gerekli olduğu ortaya konuyor.

FAQs

PIK Akademi, oyun sektöründe eğitim eksikliğini gidermek için kuruldu. Başlangıçta şirket içi eğitimlerle başlayıp, daha sonra seçkin katılımcılarla ekosisteme açılarak sertifika programları ve üniversite işbirlikleriyle büyütüldü.

Oyun sektörü multidisipliner bir alan olduğu için mühendislik, sanat, tasarım ve pazarlama gibi farklı yetkinliklerin dengeli gelişmesi gerekiyor. Türkiye'de bu alanlarda yetenek yetişiyor ancak başarı için tüm ayakların güçlü olması şart.

PIK'ten çıkan birçok girişimci, kendi oyun şirketlerini kurarak sektörde bir etki yarattı. Bu, PIK'in bir katalizör gibi hareket ederek ekosistemi canlandırması ve yeni şirketlerin oluşumuna öncülük etmesi olarak görülüyor.

Rekabet sadece diğer oyun şirketleriyle değil, kullanıcının telefonunda zaman geçirdiği tüm uygulamalarla (Netflix, Instagram vb.) mücadele etmeyi gerektiriyor. Küresel ölçekte yoğun bir rekabet ortamı bulunuyor.

Günümüzde sadece iyi bir oyun yapmak yetmez; güçlü bir satış-pazarlama stratejisi, sağlam finansman ve ürünün sürekli optimize edilmesi gerekiyor. Bu faktörlerin bir arada olması başarı şansını artırır.

Sektörde başarılı oyunları kopyalama eğilimi olsa da, App Store gibi platformların kuralları bunu zorlaştırıyor. Ayrıca, gerçek rekabet sadece oyunlar arasında değil, kullanıcı dikkatini çeken tüm uygulamalarla yaşanıyor.

Chat with AI

Loading...

Pro features

Go deeper with this episode

Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.