Go back

#15 Neden Olmadık İnsanlara Aşık Oluruz?

14m 26s

#15 Neden Olmadık İnsanlara Aşık Oluruz?

Konuşmacı, neden sıklıkla bizi mutlu etmeyecek, hatta bize zarar verebilecek insanlara çekildiğimizi inceliyor. Temel sebep, çocuklukta aile içinde deneyimlediğimiz ve bize tanıdık gelen sevgi/bağlanma dinamiklerini bilinçsizce aramamızdır. Örneğin, öfkeli bir ebeveynle büyüyen biri, benzer özelliklere sahip partnerlere yönelebilir. İlişkilerin başındaki güçlü "kimya" hissi çoğunlukla bu tanıdık, bazen travmatik dinamiklerden kaynaklanır ve yanıltıcı olabilir. Siren Kayalıkları benzetmesinde olduğu gibi, bu ilk çekim bizi yıkıma sürükleyebilir. Sağlıklı bir ilişki için, önce kendi travmalarımızın farkına varmalı, partnerimizi acele etmeden ve arkadaşlık temelinde tanımalıyız. Mutluluğun en önemli belirleyicisi kaliteli ilişkilerdir. İyileşmek için terapi, öz gözlem ve içsel çalışma gereklidir; çünkü anlamadığımız şeyleri tekrar ederiz. Sonuç olarak, sağlıklı ilişkiler tesadüf değil, bilinçli emek ve öz farkındalık ürünüdür.

Transcription

1961 Words, 14363 Characters

Turkish
Nümerse deyken bir kız arkadaşım vardı. Hep aynı tip çocuklardan hoşlanıyordu. Kul görünen, hafif de, oppresif uzun boylu. Partilerde boy gösteren ama sessiz takımı ve tercih eden tiplardan. Ne yapayım? Bedboy seviyorum dediğine alınım sergibiyim. Bu çocuklardan hep diliyandı. Ve her seferinde bu çocuk da ne buldum anlamıyorum dedi. Pekçoğumuzun takık kolduğu bir tip vardır. Ve hep bu tip insanlardan hoşlanırız. Bütün alamayız dersimizi ve hep dilimiz yanar. Neden bizi mutlu edecek insanlardan hoşlanamıyoruz? Ve neden hep olmadık insanlar bizi heyecanlandırıyor. Rasûlullah çıklamalarla değerlendireceğiz. Hazırsanız başlayalım. Herkese merhabalar. Ben Özge. "Sizi ne mutlu eder? Hiç düşündünüz mü bilmiyorum." "Ama ben sizi beni ve diğer insanların ne mutlu eder?" Sürekler açtırıyorum. Hoş geldiniz. Mutluluğun Rasiyonel düşünce ile kesiştiği yerlesiniz. Focayı bilir misiniz? İzmir'in foçaylı çesi, rümevleriyle ünlü, sessiz sakin bir sahil kasabası. Sokaklar ne meklemcalar ve teyzeler, modern rüyan hızına tam bir tezat teşkil edecek şekilde yavaş yavaş yürür. Sabah denize girer, akşamları iskele de arkadaşlarıyla oturur ve rakı içeriler. Eğer foça da bir teknoturu yaparsanız, sizi mutlaka siren kayalıklarına götürürler. Efsaneye göre, sirenler bedenlerinin üstü insan, altı balık gibi olan kanatlı canlılarmış. Deniz kızlarına benzeyen sirenler çok güzellermiş ama güzelliklerinin yanında büyürüz esleri varmış. Kayalıklar da yaşayan sirenlerin seslerini duyan denizciler dayanamaz, gemiyi onlara doğru sürerlermiş. Sonsuz da tek onları dinlemek ister ve sağlıklı düşünemez olurlarmış. Bu yüzden de oradan geçen gemilerin tamamı, kayalıklara terpar ve denizciler ölürlermiş. O yüzden bu kayalıklarını olduğu yere siren kayalıkları ismi verilmiş. Yanlış insanları aşık olmak da siren kayalıkların hikayesi gibi. Başta gördüklerini ve dinlediklerinin büyüsüne kapılıp birine çekiliyorsun. Hep onunla olmak ve hiç ayrılmamak istiyorsun. Ama içine çekildiğinde seni kayalıklara çarpacak bir fırtın olduğunu keşfediyorsun. O kişiyeyle bir geleceğin olamayacağını ve bazen bunu keşfettiğinde çok geç oluyor. Sağlıklı iskiler yesemako kadar önemli ki mutluluk resmini baktığımız zaman bilimsel olarak bizi en çok mutlu eden bir numaralı faktör ilişkilerimiz. Size de orduyuncu bölümde dünyanın en uzun süreler erstrümelerinden birini anlatmıştım. 80 sene yaşkın bir süre boyunca 724 kişinin üzerinde mutluluk ve sağlıklarını gözlem ünemek üzere araştırma yapıyorlar. Ve bu harbörde araştırması son cümdün de şunu keşfediyorlar. İlişkilerinden en çok mutlu olan insanlar, en sağlıklı olanlar ve en uzun yaşayanlar oluyor. Ve tatneci ilişkilerre sahip olanların, yalnız olanlara ya da ilişkilerine menun olmayanlara göre çok daha mutlu oldukları ortaya çıkıyor. Eğer henüz dinamadiseniz dördüncü bölümde bu konuyu daha detaylar dinleyebilirsiniz. Biz insanlar daha doğal döngünün bir parçası yazdığı da ki diğer hayvanlar gibi kendimize uygun bir partner bulmak, eşleşmek ve üremek istiyoruz. Bunlar kendimize kodlanmış içgüdüler. Tek sor şu, bizi mutlu edecek ve bize uygun eşleri nasıl seçebiliriz. Bu soru yı cevaplamak için önce neden olmadık insanları çekildiğimiz sorusun cevaplamamız gerekiyor. Neden olmadık insanları çekildiğimiz konusunun arkasında çok fark nedenler olabilir. Bunlar çok kişisel komlar. Ama ben araştırdıklarım ve gözlemlediklerim işin de en sık karşı açtıklarımı paylaşacağım sizinle. Birincisi şu, hani bazı insanlar için şey deriz. Aleyna aynı babası gibi birini buldu. Mehmet aynı annesi gibi bir kadınla evlendi. Biz insanlar psikolojik olarak çocukluğumuzu, rorn model aldığımız insanlara daha çok çekiliyoruz. Eğer anne babam büyüttü seslerini onlar, eğer büyük annen, büyük olan büyüttü ise onlar bunun nedeni, küçükken aile ortamda yaşadığımız dinamikleri, sevgi ve bağlanma konseptleriyle lişklandırıyor olmamız. Ve birer yetişkin olduğumuzda da zihnimizde kodlanan bu sevgi ve bağlanma dinamiklerini arıyoruz. Hiç sağlıkı dinamikler olmasa bile. Size bir örnek vereyim. Diyelim ki çok sinirli bir babayla büyüdüm. Çok çabuk her şeye sinirlenen ve bağıran bir idi. Ondan korktuğun içinde her dediğini hiç itiraz etmeden yaptım. Dügularını saklamaya başladın ailenden bu senin gibi küçük bir çocuk için şu demek aile ortamında korku olur, sevgi korkmakla ve sözü şiddetle ilişkilidir, duygularım saklarsam ve boyun eğersem sevgi benim için güvenli bir alan olabilir. Yıllarca zinine bunlar kodlanır ve sen bir yetişkin olduğunda duygularını ifade etmeyen, soğuk ve sinirli tiblerden hoşlanırken bulursun kendini. Çünkü senin için sevgi ve bağlanma konseptleri bunlarla ilişkilenmiştir. Ve sen de duygularını saklayarak ve boyuna yerek parklerine bağlanırsın. Hiç farkında bile olmadan. Bunlar çok derin konular, keşke hiçbirimizin böyle deneyimleri olmasa, keşke hepimiz çok bilinçli eve vendinar tarafına yetiştirilebilsen. Ama bir önceki bölümde bahsettiğim gibi travmasız insan yok, daha az travmaları olanlar var. Unutmayın anne babalarımız da kendi travmalarından oturup şekilde davrandı. Bu zinciri kırmak, bizim elimizde ve bu zinciri kırmak için yapabileceğimiz geçmişi düşünüp, biz de nelerin travmayı ratmış olabileceğini fark etmek. Ve mesela size bir kaya da anlatayım, gözleri gülengakçaya benimle bu hikaye paylaştığı için teşekkür ediyorum bu arada. Bir zamanlar köyde yaşayan bir adam varmış. Bu adam çok mutsuzmuş, depresyona girdiğini düşünmüş ve doktora gitmiş. Doktor'a şöyle demiş. Doktor çok mutsuzum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Doktor şöyle demiş. Sizin köyde bir palya çovar herkese güldürüyor, kim onu yanına gitse çok mutlu ayrılıyor. Onunla vakit geçirirsen belki iyi gelir. Adam cevap vermiş. Doktor o palya çöbenim. Düşünün. Depresyona eğilimle eve vendinar ile büyüyen bir için onları neselendirmek ve evin palya çoğusu olmak bir alışkanlık haline gelebilir. Sevgi göstermek ve ilişki kurmak bu insan için kendi duygularını bastırıp başkalarını eğlendirmek ve güldürmek haline alır. Yetişkin o olduğumda bu kişi duygularıyla hiç yüzleşmez. Komiktir eğlencelidir insanları güldürür. Üzgün ve depresif insanlara çekilir ve ilişki de hep komiklikler yapan karşısındaki güldürmeye çalışan rolün üstlenir. Ama kendi duygusal ihtiyaçları hiç karşılanmaz. Yani köydeki palya çoğaline gelir. İşte bu yüzden hep onmadık insanlara çekiliyoruz. Bu yüzden bizi mutlay edecek insanlara değil, aile ortamında yaşadığımız dinamikleri bize yaşatacak insanlarla olmayı seçiyoruz. Bu konuda eleğinde batın adlayı zarar çok okuyor ve dinliyorum. Bir reportajında şunu anlatmıştı. Bir kişi iki arkadaşını tanıştırır. Karakterlerin birbirine çok uyduğunu ve sevgili olabileceklerini düşünür. Isimleri arz ve hakan olsun mesela. Arz ve hakan görüşürler, vakit geçirirler. Ama arzu, hakanın karakteriniz evse de onunla birlikte olmak istemez ve nedenini anlayamaz. İşte böyle durumlarda arzu şunu söylemeye çalışır aslında içtenici. Hakan bana aşık olmam için hissettirmem gereken travmaları hissettirmedi. Belki de hakanla daha çok vakit geçirse, sevicek arzu. Ama hakan onun aile de deneyimlediği sevgi dinamiklerini yaşatmadı onu ve o travmaları hissettirmedi. Bu yüzden de arzu aralarına bir kimya olduğunu düşünmedi. İliskilerin başında kimya olayına fazla takılık almak bu yüzden yanaltıcı olabiliyor. Kimya daha çok bu kişi ile aramızda oluşan çekim ve elektrikle ilgili. Halbuki bu çekimi mantıklı nedenlerle hissetmiyoruz şu o zaman. Karşı tarafta bize çekici gelen geçmiş deneyimlerimizden gelen travmaları oluyor çoğunlukla. O yüzden kimyağının bir ötesine geçip, Karşı tarafı bütünüyle tanımaya çalışmak ve zaman geçirmek lazım bir ilişkinin itini atlamadan önce. Bu kişilerlerden hoşlanır, neler esniyle nir bana kendimin nasıl hissettirir. Dügülerini paylaşır mı? Bana değer verir mi? Darvanışlarını egosu mu yönetir? Egosu'ndan dolayı bana kendimi aşağıda mı hissettirir? Bu soruların cevabını o kişilerimize hissettiğimiz kimyağ sonucunda bulunamızın imkâni yok. Bu soruların cevabını anlamak için çok hızlı dağmamak lazım bir ilişkinçine. Ve ilk başta hissedilen yoğun duygularını sürüklemesine çok kapılmamak lazım. Yoksa, süren kayanlıklarına çarpıyoruz. Neden ise etrafımdaki insanların ilişki konusunda çok aceleci davrandığını görüyorum. Sanırım hemen bir ilişkime olsun da hayatımda bari on etleşsin. O maddeye tikatmış olayım düşüncesi var biraz. Ya da zaten yirmilerinin sonunda, otuzlarında ya da kırklarındaysan. Aman o gemi kalkıyor birini buldum buldum. Diğip hop dağıtanım adın denizlere açılıyorsun. Halbuki biraz daha zaman versen arkadaşla ve ilişki çok daha iyi tanıyacaksın. Çok daha net göreceksin karşısındaki kimdir? Ve seni mutlu eder mi? Son olarak da güzel insanlar bizim kültürde bir erkek de bir kadının arkadaş olması durumu olmuyor mu halisim. Erkekler ve kadınlar birbirlerini hep potansiyar partnerler ve flörtler olarak bakıyorlar. Biraz yazık birbirimizi keşfet edecek insanlar arkadaşlar olarak göremiyoruz. Karşıcın size olan iletişimimize arkadaş olarak başlayamadığımız için de birbirimizi tanımamız zorlaşıyor. Araya flört oyunları, cilvelesmeler ve mükemmel görmeye çalışma çabaları giriyor. Bence en derin aşk yakın arkadaş olabildiğin biriyle yaşanıyor. Çok iyi arkadaş olabildiğin biriyle ar anda bir kimyağı bir elektrik olursa aşk tadından yanmıyor. Bizde ise en başından beri arkadaşlık hiç gelişmediğinden birbirin tanımayan iki insan kendini sağlıksız bir ilişkinin içinde buluyor genelde. O yüzden yapabiliyorsanız arkadaş olmayın. Karşıcın ise potansiyar bir flörtün ötesinde keşfet edecek bir insan olarak bakmayın. İlkeli içgüdülerim ve cinsel arzuların kuklası olmamak lazım. Bakından çok muzdari bir konuslamdaki kalarca devam ederim ama konumuza geri dönelim. Traummalar bir çocuğun ev ortamında anadilini öğrenmesi gibi. Nasıl ki anne babalarımız ya da bizi büyüten kişiler mutfaktap, konuşurlarken bizimle iletişim kurarken onları izleyip Türkçe hiç fark etmeden ve üzerine çalışmadan öğrendik. İçse aileşçirdik ve Türkçe konuşmak otomatikale geldi. Aynı şekilde aile ortamında sevgi gösterme, duyguları paylaşma ve bağı kurma dilini de öğreniyoruz hiç var. her eveveynlerin hepsi sarılıyorsa, sarılarak bağakırmak senin için normal oluyor. Eğer eveveynlerin sana ya da birbirlerini hiç dokunmuyorsa viyetişkin olduğunda sen de dokunmaktan çekiliyorsun. Yani aşk, sevgiyi, duyguları hepsini önce aile de öğreniyoruz. Ev yetişkin olarak bu aşk dilini tekrar ediyoruz. Travmalarımızı anlamaya çalışmak bu yüzden çok önemli. Elayında Batı şöyle söylüyor. Anlamadığımız bir şey tekrar ederiz. Neden Değinin farkına varmadığımız sürece bize iyi gelmeyen davranışları tekrar etmeye devam edeceğiz. Peki, Travmaları anlamak ve onlardan illeşmek için neler yapabiliriz? Bence, maddi durum elvern herkes bir piskolokla düzenle terapiye gitmeyi düşünmeli. İstisnasız herkes. Eskiden terapiye gitmek sadece ciddi problemleri olan ya da mental sağlığı yerinde olmayan insanların faydalandığı bir şey gibi görünüyordu. Neyse ki artık çoğumuz terapinin sokakta ki insan için olduğunu anlamaya başladık. Bence Travmalar'ın ilişebilmenin en etkili yolu bir uzmanla çalışmak. Ben hayatımın kısa bir döneminde terapiye gittim ve çok memnun kaldım. Bir kere şöyle düşünün artık kimse oturup 1400 gün dinlemiyor. Hadi dinleyen biri buldunuz. Enderin acılarımızı, hislerimizi, tındığımız insanla paylaşmak kolay bir şey değil. Terapes nasında seni tanımayan olayları objektif yaklaşabilen seni pür dikkat dinleyen bir de üstüne özlük söylediklerinden sana dair profesyonel çıkarımlar yapan biriyle beraber. Durumunuz el veriyorsa, terapiyi çok tavsiye ederim, kendini anlamak için en iyi yollardan biricbi geliyor bana. Eflansiyon maalime her terapi ayıracak bir bütçeniz yoksa şunları yapabilirsiniz. Kendi de neyememden bana iyi gelen pratikleri paylaşmaya çalışayım sizinle. Birincisi gözlem, gözlem, gözlem, kendini gözlemlemek. Üzgün ya da sinirli hissettiğimde dönüp kendime şunu soruyorum. Şu an böyle hissetmeye nedenim ne? Ciddi ciddi düşünüyorum bunu ya da yazıyorum. İş arkadaşına kızdığın eşinle tartıştığın ya da başka bir şey oldu. Sen de not ro olmayan bir duygu var. Öfke, hayal kırıklı, üzüntü. Neyse, dur biraz. Ve düşün şu an neden böyle hissediyorum. Yazmak çok yardım ediyor. Eğer yazma alışkanlığınız varsa ya da edinirseniz çok fardısını görebilirsiniz. İkincisi de bu gözlemleri geçmiş deneyimlerle liscillendirmeye çalışmak. Mesela, "A" evet, babam hep mükemmel olmamı beklerdi ve hata yaptığında hep bağırırdı. O yüzden her şeyin ve herkesin mükemmel olmasını bekliyorum. Kendimde mükemmel olmaya çalışıyorum. Ve hiçbir şey mükemmel olan mice için sürekli, hayal kırıklığını uğrayıyorum. Bu da beni üzüyor. gibi bir çıkarma varabilirsin. Üzgünün ve kendini sevememenin kaynağını bulduk bile. Bu noktadan sonra ilesmek için soracak soru şu. Mükemmeliyetiliyiniz kırabilirim. Değerliği setmek için mükemmel olmam gerekmediğini kendime hatırlatabilirim. Hatay yaptığım zaman bunu bir öğrenmeye uculu olarak görüp bakış açımı değiştirebilirim. İnsanlar hata yaptığında daha anlayışlı olmaya çabalayabilirim. Mükemmeliyetçilikle ve hatayet mal elgili videolar izleyebilir, kitaplar okuyabilirim. Nedenleri bildiğimizde çözüm üretmek çok daha kolay aile geliyor. Bu tabii ki hop iki hafta bunları uyguladım hemen iles ettim gibi bir şey değil. Muhtemelen uzun bir süreç olacak. İyilesime adım adım olacak. Bunu şöyle düşün, yeni bir dil öğrenmeye başlıyorsun. Nasıl ki 3 dertten sonra yeni bir dili konuşmaya başlayamazsın? Düzellikle pratik yapmam ve çalışman gerekir. Bu da yeni bir duygu sal dili öğrenmek gibi. Düzellik olarak üzerine eğilmek, gözlem ve makve çalışmak lazım. Bu bir süreç, kendini ve hisslerini gözlemlemeyi bir alışkan karnı getirdiğinde trammaların kaynaklarını fark etmek ve ilesmek daha kolay oluyor. Ve lazlılık insanlar olmadık insanlara aşık olmamızın sebeplerinden biri geçmişten bu yana taşıdığımız trammalar. İleşmek mümkün. Sadece biraz gözlem ve biraz farkındalıkla yaklaşmak gerekiyordurumlara. Umarım bu bölüm sizde farklı kablar açmıştır. Geçenlerde şöyle bir yazı okumuştum. Sağlıklı ilişkiler tesadüf değildir. Kendini tanıyan ve karşındakini tanımaya istekli, ikincinin emek vererek birlikte bir dengi inşaatı mesadır. Peki ya sen güzel insan. Sen kendi trammalarından illeşmek için neler yapacaksın? Ve bir de hakine. Aşkan nasıl yaklaşacaksın? Seni bu sorularla baş başa bırakıyorum. Hoşça kal. [MÜZİK]

Podcast Summary

Key Points:

  1. İnsanlar genellikle çocuklukta aile ortamında öğrenilen, bazen sağlıksız olan sevgi ve bağlanma dinamiklerini yansıtan partnerlere çekilir.
  2. İlişkilerde ilk baştaki "kimya" hissi, çoğunlukla geçmiş travmalar tarafından tetiklenir ve sağlıklı bir ilişkinin göstergesi olmayabilir.
  3. Sağlıklı ve mutlu ilişkiler, kişinin kendi travmalarını anlaması ve iyileştirmesi, partneri acele etmeden tanıması ve arkadaşlık temelinde bir bağ kurmasıyla mümkündür.
  4. Travmaları anlamak ve iyileşmek için terapi, öz gözlem, yazma ve geçmiş deneyimleri bağlantılandırma gibi yöntemler etkilidir.

Summary:

Konuşmacı, neden sıklıkla bizi mutlu etmeyecek, hatta bize zarar verebilecek insanlara çekildiğimizi inceliyor. Temel sebep, çocuklukta aile içinde deneyimlediğimiz ve bize tanıdık gelen sevgi/bağlanma dinamiklerini bilinçsizce aramamızdır. Örneğin, öfkeli bir ebeveynle büyüyen biri, benzer özelliklere sahip partnerlere yönelebilir.

İlişkilerin başındaki güçlü "kimya" hissi çoğunlukla bu tanıdık, bazen travmatik dinamiklerden kaynaklanır ve yanıltıcı olabilir. Siren Kayalıkları benzetmesinde olduğu gibi, bu ilk çekim bizi yıkıma sürükleyebilir. Sağlıklı bir ilişki için, önce kendi travmalarımızın farkına varmalı, partnerimizi acele etmeden ve arkadaşlık temelinde tanımalıyız.

Mutluluğun en önemli belirleyicisi kaliteli ilişkilerdir. İyileşmek için terapi, öz gözlem ve içsel çalışma gereklidir; çünkü anlamadığımız şeyleri tekrar ederiz. Sonuç olarak, sağlıklı ilişkiler tesadüf değil, bilinçli emek ve öz farkındalık ürünüdür.

FAQs

Çocuklukta aile ortamında öğrendiğimiz sevgi ve bağlanma dinamiklerini bilinçsizce tekrar etme eğiliminde olduğumuz için, bizi mutlu edecek kişiler yerine tanıdık gelen ancak sağlıksız dinamikleri yaşatan insanlara çekilebiliriz.

Kimya genellikle geçmiş travmalarımızla bağlantılı bir çekimden kaynaklanır; bu nedenle karşı tarafı gerçekten tanımadan sadece bu hisse kapılmak, sağlıksız ilişkilere yol açabilir.

Terapiye gitmek, kendimizi gözlemlemek, duygularımızın kaynaklarını yazmak ve bu gözlemleri geçmiş deneyimlerle ilişkilendirerek farkındalık geliştirmek etkili yöntemlerdir.

Karşı tarafı acele etmeden tanımak, arkadaşlık temelinde bir bağ kurmak ve ilişkinin başında yoğun duygulara kapılmamak, sağlıklı bir ilişki inşa etmeye yardımcı olur.

Yalnızlık korkusu, 'gemiyi kaçırma' endişesi veya hayatlarında bir istikrar arayışı, insanları ilişkilere hızlı atlamaya itebilir; bu da karşıdaki kişiyi yeterince tanımadan sağlıksız seçimlere yol açabilir.

Çocuklukta ailede öğrendiğimiz sevgi gösterimi, duygu paylaşımı ve bağ kurma biçimleri, yetişkin olduğumuzda bilinçsizce aradığımız ilişki modellerini şekillendirir, hatta sağlıksız olsalar bile.

Chat with AI

Loading...

Pro features

Go deeper with this episode

Unlock creator-grade tools that turn any transcript into show notes and subtitle files.